Abdestin Bozulmas
ı ile İlgili Vesveseler
Dinimizde abdesti bozan
şeyler bellidir. Kişi abdestli iken küçük
ve büyük abdest mahallinden ç
ıkan necasetler veya yellenme, vücudun
her hangi bir yerinden ç
ıkan kan, iltihab vs. şeyler abdesti bozar.
Ancak baz
ı zaman, kişinin makadında bir hareketlenme meydana
gelir ve “Acaba yellenme mi oldu?” diye tereddüt eder, abdesti konusunda
ş
üpheye düşer, namaz kılmakta ise namazı bırakır gider.
Asl
ında o hareketlenme, bir yellenme değildir. Nitekim aşağıda zikredeceğimiz
hadîslerde de görülece
ği gibi, Hz. Peygamber (s.a.v.) böyle
bir hareketlenmeyi
şeytanın vesvesesi olarak nitelendirmiş ve böyle
bir durumla kar
şılaşan kişiye şu tavsiyeyi yapmıştır: “Ses ve koku
olmad
ıkça abdest almaya gerek yoktur
.”36.
Rasûlüllah (s.a.v.)’a, namazda iken ‘hayaline abdesti bozuldu
gibi’ gelen bir adamdan bahsedilmi
şti. Rasûlüllah (s.a.v.): “Sesi işitip
kokuyu duymad
ıkça namazı sakın terk etmesin
.”37 buyurmuştur.
İ
bnu Huzeyme (v.311/923)’nin rivâyetinde “Birinize şeytan gelip de
‘Abdestini bozdun’ dedi
ği zaman, o da ‘yalan söyledin’ desin.
Ancak burnu ile koku hisseder ve kula
ğı ile de sesi duyarsa o hariç.
”
38
buyurulmaktadır. Kişinin namazda şeytana “yalan söyledin”
33
Buhârî, Vudû’, 47; İbn Kuteybe, Garib, I, 8; İbnu’l-Kayyım, Şemsuddin Muhammed
b. Ebî Bekr,
Şeytanın Tuzakları (Terc: Ömer Temizel), Konya, 1993, I, 442-443;
Geni
ş bilgi için bkz.Bâbânzâde, Ahmed Naim, Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrid-i
Sarih Tercemesi ve
Şerhi
, Ankara, 1979, I, 166.
34
Bkz. Serahasî, Şemsuddin, el-Mebsut, İst., 1982, I, 45.
35
Mübârekfûrî, Muhammed Abdurrahman b. Abdirrahim, Tuhfetu’l-Ahvezî bi Şerhi’t-
Tirmizî
, Beyrut, 1990, I, 156-157.
36
Buhârî, Vudû’, 4; Tirmizî, Tahâret, 56.
37
Buhârî, Vudû, 4; Müslim, Hayız, 98.
38
İbn Huzeyme, Muhammed b. İshak, Sahih, Beyrut, 1992, I, 19; Hâkim, Muhammed
b. Abdillah,
el-Müstedrek ala’s-Sahihayn, Beyrut, 1990, I, 227.
Dinbilimleri Akademik Ara
ştırma Dergisi IV (2004), Sayı: 4
53
sözünü “içinden geçirmek” suretiyle demesidir. Aksi halde telaffuz
edecek olsa namaz
ı bozulur. Bu da câiz değildir39.
Yine bir rivâyette “
Biriniz namazda iken ona şeytan gelir ve
dübüründen bir k
ıl alır, onu uzatır. O kişi de abdestinin bozulduğunu
san
ır. Böyle bir durumda ses duymadıkça veya koku hissetmedikçe
namazdan ayr
ılmasın
.”40 buyurulmaktadır.
Ba
şka bir rivâyette de “Biriniz mescidde iken, karnında
(dübüründe) bir hareket hissetse ve abdestinin bozulup bozulmad
ığı
hususunda tereddüde dü
şse bir ses işitmedikçe veya bir koku
duymad
ıkça (abdest almak için) mescidi terk etmesin
.”41
buyurulmaktad
ır. Ahmed b. Hanbel (v.241/855)’in naklettiği bir hadîste
de “
Biriniz namazda iken şeytan ona gelir ve bir adamın
hayvan
ını yumuşakça zaptettiği gibi o kimseyi ele geçirir, ona
hakim olunca o ki
şinin kalçalarının arasından, onu namazdan
vazgeçirmek için, yellenme gibi bir
şey yapar. Biriniz böyle bir
durumla kar
şılaşırsa, şüphe bırakmayacak şekilde kesin olarak
bir ses duymad
ıkça ya da koku hissetmedikçe namazını bozmasın.
”
42
buyurulmaktadır.
Nevevî (v.676/1277), hadîsi aç
ıklarken; böyle bir durumda
abdestin bozulmas
ınin, yelin çıkmasına bağlı olduğunu ve kişinin
kesin olarak abdestinin bozuldu
ğunu bilirse, yellenmenin sesini işitmesi
veya kokusunu duymas
ının şart olmadığını, bu hususta
müslüman âlimlerin icma etmi
ş olduklarını ifâde eder43.
Görüldü
ğü gibi hadîslerde, namaz esnasında veya mescide girince
ya da abdestli iken, abdestin bozuldu
ğuna dair vesveseye düşüldüğü
takdirde takip edilecek yol gösterilmekte ve kar
şılaşılan bu
durumun
şeytandan kaynaklanan vesvese olduğu bildirilmektedir.
Abdestinin bozuldu
ğu hususunda kanaate sahip olan müslümanın
halinde tereddüt olmaz, zaten o bilir ki, abdesti bozulmu
ştur.
Abdestsiz olan ki
şi, abdest almadıkça namaz kılamaz. Abdestinin
bozuldu
ğuna hükmeden kimsenin ses ve koku duymaya ihtiyacı da
yoktur
44.
39
İbn Huzeyme, I, 19.
40
Ahmed b. Hanbel, III, 96.
41
Müslim, Hayz, 99; Ebû Dâvud, Tahâret, 68 (177); Tirmizî, Tahâret, 56; İbnu
Huzeyme,
Sahih, I, 19.
42
Ahmed b. Hanbel, II, 330.
43
Nevevî, Muhyiddin, Ebû Zekeriyya Yahya b. Şeref, Şerhu Sahih-i Müslim, Beyrut,
ts., III, 49-50.
44
Aynî, Umde, II, 253; Canan, İbrahim, Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Ankara, 1990, X, 448.
Adem DÖLEK
54
Çünkü
şüphe ile yakîn -kesin bilgi- zâil olmaz45. Yakîn ancak
yakîn ile zâil olur. Dînî konular
ın hiç birinde şüphe ile yakîn zâil olmadığı46
gibi, abdestin, yakînî olarak bozuldu
ğu bilinmedikçe de
abdestin varl
ığı devam ediyor demektir47. Abdullah b. Mübârek
(v.181/797): “Ki
şi, abdest konusunda şüpheye düşse de, bozulmadığına
dair yemin edebilecek bir yakîne sahip olursa abdest almas
ı
gerekmez.”
48 der.
Bütün bu aç
ıklamalar; Hz. Peygamber (s.a.v.)’in, kişinin büyük
abdest mahallinde meydana gelen hareketlenmeden ve tereddüde
dü
şüren bir durumdan dolayı oluşan vesveseden kurtulmanın yollarını
gösterdi
ğini ve böyle bir vesveseyi de telkin yoluyla tedâvî ettiğini
göstermektedir.
Hz. Peygamber (s.a.v.), bir yandan abdestli olan ki
şiye şeytanın
verece
ği vesvesenin şekillerini beyan ederken, öte yandan da namaz
k
ılacak insanların abdestlerini güzel şekilde almamaları durumunda
da
şeytanın vesvese vereceğini bildirerek abdestlerini tam almalarını
emretti
ğini görmekteyiz49. Meselâ; bir keresinde Hz. Peygamber
(s.a.v.) ashab
ına namaz kıldırır ve namazda “Rum sûresi”ni okur.
Ancak sûrenin bir k
ısmında şaşırır. Daha sonra “Bazı kimselerin
namaza abdestsiz olarak gelmelerinden dolay
ı şeytan namazda
k
ıraati bize şaşırttırdı. Namaza geldiğiniz zaman abdestlerinizi
güzelce al
ın
.”50 buyurur.
Abdestin tam al
ınması, abdest azalarının hiçbir yerinde kuru yer
kalmadan y
ıkanmasıdır. Kuru yer kalacak olursa abdest olmaz, dolayısıyla
namaz da olmaz. Bu bak
ımdan Hz. Peygamber (s.a.v.), bir
taraftan abdest alma konusunda haddi a
şmamayı, diğer bir ifâdeyle
ifrat etmemeyi ye
ğlerken, diğer yandan da noksan yapmamayı yani
tefrite dü
şmemeyi tavsiye etmektedir. Çünkü kişi, her iki durumda
da
şeytanın vesvesesine mâruz kalabilir.
Hz. Peygamber (s.a.v.), ki
şinin vesveseye düşmesine sebep olabilen
bu yollar
ı açıklayarak şeytanın abdestle ilgili vesvesesinden ümmetini
korumu
ş olmaktadır. Bu anlatılanlar ışığında Hz. Peygamberin
abdestle ilgili sünneti iyi ö
ğrenilmekle ve biraz da dikkat etmek
suretiyle
şeytanın, abdestle ilgili hususlardaki vesveselerinden
kurtulunabilir.
45
Buhârî, Vudû, 4; Hattâbî, Hamd b. Muhammed, Meâlimu’s-Sünen, Beyrut, 1991,
I, 55-56;
İbn Huzeyme, I, 18; Bkz. Ali Haydar, Dureru’l-Hukkâm Şerhu
Mecelleti’l-Ahkâm
, Beyrut, ts., I, 20 (4. madde).
46
Mubârekfûrî, I, 208.
47
İbn Huzeyme, I, 17.
48
Tirmizî, Tahâret, 56.
49
Bkz. Buhârî, Vudû, 29; Müslim, Tahâret, 25,26; Ebû Dâvûd, Tahâret, 4.
50
Ahmed b. Hanbel, III, 471.