![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.047
Teşekkür etti: 22
14 Teşekkür 10 Mesaja aldı
|
Hak geldi batıl zail oldu
|
|
|
|
|
aşkı hapsetme zamana
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.02.2004
Mesajlar: 2.710
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
|
kime diyorsun islam dusmanı diye sen bakayım???
__________________
nasipse doner gelir yemenden , nasip degilse ne gelir elden?? :flower: |
|||||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||||
|
Hamd icin Ilim
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 17.08.2002
Mesajlar: 3.899
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
O ayetin sure ve numarasini ve hadisin tamamini ver ondan sonra senin icabina bakalim. O zamana kadar sana "mücahidcilik" havalarini birakiyorum.
Bu an'i tatabilirsin. Tevessül konusundaki sapik misalini buraya yeniden yazmaya üsendim. okursun ordan tekrar!
__________________
"Insanlar hayra davet edildigi zaman, seytanlar da seytani duygular da kendilerini tehdit altinda hissediyorlar" I.Özel |
|
|
|
|
Hamd icin Ilim
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 17.08.2002
Mesajlar: 3.899
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Attar kardesim, zahmet olmazsa o hadisin metni varsa buraya yaziver. Aksi takdirde ben bakarim fakat zamanimi alabilir.
Ve arapcamiz az cok olsada, o kadar da degil yani. Sure adi ve ayet numarasini yazarsan sevinirim. Yardim icin tesekkür.
__________________
"Insanlar hayra davet edildigi zaman, seytanlar da seytani duygular da kendilerini tehdit altinda hissediyorlar" I.Özel |
|
|
|
|
Hamd icin Ilim
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 17.08.2002
Mesajlar: 3.899
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
__________________
"Insanlar hayra davet edildigi zaman, seytanlar da seytani duygular da kendilerini tehdit altinda hissediyorlar" I.Özel |
|||||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||||
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.08.2005
Mesajlar: 756
Teşekkür etti: 1
6 Teşekkür 6 Mesaja aldı
|
VAR EDENİN ADIYLA
Arkadaşlar hayırdır tövbe ile başladınız ,kavgayla devam ediyorsunuz ,galiba sonunda sarf ettiğiniz sözler için tekrar tövbe edeceksiniz. YA İLAHİ biz günahkar kullarının tövbelerini kabul et. Bizi şeytanın oyunlarından küfrün tuzaklarından koru ...............ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM............... |
|
|
|
|
Hamd icin Ilim
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 17.08.2002
Mesajlar: 3.899
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
@addanali
Fetih 10- "Herhalde sana bey'at edenler ancak Allah'a bey'at etmektedirler. Allah'ın eli onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdi bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah'a verdiği ahde vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir." Simdi biri bana gösterebilir mi bu ayetin neresinde tövbe kelimesi gecmekte? Neresinde tövbe kastedilmekte? Nerede bir kisinin eliyle hatta resulullah(sav) dahi olsa tövbe edip temizlenecegini?? Hadise de bakacagim, bakmam gerekli olmadigi halde. Vermis oldugun alintida da: ""..............................................Ku lum benimle görür,benimle yürür,benimle tutar. Hadisi Kutsi" ayni sorulari yönetebilirim. Sen ise yine cevabsiz kalirsin.. kalirmisin? Kalmalisin, tövbe etmelisin.. lakin kibrin ve inatindan dolayi yine biseyler kivirarak yazarsin.
__________________
"Insanlar hayra davet edildigi zaman, seytanlar da seytani duygular da kendilerini tehdit altinda hissediyorlar" I.Özel |
|
|
|
|
Hamd icin Ilim
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 17.08.2002
Mesajlar: 3.899
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Sorularim bu hadis icin de gecerli!
__________________
"Insanlar hayra davet edildigi zaman, seytanlar da seytani duygular da kendilerini tehdit altinda hissediyorlar" I.Özel |
|||||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||||
|
Hamd icin Ilim
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 17.08.2002
Mesajlar: 3.899
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Attar kardesim, konu alimlere ögrenci olmak onlara itibar göstermek/memek degil. Konu Tövbe'dir. Kime edilir, kim kabul eder. Kimde tövbe'nin kabul edilecegine dair "garanti belgesi" oldugudur konu.
Alimlere uyarsin dersini alirsin, lakin...
__________________
"Insanlar hayra davet edildigi zaman, seytanlar da seytani duygular da kendilerini tehdit altinda hissediyorlar" I.Özel |
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 02.09.2005
Mesajlar: 330
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Halkımız arasında bilinip, yapılan tövbeler 3 çeşittir 1- Kendi kendimize tövbe 2- Camilerde veya dini toplantılarda bir hocanın beraberce tekrarlatarak tövbe 3- Bir Mürşidi Kamil'in elini tutarak yapılan tövbe. 1 ve 2. usul tövbeleri bazılarımız çok defalar yapmışızdır. Netice olarak kendimizde bir değişiklik olmadığı için yeniden tövbeye ihtiyaç duymaktayız. 3. cü usul tövbede, şeriat ve peygamberimizin SAV. : (Sallallahu Aleyhi Vesellem) sünnetini takip ve tatbik eden bir din aliminin (Mürşidi Kamil) yanına gidilir, ziyaret ederiz ve tövbe etmek istediğimizi bildiririz. insanı Allah'dan uzaklaştıran ve günaha sürükleyen düşmanları vardır. Bu düşmanlar 3 çeşittir. 1. nci düşmanı insanın kendi nefsidir. Nefs, kendinden üstün hiç bir varlığın bulunmasını istemez. Nefs, büyüyüp terakki etmek ister. istediği herşeyi elde ettiği zaman da daha yüksek ve son makam olarak bildiği tanrılık davasına kalkışır. (Firavun gibi).Zamanımızda bu üç düşmanımızda Silah ve hiyleleri çok terakki etmiştir, kendi kuvvet ve gayretimizle bu düşmanlarımızı yenemiyoruz. Bize büyük bir yardımcı lazım. O kuvvetli yardımcının sayesinde bu düşmanlardan kurtulabiliriz. Allahu Teala bizim bu durumumuzu bildiği için Peygamberimiz (S.A.V.) in vefatından itibaren kıyamete kadar müslümanlara yardım edecek "ALLAH ASKERLERİ" gönderir. Allah'ın yolundan bizi alıkoyan düşmanlara karşı biz de Allah askerlerinden yardım isteriz. Zaten onlarında istek ve vazifeleri budur, müslümanları bu düşmanlardan korumaktır. Allah'da onları bu vazifelerini yapabilecek şekilde silahlandırmıştır. |
|||||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||||
![]() Üyelik tarihi: 02.09.2005
Mesajlar: 330
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
![]() |
|||||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||||
![]() Üyelik tarihi: 02.09.2005
Mesajlar: 330
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
"Bir mümin, diğer mümin kardeşine: “Gel, bir Allah dostunun elinde tevbe et, istikamet bul.” diye tavsiyede bulunduğunda bazıları bu daveti hoş görmekte. Bazıları ise: “Ben tek başıma tevbe edemez miyim? Tevbe için başkasına ne hacet? Tevbe için tekkeye-Mekke’ye gitmenin ne gereği var? Ayrıca mürşidle tevbe dinde var mı? Allah ile kul arasına kimse giremez.” diye itiraz ve tenkitte bulunmaktalar. İlk bakışta çok makul gözüken bu itiraz ve tenkit gerçekte ne kadar haklı?... Bir mürşidle tevbeye davet eden kimsenin davet ettiği mürşid kâmil ve kendisi de samimi ise, bu davetiyle sevap kazanır. Davetine uyan ve tevbe edip istikamet bulan kimsenin işlediği hayırlardan bir hisse de kendisi alır. İtiraz ve tenkid edenin ise ona bir zararı olmaz. Böyle bir daveti kabul etmeyenlerin bir kısmı mazur, bir kısmı sorumlu olurlar. Mazur olan kimse, tevbe etmeye karşı çıkmaz, tevbenin farz olduğunu bilir. Allah dostlarını sever, sevilmesi gerektiğini söyler ve onlarla beraber olmayı ister. Fakat bu zamanda gerçek mürşid kalmadı diye daveti ihtiyatla karşılar. Bu kimsenin imandan değil, ihsandan zararı vardır. Yani kâmil mürşidle elde edeceği büyük menfaatları farkedemediği için birçok hayırdan mahrum kalır. Ancak güzel niyeti ve edebinin kendisini bir gün o cevherle buluşturması umulur. Sorumlu olan kimse ise ya cahil, ya da bilen birisidir. Cahil kimse, dinde olan bir şeye yok demekle veya hayrı şer, şerri hayır görmekle mesul olur. Bilenin ise benlik ve kibri kalbini öldürür. Bu kimse yalnızca kendi bildiğini hak görür, başkasına hak vermez. Önüne konan ayeti kendince yorumlar, hadisi inkara gider, alimlerin sözlerini küçümser, hep ben bilirim der ve hayra yönelen kimsenin yolunu keser. Bundan dolayı mesuldür. İstiğfar ve Tevbe aynı şey değil Önce şunu belirtelim ki, hepimiz Yüce Allah’a istiğfar ve tevbe etmekle mükellefiz. İkisi de farzdır. İstiğfar, Allahu Tealâ’dan affını istemek, bağışlanmayı istirham etmektir. Bu dil ile yapılır, sonuç Allah’a bırakılır. Tevbe ise değişmektir. Tevbe, ölü kalbi diriltmektir. Tevbe, bozuk hali ve kötü arkadaşı terketmektir. Tevbe, kötülüklere iyilik diye sarılmış nefsi ıslah etmektir. Tevbe, özü, sözü ve her yönüyle Allah’a dönmektir. Tevbe, nefis, şeytan ve kötü şartlarla mücadele etmektir. Tevbe, Yüce Allah’ın seveceği bir hale gelmektir. Bu ise hem dilin, hem kalbin, hem de bedenin işidir. İstiğfar tek başına yapılabilir, fakat tek başına tevbe yapmak ve o tevbeyi korumak dünyanın en zor işidir. Bunun için Yüce Rabbimiz: “Ey iman edenler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz.” (Nûr/31) uyarısında bulunmuştur. Ayrıca Allahu Tealâ takvaya ulaşmak ve güzel edebi korumak için yardımlaşmamızı (Maide/2), kendi yolunda toplu halde, birlik ve dirlik içinde olmamızı istiyor. (Âl-i İmran/102-103) Takvaya ulaşmak ve istikameti korumak için sadık kulları ile beraber olmamızın gerektiğini belirtiyor. (Tevbe/119) Tevbe, ancak cemaatle kolay Mürşid deyince cemaat akla gelir. Mürşid-i kâmilin imam olduğu cemaatin niyeti ve hedefi dinin ihyası ve Allah’ın rızasıdır. ‘Gel mürşid elinde tevbe et!’ demek, ‘gel şeytana karşı cemaat kalesine gir, nefsin hücumuna karşı müminleri siper et, onların dua ve sevgisi ile kendini koruma altına al, Allah yolunda kardeşlerinle kuvvetlen, dağınıklık ve yalnızlıktan kurtul!’ demektir. Müminlerin en temel işi, günahlardan temizlenmektir. Bu ortak bir vazifedir. Efendimiz (A.S.) bu vazifemizi şu temsille belirtiyor: “Müminler, iki el gibi devamlı birbirlerini temizlerler.” (Zebidî, İthafu’s-Sâde) Ayrıca, hadis-i şeriflerde Allah yolunda birlik ve dirlğin insanı nasıl dirilttiği, yalnız kalanın ise nasıl felakete gittiği şöyle anlatılmıştır: “Sizin cemaat halinde olmanız gerekir. Ayrılıp tek başına kalmaktan sakının. Şüphesiz şeytan, tek kalanla beraberdir (onu kolayca etkileyip, kalbine vesvese verir). İki kişiden ise çok uzak durur. Kim iman selâmeti ile ölüp cennetin tam ortasında olmak istiyorsa, cemaate yapışsın. Kimi iyilikler sevindiriyor, kötülükler üzüyorsa, o gerçek bir mümindir.” (Tirmizî, Ahmed, Hakim) “Şüphesiz Allahu Tealâ, ümmetimi dalâlet (sapık fikir ve fitne) üzerinde bir araya getirmez. Allah’ın eli (rahmet ve desteği) cemaatle birliktedir. Kim cemaatten ayrılırsa ateşe gider.” (Tirmizî, Tabaranî) “Hiç şüphesiz şeytan, cemaatten ayrılan kimseyle beraberdir. Onun içine yerleşip, istediği yola çeker.” (Beyhakî,Tabaranî) “Şüphesiz müminlerin birbirlerine yaptıkları dualar onları destekler.” (Ahmed, Darimî) Günah çıkarma hezeyanı ve Mürşidle tevbe Allahu Tealâ’dan başka kimseye el açılıp ‘günahımı affet’ denmez. Peygamberler dahil, kimsenin böyle bir yetkisi ve görevi yoktur. Eğer bir kimsenin şahsına karşı bir kusur işlemişsek kendisinden özür dileriz, bizi affetmesini istirham ederiz. Bu şahısla ilgili bir hak olduğu için böyle yapılır. Bunun ötesinde hiç kimsenin Allah’a karşı yapılan kusurları affetme, temizleme görevi ve yetkisi yoktur. Ancak, günahkâr bir insanın tevbesine yardımcı olmak vardır. Bu yardım, günaha düşeni uyarmak, gıyabında hayır dua etmek, onun için Allah’a istiğfar ve gözyaşı dökmek şeklinde olur. Cenab-ı Hak, günahla nefsine zulmeden kullarına en güzel tevbe şeklini şöyle tarif etmiştir: “Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan bağışlanmayı dileseler, Rasul de onlar için istiğfar etseydi, Allah’ı ziyadesiyle affedici ve esirgeyici bulurlardı.” (Nisa/64) Demek ki ümmet için en hayırlı tevbe, Allah’ın Habibi Hz. Peygamber’in (A.S.) huzurunda yapılan, onun da şahitlik yaptığı, ayrıca dua ve istiğfarla desteklediği tevbedir. Büyük müfessir Fahruddin Razi (Rh.A.) bu ayetin tefsirinde der ki: “Hz. Peygamber ile birlikte yapılan tevbenin bir faydası da, tevbe yapanın istiğfarındaki gaflet ve kusurlarının Hz. Peygamber’in istiğfarı ile giderilmesi ve ilâhî huzura sahih ve sağlam bir tevbe olarak ulaşmasıdır. Çünkü kendileri için istiğfar eden Peygamber’i Allahu Tealâ seçmiş, onu vahyi ile şereflendirmiş, kendisi ile kulları arasında bir elçi yapmıştır. Bundan dolayı, onun şefaat ve vesilesiyle huzuruna gelen bir şeyi geri çevirmemektedir.” (Tefsir-i Kebir) Bugün yeryüzünde Allahu Tealâ’nın şahidi ve halifesi sıfatını taşıyan, Rasulullah’ın (A.S.) vârisi ve ümmetinin terbiyecisi olan kâmil mürşidler de, ümmetle yaptıkları tevbe ve istiğfarda Efendimiz’in ayette anlatılan sıfatını temsil etmektedir. Kâmil mürşidler, kulların Allah Tealâ’ya yönelişlerine şahid olmakta, tevbelerinin kabulü için ayrıca yüce huzurda yalvarmaktadırlar. Kâmil mürşidler naz makamında niyaz ettikleri için, onlarla birlikte yapılan tevbeler Al |