İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 19.10.2005, 11:48
O Bir Kalfat'lı

 
acohsny - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22.05.2005
Mesajlar: 2.209
Teşekkür etti: 40
18 Teşekkür 10 Mesaja aldı
Thumbs up VehhÂbÎlik Tehlikesi

VEHHÂBÎLIK TEHLIKESI






Komünizmin tehlikesi herkesçe malumdur. Komünizm tatbik edilmeye baslandi mi, o yerde müslümanlik yok olmus demektir. Vehhâbilik bir yere musallat oldu mu, O yerde müslümanligin adi vardir, fakat müslümanlar, bid'at, dalâlet ve hattâ küfür içinde yasiyor demektir.

Halkimiz, Rafîzilik ve Vehhâbilik gibi mezheplere besinci mezhep adini verir, Ehl-i Sünnet âlimleri ise bu firkalara MEZHEPSIZ demektedir.

Bazi gafiller, «Türkiye'de Vehhâbilik mi var da böyle bir tehlikeden bahsediyorsunuz?» diyorlar. Vehhâbilik damarlarimiza kadar islemis, hutbe ve vaazlarimizin ekserisi Vehhâbi metoduyla icra edilmekte, sairlerimiz mezarda Kur'ân okunmamasini istemekte, fakat çogumuzun burnu koku almamaktadir.

Burunlarin koku almayisina bir misal: Suudi Arabistan'in Ankara Kültür Atesesi M. Abdülaziz Elnasrullah imzasiyle resmen Türkiye'deki bütün müftülüklere ÜCRETSIZ OLARAK en az dörder tane gönderilen BAHÇEDEN GÜLLER isimli Vehhâbi kitabini tetkik eden birçok kardeslerimiz mezkûr kitapta, Ehl-i Sünnete aykiri hiç bir ifade bulamadiklarini beyan ettiler. Bu koku alamayisinin sebebini müsaadelerinizle bir fikra ile açikliyalim : Dabakhanede pis kokulu deriler içinde çalisan bir debbag, esans dükkâninda bayilir, yüzüne kolonya ve çesitli esanslar dökerler, debbag ayilacak gibi degil.. Bu debbagi taniyan biri, hemen kosar, arkadasini dükkândan disari çikarir, sokakta buldugu bir maddeyi, baygin yatan arkadasinin burnuna sürüp koklatir, çok geçmez arkadasi ayilir. Digerleri merak eder, debbagm burnuna sürülen madde neydi diye? Arkadasi anlatir: «Biz derihanede çalisiyoruz, burnumuz pis kokuya alismistir. Arkadasim dükkâna girince esanslar bayilmasina sebep öfaiu. Ben de sokaktan köpek pisligi buldum, burnuna koklatinca gördügünüz gibi arkadasim ayildi.»

Maalesef Vehhâbilik kokusu, Islâm Devletlerini sardigi gibi Türkiye'mizi de iyîce sarmis, senelerce din kültürü gören kardeslerimiz bile bîr kitabin vehhabiler tarâfindan yazildigini farkedemiyecek haldedirler. Eger BAHÇEDEN GÜLLER isimli kitabin Suudi Arabistan Elçiliginden geldigi bilinmese ve yazarinin da Ibni Teymiye'nin talebesi oldugu söylenmemis olsaydi, saniriz çok kimseler bu kitabin bir mezhepsiz tarafindan yazildigini anliyamazdi. Zira piyasada mevcut kitaplarin çogu ayni metodla yazilmistir. Meselâ kendi ifadesiyle mezhebim yok diyen EL KARDAVI, yazdigi kitaplarini ayni usulle kaleme almistir. Mevdûdî gibi Ibni Teymiyeci sapiklarin yazdiklari bütün kitaplar hep ayni usulle yazildigi için vatandas isin içinden çikamaz haldedir. Debbagin esans burnuna gidince bayildigi gibi, müslüman kardeslerimize de Ehi-i Sünnet âlimlerimizin te'lif ettikleri muteber kitaplari gösterince sasip kaliyor. Mantigini demokratik usulle çalistirarak «Piyasada bes yüz tane kitap bu usulle yazilmis, Millî FIKIR çikiyor bize bes on kitap gösteriyor, bes yüze mi inanalim, yoksa bese mi?»diyorlar. Ne cevap verirsiniz?

Çesitli itikatlariyla ve sünnî hacilar müsriktir, kâfirdir diyerek onlarin kestikleri .kurbanlari buldozerlerle topraga gömen vehhâbiler, ayakbasti adi altinda aldigi harâm paralarla, bolca vehhâbi kitabi bastirarak Türkiye'ye gönderiyorlar. Vehhabi olmayanlari kâfir bildikleri için onlardan alinan ayakbasti isimli paralari ganimet sayiyorlar.

Vehhabiler tarafindan ÜCRETSIZ OLARAK Imam-Hatip Okullarina gönderilen kitaplardan bazilari da sunlardir: Ibni Teymiyye'nin VASITI AKIDE'si, Muhammed bin Abdülvahhab'in KESF-EL SUBUHAT ve ÜÇ TEMEL VE DELILLERI, ayrica TAHKIK VE IZAH, YALNIZ ALLAH VEYA TEVHID, ITIKADIN TEMIZLENMESI v.s. Sirk ve mezhepsizlik zehiriyle dolu olan bu kitaplar ellerimizde mevcuttur.

Bu gönderilen vehhâbi kitaplarinda neler yaziyor? Mezhepsizlerin Efendileri Ibni Teymiyye'nin Allahü teâlânin -hâsâ- gökte oldugunu isbata çalisan VAKITI AKIDE isimli kitabindan birkaç misal:

Fâtir Sûresi 10. Âyet-i kerîmesi «Allah Isa'yi kendi yanina yükseltti.» seklinde tefsir edilmekte. (S. 13)

Hadis diye yazip kendine göre tevil ve tefsir ettigi ifadeler:

1 - «Rabbiniz hayrin yakinligina ragmen, kulllarin ümitsizlige kapilmasina hayret eder. Kurtulusunuzun yakin oldugunu bildirdigi için zelil ve ümitsiz oldugunuz zaman size GÜLER.» denilmekte (S. 17)

2 - Allah ayagini Cehennemin içine koyunca her tarafin dolacagi yazilmakta (S. 17)

3 - Peygamber Aleyhisselâmin «Ey gökteki Râbbimiz»diye dua ettigi kaydedilmekte (S. 17)

4 - Yine Peygamber Aleyhisselâmin «Ben semada bulunan Allahin eminiyim» dedigi bildirilmekte (S. 17)

5 - Arsin su üzerinde, Allahü teâlânin da Ars üzerinde oldugu zikredilmekte “S. 17)

6 - Bir cariyenin «Allah semadadir» demesini Peygamber Aleyhisselâmin begendigi anlatilmakta (S. 18)

7 - Namazda sag veya öne tükürülmemesi gerektigi, Zira Allahü teâlânin önde oldugu iddia edilmekte (S. 18)

8 - Allah semavatin üzerinde, Arsinin üstünde ve mahlûkatina açik oldugu hükmü çikarilmakta (S. 20)

9 - Mü'minlerin bulutsuz günde günesi gördükleri gibi Cenâb-i Allahi ayni sekilde gözleriyle görecekleri ifade edilerek Allahü teâlâya cihet isnat edilmekte (S. 22)

10 – El ars isimli kitabinda “Allahü teâlâ Arsin üzerinde oturur, kendisi ile beraber oturmasi için Resûlullah’a da yer birakir” demekte. VASITI AKIDE kitabinin 13. sayfasinda ve yine Ibni Teymiyye’nin kitabi olan ELFURKAN BEYNE EVLIYAIRRAHMAN VE EVLIYAISSEYTAN isimli hezeyannamenin 134. sayfasinda güya te’vilden kaçan Ibni Teymiyye, Mü’min Sûresinin 36 ve 37. Ayet-i kerîmelerini zikrederek “Eger Mûsâ Aleyhisselâm ilâhinin gökte oldugunu haber vermemis olsaydi, Fir’avun Hâmân’a “bana bir yüksek kule yap göklerin yollarina ulasirim da Mûsâ’nin tanrisina yükselip çikarim.” Demezdi. “Ben Mûsâ’yi yalanci saniyorum.” demesi de Mûsâ’nin böyle bir sey söylemis olduguna delâlet eder.” seklinde âyet-i kerîmeleri kendi kafasina göre te’vil etmistir.

KITABÜSSÜNNE isimli vehhâbi kitabinda ise,

1- Peygamber Aleyhisselâmin Allahü teâlâyi dört melegin altin bir kürsü üzerinde gördügü zikredilmekte (S. 35)

2- Allah üte^lânin gece yarisi semaya indigi, sabaha karsi yukari çiktigi bildirilmekte (S. 57)

3- Allahü teâlâ Tevrati kendi eli ile yazdigi, kendi eli ile Mûsâ Aleyhisselâma verdigi ve Tevrati yazarken de sirtini bir kayaya dayadigi ifade edilmekte (S. 67)

Bütün müftülüklere gönderilen BAHÇEDEN GÜLLER isimli Vehhâbi kitabinin Suûdi Arabistan Hükûmetince yazilan önsözünde bu kitabin Ibni Teymiyye ve talebesi Ibnül-kayyimin kitaplarindan istifade edilerek yazildigi, bu iki zat gibi Hanbeli mezhebine bagli kalmadan (yani mezhepsizce) ser’i delille kuvvetli gördügü görüsü tercih ettigi, ancak bazi meraklilarin yaptigi gibi mezhep imamlarina dil uzatilmadigi kaydedilmektedir. (S.5)

Cehhâbi idarecileri, mezheb imamlarina dil uzatmayi meraklilik olarak vasiflandirmaktadir. Halbuki evliyaya, Ehl-i sünnet âlimlerine dil uzatmak küfürdür.

Seytanin bilgisinin çok oldugu herkesce malum… Bas yardimcisi Ibni Teymiyye’nin ise genis kültüre sahip oldugu Ehl-i sünnet âlimlerince de teslim edilmekte, fakat mes’ele çok bilmekte degil dogru bilmektedir. Biz Ibni Teymiyye’yi tenkid edecek kadar kültüre sahip degiliz. Fakat Ehl-i Sünnet âlimleri onun sapikliklarini ve küfürlerini tesbit ederek kitaplarina dercetmislerdir. Biz sadece o kitaplardan nakil yapiyoruz.

Büyük Ehl-i sünnet âlimi Yusûf Nebhani hazretleri, SEVAHIÜLHAK kitabinda, Seyhülislâm Mustafa Sabri Efendi EL ILM VE AKL kitabinda, Ibni Teymiyye’nin sapittigini vesikalarla isbat etmislerdir. HITTÜS-SAM kitabinda “Ibni Teymiyye Luther’e benzer, ancak Hiristiyanligin reformcusu hedefine ulasti, fakat Islâm reformisti muvaffak olamadi.” denmektedir.

Islâm âlimlerinin çogu Ibni Teymiyyenin Müslümanliktan çikarak MÜRTED oldugunu bildirmislerdir. Ibni Battuta, Ibni Haceri Mekkî, Imâm-i Subkî gibi sözü senet bir çok Ehl-i sünnet âlimleri yazdiklari eserlerle Ibni Teymiyyenin agzinin payini vermisleridir.

Ehl-i sünnet kitablarinda Ibni Teymiyye söyle anlatilmaktadir: Ibni Teymiyye, Allahü teâlâyi yaratilmis bir mahluk, bir insan gibi tasavvur eder, madde olarak görür. Evliyanin büyüklügüne inanmaz. Türbelere yapilan ziyaretlere saldirir. Kâfirlerin Cehennemde sonsuz kalmayacagini söyler. Bir müslümana kâfir diyenin kendisinin kâfir olacagini bildigi halde, Seyh-i Ekber Muhiddin Arabi hazretleri gibi Tasavvuf büyüklerini tekfir etmekten çekinmez.

Bahçeden Güller ve elimizde mevcut diger vehhâbi kitaplarinin yazilis usulü söyle: Bir âyet-i kerîme ve bir hadîs-i serîf aliniyor, bunlar kendi kafalarina göre izah ve serh ediliyor. Müçtehid olmayan veya müfessirlik kudreti bulunmayan bir kimsenin bu sekilde bir tefsire girmesi, vaaz vermesi ve kitap yazmasi küfürdür. Velevki anlatilanlar Ehl-i sünnete aykiri bile olmasin…

Bugün piyasada mevcut kitaplarin ekserisi bu usulle yazilmistir. Vatandas bir vâizi veya bir talebeyi Kur’âna mana veriyor diye övmektedir. 72 sapik firkanin Kur’ân-i kerîme yanlis mâ’nâ vermek suretiyle dalâlete düstükleri maalesef yeteri kadar ilim ehlince anlatilmamaktadir. Bu yüzden vehhâbi metoduyla herkes, âyet-i kerîmeden, hadîs-i serîften deliller getirmektedir. Halbuki bizim için delil, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplari ve o kitaplarin bildirdigi âyet-i kerîmelerin ve hadîs-i serîflerin tefsir ve te’villeridir.Tabiî Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplari demekle ICMA ve kiyasi da içine almis oluyoruz.

Vehhâbilik Türkiye’de o kadar ilerlemis ki, Vehhâbi elçiliginde resmen kitap gönderebiliyor. Bu vaziyet karsisinda din mekteplerimiz, müftülerimiz, vâizlerimiz, imâmlarimiz neden susuyor? Lâik Hükûmetten mi emir bekliyorlar? Yoksa Dr. Lütfi DOGAN’dan mi? Yahutta maaslarimizdan oluruz diye mi korkuyorlar? Rizki kimin verdigini bilmiyorlar mi?

Din görevlilerimiz Ehl-i sünnet âlimlerimizin bildirdigi su hadîs-i serîfi duymadilar mi? “Yalanlar yazilip, âdetler ibadetlere karistirilinca dogruyu bilenler herkese bildirsin. Allahü tâlânin, bütün meleklerin ve insanlarin lâneti, dogruyu bilip de gücü yettigi halde bildirmiyenlerin üzerine olsun.”, “Haksizlik karsisinda susan dilsiz seytandir”

Ey, Ehl-i sünnet itikadindaki kardeslerimiz, gazetecilerimiz, müftülerimiz,vâizlerimiz, imâmlarimiz, ögretmenlerimiz, eli kalem tutan münevverlerimiz, neden vehhâbilik gibi korkunç bir tehlikeden hiç bahsetmiyorsunuz? Ölü topragi mi serpildi üzerinize? Dilsiz seytan olmayi mi kabullendiniz yoksa? Imkâniniz mi yok? Millî FIKIR mecmuamiz hiçbir parti, melsem ve mesrep farki gözetmeden Ehl-i sünnet mezhebine mensup bütün kardeslerimizin emrine âmâdedir.

KÜFRE RIZA KÜFÜR düsturunca, bir kimse Ibni Teymiyye’nin küfür itikadlarindan birisini bildigi halde Ibni Teymiyye’yi sevse, kitaplarini satsa, tavsiye etse, severek ondan iktibaslar yapsa KÂFIR olur.

Selefiyecilik adi altinda Ibni Teymiyyecilik alip yürümüstür. Okullarimizda bile okutulmakta gençler zehirlenmektedir.

Allahü teâlânin müstehak dilsiz bir seytan olmamak için gücü yeten Müslümanlari güçleri nisbetinde vehhâbilikle mücadeleye davet ediyoruz.



Kaynak: BASLANGIÇTAN BUGÜNE MEZHEPSIZLER, Mehmet Ali Demirbas (c.1-2)

acohsny isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 19.10.2005, 14:26
Kayıt onayı eksik

 
ARMAGAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
İmam Şâfiî de; "Bir Hadis görürseniz ona sarılın Ve benim görüşümü duvara çarpın"
demiştir (Ebu Zehrâ. age, s. 388, 389).

İbni Teymiye Sapık değildir... Bilakis Kur'an ve Sünnetin hasını kullanarak İnsanları Bid'atten kurtarma Gayretine Girmiş Büyük Bir İslam Alimdir... İslami delilleri Kullanarak Çalışmalar yapalım kardeşlerim Karalamak Hoş değil... Mübarek Ramazanda...
ARMAGAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 20.10.2005, 09:15

 
vukuf-ı kalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.10.2005
Mesajlar: 74
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Abdullah azzam,ladin ve hattab da vehhabi miydi?bilgilendirirseniz sevinirim...........esselamü aleyküm
vukuf-ı kalbi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 21.10.2005, 09:00
Kayıt onayı eksik

 
ARMAGAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
http://img287.imageshack.us/img287/4686/1102oh0ku.gif

MUHAMMED BİN OSAMA BİN LADEN !!!

"Kıyâmetten önce, Hadramevt'ten -veya Hadramevt denizinden- bir ateşli genç çıkacak, insanları toplayacak" buyurmuşlardı. (Orada bulunanlar): "Ey Allah'ın Rasûlü (o güne ulaşırsak) ne yapmamızı emredersiniz?" diye sordular. "Size Şam (Yani Şamm-ı Kübraya Ortadoğuya gitmenizi) tavsiye ederim" buyurdular. (Tirmizî, Fiten 42, h. no: 2218)

http://web.archive.org/web/20040213.../chazirlik1.wmv
Yemen Hadramevtli Olan Usame Bin Laden değil midir ?

1957'de 54 çocuklu bir babanın oğlu olarak doğan Usame bin Ladin'in kökü Güney Yemen'de Hadramut.

http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=937

"Doğu tarafından gelen ve deha sahibleri oldukları halde, kıyafetlerine insanların taaccüb ettikleri kimselerin zuhur ettiğini işittiğinizde, işte o zaman muhakkak kıyametin gölgesi üzerinize düşmüştür”.
(Naim bin Hammad Kitab-ul Fiten-121)

http://img258.imageshack.us/img258/2976/770ah.jpg


Mehdi Doğu tarafindan çıkacak. Karşısına dağlar bile dikilse onları ezip geçecek, o dağlarda kendisine yol bulacaktır.
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, 39

http://img69.imageshack.us/img69/8772/253gq.jpg

http://img258.imageshack.us/img258/2087/376yk.jpg

http://img258.imageshack.us/img258/2594/095lp.jpg

Hz. Ali'nin (r.a.) rivayetine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
Kıyametin kopması için zaman da sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah (c.c.) benim Ehl-i Beytimden bir zatı (Mehdi'yi gönderecek.)
Sünen-i Ebu Davud, 5/92

Said b. el Müseyyeb (r.a.) dan, Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:
Mehdi, kızım Fatima'nın neslindendir.
Sünen-i Ibn Mace, 10/348

MUHAMMED BİN USAME BİN LADEN !!!
İbnu Mes'ud: "Resulullah yahut da şöyle buyurmuştu der: "...Ehl-i beytimden birini, ki bu zatın ismi benim ismime uyar, babasının ismi de babamın ismine uyar. Bu zat, yeryüzünü, -eskiden cevr ve zulümle dolu olmasının aksine- adalet ve hakkaniyetle doldurur."
Tirmizi, Fiten 52, (2231, 2232)

O (Mehdi) güzel bir delikanlıdır, güzel yüzlüdür. Yüzünün nuru başına ve saçlarının siyahına kadar yükselir.
Mehdilik ve Imamiye, 153 (Ikdüd, Dürer'den)

http://img173.imageshack.us/img173/6454/1105kl.jpg


Rengi arab rengidir.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman,24

Hz. Mehdi 'nin rengi arabidir.
(Kıyamet Alametleri 163)
(El - Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar,29)
(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman,24)

Hz. Mehdi 'nin boyu, posu sanki Beni İsrail ricalindedir.
El-Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 36 29

http://img69.imageshack.us/img69/8882/543me.jpg

Mehdi sanki Beni İsrail 'den bir adamdır. (Tavrı onlara benzer yani heybetli ve acar.)
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 23 30
Sakalı bol ve SIK olacaktır.
El-Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 23


http://img108.imageshack.us/img108/3470/bin37eg.jpg

Sakalı ******.
Kıyamet Alametleri, 163

http://img108.imageshack.us/img108/8393/070bx.jpg

Hz. Muaviye b. Kirra (r.a) dan rivayet edilmiştir:
Ümmetimden bir taife kıyamet kopuncaya kadar hak üzere cihad etmeye devam eder. Kendilerini terk edenlere(ölenlere) üzülmezler katılanlara da sevinmezler.
Ramuz El-Ehadis, 472 (Hakim’in Müstedrek’i)


http://img258.imageshack.us/img258/6213/aug20cnnosamavideosalqbodyguar.jpg

Ümmetimden bir cemaat devamlı olarak Allah’ın emri üzerine düşmanla kahredercesine savaşacak muhalifleri kendilerine hiçbir zaman veremeyecek. Bu (hal kıyamete kadar böyle devam edecek.)
Kıyamet Alametleri, 286


http://img258.imageshack.us/img258/5161/direnisci019sa.jpg

Bedir savaşındaki askerler gibi 313 kişinin kumandasını elinde tutarak etrafa meydan okuyacak. Çünkü bu 313 kişi gece abid gündüz kahraman niteliğini taşımaktadırlar.
Kıyamet Alametleri, 169

Muhammed b. Hanefi (r.a.)'dan rivayet edildi ki:
...Bulutların semada toplandığı gibi, Allah O'nun etrafina bir kavim toplar. Onların kalblerini uzlaştırır. Onlar içlerinden şehit düşene üzülmez, kendilerine katılana da sevinmezler. Sayıları Bedir ashabı (313) kadardır. Evvelkilerin onları geçmediği gibi, sonrakiler de onlara yetişemezler ve onların sayıları Talud ile nehri geçenler kadardır.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 57


4738 - Hz. Huzeyfe radıyallahu anh diyor ki: "Vallahi bilemiyorum! Arkadaşlarım gerçekten unuttular mı yoksa unutmuş mu gözüküyorlar? Allah'a kasem olsun, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Kıyamete kadar gelecek fitne başılardan üçyüz ve daha fazla etbaı bulunan herkesi, hiçbirini bırakmadan, bize ismiyle, babasının ismiyle, kabilesiyle söyleyip haber verdi."

Ebu Davud, Fiten 1, (4243).

http://img235.imageshack.us/img235/9467/slayt175ue.jpg

http://img223.imageshack.us/img223/9587/temm8sv.jpg

http://img223.imageshack.us/img223/4107/temm20on.jpg

http://img225.imageshack.us/img225/3967/slayt13hr.jpg


"Ahirzamanın müsbet hakimleri, hususan Deccalın yalancı cennet ve cehenneminde bulunur." (Müslim, Fiten, 104, 109; İbn-i Mace, Fiten: 33; Müsned, 5:397)

Aşağıdaki hadis-i şerifte de İstanbul'u fethedecek Hz.Mehdi (r.a.) ve yardımcılarında, fetihten önceki devrede hastalık sıkıntı ve üzüntülerin bulunacağı ve daha sonra bu sıkıntının kaldırılacağı bildirilmektedir.
Hz. İbni Amr’dan (r.a.) rivayet edilmiştir: Peygamberimiz (s.a.v) buyurdu ki: Ey Ümmet! Altı şey vardır ki; onlar olmadan kıyamet kopmaz… (altıncısı) medinenin fethi.
-Denildi ki : Hangi medine? (Hangi şehir?)
-Buyurdu ki: Konstantiniyye.
(*) Bu Konstantiniyye’nin Mehdi tarafindan yapılacak fethidir.
Kıyamet Alametleri , 204
Ramuz-el Ehadis, 296


Naim b. Hammad, Cafer’den tahric etti:
Hz. Mehdi ordusunu her tarafa gönderir. Zulüm ve zalimlerin hepsini yok eder. Beldeler onun emrine girer. Allah teala O’nun elindeki Konstantiniyye’nin(İSTANBUL’UN) fethini müyesser kılar.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 56

Allah Konstantiniyye'yi (Istanbul'u) çok sevdiği dostlarının ehline fethedecek... Onlardan hastalığı ve üzüntüyü kaldıracak

Kıyamet Alametleri, 181

Allah-u Teala Kur’an-ı Kerim'de birçok peygamberin yalanlanmak, delilik ve büyücülükle suçlanma, hastalık, haksız yere zindana atılma... gibi çeşitli sıkıntı ve eziyetlerle karşılaştığını, fakat bütün bunlara sabır edilmesi gerektigini haber vermektedir.

İşari manada ayet mealleri:

6/34- "Andolsun senden önce de elçiler yalanlandı; onlara, yardımımız gelinceye kadar yalanlandıkları ve eziyete uğratıldıkları şeye sabrettiler..."

44/14- Sonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: "(Bu,) Öğretilmiştir, bir delidir."

51/52- İşte böyle; onlardan öncekiler de bir elçi gelmeyiversin, mutlaka: "Büyücü ve cinlenmiş" demişlerdir.

23/25- "O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir, onu belli bir süre gözetleyin."

26/29- (Firavun) dedi ki: "Andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım."

33/69- Ey iman edenler, Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın; ki sonunda Allah onu, demekte olduklarından temize çıkardı. O, Allah katında vecihti.

37/97- Dediler ki: "Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın."

68/51- O inkar edenler, zikri (Kur'an'i) işittikleri zaman, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi. "O, gerçekten bir delidir" diyorlar.

46/35- Artık sen sabret; Resullerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi, Onlar için de acele etme..."







Gözetlenmesi-Takip Edilmesi

Ebu Said El-Hudri'nin (r.a.) rivayetinde, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
Deccal çıkınca, ona karşı müminlerden bir adam (Mehdi) yönelir. Derken o mümin kimseye birçok silahlılar, Deccal'ın merkezlerde gözetleme yapan silahlıları karşı çıkarlar.

Mehdilik ve Imamiye 37, (Sahih-i Müslim, 11/393'den nakil)







Not: Bu hadis uzun bir hadistir, tamamı ileride izah edilecektir.

Hadisin başlangıcında Mehdi'nin Deccal 'in silahlı adamları tarafindan gözetlendiği ve takip edildiği bildirilmektedir. Önceki devirlerde de tevhid mücadelesinde bulunmuş bazı peygamberlerin de benzer şekilde gözetlendiğini böylece kontrol altında tutulmak istendiğini Kur’an-ı Kerim'den öğrenmekteyiz.

23/25- "O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir, onu belli bir süre gözetleyin."






"Mehdilik ve İmamiye" isimli araştırmanın sahibi bu hadisin tamamı hakkında şu izahları yapmaktadır. Ebu İshak ve Ma'mer gibi raviler bu zattan maksad Hızır (a.s.)dır demişlerse de , biz Hz.Mehdi (a.s.) olduğu kanaatindeyiz. Hadis-i Şerifin siyah ve sibaki bunu göstermektedir. Hadis-i Şerifin baş tarafinda deccalin merkezde gözetleme yapan silahlı askerlerinden bahsediliyor. Şu halde deccal büyük bir orduya veya hükümet kuvvetine sahip olacaktır. Kendi anlayışına karşı çıkan Mehdi'ye kuvvetini kullanarak eziyet etmekte ve tesirsiz hale getirmeye çalışmaktadır. Hadis-i şerifin ifadesine göre artık o zatın sırtı ve karnı döve döve genişletilir. Yani durmadan etrafa ilan edilip yayılmaktadır. Bu arada Mehdi'yi tesirsiz hale getirdiğini zanneden Deccal karşısında Mehdi'nin ordusu çiğ gibi gelişini görür. Artık Deccal Mehdi'yi mahkum edemiyor, bu noktayı hadis-i şerif şöyle ifade ediyor: "Ey insanlar şu muhakkak ki, artık Deccal bana yaptığı bu işi insanlardan hiçbir kimseye yapamayacaktır. Tam bu sırada o müminin boynu ile köprücük kemiği arası bir bakır levha haline gelir de, artık Deccal onu kesmeye hiçbir yol bulamaz." Su son ifadeler çok dikkate değerdir. Boyun ile köprücük kemiğine gelince, hepimiz biliriz ki, idam edilecek adamın suçları bir kağıda yazılıp boynuna asılır. Şu halde hadiste bu kısım bakır levha haline geliverir dediğine göre Deccal Mehdiye artık kılıç geçiremeyecektir (ona hiçbirşey yapamayacaktır) demektir. (Mehdilik ve Imamiye 39)

Deccal'in Mehdi'ye Eziyet Etmeye Çalışması

Ebu Said El-Hudri'nin (r.a.) rivayetinde, Resulullah (s.a.v) buyurdu ki: Deccal çıkınca, ona karşı müminlerden bir adam (Mehdi) yönelir. Derken o mümin kimseye birçok silahlılar, Deccal'in merkezlerde gözetleme yapan silahlıları karşı çıkarlar. Ve kendisine: Nereye gitmeyi kasdediyorsun? diye sorarlar. O da: Şu çıkan kimseyi (yani Deccal'e) karşı gitmeyi kasdediyorum, der. Deccal'in taraftarı ona: Sen bizim Rabbimize inanmıyor musun? derler. O zat da: Bizim Rabbimiz de hiçbir gizlilik yoktur der. Ötekiler de:
Bunu öldürün, derler. Bu söz üzerine taraftarların bir kısmı diğerlerine:
Sizin Rabbiniz, kendi izni olmadan herhangi bir kimseyi öldürmekten sizleri men etmiş değil midir? Müteakiben o zatı Deccal'in yanına götürürler:

Mehdilik ve Imamiye 37






Deccal, kendi anlayışına karşı çıkan Mehdi'yi öldürmek istemez, ona sıkıntı verir eziyet eder. Önce onu insanların gözünde karalayarak tesirsiz hale getirmeye çalışır, başarısız olduğunu görünce bu sefer onu insanlardan ayırarak uzaklaştırır, hadisin ifadesiyle firlatıp atar.

"Mehdilik ve İmamiye" yazarı izahına şöyle devam ediyor:
Ayrıca onu zindanlarına atmakla bir ateş içine attığını zanneder. Halbuki onu cennete atmıştır. Zira mümin cehennemde olsa bile gönlü cennettedir. Müslim-i Şerif'in mütercimi Mehmed Sofuoğlu buradaki cennetin dünya bahçelerinden bir bahçe olduğunu söyler. Şu halde anlaşılıyor ki, Deccal Mehdiyi ıssız yerlere sürecek ama onun sürdüğü yerler bağlık yerler olacaktır.

Mehdilik ve Imamiye 40






Hakkında Olumsuz Propaganda Yapılması

Mümin şahıs (Mehdi) Deccal'i görünce:
Ey insanlar! Resulullah'ın zikrettiği Deccal işte budur, der. Deccal hemen onunla ilgili emrini verir de, o zat karnı üzerine uzatılır ve arkasından:
Onu alın da yaralayın! der. Artık o zatın sırtı ve karnı döve döve genişletilir.
Bu sefer onu iki eli ve iki ayağı ile yakalar da firlatır atar. İnsanlar Deccal'in onu bir ateş içine attığını sanırlar. Halbuki o bir cennet içine atılmıştır.

Mehdilik ve İmamiye 40






Hadiste Mehdi'nin "sırtı ve karnından dövüle dövüle genişletilmesi" müteşabih olarak (benzetme yapılarak ) söylenmiştir. Mehdilik ve İmamiye kitabının yazarı burası için; Mehdi'nin ünü "Durmadan etrafa ilan edilip yayılmaktadır" demektedir. Fakat bunu Deccal taraftarları yapacağı için bu propagandanın Mehdi'yi kötüleme şeklinde olacağını söyleyebiliriz.

Peygamberimiz devrinde İslam düşmanları, onu kötülemek için o devrin yayın organı sayılan şairleri kullanıyordu. Şairler, panayırlarda, çarşılarda peygambere çeşitli hakaretler ediyor, ona deli, büyücü, kahin diyorlardı. Şimdi de İslam düşmanı olan Deccal yanlıları yazılı ve sözlü yayın organlarıyla Mehdi'yi kötüleyecekler, halkın nazarında itibarını sarsmaya çalışacaklardır. (Allahualem) Hadislerde Mehdi'nin başlangıç yıllarının sıkıntı ve zorluklarla dolu mücadele yılları olduğunu gördük. "Altın Çağ" olarak anlattığımız devre, Mehdi'nin halife olduğu son dönemlerine aittir. Mehdi ve müslümanlar ancak bu devrede rahata, bolluğa, huzura kavuşacaklar ve sevgiye, barışa, kardeşliğe dayalı bir hayatı bu devrede yaşayacaklardır.

İşari manada ayet meali:

93/4-5 " Şüphesiz senin için son olan, ilk olandan (ahiret dünyadan) daha hayırlıdır. Elbette Rabbin sana verecek, böylece sen hoşnut kalacaksın."






Hicreti O Kudüs'te hicret edecektir. Bu hicretten sonra Medine tahrip edilip vahşilerin sığınağı olacaktır.

(İmam Suyuti, Kıyamet Alametleri, Ölüm ve Diriliş, s.1699, sf.174)







Hilyesi

O, açık alınlı, küçük burunlu, iri gözlü, dişleri parlak ve seyrek bir kişidir. Sağ yanağında, inciyi andıran, bir yıldız gibi yüzünü aydınlatan bir işaret vardır....

(İmam Suyuti, Kıyamet Alametleri, Ölüm ve Diriliş, s.1699, sf.174)






Konuşması


Dilinde ağırlık vardır. Yavaş ve ağır konuştuğu zaman sağ elini sol dizine vurur. Kırk yaşındadır.

(İmam Suyuti, Kıyamet Alametleri, Ölüm ve Diriliş, sf.1699, sf.174)

İSRAİL-İNGİLTERE-AMERİKA VE BUNLARIN BAŞINDAKİ YAHUDİLERDİR... BİRDE KİŞİ OLARAK DECCAL ÇIKACAKTIR AMA O AŞAĞIDAKİ HADİSLERDE GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ TÜRKİYE'NİN FETHİNDEN SONRADIR !!!

Hicretten bin dört yüz (1400) sene sonraki akidlerden iki veya üç akid say; o vakit Mehdî-i Emin çıkar ve bütün dünya ile harb eder. Dalalete düşenler ve Allah’ın gadabına uğramış olanlar ve münafıklar, İsra ve Mi’raç beldesi olan Kudüs’teki “Meciddun Dağları”nda onun için toplanırlar. Bütün dünyanın ve bütün hilelerin melikesi de Mehdî’ye karşı çıkar ki onun ismi zaniyedir (Amerika). Bu melike o gün bütün dünyayı dalalet ve küfre sevkeder. Yahudiler de o gün dünyaca en yüksek makamdadırlar. Bütün Kudüs’e, mukaddes beldeye hakimdirler. Bütün dünya denizden ve havadan Mehdî’nin üzerine hücum eder. Ancak çok soğuk ve çok sıcak beldeler müstesna. Mehdî bakar ki bütün dünya çirkin hile ve planlarla aleyhinde ittifak ettiklerini görür. Fakat bilir ki Allah daha şiddetli mekr sahibidir ki, onların bütün hilelerini akim bırakır. Ve bütün kainat onun mülküdür ve ona dönecektir ve merci yalnız odur. Ve bütün dünya aslı ve fer’iyle onun bir hilkat şeceresidir. İşte bu kudrete malik olan Cenab-ı Hak, Mehdî’ye nusret için en şiddetli bir darbe ile onları vurur ve karayı, denizi ve semayı onlar üzerine yandırır. Ve Sema da onların üstüne şiddetli yağmurunu yağdırır. O gün bütün ehl-i arz küffara lanet eder. Allah da bütün küfrün zevalini irade eder”.

(Esme-l Mesalik Lieyyam-il Mehdîyy-il Meliki Li Küll-id Dünya Biemrillah-il Malik, Kelde bin Zeyd-216)

http://img85.imageshack.us/img85/650/iijj0ix2bq.gif

http://img179.imageshack.us/img179/7606/incoming18cy4cv.png

İKİNCİ KAVRAM İSE DECCALDE BİR İNSAN OLARAK ÇIKACAKTIR AMA BU DECCAL OLAYLARDAN SONRA ÇIKACAKTIR Kİ O OLAYLAR DAHA GERÇEKLEŞMEMİŞTİR... AMA YAKINDIR... !!!

Hz. Muâz İbnu Cebel radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün):
"Beytu'l-Makdis'in(MESCİD-İ AKSA) imârı Yesrib'in(MEDİNE) harabıdır. Yesrib'in harâbı melhamenin (Armegeddon savaşının) çıkmasıdır. Melhame İstanbul'un fethidir, İstanbul'un fethi Deccâl'in çıkmasıdır!" buyurdular. Sonra elini (Resûlullah), konuşmakta olduğu kimsenin (yani Hz. Muâz'ın) dizine vurdular ve:
"Bu söylediğim kesinlikle hakikattir. Tıpkı senin burada oturman hak olduğu gibi" buyurdular."
Hz. Muaz burada kendisini kasdetmektedir. (Yani Aleyhissalatu vesselam'ın konuştuğu ve dizine elini vurduğu kimse Muaz İbnu Cebel radıyallahu anh'tır.)"
Ebu Davud, Melahim 3, (4294).

Abdullah İbnu Büsr radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Melhame(ARMEGEDDON SAVAŞI) ile Medine'nin(İstanbul'un) fethi arasında altı yıl vardır. Yedinci yılda da Mesih Deccâl çıkar."
Ebu Davud, Melahim 4, (4296); İbnu Mace, Fiten 35, (4093).

"Rumlar(Hıristiyanlar), A'mak ve Dâbık (Irak) nam mahallere inmedikçek Kıyâmet kopmaz. Onlara karşı Medine'den bir ordu çıkar(AL QAİDE). Bunlar o gün arz ehlinin en hayırlılarıdır. Bu ordunun askerleri savaşmak üzere saf saf düzen alınca, Rumlar: ‘Bizden esir edilenlerle aramızdan çekilin de onları öldürelim!’ derler. Müslümanlar da: ‘Hayır! Vallahi sizinle, kardeşlerimizin arasından çekilmeyiz’ derler. Bunun üzerine (Mücahidler) onlarla harb eder. Bunlardan üçte biri inhizama uğrar.(Yağmalama Yapar) Allah ebediyen bunların tevbesini kabul etmez. Üçte biri katledilir, bunlar Allah indinde şehitlerin en faziletlileridir. Üçte biri de muzaffer olur. Bunlar ebediyen fitneye düşmezler. Bunlar İstanbul'u da fethederler. (Fetihten sonra) bunlar, kılıçlarını zeytin ağacına asmış ganimet taksim ederken, şeytan aralarında şöyle bir nidâ atar: ‘Mesih Deccal, ailelerinizde sizin yerinizi aldı!’ Bunun üzerine, çıkarlar. Ancak bu haber batıldır. Şam'a geldiklerinde (Deccal) çıkar. Bunlar savaş için hazırlık yapıp safları tanzim ederken, namaz için ikamet okunur. Derken İsa İbnu Meryem iner ve onlara gitmek ister. Allah'ın düşmanı, Hz. İsa'yı görünce, tıpkı tuzun suda erimesi gibi, erir de erir. Eğer bırakacak olsa, (kendi kendine) helak oluncaya kadar eriyecekti. Ancak Allah onu kudret eliyle öldürür; öyle ki onlara, harbesindeki kanını gösterir." (Müslim, Fiten 34, h. no: 2897)

"Bir tarafı karada bir tarafı da denizde olan bir şehir işittiniz mi?"(İstanbul) diye sordular. Oradakiler: ‘Evet!’ deyince, şöyle buyurdular: "İshakoğullarından yetmiş bin kişi bu şehre sefer tertiplemedikçe Kıyâmet kopmaz. Askerler şehre gelince konaklarlar. Ancak silahla savaşmazlar, tek bir ok dahi atmazlar. "Lailahe illallahu vallahu ekber!" derler. Bunun üzerine şehrin deniz tarafı düşer. Sonra askerleri ikinci kere, "Lailahe illallahu vallahu ekber" derler, şehrin diğer tarafı da düşer. Sonra tekrar "Lailahe illallahu vallahu ekber!" derler. Bu sefer onlara (kapılar) açılır. Oradan şehre girerler ve şehrin ganimetini toplarlar. Ganimetleri aralarında taksim ederlerken, yanlarına bir münadi gelip: "Deccal çıktı!" diye bağırır. Askerler her şeyi bırakıp geri dönerler" (Müslim, Fiten 78, h. no: 2920)

Hatip, Müttefek ve Müfterek’inde Ebu Hureyre’den tahric ettiler:
Rumlar benim soyumdan ve ismi ismime uygun bir vali (Mehdi) ye gadr ettikten sonra Amik denilen yerde sizinle savaşacaklardır. Burada müslümanların üçte biri öldürülür. Üçüncü gün ise savaş Rumlar aleyhine döner. Müslümanlar böylece savaşa devam ederler ve Konstantiniyye’yi fetheder ve oradaki malları taksim ederler. Tam bu sırada “Deccal sizin evinize girmiş ve çocuklarınızı esir almıştır” şeklinde bir ses duyacaklardır.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 73

(Mehdi) Rumlarla 3 gün savaşacak 3. gün galibiyet onun olacak. Konstantiniyye fetholana kadar savaşa devam edecektir.
El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 29
İbni Cerir tefsirinde Sudiy’den tahric etti:
Allah-u Teala’nin “Onların dünyadaki zilleti, Mehdi’nin çıkıp Konstantiniyye’yi fethetmesi ve Rumları yenmesidir.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 76


Hz. Huzeyfe'den rivayet edilmiştir:
Aranızda "Nübüvvet" Allah'ın istediği kadar sürer sonra onu kaldırmayı istediği zaman da kaldırır. Ve Allah'ın murad ettiği kadar devam eden "Şiddetli bir Meliklik" idaresi gelir. Sonra onu kaldırmayı istediği zaman kaldırır. Sonra zorba bir idare gelir. Sonra da "Nübüvvet yolu üzere bir hilafet" gelir.
Ramuz El-Ehadis, 1/257 (Ebu Davud "Tayalisi" -Ahmet b. Hanbel "Müsned"inden)

Fitneleri önlemenin kendisine zor gelmeyeceği ve öldürmenin de onu vazgeçiremeyeceği Ehli Beytime mensup birisi (Mehdi) sahip olmadan günler geceler bitmeyecektir.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 12

Amr b. Avf’dan (r.a.) rivayet edilmiştir.
Siz muhakkak Benü’l-Asfar ile savaşacaksınız. Sizden sonra gelenler de onlarla savaşacaklar. Nihayet Allah yolunda hiçbir kınayanın kınamasından korkmayan seçkin müslümanlar onlarla savaşa çıkacaklar ve tesbihler ve tekbirlerle Konstantiniyye’yi fethedecekler.
Sünen-i Ibni-i Mace, 10/359
"Yakında size Horasan tarafindan siyah bayraklılar gelecek. Kar üzerinde emekliyerek olsa da onlara iltihak ediniz. Zira onların arasında Allah'in halifesi 'Mehdi' vardır."
(Hz. Sevban r.a. / Ramuz El-Ehadis 1. Cilt, Sayfa 298, No 2)


http://img287.imageshack.us/img287/4686/1102oh0ku.gif

http://img108.imageshack.us/img108/5360/slayt56dp.jpg

Ahmet, Müslim, İbni Cüreyr ve İbni Hibban, Cabir b. Abdullah(r.a.) tahric ettiler:
Kıyamete (Deccal ile savaşa) kadar benim ümmetimden bir grub hak üzere galip olarak çarpışacaktır. Ve İsa b. Meryem gökten nüzul ettiğinde onların emiri (Mehdi) kendisine, “Gel bize namazı kıldır” der. Ancak O su ümmete Allah’ın bir ikramı olarak “Sizin biriniz, diğerlerinize emridir” cevabını verir.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 80

http://www.mucadele.com/ebumusab/goruntu/ummetindurumu2.wmv


ARMAGAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Vehhabilik Tehlikesi Artarak Devam Ediyor Murat Yazıcı Dini Bilgi ve Eğitim 10 15.05.2008 18:21
Facee Book Tehlikesi BeytullaH Muhabbet Olsun 0 11.01.2008 14:29
Vehhâbîlik Nedir? _313_ Dini Bilgi ve Eğitim 11 25.03.2007 16:51
Vehhabilik nedir? Muttaki Dini Bilgi ve Eğitim 26 21.02.2007 21:45
Vehhâbîlik Tehlikesi _313_ Dini Bilgi ve Eğitim 7 02.01.2007 23:14


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:51 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51