İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #41
Alt 23.01.2006, 14:27

 
İMKENEGİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2006
Mesajlar: 1.208
Teşekkür etti: 189
117 Teşekkür 83 Mesaja aldı
İbni Kayyım da muhabbeti celbeden sebepleri -kısaca-şöyle anlatır:

Birincisi: Manalarını ve ne murad edildiğini tedebbür ve teemmül ederek (hakkıyla düşünerek) Kur'an okumak.

"İkincisi: Farzlardan sonra Allah-u Tealâ'ya, nafilelerle yaklaşmak. (...)

"Üçüncüsü: Her hal-ü kârda Allah-u Tealâ'yı lisan, kalp, amel ve hal ile zikre devam etmek. Zira kişinin muhabbetten nasibi, bu zikirden nasibi kadardır.

"Dördüncüsü: Heva ve heveslerin galebesi esnasında Allah-u Tealâ'nın sevdiği şeyleri, kendi sevdiklerine tercih etmen ve onlara yönelmendir. (...)

"Beşincisi: Kalbin, Allah-u Tealâ'nın isimlerini ve sıfatlarını mütâlâa ve müşahede etmesi, onları bilmesi. (...)

"Altıncısı: Allah-u Tealâ'nın kulları üzerindeki zahirî ve batınî ihsan, in'am ve iyiliklerini müşahede etmek. (...)

"Yedincisi: (Bu, en acaib olanıdır.) Kalbin, Allah-u Tealâ'nın huzurunda bütünüyle inkisar (kırıklık) halinde olmasıdır. (...)

"Sekizincisi: İlahî hikmetlerin (kalbe) inmesi esnasında, O'na münâcât etmek ve Kur'an okumak için halvete girmek, O'nun huzurunda kalb ile hazır bulunmak ve kulluğun gerektirdiği edeple edeplenmek, sonra da bunu, tevbe ve istiğfar ile bitirmek.

"Dokuzuncusu: Muhiblerle ve sadıklarla beraber olman, onların meclislerinde bulunman; olgun meyveleri toplar gibi onların sözlerinin meyvelerinin en güzellerini devşirmendir. (...)

"Onuncusu: Allah-u Tealâ ile kalp arasına giren her türlü sebepten uzaklaşmak.


"Bu on sebep sayesinde muhibler, muhabbet makamlarına vasıl olurlar ve Habib'in (sevgilinin) huzuruna girerler. Bütün bunların özü iki noktada toplanır: Ruhun bu işe hazır olması ve basiret gözünün açılması."

(İbni Kayyım, Medâricu's-Sâlikîn, 3/18-19)
İMKENEGİ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #42
Alt 23.01.2006, 14:29

 
İMKENEGİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2006
Mesajlar: 1.208
Teşekkür etti: 189
117 Teşekkür 83 Mesaja aldı
molla aliyul kari nakşi meşayıhdan dır ..

aruz ederseniz immaı rabbaninin vahdet-i vucud hakkındaki görüşlerine kleyin ki tam olsun..

anlaşılan sizin için imamı azam gibi bir zatın beyanı önemli değil..
İMKENEGİ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #43
Alt 23.01.2006, 14:30

 
abdullahahmed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 224
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Molla Aliyyul Kaari devam edıyor...
Tevhid:

Tevhid lugatta; zihinlerde düşünülen herşeyi reddetmek,

demektir.

Tevhid; Allah’ı zatında, sıfatlarında ve fiillerinde birleyip, bütün ibadetleri O’na yapmaktır.

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor: “O herşeyin yaratıcısıdır. O’na kulluk edin” (En’am: 6/102)

Kul için öncelikli olan şey, tevhid ilmini öğrenmektir. Tevhid ise, iman, tasdik, ikrar ve amelden ibarettir.

Ali’ye (r.a.), “Tevhid nedir?” diye sorulunca, şu cevabı vermiştir:

“Allah, senin hatırına gelebilen. ya da hayalinde yaşattığın veya herhangi bir durumda düşündüğün tüm şeylerin ötesindedir. Çünkü 0, hiçbir hayalin ve düşüncenin içinde olamaz.”

Cüneyd şöyle demiştir: “Tevhid ezeli olanı sonradan olanlardan ayrılmaktır. Çünkü insanın aklına ne gelirse, tümü, sonradan varolandır. Ezeli olanın tekliği sebebiyle, yüce Allah’ın ne zat (öz. kendi) bakımından ne de sıfatları yönünden hiçbir mevcuda benzememesine hüküm vermektir. Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

“O’na benzer hiçbir şey yoktur. O işitendir, görendir.” (Şura: 42/11)

İşte bunun içindir ki. “Allah bir tektir” sözünün manası: O’nun zatı yönünden kısımlara ayrılmayacağı, O’nun hakkında benzetme yapılamayacağı zatı ve sıfatları yönünden eşi, benzeri ve ortağı olamayacağıdır.

Sofiler derler ki: “Mürid olan kimse, henüz müridlik makamındayken, tevhid kelimesini söylerken içinde öncelikle şunu söylemelidir: “La Mabude illallah” (Allah’tan başka hiçbir mabud yoktur). işte bu, şeriattır. Daha sonraki

merhaleyse “La Mevcude illallah” (Allah’tan başka mevcut yoktur) demeli. Bu ise, tarikattır. Daha ileriki mertebelerde de: “La Meşhude illallah” Görünürde O’ndan başkası yoktur) demeli. Bu da hakikattır. Bu düşünce tevhid akidesine zıt olup şirktir

Yüce Allah’ı tanımak herkes için farzdır. Bu noktada bütün alimler ittifak içindedirler; ancak bunun nasıl olacağı hususunda ihtilafa düşmektedirler.

Tasavvufçulara göre Allah’ı tanımak, riyazete (nefsi kırma) çekilmek, tüm kötü huylan bir kenara atmak ve tüm iyi huylan kendinde toplamakla olur.

Kelamcıların cumhuruna göre, ancak delil elde etme

yoluyla neticeye varmakla olur. Bu deliller de, akli deliller-

le uyuşan Kitap ve Sünnete dayalı olan nakli delillerdir.

Bazı kimselere göre: Asli yaratılışını koruyan ve bu noktada değişikliğe uğramayan akli delil ile mümkündür.

Bir başka gruba göre; AIlah’ı (c.c.) ancak yine Allah (c.c. ile tanımak mu kası la Allah’ı (c.c.) tanımak mümkün olmaz.” İşte bu görüş sofilerin görüşüne çok benzer. Bundan dolayıdır ki, sofiler şöyle derler:

“Hiç kimse yüce Allah’ı gereğince tanıyamaz. Hatta bu kişi gönderilen bir rasul ve Allah’a yakın biri bile olsa. Çünkü bu konuda Allah şöyle buyurmuştur:

“Size ilimden z birşey verilmiştir “(İsra: 17/85)

“Onlar ise bilgice O’nu kavravanıazlar.” (Ta-Ha: 20/1 10)
“Gözler O’nu göremez.”(En’am: 6/103)

Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Senin kendi nefsini (zatını) sena ettiğin gibi ben seni gereğince edemem."(2)

“Vahid” ve “Ehad” isimleri yüce Allah’ın en güzel isimlerindendir. Ehad ismi zatında, Vahid ismiyse sıfatlarında kullanılır.

Zühri’ye göre, Allah’tan (c.c.) başka hiçbir şey “Ehadiyet” ismiyle nitelenemez. Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

“De ki: 0 Allah bir tektir.”(İhlas: 112/1)

Dikkat edilirse burada Rabbimiz özlü bir şekilde, hasr ibaresiyle “0 Allah bir tektir” diyerek konuyu kesin bir şekilde ortaya koymaktadır.. Ehadiyet ismi, Vücudiye mezhebi bağlılarının söyledikleriyle terstir. Çünkü Vücudiye mezhebi meseleyi batıni ve zahiri olarak ele alıp, inanmaktadır. Oysa ki yüce Allah’ı bilenler ikiliği tümüyle reddederler.

Allah’tan (c.c.) başka herşey yok olacaktır Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

“O’nun vechinden başka herşey helak olacaktır.” (Kasas: 28/88)

“(Yer) üzerinde bulunan herşey yok olacaktır. Yalnız Rabbinin celal ve ikram sahibi vechi baki kalacaktır.” (Rahman: 55/26-27)

“Nereye dönerseniz Allah’ın vechi oradadır.” (Bakara: 2/115)

Evvel de, .ahirde, zahir de. batın da O’dur. Nitekim bu manada da ayet vardır. Yani evvel olması itibariyle ezeli, ahir olması bakımından ebedidir. Yüce Allah, sıfatlarıyla zahir, zatı (nefti) bakımından batındır.

Lebid b. A’sam şöyle demiştir:

“Dikkat edin, Allah’tan başka herşey batıldır.”
Allah’ın (c.c.) Mü’minlerle Olan Beraberliği:

Ali (r.a.) şöyle söylemiştir: “0 herşeyle beraberdir, fakat bu, yakınlık manasında bir beraberlik değildir. O, herşeyden başkadır. Ancak, bu herşeyin yok olması manasında değildir” Ali (r.a.) bununla yüce Allah’ın şu ayetlerine işaret etmiş oluyor:

“Nerede olsanız, 0 sizinle beraberdir.” (Hadid: 57/4)

“Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız.” (Kaf: 50/16)
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #44
Alt 23.01.2006, 14:30

 
İMKENEGİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2006
Mesajlar: 1.208
Teşekkür etti: 189
117 Teşekkür 83 Mesaja aldı
Rabıta inkarcılarının başlıca dayanağı olan İbni Teymiyye şunları beyan etmekde..ki bu zat gavsu'l azam abdulkadir geylaniye şeyhim diye hitap etmişdir.!!

"... Bu mertebe, kul için ancak Allah'ın yardımı ile olur. Bunu elde etmesini Allah'tan başkası takdir edemez. Dolayısıyla kul, daimi olarak "Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz" ayetinin hakikatine muhtaçtır.

(...) Allah-u Tealâ dışındaki şeyleri ise, Allah-u Tealâ için sever; Allah-u Tealâ dışında hiçbir şeyi ve kimseyi, lizatihî (sırf zati sebebiyle) sevmez." (İbni Teymiyye, Mecmû'u'l-Fetâvâ, 10/194)


Yine şöyle der:

"... Bu cümleden olarak sahîh hadis kitaplarında yaygın ve meşhur rivayet yollarıyla gelen İbni Mes'ud, Ebû Musa ve Enes(Radıyallahu Anhüm) hadisinde ReSUİUİlah (Sallahu Aleyhi ve Sellem) ŞÖyle buyurmuştur:

"Kişi, sevdiği ile beraberdir." (Sh. 128 de geçti)

Bir diğer rivayette de şöyle gelmiştir:

"(Resulullah'a) "Henüz kendilerine katılmamış (onlar gibi amel edememiş) olduğu bir zümreyi seven bir kimse hakkında ne buyurursunuz." diye sorulduğunda, Resulullah (Saiialhhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Kişi sevdiği ile beraberdir."

Enes (Radıyallahu Anh) diyor ki: "Müslümanlar, İslam'dan sonra bu hadise sevindikleri kadar başka hiçbir şeye sevinmediler."


(Müslim, Bin, 50, No:2639,4/2032)


İbni Teymiyye, sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Bu hadis haktır. Zira sevenin, sevilen ile beraber olması fıtrî bir iştir, başka türlüsü olamaz. Kişinin, sevdiği ile beraber olması demek, onun muhabbeti üzere devam etmesi demektir. Binaenaleyh muhabbet, mütevassıt seviyede veya buna yakın olursa, kişi de sevdiğiyle bu ölçüde beraber olur.


Eğer muhabbet kâmil olursa, kişi de sevdiği ile kâmil bir beraberlik içinde olur. Kâmil muhabbet, sevilenin sevdiği her-şeyde ona muvafakat etmeyi (sevdiğimizin sevdiği herşeyi sevmemizi) gerektirir. Tabii eğer seven buna kadir ise..." (İbni Teymiyye, Mecmû'u'l-Fetâvâ, 10/752
İMKENEGİ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #45
Alt 23.01.2006, 14:33

 
İMKENEGİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2006
Mesajlar: 1.208
Teşekkür etti: 189
117 Teşekkür 83 Mesaja aldı
biz orda rabıtayı inkar göremedik

anlaşıldı..

arkadaş imamı azamın beyanını kabule tmiyor.

hz.hasan ra nında beyanını kabul etmiyor.

öyleki sufi meşrebli molla aliyül kariyide tanımıyor.
İMKENEGİ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #46
Alt 23.01.2006, 14:35

 
abdullahahmed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 224
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
i mamın zamanın da tasavvuf denın bır sey daha o rtaya cıkmamıştır bıle..
bu iftıradır ..
imam safı zamanında bıle
zuhdvardı
daha slonra zuhd zaman la tasavvuf dıyeanılmaya başlandı..
tasvvuf cularıb ilkleriş
cuneydı bagdadı , marufu kerhi, fudayl bın iyad.......
ilimde bulunan zatlardır..
bız bunların kufrunude bılmıyoruz...
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #47
Alt 23.01.2006, 14:37

 
abdullahahmed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 224
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
rabıtann yapılış şeklıyle sızzın alıntılarınız al bız bır alaka goremedık...
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #48
Alt 23.01.2006, 14:53

 
İMKENEGİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2006
Mesajlar: 1.208
Teşekkür etti: 189
117 Teşekkür 83 Mesaja aldı
Seyyidü't-Tâife (Ehlullah'ın Efendisi) Cüneyd-i Bağdadî (Kuddise Smuhu) rabıta hakkında şöyle buyurmuştur:

"Maksada ulaşmakta en yakın yol, kalbi devamlı surette şeyhe bağlamak ve manevi âlemde görülenler hakkında bilgiyi ondan öğrenmektir ki bu sayede mürid kendi tasarrufunu (iş görme yeteneğini) şeyhinin tasarrufunda yok eder."

Cüneyd-i Bağdadî (Kuddise Sırruhu) nun bu sözünü, Azîz Mahmûd-u Hüdâ'î (Kuddise Sırrufcu/'Câmi'u'l-Fezâil ve Kami'u'r-Rezâil" İSİmlİ eserinde nakletmİŞtİr. (Esad de aktsarıyor. Sahibzâde, Nûru'l-Hidaye, Sh.38)


madem küfrünü görmediğin cüneydi bağdadi ne diyor.

mezhep sahibi sevrinin beyanını aktardık.

imamı azama iftira atıyorsun.

şemsul eimme tulvani r.a tuhfe adlı esre başvurabilirsin.imam nesefi aktarıyor.
İMKENEGİ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #49
Alt 23.01.2006, 14:56

 
İMKENEGİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2006
Mesajlar: 1.208
Teşekkür etti: 189
117 Teşekkür 83 Mesaja aldı
«Ruhlar toplu olarak bulunan bir ordu gibidir. Orada tanışanlar, dünya hayatında birbirine yakınlık duyar. Uyuşmayanlar ise dünyada derin bir ayrılığa düşer» buyurulur.

Bu açıklamalara göre beytin ma'nâsı: «Ruhlar âleminde Dârü's-Selâm'da bulunan komşularını hatırla- maktan ve şimdi onlardan ayrı kalındığından mı kan- lı göz yaşı döküyorsun. Çünkü o komşuların bulunduğu yer a'lâ-yı ılliyyindir» şeklindedir. Diğer bir beyiti de Harpûtî şöyle açıklamaktadır:

«Evet sevdiğimin hayâli, ve sevgilime duyduğum muhabbet gece gelip beni uykudan uyandırdı. Sevgi- lisini arzulayan kimsenin kalbi, sevdiğinin hayâli ve aşkıyla dolduğu zaman, iki gözünden de uyku gider ve onlara hiç bir şey gizli kalmaz. Sevgi ise, beraberin- de getirdiği elemle, lezzet ve zevklere mâni duyar.

«Peygamberlerin hepsi, Rasûlüllah'ın irfan der- yâsından bir avuç veya kerem yağmurunda n bir yu- dum su isterler beytini de şöyle açıklamaktadır:

Beyitte Hz. Peygamber'e, O'nun huzûrunda bulun- manın huşû' ve hudû'u artırması sebebiyle, sanki yüz yüzeymişçesine hitâb edilmiştir. (Şerhu'l-'ıbâd li-İbn-i Hacer)

İbn-i Abbâs radıyallahü anh tahiyyât'da «es-selâ- mü aleyke eyyühe'n-nebiyyü» derken, kalb gözleri önünde Hz. Peygamber'i canlandırırdı. Kendisini Hz. Peygamber'e bağlamaya öylesine vermişti ki, aynaya baktığı böyle bir gün, kendisini değil Rasûlüllah'ı gör- müştü. (İbn-i Hacer'in Şemâil Şerhi'nden kısaltılarak alınmıştır.)

--

Buhârî'nin Du'â Kitabı'nın sonlarında bulunan Zikrullah'ın ve zikir meclislerinin fazileti bâbında şöy- le bir nakil yer almaktadır. «Zikredenlerin etrafında dönen meleklere Cenâb-ı Hakk şöyle hitâb eder:

«Sizi şâhid tutarak söylüyorum ki onları affettim. Muhakkak onları bağışladım.» Huzûrda bulunan me- leklerden birisi de «Onların arasında biri var. Onlar- dan olmadığı halde bir ihtiyacını gidermek için ara- larında bulunmaktadır. Onu da mı affettin yâ ilâhi!» diye sormuş, Allah ü Te'âlâ cevâben «Onlar beni zik- retmek için toplanmış oturan kimselerdir. Onlarla oturan ve berâber olan nasîbsiz kalamaz.» müjdesini vermiştir. (Bu hadis oldukça uzundur. Geniş bilgi al- mak isteyenler bakabilirler.) Diğer bir hadîs-i şerif- te de: Cenâb-ı Hakk'a tazarrû ve niyazda bulunurken, peygamberlerinden veya sâlih kullarından birisini ve- sile edinmek du'ânın edeblerindendir» buyurulmuş- tur. (Hısnü'l-hasin'de Buhâri'den rivâyet edilmiştir.) Râbıtanın üçüncü şekli müşâhede makamına ulaş- mış, Cenâb-ı Hakk'ın zâti sıfatlarının hakikatine er- miş olan şeyhlere yapılan râbıtadır. «Görüldükleri za- man Allah'ı hatırlatırlar» hadîsi gereğince görenlere Cenâb-ı Hakk'ı hatırlatır ve zikrin faydasına ulaştırır-

lar. «Onlar Allah'ı zikretmek için toplanan kimseler..» hadisi gereğince de kendileriyle sohbet, Cenâb-ı Hakk'- la sohbet lezzeti verir. (Tâcü'd-din Efendi'nin Tâciyye- si ile Abdülğani Nablûsi'nin şerhi'nden alınmıştır.)

İMKENEGİ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #50
Alt 23.01.2006, 14:59

 
abdullahahmed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 224
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
bu yazzlarda rabıta nerde anlamadım..
bir kişiye muhabbet duymak ayrı sey ..
arbıta bnerde
ayrıca cunet bagdadı n uzerın bır cok kufur sozu vardıer..
ona aft edılmış
ibni teymıye ve dıgerlerı bunları ayıklamıştır..
her aktarılan iman etseydkık işimiz var
hem sen dıyorsun her sahıd hadısle amel edılmez..
hemde bır imamdan nakledılen sozun sahıh mıdeyılmı farka etmeden iman edıyorsun..
allah rsulunu sahıh hadısyle amel etmıyorsun..

onalra alimlaerı allah tan başka rab edındılerç....
rabıtanın yapılışşeklıde akatarında bu konu tarafınız dan kapansın...
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #51
Alt 23.01.2006, 15:05

 
abdullahahmed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 224
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
sana vercek cevabım yşok
sen aşmişsın..
onlar duymazlar..

kuran da nerde gecıyor tasavvuf...
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #52
Alt 23.01.2006, 15:05

 
frannsa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.06.2005
Mesajlar: 243
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
bu konuda www.fakirhane.net ten faydalanabilirsiniz.
frannsa isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #53
Alt 23.01.2006, 15:06

 
İMKENEGİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2006
Mesajlar: 1.208
Teşekkür etti: 189
117 Teşekkür 83 Mesaja aldı
sen imamı azamı red ediyorsun..

ne diyelim sana biz.
İMKENEGİ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #54
Alt 23.01.2006, 15:08

 
İMKENEGİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2006
Mesajlar: 1.208
Teşekkür etti: 189
117 Teşekkür 83 Mesaja aldı
müfessirleri imamı maide suresi 48.ayet-i kerimedeki minhacı tarikat olarak tefsir etmekdedir.


İMKENEGİ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #55
Alt 23.01.2006, 15:08

 
abdullahahmed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 224
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
imamı red etsem sendenmı cekınecem
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #56
Alt 23.01.2006, 15:09

 
abdullahahmed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 224
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız İMKENEGİ
müfessirleri imamı maide suresi 48.ayet-i kerimedeki minhacı tarikat olarak tefsir etmekdedir.


bunu fahrettın razı yapıyor başka kım yapmış
oda zaten sufi...
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #57
Alt 23.01.2006, 15:10

 
abdullahahmed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 224
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
o zaman zuht de..
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #58
Alt 23.01.2006, 15:11

 
İMKENEGİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2006
Mesajlar: 1.208
Teşekkür etti: 189
117 Teşekkür 83 Mesaja aldı




razide tu kaka..
İMKENEGİ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #59
Alt 23.01.2006, 15:12

 
İMKENEGİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2006
Mesajlar: 1.208
Teşekkür etti: 189
117 Teşekkür 83 Mesaja aldı
Kalbine Hz. Peygamberi ve O'nun yüce şahsını getir, sonra: «es-selâmü aleyke eyyühe'n-nebiyyü..» de.

(İhyâu ulûmi'd-dîn)

imam gazali r.a bunu namazda yapın diyor..
İMKENEGİ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #60
Alt 23.01.2006, 15:13

 
abdullahahmed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 224
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
ha ha ha
iamaları allahtan başka rab edınımişlerle işimiz yok
allah senı bıldışği gibi yapsın
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #61
Alt 23.01.2006, 15:13

 
İMKENEGİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2006
Mesajlar: 1.208
Teşekkür etti: 189
117 Teşekkür 83 Mesaja aldı
tasavvufdan ilk bahsedenler de sahabe-i kiram..imam kettani rahimehullah eserinde var..geçmekde.et teratibul idariyye..
İMKENEGİ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #62
Alt 23.01.2006, 15:14

 
abdullahahmed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 224
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız İMKENEGİ
Kalbine Hz. Peygamberi ve O'nun yüce şahsını getir, sonra: «es-selâmü aleyke eyyühe'n-nebiyyü..» de.

(İhyâu ulûmi'd-dîn)

imam gazali r.a bunu namazda yapın diyor..
allah rasulunun emret medıği ibır iş merddu tur..
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #63
Alt 23.01.2006, 15:15

 
abdullahahmed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 224
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız İMKENEGİ
tasavvufdan ilk bahsedenler de sahabe-i kiram..imam kettani rahimehullah eserinde var..geçmekde.et teratibul idariyye..
komedı usttune komedı..
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #64
Alt 23.01.2006, 15:15

 
İMKENEGİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2006
Mesajlar: 1.208
Teşekkür etti: 189
117 Teşekkür 83 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız abdullahahmed
ha ha ha
iamaları allahtan başka rab edınımişlerle işimiz yok
allah senı bıldışği gibi yapsın
bak anlayışın meydana çıkıyor görüyormusun.

ben bunlaır neden ayzıyorum biliyormusun..millet anlasın seni diye..

devam edeyim mesela bana misal ver deiğin alimnlerden

imamı azam kabul görmedi.

şeyhul eimme hulvani kabul görmedi.

ibni hacer kabul görmedi.

süfyanı sevri kabul görmedi

cüneydi bağdadi kabul görmedi.

taftazani kabul görmedi.

devam edelim mi.
İMKENEGİ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #65
Alt 23.01.2006, 15:16

 
İMKENEGİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2006
Mesajlar: 1.208
Teşekkür etti: 189
117 Teşekkür 83 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız abdullahahmed
komedı usttune komedı..
yazayım mı.. abilerin nerde kaldı..destek olsunlar sana.

şimdi imam kettani rahimehullahda tu kaka oldu.
İMKENEGİ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #66
Alt 23.01.2006, 15:17

 
abdullahahmed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 224
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
a rabıtayla alkalı hıç bır ifadelerı yok
boyle demekle sız zn ne oldugunuz meydana cıkıyor..
rabıtanın yapılışşerklıde akatrda onu gorelim