Üyelik tarihi: 31.08.2002 Teşekkür etti: 15
107 Teşekkür 55 Mesaja aldı
| ZENGİNLER VE ZENGİNLİK Zenginler ve Zenginlik
Mehmet Zahid Kotku (k.s.)
Fakih, alim, abid, zahid bir zat olan Semerkandli Nasr b. Muhammed b. Ibrahim "Tenbihü'l-gafilîn" ve "Bustanü'l-arifîn" adli iki eserinde müslümanlara çok faydali, ahlâki ve kemalât-i Islamiyyeyi mucib meseleleri pek güzel bir sekilde ve Arapça olarak yazmislar. Kendileri Semerkand Türkleri'nden oldugu halde Arapça ibaresine Araplar bile hayran olacak derecede. Arabistan'da bol bol satilmaktadir.
Bu zat, "Bustanü'l-arîfin" adli eserinin 108. sayfasinda 72. bab'a, "Fakirin zengin üzerine fazileti ve üstünlügü" unvanini vermistir. Lakin zenginligin fezailini de yine güzelce izah etmistir ve söyle söze baslamaktadir:
Insanlar bu hususta ihtilaf edip bazi kimseler fakir efdaldir demis ve bazilari da zengin efdaldir demisler. Fakat buradaki fakir ve zenginden murad, salih ve sakir olmalari sartiyladir, yoksa her fakir ve her zengin demek degildir. Biz de fakir salihin efdaliyyeti taraftariyiz demislerdir. Zenginin efdaliyyetine kail olanlar Allah Teala'nin su emrine dayanirlar:
"Seni, bir fakir oldugunu bilip de zengin yapmadi mi". (Ed-duha: 8) mealindeki ayet-i kerimedir ki, Cenab-i Peygamber Efendimiz ana rahminde iken pederleri vefat etmislerdi. Babalarindan bir miras almadiklari gibi ancak bir deve ve bir de cariye kalmisti. Sonra Cenab-i Peygamber Efendimiz pek çok infak ve ihsanlarda bulunurlardi ve hatta bazan kendileri aç kalarak varliklarini fakirlere infak edip aç yatarlardi ki, bunlari peygamberlerden baskasinin yapmasina imkan olmaz.
O muhterem alim efendiler de derler ki: "Eger zenginlik efdal olmasaydi, Cenab-i Allah peygamberini bu zenginlik ayeti kerimesi ile övmezlerdi." Yine Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyorlar ki:
"Ittika ile birlikte zenginlik ne güzeldir."
Dikkat ederseniz ittika sart kilinmistir. Zaten Allah korkusu olmayan bir seyde hayir olmayacagi cümleye ma'lumdur.
Su hadis-i serif ne kadar canli ve caziptir. Bu hadis-i serifi, Bursa'da Hudavendigar Camii Serifi denilen Sultan I. Murad'in yaptirdigi alti cami, üstü de medrese olan çok hos ve latif bir camide, zannedersem altin veya altina benzer bir yaldizla yazilmis büyücek bir levhada görmüstüm ve o zaman da ezberlemistim. Simdi burada aynen zikredilmektedir:
Mal ve mülk, gerek altin ve gerekse kâgit paralar kabahatsiz, günahsiz birer esyadir, bunlarin iyiligi veya kötülügü, kullanan insanin kulanma sekline baglidir. Evvela, malin salih olmasi sart kilinmistir, malin salihligi ise, onun helal olmasina helaldan kazanilmasina baglidir. Bu da yalansiz, hilesiz, ihtikarsiz ve ayni zamanda namaz vakitlerine riayetle, mümkün oldukça namazlari camilerde cemaatla kilmaga çalismasi ve faiz gibi haram ve yasak olan kazançlardan da son derece korkup kaçmasi sarttir. Böyle olmadikça o mal medhe layik degildir, ne kendisine ve ne de cemiyyete faydasi olur. Belki günah yerlerinde, zevk u safa ugrunda, sehvet ve söhretin de esiri olarak mahv u perisan olup gider. Böyle olunca da o mal mülk sahibi için hayir degil, hemen ser olmus demektir.
Ikinci sart da, o mali kullanan adamin da salih olmasi. Zira mal ne kadar iyi ve salih olursa olsun onu kullanan kimse eger o helalden kazanilan temiz mali çirkin ve günah yerlere ve israflara harciyorsa o zaman bu güzel ve temiz mal zayi edilmis olur. Hele Cenab-i Hakk'in razi olmadigi ve olmayacagi cemiyetleri desteklemek için verilen paralara, mallara acimamak ve aglamamak da elden gelmez. Onun için bir taraftan malin salih olmasi, diger taraftan da o mali kullananin salih olmasi sart kilinmistir ki ne kadar dogru ve isabetlidir. |
| |