İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack (2) Seçenekler

  #41
Alt 28.02.2006, 20:30

 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.053
Teşekkür etti: 32
15 Teşekkür 11 Mesaja aldı
Vehhabiler Hıristiyan gibi inanıyor
Sual: Hıristiyanlar da Vehhabiler gibi tanrı gökte diyorlar. Bu inanç İncillerde var mıdır?
CEVAP
Hz. İsa’nın, göğe çıkıp, Allah’ın sağına oturduğu ve Allahü teâlânın gökte olduğu inancı Hıristiyanlığa sonradan sokulmuştur. Hıristiyan İngilizler tarafından kurulan Vehhabi inanışına göre de tanrı gökte, Hz. Muhammed de sağ tarafında oturmaktadır. Kitabül-Arş isimli Vehhabi kitabında, “Allah Arş’ın üzerinde oturur, yanında Resulullaha da yer bırakır” deniyor. Hıristiyanlarla Vehhabiliğin bu konuda da birbirine benzemesi tesadüf değildir. Ehl-i sünnet âlimlerinin hepsi “Allah mekandan münezzeh” buyuruyor.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Allahü teâlâ, zamanlı, mekanlı, cihetli değildir. Bir yerde, bir tarafta değildir. Zamanları, yerleri, yönleri O yaratmıştır. Cahiller, Onu Arş’ın üstünde veya yukarıda gökte sanır. Arşı da, yukarısını da, aşağısını da O yaratmıştır. Sonradan yaratılan bir şey, kadim [ezeli] olana yer olamaz. Allah, madde, cisim ve hâl değildir. Benzeri, ortağı, zıddı yoktur. Bildiğimiz, düşünebileceğimiz şeyler gibi değildir. Nasıl olduğu anlaşılamaz, düşünülemez. Hatıra gelen her şey yanlıştır. O kâinatın ne içinde, ne de dışındadır. İçinde, dışında olmak, var olan iki şey arasında düşünülür. Halbuki kâinat, hayal mertebesinde yaratılmıştır. Hayal mertebesindeki âlemin devamlı var görünmesi, Allahü teâlânın kudreti ile oluyor. (c.2, m.67)

Bir filmdeki cansız resimler, aynen canlı gibi hareket etmektedir. Bir kimse hayal kursa, hayalinde çeşitli işler yapsa, (Bu kimse, hayalinin içindedir, dışındadır) denemez. Çünkü hayal gerçek değildir. Rüya da hayale benzer. Rüya gören kimse, rüyasının ne sağındadır, ne solundadır. Rüyasında gözsüz görür, kulaksız işitir, dilsiz konuşur, yer, içer, hatta rüyasında rüya bile görür. Allahü teâlânın kudreti ile hep devam etse, insan rüyayı gerçek bilir, rüyadan başka hayat yok zanneder. Bu dünya hayatı da bir rüyadan ibarettir. Demek ki; kâinat hayal mertebesinde yaratıldığı için bize var gibi görünmektedir. Ezeli ve ebedi var olan yalnız Allahü teâlâdır. O halde, Allah, hayal olan bu kâinatın içinde, dışında denemez. (Mektubat-ı Rabbani – Sefer-i Ahiret Risalesi)

Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor ki:
Allahü teâlâ, yukarıda, aşağıda, yanda değildir. Her varlık, Arş’ın altındadır. Arş ise, Onun kudreti, kuvveti altındadır. O, Arş’ın üstündedir. Fakat bu, Arş Onu taşıyor demek değildir. Arş, Onun lütfu ve kudreti ile vardır. O, ezelde, sonsuz öncelerde nasıl ise, şimdi hep öyledir. Arş’ı yaratmadan önce nasıl idi ise, ebedi sonsuz geleceklerde de, hep öyledir. Onda değişiklik olmaz.

İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:
(Allahü teâlâ, mekandan münezzehtir. Ehl-i bâtıl, istiva, vech, yed gibi kelimeleri tevil etmedikleri için sapıtmışlardır. Allah’ın, Arşı istiva etmesi, Arşı hükmü altına alması demektir. “Hükümdar, Irak’ı kansız olarak istiva etti” demek, “Irak’ı kansız olarak ele geçirdi” demektir. Bu sapıklıklarına da “Selefin yolu” diyerek selef-i salihine, [Eshaba ve Tabiine] iftira ediyorlar. Yedullahtaki yed kelimesini el gibi düşünmemeli. Mesela “Falanca şehir, filanca valinin elinde” denilince, o şehrin valinin elinin içinde değil, onun idaresi altında olduğu anlaşılır. İstiva, vech gibi kelimeler böyle tevil edilir.) [İlcam-ül-avam]

Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri de buyuruyor ki:
Allahü teâlâ, zamanlı ve mekanlı olmadığı için, hazır ve nazırdır sözü mecazdır. Yani zamansız ve mekansız [hiçbir yerde olmayarak] hazırdır [bulunur] ve nazırdır [görür] demektir. Allahü teâlânın bütün sıfatları zamansız ve mekansız olduğu gibi, hazır ve nazır olması da, zaman ile ve mekan ile değildir.
(S.Ebediyye)
__________________
"SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER"
addanali isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)   Alıntı ile Cevapla
  #42
Alt 02.03.2006, 23:41

 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.053
Teşekkür etti: 32
15 Teşekkür 11 Mesaja aldı
Şunu da ifade etmekte fayda vardır,tarikat bir okuldur,burada talip olana Allahın seni niçin yarattığı ve senden ne istediği pratiklerle öğretilir....Bu yüzden sadece tarikatlarda ilerleyenler talepli olanlardır.....Neye talepli olanlar?,Tabiki yaradılış gayesini arayanlara ...........Bu yüzden sıradan insanların tarikata girmesi tarikatın seviyesini düşürür,çünkü sıradan insanların nefs mücadelesi denilen farzı anlamaları müşkül olduğundan tarikatları sanki islam dışı biryol gibi görerek düştükleri zillet çukurunda ancak kendilerini adamdan sayabilirler ki ille tarikata dil uzatacaklar,ille islam dışı görecek ve göstermeye gayret edecekki kendini adamdan sayabilsinler..........Yazık.........Kendini adamdan sayabilmek için yaptıklarınada bir bakın hele.........Daha gözüne söz geçiremeyenler tutmuşlar tarikatlara dil uzatıyorlar,daha nefslerine söz geçiremeyen beyinsizler tutmuşlar Allahın düşmanım dediği nefslerini mutmain etmiş veli zatlara dil uzatabiliyorlar....Bu ne densizlik,bu ne haddi aşmadır ,be hey çukur zevat.................Çukur diyorum çünkü alçak desek ,alçaklığında bir seviyesi var,bunlar seviye durumları dumura ugramış çukurlardır............nefs nedir? yenirmi içilir mi? nefs ne için yaratılmış,ne işe yarar ve nefsin ıslahı için neler yapılmalıdır ? bunları deert edinmeyen betyinsizler tutmuşlar nefsi mutmain olmuş gerçek erkeklere diluzatıyorlar.............Vay be ne günlere kaldık....Tabi ahir zamandayız ne yapalım,normal olanın horlandığı,ibnelerin el üstünde tutulduğu,fahişelerin modern,çağdaş kabul edildiği,hırsızların c.başkanı ,başbakan,milletvekili,general olduğu,ibnelerin diva olarak,gençliğin ilahı olarak lanse edildiği bir zamanda elbetteki tarikatlara bakışı yanlış olanlarında ne oldukları daha açık bir şekilde anlaşılıyor..................
__________________
"SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER"
addanali isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)   Alıntı ile Cevapla
  #43
Alt 03.03.2006, 00:52

 
erganns - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2006
Mesajlar: 55
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
ölü olsun yaşıor olsun melek olsun ,peygamber olsun gaybda bulunan birisinden yardım isstemek,ihtiyaç için yönelmek onların yanımızda bulunduklarına,ihtiyaçlarmızı gidereceklerine inanmak şirktir..

sanada ey peygamber senden öncekilerde şöyle vahyedildi: andolsun eğer (Allaha) ortak koşarsan amelin kesşinlikle boşa çıkar ve kesişnlikle zıyana uğrayanlardan olursun (zumer65)

siz şimdi dersiniz ki biz rabıta yaptığımız kişilerden türbedekilerden vs. bize fayda verdikleriniva yahut hastalarımızı iyilleştirdiğini yahut bize fayda ve zarar verdiklerini idda etmıoruz biz sadece ALLAH katında şefaatçiolmalarını dilioruz

öncekilerinde durumu böyleydi onlarda putlarının bizzat yarattığını rızk verdiklerini ,fayda ve zarar verdiklerini idda etmıolardı ALLAH a.c kuranda şöyle buyuruyor.

Allahı bırakıpta kendilerine bir yararı ve zararı olmayacak şeylere ibadet edıor ve ALLAH katında bunlar bizim aracılarımızdır (sefaatçilerimizidri) diyorlar. de ki:ALLAHIN göklerde ve yerlerde bilmediği birşeyimi ALLAH haber verıorsunuz o onların ortak koşmalarından uzak ve yücedir (yunus18)
erganns isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #44
Alt 03.03.2006, 05:14

 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.053
Teşekkür etti: 32
15 Teşekkür 11 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız erganns
ölü olsun yaşıor olsun melek olsun ,peygamber olsun gaybda bulunan birisinden yardım isstemek,ihtiyaç için yönelmek onların yanımızda bulunduklarına,ihtiyaçlarmızı gidereceklerine inanmak şirktir..

sanada ey peygamber senden öncekilerde şöyle vahyedildi: andolsun eğer (Allaha) ortak koşarsan amelin kesşinlikle boşa çıkar ve kesişnlikle zıyana uğrayanlardan olursun (zumer65)

siz şimdi dersiniz ki biz rabıta yaptığımız kişilerden türbedekilerden vs. bize fayda verdikleriniva yahut hastalarımızı iyilleştirdiğini yahut bize fayda ve zarar verdiklerini idda etmıoruz biz sadece ALLAH katında şefaatçiolmalarını dilioruz

öncekilerinde durumu böyleydi onlarda putlarının bizzat yarattığını rızk verdiklerini ,fayda ve zarar verdiklerini idda etmıolardı ALLAH a.c kuranda şöyle buyuruyor.

Allahı bırakıpta kendilerine bir yararı ve zararı olmayacak şeylere ibadet edıor ve ALLAH katında bunlar bizim aracılarımızdır (sefaatçilerimizidri) diyorlar. de ki:ALLAHIN göklerde ve yerlerde bilmediği birşeyimi ALLAH haber verıorsunuz o onların ortak koşmalarından uzak ve yücedir (yunus18)
Kafa basmayınca basmıyor demek ki,be hey şaşkın ,be hey iftiracı,be hey akılsız zevat,Tarikat ehlinin şeyhlere ibadet ettiğini nasıl iddia edersiniz,tarikat ehlinin putlara tapan ,secde eden putperestler gibi olduğunu nasıl iddia edersiniz bre nefsini ilahlaştıran ingiliz oyuncağı beynini ve aklını ingilize veren tecavüz mağdurları..........gerçi sizlere magdur denmez.isteye isteye veren denir................


Hala akıllanmayacaksınız değil mi?
Dediğim dedik çaldığım düdük demekten vazgeçmeyeceksiniz..........ingiliz uşakları,ingiliz beyinli ,yahudi beyinli,kısaca beyinsiz zavallıcıklar,fındık kadar beyin olsa sizde putlara ibadet etmekle ,Allahın veli kullarına sevgi beslemenin farklı şeyler olduğunu ayırd edebilirdiniz ki nerede o beyin..............................
__________________
"SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER"
addanali isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)   Alıntı ile Cevapla
  #45
Alt 03.03.2006, 10:29

 
erganns - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2006
Mesajlar: 55
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız addanali
Kafa basmayınca basmıyor demek ki,be hey şaşkın ,be hey iftiracı,be hey akılsız zevat,Tarikat ehlinin şeyhlere ibadet ettiğini nasıl iddia edersiniz,tarikat ehlinin putlara tapan ,secde eden putperestler gibi olduğunu nasıl iddia edersiniz bre nefsini ilahlaştıran ingiliz oyuncağı beynini ve aklını ingilize veren tecavüz mağdurları..........gerçi sizlere magdur denmez.isteye isteye veren denir................


Hala akıllanmayacaksınız değil mi?
Dediğim dedik çaldığım düdük demekten vazgeçmeyeceksiniz..........ingiliz uşakları,ingiliz beyinli ,yahudi beyinli,kısaca beyinsiz zavallıcıklar,fındık kadar beyin olsa sizde putlara ibadet etmekle ,Allahın veli kullarına sevgi beslemenin farklı şeyler olduğunu ayırd edebilirdiniz ki nerede o beyin..............................
'''tarikat ehlinin değil'''' senın ve senın gbilere yazdık ''umulur ki akledersiniz'' diye, tek başına başbakanla görüşemessin ,diyen ahmak oğlu ahmaklara yazıldı.. ayrıca takvanda gözlerimi kamaştırdı..seyhınden aldığın feyz ortada..selametle
erganns isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #46
Alt 03.03.2006, 13:55
Hak-dilaram

 
ismail arslan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.11.2005
Yaş: 38
Mesajlar: 356
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Alıntı:
ahmak oğlu ahmaklara
Adam ahmak olabilir; ahmaklığına alamet bir vasıf görmüşündür, söylüyorsundur. Ama ahmağın babasının ahmaklığına dair ettiğin kelamla senin bir ebleh olduğun anlaşılıyor.

Eblehle sohbet kümbetin tepesine atılan ceviz misalidir.
__________________
Hakkperest olmayan putperest olur.
ismail arslan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #47
Alt 03.03.2006, 22:09

 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.053
Teşekkür etti: 32
15 Teşekkür 11 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız erganns
'''tarikat ehlinin değil'''' senın ve senın gbilere yazdık ''umulur ki akledersiniz'' diye, tek başına başbakanla görüşemessin ,diyen ahmak oğlu ahmaklara yazıldı.. ayrıca takvanda gözlerimi kamaştırdı..seyhınden aldığın feyz ortada..selametle
Bulunduğun zillet çukurundan bizim durumumuz ahmak gibi görünür elbet.....Bizler aynayız,bize bakan kendini görür.........Bazı insanlar vardır,eğer seni sevdiğini söylüyorsa,ya yalan söylüyordur yada sende onlar gibi çukursundur da o yüzden yalan söylüyordur..........Bizim gibiinsanları sevmeye yüreğin yetmez be hey şaşkın ,düştüğün zillet çukurundan seni kurtarmaya çalışanı ahmak olarak gören ahmak....................Gördüğün senin halindir..........Babanın ahmak olduğunu bilmiyordum.......................
__________________
"SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER"
addanali isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)   Alıntı ile Cevapla
  #48
Alt 09.03.2006, 12:26

 
nurullah_ezziyauddin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.02.2006
Mesajlar: 756
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Yazılanları okudum açıkçası üzüldüm..
Aslında ''erganss'' kardeş delikanlı bir ehli sünnet kardeşimizdir.Onun karşı çıktığı şeylerin veya niyetinin tasavvufun özüne karşı çıkmak olmadığını en iyi bilenlerdenim.
Ergans asla tasavvufa karşı veya gerçek tarikatlara veya gerçek ehli tariklere laf etmez..

Addanali abime gelince sevgisi de nefretide aslında Allah içindir.peygamberin şefaatine kavuşmak içindir.....
Allah için sevdiği zaman, nefsine yapılanı görmeyecek kadar amadır, nefsine yapılanı duymayacak kadar ahrazdır......

Aranızda iletişim kopukluğu olmuş..

Aslında iki tarafta akıllı insanlar...

İki tarafıda seviyorum..
nurullah_ezziyauddin isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #49
Alt 14.08.2007, 09:24
Ölümüne.

 
kılıçustası - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3.569
Teşekkür etti: 36
41 Teşekkür 29 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız addanali
Mesajı göster

RABITA

Rabıta konusunda ,kafası karışıp fitne yapanlar vardır.Onların sandığı gibi,rabıta bir ibadet değildir.Onlar yanlış anlıyorlar.Sanki mürşide rabıta edildiğinde ,ona ibadet yapıldığını sanıyorlar.Bu yanlıştır.Bu rabıta o anlamda ,ibadet değildir.

Rabıta, bir evliyanın muhabbetini kazanmak ve kalbteki kötü hatıraları izale etmek içindir.Rabıtanın manası, Arapcada,kalbi herhangi bir şeye bağlamaktır.Şimdi bir insan burada oturuyor,oysa kalbi,kendi dükkanındadır.Aslında o,dükkanın rabıtasını yapıyor.Rabıta odur.Kalbi,düşünceyi,fikri nereye bağladıysan,onun rabıtasını yapmış olursun.Onun muhabbetini kazanmak için ,bir evliyaya böyle rabıta yaptığımız zaman,o,münkir olan,inkar eden şahısta diyor ki;rabıta küfürdür.!...
Peki sen ,niye namazın içinde dahi,aklına ve kalbine Allahtan başka herşeyi getirerek Allahın (cc) huzuruna giriyorsun ?...
Allahtan hiç haberin yoktur.Senin kalbin dükkanındadır,sokağındadır,bilmem nerededir....Niye orası küfür olmuyorda,namaz harici bir zamanda,bir Evliyayı,onun muhabbetini kazanman için düşünmen ve hayal etmen küfür oluyor?!...Ne kadar yanlış bir düşünce.İnsan Allaha ibadet eden,zikir yapan,mümin,salih bir kulu,Allah için seviyorsa,bu rabıtadır.Allah için sevmek Allah için buğz etmek.Bunu hadisi şerif emrediyor.Bir Evliyayı düşünüpte ,onun muhabbetini kazanmakla Allahın emrini yerine getiriyorsun.Biriside çıkıp küfürdür diyor!...Ondan sonrada bizzat kendisi ,namazın içinde Allahın huzurundaherşeyi düşünüyor,tüm dünyayı dolaşıyor....Bu , ona göre küfür olmuyor,fakat senin Allahın ve Peygamberin emrine uyarak bir Veliyi,Evliyayı düşünmen ve sevmen küfür oluyor?!....
Bu konuyu daha fazla uzatmanın faydası yoktur.Eğer inat olmazsa,herkesin rabıtayı böylece kabul etmesi lazımdır.
SEYDA MUHAMMED KONYEVİ(ks)
...
__________________
göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş
kılıçustası isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)   Alıntı ile Cevapla
  #50
Alt 20.01.2008, 21:38

 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.053
Teşekkür etti: 32
15 Teşekkür 11 Mesaja aldı
rabıta budur.....
__________________
"SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER"
addanali isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)   Alıntı ile Cevapla
  #51
Alt 20.01.2008, 22:01

 
NİSAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.01.2008
Mesajlar: 658
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız hayalEt
Mesajı göster
es-Selamu Aleykum....

Allah'ın Veli Kulları vardır...bunu İnkar Küfür'dür...
Keramet Haktır...İnkar'ı Küfür'dür...Amenna ve Seddekna....


Ancak....

Düşündüğün Şahsın...Evliyaullah'tan olduğuna Delil'in nedir??

Düşündüğün Şahsın...Allah Azze ve Celle'nin Yanındaki...Mertebesinden Haberin nedir??

Mühim Olan...Evliyaullah'ın Muhabbetine mazhar olmak mı...Yoksa...Allah'ın Hoşnudluğunu Kazanmak mı??

Evliyanın Muhabbetini Kazanmak için...Neden Onu düşünmem gerekiyor??

Evliyanın Muhabbet'ini Kazan'ın gibi...bir Hüküm mü vardır??

Evliyanın Muhabbetini Kazananlar...Benim Muhabbetimi kazanmıştır...Evliyanın Muhabbetinden Mahrum Olanlar Benim Muhabbetimden Mahrum olmuştur...diye bir Hüküm Varmıdır??

Evliya'ları biz mi Evliya Yaparız...Yoksa Evliyalar...Ben Evliyayım Dermi??

ve Neden Evliya Dediğimiz Zad'lar...Hep Tarikatlardan Çıkıyor??

Ebu Hanife...İmam-ı Şafi....İmam-ı Ahmed...Evliyaullah'tan mıdır??

Günümüzde...Fetva'ları ile Meşhur olan...Ezher'li...Yusuf-el Kardavi...Evliyaullah'tan mıdır???

Bu soruları Cevaplarsanız....Memnun Olurum...


fi-Emanillah...
birde neden peygamber efendimize rabıta yapılmıyor .

neden ondan sonraki sahabiler peygmber efendimize rabıta yapmamışlar
NİSAA isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #52
Alt 21.01.2008, 10:42

 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.053
Teşekkür etti: 32
15 Teşekkür 11 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız NİSAA
Mesajı göster
birde neden peygamber efendimize rabıta yapılmıyor .

neden ondan sonraki sahabiler peygmber efendimize rabıta yapmamışlar
Peygamber Efendimizede rabıta yapılıyor.. Sahabe hep rabıta halinde idi...
__________________
"SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER"
addanali isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)   Alıntı ile Cevapla
  #53
Alt 21.01.2008, 13:26

 
NİSAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.01.2008
Mesajlar: 658
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız addanali
Mesajı göster
Peygamber Efendimizede rabıta yapılıyor.. Sahabe hep rabıta halinde idi...
BEN BUNU ÇEVREMDEKİ RABITA YAPANLARA SORDUĞUMDA BANA YAPILAMAYACAĞINI HATTA NASIL İNSAN GÜNEŞE ÇIPLAK GÖZLE BAKAMIYORSA GÖZÜNE GÖZLÜK TAKIP ÖYLE BAKIYORSA BİZLERDE PEYGAMBER EFENDİMİZE RABITA YAPARSAK GÜNŞEİN BİZE ZARAR VERDİĞİ GİBİ ZARAR VERECEĞİNİ ONU ANCAK EVLİYALARIN YAPTIĞINI ONUN İÇİNDE SEYHİNE RABITA YAPILMALI DENDİ

BEN GERÇEKTEN MERAKTAN SORUYORUM ARD NİYETİM YOK BU SÖYLENENLER MANTIĞIMA YATMADI ZATEN AMA EĞER SİZİN DEDĞİNİZ GİBİ RABITA SEVDİĞİNLE İSTEDİĞİNLE GÖNÜLDEN BAĞLANMAK İSTEMEKSE BİR SORUN YOK AMA RABITA GÖNÜLDEN BAĞLANDIĞIN KİŞİDEN KİM OLURSA OLSUN BU EVLİYA OLSADA PEYGAMBER OLSADA ONDAN SEVGİ VE MUHABBET DIŞINDA MEDET UMAR ONDAN BİR ŞEY DİLERSEK YANİ ALLAH İLE KUL ARASINA ARACI KORSAK Kİ BENİM GÖRDÜĞÜM RABITAYA DURANLAR HEP BUNU YAPTI BANA GÖRE YANLIŞ PEYGAMBER EFENDİMİZ DIŞINDAN BİRİNDE ŞEFAAT İSTEMEK YANLIŞ ZATEN PEYGAMBER EFENDİMİZE VERİLMİŞ BİR AYRICALIK BU Kİ PEYGAMBER EFENDİMİZ BİLE ALLAH CC İZİN VERDİĞİ KİŞİLER ŞEFAAT EDECEK

İNŞ RABITA YAPAN İNSANLAR ARKADAŞLARIM SİZİN DEDĞİNİZ GİBİ MUHABBETLERİNİ ARTTIRMAK ARALARINDAKİ SEVGİ GÜCÜNÜ KUVVETLENDİRMEK İÇİN YAPIYORDUR
BLGİLERİNİZ İÇİN ALLAH RAZI OLSUN
__________________
Ölüm hali gelinceye kadar , tevbe kapısı açıktır
NİSAA isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #54
Alt 21.01.2008, 13:28

 
µmmed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 06.05.2002
Yaş: 32
Mesajlar: 6.598
Teşekkür etti: 110
454 Teşekkür 192 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız NİSAA
Mesajı göster
BEN BUNU ÇEVREMDEKİ RABITA YAPANLARA SORDUĞUMDA BANA YAPILAMAYACAĞINI HATTA NASIL İNSAN GÜNEŞE ÇIPLAK GÖZLE BAKAMIYORSA GÖZÜNE GÖZLÜK TAKIP ÖYLE BAKIYORSA BİZLERDE PEYGAMBER EFENDİMİZE RABITA YAPARSAK GÜNŞEİN BİZE ZARAR VERDİĞİ GİBİ ZARAR VERECEĞİNİ ONU ANCAK EVLİYALARIN YAPTIĞINI ONUN İÇİNDE SEYHİNE RABITA YAPILMALI DENDİ

BEN GERÇEKTEN MERAKTAN SORUYORUM ARD NİYETİM YOK BU SÖYLENENLER MANTIĞIMA YATMADI ZATEN AMA EĞER SİZİN DEDĞİNİZ GİBİ RABITA SEVDİĞİNLE İSTEDİĞİNLE GÖNÜLDEN BAĞLANMAK İSTEMEKSE BİR SORUN YOK AMA RABITA GÖNÜLDEN BAĞLANDIĞIN KİŞİDEN KİM OLURSA OLSUN BU EVLİYA OLSADA PEYGAMBER OLSADA ONDAN SEVGİ VE MUHABBET DIŞINDA MEDET UMAR ONDAN BİR ŞEY DİLERSEK YANİ ALLAH İLE KUL ARASINA ARACI KORSAK Kİ BENİM GÖRDÜĞÜM RABITAYA DURANLAR HEP BUNU YAPTI BANA GÖRE YANLIŞ PEYGAMBER EFENDİMİZ DIŞINDAN BİRİNDE ŞEFAAT İSTEMEK YANLIŞ ZATEN PEYGAMBER EFENDİMİZE VERİLMİŞ BİR AYRICALIK BU Kİ PEYGAMBER EFENDİMİZ BİLE ALLAH CC İZİN VERDİĞİ KİŞİLER ŞEFAAT EDECEK

İNŞ RABITA YAPAN İNSANLAR ARKADAŞLARIM SİZİN DEDĞİNİZ GİBİ MUHABBETLERİNİ ARTTIRMAK ARALARINDAKİ SEVGİ GÜCÜNÜ KUVVETLENDİRMEK İÇİN YAPIYORDUR
BLGİLERİNİZ İÇİN ALLAH RAZI OLSUN
DelikanForum.NET - Tekil Mesaj gösterimi - Forum Kurallarımız
__________________
Yazacağın yazının efendisi, yazmış olduğun yazının kölesi ol
DF:BİR ÇOK CEVAP
µmmed isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)   Alıntı ile Cevapla
  #55
Alt 21.01.2008, 13:57

 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 225
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız addanali
Mesajı göster
Vehhabiler Hıristiyan gibi inanıyor
Sual: Hıristiyanlar da Vehhabiler gibi tanrı gökte diyorlar. Bu inanç İncillerde var mıdır?
CEVAP
Hz. İsa’nın, göğe çıkıp, Allah’ın sağına oturduğu ve Allahü teâlânın gökte olduğu inancı Hıristiyanlığa sonradan sokulmuştur. Hıristiyan İngilizler tarafından kurulan Vehhabi inanışına göre de tanrı gökte, Hz. Muhammed de sağ tarafında oturmaktadır. Kitabül-Arş isimli Vehhabi kitabında, “Allah Arş’ın üzerinde oturur, yanında Resulullaha da yer bırakır” deniyor. Hıristiyanlarla Vehhabiliğin bu konuda da birbirine benzemesi tesadüf değildir. Ehl-i sünnet âlimlerinin hepsi “Allah mekandan münezzeh” buyuruyor.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Allahü teâlâ, zamanlı, mekanlı, cihetli değildir. Bir yerde, bir tarafta değildir. Zamanları, yerleri, yönleri O yaratmıştır. Cahiller, Onu Arş’ın üstünde veya yukarıda gökte sanır. Arşı da, yukarısını da, aşağısını da O yaratmıştır. Sonradan yaratılan bir şey, kadim [ezeli] olana yer olamaz. Allah, madde, cisim ve hâl değildir. Benzeri, ortağı, zıddı yoktur. Bildiğimiz, düşünebileceğimiz şeyler gibi değildir. Nasıl olduğu anlaşılamaz, düşünülemez. Hatıra gelen her şey yanlıştır. O kâinatın ne içinde, ne de dışındadır. İçinde, dışında olmak, var olan iki şey arasında düşünülür. Halbuki kâinat, hayal mertebesinde yaratılmıştır. Hayal mertebesindeki âlemin devamlı var görünmesi, Allahü teâlânın kudreti ile oluyor. (c.2, m.67)

Bir filmdeki cansız resimler, aynen canlı gibi hareket etmektedir. Bir kimse hayal kursa, hayalinde çeşitli işler yapsa, (Bu kimse, hayalinin içindedir, dışındadır) denemez. Çünkü hayal gerçek değildir. Rüya da hayale benzer. Rüya gören kimse, rüyasının ne sağındadır, ne solundadır. Rüyasında gözsüz görür, kulaksız işitir, dilsiz konuşur, yer, içer, hatta rüyasında rüya bile görür. Allahü teâlânın kudreti ile hep devam etse, insan rüyayı gerçek bilir, rüyadan başka hayat yok zanneder. Bu dünya hayatı da bir rüyadan ibarettir. Demek ki; kâinat hayal mertebesinde yaratıldığı için bize var gibi görünmektedir. Ezeli ve ebedi var olan yalnız Allahü teâlâdır. O halde, Allah, hayal olan bu kâinatın içinde, dışında denemez. (Mektubat-ı Rabbani – Sefer-i Ahiret Risalesi)

Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor ki:
Allahü teâlâ, yukarıda, aşağıda, yanda değildir. Her varlık, Arş’ın altındadır. Arş ise, Onun kudreti, kuvveti altındadır. O, Arş’ın üstündedir. Fakat bu, Arş Onu taşıyor demek değildir. Arş, Onun lütfu ve kudreti ile vardır. O, ezelde, sonsuz öncelerde nasıl ise, şimdi hep öyledir. Arş’ı yaratmadan önce nasıl idi ise, ebedi sonsuz geleceklerde de, hep öyledir. Onda değişiklik olmaz.

İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:
(Allahü teâlâ, mekandan münezzehtir. Ehl-i bâtıl, istiva, vech, yed gibi kelimeleri tevil etmedikleri için sapıtmışlardır. Allah’ın, Arşı istiva etmesi, Arşı hükmü altına alması demektir. “Hükümdar, Irak’ı kansız olarak istiva etti” demek, “Irak’ı kansız olarak ele geçirdi” demektir. Bu sapıklıklarına da “Selefin yolu” diyerek selef-i salihine, [Eshaba ve Tabiine] iftira ediyorlar. Yedullahtaki yed kelimesini el gibi düşünmemeli. Mesela “Falanca şehir, filanca valinin elinde” denilince, o şehrin valinin elinin içinde değil, onun idaresi altında olduğu anlaşılır. İstiva, vech gibi kelimeler böyle tevil edilir.) [İlcam-ül-avam]

Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri de buyuruyor ki:
Allahü teâlâ, zamanlı ve mekanlı olmadığı için, hazır ve nazırdır sözü mecazdır. Yani zamansız ve mekansız [hiçbir yerde olmayarak] hazırdır [bulunur] ve nazırdır [görür] demektir. Allahü teâlânın bütün sıfatları zamansız ve mekansız olduğu gibi, hazır ve nazır olması da, zaman ile ve mekan ile değildir.
(S.Ebediyye)
yahu ne ilgıctır EHLISUNNET ALIMLERI NE DIYOR DIYE BASLIYOR SONRA SUFILERDEN YAZIYOR..
ONLARIN OYLE YAZMASI NORMAL..
AYRICA YUKARDA YAZANLAR IFTIRADIR

O KITAB TA OYLE BIR SEY OLDUGUNU SOYLEYEN KIM
İBNI TEYMIYYE DUSMANI BIR MUTASAVVUF..
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #56
Alt 21.01.2008, 14:19

 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 225
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Rabıta, bağ ve ilgi anlamında Kurân asıllı bir kavramdır. Bu kelimenin Kurân-ı Kerim’deki anlamı konusunda Râğib el-Isfehanî’den şunları öğreniyoruz:

Muhafızların bulunduğu mekâna ribat denir… Murabata, muhafaza etme, koruma anlamındadır. Allah (cc): “Ey müminler! Sabredin, sabırda yardımlaşın ve murabata/rabıta yapın” (4/200) derken bununla kastedilen şey, İslam ülkesini korumak için sınır boylarında nöbet tutmaktır. Nöbetçilerle beraber, savaş atlarının da hazır tutulduğu sınır kulelerinin adı da ribat’tır. Demek ki rabıtada bağlı olma, dikkani ayırmama gibi bir mana da vardır.

Murabata/rabıta iki türlüdür: 1. Yukarıda söylediğimiz, İslam ülkesinin sınır boylarında nöbet tutmak ve düşmana karşı uyanık olmak. Bu mana murabatanın hakiki manasıdır. 2.Nefsin hilelerine karşı uyanık olmak. Bu da murabatanın mecazi manasıdır. Bu manada olarak Hz. Peygamber (sav) de şöyle buyurmuştur: “Bir namazın ardından diğerini beklemek ribat/rabıta kabilindendir”. “Size Allah’ın hatalarınızı ne ile sileceğini, derecelerinizi ne ile yükselteceğini söyleyeyim mi? Evet, buyur, söyle dediler. Zor şartlarda dahi mükemmel bir abdest almak, mescitlere doğru çok adım atmak, bir namazın ardından diğerini intizar etmek… İşte ribat/rabıta budur, rabıta budur, rabıta budur”

Bunlardan çıkan sonuç şudur:

Rabıta kelimesinin aslı Kurân-ı Kerim’de ve sünnette bulunmaktadır ve hakikat ve mecaz anlamları, Râğib’ten alarak yukarıda zikrettiğimiz gibidir. İkinci olarak, Kurân-ı Kerim’de ve sünnette bulunan bir kavramı Hz. Peygamber’in ve onu izleyenlerin anladığı gibi anlamak esastır. Bu ve benzeri kavramları doğru anlayabilmek için muhtaç olduğumuz birinci kural budur.

İkinci kuralımız ise, sık sık tekrarladığımız gibi şudur: İbadetler tevkîfidir, yani Hz. Peygamber tarafından sabitlenmiştir, onlarda hiçbir artırma ve eksiltme olmaz. Çünkü ibadetlerin neler olduğu ve nasıl yapılacağı akıl üstü konulardır ve bizler ibadetlerden hiçbir şeyi kaldıramayacağımız gibi, onları değiştiremeyiz ve eklemeler de yapamayız. Onlar tamamen Mabudun hakkıdır ve onlara müdahale bidat sayılır. Efendimizin ifadesiyle; “Bütün bidatler dalalettir ve bütün dalaletler de cehenneme götürür”.

Tasavvufta rabıta denince, Nakşiler tarafından (Yani Hz. Peygamber’den yaklaşık 800 sene sonra) geliştirilen bir disiplin akla gelir. Mürit şeyhini sevecek, ona kalben bağlanacak, buradan Hz. Peygamber’e, oradan da Allah’a ulaşılacak ve O’nunla irtibatlı olunacaktır. Bunun için mürit öncelikle şeyhinin suretini hayal edecek, onun güzelliklerinin, ahlakının kendisine feyezan etmesini isteyecektir. Hatta şeyh müridini Allah’a bağladığı için onun kendisi bizatihi rabıtadır/bağdır. (Enver Fuad. Mu’cem 88). Bu hayal etmeyi gerçekleştirmek üzere bazı tarikatlarda müritler, üzerlerinde şeyhinin resmini bulundurmaktadırlar. Hatta Hz. Peygamber (sav) adına yapılan hayali bir resmi üzerlerinde bulunduran tarikat mensupları da vardır ve bana bu resmi gösterdiler. Bu elbette cehaletten öte bir cinayettir.

Böyle bir eğitim tekniği kullanıldığında olumlu sonuçlarının ve bir takım psikolojik faydalarının olup olmayacağı eğitimci gözüyle tartışılabilir. Ama rabıtanın bir ibadet olduğu var sayılırsa bunu İslam’ı anlama usulü içerisinde bir yere oturtmamız elbette mümkün gözükmemektedir. Şöyle de diyebiliriz: Bir ibadet düşünün ki, Hz. Peygamber onu hiç yapmamış, öğretmemiş ve onu izleyen selefi salihin de böyle bir şeyden haberdar olmamıştır. Böyle bir ibadetin olması mümkün değildir. Bu anlamdaki rabıta için delil getirilen: “Sadıklarla beraber olun” mealindeki ayet-i kerime, ya da “Kişi sevdiğiyle beraberdir” hadisi şerifi de İslamî gelenek içerisinde “rabıta” ortaya çıkıncaya kadar hiç böyle anlaşılmamıştır. Zorlama bir tevil yapmadan böyle anlaşılması da mümkün değildir. Zorlama tevillerin insanları saptıracağını da bizzat Kurân-ı Kerim söylemektedir. (Bkz. 3/7). Sahabe efendilerimizin Hz. Peygamber’e olan sevgilerinden böyle bir uygulama çıkarmak da mümkün değildir. Aksi halde, Allah Rasulü’nü izleyen 800 yıl, insanlar, hatta bizzat Hz. Peygamber’in kendisi bunu keşfedememiş ve anlamamış olurlardı. Oysa akide ve ibadetler konusunda en doğru anlama, Hz. Peygamber’le beraber olanların, sonra da onları izleyenlerin anlamasıdır. Bunda bütün İslam alimleri ittifak halindedir.

Şunu da bilmeliyiz ki, tasavvuf diye anlatılan şey; bir hal, İslam’ın daha dikkatli ve hassas yaşanma biçimi; zikir, zühd, ibadet ve tefekkür olarak Hz. Peygamber’den beri varolan bir yaşama biçimi {olmalıdır. İbadeti yalnız Allah'a has kılmak ise} İslam’ın ta kendisidir. Tarikatlar ise –Kitap ve sünnet çizgisinde kaldıkları sürece- tasavvufun mektepleri ve mezhepleridirler. Ancak rabıta tasavvufun şartlarından değildir ve tasavvufun ehli sünnet çizgisinde yaşandığı ilk yüzyıllarında da onda bu anlamda bir rabıta hiç olmamıştır. Sevginin, bağlılığın, kardeşliğin, ittibaın rabıta diye anlatılması da elbette isabetli olmaz. Dolayısıyla rabıtayı kabul edip etmemekle, tasavvufu kabul edip etmemek farklı şeylerdir. Doğrusu sağlam tarikatlerdeki güzel insanların hatırı için rabıtayı da onların anladığı gibi kabul etmek isterdim. Ancak İslamın ve hakikatın hatırı daha büyüktür ve buna karşı saygısızlığı hiç göze alamam, bu sebeple de dini bir delile dayanmayan bir uygulamayı gerekli göremem.

Durum bu olmakla birlikle, birleri bunu bir eğitim aracı olarak görür ve uygularlarsa kendi bilecekleri bir şeydir ve dediğimiz gibi bu tartışılabilir. Ancak ben hiçbir tarikatın rabıtaya böyle baktığını görmedim. Aksine o bir ibadet olarak görülür ve hatta müritler çoğu zaman onu günlük farz namazlarından daha önemli tutarlar. Bunun hükmünü ise yukarıda anlatmaya çalıştık.

Bu noktada şunu da zikretmeliyiz ki, tasavvuf bu günkü hali itibariyle bir Rabbani alimlere muhtaçtır. Nasıl onlar zamanında tarikatlar İslam’dan çok uzaklaşmışlardı ve o bu konuda bir tecdid gerçekleştirip, onları tekrar Sünni ve Kurânî çizgiye oturttu ise, bu gün de bunu yapacak birisine şiddetle ihtiyaç vardır. Çünkü çok azı hariç, tarikatlar bu gün ya cehalet ve sapmaların, ya da sahtekarlık, derin ilişkiler ve düzenbazlığın hakim olduğu karanlık odaklardır. Ancak tecdid, teceddüt ve yeniden Kurânî çizgiye gelme ihtiyacının umumi olduğunu söyleyebiliriz.
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #57
Alt 21.01.2008, 14:32

 
NİSAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.01.2008
Mesajlar: 658
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
[quote=abdullahahmed;724911]Rabıta, bağ ve ilgi anlamında Kurân asıllı bir kavramdır. Bu kelimenin Kurân-ı Kerim’deki anlamı konusunda Râğib el-Isfehanî’den şunları öğreniyoruz:

Muhafızların bulunduğu mekâna ribat denir… Murabata, muhafaza etme, koruma anlamındadır.