İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 11.01.2005, 01:17
 
sisterE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.01.2004
Yaş: 32
Mesajlar: 25.965
Teşekkür etti: 4
51 Teşekkür 43 Mesaja aldı
Kurban ibadeti

Kurban ibadeti.


Allah’a yakınlaşmak anlamına gelen “kurban”;
kurban olarak kesilmesi uygun olan hayvanın,
ibadet niyetiyle usulüne uygun şekilde kesilmesidir.

Kurbanın başlıca,
udhiyye kurbanı (Kurban Bayramında kesilen kurban),
adak kurbanı,
akika kurbanı
ve Hac için kesilen hedy kurbanları
gibi kısımları vardır.

Fıkıh mezheplerinin çoğuna göre udhiyye kurbanı sünnet olmakla birlikte
Hanefi mezhebinde tercih edilen görüş kurbanın vacip olduğu yönündedir.

Ancak bir ibadetin farz olmayışı,
onu ibadet olmaktan çıkarmayacağı gibi,
şeklinin değiştirilmesini de gerektirmez.

İbadetlerin;
şekil, şart ve rükünleri olduğu gibi;
hikmetleri, amaçları ve teşri gerekçeleri de vardır.

İbadetlerdeki bu özelliklerin birbirinden ayrı düşünülmesi mümkün değildir.

Kurban ibadetinin pek çok hikmeti ve amacı vardır.

Kurban, sadece et yardımı amaçlı bir ibadet değildir.
Hatta etinin dağıtılması vacip değil, sünnettir.

Bu ibadetin özü, Allah’a yaklaştıran maddi bir fedakarlık ve O’nun emrine gönülden bağlılığın tezahürüdür.

Kur’an-ı Kerim, kurban ibadetinin eski millet ve topluluklar tarafından da yerine getirilen bir ibadet olduğunu ifade etmektedir.

Zira, Kur’an-ı Kerim’de:

“(Ey Muhammed!) Onlara Adem’in iki oğlunun kıssasını doğru olarak anlat! İkisi birer kurban sunmuşlardı da birininki kabul edilmiş; diğerininki ise kabul edilmemişti...” buyrulmuştur (Maide Suresi; 27).

Saffat Suresinde de (Ayet: 107);
Hz.İbrahim’in oğlu Hz.İsmail’in yerine bir kurbanın, Allah tarafından kendilerine fidye (kurban) olarak verildiği açıkça bildirilmektedir. Ayrıca diğer bazı ayetlerde de kurban ibadeti ile ilgili nasslar mevcuttur:

“... Kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belirli günlerde Allah’ın adını ansınlar. İşte bunlardan yiyin
sıkıntı içindeki fakiri de doyurun.”(Hacc Suresi, 28)

‘Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerine O’nun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık.” (Hacc Suresi; 34)


“Bu hayvanların ne etleri ve ne de kanları Allah’a ulaşacaktır: Allah’a ulaşacak olan ancak, sizin O’nun için yaptığınız gösterişten uzak amel ve ibadettir.” (Hacc Suresi; 37)

Kurban ibadeti hicretin ikinci yılında eda edilmeye başlanmış ve Hz.Peygamber (s.a.s.) hicretten itibaren on yıla yakın bir süre hep kurban (Udhiyye) kesmiştir. (Bknz: Tirmizi 20, K.El-Edahi, 11, Hadis No: 1507)
__________________
Hayat yasandigi kadardir. Ötesi ya hatiralarda bir iz, ya da hayallerde bir umuttur.
sisterE isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 11.01.2005, 09:44
 
Hikaye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.05.2003
Mesajlar: 812
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Kurbanın psiko-sosyal yönü

Kurbanın özünde Cenâb-ı Allah’a bir şey adayarak Allah’a yaklaşma vardır.

Cenâb-ı Allah’a ilk kurbanı Hazret-i Âdem’in (as) ilk çocuklarından Hâbil ile Kâbil adamışlar ve Hâbil bir koyun, Kâbil ise bir deste buğday takdim etmişlerdi.

Kur’ân bu olayı şöyle anlatır:

“Onlara, Adem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), “And olsun seni öldüreceğim” dedi. Diğeri de “Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder” dedi.” (1)

Daha sonra yine bir gün; Hazret-i İbrâhîm Aleyhisselâm çok ağır bir imtihana tâbi tutularak oğlunu Allah’a kurban etmesi emrin aldı.

Zilhicce’nin sekizinci günüydü ve rüyasında oğlunu Allah’a kurban ediyordu.

Bu rüyanın sâdık bir rüya olup olmadığını araştırırken,

Zilhicce’nin dokuzuncu günü aynı rüyayı tekrar gördü.

Zilhicce’nin onuncu günü (Kurban Bayramının birinci günü), üçüncü defa aynı rüyayı görünce bunun bir vahiy olduğunu anladı.


Cenâb-ı Hak bu emrini kesin bir şekilde bir defada indirmemiş, arka arkaya rüyalarla Hazret-i İbrâhim’i (as) psikolojik olarak buna hazırlamıştı.

Bu emre Hazret-i İsmâil de (as) teslim olmuştu.


Kur’ân’ı dinleyelim:

“(Hazret-i İsmâil:) Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap.

İnşallah beni sabredenlerden bulursun, demişti.

Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca:

Biz ona: “Ey İbrahim!” diye seslendik. Rüyayı gerçekleştirdin.

Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır.

Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik. Geriden gelecekler arasında ona (iyi bir nam) bıraktık: İbrahim’e selâm! dedik. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.

Çünkü o, bizim mü’min kullarımızdandır.”(2)

Gerisi mâlûm. Hazret-i İbrâhîm (as) Cebrâil’in indirdiği koçu Zilhicce’nin onuncu günü kurban ediyor. Böylece Zilhicce’nin onuncu günü kurban kesmek bir İbrâhîm Aleyhisselâm sünneti olarak sâbit kılınıyor.

Ve koçla berâber Cenâb-ı Hakk’ın sırf nîmet için rahmet hazînesinden indirdiği dişili erkekli sekiz hayvanı (3) kurban bayramlarında kurban etmek bir Allah emri olarak dînimizde teşrî kılınıyor.


Etinden kılına, boynuzundan bağırsaklarına, sütünden dışkısına her yönüyle nimet olan dişili erkekli koyun, keçi, sığır, manda ve devedir. (4)


Kurban ibâdetinin hemen sonrasına bakalım: İnsanlara, dostlara, komşulara, fakir ve fukaraya ikrâm etmek ve böylece toplum fertleriyle kaynaşmak ne eşsiz bir sosyal davranıştır. Diğer milletlerin imrendiği ve bir benzerinin görülmediği kadar toplumu birleştiren sımsıcak bir ibâdet.


Öyle ki, insanlara gönlümüzü açıyoruz. İkrâm ediyoruz. İkrâmlarını kabul ediyoruz. Yüzümüzden gülümsemeler eksik olmuyor. Dargınlık ve kırgınlıkları geçmişin derin derelerinde bırakıyoruz. Bugün ve bugünden sonra barışıyoruz.

Ve artık, hep barışta kalıyoruz. Resûlullah Efendimizin (asm);

“İman etmedikçe Cennet’e giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe tam îman etmiş olamazsınız! Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi size haber vereyim mi? Aranızda selâmı yayınız!”(5) hadisi kulaklarımızda bir kez daha çınlıyor!

“İman” ve “sevgi” gibi birbirinin vazgeçilmez iki iksirini kurban bayramında idrâk ediyoruz. Sevgide Cemâl tecellîsine şâhit oluyoruz.

Kurbanlık hayvanı aldıktan sonra bakımını iyi yapmak, aç ve susuz bırakmamak, onu sevmek sünnettir. Kesime götürürken hayvana vurmamak, incitmemek, korkutmamak, sürüklememek; bilakis şefkatli davranmak ve eziyet etmemek sünnettir.

“Hayvanı gâyet güzel kesin. Kim hayvan kesecekse, bıçağını iyi bilesin.

Hayvanı da bir an önce keserek rahatlatsın.”(6)

Hadîsinin emriyle, bıçağı önceden bilemiş olmak, kesimde keskin bıçak kullanmak sünnettir. Hayvanı kesim yapılacak yere ayağından tutarak sürüklemek ve acı vererek götürmek mekruhtur. Keserken eziyet vermek, kör bıçak kullanmak, hayvanı yatırdıktan sonra bıçak bilemeye gitmek mekruhtur. Sünnet olan, bu esnâda hayvana azamî müşfik ve sevecen davranmaktır. Cenâb-ı Hakk’ın Cemâl sıfatını bir kez de bu âdâba riâyetle idrâk ederiz.

Bu bayramın hiç şüphesiz bir de Celâl yönü var:

Kurbanın boğazlanması! Boğazlarken Cenâb-ı Allah’ın Celâl sıfatı tecellî edecek, kalbimiz haşyet ve korkuyla ürperecek, kurbanımızla berâber Allah’a yaklaşmanın huzûru ile gözlerimiz yaşaracak!

Günahlarımıza pişman olacağız, hatâlarımızı ve kusurlarımızı göreceğiz, istiğfâr hisleriyle dolacağız. Kurban kıbleye doğru yatırıldığında okunması sünnet olan:

“İnne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbi’l-âlemîne lâ şerîkeleh.” (Namazım da, ibâdetim de, hayatım da, ölümüm de âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.)(7) âyeti bu ulvî hislerimize tercümân olacaktır.

Sonra, “Bismillâhi Allâhü Ekber!” denilecek ve kesilecek!

Artık hayvan, Allah için kendini fedâ etmekte; Allah için kurban edilmektedir!

Bu kesim hayvan için, et ve ticâret amacıyla bir kasabın bıçağı altına yatmaktan çok daha şerefli, çok daha ulvîdir. Bu duâları hem kesen, hem de kurban sahibi ve orada bulunanlar söylemelidir. Çünkü burada Celâl tecellîsi hâkimdir. Bu tabloya tahammülün zorluğu da bundan kaynaklanmaktadır.

Zîrâ Celâl sıfatının tecellîlerinin perde arkası her ne kadar hoşsa da, ön yüzü itibariyle çoğu zaman can yakıcı olabilmektedir.

İkrâm esnasında ise, o çoğu zaman hasret kaldığımız dostluklara ve gönüllere ulaşırken Rahmânü’r-Rahîm’in Cemâl sıfatı tecellî edecek, kalbimiz sevgiyle, dostlukla, merhametle dolacak. Toplum fertleri kardeş olduklarını hatırlayacaklar.

Toplum doyasıya barışı yaşayacak.

Şu halde, kurban ederken Allah’ın izzet, azamet ve Celâlini;

ikrâm ederken Allah’ın lütuf, merhamet ve Cemâlini müşâhede edeceğiz.

Yâhut kurbanda Celâl sıfatının caddesinde Allah’a yaklaşacağız;

ikrâm’da Cemâl sıfatının nezdinde Cenâb-ı Hakk’ın rızâsına inşallah ereceğiz.

Kurban etini üç taksim yaparken, bir taksimini ihtiyaç sahibi insanlara dağıtırken,

diğer bir taksimini eşimize, dostumuza, komşumuza, arkadaşlarımıza ve insanlara ikrâm ederken artık hep Cemâlî bir nezâket içinde olacağız.

Kurban bayramı günü, müstesnâ bir gün olarak elimiz ikramda açık olacak; cümle gönülleri sihirli formülleriyle fethedecek.

Cenâb-ı Hak gelmekte olan mübârek bayramı insanlık barışı için vesîle kılsın ve kalbimizden kin ve düşmanlıkları gidersin. Âmîn.

DİPNOTLAR:
(1) Mâide Sûresi: 27; (2) Sâffât Sûresi: 100-111; (3) Zümer Sûresi: 6; (5) R. Sâlihîn, 377; (6) Müslim, Sayd, 57; (7) En’âm Sûresi, 6/162
__________________
“ Yalnız hüznü vardır, kalbi olanın… "
http://yurekyanginlari.blogcu.com/
Hikaye isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 22.12.2006, 16:50
Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır.....
 
itimat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.04.2004
Mesajlar: 17.040
Teşekkür etti: 10
204 Teşekkür 110 Mesaja aldı
ikinizde saolun...
__________________
GELDİĞİN ZAMAN BOŞLUK DOLDURAN DEĞİL,
GİTTİĞİN ZAMAN YERİ DOLDURULAMAYAN OL
itimat isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 24.12.2006, 00:59
Beni Benden et, SENDEN etme Ya RABB.. !!
 
HASGIZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.06.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 1.910
Teşekkür etti: 6
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Kurban kestikten sonra namaz kilmak



Sual: Kurban kesildikten sonra namaz kilmak gerekir mi?

CEVAP

Kilmak gerekmez. Ancak kurban kesildikten sonra, dünya kelami konusmadan iki rekat nafile namaz kilmak iyi olur. Namazdan sonra, kurban kesilirken okunan duayi okumali ve Ya Rabbi, Ibrahim aleyhisselamin kurbanini kabul ettigin gibi, benim kurbanimi da kabul eyle demelidir!



Kurban keserken okunacak dua söyledir:

(Bismillahi vallahü ekber, la ilahe illallahü vallahü ekber, Allahümme haza minke, inne salâti ve nüsüki ve mahyaye ve memati lillahi Rabbilalemin, la serike lehü, bizalike ümirtü ve ene evvelül müslimin)

Sonra da dilegini ister. Bu durumda istenen seye kavusulacagini Peygamber efendimiz bildirmistir.
__________________
Ben beni birakirsam,SENI birakirsam,
SEN beni birakma YA RABB!!!!
HASGIZ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kurban Salah ad-Din Dini Bilgi ve Eğitim 0 08.12.2006 21:59
Ibâdeti muhâfaza etmek acohsny Dini Bilgi ve Eğitim 0 22.10.2006 18:39
Mü'minin Ibadeti Osmanli-Torunu Dini Bilgi ve Eğitim 2 07.10.2006 20:47
Uyku ve Gece-ibadeti ile ilgili hadisler..... Mücahid Yildizi Hadis Köşemiz 1 15.08.2006 15:50
itikaf ibadeti için belge isteyen için imam!!! cihad21 Günlük 2 30.10.2005 23:13


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:56 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git