ALİMLER VE İLMİN ÖNEMİ
Alimle cahil kimsenin yaptıkları günahların hesabı bir değildir. Alim kimse bir günah işlediğinde kendisine sadece bir hesap yazılır. Cahil kimseye ise dinini öğrenmediği için helali ve haramı bilmediği, öğrenmeye lüzum görmediği veya Öğrenmekten kaçtığı için iki günah hesabı yazılır. İşlediği bir günaha birisi cehaletinin, bilgisizliğinin, tembelliğinin cezası digeri de işlediği günahın cezası olmak üzere iki günah yazılır. Dinîne zararı olacak şeyleri tembellik ederek veya tenezzül etmeyerek sorup Öğrenmeyen kimse cahildir, ahmaktır. Şayet peygamber (s.a.v.) içimizde ol-l saydı, gider ona sorardık. Madem ki o yoktur. O zaman iş vekilleri olan alimlere kalır. İnsan dinini öğrenmek için hiç utanmadan sıkılmadan gördüğü alimden sormalıdır. Alimin ona cevap vermesi vaciptir. KULLUK İnsanlar çeşit çeşittir. Alimi var, cahili var, evliyası var peygamberi var. Ama iş kulluğa gelince hiç fark yoktur, herkes eşit olarak kulluk emirleri ile mü-kelleftir. Peygamber bile bu emirlere karşi gelemez. Şayet bir zellesi ortaya çiksa mutlaka cezalandirilir. Nitekim Adem (a.s.) zellesinde öyle olmuştur, yillarca pişmanlik ateşinde yanmiş, aglamiş, sizlamiş, tövbe ve istigfar etmiş ta ki tevbesi Alemlerin Rabbi tarafindan kabul edilinceye kadar. İnsan yapmakla mükellef olduğu şeyleri mutlaka yapar, yerine getirir. Hatta bu ilahi emirle olursa mecburiyet daha kesin olur, yapılması farz olur, vacib olur. Muhalefete izin verilmez. Hükümete karşı olan vatan borcu gibi sorumluluklarında aynı bunun gibidir. Herkes seve seve askerlik yapmaya mecburdur, kimse ben yapmam diyemez. Kaçmak isteyen, kurtulamaz mutlaka yakalanır. İşte bunun gibi insan Allah'ın hükmünden kurtulamaz. Nereye giderse gitsin
Allah oradadır. Onun gücü herşeyin üstündedir. Sorumluların ilahi adaletten kaçmaları mümkün değildir. Nereye giderse gitsin Allah'ın vazifeli mahlukları onu bulur, yakalar, zebanilere teslim eder, cehennem ateşine sürüklenecek ve orada suçundan dolayı cezalandırılacaktır. Öyle ise insan dünya zevklerini, vücût rahatını değil de Allah'ın emirlerine, onun azametini düşünmeli, hükmünün herşeye geçtiğini, bundan kurtuluşun mümkün olmadığını idrak ederek itaatkâr olmalıdır. Bu itaat severek veya zorlama ile de olsa mecburidir. Emirlere uyma farzdır. Eğer insan gerçekten akıllı, bilgili olsaydı, kendini düşünseydi Rabbine yönelir, taat ve ibadetinde kusuru etmemeye çalışır, geçici keyf ve zevklerini ardında koşmazdı. İnsan günah işlemeye niyetlendiğinde Allah'ın azametini düşünmeli, cehennemi gözünün önüne getirmeli ki kendini günahtan koruyabilsin. Hayır işlemeye niyetlendiğinde de cennet nimetlerini gözünün önüne getirirse daha çok heveslenilir. Bu sayılanlar avam (halk) içindir. Havas tabakası (seçkinler) ne cenneti ne cehennemi gözetirler. Onları gözettiği tek şey Allah'ın emirleridir. Madem biz Allah'ın kullarıyız, madem ki Alemlerin Rabbi olan Mevlamız, Halîkimizdir, bizi yaratmıştır, bize düşen onun emirlerini yerine getirmektir derler. İşte
Allah dostlarının, büyük velilerin hali böyledir. TEVBE Bir gün Seyda Hz.leri "Siz bilir misiniz Gavs (ks) Hazretleri neden böyle büyük bir zat oldu?" Cemaat sükut etti. Şeyda Hazretleri devamla "Gavs Hazretleri tevbe verirken kendisi de tevbe edenle birlikte kendi günahlari için Allah'a tevbe ederdi" diye buyurmuşlardir. Alemlerin Rabbi ilahî kanununda nasil hareket etmemizi gerektigini belirtmiş, gitmemiz gereken yolu göstermiş, yolunu şaşirip sapitanlar için de dönüşü kolaylaştirsm diye tevbe maddesini koymuştur. Insan günah işleyip, emirlere karşi gelipte gönülden pişmanlik duyarak tevbe ederse Allahu Teala onun bu tevbesini kabul eder, günahini affeder. Tevbe çok büyük, çok yüksek mana ifade eden bir lütf-u ilahidir, Alemlerin Rabbinin büyük bir rahmetidir. Tevbe ömrünün büyük bir kısmını ilahi kanunun dışında geçiren kimsenin af dileyerek tevbe etmesi halinde bu zaman boyunca yapmış olduğu günah ve hataların silinmesine neden olarak bir Kerem-i İlahidir. Kulunu böylece temizleyen Allahu Teala'nm keremi bu kadar çok, şanı bu kadar yüce, rahmeti bu derece coşkundur. İnsan yetmiş-seksen senelik koca koca bir Ömrü isyan ve günahla geçirmiş olsa, ne kadar kötü, ne kadar gaddar merhamet ve şefkatten mahrum olsa bile onun bütün kusurlarının tek kelimeyle silen Cenab-ı Hakk4 m rahmet, kerem ve ihsanının hayranı olmamak mümkün değildir. Halbuki biz insanlar ise, hayatı boyunca bize iyilik yapmış bir kimsenin, bir seferlik otsun bize karşı gelmesine, hasmâne davranmasına dayanamayız ve ilk fırsatta o kimseyi ağır bir şekilde ce-zalandırmakda tereddüt etmeyiz. Allahu Teala insana bu kadar kolaylıklar göstermiş iken bunlardan istifade etmeden günahlarıyla huzura varan kullarına ne ceza verse gene azdır.