İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 06.10.2004, 20:22
 
tarik167 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.01.2004
Mesajlar: 229
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
dârül-harb ve faiz VE ORGAN BAGİŞİ

dârül-harb ve faiz





Kayseri, Izmir, Bursa ve Hollanda'dan yazan okurlarımızın sorduğu: "Dârülharbte faiz almak ve vermek câiz midir?"
Cevap:
Sorunun direkt cevabına geçmeden önce "dârülharb"in ne demek olduğu üzerinde duralım. Ülkeleri genel olarak iki kısma ayırabiliriz. Bunlardan birincisi, müslümanların idare ve hâkimiyeti altında bulunan ülkedir ki, buna dârülislâm denir. Ikincisi ise, gayrimüslimlerin yönetiminin yürürlükte olduğu ülkedir. Buna da dârülharb denilir. Bu duruma göre; günümüzde gayrimüslimlerin hâkim bulunduğu ülkeler, müslümana göre dârülharb niteliğindedir. Bu kısa tariften sonra dârülharbte faizli muameleleri şu şekilde inceleyebiliriz: Öncelikle dârülharbte faiz iki kısma ayrılır. Birincisi müslümanla gayrimüslim arasında cereyan eden faiz, ikincisi dârülharbte müslümanla müslüman arasında cârî olan faiz muamelesidir. Bunların birincisinde ulemâ ihtilaf etmiştir. Imam Âzam ve Imam Muhammed dârülharbte müslümanın gayrimüslimden faiz alması veya fasid sayılan alışverişleri yapmasını caiz görmüşlerdir. Ancak ulemânın çoğu (Şafiî, Malikî, Hanbelî mezhepleri ve Hanefîlerden Ebû Yusuf gibi) Islâm'ın yasakladığı faiz muamelesini ülke ayrımı yapmaksızın câiz görmemişlerdir.
Ikincisi (dârülharpte müslümanla müslüman arasındaki faiz muamelesi); Ebû Hanîfe, Ebû Yusuf ve Imam Muhammed'e göre; dârülharbte bulunan müslümanların kendi aralarında faiz alıp vermesi veya fasid alışveriş te bulunmaları câiz olmaz .

TAŞIT KREDISI
Beşiktaş'tan Hayrettin Tiryaki okurumuz sordu: "Taşıt Kredisi kullanmak câiz midir?"
Cevap:
Günümüzde faizle çalışan bankalar tüketicilere taşıt alımında kullanılmak üzere "taşıt kredisi" adı altında finans sağlamaktadırlar ve bu sağladıkları kredinin enflasyonun altında olması söz konusu değildir. Dolayısıyla bu yaptıkları muamele para satışından ibarettir. Islâm Hukuku'nda böyle bir muamele mahza faiz sayılmıştır ve bu şekilde kredi kullanımı kesinlikle câiz görülmemiştir. Ancak kâr ortaklığı sistemiyle çalışan finans kurumları bu şekilde çalışmamaktadır. Onlar taşıtı peşin olarak kendileri satın alıp, vadeyle müşterilerine satmaktadırlar. Dolayısıyla burada para satışı değil de mal satışı söz konusu olmaktadır. Bu da Islâm Hukuku'nda câiz olan bir muamele olmakla birlikte "Allah Celle Celâluhu alışverişi helâl, faizi ise haram kılmıştır." âyetine muvafık olmaktadır.

DIŞ DOLGUSU
Hatay'dan yazan Abdülkadir Mıhçakan'ın sorusu: "Diş dolgusu yapmak câiz midir? Hanefî mezhebinde bunun caiz olmadığı söyleniyor. Bu konuda bizi bilgilendirir misiniz?"
Cevap:
Muhterem kardeşim! Hanefî mezhebinde bunun câiz olmadığı, yanlış anlamaya dayanan bir olgudur. Haddi zatında yapılan tartışma, altından takma diş hakkındaki tartışmadır. Imam Muhammed bunu câiz görmüştür. Imam Âzam ise, bunu mekruh görmüştür ve bu tartışma altın dişe hasredilmiştir. Meseleyi özetleyecek olursak; takma, kaplama veya dolgu yaptırmada hiçbir sakınca yoktur. Hanefî mezhebinin muteber kitaplarından Bedâyi'deki şu ifade, meseleye son noktayı koymaktadır: "Dişi kaplamakta kullanılan maden, dişe geçirildiğinde kapladığı yerin hükmünü alır."

NAMAZDA HUŞÛ
Ibrahim Baydüz okurumuzun sorusu: "Kıldığımız namazlarda huşû yok denecek derecede yok. Bu şekilde namaz kılmak bize fayda sağlar mı?"
Cevap:
Öncelikle kıldığımız namazları ne için kıldığımıza bir bakalım. Namazı kılmamızdaki gaye; "Allah Celle Celâluhu'nun "Namazı kılın" emrine imtisaldir. Dolayısıyla bir insan namazını kıldığında Allah'ın bu emrine uymadan dolayı ecrini alacaktır. Ancak bu emre u–yarken namazını tüm erkânına riayet ederek, tam huşû içerisinde kılmaya çalışacaktır. Bunun aksine huşûya ulaşamadım diye namazı hiçbir sûrette terk etmeyecektir.

İKİ KAB İLİM
Almanya, Adana, Adapazarı ve Ankara'dan yazan kardeşlerimizin sorusu: "Ebû Hüreyre'nin 'Resûlullah'tan iki kap doldurdum. Birisini size açıkladım. Eğer ikincisini de açıklamış olsam, beni öldürürsünüz.' buyurduğu Buhârî'de yazılıdır. Sahâbîler tebliğle vazifeli oldukları hâlde neden Resûlullah'tan duyduklarını gizlemişlerdir. Yukarıdaki sahâbî örneği gibi, hem de Ebû Hüreyre Radıyallahu Anh birçok hadis rivayet etmişken, birinci ilmi açıklayıp ikincisini niye saklamıştır. Bu ikinci ilim nedir?"
Cevap:
Bu hadis–i şerif, Muhtasar Sahih–i Buhârî'de 100. sırada zikredilmektedir. Ancak hadisin metninde "öldürürsünüz" yerine "şu boğazım kesilir" ifadesi kullanılmaktadır. "Sahih–i Buhârî" şerhi "Umdetü'l–Kârî" adlı eserde bu hadis şöyle şerh edilmiştir: "Hadiste geçen birinci kaptaki ilimden maksat, Efendimizin malûm olan sünnetlerinin malûmatıdır. Ikinci kaptaki ilimden maksat ise, Efendimizin bildirdiği fitne haberleri ve bu fitneyi çıkaracak olanların bilgileridir. Hatta Ebû Hüreyre Radıyallahu Anh: "Şayet dileseydim, fitne çıkaracak olanların isimlerini sizlere açıklardım." buyurmuştur. Dolayısıyla Ebû Hüreyre ikinci kabın açıklanmasında zalim fitnecilerin şerrinden sakınmıştır. Ismini verdiğimiz şerhte yer alan açıklamaların devamında ikinci kap hakkında değişik şerhler yapılmıştır. Dileyen, verdiğimiz kaynağa müracaat edebilir.



TÜP BEBEK

Yine isim çokluğundan sadece soruyu yazmakla yetineceğiz: "Tüp bebek hakkında Islâmî açıdan bilgi edinmek istiyorum. Bizi bilgilendirir misiniz?"
Cevap:
Tüp bebek hakkında çok uzun makaleler ve araştırmalar mevcuttur. Bu konuda geniş izahatı Dr. M. Ali el–Barr'ın "Din ve Tıp Açısından Tüp Bebek" isimli kitabında bulabilirsiniz. Ancak bu konuya özetle cevap vermek için size Diyanet Işleri Başkanlığı Din Işleri Yüksek Kurulu'nca 31.07.1978 tarihinde hazırlanan tüp bebek hakkındaki beyanatı nakletmek istiyorum:
"Dünya kamuoyunu meşgul eden 'Tüp Bebek' konusu ve bu konu ile ilgili olarak çeşitli ajanslar ve basın organları tarafından Başkanlığımıza yöneltilen sorular üzerine Başkanlığımız Din Işleri Yüksek Kurulu'nca gerekli inceleme yapılmış ve aşağıdaki açıklamanın duyurulması uygun görülmüştür:
1) Kadının yumurtalık kanallarının kapalı olması gibi rahatsızlıklar yüzünden normal olarak gebe kalamayan kadından alınan yumurta ile, kocasına ait spermin, kadının döllenme kanalı görevi yapan sunî bir ortamda (tüpte) döllenmesini sağladıktan sonra annenin rahmine yerleştirilmesi sûretiyle çocuksuz aileleri çocuğa kavuşturma yolundaki bu adım, Tıbbın üstün bir başarısı olarak görülmüştür.
2) Kadının yumurtası ile erkeğin sperminin böyle bir ortamda birleştirilip döllenmesi sağlandıktan sonra kadının rahmine yerleştirilmesinde ve bu yolla çocuk sahibi olunmasında Islâm dini açısından aşağıda belirtilen şartlarla bir sakınca görülmemiştir:
a) Yumurta ile sperm, nikâhlı karı kocaya ait olmalı, bunlardan herhangi biri yabancıya ait bulunmamalıdır.
b) Iki taraftan birisinde, normal yollarla çocuk sahibi olmaya engel bir rahatsızlık bulunmalı, Karı koca bu tedavi yolu ile çocuk sahibi olmayı birlikte istemiş olmalıdırlar.
c) Bu işlemin tarafların (anne babanın) ve doğacak çocuğun maddî, aklî ve ruhî hayatı üzerinde hiçbir olumsuz etkisinin olmayacağı Tıp otoritelerince belirtilmiş bulunmalıdır.



ORGAN BAĞIŞI

Isimlerin fazlalığından dolayı, okurlarımızdan özür diliyoruz. Onlarca okurumuzun ortak sorusu: "Organ bağışı câiz midir?"
Cevap:
Bu meseleyi birkaç şıkta mütâlaa edebiliriz.
Birincisi: Kişinin hayatta iken organını bağışlaması.
Ikincisi: Ölümünden sonra organını bağışlaması.
Üçüncüsü: Müslüman olmayanın müslümana organını bağışlaması.
Birinci şıkka cevap: Burada şöyle düşünmek mümkündür: Beden her ne kadar Allah'ın bir emaneti ise de insan onu mal gibi kullanmak ve faydalanmak yetkisine sahiptir. Kur'an'ın: "Ve Allah'ın verdiği malından onlara verin." âyetinde işaret edildiği gibi gerçekte mal da Allah'ın malıdır. Fakat insana özel olarak ona sahip olma ve onda tasarruf etme yetkisini vermiştir. Nasıl ki muhtaç olan bir kimseye malını bağışlaması câizdir. Aynı şekilde bedeninin bir kısmını da ihtiyacı olana bağışlaması câizdir. Ancak bu bağışlama neticesinde kendisi mağdur olup büyük zarar görecekse, bu câiz olmaz. Bedende kalp ve ciğer gibi tek olan organları bağışlamak bu yüzden câiz değildir. Çünkü onlar olmadan yaşanılamaz. Fakat böbrek gibi çift olan ve bağışlandığında zarara uğramayacağı organı bağışlamak câiz olur.
Ikinci şıkka cevap:
Başkalarının faydalanması veya zarar görmemesi için bir müslümanın sağ iken bedeninden bir kısmını bağışlaması câiz olduğuna göre ölümünden sonra da aynı şekilde bağışlanması için vasiyette bulunması evveliyatla câizdir.
Üçüncü şıkka cevap:
Müslüman olmayan birinin herhangi bir organını, müslüman birinin bedenine naklet–menin herhangi bir sakıncası yoktur. Zira insanın organları müslüman ya da kâfir olarak nitelendirilemez.
__________________
o geliyor müjdeler olsun
tarik167 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 25.04.2005, 17:11
 
M. Ali Saral - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.08.2002
Mesajlar: 5.516
Teşekkür etti: 6
58 Teşekkür 36 Mesaja aldı
Organ naklinde organdan istifade edip hayat bulan insanın Allh'a karşı isyan içinde olması durumu değiştirir mi?

Mesela bir Müslümanın organı ile Bush vs. gibi İslam düşmanlarının hayat bulması fıkhen nasıl olur?
__________________
" M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . "
M. Ali Saral isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 25.04.2005, 18:42
Müslümanlar el ele ,Filistin icin!
 
Salah ad-Din - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22.08.2003
Yaş: 35
Mesajlar: 3.627
Teşekkür etti: 13
29 Teşekkür 16 Mesaja aldı
Almanya ve Avrupada Faiz ile yani Hipotek le Camii satin alanlar hangi Fetvaya dayanarak bu islemde bulunuyorlar! Faiz ile alinmis bir Allahin Mescidinde acaba Ibadetler ne kadar dogrudur! Biliyoruz ki faizin bulasdigi herseyden bereket ve hayir yoktur (faiz ile ilgili Hadislere bakiniz)!

Gercekden ben bu Fetvayi merak ediyorum! Bilin varsa buraya nakl etsin!
Fetvayi veren kim? Fetva nerde ve kimler tarafindan tasdik edilmis?
__________________
Particilik, Müslümanlari Parti Parti bölmekdedir!


Hepiniz birden Allah'ın ipine (İslâm'a) sarılın, asla ayrılmayın, (Âli İmrân, 3/103)
Salah ad-Din isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 25.04.2005, 19:56
 
M. Ali Saral - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.08.2002
Mesajlar: 5.516
Teşekkür etti: 6
58 Teşekkür 36 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız ATTAR
ilk cümlen için abi herhalde herkes organını müslüman birine nakl olmasını arzu eder.yok eğer organ nakli yapıldıktan sonra kişi asi oluyor ise bu onun mesuliyetidir.organı bağışlayan kimsenin mesuliyeti yok..

ikinci cümlen için abim herhalde hoş olmaz..kimse buşh a organını bağışmaka istemez..
Sağlığında organ bağışlayanların böyle bir tercih imkanı var mı?
__________________
" M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . "
M. Ali Saral isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 25.04.2005, 21:24
out of order
 
Kudret - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.10.2003
Mesajlar: 10.913
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Hizbullah
Almanya ve Avrupada Faiz ile yani Hipotek le Camii satin alanlar hangi Fetvaya dayanarak bu islemde bulunuyorlar! Faiz ile alinmis bir Allahin Mescidinde acaba Ibadetler ne kadar dogrudur! Biliyoruz ki faizin bulasdigi herseyden bereket ve hayir yoktur (faiz ile ilgili Hadislere bakiniz)!

Gercekden ben bu Fetvayi merak ediyorum! Bilin varsa buraya nakl etsin!
Fetvayi veren kim? Fetva nerde ve kimler tarafindan tasdik edilmis?
benim bildigim hic bir büyük islam konseyin böyle bir fetva vermemis olmasidir!
Bildigim diger konu, Milli Görüs bu Fetvayi kendisi verdi ve kendisi kullaniyor!
Islam Kültür merkezi zaten faizin darul harbte caiz oldugunu kabul ettigi icin, onlara göre sorun yoktur.

Ama tuhaf olan, Imam Azam Ebu Hanife hic bir beyaninda faiz vermekten söz etmiyor, sadece faiz alma konusunda yazisi var. Ve ev yada cami satin alinirken, faiz ödenir, alinmaz.

Allah camilerimizi, evlerimizi ve yediklerimiz faizden arindirsin. Allah Tealayi düsman almaktan kurtarsin!
__________________
Die Schari'a agiert. Sie formt und entwickelt die Gesellschaft.
www.Koelner-Muslime.de
Kudret isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 25.04.2005, 21:59
Müslümanlar el ele ,Filistin icin!
 
Salah ad-Din - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22.08.2003
Yaş: 35
Mesajlar: 3.627
Teşekkür etti: 13
29 Teşekkür 16 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Asadullah_KS
benim bildigim hic bir büyük islam konseyin böyle bir fetva vermemis olmasidir!
Bildigim diger konu, Milli Görüs bu Fetvayi kendisi verdi ve kendisi kullaniyor!
Islam Kültür merkezi zaten faizin darul harbte caiz oldugunu kabul ettigi icin, onlara göre sorun yoktur.

Ama tuhaf olan, Imam Azam Ebu Hanife hic bir beyaninda faiz vermekten söz etmiyor, sadece faiz alma konusunda yazisi var. Ve ev yada cami satin alinirken, faiz ödenir, alinmaz.

Allah camilerimizi, evlerimizi ve yediklerimiz faizden arindirsin. Allah Tealayi düsman almaktan kurtarsin!
Milli Görüs senin tabirinle kendine verdigi Faiz Fetvasi nedir, aciklayinda birde biz göz atalim delillerine! Islam Ülemasinin cogunlukla ortak oldugu ilim, Müslüman asla Küfre Faiz ödemez!
Hayret ya herkes alafranga kendi cikarlarani göre Islamdan Hükümmü veriyor??? En cokda ortaligi karistirdiklari Meselede bu! Bir Cemaatda hatda Faizi haram kilmiyor her yönü helal mis gibi vaizler veriyorlar!
Allah Korusun!
__________________
Particilik, Müslümanlari Parti Parti bölmekdedir!


Hepiniz birden Allah'ın ipine (İslâm'a) sarılın, asla ayrılmayın, (Âli İmrân, 3/103)
Salah ad-Din isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 25.04.2005, 22:34
out of order
 
Kudret - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.10.2003
Mesajlar: 10.913
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Hizbullah
Milli Görüs senin tabirinle kendine verdigi Faiz Fetvasi nedir, aciklayinda birde biz göz atalim delillerine! Islam Ülemasinin cogunlukla ortak oldugu ilim, Müslüman asla Küfre Faiz ödemez!
Hayret ya herkes alafranga kendi cikarlarani göre Islamdan Hükümmü veriyor??? En cokda ortaligi karistirdiklari Meselede bu! Bir Cemaatda hatda Faizi haram kilmiyor her yönü helal mis gibi vaizler veriyorlar!
Allah Korusun!
yazilari elimdeydi, yani fetvanin metni, insaallah en yakinda scan yapip buraya ekliyeyim!
__________________
Die Schari'a agiert. Sie formt und entwickelt die Gesellschaft.
www.Koelner-Muslime.de
Kudret isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 25.04.2005, 23:56
 
Üyelik tarihi: 02.08.2004
Yaş: 39
Mesajlar: 141
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
ORGAN NAKLİ CAİZ MİDİR?





Organ nakli mes'elesi bir çok yönüyle yeni bir mes'ele olmakla beraber, bazı yönleriyle de eskiden beri bilinmekte ve Islâm Fıkıhçıları tarafından bu yönüyle ele alınmış bulunmaktadır. Konu açısından en önemli nokta elbette insanın değeri ve konumu mes'elesidir. Herhangi bir makine gibi insanın bir parçasını söküp diğerine takma, ya da beğenmeyip değiştirme, herhalde onun "keramet"ine nakîsa getirmediği ölçüde yapılabilmeli, ya da yapılamamalıdır. Yahut bir başka deyişle, bir organ nakli ameliyatı yapılırken bilimsellik putunu tatmin amacıyla, yapılanın doğru olup olmadığına bakmadan, insanın neler yapabileceğini değil, insana neler yapılabileceğini hesap etmek gerekir. Bu girişten sonra: Islâm'da Allah'ın yarattığı en değerli varlığın insan olduğunu, onun "zübde-i âlem" bulunduğunu, diğer her şeyin onun için yaratıldığını, ayet-i kerimeler de, hadis-i şerifler de, bunlara bağlı olarak Islâm uleması da enine boyuna açıklamıştır. Insanın genel anlamda üstünlüğü ve kerameti yanında; şekil güzelliği, yer yüzünde Allah'ın halifesi olması, ilimle şeref kazanması, meleklerin ona secde etmesinin istenmesi, yiyecegi ve içecegi şeyler bakımından üstünlüğü.. gibi yönleriyle onun varlık aleminin odak noktası olduğu bildirilmiş, canının korunması, dinin ana hedeflerinden (maslahat) sayılmış, hayatî uzuvlarına tecavüz dahi canına tecavüz kabul edilmiş, haksız yere bir insanın öldürülmesi bütün insanların öldürülmesi, ölümden kurtarılması da bütün insanların diriltilmesi gibi görülmüştür. Hatta Rasulüllah (sav), "Bir kardeşine silâh çekene melekler lanet eder"(Müsned, N/256, 505) buyurarak onu korkutmanın dahi ne büyük günah olduğuna işaret etmiştir. Insanlara kendilerini tehlikeye atmamaları emredilmiş, hastalıklara çare ve tedavi aranması istenmiştir. Bu yüzden Islâm alimleri insanın tek tek uzuvlarının dahi mal kabul edilemeyecekleri için satılamayacağını, eşya gibi kullanılamayacağını, bağışlama yetkisinin bile insanın elinde olmadığını hükme bağlamışlardır. Hatta ikrah (ölümle tehdit) durumuyla karşılaşan birisi, öldürülme endişesiyle başkasının, değil canına, bir uzvuna dahi tecavüzde bulunamaz. Tek tek her insan mükerremdir. Bu hükümlerden bir insan olarak kâfirler dahi ayrı tutulmaz. Birinin hatırına diğerinin kerametine halel getirilemez. Hatta açlıktan ölme durumunda olan birisi, başka insanın etini yiyemeyeceği gibi, Şafiîlerden çok azı dışında bütün Islâm hukukçularına göre, kendinin bir uzvunu da kesip yiyemez. Çünkü insân kendisinin maliki değildir. Ayrıca bu onun tamamen ya da kısmen satılamamasının da bir sebebidir. Çünkü satılan şeyin mülk olması gerekir. Insanın bu değer ve şerefi ölmekle de kaybolmaz. Onun için Rasulüllah Efendimiz (sav), "ölünün kemiğini kırmak, onu diri iken kırmak gibidir" (Muvatta, Cenâiz 45; Ebu Davud, Cenaiz 60; Ibn Mâce, Cenâiz 63; Müsned, VI658,100) buyurur. Buna göre doktorların sahipsiz cenazeler üzerinde yaptıkları deneyler, kadavra vs. ye cevaz bulmak mümkün değildir.

Bütün bu ve benzeri sebeplerden ötürü bir insandan bir başkasına herhangi bir uzuv aktarılamayacağını, diğeri zaruret içerisinde de olsa bunun caiz olamayacağını fıkıhçılar çeşitli ifadelerle ve hemen hemen ittifakla söylemişlerdir.(Nevevî, el-Mecü'1, IX/45; Mugni'l-Muhtâc, VNI/163; Mecmâ'ul-Emtiur, N/528) Insanın kendi vücudundan kopan bir parçasının yerine takılmasına ise caiz demişlerdir. Delil olarak Rasûlüllah Efendimiz (sav)'in Bedir harbinde gözü çıkan Katâde'nin gözünü kendi elleriyle yerine iade etmesini göstermişlerdir.(Zaman 19.2.87 (Dr. Muhammed Zeynelabidin Tarih'in doktora tezinden)) Yapay organlar ve domuz dışındaki kemik vs. lerini bu gaye ile kullanmakta da sakınca olmadığını söylemişlerdir.(Abdüsselam, Naki ve Ziraati A'zâil-Insan;125) Yenilerde de bu görüşleri savunan fıkıhçılar tedavinin bu yöne kaydırılması gerektiğini, insandaki rahatsızlıklar için başka insanları kullanmanın, İslam'ın "zarara zararla mukabele edilmez" esasına ters düştüğünü ve tıbbın şu anda ulaştığı noktanın sanki son aşama gibi görülüp, başka hal çareleri arama kapısını kapayacağını, dolayısıyla buna cevaz vermenin aslında meşru yoldan ilmin ilerlemesine de engel teşkil edeceğini söylemişlerdir. En ihtiyatli görülen bu izaha göre: Insanın tek hedefi, nasıl olursa olsun yaşamak değil, ne kadar yaşarsa yaşasın bir gün nasılsa ayrılacağı bu dünyadan, asıl dünyasını kazanarak ayrılmaktır. Halbuki, insanları bir makine gibi parçalarına ayırıp, diğerine monte etmek isteyen mantalite bunu, insana olan saygısından değil, her türlü gücün üstünde olan bilme merakını tatmin ve dünyayı ölümsüzleştirmek için yapmaktadır. Bu yüzden yetişilemeyip ölenlerin artık işi bitmiştir. Hiç olmazsa işe yarar parçaları bir başkasına takılmalıdır. Böylece belki onu ölümsüzleştirmek mümkün olabilir. Çünkü ölüm (ona göre) safi kayıp ve herşeyin bitmesi demektir. Iki-üç ay önce Mısır'da basılan ve Dr. Abdüsselam'a ait olan konuyla ilgili bir kitapta bu ihtiyatli görüşü benimsemiş görülmektedir.

Ama geçtiğimiz yıl yine Mısır'da tartışılıp kabul edilen doktora tezinde Dr. Muhammed Zeynelabidin ise bazı şartlarla, organ naklini caiz görmekte ve bunları: Zaruretin bulunması, iki zarardan hafif olanının alınması diye özetlemektedir. Bizce ancak adil tabiplerin de katılacağı bir heyet icmaının halledebileceği bu mes'elede son söz henüz söylenmemiştir. Ancak caiz olmadığını savunan görüşün delilleri daha güçlü, daha ihtiyatli daha insanî görülmektedir.

http://www.risale-inur.org/modules.php?name=Encyclopedia&op=content&tid=1087
dagdeviren isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 26.04.2005, 08:49
out of order
 
Kudret - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.10.2003
Mesajlar: 10.913
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız karalahanam
Allah biz müslümanlari affetsin ve bu merete muhtac etmesin...

Bir insan buna ragmen böyle bir merete muhtac olmussa veya mal biriktirmek icin tenezzül etmisse, buna vicdanini rahatlakmak icin özür aramasin ve bir dahi bulasmamak üzre tevbe etsin...

Kim gelirse gelsin, kim söylerse söylesin, FAIZ HARAM´dir...

Allah C.C. söyledi, Peygamber efendimiz S.A.V. söyledi: HARAM´dir, bitti...
Hak veriyorum ve kimsede tartismiyor, faizin haram oldugu.

Ama her faiz diye tabir edilen ekonomik islem faiz degildir.
__________________
Die Schari'a agiert. Sie formt und entwickelt die Gesellschaft.
www.Koelner-Muslime.de
Kudret isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 26.04.2005, 13:52
out of order
 
Kudret - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.10.2003
Mesajlar: 10.913
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız ATTAR
yukarıda geçen yazıda zaten müslümanın müslümandan faiz almasını caiz gören bir şey yok..

mesele müslümanın gayri müslümden alış veriş sonucu fazi alıp almaması meselesidir.!!

kimi bunu caiz görür iken ulemanın çoğunluğu caiz görmemiş..

sen çoğunluğa uy kardeşim.!!alma..

daha ayrıntılı bilgi için bakınız halil günenç günümüz meselelerine fetvalar..

ayrıca seyda muhammed konyevinin fetvalar isimli eserinede bakabilirsiniz..

bir mesele tartışırken hele ki fıkhi bir meselede tek tek ulemanın bu husus hakkındaki yorumları alınır..hepsi ortaya konur..

sen çoğunluğa uy..çoğunluk caiz görmemiş...!!!

veseelam...
Kusura bakma, ama ben buna katilmiyorum. Cogunluk hatali ise ne yapacaksin? birde her insanin kendine göre bir anlayis tarzi vardir.
__________________
Die Schari'a agiert. Sie formt und entwickelt die Gesellschaft.
www.Koelner-Muslime.de
Kudret isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 26.04.2005, 14:07
 
AsRi-SaaDeT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.01.2003
Yaş: 58
Mesajlar: 2.687
Teşekkür etti: 1
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız ATTAR
bu ümmedin söz birliğinde ayrılığında da rahmet vardır..

yok eğer kalbin mutmain olmaz ise kendi inandığını yap..onu bilemem.

anlayış tarzı ehli sünnete uygun olur ise sorun yok..

amma yok bana göre

yok ona göre

insanlar kendi din anlayışlarını din gibi telakki eder ise o zaman iş değişir..

ulema ya uyarım..

ben yurt dışında yaşasam asla zaten faiz almam..zaten tr de fazi hesabım yok..

bizim için esas olan azamet yoludur..zayıf hükümlere bakmam.ama başkası için delil teşkil edebilir şeriat dairesinden çıkmadıkça..

arzu ederseniz bu hususdaki fıkıh eserlerine bakabilirsin..

ibni abidinin reddul muhtar ala durril muhtar.

durrul muhtar

mülteka

camius sağir

el hidaye

el ihtiyar

fetava-i hindiyye gibi pek çok fıkhi kitaplara bakabilirsin güzel kardeşim..

selametle..
'Ulemaya uymak' tamamda..

Cogunluga uymak diye bir kural olamaz.. çogunluk hatalida olabilir Asadullah'in dedigi gibi.. Düsünürsek...Ilk basta Peygamber Efendimize inananlar azinliktaydi..ordadami çogunluga göre hareket edilseydi? Olmaz olmaz..kesinlikle ölçü çogunluk olamaz..

Ölçü Kuren ve Sünnettir.. sonrada insanin akli ve mantigi..
__________________
Değildir buna layık bu bende, bu lütf ile ihsan nedendir?
AsRi-SaaDeT isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 26.04.2005, 15:30
Müslümanlar el ele ,Filistin icin!
 
Salah ad-Din - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22.08.2003
Yaş: 35
Mesajlar: 3.627
Teşekkür etti: 13
29 Teşekkür 16 Mesaja aldı
Kardeslerim Kafire Faiz ödemek kesinlikle Haramdir! Mantik olarakda ,faiz ödeyen Borc verenin Kölesi gibi Muamele görüyor! Müslüman Küfrün kölesi olamaz!
Kimse zorla Mescid satin alin demiyor! Istedigin yeri kiraliyada bilirsin! Zaten Hipotek cekecek gücü olan cemaat felkalada kira ödiyecek gücü olur! Ayrica Milli Görüsün Fetvalara beni baglamaz! Cok Fetvalarini gördüm kendi cikarlarina göre uyguladiklarini! Bilincli ve kasitli Faizla alinmis Mescidlerindeki ibadetlerin durumu nedir? Bu kücümsiyecek bir mesele degil! Isteyen göz kulak ardi edebilir ama kesinlikle herseyin Mahserde hesabi var!





Darû'l İslâm'da; mü'minlerin birbirlerinden faiz alıp-vermeleri haram olduğu gibi; gayr-i müslimlerden (zimmilerden) faiz almaları da, haramdır. Gayr-i Müslimlerin; kendi aralarında faiz alıp-vermelerine de, kat'iyyen müsaade edilemez. Zira Kur'an-ı Kerim'de: "... Haram kılınmasına rağmen faiz (riba) almaları, halkın mallarını haksız yere yemeleri sebebiyledir ki, biz (evvelce) kendileri için helal kılınan temiz ve güzel şeyleri üzerlerine haram kıldık"(92) buyurulmuştur. Bu Ayet-i Kerime'de; ehl-i kitab'a (Yahudi, Hıristiyan vs) faizin haram kılındığı sabittir.(93) Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Dikkat ediniz!.. Kim ribayı (faizi) şart koşarsa, bizimle onun arasında ahid (zimmet akdi) yoktur"(94) Hadis-i Şerifi, meseleyi kavramamızı kolaylaştırmaktadır. Sonuç olarak; Darû'l İslâm'da itikadi durumu ne olursa olsun, hiçbir ferd diğerinden faiz alamaz. Faize müsaade edilmez.
__________________
Particilik, Müslümanlari Parti Parti bölmekdedir!


Hepiniz birden Allah'ın ipine (İslâm'a) sarılın, asla ayrılmayın, (Âli İmrân, 3/103)
Salah ad-Din isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #13
Alt 26.04.2005, 15:31
Müslümanlar el ele ,Filistin icin!
 
Salah ad-Din - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22.08.2003
Yaş: 35
Mesajlar: 3.627
Teşekkür etti: 13
29 Teşekkür 16 Mesaja aldı
Darû'l Harp'te; mü'minlerin kendi aralarında (birbirlerinden) faiz alıp vermeleri yine haramdır.(95) Zira kardeşlik hukuku bakidir.
__________________
Particilik, Müslümanlari Parti Parti bölmekdedir!


Hepiniz birden Allah'ın ipine (İslâm'a) sarılın, asla ayrılmayın, (Âli İmrân, 3/103)
Salah ad-Din isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #14
Alt 26.04.2005, 15:34
Müslümanlar el ele ,Filistin icin!
 
Salah ad-Din - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22.08.2003
Yaş: 35
Mesajlar: 3.627
Teşekkür etti: 13
29 Teşekkür 16 Mesaja aldı
Hz. Mekhûl (rha)'den mürsel olarak rivayet edilen bir Hadis-i Şerifte Resûl-i Ekrem (sav): "Darû'l Harp'te; mü'minle - harbi arasında faiz yoktur"(96) buyurmuştur. Hz. Mekhûl (rha)'in fakih bir ravi olması sebebiyle, mürsel olan hadisi amele konu olur. İmam-ı Serahsi (rha), "Resûl-i Ekrem (sav)'in amcası Hz. Abbas (ra)'ın, "Mekke Müşriklerinden" faiz aldığını bilmesine rağmen müdahale etmediğini, ancak "Mekke'nin Fethi'nden" sonra: "- Cahiliyye devrene ait faizler kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk faiz de Abbas b. Abdülmuttalib'in faizidir" buyurduğunu, ayrıca Hz. Ebû Bekir (ra)'in karşılıklı bahis sonucunda müşriklerin reislerinden (Ubey b. Halef'ten) mal almasına Peygamberimiz (sav)'in müsaade ettiğini" kaydederek, harbinin malının masum olmadığını zikretmektedir.(97) İmam-ı Şafii (rha); Hz. Mekhul (rha)'den gelen hadisin mürsel olduğunu ve değişik tevillere müsait bulunduğunu beyan ederek, Darû'l Harp'te de olsa, kâfirden faiz alınamayacağını beyan etmiştir.(98) Hanefi fûkahası; Hz. Mekhûl'den rivayet edilen Hadis-i Şerif'e itirazda bulunanlara; "Bir kimsenin malının masum (dokunulmaz) olabilmesi için; ya iman, ya zimmet akdi şarttır. Halbuki harbi (İslâm'a karşı savaşan kâfir) için; iki durum da, söz konusu değildir. Bu hususta Hadis-i Şerif'in yok olduğunu kabul etsek dahi; harbinin malının masum olmadığı açıktır. Kaldı ki; harbilerin mallarını kendi kanunları ve rızaları gereğince almaktadırlar. Aldatma ve hıyanetten söz etmek mümkün değildir"(99) şeklinde cevap vermişlerdir. İmam-ı Ebû Yusuf (rha), bu hususta muhaliftir.(100) Ancak ûlema bu konuda fetvanın İmam-ı Azam Ebû Hanife (rha)'nin kavline göre verileceğini tasrih etmiştir. Sonuç olarak; Darû'l Harp'te mü'minlerin; harbilerin mallarını, onların rızalarına uygun olarak almaları mübahtır.<SPAN style="FONT-FAMILY: 'Turan Latin'">
__________________
Particilik, Müslümanlari Parti Parti bölmekdedir!


Hepiniz birden Allah'ın ipine (İslâm'a) sarılın, asla ayrılmayın, (Âli İmrân, 3/103)
Salah ad-Din isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #15
Alt 26.04.2005, 15:47
 
Üyelik tarihi: 02.08.2004
Yaş: 39
Mesajlar: 141
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Şu hale bir bakın , faiz konusunda gelinen noktaya ,

Birileri faiz korkusundan bankanın önünden geçen yolunu bile değiştirir ,

Diğeri cebinde 10 tane kredi kartını alıp , bunlar şüpheli değil muhabbeti yapar

Birileri maaşını dahi bankadan almamak için türlü eziyetlere katlanır.

Bir diğerleri islam maskesi altında banka kurup kredi dağıtır..

Ne idik .... ne olduk...

Ya Rabbi biz senin dinine uyamadık , senin dinimizi kendimize uydurmaya kalkıyoruz.

Bizi bize bırakma , Razı olduğun işerden ayırma...

Tartışmaya ne hacet aslında efendimiz (s.a.v) son noktayı koymamış mı asırlar önce ,

“Helâl apaçık belli haram da apaçık bellidir. Bu ikisinin arasında şüpheli noktalar vardır. İnsanların çoğu bunu bilmezler. Şüpheli şeylerden kaçınanlar, dinini ve namusunu korumuş olurlar. Şüpheli şeylere düşenler, yasak bir koruluğun etrafında hayvan otlatan ve her an için koruluğa düşmek ihtimâli olan bir çoban gibidir. Dikkat ederseniz her hükümdarın bir koruluğu vardır. Allah’ın koruluğu ise haramlardır.” (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 48)


.....
dagdeviren isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen