| Forza SP ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.03.2005 Yaş: 26
Mesajlar: 5.822
Teşekkür etti: 557
627 Teşekkür 410 Mesaja aldı
|
değerli yorumların için tsk | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
| Forza SP ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.03.2005 Yaş: 26
Mesajlar: 5.822
Teşekkür etti: 557
627 Teşekkür 410 Mesaja aldı
| yaw göremiyorum mesajı |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 09.07.2005
Mesajlar: 817
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
| Ehli sünnet mezhebine göre tevessül vardır... caizdir resulullah s.a.v efendimizlede başka peygamberlerede salih kullar ve evliyalarada yapılabilir hayatta iken de vefatlarından sonrada yapılabilir ... Burada önemli hususa daha değinmek gerekir biz Ehli sünnet olarak cenabı mevla c.c den başkasına ne yaratma ne tesir ne fayda ne de zarar isnad etmeyiz.... hakikatte fiilleri yaratan Allahtır c.c bu vesile yapılan zatların vesile olmaktan başka bir dahli yoktur ... Haşa fiiller onlardan istenmez o halde bir kimsenin canlı ile olur ama ölü ile olmaz demeye ne hakkı var ? acaba böyle derken canlılardan tesir mi bekliyor hakiki müessir Allah c.c iken vesilenin canlı veya cansız olmasının ne farkı var ? bizleri tevessül ettiğimiz için şirk için suçlayanlar kendilerinin şirk koşmasına dikkat etsinler . tevessül şefaat istigase (yardım istemek ) hepsi bir manadadır hepsi cazidir müminlerin kalbinde o Allah dostları ile teberrük etmekten başka bir niyet yoktur hakiki tesir sahibi elbette Allahtır. |
| | |
| Forza SP ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.03.2005 Yaş: 26
Mesajlar: 5.822
Teşekkür etti: 557
627 Teşekkür 410 Mesaja aldı
| hocam benim imzamı okusana :) boşunamı aradık bulduk. Değerli yazılarınız için teşekkür ederim, Alim insansınız abi. Allah kemale erdirsin. Nebilerle haşrolursun, Şeyh olursun inşaallah. (geçen ismailağada hatip böyle dua etmişti çok güldü cemaat:) |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 09.07.2005
Mesajlar: 817
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
|
Ben Bu ümmetin en cahiliyim... ![]() | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
| Forza SP ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.03.2005 Yaş: 26
Mesajlar: 5.822
Teşekkür etti: 557
627 Teşekkür 410 Mesaja aldı
| Tevazu bir yana, Alim insansınız. Eğitici Yorumların için Teşekkürler. |
| | |
| Çek bir salavat...İçten olsun ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 02.01.2005
Mesajlar: 466
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| .....
__________________ Ne ibadetimden , ne amelimden rahmete güvenim var. Rahmete tek güvenim mürtede buğzum, ondan nefretimdir. Es-seyyid Abdulhakim Arvasi k.s. Konu ozbeken tarafından (29.11.2007 Saat 15:49 ) değiştirilmiştir.. |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 18.07.2005 Yaş: 36
Mesajlar: 419
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| Allah'a vuslat yolunda resuller, nebiler ve veliler vesile etmenin İslami ve tasavvufi literatürdeki ifadesi "Rabıta"dır. Kalbin gıdası durumundaki olan feyz, muhabbet gibi kavramlar, Allah'ın yaratığıdır, mahlukudur. Nasıl ki Cenab-ı Hakk'ın maddi nimetlerinden olan ekmek, para ve mal gibi maddi yaratıkları sahiplerinden istemek, bunları elde etmek için çalışmak, adetullah gereği ise; aynen bunun gibi, feyz ve muhabbet cihetiyle, şereflenen ve edep kurallarına uygun olarak himmet (yardım) istemek de yine adetullahın bir gereğidir. Maddi mahlukların tabi olduğu kurallarla, manevi mahlukların tabi olduğu kurallar esas itibariyle aynıdır. Nasıl ki eve kapıdan giriliyorsa, herhangi bir konuda da istenilen neticeye varmak için adetullah denilen sebepler ve hikmetler silsilesine sarılmak şarttır. Aranan netice, onu doğuran sebep ve şartlara uymakla gerçekleşir. Nitekim bu hususta Cenab-ı Hakk, hidayet ve rahmetini enbiya ve evliyalar vasıtasıyla kullarına ulaştırmaktadır. Hidayet ve rahmete ulaştıran baka bir kapının olmaması da yine adetullah gereğidir. O halde rabıta, adedullah gereği, hidayet ve rahmete ulaşmanın yolu ve metodudur. Rabıtaya şirktir mantığı ile karşı çıkanlar, bilmeden feyz ve muhabbeti Cenab-ı Hakk'ın zatına izafe etmek suretiyle kendileri şirke düşmektedirler. Demek istiyorlar ki feyz ve muhabbet, vacibu'l-vücuttur. Bu itikadı taşıyanlar "feyz ve muhabbet gibi hidayet unsurları (haşa) halıktır yani vacibul-vücuttur" demek istemektedirler. Halbuki asıl şirk, mahluk olan manevi varlığı 'Halık' yerine koymak ve bu tasavvurda bulunmaktır. Yani feyz ve muhabbeti Vacibü'l-vücut, yani Halik varsaymak, buna itikad etmektir. Zira, feyz ve muhabbet, sevap, cennet gibi hidayet ve rahmete vesile olan varlıkların hepsi de Cenab-ı Hakk'ın tecellisi sonucu var olan mahluklardır. Yaratılmışlardır. Maddi bir nimetin sahibinden istenmesi şirk olmuyor da manevi bir nimetin sahibinden istenmesi niçin şirk olsun? Kaldı ki maddi ve manevi bütün varlıkların Allah tarafından yaratıldığı, hayır ve şerrin Allah'tan olduğu her vesile ile ifade edilmese de fikirlerde ilim, kalplerde itikat olarak zaten mevcuttur. Zımmen bir ilim ve itikat bir insanda olduktan sonra, bir insanın bu Allah dostundan himmet ve dua istemesi bir bakkaldan veya fırıncıdan ekmek istemesinden farklı değildir. Burada asıl tehlike, rabıtayı şirkle karıştıranların, feyz ve muhabbet gibi manevi mahluk nevinden nimetleri Cenab-ı Hakk'ın zatına izafe edip, Halık gibi telakki etmeleridir. Kaldı ki "Mümin mümin'in aynasıdır" "Alimlerin yüzüne bakmak ibadettir" Buyrulmakta dır Hadis-i Şerifte Ebu Davut, Kitabul-Edeb49 Tirmizi, Kitabul-Birr gibi deliller, kalbinde feyz ve muhabbet taşıyan Allah dostlarına yakın olmayı, onlara muhabbet besleyip tevessül etmeyi teşvik etmektedir. Mesela Ademe secde etmesini isteyen Cenab-ı Hakk'ın emrini şeytanın reddetmesine dikkat edelim. Aslında burada kendisine secde edilmesi istenen şey Adem'in çamur kalıbı değil, o kalıba üflenen ruhtur. Melekler bu nükteyi kavradılar; ancak iblis, o çamur kalıbı araya koydu, ona takıldı. Ve "Beni ateşten yarattın" diyerek üstünlük iddiasına kalktı; neticede helak oldu. Bu nükte'de, rabıtanın mahiyetine işaret vardır. Nitekim rabıta, insan-ı kamilin etine, kemiğine yani kalıbına değil, Allah'ın tecellisine yani o üflenen ruhadır. Çünkü insan-ı kamil, Cenab-ı Hakk'ın zat tecellisine mazhar olarak kendi çamur kalıbını yırtmış, içindeki hazineyi açığa çıkarmış, yani aslına öz cevherine dönmüştür. Rabıtadan maksat aynı tecellilere mazhar olmaya çalışmaktadır. Nitekim bir hadis-i şerifte bu konuya işaretle "Allah sizin cisimlerinize ve suretlerinize bakmaz, kalplerinize nazar eder" buyurulmaktadır. (Buhari, Müslim, Ebu Davut, Tirmizi'den Kutub-ü Sitte Muhtasarı, Hn.3312) Bu manada kamil insanın kalbi, nazargah-ı ilahidir. Rabıta da o ilahi nazaradır. İlahi tecelli sonucu o insan-ı kamilin kalbi feyz ve muhabbetle dolar, rabıta ile insan, o kamilin kalbinde tecelli eden feyz ve muhabbete talip olur. Bu talep, insanı rıza ve muhabbetulullaha çeker. Bu ise vuslat yolunda Hakk'a yalaşmanın, diğer bir deyişle Allah'ın ahlakıyla ahlaklanmanın ifadesidir. Acınır o kimselere ki, Hakk'a gidişte vesile olan ve Hakk muhabbetini taşıyan gönle sahip Hakk dostlarından mahrumdurlar. Ve bu mahrumiyet onları şaşırtmış, insan-ı kamile teveccüh etmeyi, o kamile uluhiyet izafe etmek şeklinde anlamış ve böylece fesada sürüklenmişlerdir. Neticede hem kendi cevherlerinden hem de Hakk'a vuslattan uzak düşmüşlerdir.
__________________ Selat ve Selam Allah Resulü (sav)'nün üzerine olsun.... İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. |
| | |
![]() ![]() Üyelik tarihi: 10.07.2004
Mesajlar: 1.947
Teşekkür etti: 0
5 Teşekkür 2 Mesaja aldı
|
Maddeten ölülerden mi yoksa, manen kalpleri ölü olanlardan mı? | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
![]() Üyelik tarihi: 06.05.2002 Yaş: 33
Mesajlar: 6.684
Teşekkür etti: 141
661 Teşekkür 248 Mesaja aldı
| Konular içinde konular var. Herkes kendi düşüncelerini az çok yazmış,Bende yazayım dedim, Mezhepler Ayet ve Hadislerin izahı olsaydı, Allah c.c Resulu postacı görevinimi yaptı sorusu akla gelebilir.Yani Allah c.c Resulu bu dini eksikmi yaşadıda Mezhepler Ayet ve Hadisleri izah etmeye gayret ettiler derken, Bundan ziyade var olan Ayet ve Hadisler ile ictihad edilmiş olmasıdır. Bunu acıklama gereği gördümki yanlış anlaşılmasın Allah c.c Resulu yaşayan canlı bir Kuranı kerimdir.Ve gereken izahı sahabeye yapmıştır.Bunun yanında bakınız Mezhep alimlerinden Sahabaye yetişemeyenlerde mevcut,Lakin yetişende vardır.Çoğunlukla Tabiin den alınmıştır gerisi,Yanlışım var ise düzeltin inşaAllah. Aslında Mezheplerin çıkış gayeside bu değildir.Mezhepler Mezhep olarakda çıkmamıştır birileri bunları mezhep ilan etmiştir. evran kardeşimizin vermiş olduğu bilgiler güzeldir. Hakan52 in demek istediği ayet ise tahmin ediyorum ölülere sesinizi duyuramazsınız ayetidir.Bununda Yardım ve şefaat ile ilgilsi olsa gerek,bildiğim kadarıyla, ayeti açabilir isteyen bir arkadaşımız isterse tabii. Hakan52 in sormuş olduğu imam Eşari veya imam Maturidi konusunuda çok kişi bilmez. Bu konu Çok tantanalı bir konu iyi okuyup sık dokumak gerek düşüncesindeyim. Mesela MaKKaH kardeşimiz bir hadis eklemiş. "Kabrimi ziyaret edene şefaatim helal oldu." Bezzar Yukarıdaki hadisden örneğin mutlak bir şefaat çıkarabilecek varmıdır.? Yani şimdi ben kalktım Allah c.c Resulunun kabrini ziyaret ettim ve Allah c.c Resulu bana şefaat edecek diyebilirmiyim. Hadisi irdelemedim veya bakmadım varlığını veya yokluğunuda bilmiyorum henüz ve varsayım ile yola çıktım derken. Helal olur ile şefaat ederim veya edeceğim,veya Mutlak şefaat olunur arasında farklar olsa gerek.Tabii burada kimse bunu idda etmedi, Mesela Arafat da Vakfe ile hadis vardır ki o hadis bellidir.Halk arasında yaygın olan 40 ımdan sonra hacca giderim kelimeside çoğu o hadisi bilmese bile,Ona göre konuşmaktalar. Yani sonuçta 1000 kere tövbe etsende gel sözü demek değildirki 1000 kere tövbe et de gel Bilhassa bu fıkhi konular dehşet en ufak bir kelime yanlış anlaşılmaya sebep olabiliyor derken elbette bizler yani kişiler yanlış anlıyoruz, veya algılıyoruz tabii çıkmaza yöneltmeye gerek yok konuları.
__________________ Yazacağın yazının efendisi, yazmış olduğun yazının kölesi ol İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 09.07.2005
Mesajlar: 817
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
| Ehli sünnet mezhebine göre tevessül vardır... caizdir resulullah s.a.v efendimizlede başka peygamberlerede salih kullar ve evliyalarada yapılabilir hayatta iken de vefatlarından sonrada yapılabilir ... Burada önemli hususa daha değinmek gerekir biz Ehli sünnet olarak cenabı mevla c.c den başkasına ne yaratma ne tesir ne fayda ne de zarar isnad etmeyiz.... hakikatte fiilleri yaratan Allahtır c.c bu vesile yapılan zatların vesile olmaktan başka bir dahli yoktur ... Haşa fiiller onlardan istenmez o halde bir kimsenin canlı ile olur ama ölü ile olmaz demeye ne hakkı var ? acaba böyle derken canlılardan tesir mi bekliyor hakiki müessir Allah c.c iken vesilenin canlı veya cansız olmasının ne farkı var ? bizleri tevessül ettiğimiz için şirk için suçlayanlar kendilerinin şirk koşmasına dikkat etsinler . tevessül şefaat istigase (yardım istemek ) hepsi bir manadadır hepsi cazidir müminlerin kalbinde o Allah dostları ile teberrük etmekten başka bir niyet yoktur hakiki tesir sahibi elbette Allahtır.
Buna bidat ehli ibni teymiye mason abduh ve afgani mevdudi vs,, de Dahil. Göster kafamı kıracağım....
çünkü tesiri canlıya maal ediyorsun Hakkikatte fiilleri yaratan Allahtır hakiki tesir sahibi sadece Allahtır.
Bilmeyen cahillerle Gidip türbelere bez bağlayanlarla TARİKAT EHLİ Nİ BİR TUTMA ...
şefaat ya resulullah diyebiliriz ... himmet ya gavs da diyebiliriz.. resulullahın mededide şefaatide evliyanın himmetide Allahın dilemesi iledir... ALLAHIN İZNİ OLMADAN YAPRAK BİLE KIPIRDAMAZ ... fiilleri yaratan Allahtır hakiki tesir sahibi sadece Allahtır. HAKAN 52 BEN FORUMA GİRMEYECEKTİM ANCAK BU YAIZNA DAYANAMAYIP YAZDIM BEN ARTIK FORUMDA OLMAYA BİLİRİM...O YÜZDEN ABUK SUBUK YAZMAKİ BENDE CEVAB VERMEK ZORUNDA KALMAYAYIM. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| | | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||