| su kaynaginda temizdir
Üyelik tarihi: 12.07.2005 Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
| Kaza Namazi Kaza Namazı Alemlerin Rabbi olan Allah’a, yarattıklarının adedince, arşının ağırlığınca hamd, Kulu ve Rasulü Muhammed (S.A.V.), ve onun ashabı ve sırat-ı müstekıym üzere olan bütün müslümanlara salat-ü selam olsun. İbadetlerin belirlenen vakti içerisinde yerine getirilmesine “edâ” bu vakit çıktıktan sonra yerine getirilmesine ise “kazâ” denir. Bir ibadetin kazâ edilebilmesi için şer’an geçerli bir mazeretin bulunması gerekir. Bu mazeretler uyumak ve unutmaktır. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: Herkim bir namazı kılmayı unutursa yahut uyuyakalırsa onu hatırladığında (ve uyandığında) kılsın. Onun bundan başka keffareti yoktur. (Bayılmak ve herhangi bir şekilde kısa süreli şuur kaybı da uyumak gibidir.) Bir kimse kılmadığı namazın vakti çıktıktan sonra uyansa o namazı kaza edebilir. Unutan kimse için de durum böyledir, isterse o yıllar önce unutarak kılmadığı bir namaz olsun, onu hatırladığında hemen kılar. Rasulullah (S) uyku veya unutma sebebiyle kılınamayan namaza, uyanmayı ve hatırlamayı vakit tayin etmiştir. Kaza edilen namaz vakti içerisinde nasıl kılınıyorsa öylece kılınır, yani ezan ve kamet okur, (dilerse sünneti ile birlikte) o farz namazı kaza eder. Bunu yaparken, falanca kılamadığım namazın kazasına diyerek niyet edilmez. kalbin yaptığı işi bilmesi niyettir ve Allah (C.C.) kalplerde olanı en iyi bilendir. KASTEN TERK EDİLEN NAMAZIN KAZASI OLUR DİYENLERİN DELİLSİZ İDDİALARI VE ONLARIN REDDİ : Kasten, ihmal edilerek kılınmayan namazların kazâ edileceğine dair şer’i bir delil bulunmamaktadır. Bir delil bulunmamasına rağmen, namazların kaza edileceğini, hatta kaza namazı borcu bitmeden, sünnet namazların kılınamayacağını söyleyen bid’atçılar vardır. Onların gayesi namazların kaza edilebileceğini söyleyerek, namazın hafife alınmasına ve kazaya bırakılmasına, yani kılınmamasına sebep olmaktır. Namaz borcu olan sünnet namaz kılamaz sözleri ise ayrı bir dalâlettir, çünkü Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem) sünnet namazların , kulun namazlardan eksiğini tamamlayacağını şöyle bildirmektedir. ”Kulun ilk hesaba çekileceği şey namazdır. Namazı tamam olursa kurtulup mes’ud olur. Değilse pişman olur, sıkıntıya düşer. Eğer farz namazı eksik ise Allah-u Teala : (Kendisi daha iyi bildiği halde) Bakın kulumun nafile namazları var mı, buyurur . Bunun üzerine noksan olan farz namazları nafilelerle tamamlanır. Diğer amellerindeki eksiklikler de bu şekilde tamamlanır. Rasulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) Hendek savaşında ikindiyi akşamın vaktinde kılmasını, yine Hendek savaşında öğleyi ve ikindiyi akşamın vaktinde kılmasını, namazın kaza edileceğine delil sayanların bu işi bir çok yönden reddedilir. Birincisi : İkindinin, vakti çıkana kadar kılınmama sebebi ihmal değil savaşın şiddetidir. (Hendek savaşı günü) Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Güneş gecedeki yerine dönünceye kadar bizi orta (ikindi) namazını kılmaktan alıkoydular. Allah onların kabirlerini ateş doldursun. Yahut evlerini yahut karınlarını.” İkincisi : Korku (savaşta tedbir) namazı ile ilgili ayet henüz nazil olmamıştı. O günden sonra nazil olan ayetle peygamber ve sahabeleri amel ettiği gibi sonra gelen ümmet de amel etmelidir. Üçüncüsü : Bu olay savaş sebebiyle kılınamayan namazın kaza edileceğine de delil olmaz, çünkü Allah (c.c.) ümmetin başına ilk defa gelen bu sıkıntıyı giderecek olan ve savaşta kazaya bırakmadan nasıl namaz kılacaklarını açıkladığı ayetlerini vahyetmiştir. Daha sonraki savaşlarında Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) hiçbir namazını savaş sebebiyle vaktin dışına bırakmamıştır. Ayetlerde tarif edildiği üzere kılmıştır. Dördüncüsü : Unutmak veya uyumak dışında bir sebeple kılınmayan bir namazın kazası olmadığına dair, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurduki : “Her kim sabah namazını kılarsa o Allah’ın zimmetindedir. Allah zimmetinin terk olunmasından dolayı sizden hiçbir şey talep etmez. Muhakkak olan şu ki Allah her kimi sorumlu tutarsa ona mutlaka yetişir, sonra da onu cehennem ateşine yüzü üzere yatırır.” Yine Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)” uykuda iken namazı kaçırmada bir taksirat (günah olan kusur) yoktur. Taksirat diğer bir namaz vakti girene kadar namazını kılmayan kimse üzerine vardır,” buyurmaktadır. Namazı terk etmenin bir keffâreti olsaydı, bu şeriatın sahibi onu da, elbette haber verirdi. Beşincisi : İbadetlerde asıl olan taabbudîliktir. Yani bir ibadet Allah’ın istediği ve Rasulünün öğrettiği şekilde yapılır. İnsanların kendi varsayımlarıyla icad ettikleri, kasten terkedilen namazın kazası merduttur, kabul olunmaz. KEFFÂRETİ OLMAYAN GÜNAHLARDAN TÖVBE EDİLİR VE AFFI UMULUR : Bir zamanlar üzerine farz olan namazları kılmayan kimseler bu günahlarından dolayı, samimi olarak ve Rasulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) “Kim bir günahına tövbe ederse, o günahı işlememiş gibidir.”sözüne güvenerek Allah’a tövbe etmeli, bundan sonraki farz namazlarını aksatmadan kılmalıdır. Sünnet namazlarını da hem sevabına kavuşmak, hem de kılmadığı namazlara keffaret olsun diye kılmalıdır. İslamı kabul edip iman etmek nasıl ki kendinden önceki günahları silerse nasûh olan tevbe de kendinden önceki günahları yok eder. Bu hususlarda radyo ve TV.lerde şarlatanlık yapanlara da aldırmamalı, dinini Allah’ın Kitabından, Peygamberinin sahih sünnetinden öğrenmelidir. Dünya, ahirete nisbetle bir yolcunun, bir ağaç gölgesinde eyleşmesi gibidir. Bu kısa dünya hayatı için yaptığımız talebeliği, çıraklığı ahiretimiz için de yapmalıyız. Ebedi rahatımızı ise, bidatçılara ve dinimizi, TV.lere meze yapanlara emanet etmemeliyiz. Allah’ın selamı rahmeti bereketi üzerinize olsun. "Sen yücesin (Rabbim), bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten sen, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın." VE SELAMÜN ALEL MÜRSELİN VEL HAMDÜ LİLLAHİ RABBİL ALEMİN Müslim (684/315-316) Müslim (684/314-315-316) Buhari (597 ter.648) Ebu Avane (1/385) Ebu Davud (442) Nesai (614) Tirmizi (178) Darimi (1/280) İbn-i Mace (696) İbn-i Huzeyme (991) İbn-i Hibban (1556) Beyhaki (2/218) Begavi (394) Ahmed (3/100) Albani (6571 S.Cami) Geçici bir süre şuuru yerinde olmayan (komada vs.) yahut deliren kimse iyileştiğinde kılamadığı namazları kaza etmez. Çünkü mükellefiyet akıl sahibi olmayı gerektirir. Kafir iken islamı kabul eden bir kimse de akıl baliğ olduğu yaştan itibaren hiçbir ameli kaza etmez, mükellefiyet onun için iman etmesiyle başlamıştır. Buhari (ter. (648) Ebu Dâvud (1273) Nesai (463-464-465-466) Müslim (627/202-203) Bakara Suresi (Ayet 239) Nisa Suresi (Ayet 101-103) Darimi ( salat 186 ter. 1532) Müsned (3/25,49,67,68) İbn-i Huzeyme (2/88-89) Er-Risale (ter. 512 ) Bakara Suresi (Ayet 239) Nisa Suresi (Ayet 101-103) Buhari (4131 ter. 3862) Müslim (841/309) Ebu Davud (1239) Nesai (1535-1552) Tirmizi (566) Darimi (1/357) Malik (1/183) İbn-i Huzeyme (1360) Beyhaki (3/253) Müslim (656/262-261) Müslim (681/311) Ebu Davud (437) Nesai (615) Tirmizi (177) İbn-i Mace (698) İbn-i Huzeyme ((989) İbn-i Hibban (1460) Abdürrezzak (2240) Darekutni (1/386) Beyhaki (1/376) Ahmed (5/298) Bakara Suresi (Ayet 32) Tirmizi (salat 132/179) Nesai (mevakit 55, 1/297-298)
__________________ yorulduğumda"kalkveuyar"ayetinin oan bana nazil olduğunu hissederim,ya(inşirah-7)yi yaşamaya çalışırım,yada oturduğum yerde çakılır kalırım! |