| GÜnah Islemek Ne Zaman Caiz Olur? Belh’in gönül sultani Ibrahim (bin) Edheme gelen biri, halinden sikayette bulunarak der ki:
– Efendim, nefsimden sikayetçiyim. Günah islememe konusunda karar aliyorum, ama yine de kararimda duramiyor günaha giriyorum. Sonra da içimden feryatlarim Arsa yükseliyor, vicdan azabi çekiyorum. Bana birazcik nasihatta bulunsaniz da su vicdan azabi çektigim günahlarimdan kurtulsam, bir daha girmesem bana azap veren bu günahlara..
Ibrahim Edhem günaha girmemesi için adami düsündürmek ister. Ancak bu düsünceyi saglamak için söyle bir yöntemi tercih eder, der ki: – Fazla üzülmene gerek yoktur. Sartlarini yerine getirirsen günah ta isleyebilirsin, bir sakinca olmaz. Yeter ki sartlarini yerine getir, ondan sonra isle günahlarini!.
Adam sasirir. O güne kadar kimseden duymadigi bir söz. Hayretle sorar:
– Ne demek günah islemenin sartlarini yerine getirmek?. Böyle sart olur mu? Sartlarini yerine getireceksin, sonra günah isleyeceksin, olabilir mi böyle bir kolaylik?
Ibrahim Edhem tebessüm ederek garanti verir: – Sen, sartlarini yerine getir, gerisine karisma. Isleyecegin günahin vebalini ben üzerime aliyorum. Yeter ki sartlarini yerine getir!. Adam iyice heyecanlanir, sormadan edemez:
– Neymis günah islemenin sartlari? Sunu bir anlat ta ögrenelim, ondan sonra rahatça isleyelim günahlarimizi öyleyse.
Ibrahim Edhem de anlatir günah islemenin vazgeçilmez üç sartini. Der ki: – Içinde günah isleme duygusu baslayinca iyice düsün: Kendisine karsi günaha girecegim Zatin bana verdigi rizki da yemeyecegim, de!...
Adam düsünmeye baslar:
– Bu mümkün mü? Ben Allahin ihsan ettigi rizki yemezsem neyle yasayacagim?. – Öyleyse, der Ibrahim Edhem, hem verdigi rizki yiyeceksin hem de rizkini yedigin Zata karsi gelerek günah isleyeceksin, reva mi bu?
Adam aci bir tebessümle söylenir:
– Sen öteki günah isleme sartini söyle öyleyse der, bu sarti yerine getirmem mümkün degil.
Ibrahim de anlatir: – Içinden günah isleme duygusu geçirirken O’nun mülkünden disariya çikip ta günahi orada islemeyi düsün. Sonra onun mülküne dön.
Adam :
– Bu mümkün mü? der. Her yer O’nun mülküdür. Disarisi yoktur ki!
Ibrahim de hatirlatma yapar: – Öyle ise, hem verdigi rizki yiyeceksin, hem mülkünde oturacaksin, hem de rizkini yeyip mülkünde oturdugun Zata karsi gelecek, isyan edeceksin, mert adama yakisir mi bu?
Adam basini sallayarak:
– Sen, der, öteki sarti söyle de, bir de ona bakalim.
O da söyler: – Içinden günaha yönelme arzusu geçirirken hemen düsün ve: “Onun görmedigi bir yere gitmeli, bu günahi görmedigi bir yerde islemeliyim” de.
Adam, ümitsizce dudaklarini büküp omuzlarini silker:
– Bu, der, ötekilerden farksiz bir sart. Onun görmedigi bir yer var mi ki gidip de günahi orada isleyeyim de sonra dönüp O’nun mülküne geleyim..
Ibrahim de sorularini söyle siralar:
– Peki, hem verdigi rizki yemeden yasayamayacaksin, hem mülkünden disariya çikamayacaksin, hem de görmedigi bir yer bulamayacaksin, bütün bunlara ragmen yine de ona karsi gelerek günah isleyip isyan etmekten vaz geçmeyeceksin, mert adama yakisir mi bu? Söyle bakalim?
Adam daha fazla bekleyemez iki elini birden yukari kaldirarak bagirmaya baslar:
– Teslim oldum ey Ibrahim, teslim! der. Ben bu günah isleme sartlarinin hiç birini yerine getiremem. Öyle ise günaha hiç niyetlenmemeli, böyle bir nankörlüge girmemeliyim. Vaz geçiyorum isledigim bunca günahlardan. Tevbe estagfirullah!. diyerek baslar tevbe, istigfara. Ne dersiniz, bu sartlar kadin-erkek tüm insanlar için de geçerli mi? Biz de sikça tevbe, istigfar etmeli miyiz?
__________________ Vuslata az kaldi
Hunkari heycan sardi... |