İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack (3) Seçenekler

  #1281
Alt 11.05.2006, 16:47
Kayıt onayı eksik

 
ARMAGAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Deccal Muhasarası ve Nefs Çok Kuvvetlidir... Allah c.c. Güven İnş... Akim Kalacaktır... Batıl Yok Olmaya MAHKUMDUR...

Dani, Seleme b. Züfer’den tahric etti:

Bir gün Huzeyfe’nin yanında Mehdi’nin çıktığı söylendi. O dedi ki: Siz eğer aranızda Hz.Muhammed’in (s.a.v.) ashabı olduğu halde o çıkarsa felah buldunuz. Muhakkak ki, O, insanların karşılaştıkları şerler sebebi ile Gaib’in (Mehdi’nin) kendilerine insanların en sevgilisi olmadıkça çıkmayacaktır.

Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 27
ARMAGAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #1282
Alt 11.05.2006, 17:15

 
@flok@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.04.2006
Mesajlar: 1.205
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Adamin Bİrİ Madde Madde Dİye Dİye KÜfÜre Gİdİyor Farkinda DeĞİl..

Oysa Burdakİ Hakİkatlerİ GÖrme Basİretİ Olsaydi Hem Bu DÜnya Hem Ahİretİ GÜzel Ve Latİf Olurdu..

DedİĞİn Gİbİ ArmaĞan Nefİs Çok Zalİm.
@flok@ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #1283
Alt 11.05.2006, 23:26
sevgiliye kavuşmak ele geçermi acaba???

 
enes82 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.03.2006
Mesajlar: 1.138
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız @flok@
Evet İstemeselerde Allah Nurunu Tamamlayacaktir İnŞ.
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم'
cok dogru kardes
hz mehdiyide görmeyi nasip eder inşALLAH yüce rabbim
__________________
imam-ı rabbani ks..Her ne varsa guzel, Allah sevgisinden baska, hepsicana zehirdir, seker bile olsaİS BUDUR BUNDAN BASKASI HİCTİR
enes82 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #1284
Alt 12.05.2006, 07:13

 
@flok@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.04.2006
Mesajlar: 1.205
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
GÖreceĞİz KardeŞ İnan GÖreceĞİz.az Kaldi Hemde Çok Az..bu MÜslÜmanlik Ne Tek Bİr Cemaatle Ne Tekbİr Mezheple Şu Şartlara KÜfrÜ MaĞlup Edemez!!takİ Allah Ve Resulunun MÜjdeledİĞİ H.z Mehdİ Ve Karasancaklilar Gelsİn..!!

Onlar 313 KİŞİdİrler..

Onlarin Demİr Gİbİ YÜreklerİ Vardir..

Onlar Öyle YİĞİttİrlerkİ,

KarŞilarinda DaĞ Dursa Ezİp GeÇecek İman Vardir

Onlar Ne Kendİlerİne Katilanlara Sevİnİrler

Nede Kendİlerİnden Ayrilanlarlara ÜzÜlÜrler..

Onlar Geceleyİn Abİd GÜzdÜz Aslandir..

Onlarin Sayisi Bedİrdekİ YİĞİtlerİn Sayisi Kadardir

YÜce Rabbİm Şeyhİmİnde 65 Sene Önce İŞaret EttİĞİ Ve ''h.z Mehdİnİn Ordusunun İÇİnde Bİzİm DervİŞlerİmİzde Olacak''buyurup MÜjdeledİĞİ
Kullarindan Eylesİn..

O'gÜn Bİat Ancak Onadir!!bİat Sahİbİne!!
@flok@ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #1285
Alt 12.05.2006, 13:16
Kayıt onayı eksik

 
ARMAGAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
HALİFELİK HUSUSUNDA KENDİSİNE BİAT OLUNACAĞI, BİATIN NEREDE OLACAĞI VE MEHDİ'NİN ZUHUR EDECEĞİ HAKKINDADIR
* İbn-i Sirin'in Hz.Ali (RA) dan rivayetine göre;
Mehdi'nin bayrağı üzerinde "Biat Allah (c.c.) adır" yazılıdır. 59
* Hz. Katade (RA)dan rivayete göre;
Resulullah (SAV) şöyle buyurmuştur: "Mehdi, Medine'den çıkacak ve Mekke'ye gelecek. İnsanlar onu, kendi aralarından (tanıyıp) ortaya çıkaracaklar ve o, istemediği halde Rükn ile Makam arasında ona biat edecekler." 60
* Hz. Huzeyfe (RA) dan Merfu olarak yapılan rivayete göre;
İnsanlar Rükn'ün yanında Mehdi'ye biat edecekler. Allah (c.c.), onun eliyle dini güçlendirecek, ona fetihler ihsan edecek ve yeryüzünde La ilahe illallah (c.c.) demeyen kimse kalmayacaktır. 61
* Ebu Nuaym'ın, Ebu Ca'ferden rivayetine göre;
Mehdi Mekke'de yatsı vakti zuhur edecektir. Belirleyici alamet olarak onun yanında Resulullah (SAV) ın bayrağı, gömleği ve kılıcı olacaktır. Yatsı namazını kılınca, yüksek sesle insanlara hitap edecek ve şöyle diyecektir:
"Ey insanlar! Allah (c.c.)ı size hatırlatırım. Sizin makamınız, Rabbimizin önündedir. O, haccı tamam eyledi. Peygamberler gönderdi. Kitaplar indirdi. Kendisine karşı hiçbir şeyi ortak koşmamanızı emretti. Ona ve Resulüne karşı itaati devam ettirmenizi, Kur'an'nın hayat verdiği şeyi sevmenizi ve yine Kur'an'ın öldürdüğü şeyi öldürmenizi, Mehdi'ye yardımcı olmanızı ve takva üzere bulunmanızı sizden istedi. Şüphe yokki, dünya (kıyamete) yaklaşmıştır. Ben sizi Allah (c.c.)a, Onun Resulüne ve Onun kitabı ile amel etmeye, batılı öldürmeye ve sünneti ihya etmeye (yaşatmağa) çağırıyorum."
Bu davet üzerine, Bedir Ashabı kadar olan üçyüzonüç kişi, daha önce ittifak etmeden hemen o anda tesadüfen ortaya çıkacaklar ve onlar, gece ibadet ile meşgul olup gündüz arslan kesilecekler. Allah (c.c.) ona (Mehdi'ye) Hicazın fethini nasip edecektir. Sonra, çoğalan ordusunu dünyanın her tarafına gönderecektir. Bir müddet dünyada kalıp zulmü ve zalimleri yok edecektir. Ülkeler onu karşılayacak ve Allah (c.c.) onun eliyle İstanbul'un fethini müyes ser kılacaktır. 62
* Hz. Ali (RA) dan rivayete göre;
Onlar Mehdi'ye biat etmek üzere geldikleri vakit Mehdi, onlara şöyle diyecek: "Siz, kendiniz için lazım olan otuz haslet üzere bana biat ederseniz, ben de size karşı davranışlarımda katı olmam. Benim de size karşı yapmam gereken sekiz önemli husus vardır."
Bunun üzerine onlar da şöyle diyecekler: "Biz onları yerine getirdik. Sen bize neyi hatırlatıyorsun ey Resulullah (SAV)in torunu!" Sonra Mehdi ile beraber Safa tepesine çıkacaklar ve Mehdi onlara şöyle hitap edecek.
Siz (cihaddan) kaçmamanız, israf etmemeniz. Zina etmemeniz, ihramlı iken canlı öldürmemeniz. Fuhuş yapmamanız ve bunların hiçbirine yaklaşmamanız halinde ben hep sizinle beraber olurum. Her şeyin hakkını verin.
Altın, gümüş, buğday ve arpa stoklamayın (biriktirmeyin). Yetim malı yemeyin. Bildiğiniz şeyin dışında yalan yere şahidlik yapmayın. Mescidleri harab etmeyin. Hiçbir müslümana dalkavukluk yapmayın, kimseyi de kötülemeyin. Sarhoşluk veren her türlü yasak şeyleri (içkileri) içmeyin. Altını, ipeği ve ipek kumaşı birbirlerine karıştırmayın. Cihaddan kaçmayı arzu etmeyin.
Haksız yere kan akıtmayın. Hiçbir kafire ve hiçbir münafığa özenmeyin. Giysilerden sert ve kaba olanı tercih edin. Cihadın hakkını vererek savaşın. Küfür etmeyin, çünkü siz pisliği sevmezsiniz, iyiliği emreder ve kötülükten de alıkoyarsınız.
İşte siz bunları yaptığınız takdirde ben de muhafızlar edinmem.
Sizin giydiğiniz gibi giyerim. Sizin hayvana bindiğiniz gibi binerim. Az bir şeye kanaat ederim. Daha önce zulüm ile doldurulmuş olan dünyayı adaletle doldururum. İbadetin hakkını vererek Allah (c.c.)a layık olduğu şekilde kulluk ederim. Ben size karşı ahdime sadık kalırım, siz de bana karşı ahdinize sadık kalırsınız."
Bunun üzerine derler ki: "Biz senden razı olduk ve bütün bu hususlarda biat ederek sana tabi olduk."
Bundan sonra Mehdi, onların herbiri ile ayrı ayrı musafaha edecektir. Allah (c.c.) ona, Horasan'ın fethini müyesser kılacaktır. Yemen halkı da ona biat edecektir. Hemedan, onun vezirleri için, Havlan ve Himyer, onun yardımcıları için, Mısır'da, onun komutanları için karargah olacaktır. Allah (c.c.) temim kabilesi ile onların sayılarını çoğaltacaktır. Kays kabilesi ile de onların gücünü artıracaktır. Bayrakları Mehdi'nin önünde olduğu halde yürüyüşe geçecektir. Ordunun baş tarafında Ukayl adında bir komutan ve arka tarafında da Haris adında bir komutan bulunacaktır. 63
* Ebu Davud Salih Bin Ebi Meryem bin el-Halil'in hadisini bir arkadaşından o da Ümmü Seleme'den rivayet etmiştir ki Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır;
"Halife öldüğü zaman ihtilaf çıkacak, Medine halkından birisi kaçarak Mekke'ye gidecek, Mekke halkında bazı kimseler onun yanına giderek o istemediği halde onu çıkaracaklar, Rükn ile makam arasında kendisine biat edecekler, yanına Şam'dan bir heyet gelecek, Mekke ile Medine arasında çölde onlarla buluşacak.
İnsanlar bu durumu görünce Şam'ın ileri gelenleri ve Irak halkını temsilcileri gelecek ve o kimseye biat edecek sonra dayıları Kelb kabilesinden olan birisi gelecek ve onlara asker gönderecek ve onlara galip gelecek umutsuzluk ise beni Kelb kabilesinin ganimetine hazır olmayanlar içindir. Malı bölecek ve insanlara peygamberlerinin sünnetiyle davranacak İslam'ı aradaki komşu diyarlara bildirecek 7 yıl kalacak sonra vefat edecek ve Müslümanlar namazını kılacaklar." 64
* Ebu Said El-Hudri (RA) dan rivayete göre;
Resulullah (SAV) şöyle buyurmuştur: "Ahir zamanda ümmetime, kendi sultanları tarafından öyle şiddetli bir bela inecektir ki, ondan daha şiddetli bir bela duyulmamıştır." 65
* Ebu Amr Ed-Dari 'Sünen'inde Muhammed b. El-Hanefiyye'den rivayet etmiştir:
"Horasan'dan bayrak (sahipleri) çıkacaktır. Sonra beyaz elbiseli başka bir gurup çıkacaktır. Onların başında, Temim kabilesinden bir adam olacak ve o, yetmiş iki aylık saltanatını Mehdi'ye devredecektir." 66
* Alimlerin anlattıklarına göre;
Mehdi, ortaya çıkışının evvelinde genç bir kimse iken Medine'de çıkan fitne sebebiyle öldürülmekten korkup gizlice Mekke'ye gidecektir. Oradan Taif'e gidecek fakat tekrar Mekke'ye dönecektir. Birtakım insanlar onu, tavaf yapılan yerde görecekler, onun, beklenen Mehdi olduğunu bazı alametlerinden anlayacaklar ve kendisine biat için ısrar edecekler.
Sonunda biatları kabul eden Mehdi mü'minlerle beraber Medine'ye doğru yönelecek. O sırada Mekke üzerine yürümekte olan Süfyani'nin ordusunu Allah (c.c.) Beyda denilen yerde helak edecektir. Sonra, Allah (c.c.) onu, şiddetli bir darlık ve sıkıntıdan sonra ganimetlere ve zenginliklere mirascı kılacaktır. Mehdi, bundan sonra mü'minlerle beraber batıya doğru yürüyecek. Nihayet İstanbul'a ulaşacaklar ve Allah (c.c.) fethi müyesser kılacaktır. Sonra, aranan hazinelerini ortaya çıkaracaktır.
Sonra Deccal ile ve Rumlarla savaşacaktır. Sonra Hz. İsa Aleyhisselam, dünyaya nuzül edince, onunla buluşacaktır. Mehdi, hiçbir müctehidin ictihadını taklit etmeyecektir. Çünkü kendisi de müctehid bir imamdır. Onun zamanında yeryüzünde emniyet ve bereket olacaktır. 67
* Hafız Ebu Abdullah Nuaym b. Hammad 'El-Fiten' adlı kitabında Süleyman b. İsa'dan şöyle rivayet etmiştir:
"Tabutu sekine" denilen kutsal sandık, Mehdi'nin eliyle Taberi'ye gölünden çıkarılacak ve Beyt-i Makdis'in kapısı üzerine konulacaktır. Yahudiler bunu görünce, çok az müstesna olmak üzere müslüman olacaklar." 68
* Ebu Amr El-Makarri'nin 'sünen'inde Hz. Huzeyfe b. El-Yeman'dan rivayetine göre, Resulullah Roma'nın fethedilmesi ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur:
"...Sonra dört tekbir getirecekler ve duvarları yıkacaktır. Nüfusun çokluğundan dolayı orası Rumiye diye isimlendirilmiştir. Orada altıyüzkişi öldürülecek. Beyt-i Makdis'in örtüsü oradan çıkarılacaktır. 'Tabut' denilen kutlu sandık da oradan çıkacaktır. O sandığın içinde sekinet, İsrailoğullarının sofrası, Tevrat levhaları, Hz. Musa'nın asası, Hz. Süleyman'ın minberi bulunacaktır..." 69
* Hafız Ebu Abdullah Nuaym b. Hammad'ın 'Fiten' kitabında Ebu Kayl'dan rivayetine göre, Resulullah Rumiye (Roma)'nin fethi esnasında doğu kapısından girilmesini tavsiye etmiş ve şöyle buyurmuştur:
"(Doğu kapısından) yedi adet kaplama sayınız. Sonuna sekizinci kaplamayı sökünüz. Çünkü, onun altında Hz. Musa'nın asası, İncil'in nüshası ve Beyt-i Makdis'in örtüsü durmaktadır." 70
Şuayb b. Salih
* Yine Nuyam b. Hammad'ın Hz. Ka'b dan rivayetine göre;
Bir adam Şam'ı ve bir adamda Mısır'ı ele geçirdikleri zaman onlara Şam ve Mısır halkının bir kısmını öldürecekler ve bir kısmını da esir edecekler. Sonra küçük siyah bayraklarla donatılmış bir ordu doğudan gelecek ve başlarında bulunan kişi Şam kralını öldürecektir. İşte o kimse, Mehdi'ye itaati teşvik eder. 71
* Yine Nuyam b. Hammad'ın Hz. Hasan (RA) dan rivayetine göre;
Rey şehrinde orta boylu esmer bir adam ortaya çıkacaktır. Kendisi Mahzumoğulları kabilesinden olup adı Şuayb b. Salih onun askerleri ilk çıkışta dörtbin kişi olacaktır. Elbiseleri beyaz, bayrakları ise siyahtır. Onun ortaya çıkışı Mehdi'nin zuhuruna çok yakın bir zamanda olacaktır. 72
* Hz. Ammar (RA)nın "Eser" de bildirdiğine göre;
Süfyani Kufe şehrine kadar ulaşacak ve Hz. Muhammed (SAV.)'nin Ehl-i Beytine yardımcı olanları öldürecektir. İşte bu sırada Mehdi zuhur edecektir. Onun bayraktarlarından biri de Şuayb b. Salih olacaktır. 73
* Yine Nuaym'ın Damra b. Hubeyb'den ve Meşayih'den rivayetine göre;
Süfyani askerlerini gönderecek Horasan ve Faris topraları başta olmak üzere doğu bölgelerini ele geçirecektir. Bunun üzerine doğu halkı onlara karşı ayaklanacak ve çeşitli bölgelerde onlarla savaşacaklar. Daha sonra Süfyani'ye karşı Temim kabilesinden köse sakallı ve Şuayb b. Salih denilen bir gence biat edecekler ve onu kendilerine başkan seçecekler. O genç kendisine biad eden beşbin kişi ile beraber yola çıkacak ordusunun önünde azimli ve kararlı bir şekilde yürüyecektir. Bu ordunun karşısına dağlar bile çıksa, onları devirmeye ve her engeli aşmaya kararlıdırlar.
Nihayet Süfyani'nin ordusu ile karşılaşacaklar ve onları yenilgiye uğratacaklar, fakat her iki taraftanda çok sayıda ölenler olacaktır. Sonuçta kesin galibiyet ise Süfyani'nin olacaktır. Şuayb b. Salih kaçacak ve gizlice Kudüs'e gelecek. Daha sonra Mehdi'nin Şam'a gelmekte olduğu haberi ona ulaşınca, gidip Mehdi'ye katılacak ve yetkilerini ona devredecek. 74
* Yine Nuaym'ın, Ebu Cafer'den rivayetine göre;
Süfyani, Kufe'yi ve Bağdat'ı elegeçirdikten sonra ordularını her tarafa gönderecektir. Bunun üzerine Maveraünnehir'den ve Horasan'dan gelen yardımcı güçler, ona tabi olacaklardır. Onların başlarında Ümeyyeoğulları'ndan bir adam bulunacaktır. Tüs şehrinde, Rey şehri çevresinde ve Tehum bölgesinde şiddetli çarpışmalar olacaktır. İşte bu sırada Horasan'dan siyah bayrak taşıyan askerler gelecektir.
Onların başlarında da Haşimoğullarından, sağ avucunun içinde 'ben' bulunan bir genç olacaktır. Allah (c.c.) onun işini kolaylaştıracaktır. Daha sonra on genç, Rey şehrine doğru yürüyüşe geçecek ve Temimoğulları'ndan Şuayb isimli bir gençle karşılaşacaktır. Daha sonra bunlar anlaşıp Mehdi ile ittifak edecekler ve ona katılacaklar.
Böylece güçlenen Mehdi komutasındaki askerler, büyük kahramanlık örnekleri sergileyeceklerdir. Sonra Sicistan'dan büyük bir ordu gelecektir. Onların başlarında da Adiyoğullarından bir adam olacaktır.
Allah (c.c.) Mehdi'nin ordusunu ve yardımcılarını başarılı kılacaktır. Rey şehrindeki çarpışmalardan sonra Medayin şehrinde de çarpışmalar olacaktır. Canlarını kurtaranlar bunları haber vereceklerdir. Bundan sonra Babil'de büyük bir katliam olacaktır. Daha sonra da Nusaybin çevresinde çarpışmalar olacaktır. 75
Ashab-ı Kehf'in Mehdi'ye getirileceği
* Ebu İshak Es-sa'lebi 'Tefsir'inde Ashab-ı Kehf hakkında diyor ki;
"Ahir zamanda Mehdi'nin zuhuru esnasında onlar, yattıkları yerden alınacaklar ve Mehdi'ye gelecekler. Mehdi, onlara selam verecek. Allah'da onların selamını kendisine bildirecektir. Sonra onlar tekrar kabirlerine dönecekler ve kıyamet gününe kadar bir daha kalkamayacaklar."
59- Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi'si "Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar"
60- A.g.e.
61- A.g.e.
62- A.g.e.
63- A.g.e.
64- Ali b. Sultan Muhammed el-Kari el-Hanefi "Risaletül Meşreb elverdi fi mezhebil Mehdi"
65- Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi'si "Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar"
66- Ukayli "En-Necmu's-sakıb fi Beyanı Enne'l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale't-Temam ve'l kamal"
67- Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi'si "Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar"
68- Ukayli "En-Necmu's-sakıb fi Beyanı Enne'l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale't-Temam ve'l kamal"
69- A.g.e.
70- A.g.e.
71- Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi'si "Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar"
72- A.g.e.
73- A.g.e.
74- A.g.e.
75- A.g.e.

http://www.beklenenmehdi.com/07d.html
ARMAGAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #1286
Alt 12.05.2006, 13:24

 
@flok@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.04.2006
Mesajlar: 1.205
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Bunlari Okumak Bİle İman Nurunun Parildamasina Yetİyor.allah Razi Olsun KardeŞİm
@flok@ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #1287
Alt 12.05.2006, 14:36
Kayıt onayı eksik

 
ARMAGAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Ahmed Mahmud Ünlü (Cübbeli Hoca)

Yüklenilen Dosya: Mehdi(as)inGelisiKimligiveSahteleri(21.09.1996)-1.mp3
Download Linki:


http://www.hemenpaylas.com/download/169005/Mehdi_as_inGelisiKimligiveSahteleri_21.09.1996_-1.mp3.html
ARMAGAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #1288
Alt 12.05.2006, 17:56

 
Üyelik tarihi: 30.03.2006
Mesajlar: 97
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Diyorlar ki zuhuru açıkça olmayacak. Bu onların zannı. Neden çünkü bu onların istediği gibi. Mehdi o değil ya zuhuru da olmaz çünkü...
2001 demişsiniz behey cahil yalancılar sizi! Niye islam aleminin haberi yok o zaman. Nice Allah dostları var niye onu tarif etmiyorlar o zaman. Behey sağır körler sizi... Nasılda davalarında inad ediyorlar...

Kimse size inanmasın yeter... Tabii ki nasibi olan Hakka uyan inanmaz ancak...

albayrak isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #1289
Alt 12.05.2006, 19:56
Kayıt onayı eksik

 
ARMAGAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
İYİ OKUYALIM İNŞ...












ARMAGAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #1290
Alt 12.05.2006, 21:02
Kayıt onayı eksik

 
ARMAGAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Kab Hazretlerinin r.a. Banet Süad Adlı Eserine Şerh Yapan Eyüp Sabri Paşa Allah c.c. Dostu değil mi ?
ARMAGAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #1291
Alt 12.05.2006, 21:54

 
_313_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 19.02.2006
Mesajlar: 2.212
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Selamun aleyküm Armagan kardesim,

"HAYRETTİN GÜMÜŞEL" hakkinda bilgi verebilir misin?

Ehli Sünnet mi, Tahsili nedir, Tarikat bagliligi, Semaili vs.

Selametle...
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
_313_ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #1292
Alt 13.05.2006, 09:14
Kayıt onayı eksik

 
ARMAGAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Ehli Sünnet Olduğu Kesin Görünüyor... Lakin Diğer başka Malumatım Yoktur kardeşim...
ARMAGAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #1293
Alt 13.05.2006, 14:32
Kayıt onayı eksik

 
ARMAGAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
ENBİYA-İ SALİFENİN KİTABLARINDAN İŞARETLER



Ahirzamandaki Deccaliyet fitnesi beşer tarihinin en büyük fitnesi olduğu için bütün peygamberler ümmetlerini Deccal ile korkutmuşlardır. Hem bu Deccal’a karşı mücadele eden mü’minleri ve başta Hz. Mehdî’nin zuhurunu ve Hz. İsa’nın (A.S.) nüzulünü haber vermişlerdir. Binaenaleyh Kur’an-ı Azimuşşan ve Resul-i Ekrem’in (A.S.M.) ihbaratı gibi Tevrat ve İncil ve sair kütüb-ü münzelede dahi bu zamanda vuku bulan ve bundan sonra vukua gelecek hadîsata işaretler mevcuddur. Yalnız Yahudi ve Nasara uleması bu kitablarda tahrifat yapmışlar ve Hz. Musa ve Hz. İsa’ya (A.S.) hakiki iman eden Müslümanlar ve ümmet-i Muhammed (A.S.M.) hakkındaki ihbaratı kendileri üzerine ta’bir etmişler. Halbuki Hz. Musa ve Hz. İsa’ya (A.S.) hakiki manada iman edenler Müslümanlardır. Yahudi ve Hıristiyanlar Hz. Musa ve Hz. İsa’ya (A.S.) iman etmiyorlar, belki onlara iftira ederek ahbar ve ruhbanlarına iman ediyorlar. Yahudi ve Hıristiyanlar mü’min değil, Hz. Musa ve Hz. İsa’ın (A.S.) düşmanları olan kafirlerdir. İşte onların bu tahrifatından dolayı Tevrat ve İncil’in verdikleri ihbarat, ancak yine Kur’an’ın ve ehâdîs-i nebeviye’nin nuru ile anlaşılabilmektedir. İşte bu makamda İncil’deki bazı işaretler gösterilecektir.



حم



İNCİL’DEKİ İŞARETLER



İncil ve zeyillerini ihtiva eden Ahd-i Cedid’in ahirinde “Vahy-i Yuhanna” bölümünde istikbalde vuku bulacak bazı hâdiselere işaret edilmektedir. Hz. İsa (A.S.) semaya çıkarıldıktan sonra havarilerinden Yuhanna’ya temessül etmiş ve ona, yedi kiliseye yedi mektub yazmasını emrettikten sonra, istikbalde vuku bulacak bazı hâdiseler ona gösterilmiştir. Bunu ifade için 1. Bab’ın 1 ilâ 3. ayetlerinde şöyle denmektedir:



“İsa Mesih'in vahyidir. Yani yakında mutlaka vuku bulacak şeyleri kendi kullarına göstermek üzere Allah’ın ona verdiği ve kendi meleği vasıtasıyla gönderip, kulu Yuhanna’ya beyan eylediği vahyidir. O dahi Allah’ın kelamına ve İsa Mesih’in şehadetine, hemen cümle gördüğü şeylere şehadet eyledi. Ne mübarektir bu nübüvvetin sözlerini okuyan ve dinleyip içinde yazılmış olan şeyleri hıfz edenler. Zira vakit yakındır”.



Burada verilen haberler Hz. İsa’nın (A.S.) ahirzamanda semadan nüzulünden evvel vuku bulan ve nüzulünün alametleri olan hâdiselerdir. Çünkü bu hâdiseler anlatıldıktan sonra 22. Bab’ın 6.- 7. ve 20.- 21. ayetlerinde şöyle yazılıdır:



“Ve (İsa) bana dedi ki; “bu sözler sadık ve haktır. Ve mukaddes peygamberlerin Allah’ı Rab, yakında mutlaka vuku bulacak şeyleri kullarına göstermek için kendi meleğini irsal eyledi. İşte tez gelirim. Ne mübarektir bu kitabın nübüvvet sözlerini hıfz eden kimse”...

...Bu şeyleri şehadet eden (yani Hz. İsa), “belî tez gelirim” diyor. Âmin. Ya İsa gel. İsa Mesih’in inayeti cümleniz ile olsun. Amin”.



İncil’in bu kısmında Hz. İsa’nın (A.S.) nüzulünün de alametleri olan istikbaldeki hâdiseler temsilî bir üslubla teşbihlerle ifade edilmiştir. Mesela bir çok yerde Hz. Mehdî’nin temsil ederek başına geçtiği ve Hz. İsa’nın (A.S.) üzerine nüzul edeceği Müslümanların şahs-ı manevîsi mukaddes bir kuzu temsiliyle ifade edilmiştir. Resul-i Ekrem’in (A.S.M.) haber verdiği Hz. Mehdî ve ona öncülük eden şarktan çıkan mücahidler, Süfyaniyet, Büyük Deccaliyet olan Birleşmiş Milletler ve onların reisleri olan Amerika ve İngiltere ve Yahudiler hakkında İncil’in bu bölümünde de hadîslerde olduğu gibi bir çok işaretler vardır. Ezcümle 17. Bab’da şöyle yazılıdır:



“Ve yedi tas tutan yedi melekten biri gelip bana hitaben:

Gel çok sular üstünde oturan ve dünya melikleri onun ile zina edip, zeminin sekenesi onun zinasının şarabıyla mest oldukları büyük fahişe aleyhinde olan hükmü sana göstereceğim” diyerek ruhta beni bir yere götürdü. Ve yedi başı ile on boynuzu olarak, üzeri küfür isimleri ile dolu kırmızı bir canavara rakib olan (binen) bir karı gördüm. O karı, erguvânî ve kırmızı hıl’at giymişti. Ve altun ve mücevherat ve incilerle donanmış olarak, elinde mekruhatla ve zinasının nâpâklikleri ile dolu bir altın kasesi olup, alnı üzerinde “Sırrı büyük Babil. Zeminin fahişelerinin ve mekruhatının anası” diye bir isim yazılı idi. Ve o karıyı mukaddeslerin kanı ile ve İsa’nın şehitlerinin kanı ile mest olmakta gördüm. Ve onu gördüğümde ziyadesiyle taaccüp ettim. Melek bana dedi ki:

“Ne için taaccüp ettin? Karının ve onu götüren yedi başlı ve on boynuzlu canavarın sırrını ben sana söyleyeceğim. Gördüğün canavar mevcut idi ve mevcut değildir. Ve Haviye’den çıkacak ve helâka gidecektir. Ve zeminin sekenesinden olup isimleri dünya kurulalıdan beri hayat kitabında yazılmış olmayan kimseler o mevcud olmuş ve mevcud değil isede yine hazır olan canavarı gördüklerinde taaccüb edeceklerdir. Hikmete vakıf olan akıl bunda lazımdır.

Yedi baş, o karının üzerinde oturduğu yedi dağdır ve yedi meliktir. Bunların beşi düşmüş ve biri mevcuddur. Ve öbürü daha gelmedi ve geldiği zaman az müddet kalması gerektir. Ve o mevcud olmuş olan ve mevcud olmayan canavar kendisi dahi sekizincidir. Ve yediden olup helake gider.

Ve gördüğün on boynuz, on melik olup daha saltanatı ele almadılar ise de canavar ile beraber bir saat kadar melikler gibi hükumeti ele alırlar. Bunların muradı bir olup kuvvet ve hükûmetlerini canavara teslim ederler. Bunlar kuzu ile muharebe edip kuzu onlara galib gelecektir. Zira o Melik-ul Mülükdur. Ve onunla beraber olanlar dahi davetli ve müntehab ve sadıktırlar”.

Ve bana dedi ki; “senin gördüğün ve fahişenin üzerlerinde oturduğu sular; kavimler ile cemaatlar ve milletler ve lisanlardır. Ve canavar üzerinde gördüğün on boynuz, fahişeye buğz edip onu perişan ve çıplak edecek. Ve onun etini yiyip, onu ateşe yakacaklardır. Zira Allah’ın sözleri itmam oluncaya kadar, Allah kalblerine koyduğu kendi muradını icra edeler. Ve muradları bir olup saltanatlarını canavara teslim eyleyeler.

Ve o gördüğün karı dünya melikleri üzerine saltanat eden o büyük şehirdir”.



Burada daha önce de zikredilen şu hadîsin aynı ifadesiyle Amerika’ya işaret edilmektedir:



و تخرج ملكة الدنيا و المكر، زانية اسمها "امريكا". تراود العالمَ يومئذ فى الضلال و الكفر

Bütün dünyanın ve bütün hilelerin melikesi de Mehdî’ye karşı çıkar ki o melikenin ismi zaniyedir (Amerika). Bu melike o gün bütün dünyayı dalalet ve küfre sevkeder.

(Esme-l Mesalik Lieyyam-il Mehdîyy-il Meliki Li Küll-id Dünya Biemrillah-il Malik, Kelde bin Zeyd-216)



Bu hadîste Amerika’nın şahsiyet-i maneviyesi zaniye bir melike olarak tasvir edildiği gibi İncil’de de aynı manada “zeminin sekenesi onun zinasının şarabıyla mest oldukları büyük fahişe” diye isimlendirilmiştir. Bunun sebebi ise şudur: Amerika kelime itibariyle müennes olduğu gibi, zaten kendisi de başında boynuzları olan ve Hürriyet Anıtı dedikleri heykelleriyle kendilerini kadın suretiyle temsil etmişlerdir. Hem Amerika bütün dünyada hürriyet ve adalet namları altında fuhşiyatı ve zulmü ve dalaleti terviç ederek hakimiyetini bunun ile idame etmektedir. “Ve o gördüğün karı dünya melikleri üzerine saltanat eden o büyük şehirdir” cümlesi “fahişe kadın” olarak tabir edilen bu şeyin, hakikatte bir devlet olduğunu sarahaten göstermektedir.

Kadının alnı üzerinde “Sırrı büyük Babil. Zeminin fahişelerinin ve mekruhatının anası” diye bir isim yazılı olması ise; yer yüzünde işlenen fuhşiyata onun sebeb olmasından dolayıdır. Kadının temsil ettiği Amerika, burada olduğu gibi diğer bazı yerlerde Babil şehri olarak da tabir edilmektedir. Bunun sebebi İncil’i tefsir eden alimlerin, İncil’in ifadelerini o zamanın en büyük şehri olan Babil’e tatbik etmeleridir. Eğer bu ifade İncil’in asıl metninden ise, Amerika’nın o zamanın Babil’i gibi zengin ve Babil’in kralı Nemrud gibi cebbar ve fuhşu teşvik eden bir hükumet olduğuna işaret etmek içindir. Fakat hahamların ve papaların iğvasıyla başta Amerika olmak üzere Hıristiyan alemi, bu ifadelerin zahirine baktığı ve bu sebeble işaret ettiği hakikatı görmediği için onun meşhur Babil şehri olduğunu zannederek Irak’ı vurmaktadır. Vurdukçada kendini, dünyayı Babil’in fesadından kurtaran bir kahraman olarak görmektedir. Aşağıda geleceği üzere Babil’in yıkılacağını haber veren İncil’in ayetlerini tahakkuk ettirdiğini düşünmektedir. Aslında dünyayı fesada veren ve fuhşa teşvik eden ve akıbette helak olacak olan hakiki Babil’in kendisi olduğunun farkında değildir.

Burada geçen, karının üzerine oturduğu yedi dağ, yedi melik; -Allahu A’lem- güçlerini Amerika’nın çıkarlarına kullanan ve G-7 namıyla bilinen yedi büyük devlete ve reislerine işaret etmektedir.

Dünya meliklerinin, bahsi geçen kadınla zina etmesi; Amerika’nın yer yüzünde işlediği eşedd-i zulme yardım edip, onun zulmüne şerik olmalarına işarettir.

Mukaddeslerden murad; şirkten, zinadan ve sair kebairden kendini koruyan hakiki mü’minlerdir.

Mukaddeslerin kanıyla mest olmak tabiri ise; Amerika’nın mukaddes Müslümanlara yaptığı zulüm ve cinayetlerle iftihar edip, zulüm üstüne zulüm işlemesidir.

Fahişenin üzerine oturduğu lisanlar ise; kendi çıkarına yönlendirdiği bütün medya olsa gerektir.

Kadının bindiği canavar ise; ileride izah edileceği üzere kendisinin riyaset ettiği ve gücünü kullandığı Birleşmiş Milletlerdir.

“Canavar mevcud idi ve mevcud değildi” cümlesinden anlaşılan odur ki; Birleşmiş Milletlerin içinde bulunan Amerika ve İngiltere gibi devletler, kaderde varsa da o zamanda henüz fiilen mütekamil devlet olmamışlardı.

On boynuzun temsil ettiği on Melik’in canavarla beraber kuzu ile harb edip, kuzunun onlara galib gelmesi; Amerika ve İngiltere’nin riyasetinde Birleşmiş Milletlerin ve diğer kafirler devletlerin dünyada yaptığı canavarca zulümler ve ellerindeki gayr-ı meşru güç karşısında Müslümanların kuzu mesabesinde olup, buna rağmen Hak Teala’nın yardımı ile onlara galib geleceklerine işarettir.

On boynuzun (on melikin), fahişeye buğz edip onu perişan ve çıplak etmeleri ve onun etini yiyip, onu ateşe yakmaları; kuvvetlerini gayr-ı meşru ve kendi çıkarına kullanan Amerika’nın, bu hilesinin farkına varan bu devletlerin, yardımını ondan geri alıp, onu kendi derdi ile başbaşa bırakıp yıkılmasını temin edeceklerine işarettir.

13. Bab’da ise bu canavarın denizden çıkacağı belirtilmiştir. Şöyle ki:



“Ve denizin kumu üzerinde durdum ve yedi başı ve on boynuzu ve boynuzları üzerinde on tacı ve başları üzerinde küfür isimleri bulunarak denizden çıkan bir canavar gördüm. Ve o gördüğüm canavar kaplana benzeyip, ayakları ayının ayakları gibi ve ağzı aslan ağzı gibiydi. Ve ejder ona kendi kuvvetini ve tahtını ve azim hükumet verdi. Ve onun başlarından birini gûyâ ölecek derecede mecruh gördüm. Ve onun mehalik yarası iyi oldu. Ve bütün zemin canavarın ardından taaccüb eyleyip, canavara hükumet veren ejdere secde kıldılar. Ve canavara dahi secde kılarak “canavara benzer kim var ve onun ile kim muharebe edebilir?” dediler. Ve ona büyük sözler ve küfür söyleyen bir ağız verilip, ona kırkiki ay istediğini yapmaya kudret verildi. Ve Allah’a karşı küfr ile yani onun ismine ve meskenine ve semada sakin olanlara küfretmek için ağzını açtı ve mukaddesler ile muharebe edip onlara galip gelmeye ona kudret verildi. Ve ona her kabile ve lisan ve millet üzerine hükumet verildi. Ve zebh olunmuş kuzunun hayat kitabında isimleri dünya kurulalıdan beri muharrer olmayarak zeminde sakin olanların cümlesi ona secde kılacaklardır. Kulağı olan işitsin. Esirliğe götüren esirliğe gider. Kılıçla katl eden kılıçla katlolunmak gerektir. Mukaddeslerin sabrı ve imanı bundadır”.



Burada canavarın denizden çıktığı ifade edilmekle İngiliz milletine işaret edilmektedir. Ve yukarıda Deccal bahsinde anlatıldığı üzere Temim-i Dari hadîsinde zikredilen Deccal’ın bir adada bulunması işaretiyle haber verilen ve Birleşmiş Milletler olan Deccaliyetin ana menbaı olan İngilizlerden, hadîsin aynı ifadesiyle bahsedilmektedir. Bu haberin İngilizlere ait olmasının sırrı şudur ki; İngilizler o zamanda medeniyette geri ve vahşi bir millet oldukları halde daha sonra gittikçe medenileşip kuvvetlendiler. Nihayet Amerika kıt’asına kadar nüfuzlarını arttırıp orada Amerika Birleşik Devletlerini kurdular. 2. Cihan harbinden sonra ise Fransa, Rusya ve Çin’le beraber Birleşmiş Milletleri kurup Amerika’yı onun başına getirdiler.

Hem bu ayetlerde İngiltere ve Amerika’ya hakimiyetlerini veren Yahudi milletinden de “Ejder” ünvanıyla bahsedilmektedir. Zaten Yahudiler de “Protokolat” namındaki kitablarında kendilerini ve dünyayı idare eden ve bir hahamın riyaset ettiği gizli hükumetlerini aynı şekilde bir ejder suretinde tasvir etmektedirler.

Sonra bu Bab’ın devamında karadan çıkan bir başka canavardan daha bahsedilmektedir. Şöyle ki:



“Ve zeminde çıkan başka bir canavar gördüm. Ve kuzu gibi iki boynuzu olup ejder gibi söyler idi. Ve evvelki canavarın huzurunda onun bütün hükumetini icra eder ve zemini ve onda sakin olanları mühlik yarası iyi olmuş olan evvelki canavara secde kıldırır idi. Ve büyük alametler icra edip, hatta adamların önünde semadan zemine ateş bile indirir idi. Ve canavarın önünde icra etmek için eline verilen alametlerle yeryüzünde sakin olanları idlal edip, yeryüzünde sakin olanlara, üzerinde kılıç yarası olup da sağ kalan canavarın suretini yapmalarını tembih eder idi. Ve ona canavarın suretine ruh vermeye kudret verildi. Ta ki canavarın sureti tekellüm ede. Ve canavarın suretine secde etmeyenleri katl ettire. Ve küçük ile büyükler ve zengin ile fakirler ve hür ile kulların cümlesine, sağ elleri yahud alınları üzerine damga kabul ettirir idi. Ve damgaya yahud canavarın ismine yahud isminin adedine malik olan kimseden, gayrinin alışveriş edememesine sebep olur idi”.



Bu canavarın kuzu gibi iki boynuzu olup ejder gibi söylemesi; Müslümanların başında olduğu halde Yahudilere hizmet eden münafık idarecilere, yani Süfyaniyete işaret etmektedir. Bu Süfyanîlerin, halklarını İngiltere ve Amerika’ya secde ettirdiklerini bildirmektedir. Hem “Ve damgaya yahud canavarın ismine yahud isminin adedine malik olan kimseden, gayrinin alışveriş edememesine sebep olur idi” cümlesiyle, Birleşmiş Milletlerin dünya ticaretini elinde tutup, yukarıda zikredilen Ebu Nadre hadîsinde bahsedildiği gibi kendilerine itaat etmeyenlere ambargo koyduklarını haber vermektedir.

İşte İncil’de bu şekilde Deccaliyet, Süfyaniyet ve Yahudiyet işarî surette haber verildiği gibi Müslümanların şahs-ı manevisinin mümessili olan Hz. Mehdî’den, şark tarafından çıkan mücahidlerden, onların Deccaliyet ve Süfyaniyetle yaptığı harblerden ve neticede Müslümanların galebesi ve kafirlerin helakinden de haber verilmektedir. Ezcümle, 16. Bab’da Allah’ın izniyle ve onun havl ve kuvvetiyle yedi meleğin küre-i Arz’a indirdiği musibetlerden bahsederken 12. – 16. ayetlerinde şöyle denmektedir:



“Ve altıncı melek kendi tasını büyük Fırat Irmağı üzerine boşalttığında onun suyu çekildi. Tâ ki şarktan olan meliklerin yolu hazırlana. Ve ejderin ağzından ve canavarın ağzından ve yalancı peygamberin ağzından, kurbağalar misüllü üç nâpâk ruhun çıktığını gördüm. Zira, bunlar alametler gösteren cin ruhları olup, zeminin ve bütün dünyanın meliklerini, herşeye kadir Allah’ın o büyük gününün muharebesine cem etmek için onların yanına giderler. [İşte hırsız gibi gelirim. Ne mübarektir uyanık durup çıplak gezmemesi ve ayıbı görünmemesi için kendi esvabını hıfz eden kimse]. Ve onları İbranice ARMECİDDUN (hermeciddun ve armagedon) denilen mahalle cem ettiler”.



Burada Fırat Irmağı’nın suyunun çekilmesi –ki bu haber aynen hadîs-i nebevîde de mevcuddur ve Fırat’ın suyunun çekilip altın bir dağ çıkaracağı ve insanların oraya toplanıp büyük bir harb olacağından bahsedilmektedir- Allahu A’lem, o çevrede barajlar yapılmasıyla ve verimli toprakları sebebiyle dünyanın gözünün orada olması ve çevresinde gayet kesretli petrol yataklarının bulunmasıyla bütün dünya devletlerinin oraya hakim olabilmek için çalıştıklarına ve bu sebeble o bölgede büyük fitneler zuhur edeceğine işarettir.

Hem burada şark tarafından gelen mücahidlere zemin hazırlandığı ve onların bütün dünya melikleri üzerine galib geleceği bildirilmektedir.

Hem bu ayetlerde Ejder’in (Yahudilerin), Canavar’ın (Amerika ve İngiltere’nin riyasetindeki Birleşmiş Milletlerin) ve “Yalancı Peygamber” ünvanıyla işaret olunan Yahudi hahamları, Hıristiyan papaları ve bir kısım zahiren Müslüman görünen sahtekar ulema-is sû’ ve meşayih-is sû'un ruh-u habis gibi oldukları ve şarktaki mücahidlerle harb etmek için bütün dünya ordularını topladıkları haber verilmektedir. Aynen zuhur etmiştir.

Yine burada, kafirlerin Hermeciddun denilen bir mahalle cem olduklarından bahsedilmektedir. Batı dillerinde “Armagedon” diye tabir edilen bu Hermeciddun, Filistin’de bir dağdır. “Her” dağ demektir. “Meciddun” ise Kudüste bulunan meşhur bir dağın adıdır. “Hermeciddun” Meciddun Dağı manasındadır. İncil bu ayetiyle, baş tarafta da zikredilen şu hadîs-i şerifi te’yid etmektedir:



فى عقود الهجرة بعد الألف و اربعمائة و اعقد اثنين او ثلاثا يخرج المهدى الامين، و يحارب كل الكون يجمعون له الضالون و المغضوب عليهم، و الذين مَرَدوا على النفاق فى بلاد الاسرا و المعراج عند جبل مجدون



Yani: “Hicretten bin dört yüz (1400) sene sonraki akidlerden iki veya üç akid say (yani hicrî 1420 ile 1430 tarihleri arasında). O vakit Mehdî-i Emin çıkar ve bütün dünya ile harb eder. Dalalete düşenler (Hıristiyanlar) ve Allah’ın gadabına uğramış olanlar (Yahudiler) ve münafıklar (Alem-i İslam’ın başındaki Süfyanîler olan cümle idareciler ve onlara fetva veren bir kısım ulema-is sû’), İsra ve Mi’raç beldesi olan Kudüs’teki “Meciddun Dağları”nda onun için toplanırlar”.

(Esme-l Mesalik Lieyyam-il Mehdîyy-il Meliki Li Küll-id Dünya Biemrillah-il Malik, Kelde bin Zeyd-216)



Hadîste olduğu gibi İncil’in bu ayeti de Meciddun Dağlarında bütün kafirlerin Müslümanlar için toplanacağını bildirmekle işaret ediyor ki; bu harb Yahudilerin Meciddun’a hakim olabilmeleri için bizzat kendileri tarafından çıkarılan bir harbdir. Yani Yahudiler Kudüs’e hakim olmakla, oradan bütün dünyaya hakim olacaklarına inanmaktadırlar. Bu sebeble, Filistin topraklarında devletlerini kurabilmek için bütün dünyayı harbe sokmakta ve kafirleri Müslümanlar üzerine hücum ettirmektedirler. Harbin ana müsebbibleri Meciddun dağlarındaki Yahudiler olduğu için ve orada devletlerini kurup yayılmak ve dünyaya hakim olmak için bu harbleri çıkardıkları sebebiyle, bu harbe “Hermeciddun Harbi” denmektedir. Yani gerek Afganistan’da gerek Çeçenistan’da olsun Alem-i İslam’daki bütün harbler Meciddun harbidir. Yoksa yalnızca Meciddun dağlarında olacak bir harb demek değildir. Yahudi ve Hıristiyanlar buna ters mana vererek kendileri tarafına çekmektedirler. Bu noktaya çok dikkat lazımdır. Çünkü mühim bir sır bu noktadan inkişaf ediyor. Feteemmel! Hem bir başka cihet de şudur ki; bu yerler enbiya-yi salife zamanından beri bir merkez olduğu ve ekser Peygamberler bu mahallerde yaşadıkları için, bazen Tevrat ve İncil’in metni, tefsir edenler tarafından içtihadla tatbik edilip, içtihadlarını Tevrat ve İncil’in metni içine idhal ederek tahrif etmişler ve ekser vukuat-ı istikbaliye bu bölgelerde vuku bulacakmış gibi anlatmışlar. Binaenaleyh hadîs-i şeriflerde olduğu gibi Tevrat ve İncil’de dahi bu ve bunun gibi verilen haberler, bahsi geçen bu yerlerde vuku bulabileceği gibi Alem-i İslam’ın herhangi bir yerinde dahi vuku bulabilir.

Hem Yahudi alimleri, bu harbde Yahudiler galib gelecekmiş gibi bu ayetlere mana vermişler. Halbuki asıl İncil’de (Haşiye) Kudsîlerin, yani şirke, kebaire ve fuhşiyata girmeyen Müslümanların galib geleceği yazılı olduğu halde Yahudiler bu tabirleri kendileri üzerine te’vil etmişlerdir. Şu anda şirke, kebaire ve fuhşiyata girmeyen kudsîlerin Yahudi ve Hıristiyanlar değil, hakiki ümmet-i Muhammed (A.S.M.) olduğunda şübhe yoktur.

Hem Yahudilerin yaptığı tahrifatın bir delili de şudur ki; bu ayetlerde yapılan medih, şarktan gelen meliklere aittir. Ve bu harbde onların galib geleceği bildirilmiştir. Halbuki şarkta olan taifeler Müslümanlardır. Yahudiler’in şarkla bir alakaları yoktur. Çünkü İncil Orta Doğu’da nazil olduğu ve Hz. İsa (A.S.) ve havarileri o bölgede yaşadıkları için ifadeleri Orta Doğu i’tibariyledir. Eğer burada medhedilen taife Yahudiler olsaydı, onlar için “şarktan olan melikler” değil, “şarka giden melikler” denmesi gerekirdi. Onların i’tikadlarının tam aksine, İncil bu harbe Hermeciddun (Armegedon) harbi demekle ve kafirlerin şarktan olan melikler için bu mahalde toplandıklarını belirtmekle, bu harbin asıl müsebbibinin ve kafir olanların ve mağlubiyete mahkum olanların bu Yahudiler olduğunu ve onlara yardım eden Hıristiyanların ve münafıkların yani cümle Süfyaniyet ve Deccaliyetin de, o şarktan gelen mücahidlere mağlub olacaklarını haber vermektedir. Aynen bunun gibi, Kur’an-ı Mu’ciz’ulbeyan’ın Yahudilere hitaben buyurduğu şu ayet;

فَإِذَا جَاء وَعْدُ الآخِرَةِ جِئْنَا بِكُمْ لَفِيفًا

“Va’d-i Âhire (haşr-i a’zam veyahut nüzul-ü İsa A.S.) vukua geldiği vakit, hepinizi bir araya toplayacağız”.

(İbn-i Abbas, İsra Suresi-104)



Bu ayet-i kerimenin cifrî ve ebcedî işaret-i gaybiyesi ve Resul-i Ekrem’in (A.S.M.) şu hadîs-i şerifinin sarahati;



لا تقوم الساعة حتى يقاتل المسلمون اليهود فيقتلهم المسلمون، حتى يَختَبِيءَ اليهودى من وراء الحجر و الشجر فيقول الحجر و الشجر: يا مسلم! يا عبد الله! هذا يهودى خلفى فتعال فاقتله، الا الغرقد فانه من شجر اليهود.



“Müslümanlar Yahudilerle harb edip, Müslümanlar onları öldürmeden kıyamet kopmaz. Müslümanlar onları öyle öldürürler ki, hatta Yahudiler taşların ve ağaçların arkalarına saklanırlar da, taşlar ve ağaçlar müslümanlara: ‘Ey Müslüman! Ey Allah’ın kulu! İşte bu Yahudi arkamdadır. Gel de onu öldür’ der. Yalnızca ‘Ğarkad’ denilen ağaç müstesna. Çünkü o Yahudilerin ağacıdır”.

(Buhari, Müslim, Tirmizi, İbni Mace, İmam Ahmed)



İşte bu ayet-i kerimenin işaret-i gaybiyesi ve Resul-i Ekrem’in (A.S.M.) şu hadîs-i şerifinin sarahati, Yahudilerin akıbet-i seyyielerini haber vermektedir.



Hem aşağıda gelen ve bu şarktaki meliklerle alakalı olan İncil’in diğer ayetleri okunduğunda gayet açık bir şekilde anlaşılacaktır ki, şarktan gelen bu melikler Müslümanlardır. O ayetlerde, şarktan çıkan bu meliklerin çok vasıflarıyla beraber bilhassa sarıklı olduklarının ifade edilmesiyle Müslüman olduklarını tasrih etmektedir. Ve İncil bu ayetleriyle, hadîs-i şerifteki

و انه يخرج ناس من المشرق يوطؤن للمهدى سلطانه



“Muhakkak doğudan bazı insanlar çıkar ki, Mehdîy-i Ahirzaman’ın hakimiyeti için zemin hazırlarlar”.

(Fetava-i Hadîsiyye, İbni Hacer-i Heytemî-37)

ihbarat-ı gaybiyesini tasdik etmektedir.

Hem Vahy-i Yuhanna’daki bu ayetler işaret ediyor ki; bu hâdiselerden sonra Hz. İsa’nın (A.S.) nüzulü yakındır ve o şarktan gelen mücahidlerin cemaatiyle beraber olaktır. Buna işareten Hz. İsa (A.S.) şöyle demektedir: “İşte hırsız gibi gelirim. Ne mübarektir uyanık durup çıplak gezmemesi ve ayıbı görünmemesi için kendi esvabını hıfz eden kimse”. Yani ben sessizce ve ansızın gelirim. Ve takva elbiselerini çıkarmayan ve çıplak olmayan, yani şirke, kebaire ve fuhşiyata girmeyen o Müslümanlarla beraber olurum. Çünkü kafirler şirke, kebaire, fuhşa ve zinaya girmiş çıplak kimselerdir. Nitekim Cenab-ı Hakk A’raf suresinde, en hayırlı elbisenin takva olduğunu beyan etmektedir.



Bunun akabinde, aynı Bab’ın 17. – 21. ayetlerinde ise, zahiren zayıf olan Müslümanlara yardım için Cenab-ı Hakk’ın kafirler üzerine semavî ve arzî musibetler indirip, Babil şehri ünvanıyla bahsedilen Amerika’nın helakinin takdir edileceğine şöyle işaret edilmektedir:



“Ve yedinci melek kendi tasını havaya boşalttığında tamam oldu diyerek semanın heykelinden tahttan bir büyük sada geldi. Ve sadalar ve gökgürültüler ve şimşekler vuku buldu. Ve şiddetçe ve azametçe zemin üzerinde insan mevcud olalıdan beri misli vuku bulmamış büyük bir zelzele olup büyük şehir üçe münşak oldu. Ve taifelerin şehirleri yıkıldı. Ve büyük Babil Allah’ın huzurunda zikr olundu. Tâ ki şiddetli gadabının şarabının kasesi ona verile. Ve her ada kaçtı. Ve dağlar bulunmaz oldular. Ve semadan adamlar üzerine bir talanet ağırlığında iri dolu yağdı. Adamlar dahi dolunun belası sebebinden Allah’a küfr ettiler. Zira onun belası gayet büyük idi”.



Bu manayı takviye ederek 6. Bab’ın 12. – 17. ayetlerinde de şu şekilde yazılıdır:



“Ve altıncı mührü açtığında gördüm ki; bir büyük zelzele olup güneş bir kıl çuval gibi siyah olarak, Ay dahi kan gibi oldu. Ve semanın yıldızları, şiddetli rüzgardan sallanan incir ağacı kendi ham incirlerini döktüğü gibi yere düştüler. Ve her dağ ve ada dahi yerlerinden hareket eyledi. Ve dünya melikleri ve büyükler ve zenginler ve binbaşılar ve kudret sahibleri ve her kul ve her hür mağaralarda ve dağların kayalarında gizlenip ve dağlara ve kayalara ‘üzerimize düşüp bizi tahtta oturanın huzurundan ve kuzunun gazabından gizleyiniz. Zira onun gazabının azim günü geldi ve kim durabilir’ derler idi”.



Yani Hz. Mehdî ve Hz. İsa (A.S.) geldiğinde, Müslümanlar zahiren zaif ve kuvvetsiz oldukları halde Allahu Teala yeri-göğü onların emrine verecek ve semadan ve arzdan kafirler üzerine azab indirecektir. Ve Müslümanlar daha evvel Deccalın istilasından dağlara ve mağaralara kaçıp oralarda yaşadıkları gibi bundan sonra da o kafirler aynı şekilde yaşayacaklar. Bu noktadan İncil’in bu ayetleri şu hadîslerin manasını göstermektedir:



"ان اصحاب الكهف يكونون اعوان المهدى"



“Ashab-ı Kehf, Mehdî-yi Ahirzamanın yardımcıları olur”.

(Mektubat-ı İmam-ı Rabbani)



Yani dünyaca meşhur mağaralar sahibi olan bir kavim, Deccal ile muharebe ederken, mağaralara sığınıp Kur’an’a ve Şeriata yardım edecekler ve Mehdî’ye zemin hazırlayacaklar.


ليفرّنّ الناس من الدجال فى الجبال قالت ام شريك يا رسول الله فاين الاعرب يومئذن؟ قال هم قليل





“İnsanlar Deccal’dan dağlara kaçacaklar. Ümmü Şerik dedi ki: Ya Resulellah, o gün arablar nerdedir? Resul-i Ekrem (S.A.V.) : ‘O gün onlar azdırlar’ dedi”.

(Et-Tac, Ali Nâsıf el-Hüseynî- c.5)



İşte Müslümanlar kafirlerin istilasından dolayı, bidayette böyle dağlarda ve mağaralarda yaşarlarken Allahu Teala kafirler üzerine sema ve arzdan musibetler indirerek Müslümanlara yardım edecektir. Şu hadîs-i şerif bunu isbat etmektedir:



و يرى المهدى ان كل الدنيا عليه بالمكر السيئ، و يرى الله اشد مكرا، ويرى ان كل الكون الله له، اليه المرجع و المصير، و كل الدنيا شجرة له ان يملكها فرعا و جذرا. فيرميهم الله باكرب رمى و يحرق عليهم الارض و البحر و السماء و تمطر السماء مطر السوء، و يلعن اهل الارض كل كفار الارض، و يأذن الله بزوال كل الكفر.



“Mehdî bakar ki bütün dünya çirkin hile ve planlarla aleyhinde ittifak ettiklerini görür. Fakat bilir ki Allah daha şiddetli m