İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #81
Alt 23.01.2006, 14:47
 
İMKENEGİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2006
Mesajlar: 933
Teşekkür etti: 53
28 Teşekkür 18 Mesaja aldı
...

Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız İMKENEGİ
İbni Kayyım da muhabbeti celbeden sebepleri -kısaca-şöyle anlatır:

Birincisi: Manalarını ve ne murad edildiğini tedebbür ve teemmül ederek (hakkıyla düşünerek) Kur'an okumak.

"İkincisi: Farzlardan sonra Allah-u Tealâ'ya, nafilelerle yaklaşmak. (...)

"Üçüncüsü: Her hal-ü kârda Allah-u Tealâ'yı lisan, kalp, amel ve hal ile zikre devam etmek. Zira kişinin muhabbetten nasibi, bu zikirden nasibi kadardır.

"Dördüncüsü: Heva ve heveslerin galebesi esnasında Allah-u Tealâ'nın sevdiği şeyleri, kendi sevdiklerine tercih etmen ve onlara yönelmendir. (...)

"Beşincisi: Kalbin, Allah-u Tealâ'nın isimlerini ve sıfatlarını mütâlâa ve müşahede etmesi, onları bilmesi. (...)

"Altıncısı: Allah-u Tealâ'nın kulları üzerindeki zahirî ve batınî ihsan, in'am ve iyiliklerini müşahede etmek. (...)

"Yedincisi: (Bu, en acaib olanıdır.) Kalbin, Allah-u Tealâ'nın huzurunda bütünüyle inkisar (kırıklık) halinde olmasıdır. (...)

"Sekizincisi: İlahî hikmetlerin (kalbe) inmesi esnasında, O'na münâcât etmek ve Kur'an okumak için halvete girmek, O'nun huzurunda kalb ile hazır bulunmak ve kulluğun gerektirdiği edeple edeplenmek, sonra da bunu, tevbe ve istiğfar ile bitirmek.

"Dokuzuncusu: Muhiblerle ve sadıklarla beraber olman, onların meclislerinde bulunman; olgun meyveleri toplar gibi onların sözlerinin meyvelerinin en güzellerini devşirmendir. (...)

"Onuncusu: Allah-u Tealâ ile kalp arasına giren her türlü sebepten uzaklaşmak.


"Bu on sebep sayesinde muhibler, muhabbet makamlarına vasıl olurlar ve Habib'in (sevgilinin) huzuruna girerler. Bütün bunların özü iki noktada toplanır: Ruhun bu işe hazır olması ve basiret gözünün açılması."

(İbni Kayyım, Medâricu's-Sâlikîn, 3/18-19)
İMKENEGİ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #82
Alt 23.01.2006, 14:48
 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 225
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
hem bu sozerle rabıta nerde anlamdım
neyse ....
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #83
Alt 23.01.2006, 15:28
 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.287
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Râbıta Nedir?

Râbıta kelimesi lügatte “İki şeyin birbirine bağlanması” demektir. Tasavvuf dilinde ise, mürşid ile mürid arasındaki ilâhî feyzin akışını sağlayan mânevi bir bağdır. Bu bağ, Kur’an-ı kerim ve Hadis-i şerif’lerde bazen açık, bazen de zımnen işâret edilmiştir.

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde:

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve sâdıklarla beraber olun.” buyuruyor. (Tevbe: 119)

“Sâdıkîn”den murad “Mürşidûn” olduğu “Bahr-ül Hakâyık” tefsirinde beyan buyurulmuştur.

Allah-u Teâlâ ehl-i imânı bu Âyet-i kerime ile sorumlu kılmış, vâris-i enbiya olan bir Mürşid-i kâmil’in maiyyetinde bulunmalarını emir ve vâcip eylemiştir.

Allah-u Teâlâ’nın “Teklif-i mâlâ yutak” buyurmayacağı, yani kuluna güç getiremeyeceği şeyi teklif etmeyeceğini bildiğimiz halde; sâdıklarla beraber olmayı emredince, her zaman için sâdıkları bulundurmayı hem de bildirmeyi temin etmiş demektir.


Mürşidle beraberliğin bir kısmı cismâni olduğu gibi, bir kısmı da ruhânîdir ki, bunu Râbıta ile izah edebiliriz. Râbıtan’ın azlık ve çokluğu, yani zayıflık ve kuvvetliliği muhabbetin azlık ve çokluğuna tâbi bulunacağından, muhabbet arttıkça Râbıtan’ın kuvveti de artar.

Bir Âyet-i kerime’sinde de şöyle buyuruyor:

“İyilik ve takvâ üzerinde yardımlaşın.”
(Mâide: 2)

Kişi için her ne kadar maddî yardım gerekli ise de, mühim olan mânevî yardımlaşmadır. Zirâ birincisi fânî, ikincisi ise bâkîdir, devamlıdır

Bir Mürşid-i kâmil’in, Rabbi tarafından gönül deryasına akıtılan ilâhî feyzi; müridin kurumuş gönül bahçesine akıtıp, orada iman ağacının yeşermesine, dal-budak salmasına ve ibadet meyvelerini verip ebedî saâdete ulaşmasına vesile olmasından daha güzel bir yardım mı olur?

Râbıta, işte bu emr-i ilâhî’nin gereği bir yardımlaşmadır.

Diğer bir Âyet-i kerime’sinde de buyuruyor ki:

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve O’na yaklaşmaya vesile arayın.” (Mâide: 35)

Dikkat edilirse bu Âyet-i kerime’de takvânın yanında kurtuluş için bir de vesile şartı getirilmiştir. Bahsedilen vesileyi ulema, Mürşid-i kâmil olarak tefsir etmişlerdir. Çünkü Mürşid-i kâmil, devrinde Peygamber vârisidir. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimize uymayanların kurtuluşu mümkün olmayacağı gibi, vârisine uymayanların da kurtuluşu zordur.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde:

Allah’ın öyle velî kulları vardır ki, onların gönülleri ilâhî râhmet deryâlarıdır.” buyurmuştur.

Bu Hadîs-i şerif’ten şu mânâ çıkıyor ki;

“Velî kulların gönüllerinde deryâlar halinde bulunan ilâhî rahmetten, mânevi bir yol bularak kendi kalbinize akıtınız.


Bu mânevî feyz ve rahmetin akışı Râbıta’dır.

Abdullah bin Mes’ud -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır:

“İnsanlar içinde öyleleri vardır ki, Allah’ı hatırlamanın anahtarıdır. Onlar görüldüklerinde Allah zikrolunur
.” (Câmiüs-sağîr: 2466)



kaynak: http://www.hakikat.com/anayay.html
egzotic1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #84
Alt 23.01.2006, 15:32
 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.287
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Şeyh Es’ad Efendi -kuddise sırruh- Hazretleri buyurur ki:

“Tarikat-ı âliye’de feyz alma ve ilerleme yalnız zikir ve evradın çokluğuna bağlı olmayıp, ihlâs-ı kalbiyye ve samimi muhabbetin de büyük tesiri bulunduğu erbâbına malum ve âşikârdır. Meşâyih-ı kiram’dan bazısı: ‘Şeyhin bir nazarı kırk çileden daha evlâdır.’ sözüne ilâveten, feyze nail olmak için Mürşid-i kâmil’in nurlu nazarlarını da feyz ve terakkî vesilesi kabul etmişlerdir.” (30. Mektup)

Bilindiği gibi, Râbıta’dan maksat feyz almaktır. Gerçek feyz kaynağı ise Cenâb-ı Hakk’tan başkası olmadığı şüphesizdir. Şu kadar var ki, Allah’ın Habib’i Muhammed Mustafa -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazretleri dahi Cenâb-ı Hakk’ın zât ve sıfâtının tecellî mahalli ve mazharı bulunduğundan, Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-den feyz almak, Cenâb-ı Hakk’tan feyz almak demektir.

‘Allah’ın ve Resulullah’ın ahlâkı ile ahlâklanınız.’

Şeklindeki peygamber emrine uyarak beşerî sıfatlardan çıkıp, arzulanan güzel ahlâk ile ahlâklananlar, yani tam bir fenâ duygusu ile Fenâfirresul ve daha doğrusu Fenâfillâh’ın üstün şerefine nâil bulunanların da râbıtası:

‘O’na yaklaşmaya yol arayın.’
(Mâide: 35)

Âyet-i kerime’siyle bütün müminlere emir ve ferman buyurulmuştur. (13. Mektup)

kaynak: http://www.hakikat.com/anayay.html
egzotic1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Tasavvuf nedir? itimat Bilinmesi gerekenler 4 24.03.2008 21:13
Tasavvuf Nedir..... yeşil Dini Bilgi ve Eğitim 7 16.08.2006 10:44
Tasavvuf nedir? Yazısını yazan kardeşimize kaynak ile yanıt. ledunn Dini Bilgi ve Eğitim 17 10.09.2005 20:58
Tasavvuf Nedir? dostme Dini Bilgi ve Eğitim 2 30.07.2005 21:04
Tasavvuf nedir? tarik167 Dini Bilgi ve Eğitim 0 17.09.2004 17:59


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:17 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git