İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack (1) Seçenekler

  #1
Alt 02.09.2005, 00:28
 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.047
Teşekkür etti: 22
14 Teşekkür 10 Mesaja aldı
Tarikatların Gayesi Nedir ?

TARİKATLARIN GAYESİ / Mehmed Zahid Koktu (R.a)


Gerek “çehri”, gerekse “hafi” olan tarikatlarda asıl olan gaye; salikin nefsini ıslah edip iyi bir insan olmaya çalışmasıdır. Bizim baş düşmanımız nefsimizdir ki yetmiş şeytana bedeldir. Şeytan-ı aleyhilla'ne önce bir vesvese ilka eder, muvaffak olamazsa başka bir hileye müracaat eder , vesvesesinde ısrar etmez. Oyunları pek çoktur .Bazen de hak tarafında
görünerek saliki aldatmaya çalışır .

Nefis ise hiç de böyle değildir, yaptığı vesvesede ısrar eder durur. Saliki bu yoldan alıkoymaya çalışır. Muvaffak olamazsa hırsından patlar. Gerek şeytanın ve gerek nefsin birçok yardımcıları vardır ve bunlar saliki yoldan çıkarmaya çalışırlar.

Bu yardımcıların birisi göz, birisi dil, birisi de kulaktır. El, ayak da bunlara mecburen uyar. Binanaleyh salikin önce bu nefsin yardımcılarından kurtulması gerekir ki, buna, Halık-ı Zülcelal'e sığınıp O'nun yardımını temin etmedikçe gücü yetmez. Zira bir duasında Peygamber Efendimiz, zaman, “Beni nefsime bir an olsun bırakma! Hiçbir bir göz açıp
kapama zamanı kadar dahi olsa beni nefsime bırakma ya Rabbi!” diyerek bizlere ilticanın yolunu göstermiş olmaktadır .

Göz hakkında, Nakşibend Mehmed Bahaeddini Hazretleri 'nin nasihatleri içerisinde “Nazar ber kadem” tabiri vardır ki, bununla, salikin gözünü ayaklarının ucundan başka yere kaydırması menedilmiştir. Zira etrafı seyreden göz, her gördüğünden ayrı ayrı hisler duyan kalbini mülevves eder. Bu telvis ise salikin mahvına kafidir. Zira maksat kalbin paklığı-
dır. Kalbe inen şeyler eğer mülevves ise artık o kalbden ne hayır beklenir!

Gözlerin muhafazası hakkında Cenab-ı Hakk, Kur'an-ı Azimüşşan'da pek derin manalar taşıyan ayet-i kerimesi ile bizleri uyarmaktadır .

Gözlerine sahip olabilenler süluklarında muvaffak olurlar. Dil ve kulak da gözden aşağı değildir. İnsanların kalbi hep duydukları veya söyledikleri sözlere göre ya güzelleşir veya berbat olur. Göze olduğu kadar dile de hakim olmaya ve onu daima zikrullah ile meşguliyete alıştırmaya çalışmalıdır. Bunun için Eşref-i Rumi Hazretleri;

“Bir dil ki olmaya Hakk'ın zikriyle mutad
Urma ol dil paresine dil diye hiç ad.”

demiştir. Bu ne kadar yerinde bir sözdür.

Dilin iki manası vardır: Biri konuştuğumuz dildir, diğerinden maksat ise gönüldür. Gönül aynasının paklığı; göz, dil ve kulağın paklığına bağlıdır .Dili ve gözü pak olmayanın gönlü hiçbir zaman pak olamaz. Şimdiki insanların; “Sen benim gönlüme (kalbime) bak” demeleri ne kadar yanlıştır. İbadet ve tattan mahrum olanların gönülleri hiçbir zaman pak olamaz. Her ne kadar şu veya bu gibi hayırları olsa dahi…

Onun için Nakşibendi tarikatinde gönlün temizliğine son derece ehemmiyet verilerek, salikin beş hassa azalarına sahip olabilmesi ve bunları Hak yolunda kullanabilmesi, Hakk'ın razı olmadığı işlerden korumaya çalışması tavsiye edilmektedir.

Çünkü; bu beş havas; göz, kulak, dil, el, ayak doğrulukta olmadıkça salikin yaptığı zikirler kendisine lazımgelen feyzin gelmesine mani olurlar .Bunun için salik ve zakirin bin şu kadar zikretmesi, geceleri pek az uyuyup ibadetle meşgul olmasına aldanıp kendi kendisine bir kıymet ve paye vermesi hatadır. Asıl bu beş azanın doğruluğuna, düzgünlüğüne bakması lazımdır .

Eğer dil, boş sözler söylüyor, hele bir de yalan şeyler irtikab ediyorsa vay o salikin haline! Göz de böyle. Eğer gözüne sahip olup onu günahtan alıkoymuyorsa, o zakire “yazık!” deriz. Kulak da böyle.. Eğer boş ve günaha taalluk eden şeyleri, hele televizyon ve radyolarda hanımların şarkı ve gazellerini ve diğer sözlerini dinliyorsa ona da “Vah, yazık!” deriz.

Derviş olmayı, hemen şu kadar zikri ve tesbihi yapmaktan ibaret sananlar çok aldanırlar. Bu tesbih ve zikirler , saliki ancak Hakk'ın razı olmadığı fena işler ve günahlardan korumak için birer yardımcıdır. “Allah!” demek büyük bir fazilettir; söyleyeni günahtan koruması şartıyle! Bir taraftan günah işlerken, diğer taraftan zikir etmenin manası anlaşılamaz.

İnsanların yetişme devirlerinde alışageldikleri iyi ve kötü huylardan ta yaşlılığa kadar kurtulamadıkları görülmektedir. Arabanın ön tekeri nereden giderse arka teker de onu takip eder. Onun için, gençliğinde, istikametten ayrılmamak azminde olan bahtiyarlara ne mutlu! Bu gençlik devirlerini cahilane bir şekilde günahlarla geçirenlere de ne yazık!

Öyle ise ey aziz kardeş! Sen de, ben de Allah Teala 'nın hep aciz kullarıyız. İşin sonu ölümle bitmektedir. Bu ölüm halinde iman ve İslam içerisinde olabilmek ne büyük bir hünerdir. Bunun için bir taraftan Allah celle ve alayı zikretmemiz, diğer taraftan da Allah Teala 'ya gözyaşları ile yalvarıp muhafazamızı rica etmemiz lazımdır .Diğer taraftan da nefislerimize hakim olabilmek için Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin sünnet-i şerifesinden zerre kadar ayrılmamak lazımdır. Bunu başarabilmek için de evvela Allah Teala'yı zikri, sonra da Peygamberimize bol bol salavat-ı şerife getirmeyi ve her gün Kitab'ımız olan Kur'an-ı Azimüşşan'ı layık-ı vechiyle okumayı ihmal etmemek lazımdır .

Bugün biz müslümanların, Kitab'ımızı bile okumaktan aciz olduğumuzu inkar edemeyiz. Bir Yahudi çocuğu, Tevrat'ın okusun da bir müslüman çocuğunun Kitab'ından bile haberi olmasın! Bu ne kadar acıdır. Bu acı, dünya acılarının en acısı olmaktan başka ahiretimiz için de ne büyük zarardır .Binaenaleyh, hem Allah'ı zikret, hem Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme salavat getir, hemde Kitab'ımız olan Kur'an-ı Azimüşşan'ı oku ve okuyanlara yardım eyledikten başka çocuklara bunu muhakkak öğret.

Dünya istikbali için ne büyük fedakarlıklar yapılır, bir memuriyet elde edilmeye çalışılır da diğer taraftan asıl önemli olan dinimize ilgisiz1ik afvedilir mi? Halbuki memuriyet; bir bakıma İnsanların hürriyetini kısmen de olsa başkalarının eline vermek değil midir? Hürriyet ise insanların en kıymetli haklarındandır .

Onun için, senin gayen Allah olsun ve O'nun emirlerine tam manasiyle uy! Bak, sana ilk Müslümanlardan Selman-ı Farisi hakkında kısacık bir haber vereyim:

Bu zat ateşperest bir babanın oğlu iken, bunu beğenmeyip hıristiyanlığa kaymış ve sonra da müslüman olmuştur. Müslümanlığa birçok yararlıklarından sonra Bağdad'a vali olmuştu. Fakat kendisine tahsis edilen vilayet konağını istememiş, bir göz oda kiralayıp orada oturmuş ve esna-yı idaresinde devlet maaşını kat'iyyen kabul etmemiş. Halk arasında mümtaz ve üstün bir kılıkla da dolaşmamış, kendi eliyle yapıp sattığı zenbillerin parasıyla geçinmiş.

İşte sana bir insan ve müslüman nümünesi! Sen de sakın paralara ve memuriyetlere aldanıp da ahiretini yıkma. Bu dünyanın ucunu bulmak mümkün değil! Milyonlarca seneden beri akıp giden bu dünya, ay ve güneş silsilesi hala bir uca erişemediler, erişmelerine de imkan yoktur. Çünkü semayı yaratan Allah Teala onu devamlı genişletmektedir .Bu hudutsuz mülkün içinde bizim de bir payımız var; onu kazanırsak ne mutlu! Ve onu kaybedersek ne yazık bizlere! demekten başka çaremiz yok.

İşte bu sonsuz mülkü yaratan Allah Teala'nın de ölümden sonra salih kullar için yani nefislerine hakim olan mü'minler için hazırladığı bir evi var ki, adına cennet denir. Sekiz kat üzerine yapılmıştır .Her kim, derecesine göre bunlardan birine girmeye muvaffak olursa ne ala! Bu cennet evlerinde; hatır u hayale gelmedik, göz ve kulakların görüp işitmedikleri ve akıllarından bile geçirilmeyen nice nimetler vardır ki, bunlar hep Allah Teala 'ya inanıp iman eden ve imanları mucibince yaşamaya çalışan bahtiyarlar içindir.

Bu cennetin güzelliklerini vasfetmeye kimsenin gücü yetmez!. Yanlız Cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Mi'raç'ta iken cenneti de gördü ve bize oraya girecekleri haber verdi. Cenab-ı Hakk bizleri de iman ve İslam dairesinde yaşayıp, dünyada iken Hakk'ın rızasnıı kazanmaya ve ahirette de cennet evlerine girmeye layık olan bahtiyarlardan eylesin. Amin...

Ahiret aleminde, yine hazırlanmış bir azab evi vardır ki, o da yedi kattır. Dinsizlerin, imansızların, ahlak ve fazilet düşmanlarının gireceği yerdir. Cenab-ı Hakk bizleri bu kötü eve girmekten korusun, cennet evlerinde cümlemizi mes'ud ve bahtiyar eylesin. Amin...

Bu Selman-ı Farisi ölürken çok ağladı da etrafındakiler:

-“Ölümden korkuyorsun da mı ağlıyorsun?”, dediler.O da:

-“Hayır, ben biraz sonra Resülullah'a kavuşacağım, O'na dünya metaı edinmeyeceğime dair söz vermiştim. Şimdi gözümün önüne gelen şu eşyalarla Cenab-ı Peygamber'e ne cevap vereceğim, diye düşünmekteyim. Üzüntüm ondandır”, diye cevap vermiş.

Baktılar gördüler ki, dünyalık dediği şeyler birçok zaruri eşyadan ibaret idi. Allah cümlemize bunları şefaatçi kılsın da, o cennet evlerinde onlarla birlikte olmayı nasib etsin! Amin...Eğer sen de bu cennet evine girmeye talipsen şu beş şeyi bırakma:

1 -Hiç olmazsa günde yüz sefer istiğfar eyle.
2 -Yüz kere “La ilahe illallah” de.
3 -Yüz kere de “Allah celle celalühu” ismini candan söyle.
4 -Yüz kere Peygamber Efendimiz'e salavat-ı şerife getirmeyi unutma.
5- Yüz kere de ihlas süresini besmeleyle beraber oku; Kur'an'a da devam eyle.
addanali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 02.09.2005, 00:30
 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.047
Teşekkür etti: 22
14 Teşekkür 10 Mesaja aldı
Nefis ise hiç de böyle değildir, yaptığı vesvesede ısrar eder durur. Saliki bu yoldan alıkoymaya çalışır. Muvaffak olamazsa hırsından patlar. Gerek şeytanın ve gerek nefsin birçok yardımcıları vardır ve bunlar saliki yoldan çıkarmaya çalışırlar.
addanali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 02.09.2005, 00:31
 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.047
Teşekkür etti: 22
14 Teşekkür 10 Mesaja aldı
Bu yardımcıların birisi göz, birisi dil, birisi de kulaktır. El, ayak da bunlara mecburen uyar. Binanaleyh salikin önce bu nefsin yardımcılarından kurtulması gerekir ki, buna, Halık-ı Zülcelal'e sığınıp O'nun yardımını temin etmedikçe gücü yetmez. Zira bir duasında Peygamber Efendimiz, zaman, “Beni nefsime bir an olsun bırakma! Hiçbir bir göz açıp
kapama zamanı kadar dahi olsa beni nefsime bırakma ya Rabbi!” diyerek bizlere ilticanın yolunu göstermiş olmaktadır
addanali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 02.09.2005, 00:32
 
sisterE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.01.2004
Yaş: 32
Mesajlar: 25.965
Teşekkür etti: 4
51 Teşekkür 43 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız addanali
Allah cümlemize bunları şefaatçi kılsın da, o cennet evlerinde onlarla birlikte olmayı nasib etsin! Amin....
AMIN..
hmm..aslinda bu konuda yazmak istedigim cok sey var ama...cekinmek dogru kelime degil ama..öyle birsey engelliyor
__________________
Hayat yasandigi kadardir. Ötesi ya hatiralarda bir iz, ya da hayallerde bir umuttur.
sisterE isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 02.09.2005, 00:33
 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.047
Teşekkür etti: 22
14 Teşekkür 10 Mesaja aldı
Göz hakkında, Nakşibend Mehmed Bahaeddini Hazretleri 'nin nasihatleri içerisinde “Nazar ber kadem” tabiri vardır ki, bununla, salikin gözünü ayaklarının ucundan başka yere kaydırması menedilmiştir. Zira etrafı seyreden göz, her gördüğünden ayrı ayrı hisler duyan kalbini mülevves eder. Bu telvis ise salikin mahvına kafidir. Zira maksat kalbin paklığı-
dır. Kalbe inen şeyler eğer mülevves ise artık o kalbden ne hayır beklenir!

Gözlerin muhafazası hakkında Cenab-ı Hakk, Kur'an-ı Azimüşşan'da pek derin manalar taşıyan ayet-i kerimesi ile bizleri uyarmaktadır .

Gözlerine sahip olabilenler süluklarında muvaffak olurlar. Dil ve kulak da gözden aşağı değildir. İnsanların kalbi hep duydukları veya söyledikleri sözlere göre ya güzelleşir veya berbat olur. Göze olduğu kadar dile de hakim olmaya ve onu daima zikrullah ile meşguliyete alıştırmaya çalışmalıdır. Bunun için Eşref-i Rumi Hazretleri;

“Bir dil ki olmaya Hakk'ın zikriyle mutad
Urma ol dil paresine dil diye hiç ad.”

demiştir. Bu ne kadar yerinde bir sözdür.
addanali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 02.09.2005, 00:37
 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.047
Teşekkür etti: 22
14 Teşekkür 10 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız sisterE
AMIN..
hmm..aslinda bu konuda yazmak istedigim cok sey var ama...cekinmek dogru kelime degil ama..öyle birsey engelliyor
Kafanıza takılan ,size ters gelen ,ben burayı anlayamıyorum dediğiniz ne varsa cevabımız var Allahın izniyle, bilginiz olsun ve sizin samimiyetinize inanıyorum ve yanlışda anlamam,insanlık hali ,insanlar farklı bakabilirler olaylara ,konulara ama iyi niyet varsa insanda Allah doğruyu mutlaka öğretir samimi kuluna.
addanali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 02.09.2005, 00:40
 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.047
Teşekkür etti: 22
14 Teşekkür 10 Mesaja aldı
Dilin iki manası vardır: Biri konuştuğumuz dildir, diğerinden maksat ise gönüldür. Gönül aynasının paklığı; göz, dil ve kulağın paklığına bağlıdır .Dili ve gözü pak olmayanın gönlü hiçbir zaman pak olamaz. Şimdiki insanların; “Sen benim gönlüme (kalbime) bak” demeleri ne kadar yanlıştır. İbadet ve tattan mahrum olanların gönülleri hiçbir zaman pak olamaz. Her ne kadar şu veya bu gibi hayırları olsa dahi…

Onun için Nakşibendi tarikatinde gönlün temizliğine son derece ehemmiyet verilerek, salikin beş hassa azalarına sahip olabilmesi ve bunları Hak yolunda kullanabilmesi, Hakk'ın razı olmadığı işlerden korumaya çalışması tavsiye edilmektedir.
addanali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 02.09.2005, 00:41
 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.047
Teşekkür etti: 22
14 Teşekkür 10 Mesaja aldı
Çünkü; bu beş havas; göz, kulak, dil, el, ayak doğrulukta olmadıkça salikin yaptığı zikirler kendisine lazımgelen feyzin gelmesine mani olurlar .Bunun için salik ve zakirin bin şu kadar zikretmesi, geceleri pek az uyuyup ibadetle meşgul olmasına aldanıp kendi kendisine bir kıymet ve paye vermesi hatadır. Asıl bu beş azanın doğruluğuna, düzgünlüğüne bakması lazımdır .

Eğer dil, boş sözler söylüyor, hele bir de yalan şeyler irtikab ediyorsa vay o salikin haline! Göz de böyle. Eğer gözüne sahip olup onu günahtan alıkoymuyorsa, o zakire “yazık!” deriz. Kulak da böyle.. Eğer boş ve günaha taalluk eden şeyleri, hele televizyon ve radyolarda hanımların şarkı ve gazellerini ve diğer sözlerini dinliyorsa ona da “Vah, yazık!” deriz.
addanali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 02.09.2005, 00:42
 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.047
Teşekkür etti: 22
14 Teşekkür 10 Mesaja aldı
Derviş olmayı, hemen şu kadar zikri ve tesbihi yapmaktan ibaret sananlar çok aldanırlar. Bu tesbih ve zikirler , saliki ancak Hakk'ın razı olmadığı fena işler ve günahlardan korumak için birer yardımcıdır. “Allah!” demek büyük bir fazilettir; söyleyeni günahtan koruması şartıyle! Bir taraftan günah işlerken, diğer taraftan zikir etmenin manası anlaşılamaz.

İnsanların yetişme devirlerinde alışageldikleri iyi ve kötü huylardan ta yaşlılığa kadar kurtulamadıkları görülmektedir. Arabanın ön tekeri nereden giderse arka teker de onu takip eder. Onun için, gençliğinde, istikametten ayrılmamak azminde olan bahtiyarlara ne mutlu! Bu gençlik devirlerini cahilane bir şekilde günahlarla geçirenlere de ne yazık!

Öyle ise ey aziz kardeş! Sen de, ben de Allah Teala 'nın hep aciz kullarıyız. İşin sonu ölümle bitmektedir. Bu ölüm halinde iman ve İslam içerisinde olabilmek ne büyük bir hünerdir. Bunun için bir taraftan Allah celle ve alayı zikretmemiz, diğer taraftan da Allah Teala 'ya gözyaşları ile yalvarıp muhafazamızı rica etmemiz lazımdır .Diğer taraftan da nefislerimize hakim olabilmek için Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin sünnet-i şerifesinden zerre kadar ayrılmamak lazımdır. Bunu başarabilmek için de evvela Allah Teala'yı zikri, sonra da Peygamberimize bol bol salavat-ı şerife getirmeyi ve her gün Kitab'ımız olan Kur'an-ı Azimüşşan'ı layık-ı vechiyle okumayı ihmal etmemek lazımdır .
addanali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 02.09.2005, 07:30
 
msabri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.07.2004
Mesajlar: 1.947
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Allah razı olsun.
msabri isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 02.09.2005, 13:15
 
sisterE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.01.2004
Yaş: 32
Mesajlar: 25.965
Teşekkür etti: 4
51 Teşekkür 43 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız addanali
Kafanıza takılan ,size ters gelen ,ben burayı anlayamıyorum dediğiniz ne varsa cevabımız var Allahın izniyle, bilginiz olsun ve sizin samimiyetinize inanıyorum ve yanlışda anlamam,insanlık hali ,insanlar farklı bakabilirler olaylara ,konulara ama iyi niyet varsa insanda Allah doğruyu mutlaka öğretir samimi kuluna.
Allah razi olsun..
ok ..ben düsüncelerimi bi siralamaya calisayim..
tarikat...diyince önceleri önce bir ürküyordum...neden?
tarikat..asirilik demekti..tarikata dahil olanlar bi nevi "ucmus" du...(yanlis anlamayacagina güvenerek.. )...yani realiteyle alakasi kalmayan insanlar..
labil kisilige sahip olanlar daha sIk görüldügü...

aradan bikac yil gecti..
okundu..ögrenmeye caba gösterildi...
simdi tarikat kelimesi benim icin sirf bir yol dur...sirati müstekimden ayrilmama cabasiyla..yola cikilmis bir yol...

ama...
yine celiskiler var..
neden?..belki insanlarin yansittigindan kaynaklaniyor..bircok tarikat a (bagli mi denir?) olanlari taniyorum...gördüm..simdi tabiiki genellemek..ayni islamin sartlarini yasamayan birinin "bir cok müslümanlar" gördüm demesi gibi olur..yanlis olur...ben bu deyimle sürekli karsilastigim icin "ne varsa ama onlarda var .." "sözde müslümanlar söyle böyle"...artik önyarginin alasi oldugunu anliyorum..ama görüyor yasiyorum...

misal..

tarikata bagli anne baba..
cocuklarindan bi haber..

"yarin ölecekmis gibi ahiret icin..
hic ölmeyecekmis gibi dünya icin.."? degilmiydi..?

"Allah asiri gidenleri sevmez" degilmiydi..

tabii simdi bana tarikat i anlatan ayetler göstereceksindir..
hatta okudumda bir iki yazinda...

bir cemaat a ...dahi olmak güzel bence..
insani gaflet aninda..tutar..düsmesini engeller..
hidayet aninda da ..bazi seyleri paylasmana sebep olur..

ama..(bu amalar olmasa zaten..)

tamamiyla dünyadan kopmak?..
hic birseyi gözü görmeksizin..
baska fikire sahip olanlara sert davranmak..?
veya tamamiyla "tuhaf" buldugum bir olay..
seyhlere gidip...(kuran-i kerimde kadinlarin tek basina yolculuk etmeleri yasaklanmis degilmi?) nice kadinlar taniyorum..seyh i ziyaret icin...buradan (almanya) tr ye..oradanda cesitli illere gidenleri...
ve seyhin elini öpmek?? daha da tuhaf..bi hadis okumustum..
Peygamber efendimizin (sav) elini öpmek isteyen bir sahabeyi..."itaat edilecek...secde edilcek..egilecek sirf O dur" diye geri ceviren..(tam söz olarak böyle degildir belki..vebal yüklenmez insaAllah ama iceriligi benzer de)..

hmm..nasil ifade edicemi bilmiyorum..
sorularim varmi onu da bilmiyorum..
ama..söyle bir noktadayim..tarikat kelimesi artik beni korkutmuyor..
ama tarikat a dahil olabilecegimi düsünmüyorum sahsen..
bu onlarin "kötülügünden" "dogru olmamasindan" ileri gelen birsey degil..
bu benim kendimle bi konu `m..

Allah (cc) `a varan tüm yollar muhakkak güzeldir..
cümle ümmetini sirati müstekimden ayirmamasini dilerim..
bu yolda olmayanlara nasiplerindeyse hidayet dilerim..
(amin)...
ama bir yerde..veya bir "kurumda" takilikalmak..kisitlar insani..

zikir konusunda da öyle bir düsüncem var..
tabiiki insan agzi aliskin olmayan sözleri nasil son aninda söyler..diye bir soru yükseliyor..dil alismali...Allah her daim anilmali..ama..su "1100 ..... ve 33333 ....." konusu kafami karistiriyor..bu biraz "mecburi" gibi oluyor...
hani nasil anlatayim..yillarca namaz kilarsin..ama sirf "sart" oldugu icin...zoraki gibi...ama tad alamazsin..namazlarin kücük kücük miraclar olmaz..seni O na yakinlastirmaz...nice dualar vardir..ezberimizde...her secdeden sonra dua ederiz...bunu bir "system" ilemi yapariz? hayir..o anki ruh halimize bagli..bir azap..veya samimiyet..veya nasil desem...farkli farkli...gözyasi katilan dua geri cevirilmezdi öyle degilmi...sessiz dua ediyorduk cünkü bizi duyan olan oldugundan emindik degilmi...
__________________
Hayat yasandigi kadardir. Ötesi ya hatiralarda bir iz, ya da hayallerde bir umuttur.
sisterE isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 02.09.2005, 21:55
 
sisterE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.01.2004
Yaş: 32
Mesajlar: 25.965
Teşekkür etti: 4
51 Teşekkür 43 Mesaja aldı
bu tartismalar da beni asiyor mesela..
ihtiyac duyan..alir kendi icin...
ihtiyac duymayan ...kendi halinde cabalar..
ama karsilikli elestirmek de neyin nesi..
neyi ..kimi elestiriyoruz..Allah rizasi icin cabalamayi mi..?
hak yolu mu..?
herkeste akil var fikir var..göz var dil var kulak var...
neyse umarim bu yine siyasi bir konu oldu ve ben bir bayan olarak anlamam zaten bu islerden ..hakkinizi helal edin..vesselam..
__________________
Hayat yasandigi kadardir. Ötesi ya hatiralarda bir iz, ya da hayallerde bir umuttur.
sisterE isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #13
Alt 02.09.2005, 22:22
 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.047
Teşekkür etti: 22
14 Teşekkür 10 Mesaja aldı
NAKŞİBEND MEŞAYIHINDAN AYNI ZAMANDA EHLİ BEYT OLAN BİR ŞEYHİN HİZMETLERİ [TÜM TÜRKİYE (AKLINI PEYNİR EKMEKLE YEMEMİŞ OLANLAR)ŞAHİDİMDİR] VE BU HİZMETLERİ YAPANA KARŞI TARİKAT MÜNKİRİ OLAN (aklını peynir ekmekle yemiş olan zevat) İSLAM DÜŞMANLARININ YAPTIKLARI;

Şeyh Seyyid Muhammed Raşid Hz.leri(ks)leri Nakşibendi meşayıhındandır,Onun vasıtasıyla abartısız yüzbinlerce istikameti bozulmuş adı müslüman ,günahlara dalmış Allahtan uzaklaşmış insanları istikamet ehli olmalarına vesile olmuş,namaz kılmalarına vesile olmuş,itikadi bozukluktan kurtulmalarına vesile olmuş,boşanma derecesine kadar gelmiş ailelerin yıkılmaktan kurtulmasına vesile olmuş,zina,içki,esrar,eroin,....gibi haram olan günahlardan kurtulmalarına vesile olmuş,Anadoluda manevi bir dirilişe vesile olmuş bu Resuli Ekrem Efendimizin torunu Hz. Hüseyinin zürriyetinden gelen Ehli Beyti Resul olan Davası sadece Allah olan Bu insana suikast düzenleyen ve tarım ilacı enjekte edilerek katledilmeye kalkılmış ve zehirlenmiştir.Allahın yardımıyla kendine gelmiş ancak zehir etkisini zamanla göstererek 93 yılında vefat etmiştir.

Bu tarikat münkirleri,öyle aşağılık islam düşmanlarıdır ki Bu mübareği bile öldürmeye kalkışmışlardır.Hidayetleri varsa Allah hidayet versin ,Eğer hidayetleri yoksa Allah kahretsin bu çukur adamları.
addanali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #14
Alt 02.09.2005, 22:32
 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.047
Teşekkür etti: 22
14 Teşekkür 10 Mesaja aldı
Hz.Hüseyini( RA) kerbelada katleden şerefsizlerden,yezidlerden bunların hiç bir farkı yoktur.Yezidde ,Allahı ,Kuranı kullanarak Hz. Hüseyin Efendimizi katletmişti.
Bu tarikat münkirleride aynı Allahı ,Kuranı kullanarak yezidiliklerini icra ediyorlar.....Bu yezidi meşrebli çukurlar bilsin ki "İT ÜRÜR KERVAN YÜRÜR",nasibinde hidayet varsa biran evvel hidayet nasib olsun,eğer hidayetleri yoksa biran evvel kahrolsunlar bu yezidiler.
Bu insan kılığındaki yezidileri kesinlikle adam yerine koyupta ayet hadis yazmayasınız.Bunlar YEZİDİ MEŞREBTİRLER.BİLESİNİZ.ÇOK ÇUKUR ADAMLARDIR,SİZİN SÖYLEDİKLERİNİZ O ÇUKURA VARANA KADAR TERS DÖNÜYOR,O YÜZDEN MUHATAB ALINMAMALIDIR.Tatmin olmak isteyen varsa kendi bilir......
addanali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #15
Alt 02.09.2005, 23:19
 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.047
Teşekkür etti: 22
14 Teşekkür 10 Mesaja aldı
SADAT I KİRAM ,kesinlikle şeriata aykırı iş yapmazlar,sünnet onların yaşam tarzıdır,zahiri olarak 12 ilim icazeti almış olan ve nefs teskiye olmuş ve en az nefsi marziye makamında olan insanlara,ayrıca manevi işarette alması gerekiyor, icazetli mürşid tarafından,manevi irşad diploması yani icazeti verilir.Bu manevi icazet zinciri geriye doğru Resuli kibriya Efendimize oradan Cebrail Efendimiz kanalıyla Hz.Allaha dayanır.
addanali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #16
Alt 02.09.2005, 23:22
 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.047
Teşekkür etti: 22
14 Teşekkür 10 Mesaja aldı
El öpme meselesine gelince asla kadınlara ellerini öptürmezler,şeriata muhalif iş yapmazlar.Ben Sadatlardan böyle yapana rastlamadım.Ancak Şeyh Nazım Kıbrisi Hz.leri elini öptürüyor,o bile şeriata aykırı değil çünkü mübarek çok yaşlı ve cinsi hisleri yok.Bu durumda olanın şeriattaki durumuda ortadadır.

Konu addanali tarafından (03.09.2005 Saat 01:05 ) değiştirilmiştir..
addanali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #17
Alt 02.09.2005, 23:31
 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.047
Teşekkür etti: 22
14 Teşekkür 10 Mesaja aldı
Şu kıssayıda aktarmamda fayda var;Bir gün Şah ı Nakşibend Hz.lerine diyorlar ki Efendim bayanlar sizi nle aynı ortamda olmak ve sohbetinizi dinlemek istiyorlar diyince şöyle karşılık verir;şeriata uygun değil.Derler ki siz evliyasınız ve şeyhimizsiniz,Mübarekte der ki;ateşle barut aynı aynı yerde olmaz,onlar kadın bende erkek 'im der ve böyle bir talebi geri çevirir.Kim ki bunlara dikkat etmiyorsa sakın onlara yaklaşmayın,uzak durunuz.Bir şey ne kadar kıymetli ise onu istismar edenlerde o derece olacaktır.Değerli olanın istismar edilmesi çok olur,ancak sahtekarlar var diyede bu güzel insanlardan istifade etmeyide terk etmemeli insan.
addanali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #18
Alt 03.09.2005, 01:08
 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.047
Teşekkür etti: 22
14 Teşekkür 10 Mesaja aldı
Dünya imtihan yeridir,dünyadan elini eteğini çekmek,imtihan için yaratılmış mahalli terk etmek olur ki bu büyük bir terbiyesizliktir .Ne kazanacaksak işte bu gördüğümüz ve nefes alıp verdiğimiz ortamda kazanacağiz.
addanali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #19
Alt 03.09.2005, 01:21
 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.047
Teşekkür etti: 22
14 Teşekkür 10 Mesaja aldı
Sizlere tasavvuf ehlinin kimler olduğunu ve hayata nasıl baktıklarını en ahmakların bile anlayacağı şekilde İmam ı azam hz.lerinin bir tesbitini aktararak göstermek istiyorum.
İMAM I AZAM Hz.leri;İnsanlar 3 kısımdır.
1.kısım EBLEHLER yani Ahiret delileri,dünyadan elini eteğini çekmiş,iş güçten uzak sabah akşam ibadet taatla meşgul hayatını geçirenler ve başkalarına muhtaç olanlar.Bunlar delidir ve makbul değillerdir.
2.kısım Deliler yani kalben gayesi dünya ve dünyalık olanlar,kafirler tamamen bu kategoridedir,fasık müslümanlar hatta ticaretine faydalı olur diye ve riyaset sevgilerini beslemek için haccada giderler ön saflarda namaz dahi kılarlar bu zevat bunlar islama göre delidirler ama muaf delilerden değil.(kalb marazları olan,riya,kibir,hased,ucb,...gibi kalb marazlarının herhangi biri veya hepsini kalbinden sökmek gibi bir derdi olmayanlar)
3.kısım ise şöyle ifade ediliyor;yaptıkları ibadet zaten Ahiret ameli,dünya işleride ahiret ameli olanlar ,dünya ile ahret işlerini aynı anda yapanlar işte kurtuluşa erenler ve akıllılar bunlardır .
Tarikatların yetiştirdiği insanlar 3. kısıma giren insanlardır.
3.kısım insanlar
addanali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #20
Alt 03.09.2005, 01:26
 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.047
Teşekkür etti: 22
14 Teşekkür 10 Mesaja aldı
Bu zamanda yaşayan ve Seyyid Muhammet Raşit Hz.lerine AŞK İLE BAĞLI OLAN VE AYNI ZAMANDA Ehli Beytten olan Büyük bir Alim bizlere sofiliği anlatıken şunları söylemişti sizlerle paylaşmak istiyorum;İmkanlarınız nisbetinde En güzel evlerde oturun,en güzel arabalara binin,en güzel kıyafetler giyin,en güzel yiğeceklerden yiğin en güzel hatunla evlenin ama bunları size lütfedene EN GÜZEL ŞEKİLDE DE KULLUK YAPIN.
addanali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla