![]() Üyelik tarihi: 02.08.2002
Mesajlar: 3.335
Teşekkür etti: 0
8 Teşekkür 7 Mesaja aldı
| |
| | |
| Müslümanlar el ele ,Filistin icin! ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 22.08.2003 Yaş: 35
Mesajlar: 3.833
Teşekkür etti: 41
94 Teşekkür 56 Mesaja aldı
| Gelsinler ve denesinler elbetki Kabe yi koruyan vardir! Ebabil kuslarin atdiklari taslari unutmasinlar ........heryeri parcalar vallahi...!
__________________ Particilik, Müslümanlari Parti Parti bölmekdedir! Hepiniz birden Allah'ın ipine (İslâm'a) sarılın, asla ayrılmayın, (Âli İmrân, 3/103) |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 18.07.2005 Yaş: 36
Mesajlar: 419
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| “Ebâbil, Arapça’da “bölükler, sürü, sürüler” demektir. Kelime, Kur’ân–ı Kerim’de Fil Sûresi’nin üçüncü âyetinde geçmektedir. Fil sûresinde olay şöyle anlatılmaktadır: “Görmedin mi Rabbin fil sahiplerine ne yaptı? Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? Üstlerine sürü sürü kuşlar gönderdi. Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atıyorlardı. Nihâyet onları yenilmiş ekin yaprağı gibi yaptı.” (el–Fil, 105/1–5). Bu olay Hz. Peygamber’in doğduğu yıl olmuş ve orduda bulunan fil/fillerden dolayı Araplar arasında “Fil Vak’ası”, geçtiği yıl ise “Fil Yılı” olarak meşhur olmuştur. Olay kaynaklarda şöyle zikredilmektedir: Habeşistan Kralı Necâşi Ashame’nin, Yemen’e hükümdar tâyin ettiği Ebrehe b. Sabbah el–Eşrem, Mekke’ye giden kervan ve Kâbe ziyaretçilerini çekmek ve San’a Şehri’ni ticaret merkezi haline getirmek üzere burada Kulleys veya Kalis denilen bir tapınak (kilise) yaptırdı. Ancak tapınağa gelen olmadığı gibi Fukaym kabilesine mensup bir Arap veya bir grup Arap kiliseye girerek pislediler. Bunu öğrenen Ebrehe çok kızdı ve Kâbe’yi yıkacağına yemin etti. Büyük bir ordu ve gayet iri cüsseli “Mamud” adlı fili önde olduğu halde Mekke’ye yöneldi. M.S. 570 veya 571 yılında altmış bin asker ve on yahut dokuz fille yola çıktı. (İbnü’l–Esir, el–Kâmil fi’t Târih, Nşr: Tornberg, Beyrut 1965, I, 442). Ebrehe, yolda Yemen kralı Zû Nefer’i bozguna uğrattı. Ardından Has’amlıları yendi ve bunların Nufeyl b. Nubeyb adındaki liderinin hayatını bağışlayarak kendisine Mekke’ye gidişte rehber yaptı. Taif’teyken Sakif’liler tanrıları Lât’ı korumak uğruna Ebrehe ile işbirliğine yanaşıp Ebû Regal’i ona rehber olarak verdiler. Ebrehe’nin fillerin desteğindeki muazzam ordusunun karşısında hiçbir ordu dayanamadı ve Kureyşliler bu gelişe bakarak Kâbe’nin yıkılacağına kesin olarak inanmaya başladılar. Abdülmuttalib’in Ebrehe ile Görüşmesi: Mekke yakınında Mugammes denilen yerde Ebrehe ordusu çadırlarını kurdu ve çevredeki Mekkelilere ait develeri yağmaladılar. Develerin içinde Abdülmuttalib’in de iki yüz devesi vardı. Ebrehe’nin elçisi Hınata el–Himyeri Mekke’ye giderek Kureyşlilerin ileri gelenleriyle görüştü ve “Kâbe’yi tavaf etmeyi bıraktıkları takdirde onlara saldırmayacaklarını” söyledi. Onlara sadece Kâbe’yi yıkmak için geldiklerini, kendileri ile savaşmayacaklarını bildirdi (İbnü’l–Esir, a.g.e., s.443). Abdülmuttalib, “Biz onunla savaşmak istemiyoruz, buna gücümüz de yetmez. Orası Beytullah’tır, eğer korursa O (Allah) Harem’i korur” dedi; develerini görüşmek üzere Ebrehe’nin yanına vardı. Abdülmuttalib’e iyi davranan ve önce onu takdirle karşılayan Ebrehe, Abdülmuttalib develerini isteyince şöyle dedi: “Seni ilk gördüğümde gözüme büyük bir şahsiyet olarak görünmüştün. Ama sen Kâbe’nin korunmasını isteyeceğin yerde develerinin peşine düşünce gözümden düştün.” Abdülmuttalib, “Ben develerin sahibiyim. Kâbe’nin de sahibi var, O onu korur” dedi. Fillerin Yere Çökmesi: Sabaha karşı Ebrehe, Mekke’ye ilerledi. Mamud denilen büyük fil, şehre yaklaşınca yere çöküverdi; kalkması için çok uğraştıkları halde kalkmadı. Öteki fillerin de, Kâbe yönünde sürüldüklerinde yere çöktükleri, başka bir yöne yöneltildiklerinde koşarak kaçmaya çalıştıkları görüldü. Buhâri ve Müslim’de, Rasûlullah (s.a.v.)’ın Mekke’nin fethi günü şöyle dediği nakledilmektedir: “Yüce Allah filleri Mekke’ye girmekten alıkoydu. Ama Rasûlünü ve mü’minleri oraya gönderdi. Dün olduğu gibi bugün de oranın hürmeti iâde olmuştur. Dikkat edin, hazır olan olmayana bildirsin. “ Kuşların Ebrehe Ordusuna Saldırması: Ebrehe ordusu Mekke’ye girerken deniz tarafından, daha önce o bölgede hiç görülmemiş, kırlangıca benzer kuş sürüleri bir anda ortaya çıkarak Ebrehe ordusuna saldırdılar. Gaga ve pençelerinde taşıdıkları taşları ve çamurdan balçıkları askerlerin üzerine bıraktıklarında onlar, kurumuş, paramparça olmuş ağaç yaprakları gibi dağıldılar. Rehberleri Nufeyl kaçtı, askerler kuş saldırısında telef olup feci şekilde öldüler; yolda kalanlar, geriye dönenler de helâk oldular. Mekkeliler bu mucizeyi dağlardan seyrederken Allah’ın irâdesi karşısında hayret ve dehşet içindeydiler. Ebrehe, bu saldırıda etleri parçalanmış, çürümüş halde San’aya dönerken, Hasm kabilesinin yaşadığı bölgede göğsü ikiye yarılarak acıklı şekilde öldü (Kadı Beydâvî, Envârü’t–Tenzil, Fil Sûresi tefsiri). Kuşlar ve attıkları taşlar hakkında çeşitli rivâyetler vardır. Bu olay Rasûlullah’ın dünyaya geldiği yılda vuku bulduğundan, Peygamberimizin ilk mucizelerinden sayılmıştır. Muhammed b. İshak ve İkrime o yıl çiçek hastalığının Mekke’de yaygınlaştığını söylemişlerdir. Muhammed Abduh (v. 1905) bu rivâyetlerden hareketle Kur’ân’da geçen “Tayran Ebâbile” ifâdesiyle kastedilenin “sinekler” olduğunu ayaklarında salgın hastalık mikrobu taşıyan sinek sürülerini Allah’ın, Ebrehe ordusuna musallat kıldığını belirtmektedir. Yeryüzünün en ihtişamlı ordusu ve hayvanları (filleri) ile gelen Ebrehe ve ordusunu Allah, bir ibret olsun diye gözle görülemeyen küçük canlılarla mikroplarla helâk etmiştir. Bu görüşü yukarıda zikrettiğimiz gibi daha önce ilk siyercilerden Muhammed b. İshak da kaydetmiştir. Ayette geçen “Siccil” kelimesi, taş ve çamur demektir. Yahut, çamurla sıvanmış taş anlamına gelir. “Asf” kelimesi, ağaç yaprağı anlamına gelir. Haşerelerin ağaç yaprağını yiyip ufalttıklarında yaprak yenik yenik hale gelir ki, sûrede anlatılmak istenen budur. Olayın Gerçekleştiği Yer: Fil olayı, Müzdelife ve Mina arasındaki Muhassab vadisi arasında bulunan Muassıb’da meydana gelmiştir. Müslim ile Ebû Dâvûd, Câbir’den rivâyetle onun şöyle dediğini yazarlar: “Rasûlullah Müzdelife’den Mina’ya hareket ettiği zaman Muassıb vadisin de hızlanmıştı.” İmam Nevevî bunu şöyle izah etmiştir: “Ashâb–ı Fil olayı burada cereyan etmiştir. Onun için, sünnet olan, hacıların buradan hızla geçmesidir.” İmam Mâlik de Hz. Peygamber’den, “Müzdelife durma yeridir, ama Muassıb vadisinde durulmamalıdır” hadisini nakleder. Müşrik Kureyşlileri bu olay o kadar etkilemiştir ki, üç yüz altmıştan fazla Kâbe putunu unutup yedi yahut on sene Allah’a tapmışlardır. Fil Sûresi’nde Allah, Ashâb–ı Fil’in acı âkıbetinin fecâatine sadece ana hatlarıyla değinmiş ve müşriklere, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in dâvetine karşı çıktıklarında, onların başlarına gelebilecek acıklı azabı hatırlatmıştır.”
__________________ Selat ve Selam Allah Resulü (sav)'nün üzerine olsun.... İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 29.06.2005
Mesajlar: 772
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| ya arkadaslar bu konu neden burada özbeken kardas siyaset bölümü var konulari karistirmayalim selam ve dua ile
__________________ İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 18.07.2005 Yaş: 36
Mesajlar: 419
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| Bush bin Ebrehe Şu tesadüfe bakın ki, Kâbe’yi yıkmaya teşebbüs eden Ebrehe de Bush gibi Hıristiyan’dı. Yada yumuşatılmış ifadeyle ‘Ehl–i Kitab idi. Yıkma gerekçesi de aynı idi; yalana dayalı ekonomik sebep. İnsanların Mekke’ye Kâbe’yi ziyaret etmek için gitmeleri, bu sebeple de oraya yüklü miktarda para bırakmaları, doyumsuz ve soysuz Ebrehe’yi bazı tedbirler almaya itti, zaten o da iyi bir itti. Yemen’in başşehri Sana’da büyük bir kilise inşa emrini vermiş. Gaye Kâbe yerine insanları Sana’ya çekmek ve para akışını kontrol altına almak. Rivayetler eğer yalan değilse, (ne farkeder yalan olsa) Usame b. Ladin’in yirmi beşinci göbekten dedesi, yirmi altındı dizden dayı oğlu bir Arap Sana’ya gidiyor ve Ebrehe’nin özel imalat mabedinin içini kirletiyor. Dönemim CIA, FBI gibi iyi koku alan istihbarat kaynakları Ebrehe’ye rapor etmişler, bu işi Kâbe’liler yaptı diye. Ebrehe de dönemin en güçlü donanması Fil ordusunu donatıp Kâbe’ye doğru sefere çıkıyor. Yolda konjoktür gereği ne buluyorlarsa ya gasp ediyorlar yada yağmalıyorlar. Gasp edilen malların içinde Hz. Peygamber’in (as) dedesi Abdulmuttalip’in sürüleri de var. Sürülerini almak için Ebrehe’nin başdanışmanını arayıp randevu talep eder Abdulmuttalip. Danışman deyip geçmeyin. Ne hikmetse genelde yüksek yüksek çok yüksek tahsillerini Sana’da yapanlardan seçilir. İttifak müttefik ve tiftik gibi kelimeleri kullanmaya gerek duymadan Abdumuttalip direk olarak mevzua girer ve Ebrehe’den sürülerini ister. Bir başka rivayet ise şöyledir. BM Genel Sekreteri Kofi’nin dedesi olan Mâfi “medeniyetler ittifakı” için araya girer ama bu arada kaybolur. Ara bir not: Kofi’nin çikolata rengi bu yüzdendir yüzünde. Abdulmuttalip’in bu talebi karşısında Ebrehe gülerek şu sözü söyler; Ben de sandım ki, bana Kâbe’yi yıkmamam için gelmişsin, oysa sen sürülerinin derdindesin. Abdulmuttalip’in cevabı peygamberî özelliktedir; sahibi ben olduğum için sürümü ben istiyorum, Kâbe’ye sıra gelince, O’nu da sahibi olan korur. Sonrasını Kur’an’dan, Fîl Sûresi’nden takip edelim. 1 – Görmedin mi Rabb’in fil sahiplerine ne yaptı? 2 – Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? 3 – Üzerlerine sürü sürü kuşlar gönderdi. 4 – Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atıyorlardı. 5 – Ve onları, yenilmiş ekin yaprağı gibi yaptı. Peygamber soyunun O’na (as) en yakın gövdesine de bu iman yakışırdı. Şimdi bize de bir Abdulmuttalip gerek. Evet şimdi, İslam dünyasını (ki hocaefendiye göre böyle bir dünya yok) gözüne kestirmiş olan Bush’a Kâbe’nin sahibini öğretecek bir Abdulmuttalip lazım. ABD’de mukim isimleri malum birkaç zat var. Kimi “ABD’yi köy edinmiş” (bu tabir o şahsa ait), kimi vatan–ı ikamet, kimi de vatan–ı aslı. İslam dünyasını kana bulamış bir ülkede bu konfor nedir bilinmez. Kökten dincilerin girmesinin yasak olduğu bir ülkede “şeriat devleti kurmak(!)” suçundan ülkelerinde aranan zatların bu denli hassas bir ülkede, bu derece hassas bir zamanda nasıl ve niçin ikamet edebildikleri de bilinmez. ABD vatandaşı olmayanların belirlenen bir süre içinde ancak kalabildikleri bu ülkede beş–on yıldır bu duranları istisna tutan şey ne o da bilinmez. Başta Bush ailesiyle ortak şirketleri olduğu söylenen Usame b. Laden’in ölüm haberini dört gözle bekleyen malum zatın, önce Afganistan’da, sonra da Irak’ta yüzbinlerce masumun kanına giren, namusunu kirleten, mabetlerini yıkan ve belirlenen kilometre aralıklarda Irak topraklarını haç doldurduğu haberleri gelen ABD’ye ve onun başkanı Bush’a toz kondurtmayan zatlara ne demeli? Kâbe’yi yıkma tehdidi sonrası bakalım bu zatlar nasıl bir pozisyon belirleyecek? Burası da çok önemli. Yoksa dünya barışı için Kâbe de olsa caizdir mi diyecekler? Sahi hiç düşündünüz mü, bu zatlar niye ABD’de ikamet etti/ediyor? Tamamı yalan gerekçelerle İslam dünyasını kana bulayan bir ülkede bir insan nasıl olur da gönül rahatlığıyla oturabilir? Sadece Samarra’da savaşın ilk yılı, yaşları 9 ile 65 arası dört bin Müslüman kadının ırzına geçen (bu sayı çeşitli İnsan Hakları örgütleri tarafından rapor edildi) ABD askerleri iken nasıl olur da birileri hala ABD’ye ve Bush’a methiyeler dizebilmektedir? Gördüğü bir kötülüğe, imanın en zayıf hali de olsa “kalpten buğzetmek” de mi kalmadı? Bush aleyhinde bir cümle sarfedecek olsak, “Saddam da çok kötü idi” şeklinde birilerinin hemen devre yapması tesadüf falan mı sizce? Yoksa toplumda ABD mühendisleri falan mı var? Bir başka şey daha var. Kâbe’yi yıkma tehdidinden sonra da sayın Erdoğan İslam ülkelerinde var olduğu söylenen ABD düşmanlığını önlemek için gayret edeceğinin garantisini verecek mi? Bütün bunlar cevap bekleyen yığınla sorudan sadece birkaçı. Lanet olsun masum insan kanı dökenlere. Yalanla dünyaya yön vermeye çalışanlara. Öyle gözüküyor ki, Ebabil kuşlarına kaldı halimiz. Yeni Mesaj Gazetesi Müslüm Karabacak 21 Temmuz 2005 www.yenimesaj.com.tr
__________________ Selat ve Selam Allah Resulü (sav)'nün üzerine olsun.... İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 31.08.2002
Mesajlar: 5.591
Teşekkür etti: 25
146 Teşekkür 76 Mesaja aldı
| Biz develerle meşguluz...
__________________ " M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . " |
| | |
![]() |
| Lesezeichen |
| Seçenekler | Arama |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Küreselci proje tehdidi | gençüsküdar | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 0 | 13.08.2007 22:05 |
| Starbucks'tan Kabe'yi seyretmek! | oguz95 | Dini Bilgi ve Eğitim | 1 | 06.04.2007 14:34 |
| ABD'den İsrail'e tam destek | M. Ali Saral | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 12 | 23.07.2006 02:25 |
| ABD'den yılın fıkrası | ozbeken | Fıkra ve Mizah | 6 | 29.09.2005 12:47 |
| ABD'den ilişkileri kesme tehdidi | SUBAT_SOGUGU | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 11 | 22.02.2005 22:20 |