|
out of order
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 31.10.2003
Mesajlar: 10.913
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
|
Bildigim diger konu, Milli Görüs bu Fetvayi kendisi verdi ve kendisi kullaniyor! Islam Kültür merkezi zaten faizin darul harbte caiz oldugunu kabul ettigi icin, onlara göre sorun yoktur. Ama tuhaf olan, Imam Azam Ebu Hanife hic bir beyaninda faiz vermekten söz etmiyor, sadece faiz alma konusunda yazisi var. Ve ev yada cami satin alinirken, faiz ödenir, alinmaz. Allah camilerimizi, evlerimizi ve yediklerimiz faizden arindirsin. Allah Tealayi düsman almaktan kurtarsin!
__________________
Die Schari'a agiert. Sie formt und entwickelt die Gesellschaft. www.Koelner-Muslime.de |
|||||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||||
|
Müslümanlar el ele ,Filistin icin!
![]() ![]() Üyelik tarihi: 22.08.2003 Yaş: 35
Mesajlar: 3.627
Teşekkür etti: 13
29 Teşekkür 16 Mesaja aldı
|
Hayret ya herkes alafranga kendi cikarlarani göre Islamdan Hükümmü veriyor??? En cokda ortaligi karistirdiklari Meselede bu! Bir Cemaatda hatda Faizi haram kilmiyor her yönü helal mis gibi vaizler veriyorlar! Allah Korusun!
__________________
Particilik, Müslümanlari Parti Parti bölmekdedir! Hepiniz birden Allah'ın ipine (İslâm'a) sarılın, asla ayrılmayın, (Âli İmrân, 3/103) |
|||||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||||
|
out of order
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 31.10.2003
Mesajlar: 10.913
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
|
__________________
Die Schari'a agiert. Sie formt und entwickelt die Gesellschaft. www.Koelner-Muslime.de |
|||||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||||
![]() Üyelik tarihi: 02.08.2004 Yaş: 39
Mesajlar: 141
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Organ nakli mes'elesi bir çok yönüyle yeni bir mes'ele olmakla beraber, bazı yönleriyle de eskiden beri bilinmekte ve Islâm Fıkıhçıları tarafından bu yönüyle ele alınmış bulunmaktadır. Konu açısından en önemli nokta elbette insanın değeri ve konumu mes'elesidir. Herhangi bir makine gibi insanın bir parçasını söküp diğerine takma, ya da beğenmeyip değiştirme, herhalde onun "keramet"ine nakîsa getirmediği ölçüde yapılabilmeli, ya da yapılamamalıdır. Yahut bir başka deyişle, bir organ nakli ameliyatı yapılırken bilimsellik putunu tatmin amacıyla, yapılanın doğru olup olmadığına bakmadan, insanın neler yapabileceğini değil, insana neler yapılabileceğini hesap etmek gerekir. Bu girişten sonra: Islâm'da Allah'ın yarattığı en değerli varlığın insan olduğunu, onun "zübde-i âlem" bulunduğunu, diğer her şeyin onun için yaratıldığını, ayet-i kerimeler de, hadis-i şerifler de, bunlara bağlı olarak Islâm uleması da enine boyuna açıklamıştır. Insanın genel anlamda üstünlüğü ve kerameti yanında; şekil güzelliği, yer yüzünde Allah'ın halifesi olması, ilimle şeref kazanması, meleklerin ona secde etmesinin istenmesi, yiyecegi ve içecegi şeyler bakımından üstünlüğü.. gibi yönleriyle onun varlık aleminin odak noktası olduğu bildirilmiş, canının korunması, dinin ana hedeflerinden (maslahat) sayılmış, hayatî uzuvlarına tecavüz dahi canına tecavüz kabul edilmiş, haksız yere bir insanın öldürülmesi bütün insanların öldürülmesi, ölümden kurtarılması da bütün insanların diriltilmesi gibi görülmüştür. Hatta Rasulüllah (sav), "Bir kardeşine silâh çekene melekler lanet eder"(Müsned, N/256, 505) buyurarak onu korkutmanın dahi ne büyük günah olduğuna işaret etmiştir. Insanlara kendilerini tehlikeye atmamaları emredilmiş, hastalıklara çare ve tedavi aranması istenmiştir. Bu yüzden Islâm alimleri insanın tek tek uzuvlarının dahi mal kabul edilemeyecekleri için satılamayacağını, eşya gibi kullanılamayacağını, bağışlama yetkisinin bile insanın elinde olmadığını hükme bağlamışlardır. Hatta ikrah (ölümle tehdit) durumuyla karşılaşan birisi, öldürülme endişesiyle başkasının, değil canına, bir uzvuna dahi tecavüzde bulunamaz. Tek tek her insan mükerremdir. Bu hükümlerden bir insan olarak kâfirler dahi ayrı tutulmaz. Birinin hatırına diğerinin kerametine halel getirilemez. Hatta açlıktan ölme durumunda olan birisi, başka insanın etini yiyemeyeceği gibi, Şafiîlerden çok azı dışında bütün Islâm hukukçularına göre, kendinin bir uzvunu da kesip yiyemez. Çünkü insân kendisinin maliki değildir. Ayrıca bu onun tamamen ya da kısmen satılamamasının da bir sebebidir. Çünkü satılan şeyin mülk olması gerekir. Insanın bu değer ve şerefi ölmekle de kaybolmaz. Onun için Rasulüllah Efendimiz (sav), "ölünün kemiğini kırmak, onu diri iken kırmak gibidir" (Muvatta, Cenâiz 45; Ebu Davud, Cenaiz 60; Ibn Mâce, Cenâiz 63; Müsned, VI658,100) buyurur. Buna göre doktorların sahipsiz cenazeler üzerinde yaptıkları deneyler, kadavra vs. ye cevaz bulmak mümkün değildir. Bütün bu ve benzeri sebeplerden ötürü bir insandan bir başkasına herhangi bir uzuv aktarılamayacağını, diğeri zaruret içerisinde de olsa bunun caiz olamayacağını fıkıhçılar çeşitli ifadelerle ve hemen hemen ittifakla söylemişlerdir.(Nevevî, el-Mecü'1, IX/45; Mugni'l-Muhtâc, VNI/163; Mecmâ'ul-Emtiur, N/528) Insanın kendi vücudundan kopan bir parçasının yerine takılmasına ise caiz demişlerdir. Delil olarak Rasûlüllah Efendimiz (sav)'in Bedir harbinde gözü çıkan Katâde'nin gözünü kendi elleriyle yerine iade etmesini göstermişlerdir.(Zaman 19.2.87 (Dr. Muhammed Zeynelabidin Tarih'in doktora tezinden)) Yapay organlar ve domuz dışındaki kemik vs. lerini bu gaye ile kullanmakta da sakınca olmadığını söylemişlerdir.(Abdüsselam, Naki ve Ziraati A'zâil-Insan;125) Yenilerde de bu görüşleri savunan fıkıhçılar tedavinin bu yöne kaydırılması gerektiğini, insandaki rahatsızlıklar için başka insanları kullanmanın, İslam'ın "zarara zararla mukabele edilmez" esasına ters düştüğünü ve tıbbın şu anda ulaştığı noktanın sanki son aşama gibi görülüp, başka hal çareleri arama kapısını kapayacağını, dolayısıyla buna cevaz vermenin aslında meşru yoldan ilmin ilerlemesine de engel teşkil edeceğini söylemişlerdir. En ihtiyatli görülen bu izaha göre: Insanın tek hedefi, nasıl olursa olsun yaşamak değil, ne kadar yaşarsa yaşasın bir gün nasılsa ayrılacağı bu dünyadan, asıl dünyasını kazanarak ayrılmaktır. Halbuki, insanları bir makine gibi parçalarına ayırıp, diğerine monte etmek isteyen mantalite bunu, insana olan saygısından değil, her türlü gücün üstünde olan bilme merakını tatmin ve dünyayı ölümsüzleştirmek için yapmaktadır. Bu yüzden yetişilemeyip ölenlerin artık işi bitmiştir. Hiç olmazsa işe yarar parçaları bir başkasına takılmalıdır. Böylece belki onu ölümsüzleştirmek mümkün olabilir. Çünkü ölüm (ona göre) safi kayıp ve herşeyin bitmesi demektir. Iki-üç ay önce Mısır'da basılan ve Dr. Abdüsselam'a ait olan konuyla ilgili bir kitapta bu ihtiyatli görüşü benimsemiş görülmektedir. Ama geçtiğimiz yıl yine Mısır'da tartışılıp kabul edilen doktora tezinde Dr. Muhammed Zeynelabidin ise bazı şartlarla, organ naklini caiz görmekte ve bunları: Zaruretin bulunması, iki zarardan hafif olanının alınması diye özetlemektedir. Bizce ancak adil tabiplerin de katılacağı bir heyet icmaının halledebileceği bu mes'elede son söz henüz söylenmemiştir. Ancak caiz olmadığını savunan görüşün delilleri daha güçlü, daha ihtiyatli daha insanî görülmektedir. http://www.risale-inur.org/modules.php?name=Encyclopedia&op=content&tid=1087 |
|
|
|
|
out of order
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 31.10.2003
Mesajlar: 10.913
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
|
Ama her faiz diye tabir edilen ekonomik islem faiz degildir.
__________________
Die Schari'a agiert. Sie formt und entwickelt die Gesellschaft. www.Koelner-Muslime.de |
|||||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||||
|
out of order
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 31.10.2003
Mesajlar: 10.913
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
|
__________________
Die Schari'a agiert. Sie formt und entwickelt die Gesellschaft. www.Koelner-Muslime.de |
|||||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||||
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 15.01.2003 Yaş: 58
Mesajlar: 2.687
Teşekkür etti: 1
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
|
Cogunluga uymak diye bir kural olamaz.. çogunluk hatalida olabilir Asadullah'in dedigi gibi.. Düsünürsek...Ilk basta Peygamber Efendimize inananlar azinliktaydi..ordadami çogunluga göre hareket edilseydi? Olmaz olmaz..kesinlikle ölçü çogunluk olamaz.. Ölçü Kuren ve Sünnettir.. sonrada insanin akli ve mantigi..
__________________
Değildir buna layık bu bende, bu lütf ile ihsan nedendir? |
|||||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||||
|
Müslümanlar el ele ,Filistin icin!
![]() ![]() Üyelik tarihi: 22.08.2003 Yaş: 35
Mesajlar: 3.627
Teşekkür etti: 13
29 Teşekkür 16 Mesaja aldı
|
Kardeslerim Kafire Faiz ödemek kesinlikle Haramdir! Mantik olarakda ,faiz ödeyen Borc verenin Kölesi gibi Muamele görüyor! Müslüman Küfrün kölesi olamaz!
Kimse zorla Mescid satin alin demiyor! Istedigin yeri kiraliyada bilirsin! Zaten Hipotek cekecek gücü olan cemaat felkalada kira ödiyecek gücü olur! Ayrica Milli Görüsün Fetvalara beni baglamaz! Cok Fetvalarini gördüm kendi cikarlarina göre uyguladiklarini! Bilincli ve kasitli Faizla alinmis Mescidlerindeki ibadetlerin durumu nedir? Bu kücümsiyecek bir mesele degil! Isteyen göz kulak ardi edebilir ama kesinlikle herseyin Mahserde hesabi var! Darû'l İslâm'da; mü'minlerin birbirlerinden faiz alıp-vermeleri haram olduğu gibi; gayr-i müslimlerden (zimmilerden) faiz almaları da, haramdır. Gayr-i Müslimlerin; kendi aralarında faiz alıp-vermelerine de, kat'iyyen müsaade edilemez. Zira Kur'an-ı Kerim'de: "... Haram kılınmasına rağmen faiz (riba) almaları, halkın mallarını haksız yere yemeleri sebebiyledir ki, biz (evvelce) kendileri için helal kılınan temiz ve güzel şeyleri üzerlerine haram kıldık"(92) buyurulmuştur. Bu Ayet-i Kerime'de; ehl-i kitab'a (Yahudi, Hıristiyan vs) faizin haram kılındığı sabittir.(93) Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Dikkat ediniz!.. Kim ribayı (faizi) şart koşarsa, bizimle onun arasında ahid (zimmet akdi) yoktur"(94) Hadis-i Şerifi, meseleyi kavramamızı kolaylaştırmaktadır. Sonuç olarak; Darû'l İslâm'da itikadi durumu ne olursa olsun, hiçbir ferd diğerinden faiz alamaz. Faize müsaade edilmez.
__________________
Particilik, Müslümanlari Parti Parti bölmekdedir! Hepiniz birden Allah'ın ipine (İslâm'a) sarılın, asla ayrılmayın, (Âli İmrân, 3/103) |
|
|
|
|
Müslümanlar el ele ,Filistin icin!
![]() ![]() Üyelik tarihi: 22.08.2003 Yaş: 35
Mesajlar: 3.627
Teşekkür etti: 13
29 Teşekkür 16 Mesaja aldı
|
Darû'l Harp'te; mü'minlerin kendi aralarında (birbirlerinden) faiz alıp vermeleri yine haramdır.(95) Zira kardeşlik hukuku bakidir.
__________________
Particilik, Müslümanlari Parti Parti bölmekdedir! Hepiniz birden Allah'ın ipine (İslâm'a) sarılın, asla ayrılmayın, (Âli İmrân, 3/103) |
|
|
|
|
Müslümanlar el ele ,Filistin icin!
![]() ![]() Üyelik tarihi: 22.08.2003 Yaş: 35
Mesajlar: 3.627
Teşekkür etti: 13
29 Teşekkür 16 Mesaja aldı
|
Hz. Mekhûl (rha)'den mürsel olarak rivayet edilen bir Hadis-i Şerifte Resûl-i Ekrem (sav): "Darû'l Harp'te; mü'minle - harbi arasında faiz yoktur"(96) buyurmuştur. Hz. Mekhûl (rha)'in fakih bir ravi olması sebebiyle, mürsel olan hadisi amele konu olur. İmam-ı Serahsi (rha), "Resûl-i Ekrem (sav)'in amcası Hz. Abbas (ra)'ın, "Mekke Müşriklerinden" faiz aldığını bilmesine rağmen müdahale etmediğini, ancak "Mekke'nin Fethi'nden" sonra: "- Cahiliyye devrene ait faizler kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk faiz de Abbas b. Abdülmuttalib'in faizidir" buyurduğunu, ayrıca Hz. Ebû Bekir (ra)'in karşılıklı bahis sonucunda müşriklerin reislerinden (Ubey b. Halef'ten) mal almasına Peygamberimiz (sav)'in müsaade ettiğini" kaydederek, harbinin malının masum olmadığını zikretmektedir.(97) İmam-ı Şafii (rha); Hz. Mekhul (rha)'den gelen hadisin mürsel olduğunu ve değişik tevillere müsait bulunduğunu beyan ederek, Darû'l Harp'te de olsa, kâfirden faiz alınamayacağını beyan etmiştir.(98) Hanefi fûkahası; Hz. Mekhûl'den rivayet edilen Hadis-i Şerif'e itirazda bulunanlara; "Bir kimsenin malının masum (dokunulmaz) olabilmesi için; ya iman, ya zimmet akdi şarttır. Halbuki harbi (İslâm'a karşı savaşan kâfir) için; iki durum da, söz konusu değildir. Bu hususta Hadis-i Şerif'in yok olduğunu kabul etsek dahi; harbinin malının masum olmadığı açıktır. Kaldı ki; harbilerin mallarını kendi kanunları ve rızaları gereğince almaktadırlar. Aldatma ve hıyanetten söz etmek mümkün değildir"(99) şeklinde cevap vermişlerdir. İmam-ı Ebû Yusuf (rha), bu hususta muhaliftir.(100) Ancak ûlema bu konuda fetvanın İmam-ı Azam Ebû Hanife (rha)'nin kavline göre verileceğini tasrih etmiştir. Sonuç olarak; Darû'l Harp'te mü'minlerin; harbilerin mallarını, onların rızalarına uygun olarak almaları mübahtır.<SPAN style="FONT-FAMILY: 'Turan Latin'">
__________________
Particilik, Müslümanlari Parti Parti bölmekdedir! Hepiniz birden Allah'ın ipine (İslâm'a) sarılın, asla ayrılmayın, (Âli İmrân, 3/103) |
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 02.08.2004 Yaş: 39
Mesajlar: 141
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Şu hale bir bakın , faiz konusunda gelinen noktaya ,
Birileri faiz korkusundan bankanın önünden geçen yolunu bile değiştirir , Diğeri cebinde 10 tane kredi kartını alıp , bunlar şüpheli değil muhabbeti yapar Birileri maaşını dahi bankadan almamak için türlü eziyetlere katlanır. Bir diğerleri islam maskesi altında banka kurup kredi dağıtır.. Ne idik .... ne olduk... Ya Rabbi biz senin dinine uyamadık , senin dinimizi kendimize uydurmaya kalkıyoruz. Bizi bize bırakma , Razı olduğun işerden ayırma... Tartışmaya ne hacet aslında efendimiz (s.a.v) son noktayı koymamış mı asırlar önce , “Helâl apaçık belli haram da apaçık bellidir. Bu ikisinin arasında şüpheli noktalar vardır. İnsanların çoğu bunu bilmezler. Şüpheli şeylerden kaçınanlar, dinini ve namusunu korumuş olurlar. Şüpheli şeylere düşenler, yasak bir koruluğun etrafında hayvan otlatan ve her an için koruluğa düşmek ihtimâli olan bir çoban gibidir. Dikkat ederseniz her hükümdarın bir koruluğu vardır. Allah’ın koruluğu ise haramlardır.” (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 48) ..... |
|
|
|