| Kayıt onayı eksik ![]() Üyelik tarihi: 08.03.2003
Mesajlar: 1.684
Teşekkür etti: 0
11 Teşekkür 9 Mesaja aldı
| Bismillah... hedef 600.000...gerçekler ZAMAN'la anlaşılır.... |
| | |
![]() ![]() Üyelik tarihi: 10.07.2004
Mesajlar: 1.939
Teşekkür etti: 0
10 Teşekkür 4 Mesaja aldı
| Allah'ın izniyle cihad sadece kalem ile olmayacak. Silahlarla da olacak inşaallah ve oluyor da... |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.219
Teşekkür etti: 151
95 Teşekkür 75 Mesaja aldı
| Resuli Zişan Efendimiz haşa boşuna demiyor "Ahir zamanda cihad kalemle olacaktır"diye. Ayrıca bir yönlendirmede var dikkat edilirse.............. Sevgiyle kalınız...... |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.219
Teşekkür etti: 151
95 Teşekkür 75 Mesaja aldı
| Direk cihadedemiyorsan en azından kalemiyle cihad edene destek ol ki vazifeni yapmış olasın.......... |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.219
Teşekkür etti: 151
95 Teşekkür 75 Mesaja aldı
| Bu cihad metodu pek önemsenmiyor(HAŞA) galiba.............. |
| | |
![]() ![]() Üyelik tarihi: 10.07.2004
Mesajlar: 1.939
Teşekkür etti: 0
10 Teşekkür 4 Mesaja aldı
|
ben hiç bir zaman kalem ile cihadı küçük görmedim. sadece silah ile cihad da olacak dedim. | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
| Kayıt onayı eksik ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.135
Teşekkür etti: 0
11 Teşekkür 7 Mesaja aldı
| http://www.mucadele.com/siyahsancaklar.jpg Hz. Huzeyfe'den rivayet edilmiştir: Aranızda "Nübüvvet" Allah'ın istediği kadar sürer sonra onu kaldırmayı istediği zaman da kaldırır. Ve Allah'ın murad ettiği kadar devam eden "Şiddetli bir Meliklik" idaresi gelir. Sonra onu kaldırmayı istediği zaman kaldırır. Sonra zorba bir idare gelir. Sonra da "Nübüvvet yolu üzere bir hilafet" gelir. Ramuz El-Ehadis, 1/257 (Ebu Davud "Tayalisi" -Ahmet b. Hanbel "Müsned"inden) "Rumlar, A'mak ve Dâbık nam mahallere inmedikçek Kıyâmet kopmaz. Onlara karşı Medine'den bir ordu çıkar(Mücahidler). Bunlar o gün arz ehlinin en hayırlılarıdır. Bu ordunun askerleri savaşmak üzere saf saf düzen alınca, Rumlar(Hristiyanlar): ‘Bizden esir edilenlerle aramızdan çekilin de onları öldürelim!’ derler. Müslümanlar da(Türkler): ‘Hayır! Vallahi sizinle, kardeşlerimizin arasından çekilmeyiz’ derler(Teskere Olayı). Bunun üzerine (Müslümanlar) onlarla harb eder. Bunlardan üçte biri inhizama uğrar(Yağmalama). Allah ebediyen bunların tevbesini kabul etmez. Üçte biri katledilir, bunlar Allah indinde şehitlerin en faziletlileridir. Üçte biri de muzaffer olur. Bunlar ebediyen fitneye düşmezler(Afganistan ve Iraktaki Mücahidler). Bunlar İstanbul'u da fethederler. (Fetihten sonra) bunlar, kılıçlarını zeytin ağacına asmış ganimet taksim ederken, şeytan aralarında şöyle bir nidâ atar: ‘Mesih Deccal, ailelerinizde sizin yerinizi aldı!’ Bunun üzerine, çıkarlar. Ancak bu haber batıldır. Şam'a geldiklerinde (Deccal) çıkar. Bunlar savaş için hazırlık yapıp safları tanzim ederken, namaz için ikamet okunur. Derken İsa İbnu Meryem iner ve onlara gitmek ister. Allah'ın düşmanı, Hz. İsa'yı görünce, tıpkı tuzun suda erimesi gibi, erir de erir. Eğer bırakacak olsa, (kendi kendine) helak oluncaya kadar eriyecekti. Ancak Allah onu kudret eliyle öldürür; öyle ki onlara, harbesindeki kanını gösterir." (Müslim, Fiten 34, h. no: 2897) ...Bulutların semada toplandığı gibi, Allah O'nun etrafina bir kavim toplar. Onların kalblerini uzlaştırır. Onlar içlerinden şehit düşene üzülmez, kendilerine katılana da sevinmezler. Sayıları Bedir ashabı (313) kadardır. Evvelkilerin onları geçmediği gibi, sonrakiler de onlara yetişemezler ve onların sayıları Talud ile nehri geçenler kadardır. Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 57 "Bir tarafı karada bir tarafı da denizde olan bir şehir işittiniz mi?" diye sordular. Oradakiler: ‘Evet!’ deyince, şöyle buyurdular: "İshakoğullarından yetmiş bin kişi bu şehre sefer tertiplemedikçe Kıyâmet kopmaz. Askerler şehre gelince konaklarlar. Ancak silahla savaşmazlar, tek bir ok dahi atmazlar. "Lailahe illallahu vallahu ekber!" derler. Bunun üzerine şehrin deniz tarafı düşer. Sonra askerleri ikinci kere, "Lailahe illallahu vallahu ekber" derler, şehrin diğer tarafı da düşer. Sonra tekrar "Lailahe illallahu vallahu ekber!" derler. Bu sefer onlara (kapılar) açılır. Oradan şehre girerler ve şehrin ganimetini toplarlar. Ganimetleri aralarında taksim ederlerken, yanlarına bir münadi gelip: "Deccal çıktı!" diye bağırır. Askerler her şeyi bırakıp geri dönerler" (Müslim, Fiten 78, h. no: 2920) http://www.mucadele.com/ebumusab/goruntu/ummetindurumu2.wmv CİHAD ELLE, DİLLE(İLİMLE) KALPLEDİR !!! KİM BAŞKASINI SÖYLERSE YALAN SÖYLEMİŞ OLUR !!! ; "Büyük Hz. Mehdi'nin çok vazifeleri var. Ve siyaset aleminde, diyanet aleminde, saltanat aleminde, cihad aleminde." (Şualar, sf. 456) Şeriat-ı Muhammediyye: Peygamber Efendimizin şeriatı, halifelik Şeriat: Kur'an-ı Kerim'in tarif ettiği ve bildirdiği yol Hakikat-ı Furkaniye: Kur'an-ı Kerim'in esası ve mahiyeti Sünnet-i Ahmediyyeyi: Peygamberimiz (SAV) İhya: Yeniden canlandırma İlan: Herkese duyurma İcra: Tatbik etme. "cemaat-i ruhaniye-i mücahidinin" vasıflarıyla tarif ettiği bu topluluğu Bediüzzaman, 3 önemli belirleyici özelliğiyle zikretmiştir. "Cemaat" olmaları, Mehdi ve yardımcılarının da bir özelliği olacak. Bu onların bir tarikat olmadığını, bir şahs-ı manevi olmadığını da işaret etmesi açısından önemlidir. "Ruhani" olduklarını da belirtirken Üstad, bu cemaatte olanların, taklidi bir imana sahip olmadıklarına ve zahiri olmadıklarına, bilakis olayların batınını görüp yaşayabilen Batıni bir cemaat olduklarına da işaret etmiştir. "mücahidin" ifadesi de o cemaatin belki de en belirgin özelliği olan cihat cemaati olduklarını göstermektedir. 50- Bediüzzaman, Mehdilik için kendine hüsn-ü zan edenlerin, sadece iman vazifesine göre değerlendirme yaptıklarını, halbuki Mehdi'nin diğer vazifeleri olan 'şeriatı ihya ve hilafeti tatbik' etmesini dikkate almadıkları için yanıldıklarını ifade etmiştir Bazı ayat-ı kerime ve ehadis-i şerife ahirzamanda gelecek bir müceddid-i ekberi mana-yı işari ile haber veriyorlar. Fakat o gelecek zatın ve cemiyetinin üç vazifesinden en ehemmiyetlisi olan ve zahiren en küçüğü görünen imanı kurtarmak ve hakaik-i imaniyeyi güneş gibi göstermek vazifesini Risale-i Nur ve şakirdlerinin şahs-ı manevisi tam yaptıklarından; o gelecek zata dair haberleri ve işaretleri, Risale-i Nur'un şahs-ı manevisine hatta bazen tercümanına da tatbike çalışmışlar ve Şeriatı ihya ve hilafeti tatbik olan çok geniş dairede hükmeden bu iki mühim vazifesini nazara almamışlar. Onların kanaatleri, onların Risale-i Nur'dan istifade cihetinde faidelidir, zarasızdır; fakat Nur'un mesleğindeki ihlasa ve hiçbir şeye alet olmamasına ve dünyevi ve manevi makamatı aramamasına zarar verdiği gibi, Nurların muhafızları her taifenin hususan siyasi taifenin tenkidine ve hücumuna vesile olabilir. (Tılsımlar Mecmuası, 168) BEDİÜZZAMAN CEVAPLIYOR ; CİHADA TERÖR DENİLECEĞİNİ B.ZAMAN HABER VERMİŞTİ ? Zaman olur zıd, zıddını saklarmış. Lisan-ı siyasette lafz, mananın zıddıdır. Adalet külahını zulüm başına geçirmiş. Hamiyet ( din ve millet gibi önemli değerleri koruma ve bunlara hizmet etme duygusu ) libasını ( kılığını ) , hıyanet ucuz giymiş. CİHAD VE HEM GAZAYA, BAĞY ( TERÖR ) İSMİ TAKILMIŞ. Esaret-i hayvani, istidad-ı şeytani; hürriyet nam verilmiş. Zıdlarda emsal olmuş, suretlerde tebedül ( değişme ), isimlerde tekabül ( karşılıklı olma ), makamlarda becayiş-i mekani ( makam veya saf değiştirme ) . ( SÖZLER SAYFA-707 ) ZULÜM , BAŞINA ADALET KÜLAHINI GEÇİRMİŞ; HIYANET, HAMİYET LİBASINI GİYMİŞ ; CİHADA BAĞY ( TERÖR ) İSMİ TAKILMIŞ , ESARETE HÜRRİYET NAMI VERİLMİŞ. EZDAD ( zıtlar ) , SURETLERİNİ MÜBADELE ( değiştirme ) ETMİŞLER. ( MEKTUBAT, HAKİKAT ÇİÇEKLERİ /35, SAYFA - 471 ) HARİCİ TECAVÜZE KARŞI KUVVETLE MUKABELE EDİLİR.ÇÜNKÜ DÜŞMANIN MALI, ÇOLUK-ÇOCUĞU GANİMET HÜKMÜNE GEÇER. DAHİLDE İSE ÖYLE DEĞİLDİR. DAHİLDEKİ HAREKET MÜSBET BİR ŞEKİLDE MANEVİ TAHRİBATA KARŞI MANEVİ, İHLAS SIRRI İLE HAREKET ETMEKTİR. HARİÇTEKİ CİHAD BAŞKA, DAHİLDEKİ CİHAD BAŞKADIR. Şimdi milyonlar hakiki talebeleri Cenab-ı Hak bana vermiş. Biz bütün kuvvetimizle dahilde ancak asayişi muhafaza için müsbet hareket edeceğiz. BU ZAMANDA DAHİL VE HARİÇTEKİ CİHAD-I MANEVİYEDEKİ FARK, PEK AZİMDİR. ( EMİRDAĞ LAHİKASI-2 SAYFA- 241/242 ) Maahaza ( bununla beraber ) yüksek hissiyat ile güzel ahlakın neşv ü neması ( büyümesi ve gelişmesi ) , ancak mücahede ( harp ) ve içtihatla ( ayet ve hadislerden hükmü çıkarmayla ) olur . EVET SAĞ EL , DAİMA ÇALIŞTIĞI İÇİN SOL ELDEN DAHA KUVVETLİDİR. VE BİR HÜKÜMET , MÜCAHEDE ( harp ) ETTİKÇE CESARETİ ARTAR , TERK ETTİĞİ ZAMAN CESARETİ AZALIR VE BİN NETİCE CESARETTE , HÜKÜMETTE SÖNER , MAHVOLUR. ( İŞARETÜL-İ İCAZ SAYFA, 164 / 165 ) HEM BU KAHRAMAN MİLLETİN EBEDİ BİR MEDAR-I ŞEREFİ VE KURAN VE CİHAD HİZMETİNDE DÜNYADA PIRLANTA GİBİ PEK BÜYÜK BİR NİŞANI VE KILINÇLARININ PEK BÜYÜK VE ANTİKA BİR YADİGARI OLAN AYASOFYA CAMİİ'Nİ BİR PUTHANEYE VE MEŞİHAT DAİRESİNİ KIZLARIN LİSESİNE ÇEVİREN BİR ADAMI SEVMEMEK BİR SUÇ OLMASI İMKANI VAR MI ? ( ŞUALAR, SAYFA - 385 ) Hem zalime karşı miskinliği esas tutan hristiyanlık, nihayet tecellüd ( cesur görünmeye çalışma ), cebbarlıkta; ve zalime karşı cihad, izzet-i nefsi esas tutan İslamiyet - eyvah ! - nihayet miskinlikte karar kıldı. ( SÜNUHAT , SAYFA-27 ) O hâlde, bu kadar dünya çapında ifsâdât yapan ve devamlı harb ateşini körükleyen Yahudi milletinden müteşekkil ?gizli zındıka komitesi' ve o komitenin başı olan haham ve o hahama bağlı olan papa ile ehl-i Kitabın sair din adamlarıyla medâr-ı ittifak noktaları bulmak mümkün olmadığı gibi; bunlara ?dindar rûhâniler' demek de büyük hatadır. Çünkü, bunlar dini din için sevmiyorlar. Dini din için sevselerdi, hak din olan İslâmiyyeti kabul ederlerdi. Belki bunlar, mütecavizlerin ta kendileridir ve ifsâdâtın başı da bunlardır. Bunların şerrinden Allah'a sığınmak gerekir. Eğer bu gün cem'iyyet-i İslâmiyye hâlâ onların bu ifsâdâtını anlamıyorsa, bu hâl dinî bir musibettir." (Reddü'l Evhâm-2, Rahle Yayınları, s.124) Ahmet, Müslim, İbni Cüreyr ve İbni Hibban, Cabir b. Abdullah(r.a.) tahric ettiler: Kıyamete (Deccal ile savaşa) kadar benim ümmetimden bir grub hak üzere galip olarak çarpışacaktır. Ve İsa b. Meryem gökten nüzul ettiğinde onların emiri (Mehdi) kendisine, “Gel bize namazı kıldır” der. Ancak O su ümmete Allah’ın bir ikramı olarak “Sizin biriniz, diğerlerinize emridir” cevabını verir. Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 80 Ümmetimden bir taife, kendilerine düşmanlık edenlere galib oldukları halde Hak üzerine cihada devam ederler. Hatta onların sonuncusu mesih deccal ile harp eder. Ramuz El-Ahadis, 472 (Hanbel’in Müsned’i -Ebu Davud-Tabarani -Hakim) |
| | |
| Kayıt onayı eksik ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.135
Teşekkür etti: 0
11 Teşekkür 7 Mesaja aldı
| http://www.mucadele.com/siyahsancaklar.jpg Bismillahirrahmanirrahim El-EN'ÂM - 38. Biz o kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. 105- FİL SURESİ Bismillahirrahmanirrahim 1. E lem tera keyfe feale rabbüke bi ashabil fıl 2. E lem yec'al keydehüm fı tadlıl 3. Ve ersele aleyhim tayran ebabıl 4. Termıhim bi hıcaratin min siccıl 5. Fecealehüm keasfin me'kul fıl = Amerikadaki Bush’un Cumhuriyetçiler partisinin logosundaki Hayvan olan ‘’FİL’’… http://img97.imageshack.us/img97/5572/bushunfillogosu8rp.jpg al keyde = AL- QAİDE… babıl = IRAK’IN ESKİ ADI… El-MÂİDE - 18. Yahudiler ve hıristiyanlar "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler. De ki: Öyleyse günahlarınızdan dolayı size niçin azap ediyor? Sevbân radıyallahu anh anlatıyor: "Reslülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Sizin hazinenizin yanında üç kişi kavga edecek: Üçü de bir halifenin evladıdır. (Halifelik) bunların hiçbirine nasip olmayacaktır. Sonra meşrık (doğu) cihetinden siyah bayraklar (taşıyan bir ordu) zuhur edecek, hiçbir kavmin öldürmediği şekilde sizi öldürecek." el-BAKARA - 210. Bütün işler yalnızca Allah'a döndürülür. Hz. Muaviye b. Kirra (r.a) dan rivayet edilmiştir: Ümmetimden bir taife kıyamet kopuncaya kadar hak üzere cihad etmeye devam eder. Kendilerini terk edenlere(ölenlere) üzülmezler katılanlara da sevinmezler. Ramuz El-Ehadis, 472 (Hakim’in Müstedrek’i) Ümmetimden bir cemaat devamlı olarak Allah’ın emri üzerine düşmanla kahredercesine savaşacak muhalifleri kendilerine hiçbir zaman veremeyecek. Bu (hal kıyamete kadar böyle devam edecek.) Kıyamet Alametleri, 286 Bedir savaşındaki askerler gibi 313 kişinin kumandasını elinde tutarak etrafa meydan okuyacak. Çünkü bu 313 kişi gece abid gündüz kahraman niteliğini taşımaktadırlar. Kıyamet Alametleri, 169 Muhammed b. Hanefi (r.a.)'dan rivayet edildi ki: ...Bulutların semada toplandığı gibi, Allah O'nun etrafina bir kavim toplar. Onların kalblerini uzlaştırır. Onlar içlerinden şehit düşene üzülmez, kendilerine katılana da sevinmezler. Sayıları Bedir ashabı (313) kadardır. Evvelkilerin onları geçmediği gibi, sonrakiler de onlara yetişemezler ve onların sayıları Talud ile nehri geçenler kadardır. Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 57 _________________ مَنْ غَشَّـنَا فَلَيْس مِنَّا Bizi aldatan bizden değildir. Müslim, Îmân, 164. Ebrehe'nin en buyuk fili "Mahmud" kendisnin zirhli makam araciydi. Bu filin adi Avrupalilarca "Mamod" olarak kullanilir. Ve Avrupalilarca "Mamod" gucun ve zorbaligin semboludur. Su anadaki ABD baskani Bush'un partisi olan Cumhuriyetci parti Ebrehe'nin "Mamod" adli Filini sembol olarak kabul etmistir. Zaten icraatlariyla nasilda ortusuyor degilmi? Ayrica Hollanda'da Fil ablemi bulunan "Mamod" isimli cok buyuk bir frmanin varliginida biliyormuydunuz? http://www.gop.com/GopStuff/Downloads.aspx#buddyicons |
| | |
| Hamd icin Ilim ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 17.08.2002
Mesajlar: 3.891
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
| Kalem artik OUT, Klavye IN. Evet, begendiginiz islami dergilerden birtanesine üye olmak iyidir. Klavyelerine kuvvet ve destek verelim böylelikle. Kime? herkess kendisi bilir. |
| "Insanlar hayra davet edildigi zaman, seytanlar da seytani duygular da kendilerini tehdit altinda hissediyorlar" I.Özel | |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 27.09.2004
Mesajlar: 105
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| Es Selamun Aleykum.. Bediüzzaman r.a. normal şartlar altında barış ve diyaloğa taraftardır. Bunu şöyle ifade eder: “Medenîlere galebe çalmak ikna iledir, söz anlamayan vahşîler gibi icbar ile değildir. Biz muhabbet fedaileriyiz; husumete vaktimiz yoktur.” (Hutbe-i Şamiye, s. 88) “Gayr-ı müslime karşı hareketimiz iknâdır. Zira onları medenî biliriz. Ve İslâmiyeti mahbup ve ulvî göstermektir. Zira onları munsif zannediyoruz. (Hutbe-i Şamiye, s. 96) İslamın güzelliğini fiilen göstermek onu en güzel bir şekilde temsil ve tebliğ etmek anlamına gelir. Bu layıkıyla yapıldığında dünyanın her tarafından nice insanlar gruplar halinde İslama koşacaklardır. cihad konusunda şu dört noktanın iyi belirlenmesi gerekir: 1. Zamanın şartları 2. Hastalığın doğru teşhisi 3. cihadın şekli 4. cihadı yaparken uygulanacak esaslar. Bu noktalardan baktığımızda, Bediüzzamanın cihadla ilgili yorumlarında şu noktaların ön plana çıktığını görürüz: -Bu zaman “şahs-ı manevi” zamanıdır. Artık devletler yerine fikirler çarpışmakta ve bu savaş sınır tanımamaktadır. -Milletin kalp hastalığı “zaaf-ı diyanettir”, bunu tedavi ile millet sıhhat bulacaktır. -Ülke dahilinde yapılacak cihad, silahlı değil manevi bir cihaddır. Yani, ilimle, ikna ve irşad ile insanımız gerçeklere muhatap olmalıdır. -cihad esnasında uygulanacak esaslar “müsbet hareket” formülü ile özetlenebilir. Böyle ulvi bir cihadda hiçbir menfi harekete yer olmamalıdır. Bu esaslara riayet edildiğinde: •cana kıymanın yerini iman kurtarma alacak, •kinin yerine acıma gelecek, •“öldürme” değil “hayata kavuşturma” gaye edinilecek, •bundan hem o cihadı yapanlar, hem de bütün insanlık fayda görecektir. |
| “Ben imanın cereyanındayım, karşımda imansızlık cereyanı var. Başka cereyanlarla alâkam yok.” Bediüzzaman Said Nursi (r.a.) | |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 27.09.2004
Mesajlar: 105
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| Cahilliğe-Fakirliğe-Ayrılığa Karşı cihad...... 20. yüzyılın başlarında, Bediüzzaman ülke dahilinde yapılacak cihadla ilgili olarak şu hedefi gösterir: "Bizim düşmanımız, ‘cehalet, zaruret, ihtilaftır.’ Bu üç düşmana karşı ‘san'at, marifet, ittifak’ silahıyla cihad edeceğiz." (Divan-ı Harb-i Örfî, s.23) Yaşadığımız çağa “bilgi ve teknoloji çağı” adı verilmektedir. İlk emri “oku!” olan bir dinin mensupları bu meselede çağa ayak uydurmada zorlanmamaları gerekir. |
| “Ben imanın cereyanındayım, karşımda imansızlık cereyanı var. Başka cereyanlarla alâkam yok.” Bediüzzaman Said Nursi (r.a.) | |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 27.09.2004
Mesajlar: 105
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| Dahili ve Harici cihad Farkı Bediüzzaman r.a. ülke dahilinde yapılacak cihad ile, dış düşmanlara karşı yapılacak cihadı çok net ifadelerle birbirinden ayırır. Sözgelimi, dıştan bir ülke saldırdığında silahla karşılık verilir ve savaşılır. Ama ülke dahilinde yapılacak olan cihad, manevi bir mücadeledir. Kendisinin ifadesiyle: “Aziz kardeşlerim, Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir. Rıza-yı İlâhîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır. Bizler âsâyişi muhafazayı netice veren müsbet iman hizmeti içinde herbir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz. …. Evet, mesleğimizde kuvvet var. Fakat bu kuvvet, âsâyişi muhafaza etmek içindir… İşte bunun içindir ki, bütün hayatımda bütün kuvvetimle âsâyişi muhafazaya çalışmışım. Bu kuvvet dahile karşı değil, ancak hâricî tecavüze karşı istimal edilebilir… Vazifemiz, dahildeki âsâyişe bütün kuvvetimizle yardım etmektir. Onun içindir ki, âlem-i İslâmda âsâyişi ihlâl edici dahilî muharebat ancak binde bir olmuştur. O da aradaki bir içtihad farkından ileri gelmiştir… Dâhildeki hareket, müsbet bir şekilde mânevî tahribata karşı mânevî, ihlâs sırrıyla hareket etmektir. Hariçteki cihad başka, dahildeki cihad başkadır. Şimdi milyonlar hakikî talebeleri Cenab-ı Hak bana vermiş. Biz bütün kuvvetimizle dahilde ancak âsâyişi muhafaza için müsbet hareket edeceğiz. Bu zamanda dahil ve hariçteki cihad-ı mâneviyedeki fark pek azîmdir.” (Emirdağ Lahikası, s. 481-482) |
| “Ben imanın cereyanındayım, karşımda imansızlık cereyanı var. Başka cereyanlarla alâkam yok.” Bediüzzaman Said Nursi (r.a.) | |
| | |
| Kayıt onayı eksik ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.135
Teşekkür etti: 0
11 Teşekkür 7 Mesaja aldı
| Hz. Huzeyfe'den rivayet edilmiştir: Aranızda "Nübüvvet" Allah'ın istediği kadar sürer sonra onu kaldırmayı istediği zaman da kaldırır. Ve Allah'ın murad ettiği kadar devam eden "Şiddetli bir Meliklik" idaresi gelir. Sonra onu kaldırmayı istediği zaman kaldırır. Sonra zorba bir idare gelir. Sonra da "Nübüvvet yolu üzere bir hilafet" gelir. Ramuz El-Ehadis, 1/257 (Ebu Davud "Tayalisi" -Ahmet b. Hanbel "Müsned"inden) "Kıyâmetten önce, Hadramevt'ten -veya Hadramevt denizinden- bir ateş çıkacak, insanları toplayacak" buyurmuşlardı. (Orada bulunanlar): "Ey Allah'ın Rasûlü (o güne ulaşırsak) ne yapmamızı emredersiniz?" diye sordular. "Size Şam (Şammı-Kübra'ya Yani Ortadoğu'ya gitmenizi) tavsiye ederim" buyurdular. (Tirmizî, Fiten 42, h. no: 2218) http://www.mucadele.com/ebumusab/goruntu/ummetindurumu2.wmv http://elkaide_elcihad.sitemynet.com/ "Bir tarafı karada bir tarafı da denizde olan bir şehir işittiniz mi?" diye sordular. Oradakiler: ‘Evet!’ deyince, şöyle buyurdular: "İshakoğullarından yetmiş bin kişi bu şehre sefer tertiplemedikçe Kıyâmet kopmaz. Askerler şehre gelince konaklarlar. Ancak silahla savaşmazlar, tek bir ok dahi atmazlar. "Lailahe illallahu vallahu ekber!" derler. Bunun üzerine şehrin deniz tarafı düşer. Sonra askerleri ikinci kere, "Lailahe illallahu vallahu ekber" derler, şehrin diğer tarafı da düşer. Sonra tekrar "Lailahe illallahu vallahu ekber!" derler. Bu sefer onlara (kapılar) açılır. Oradan şehre girerler ve şehrin ganimetini toplarlar. Ganimetleri aralarında taksim ederlerken, yanlarına bir münadi gelip: "Deccal çıktı!" diye bağırır. Askerler her şeyi bırakıp geri dönerler" (Müslim, Fiten 78, h. no: 2920) Konu ARMAGAN tarafından (24.10.2005 Saat 11:37 ) değiştirilmiştir. |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.270
Teşekkür etti: 0
7 Teşekkür 7 Mesaja aldı
| [U]“Fasıka ikram eden kimse İslâmiyet’in yıkılmasına yardım etmiş olur.” (Münâvî).[/U] Hadisi şerif gereğince kime yardım ettiğimize çok dikkat etmemiz gerek arkadaşlar. Yoksa mesuliyeti çok ağır görüldüğü üzere... |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.270
Teşekkür etti: 0
7 Teşekkür 7 Mesaja aldı
| Ömer Öngüt Efendi'nin dediği gibi: " Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’lerinde kâfirlerle ve münafıklarla cihadı emretmiştir: “Ey Peygamber! Kâfirlerle ve münâfıklarla cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer ne kötüdür.” (Tevbe: 73) Bu Âyet-i kerime’den anlaşılıyor ki; “Cihad etmek” kelimesi “Savaşmak” kelimesinden daha geniş muhtevalı ve daha şümullüdür. Zira münafıklar gizli kâfir oldukları için diğer açık kâfirler gibi savaş şeklinde bir cihad söz konusu değildir. Münafıklara karşı açılacak cihad; delil ortaya koymak, belgeleri açıklamak, içlerindeki kötü niyetleri teşhir etmek, ikiyüzlülüklerini ve dönekliklerini su yüzüne çıkarmak demektir. " Konu egzotic1 tarafından (24.10.2005 Saat 15:02 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| Kayıt onayı eksik ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.135
Teşekkür etti: 0
11 Teşekkür 7 Mesaja aldı
| EHL-İ KİTAB OLAN YAHUDİ VE HIRİSTİYANLAR İLE CİHAD ETMEK ve İSLAM’DA CİZYENİN MEŞRU KILINMASI المجاهدة مع اهل الكتاب من اليهود و النصارى و تشريع الجزية فى الاسلام بعد ان تم فتح المكة فى اواخر السنة الثامنة للهجرة، و دخل الناس فى دين الله افواجا و استقرت الجزيرة العربية على دين الله تعالى امر الله سبحانه و تعالى رسوله الكريم بمجاهدة اهل الكتاب من اليهود و النصارى فى قوله تعالى " و قاتلوا الذين لا يؤمنون بالله و لا باليوم الاخر ... الاية، و لهذا جهز رسول الله (صلع) لقتال الروم و دعا المسلمين الى ذلك، و ندب الاعراب الذين يسكنون حول المدينة المنورة الى قتالهم، فاوعبوا معه و اجتمعوا من المقالة نحو ثلاثين الفا، و تخلف بعض الناس من اهل المدينة و من حولها من المنافقين و غيرهم. و خرج رسول الله (صلع) بمن معه يريد الشام فى السنة التاسعة للهجرة، فبلغ تبوك و نزل بها و اقام ف |