![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.178
Teşekkür etti: 13
50 Teşekkür 36 Mesaja aldı
|
bu adama İtibar eden...Ka'ale alan...Muhatab Olan'da aynı Hükmün içerisine girmiştir... Çünkü Küfre Rıza Küfür'dür... | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
| Kayıt onayı eksik ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
| Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla AL-İ-İMRAN 179. Allah, müminleri (şu) bulunduğunuz durumda bırakacak değildir; sonunda murdarı temizden ayıracaktır. Bununla beraber Allah, size gaybı da bildirecek değildir. Fakat Allah, elçilerinden(Resulleri) dilediğini ayırdeder. O halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder, takvâ sahibi olursanız sizin için de çok büyük bir ecir vardır. |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.178
Teşekkür etti: 13
50 Teşekkür 36 Mesaja aldı
|
![]() | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
![]() ![]() Üyelik tarihi: 30.11.2005
Mesajlar: 182
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
|
Yazık..Taze beyinleri böyle şeylerle meşgul edip, şaşırtıyorlar işte. Hakiki müminlerin esas savaşı bu gibilerle olmalı. kendi aramızda bölünmek yerine birleşip,tazecik gençlerimize doğru yolu göstermek Allah'ın izniyle, böylelerine de hidayet temenni etmek, olmuyorsa beyin yıkamalarına müsaade etmeyip başlarını ezmek gerekir. kendi aramızdaki tefrikalardan vakit bulabilirsek tabii... Teşekkür ederim.
__________________ ____ _____ _____ Sor ! Düşün ! Sus ! | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.178
Teşekkür etti: 13
50 Teşekkür 36 Mesaja aldı
|
Dilediğine verir demiyor...Dilediği bir Kısım Peygamberlere diyor... Ayet'i Kerimeyi iyi anla Müslüman... | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.275
Teşekkür etti: 129
70 Teşekkür 57 Mesaja aldı
|
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
![]() ![]() Üyelik tarihi: 09.10.2003
Mesajlar: 69
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| arkadasin sorusuna cevap degil..... yalniz diger arkadaslara bir ek bilgi.... Dilegi peygambere veriyor.. diledigi kulada veriyor..Hz suleymanin hizmetcisi guzel bir ørnek..kendisinin bøyle bir ilmi kendiliginden øgrenmesi imkansizdir.. gaybden bir ilim almak, gaybin hepsini bilmek anlamina gelmez..ledunni ilmi vardir.. bu Allah'u Tealanin diledigi kulunun kalbine indirdigi bir ilimdir.. vesselam
__________________ Bir seyin baska bir seye sirayet ve nüfuzu, sirayet ve nüfuz eden seyin, kendisine sirayet ve nufuz edilen sey ile perdelenmesidir.. |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.287
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
| "“Allah’ın bir insanla konuşması mümkün değildir. Ancak; Vahiy yoluyla, Veya perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. O, yücedir, hikmet sahibidir.” (Şûrâ: 51) Vahiy malumdur, peygamberlere verilen ilâhî kelimelerdir. Muhtelif şekilleri vardır. Perde arkasından ise; Allah-u Teâlâ dilediği kulunun kalbine, dilediği zaman perde arkasından nurunu akıtır, bütün hakikatleri bildirir. Dilediğine harfsiz hurufatsız ilham eder. Çok ince bir sır: Görünüşte o konuşuyor, fakat Allah-u Teâlâ’nın onu konuşturduğunu kimse bilmiyor. " Kaynak: TASAVVUF'UN ASLI HAKİKAT VE MARİFETULLAH İNCİLERİ -Ömer Öngüt kitabından alıntı Konu egzotic1 tarafından (21.12.2005 Saat 08:43 ) değiştirilmiştir.. |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.287
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
| " Ölçüler: Mukallidle mükemmeli ayırt etmek için ölçüler vardır. Şöyle ki: * O yaptıkları işte maksat, menfaat, gaye varsa; o yol, yol değildir. Allah yolunda yalnız rızâ vardır. Maksat, menfaat olmadığı gibi, rütbe ve makam da yoktur. * Lokması helâl mi? Çalışıp mı yiyor, el sırtından mı geçiniyor? * O toplulukta riyâ hâli mi var, ihlâs hâli mi galip? Eğer ihlâs varsa rahmet melekleri o meclisin üzerindedir, rahmet-i ilâhî’yi saçarlar. Riyâkârlık varsa şeytanlar mevcuttur. * İçindekiler kendini mi methediyor, yoksa kendi âcizliğini mi ortaya koyuyor? Bu ölçülere hep dikkat etmek gerekmektedir. * Daha doğrusu “Kâl”, “Hâl”, “Fiil” ahkâma uygun olacak. Eğer birisi noksan olursa, Kur’an-ı kerim’den zerre kadar ayrılırsa; o yol, yol değildir. O yol hemen o yetmişiki yolun içerisine girer ve kaybolur. Yâni gökte uçtuğunu dahi görseniz, ahkâmdan bir lâhza ayrıldığını gördüğünüz zaman, kim olursa olsun, olduğu yerde bırakın. İsim bahis mevzuu değildir. Bugün sahanın çoğunu onlar istilâ etmişlerdir, ortalığı kasıp kavuruyorlar. " Kaynak: TASAVVUF'UN ASLI HAKİKAT VE MARİFETULLAH İNCİLERİ -Ömer Öngüt kitabından alıntı NOT: Mukallidle mükemmeli ayırt etmek demek sahte şeyh ile hakikisini ayırt etmek anlamına gelmektedir. |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.178
Teşekkür etti: 13
50 Teşekkür 36 Mesaja aldı
| "Göklerde ve yerde Allah'tan başka kimse gaybı bilemez" (en-Neml, 27/65). "Gayb, Allah'ındır" (Yunus,10/20). "Gaybın anahtarları O'nun yanındadır, onları Allah'tan başkası bilmez" (el-En'âm, 6/59). Ayrıca Hz. Peygamber'e de, "Ben size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Gaybı da bilmem" (el-En'âm, 6/50) Kur'an, gaybın Allah'tan başka hiç kimse tarafından bilinemeyeceğini belirtmekle birlikte peygamberleri ayrı tutar: "Allah sizi gaybe muttali kılacak değildir; ancak Allah rasûllerinden dilediğini seçer" (Âl-i İmrân, 3/179). "Gaybı bilen O'dur. Gizli bilgisini kimseye göstermez; ancak razı olduğu. resule gösterir" (el-Cin, 72/26-27). |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.287
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
|
Şura :51 de ayetlerden biri dikkatini çekerim. | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.287
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
| Selam arkadaşlar GAYBI BİLEBİLME konusunda size bir yazı gönderiyorum. Çok hoş ama uzun olmasından dolayı çok kısaltma yaptım. Arzu eden http://www.hakikat.com/dergi/118/bsyz11804.html adresinden tamamını okuyabilir. İlk olarak İmam Gazali Hzleri ile bir arkadaşının kısa sohbeti yer alıyor. Sonra mübareğin açıklaması ... İmam-ı Gazâlî ve Ledün İlmi: Ledün ilmini “İlham nurunun kâmil insan ruhuna bir sirayeti” olarak tarif eden İmâm-ı Gazâlî -rahmetullahi aleyh- Hazretleri “Er-risâletü’l-ledüniyye” adlı risalesinin giriş bölümünde şöyle buyurmaktadır: “... Ey okuyucum! Arkadaşlarımızdan biri, bir âlimin, güzide mutasavvıfların dayandığı Gayb ve Ledün ilmini inkâr ettiğini anlattı. Bu Gayb ve Ledün ilmi ki, tasavvuf ehli ona bağlanır ve onun öğrenme ile elde edilen ilimlerden daha kuvvetli ve sağlam olduğunu söyler. Yine bu arkadaşım bana bu Ledün ilmini inkâr edenin şöyle dediğini anlattı: ‘Mutasavvıfların ledün ilmini benim aklım almıyor. Zannetmiyorum ki, bu dünyada hiçbir kimse tahsil etmeden, düşünerek, hayaline dayanarak gerçek ilimden bahsedebilsin.’ Ona dedim ki: ‘Bu adam tahsil yollarını anlamamış, insan ruhunun ne olduğunu ve özelliklerini, gayb ve melekût ilimlerini nasıl alabildiğini bilememiştir.’ ... ‘... Bana öyle geliyor ki ilmi, yalnız fıkıh, kelâm ve halka hitabeden tefsirden ibaret sayan bu adam, ilimlerin bölümlerini, tafsilâtını, derecelerini, hakikatlarını bilmiyor, görünen ve görünmeyen yönlerinden de habersizdir. Cahilin bilmediği şeyi inkâr etmesi âdettendir. Bu iddia sahibi de hakikat şerbetinin zevkini tatmamış ve Ledün ilmine vâkıf olamamıştır. Öyleyse bunu nasıl kabul etsin! Ben, zaten onun bilmediği şeyi taklid veya tahmin suretiyle kabul etmesine rızâ gösteremem.’ Dostum dedi ki: ‘Ben sizin, ilimlerin derecelerini anlatmanızı, sahip olduğunuzu iddia ettiğiniz bu Ledün ilminin gerçekliğini ortaya koymanızı, bu ilmi kendinize göre ele almanızı ve ispat etmenizi istiyorum. ’ ... İmâm-ı Gazâlî -rahmetullahi aleyh- Hazretleri adı geçen risalesinde “Ledün ilmi” hakkında gerekli açıklamaları yaptıktan sonra özet olarak şöyle buyurur: “İlâhî öğretim de iki kısma ayrılır: 1. Vahiy gönderme 2. İlham İlham; Küllî ruhun, berraklığına, kabiliyetine ve istidadına bağlı olarak insan ruhunun uyanmasıdır. İlham, vahyin basit bir şeklidir. Çünkü vahiy gaybı açık olarak bildirmesidir, ilham ise gaibteki şeye bir işarettir. Vahiyden hâsıl olan ilme Nebevî ilim, ilhamdan hâsıl olan ilme ise İlm-i Ledün denir. Ledün ilmi, Yaradan ile ruh arasında bir vasıta olmaksızın hâsıl olur. Bu gayb lâmbasından gelerek, hoş ve lâtif bir kalbe düşen ışık gibidir. Ledün ilmi derecesine ulaşanlar çok tahsilden ve öğrenme yorgunluğundan uzak olurlar. Az öğrenir çok bilirler. Az yorulup çok istirahat ederler. Bilmiş ol ki, vahiy kesildi, peygamberlik kapısı kapandı. Hakikat ortaya konduktan ve din tamam olduktan sonra peygamber gönderilmesine insanların ihtiyacı kalmadı. Fakat ilham kapısı kapanmamıştır, küllî ruhun nurundan ümit kesilmemiştir.” • İhyâ-u ulûm’id-din adlı eserinde ise şöyle buyururlar: “Sakın anlamıyorum diye bu ilmi inkâra kalkışma. Aklî ilimleri kavradığını zannederek çizmeden yukarı çıkan âlimlerin helâk noktası burasıdır. Allah dostlarının bu hallerini inkâr eden bir ilimden, cehâlet çok daha iyidir. Kaynak bir olduğu için, velîleri ve kerâmetlerini inkâr, peygamberleri ve mucizeleri inkâr demektir. Peygamberleri inkâr ise tamamen dinden çıkmaktır.” Kaynak : http://www.hakikat.com/dergi/118/bsyz11804.html |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.178
Teşekkür etti: 13
50 Teşekkür 36 Mesaja aldı
|
Velileri ve Kerametlerini inkar...ile birlikte... bu İnkar'ın Peygamberleri ve Mücizelerinide İnkar olduğunu belirten biryazıyı alıntı yapıp eklemenizi kavramış değilim... Ne Veliyi...Ne Karametini.... Ne Peygamberi...Ne'de Mucizeyi...İnkar eden yok...Olamaz zaten.... Sadece Gayb'ı Allah'tan başka Kimsenin bilemeyeceğine İnanan ve Bu İnandıklarını Kur'an ile Sabit'leyen Müslümanlar var... Gaybı Bilmek İlim ile Olmaz...Allah'ın Dilemesi ile olur... Allah Dilemedikten sonra...biz Ne dileyebiliriz?? | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.287
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
| Selam HayalEt, Sanıyorum dikkatle okumamışsın. “Sakın anlamıyorum diye bu ilmi inkâra kalkışma. ... Allah dostlarının bu hallerini inkâr eden bir ilimden, ...” Şimdi burada velileri ve karmetleri inkar edemeyeceğimizi öğrendiğimiz gibi aynı zamanda dikkat edececğimiz yer " o ilmi " inkar edemeyeceğimiz. O ilim neydi? Ledün ilmi. Peki mübarek LEdün ilmini özetlerken ne demişti? İlhamdan hasıl olan ilim Ledün ilmi demişti. İlham ise gaibdeki şeye işaretti... " İlham; Küllî ruhun, berraklığına, kabiliyetine ve istidadına bağlı olarak insan ruhunun uyanmasıdır. İlham, vahyin basit bir şeklidir. Çünkü vahiy gaybı açık olarak bildirmesidir, ilham ise gaibteki şeye bir işarettir. Vahiyden hâsıl olan ilme Nebevî ilim, ilhamdan hâsıl olan ilme ise İlm-i Ledün denir. Ledün ilmi, Yaradan ile ruh arasında bir vasıta olmaksızın hâsıl olur. Bu gayb lâmbasından gelerek, hoş ve lâtif bir kalbe düşen ışık gibidir. " Umarım anlatabilmişimdir. Alakası bu işte. Bu beyan, her ne kadar senin anladığın şeylerin ispatı olabilecek olsa da ledün ilminin, ilhamın ve de gaybden işaret alınabileceğinin ispatı olarak da kullanılacağı doğaldır. |
| | |
![]() |
| Lesezeichen |
| Seçenekler | Arama |
|
|