![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.245
Teşekkür etti: 124
64 Teşekkür 52 Mesaja aldı
| kemal bilici,senin hiç hayan yokmu..Tamam tarikat ehli olmayabilirsin ancak tarikat ehline adam ne diyor senin ya gözlerin kör yada bazı değerlşerin dumura uğramış....Bu sürtük çıkmış tarikat ehline"sizler karınızla cima ederken şeyhinizi düşünüyorsunuz ,ne peydahlamış oluyorsunuz"diyecek bende senin gibi bazı değerleri dumura uğramışlar gibi efendi efendi yazacağım öylemi????Bence mahalle karıları gibi tepki verenler senin gibileridir.....Bu sürtüklere anlayacağı dilden konuşmak en doğrusudur......Adama ayet yaz ,yok o ayet o manada değil derler...Hadis yaz ,o hadis onu işaret etmiyor derler veya o hadis zayıf veya uydurma derler.......Bu tip şahıslarla mecburen aynı ortamda olursan ya muhattap olmayacaksın.....Ya da mecburen kaşınıyorlarsa kaşıyacaksın....Başka türlü bunların ıslah olması mümkün değil...............Kusura kalma ama psikolojiden habersiz olunca insan senin gibi oluyor bu durumlara karşı tavrı................. Bu toplum öyle hale gelmiş ki akı kara karayı ak görür olmuş...Yahu adam ne kafirliğimizi koyuyor ne münafıklığımızı,tuttu şimdide namusumuzu deşeliyor...........Böyle yapan birilerine senin gibi kibar olduğunu zannedenler gibi tepkisiz kalamam ,kusura kalma...........Sen yoluna devam et,aferim sana............tuzun kuru........en azından bana ilişme.......Ben ne yaptığımı gayet iyi biliyorum............. Bilinçli bir şekilde yapıyorum...............SENİN NAMUSUNA DİL UZATSALAR SEN DUYARSIZ OLDUĞUN İÇİN KİBARCA KARŞILIK VERİRSİN,ÖYLE ANLAŞILIYOR BANA OLAN TEPKİNDEN...........Ayrıca bu sürtükler sadece sofilere demiyorlar tüm tarihte yaşamış ve şimdi yaşayan büyük veli zatlarada aynı ithamlarda bulunuyorlar.......öfkem bu yüzden..........................senin için sorun yok ne de olsa kibar adamsın......[quote=kemal bilici]Adanali son asker meselesinden sonra seninle aslinda direk yazismamaya cok özen gösterdim ama dayanamiyorum patlamak üzereyim Kardesim sende bu tarz mahalle agzi ile yazmak marifet babindami...? Yahu mübarek forumda herkes sana abi diye hitab ederken, karsindaki hakketse bile senin en azindan sana abi diye hitab edenlere istinaden az daha su argolu küfürlerini dizginleyemezmisin...? Bazen o kadar harika yazilar yaziyorsun araya iki tane bu kelimelerden kattiginda , bitiyor abi hersey ,istersen artik agzinla ku$ tut nafile...[/quote
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 19.10.2005
Mesajlar: 1.254
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
| Allahümme sabirin... |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.245
Teşekkür etti: 124
64 Teşekkür 52 Mesaja aldı
|
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
| sevgiliye kavuşmak ele geçermi acaba??? ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 12.03.2006
Mesajlar: 1.138
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
|
![]()
__________________ imam-ı rabbani ks..Her ne varsa guzel, Allah sevgisinden baska, hepsicana zehirdir, seker bile olsaİS BUDUR BUNDAN BASKASI HİCTİR | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.245
Teşekkür etti: 124
64 Teşekkür 52 Mesaja aldı
|
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.245
Teşekkür etti: 124
64 Teşekkür 52 Mesaja aldı
| -Duydunmu kardeşim bazıları alimleri taklit etmeyi ve onlara uymayı kabul etmiyor hatta buna batıl , hatta ifrat derecede ithamlarda bulunuyormuş. -Yapma ya.Nerden çıkmış bunlar? "Ümmetimin alimleri ben-i israil peygamberleri (PEYGAMBERLİK VASFIYLA DEĞİL, YOL GÖSTERME VASFI VE İRŞAD ETME VASFI )gibidir." VE"Alimlere uyunuz , Alimler benim varislerimdir " HADİSLERİNDEN HABERDAR DEĞİLMİ BUNLAR.Fıtri olan taklit duygusunu dinimizi ögrenmek için alimleri taklit ederek olabileceğinden haberleri yokmu bunların. -Valla neler söylenmediki üstadım bunlara Ayet söylersin ,o ayet ondan bahsetmiyor bundan bahsediyor,hadis söylersin o hadis uydurma derler,imam gazali dersin zayıf hadislerden derleme kitap yezmış ,bilgisiz derler, derlerde derler. -Desene baştan bunları ciddiye alıpta tatmin etmeyelim muhatap olupta . -!!!! -Bu tip adamların psikolojileri şöyledir,KENDİLERİNİ B...GİBİ İŞE YARAMAZ BASİT İNSANLAR OLDUKLARINI FARK EDERLER VE BUNU HAZMEDEMEZLER ,ÖYLE ZİLLETLİLERDİRKİ KENDİ GÖZLERİNDE BU ZİLLETLERİNİ ÖRTMEK İÇİN HEMEN HA İMAM I AZAM HA BEN HA İMAM I GAZALİ HA BEN TERANELERİNİ GÜNDEME GETİRİRLER,VE MÜTHİŞ RAHATLARLAR TATMİN OLURLAR,DOYUMA ULAŞIRLAR.O ANDA ZİLLET ÇUKURUNDAN ÇIKTIKLARI ANLIK DURUM VARYA İŞTE O DANDIR BUNLARIN BÜTÜN İSTEDİKLERİ.. -ALLAH ALLAH GERÇEKTEN BU KADAR BASİT Mİ BU ŞEKİLDE DÜŞÜNENLER. -EVET EVET MAALESEF BU KADAR ZAVALLIDIR ASLINDA BUNLAR -PEKİ YARDIMCI OLUNAMAZ MI BUNLARA ORADAN KURTULSUNLARDA NORMAL İNSANLAR GİBİ OLSUNLAR. -TEK YOLU VAR KENDİ GÖZÜNDE KENDİNİ ADAMDAN SAYMAYANI ADAMDAN SAYMA YOKSA O SENİ ADAMDAN SAYMAZ PRENSİBİNE GÖRE HAREKET EDİP CİDDİYE ALMAMAKTIR BU ZEVATA YARDIMCI OLABİLMENİN YOLU. -TEK YARDIM ETME YOLU BUMUDUR? -EVET BUDUR.NE YAPALIM BAZAN ACIMAMAK MERHAMETTİR. -ALLAH ALLAH BİR YAŞIMA DAHA GİRDİM DEMEK BUNLARIN İDDİALARININ KÖKENİ BU HEMİ ? -EVET BU KADAR BASİT KARDEŞİM.İŞTE NEFS İNSANA NELER YAPTIRIYOR DA İNSAN AYET HADİS SIRALAYARAK CİHAD ETTİĞİNİ SANIP 1400 YILLIK İSLAM TARİHİNDE GELMİŞ BÜYÜK İCRAATLAR YAPMIŞ ,BÜYÜK FİTNELERİ ORTADAN KALDIRMIŞ YÜCE ŞAHSİYETLERİ HA O HA BEN DİYEREK KENDİLERİNİ NE KADAR İĞRENÇ GÖRÜYORLARSA O İĞRENÇ KENDİLERİNDEN O KADAR UZAKLAŞTIRACAK TEPELERE ÇIKABİLMEK İÇİN O DAĞ GİBİ ALİMLERLE KENDİLERİNİ AYNI GÖREBİLİYORLAR. -AZİZİM ALEM ADAMSIN VESSELAM -ESTAĞFİRULLAH.DOĞRU BU KADAR NET VE ORTADA.ORTADA OLUPTA BU KARDEŞLERİMİZİN BİLE ANLAYAMADIĞI OLAYI İNSANLARIN ANLAYABİLECEĞİ ŞEKİLDE İZAH ETTİK ALLAHIN YARDIMIYLA HADİSE BUNDAN İBARETTİR. -HALA ŞAŞKINIM,DEMEK TÜM BU SAÇMALIKLAR BUNDAN HE!!!!! -NEFSİNİN ONLARA YAPTIRDIKLARINI GÖRDÜĞÜM ZAMAN MÜTHİŞ BİR ACIMA DUYGUSU SARAR KALBİMİ VE HEMEN HAREKETE GEÇER İM.ACIDIĞIM İÇİN VE O ZİLLET ÇUKURUNDAN KURTULSUNLAR DİYE.
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.245
Teşekkür etti: 124
64 Teşekkür 52 Mesaja aldı
| İrşad sahibi bir mürşidde aranan vasıfları şöyle sıralayabiliriz: 1. Şeri’at-i mutahharanın gereklerini, tam bir istikamet içinde, kıl payı kadar sağa sola sapmaksızın,ilahi emir ve yasaklardan bir an bile yüz çevirmeden eksiksiz icra ve ifa etmek. 2. İnsanları şer’-i şerife uymaya, İslam’ın hayat veren prensiplerini yaşamaya, Allah ü Teala’yı her hal ve karda kalb huzuru ile zikertmeye yöneltmek. 3. İnsanların durumlarına düşünce seviyelerine göre, imkanlarının el verdiği ölçüde nasihat etmek, onlara takva ve istikamaet yolunu göstermek, çirkin ve yasak olan davranışlardan uzaklaştırmaya çalışmak. 4. Bütün mahlukata şefkat ve rahmet nazarı ile bakmak. Küçüklere sevgi, şefkat ve merhameti, büyüklere hürmet ve saygı göstermek. 5. Müridlerin ihtiyaçlarını giderecek ve gönüllerindeki tereddüt ve şüpheleri silecek silecek kadar fıkıh, akaid,v.b. konularda alim olmak. Zira bu tür duygu ve düşünceler başlangıçta müridin iç dünyasında arız olur. Onun gönül huzurunu allak, bullak ederek ibadetten zevk almasını engelleyebilir. 6. Müridlerinin muttali olduğu sır ve kusurlarının gizlemeli, ikaz için zaman ve zemini beklemelidir. 7. Müridlerinin kalblerinin kemal ve edeplerini, nesin tehlike ve tuzakları ile hastalıklarını, eğer keşf ehli ise keşfen, aksi halde hal, tavır ve davranışlarından çıkararak hal’en bilmeli, irşad ve nasikatını onun ihtiyaçalarına göre yapmalıdır. 8. Bütün hareketlerinde ifrat ve tefritten uzak durmalı, orta hal ve itidali muhafaza etmelidir. 9. Mutmain ve müstağni bir nefse sahip, ahlakın en güzeline malik olmalıdır. İrşad arzusu ile gelen bir müridini asık çehre ile karşılamamlı ve asla ona kızmamalıdır. Hakk rızası için olursa kızıp, darılabilir. Müridlerine karşı celali cemaline , kahır lutfuna karışık bir tavır takınıp, yerine göre her ikisini de gösterebilmelidir. Netice olarak “ Emrolunduğu gibi dosdoğru olmak ve istikamet üzre bulunmak” bu vasıfların hepsini ihtiva eder.
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.245
Teşekkür etti: 124
64 Teşekkür 52 Mesaja aldı
| Tarikatı Bilmeyenler sussun,ki "BİLİYORSAN SÖYLE FAYDALANSINLAR BİLMİYORSAN SUS ADAM SANSINLAR" bu sözün muhatabı olmasın lütfen. "O Allah ki,okuma yazma bilmeyen bir kavim içinden onlara kitabı ve hikmeti öğreten ,ve onların nefslerini teskiye eden bir peygamber göndermiştir.Halbuki onlar daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler"Cuma Suresi.Ayet.2 Düşününüz ki Sahabenin (tebabet yollu seyrisuluk yapan yani nübüvvet meşrep) nefsini teskiye etmek bile ne bir kitapla, ne bir risale ile nede başka birşeyle değil,bizzat başlarında bulunan Resul i kibriya tarafından Allahın icazetiyle yapılmaktadır ki bu ayet 1400 yıldır icazet zinciriyle Hz Ebu bekr(RA) ve Hz.Ali (KV)kanalıyla Seyyid Şahı Nakşibendler, Seyyid Abdulkadir Geylaniler,Seyyid Ahmet er Rufailer,İmam ı Rabbaniler ,Mevlana Halitler ,imamı Gazaliler,Seyyid Tahalar,Seyyid Sıbgatullah Arvasiler,Seyyid Abdulhakim Arvasiler,Seyyid Mehmet Zahit Kotkular,Seyyid Abdulhakim el hüseyniler,Seyyid Muhammet Raşitler,Seyyid Yusuflar,Seyyid Abdulbakiler ,Seyyid Fevzettinlerle günümüze kadar geldiler. Tasavvuf=nefs teskiye yapılan okullar.Ve Nefs teskiye icazeti olan bir mürşid.
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.245
Teşekkür etti: 124
64 Teşekkür 52 Mesaja aldı
| İrşad sahibi bir mürşidde aranan vasıfları şöyle sıralayabiliriz: 1. Şeri’at-i mutahharanın gereklerini, tam bir istikamet içinde, kıl payı kadar sağa sola sapmaksızın,ilahi emir ve yasaklardan bir an bile yüz çevirmeden eksiksiz icra ve ifa etmek. 2. İnsanları şer’-i şerife uymaya, İslam’ın hayat veren prensiplerini yaşamaya, Allah ü Teala’yı her hal ve karda kalb huzuru ile zikertmeye yöneltmek. 3. İnsanların durumlarına düşünce seviyelerine göre, imkanlarının el verdiği ölçüde nasihat etmek, onlara takva ve istikamaet yolunu göstermek, çirkin ve yasak olan davranışlardan uzaklaştırmaya çalışmak. 4. Bütün mahlukata şefkat ve rahmet nazarı ile bakmak. Küçüklere sevgi, şefkat ve merhameti, büyüklere hürmet ve saygı göstermek. 5. Müridlerin ihtiyaçlarını giderecek ve gönüllerindeki tereddüt ve şüpheleri silecek silecek kadar fıkıh, akaid,v.b. konularda alim olmak. Zira bu tür duygu ve düşünceler başlangıçta müridin iç dünyasında arız olur. Onun gönül huzurunu allak, bullak ederek ibadetten zevk almasını engelleyebilir. 6. Müridlerinin muttali olduğu sır ve kusurlarının gizlemeli, ikaz için zaman ve zemini beklemelidir. 7. Müridlerinin kalblerinin kemal ve edeplerini, nesin tehlike ve tuzakları ile hastalıklarını, eğer keşf ehli ise keşfen, aksi halde hal, tavır ve davranışlarından çıkararak hal’en bilmeli, irşad ve nasikatını onun ihtiyaçalarına göre yapmalıdır. 8. Bütün hareketlerinde ifrat ve tefritten uzak durmalı, orta hal ve itidali muhafaza etmelidir. 9. Mutmain ve müstağni bir nefse sahip, ahlakın en güzeline malik olmalıdır. İrşad arzusu ile gelen bir müridini asık çehre ile karşılamamlı ve asla ona kızmamalıdır. Hakk rızası için olursa kızıp, darılabilir. Müridlerine karşı celali cemaline , kahır lutfuna karışık bir tavır takınıp, yerine göre her ikisini de gösterebilmelidir. Netice olarak “ Emrolunduğu gibi dosdoğru olmak ve istikamet üzre bulunmak” bu vasıfların hepsini ihtiva eder.
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" |
| | |
| Yeşil Ördek Olsam Menzil Köyünde ![]() ![]() Üyelik tarihi: 12.01.2008 Yaş: 21
Mesajlar: 166
Teşekkür etti: 2
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
| Mehmed Zait Kotku hocamıza Rabbim rahmet etsin Kardeş Senden de Allah[c.c.] razı olsun |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.245
Teşekkür etti: 124
64 Teşekkür 52 Mesaja aldı
| amin...Allah razı olsun kardeş...
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.245
Teşekkür etti: 124
64 Teşekkür 52 Mesaja aldı
| Şeyh Seyyid Muhammed Raşid Hz.leri(KSA) bu mevzu ile alakalı şöyle ifade etmiştir sofilerin bakışını"Sadece akılla giden inkarcı olur,sadece muhabbetle giden deli olur.Akılla muhabbeti dengeleyen Zatı (Allahı) bulur." Yolumuz budur....
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 19.12.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 577
Teşekkür etti: 3
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
| Allah razı olsun.Allahın kulu Nurullahdan sana ve senin gibilere selam olsun. |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.245
Teşekkür etti: 124
64 Teşekkür 52 Mesaja aldı
| Kardeşim selamı üzerime alıyorum, Ve Aleykümselam,Allah bu mübarek insanlardan her mahalleye en az bir tane nasib etsin....Nurullah bizim nurullah(.......)mı?
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.245
Teşekkür etti: 124
64 Teşekkür 52 Mesaja aldı
| kim kendi meşrebi veya cemaati için ifrat yada tefrit dairesinde bir kelam sarf ediyor ise bunun öyle olmadığını yazıyorum....doğrusu ne ise o ortaya çıksın diye....ben tasavvuf ehliyim lakin hiç bir zaman benim şeyhim en büyük demedim....nakşiyim ama asla en büyük tarikat nakşi demedim.....yazdıklarımda kimseyi yok sayma derdinde olmadım....hakikat ne ise öyle ifade edilsin ve doğru bilgi sahibi olsun insanlar.....tüm derdim bu......şahsi değil yani....
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.245
Teşekkür etti: 124
64 Teşekkür 52 Mesaja aldı
| Molla Yahya El-Abbasi (K.S) nin Hatırasına Tasavvuf, Mürşidi Kamilin Gerekliliği ve S.Muhammed Raşid Hz. Hakkında Yaptığımız Mülakatı Molla Yahya el-Abasinin Hatırasına yeniden yayımlıyoruz. FEYZ: Efendim, Seyda Muhammed Raşid Hz.'leri ile ne zaman tanıştınız? MOLLA YAHYA HZ.: Elhamdülillahi Rabbil Alemin, vessalatü vesselamü ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi vesahbihi ecmain. Seyda Hz. (k.s.) ile sene 1955'te Kasrik köyünde tanıştık. Biz orada Gavs (k.s.) hayatta iken, Gavs (k.s.) 'ın ziyaretine gittik. Gavs'tan (k.s.) tövbe aldık. Seyda Hz. orada idi, o zaman okuyordu. Gavs (k.s.) 'ın yanında o zaman Seydamızla (k.s.) tanıştık. Ve ondan sonra, biz Gavs'ın yanına gidip gelince Seydamızla tanışmamız fazla oldu. En sonunda Seyda Hz. (k.s.) ile beraber vazife yaptık. Gadir'de o imam idi, ben onun müezzini idim. Beraber yola çıktık ve ta ki vefatına kadar, artık tanışmamız nasib oldu elhamdülillah. FEYZ: Efendim, Seyda Hz.'nin (k.s.) ahlakından bahseder misiniz? MOLLA YAHYA HZ.: Seyda Hz. (k.s.) kamil ahlak üzere idi, faziletli ahlak üzere idi. Evvela, Gavs (k.s.) hayatta iken, hizmeti sever ve hem gelen misafirlerin hem de evin hizmetini yapardı. Seyda Hz. (k.s.) bile istisna mübarek, çorbayı kendi eliyle sofilere veriyordu ve her hizmeti yapıyordu. Hem evin hizmeti, hem de caminin hizmeti, hem de sofilerin hizmeti... Ve Gadir'deyken bir değirmenleri vardı. Akşama kadar o değirmenle meşgul olurdu. Tabii hizmetin fazileti çok fazla. Çünkü insan mesela tesbih çekiyor, salavat çekiyor, o bir zaman sonra bitiyor. Fakat hizmet öyle değil... Diyelim ki bir yemeği getirdiğin zaman o yemekten yemesen, yiyenlerin hepsi o yemek kadar, devam edip, ibadet ve taate devam ettiği müddetçe o yemek sahibi de sevap alıyor. Bunun için Seydamız (k.s.) tabii taat ve ibadetten geri kalmamak üzere bütün hizmeti yapardı, her türlü hizmeti yapardı. Ondan sonra Seydamız (k.s.), Ahlak-ı Muhammediyeye sahip idi. Yani şefkatli, merhametli, vakarlı, tevazulu, cömert bütün bunlar Seydamızın başlıca ahlakları idi. Yani şefkati, merhameti herkese şamil idi. Herkese şefkatli, merhametli idi. Hatta bu şefkatinden, merhametinden bir misal olarak son vefat edeceği zaman vefatından 15 gün önce Afyon'daydık, yanındaydık. Kendisine; ''Afyon nasıl Seyda Hz.'lerine havası iyi geliyor mu acaba, Seyda Hz.'nin hoşuna gidiyor mu? '' diye sorduğumuzda, ''-Evet'' dedi. ''Afyon'un havası çok hoş, bakıyorsun mesela biz güneşteyiz, güneşin hiçbir tesiri yok. Şimdi Menzil çok sıcaktır'' dedi. ''Dedim öyle ise Seyda Hz. daha erken daha evvel gelirse ve daha fazla kalırsa daha iyi değil midir? '' Dedi ''öyle ama, ben burada çok üzülüyorum, çok sıkılıyorum... Hayır ola dedim; dedi: ''Sofiler gelir, cemaat gelir. Burada bir fırınımız yok, mutfağımız yok, onlara çorba çıkaramıyoruz, ekmek çıkarmıyoruz, işte aç geliyorlar, aç gidiyorlar, ondan dolayı ben çok üzülüyorum. İnşallah bu sene hem mutfak, hem bir fırın yapacağız, artık gelen sofilere bir çorba vereceğiz, dağıtacağız, o zaman ben rahat ederim'' dedi. Demek ki o kadar şefkati, merhameti vardı. Sofilerin herşeyiyle meşgul olurdu. Mütevaziliğiyle, bu kadar gelen cemaat, bu kadar gelen alem olmasına rağmen, hiçbir zaman Seyda Hz. bir zerreyi miskal değişmemiş, öyle birşey görülmemiş. Yani Seydamız (k.s.) bile, kendi haşa ne kaba, ne yükseliş. Aynı eski hali ne ise, o hal üzerinde idi. Yani ne elbisesinde ne giyinişinde ne kalkış oturuşunda hiç zerreyi miskal değişiklik yoktu. O tevazu idi, hepsina karşı mütevazilik gösterirdi. Ondan sonra cömertlik, o gelen misafirlere o kadar yemek, o kadar ikram, o kadar çorba verirdi hoşlukla verirdi ve Seydamız (k.s.) tamamıyla ahlakı Muhammediye (s.a.v.) ve kamil ahlak sahibi idi. Sünneti seniyyeye mutabakat ederdi. Hiçbir zaman sünneti seniyyeden ayrılmazdı. Hiçbir gün birisinin ne gıybeti, ne birisinin aleyhinde konuşma, insanlar görmedi, mümkün değildi. Ne kimsenin aleyhinde konuşur, ne de kimsenin gıybetini yapardı. Birisinden bahsedildiği zaman Seydamız (k.s.) onu güzel bir şekilde anlatırdı, ondan sonra onun iyiliğinden bahsederdi, hiçbir kötülüğünden bahsetmezdi, sabırlı ve vakurdu. İşte ahlakı öyle idi. Mesela karşısında olan, o kadar mesela hakaret yapıldı ona, kendisine parmağından zehir verildi. Yine Seydamız ne intikamın peşinde oldu, ne de birşey yapılmasını söyledi. Herşeye karşı, Seydamız (k.s.) Resulullah (s.a.v.) ahlakına sahipti. Ahlakı Muhammediyeye sahipti. Fakat tabii bizim Seydamızı (k.s.) tamamıyla anlatmamız mümkün değildir. Yani biz ne kadar anlatsak yine ancak denizden bir katre damla anlatabiliriz. Fakat Seydamız (k.s.) yani şeriati ve İslamiyeti temsil eden yani İslamiyetin bir mücessip bir numunesi idi. Görüldüğü zaman İslamiyetin ne olduğunu insan anlardı. Seydamız (k.s.) böyle bir fedayi ahlaka, kanaate sahipti. FEYZ: Efendim, Seyda Hz.'nin (k.s.) ilme verdiği önemden bahseder misiniz? MOLLA YAHYA HZ.: Seyda (k.s.) tabii ilme önemi de çok fazla idi. Mesela Menzil'de o inşa ettirdiği bir medrese vardı büyük bir medrese vardı. Afyon'da yine böyle talebelerin okuduğu, mesela yine Ankara'da oğluna medrese yaptırdı. Hepimize tavsiye ederdi, yani ilmi tavsiye ederdi, yani alim olun derdi. Ve Seydamız (k.s.) çok sefer mesela cehaletle bir yere varılmaz, illa ilimle ulaşılır, hatta bunun üzerine bir misal, bir hikaye getirirdi. Yani ilim olmasa insan bir yere ulaşamaz, ilim lazımdır, yani bir yere ulaşmak için ilim lazımdır. İşte buna bir misal de şöyle getiridi: Bir sefer dedi, ''İki kardeş var idi, babaları vefat edince bunların ikisi de kendilerini Allah (c.c.) yoluna vermek istediler. Birisi dedi ben evvela gidip okuyacağım, alim olacağım, ondan sonra ben kendimi ibadete vereceğim. Birisi de dedi, alim olmaya kadar acaba zaman olur mu olmaz mı, en iyisi ben şimdi gidip ibadet yapacağım, ibadetle meşgul olacağım. Birisi ibadete gitti, birisi ilme gitti. Ondan sonra ilme giden bir müddet okuduktan sonra, biraz ilim anladıktan sonra, bir gün dedi ki, ben gideyim kardeşimi göreyim, kardeşimin ahvalini durumunu öğreneyim, hangi haldedir, hangi durumdadır. Kardeşinin yanına geldi baktı ki, hakikaten kardeşi çok taat ve ibadetle meşgul. Yani taat ve ibadeti, onun zayıflığından, onun simasından bellidir. Sevindi, elhamdülillah dedi. Kardeşim taat ve ibadet bu kadar yapıyor, keyfe geldi hoşuna gitti. Fakat bir de baktı ki, böyle kardeşinin sarığının ucunda siyah bir şey var, bir şey görülüyor. Allah Allah, dikkat etti, bunu fare kuyruğuna benzetti. Kardeşim hayırdır, nedir bu senin sarığındaki?.. Hiç sorma dedi abi, hiç sorma, hiç bahsetme dedi. Nasıl yani dedi. Ben namaz kılarken bir fare devamlı önüme gelirdi beni meşgul ederdi, benim hayallerimi, düşüncelerimi değiştirirdi, benim huzurumu kaçırırdı. Ben de bir gün vurdum, öldü. Ölünce ben dedim bunun vebalinden nasıl kurtarayım, en iyisi bunu sarığımın altına koyayım ki, vebalinden kurtarayım. Onun alim olan abisi dedi ki: Senin o kadar namazın hep fasıktır, hep bozuktur. İşte Seydamız ilmin değerini bu şekilde anlatırdı. İlim olmasa insan salih ibadet yapamaz bunun için ilim çok değerli, çok önemlidir. Seydamız (k.s.) bu şekilde söylerdi. FEYZ: Efendim, mürşidi kamilin gerekliliğinden, ahir zamanda mürşide bağlanmanın gerekliliğinden bahseder misiniz? MOLLA YAHYA HZ.: Evet, insanda fıtri olarak, yaratılış itibarıyla bazı eksikler var. Hele hele emraz-ı kalbiye dediğimiz, kibir, hased, ucubdan, nadir sayıda insan, bunlardan kurtulur. Yani insanın çoğunda bunlardan var. Hırs, dünya muhabbeti, buhul vardır. İşte bu emraz-ı kalbiyenin izalesi yolu, tasavvuf yoludur, tasavvuf ve tarikattir. Çünkü o konudan bahseden ilim tasavvuf ilmidir. Tabii, tasavvuf ilmine girmek de sadece okumakla olmuyor. Sen tasavvufun mesela, binlerce kitabını okusan, o tasavvufun bir hakikatına varamazsın. Evet, okuyorsun biliyorsun ama, tatbikatı yok. İşte bunu tatbik etmek için, bu emraz-ı kalbiyeden kurtulmak için, mürşid-i kamile çok büyük ihtiyaç vardır. Yani, ahir zaman olmasa dahi, yine mesela bu İmam-ı Şafii gibi, İmam-ı Azam gibi zatlar, bunlar nasıl ki tasavvufa dalmışlar, tasavvuf ilminden istifade etmişler, bir pirden, bir mürşidden istifade etmişler, aynen onun gibi... Mesela İbn-i Abidin, İmam-ı Azamın talebelerini sayarken, Süfyan-ı Sevri diyor. Süfyan-ı Sevri, İmam-ı Azam'dan hem fıkıh ilmi almış, hem de tasavvuf ilmi almış, İmam-ı Azam aynı zamanda bir irşad vazifesi yapmıştır. Mesela İmam-ı Şafii'nin bu hususta dediği sözü dikkate değerdir. ''Ben bekardım ve şeyhime gidip, ona halimi arzettim.'' Eğer Cenab-ı Mevla, birisini kamil ahlak üzere yaratmışsa ve ahlakı çok güzel ise, onun belki ona ihtiyacı yok ama, böyle kişi binde bir bile bulunmuyor. Allah'ın (c.c.) adeti öyledir, herşeyin terbiyeye ihtiyacı olduğu gibi, insanın da bir mürebbiye ihtiyacı vardır. Mesela nasıl ki bir meyva ağacının bakımı yapılmazsa, onun aşısı yapılmazsa, gübresi, suyu verilmezse, meyvesi güzel olmuyor. Fakat insanın bakımı ile beslenen, mutlaka daha güzel, daha iyi meyve veriyor. İnsan da aynı böyle, insanın da bir mürebbiye ihtiyacı vardır. Kitap okumakla insan, hastalığını belki biliyor, teşhis ediyor, fakat tatbik bilemiyor. Nasıl ki mesela birisi, bir doktorun yanında çalışmazsa, kendiliğinden kitabı okusa, hastalık bu diyor fakat ama birisi ona dese ki ben hastayım, o zaman o, vallahi diyecek ben anlamam, ben doktor değilim... İşte böyle de mürşid-i kamiller de kalbin doktorlarıdır. Kalp hastalıklarının tedavisini Cenab-ı Mevla, onların sayesi ile tedavi ediliyor. Tabii ki hakiki hidayetini Allah (c.c.), hakiki irşadını Allah (c.c.) veriyor. Bunlar ancak vesile olurlar, sebep olurlar. Mürşid-i kamilin şartlarında ise, tabii ki alim olacak, amil olacak, bir mürşid eli tutmuş olacak, o mürşid ta Resulullah'a (s.a.v.) gidecek ve Resulullah'ın (s.a.v.) ahlakına sahip olacak. İşte bu şekilde olan bir mürşid-i kamilin, sözünden ziyade, hal ve hareketinden sofi istifade ediyorve mürid o şekilde Allah'a (c.c.) yaklaşıyor. Nasıl ki sahabe-i kiram , Resulullah (s.a.v.) 'in ahvalinden etkilenirlerdi, nazarından etkilenirlerdi... işte bu da öyle. Onun için mürşid-i kamile çok büyük ihtiyaç var. Yani kim olursa olsun, bila istisna herkese bir mürşid-i kamil, bir rehber, bir üstad lazımdır.... ..::www.feyzdergisi.com::..
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 19.12.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 577
Teşekkür etti: 3
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
|
| ||||||||||||||||||
| | | ||||||||||||||||||
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.245
Teşekkür etti: 124
64 Teşekkür 52 Mesaja aldı
|
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" | ||||||||||||||||||
| | | ||||||||||||||||||
![]() Üyelik tarihi: 19.12.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 577
Teşekkür etti: 3
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
|
|