|
O Bir Kalfat'lı
Üyelik tarihi: 22.05.2005
Teşekkür etti: 16
8 Teşekkür 6 Mesaja aldı
|
Müslümanlar için fikih ilminin lüzumu
Müslümanlar için fikih ilminin lüzumu
Müslümanlarin bilmeleri, ögrenmeleri gereken ilimlere “Ulum-i Islamiyye (Islâmi Ilimler)” denir. Islâmi ilimler, “Akli” ve “Nakli” ilimler olmak üzere ikiye ayrilir. “Nakli ilimler”, alelade insanlarin akillarinin üstünde olup bunlar Tefsir, Hadis, Kelam (Akaid), Fikih, bunlarin Usul’leri ve Tasavvuf gibi ilimlerdir. Bunlara “Din Bilgileri” de denir. Bunlardan Akaid, Fikih ve Tasavvuf (Ahlak) ilimlerini, ihtiyaç miktarinca ögrenmenin, kadin ve erkek, akilli ve balig her müslümana farz-i ayin, digerlerini ögrenmenin ise farz-i kifaye oldugu, Islam alimlerince ifade edilmektedir. “Akli ilimler”, akil ile incelenerek, tecrübe edilerek elde edilen ilimler olup, nakli ilimlerin anlasilmasina ve tatbik edilmesine yardimcidirlar. Bu bakimdan bunlarin da ögrenilmesinin farz-i kifaye oldugu belirtilmektedir. “Fen Bilgileri” de denilen bu ilimler, matematik, mantik ve diger tecrübi ilimlerdir...
Ilk insandan beri...
Dünyaya gönderilen ilk insan ve ayni zamanda ilk peygamber olan Hazret-i Âdem’den îtibâren bütün ilâhî (semavi) dinler, iman ve ibadetlerin yani sira, toplumun sosyal hayâtini düzenleyen kaideleri de bildirmistir. Her asirda gönderilen peygambere, o asirda yasayan insanlarin ihtiyaçlarini içine alan hükümler bildirilmis ve o peygamberler de bunlari teblig edip, tatbikatini yapmislardir. Ne var ki, bu hükümler zamanla insanlar tarafindan degistirilmis, ilâhî olmaktan çikip beserî kurallar haline dönüsmüstür. Zamânimiza kadar sadece ismini muhâfaza eden Tevrat, Zebur veIncîl ismindeki ilâhî kitaplar da, tahrif edilmekten, degistirilmekten kurtulamamistir. Bu kitaplarda bildirilen simdiki hükümler, din hüviyeti adi altinda belli zümrelerin fikirlerini, düsüncelerini yansitmaktadir. Dolayisiyle, zamânimizda bunlarin bildirdigi hukuk kurallarina, ilâhî hukuk gözüyle bakmak yanlis olur.
Ilâhi dinlerin sonuncusu...
Ilâhî dinlerin sonuncusu olan Islâmiyetin mukaddes kitabi Kur’ân-i kerîmin bildirdigi hükümler, kurallar, hiç degismeden zamânimiza kadar ulasmistir. Kiyâmete kadar, her asirdaki insanlarin ihtiyaçlarini karsilamaya devam edecektir.
Islâm Hukûku diye anilan hukuk sistemi, bütün beserî hukuk sistemlerinden ayri bir yapiya sâhiptir. Kaynagi ilâhî olup, insanlarin düsüncelerinden dogmamistir; tamâmen dînî hükümlere dayanmaktadir. Bu hükümler, biraz sonra bahsedecegimiz gibi, Kur’ân-i kerîmden, hadîs-i serîflerden, icmâdan ve yüksek din âlimlerinin ictihâdlarindan çikmistir. Bunlar, her zaman ve her yerde geçerlidir ve bir degisiklik olmaz.. Kur’ân-i kerîm’in bildirdigi ilâhî hükümler, Hazret-i Muhammed’in (aleyhisselam) hadisleri, sözleriyle açiklanmis, Islâm hukûku ismi ile kitaplara geçmis, müslümanlar tarafindan günümüze kadar ögrenilip uygulamaya konmustur.
Ibâdet, Allah’in hakkidir...
Kur’ân-i kerîmin bildirdigi hükümlerin bir kismi, Allahü teâlânin haklarini, diger kismi ise, insanlarin haklarini bildirmekte ve bunlarin muhâfazasini saglamaktadir. Imân etmek ve ibâdet vazifelerini yerine getirmek Allah’in hakkidir. Insanlarin cemiyet hayatinda, daha çok günlük hayati ilgilendiren muâmelelerinde, âilenin kurulmasi ve sona ermesini saglayan sözlesmelerde, tek tarafli tasarruflarda ve Islâm dîninin suç olarak bildirdigi fiilleri isleyenlerin cezâlandirilmasinda sahislarin haklari düzenlenmis olup, her biri hakkinda ayri ayri hükümler konmustur.
Iste Islâm hukûkunun içine giren bütün bu konulari düzenleyen ve ögreten ilme “Fikih ilmi” denir. Fikih ilmini ilk olarak sistemlestiren Imâm-i A’zam Ebû Hanîfe’dir. Onun talebeleri ve diger müctehid alimler daha da gelistirmislerdir.
Netice olarak söylemek gerekirse, Ilâhî dinlerin, dolayisiyle Ilâhî hukûkun en son halkasi ve bu hukûkun zamânimiza kadar hiç degismeden hayâtiyetini devâm ettiren tek temsilcisi olan Islâm Hukuku, dört ana kaynaga dayanmaktadir:
Dört ana kaynak...
1. Kur’ân-i Kerîm: Islamin temel hükümlerini veciz olarak ihtiva etmektedir. Bunun için müctehid olmayanlar Kur’ân-i kerîmi anlayamazlar.
2. Hadîs-i Serîfler: Peygamberimiz Hazret-i Muhammed’in sözleridir. Hadisler, Kur’ân-i kerîmi açiklar. Hadisleri de, ancak ihtisasi olan âlimler anlayabilirler.
3. Icmâ: Ictihad derecesine yükselmis müctehid âlimlerin, dini bir konudaki sözbirligidir.
4. Kiyâs: Müctehid âlimlerin, hükmü bildirilmeyen bir meseleyi, benzerlerini bularak, hükmü bilinen önceki bir meseleye göre netîcelendirmeleridir.
Bunlara ilâveten Islâm hukûkunda, Islâm dîninin temel esâslarina muhâlif olmayan örf ve âdetler de kaynak olarak alinmistir. Islâm hukûku, bildirilen bu kaynaklarla, insanlarin meselelerini çözmektedir. Islam âlimleri, toplumun her kesimindeki insanlarin anlayacagi sekilde fikih, ilmihâl kitaplari yazarak bu hükümlerin, kurallarin anlasilmasini ve uygulanmasini saglarlar.
|