Rahman Rahim Allahin adi ile...
Alemlerin Rabbi Allaha hamd olsun.
Afiyette ve belada, darlikta ve genislikte.
Salat ve selam, Seyyidül-mürselin Resulullah Efendimize ve tüm aline
Sübhan Allahtan temenni: Selametiniz, afiyetiniz, sebat ve istikametinizdir
Hastalığı Esnasındaki Hutbeleri
Kainatın Efendisi, hastalığı esnasında, birkaç defa Eshabına nasihatlarda bulundu. Ensar ile Muhacirlerin kardeşçe geçinmelerini tavsiye etti ve şöyle buyurdu: *Benim irtihalimi düşünüp telaş ediyormuşsunuz. Hiçbir peygamber ümmeti içinde ebedi kaldı mı ki, ben de kalayım. Ben Hak Tealaya kavuşacağım ve buna hepinizden ziyade layıkım. Ben size şefkatli ve merhametliyim. Sizler yine bana kavuşacaksınız. Buluşacağımız yer Havz-ı Kevser kenarıdır. Her kim orada Benimle buluşmak isterse, elini ve dilini kötülüklerden tutsun.
Ey halk!
***Günah ve masiyet, nimetin değişmesine sebep olur. Eğer halk, yar ve muti olursa, emirler, amirler ve baştakileri de öyle olur. Eğer halk facir olursa, onlar da ona göre olur.*
Rasulü Ekrem, Mescid-i Nebevinin minberine oturarak; *Allahü Teala, bir kulunu dünya ile ahiret arasında serbest bırakmıştır, kul da ahireti seçmiştir.* buyurdu. Bu ifadeleri ile Peygamber Efendimiz kendisini kasdedip irtihallerine işaret buyuruyorlardı.
***Hz.Ebu Bekir, Rasulü Ekremin ne demek istediğini anlamış ve ağlıyarak şöyle demişti: *Annelerimiz, babalarımız sana feda olsun Ya Rasulellah*.
***Peygamber Efendimiz, onun sözlerini keserek halka nasihat etmeğe başladı. Hz.Ebu Bekirden çok memnun olduğunu söyledi. *Sohbetinde ve malında bana emniyetli insan Ebu Bekirdir. Eğer bir dost edinseydim, mutlaka Ebu Bekri edinirdim. Fakat, İslam kardeşi edindim.* buyurdu.
***Mescide açılan bütün kapıları kapattırdı. Yalnız, Ebu Bekrin kapısını kapattırmadı. Daha sonra odasına girdi.
***Bir gün Hz.Ebu Bekir sabah namazını kıldırırken,
Allah Rasulü kendinde bir hafiflik hissederek mescide geldi. Müslümanların namaz manzarası onu çok memnun etti. Onların toplulukları ile kalbi mutmain oldu. Kendinden sonra, Hz.Ebu Bekrinis Sıddık (R.A.) gibi bir kimsenin, Ona haleflik etmesine çok sevinerek tebessüm etti. Eshab ise, Yüce Rasulü görünce sevinçlerinden namazlarını bozacaklardı.
Allah Rasulünü artık iyi oldu zannettiler. Hatta, Hz.Ebu Bekir birazcık geri çekildi. Peygamberimiz, onu sırtından öne doğru iterek sağ yanına oturdu. Eshabıyle namazını eda etti. Namaz bitince Eshabına dönerek kuvvetli bir sesle şöyle hitab etti:
Ey insanlar!
***Ateş yakıldı. Fitne gece karanlığının gelişi gibi yaklaştı. Ben Kuranın helal ettiğini helal, haram ettiğini haram ettim.
Allah, Peygamberlerinin kabirlerini mescid edinen kavme lanet etti*.
***
Bununla Peygamber Efendimiz, kabirleri çok fazla büyüterek, putçuluğa gidilmesini önlemeğe işaret ediyordu.
Allah Rasulü, Eshabının terbiyesini hiçbir an bile ihmal etmemişti. Hatta ölüm döşeğinde bile.