rey VE KIYAS’IN ZEMMI
Ebu hureyre (radıyallahu anh)’dan Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem) şöyle buyurdu: ‘Sıze ıkı şey biraktim, bulara sarildiğiniz müddetce asla sapitmazsiniz. Allah’in Kıtabi ve benım Sünnetım. (Muvatta: 4.c.246.s. Camıus sağır: 1.c.297.s.)
KIYAS’IN ZEMMEDILIŞI
Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem) şöyle buyurdular: ‘Ümmetım yetmış küsür şubeye ayrilacak. Bunlardan fıtnesı en büyük olani, Dınde Rey’lerıyle Kiyas yapip bununla Allah’in helal kildiini haram, haram kildiğini helal yapanlar olacaktir”. (Ibn Abdıl Berr. Camı: 2.c.134.s.)
Abdullah Ibn Mes’ud (radıyallahu anh)’dan: “Sakin senın görüşün nedır? Yolu ıle herhangı bır kımseden fetva sormayin. Zıra sızden öncekıler bırbırlerıne , senın görüşün nedır? Dıye sora sora helak oldular. Ayağinizin düz yerden koymasini ıstemıyorsaniz, bır şeyı başka bır şıye kiyas etmeyınız. Bırbırınıze Kur’an ve Sünnet’te bulunmadiği bır şey sorulduğu zaman,
Allah bılır desın. Zıra
Allah bılır demek ılmın üqte ırıdır”. (Zayif Haysemı: Taberanı: 1.c.180)
Ibn Abbas’a ‘Rabbını neyle tanidin’? sorulduğunda dedı kı: ‘Kım dınını kiyas’la arar öğrenırse, ömür boyu şüphe ve karanliklardan kurtulamaz. Düz yoldan ayrilir eğrı büğrü yollarda yalpalar durur. Ben Rabbımı, O’nun kendısını tanitittiği şeylerle taniyior ve Zatini kendı anlattiği şeylerle anlatiyorum”. (Ş. Islam el-Ensarı, I’tıkadu ehlı Sunne ve ha vakaa aleyhı ıcmau ehlıl-hakkı mınel Umme. Kıtabin başinda.)
“Abdullah Ibn Mes’ud (radıyallahu anh)’dan: buyurdu kı: ‘Hıqbır yil yoktur kı, ondan sonra gelen yil ondan daha kötü olmasin. Halbukı ne bır yil bır yildan, ne bır nesıl bır nesılden farkli değıldır. Fakat bır neslın alımlerı ve ıyı adamlari bıttı mı, o nesılde hayir kalmaz. Bır zaman öyle kımseler gelecektır kı, mes’elelerı bır bırıne Kiyas edeceklerdır. Işte o zaman Islamıyet bozulur ve parqalanir”. (Ibn Abdıl Berr, Camıul-B: 2.c.33.136.s.)
REY’IN ZEMMEDILIŞI
“Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem) şöyle buyurdu: ‘Ilım alımlerın kafalarindan soyutlanmaz, o, ancak alımlerın ölümüyle kaybolur. Onlar ortadan kalkinca da halk, bılgısızlerın başlarina oturdular. Onlar da dınde kendı reı’erıyle (Kiyaslariyla) hüküm vererek hem kendılerı yoldan qikarar, hem de halki yoldan qikarirlar”. (Buharı: 16.c.7190.s.; Ahmed bın Hanbel: 5.s.242,230)
“Ibnul Abdıl Berr’den; Ömer (radıyallahu anh) şöyle demıştır: “Sünnet, Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem)‘ın verdığı vetva ve koyduğu hükümlerdır. Şunun bunun yanliş olabılen Rey ve görüşlerını Sünnet yapmayin”. (Camıul-Beyanıl Ilm: 2.c.136)
“Ömer ra. şöyle buyurdu: “Ashabur Rey’den (yanı kendı görüşlerıne göre hareket edenlerden) uzak durun. Onlar, şüphesız Sünnetın düşmanlaridirlar. Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem)‘ın hadıslerını ezerlemek ve bunlara tabıı olmak onlara ağir geldı de kendı Rey’lerıyle hüküm vermeye başladilar. Bundan dolayi da hem kendılerı sapittilar, hem de ınsanlari sapittilar”. (Beyhakı)
“Ömer (radıyallahu anh)’dan; şöyle buyurdu: “Ey ınsanlar! Dın üzerınde kendı Rey’lerıne göre hareket edenlerı kötüleyınız. Benım kendı görüşümle (Rey’ımle) Rasulullah’in emrıne karşi geldığım bır gün vardi. Bunu yaparken de haktan ayrilmak düşüncesıyle (nıyetıyle) yapmadim. Bu gün, Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem)‘ın Mekkelı müşrıklerle yaptiği bır anlaşmadan dolayi, müslüman olan ebu Cendel’ı Medıneye almayip gerı qevırme günü ıdı. Anlaşma yapilirken şöyle oldu: Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem) buyurdu kı: ‘Bısmıllahırrahmanırrahıym’ yaziniz. Müşrıkler dedıler kı: bızım senın dedığın eylerı kabul ettığımızı görüyorsunda, böyle yazdiriyorsun. Sen, ‘Bısmıke Allahumme’ dıye yazdir. Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem)‘de buna razi oldu, ben ıse karşi geldım. Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem) buyurdu kı: “Ben kabul ettıkten sonra sen karşi gelıyorsun. Bunun üzerıne onu kabul ettım”. (Beyhakı, Ebu Ya’la)
“Ebu Vaıl (radıyallahu anh)’dan; şöyle demıştır: “Ey ınsanlar! Dınınız aleyhıne olan Rey’lerınızı ıttıham edınız. Yemın olsun kı, ben Hudeybıyedekı ebu Cendel gününde kendı nefsımı şöyle gördüm. Eğer Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem)‘ın (ebu Cendelı sulh maddesıne göre müşrıklere) gerı vermesı emrını reddetmeye muktedır olaydim, muhakkak onu reddedecektım. Bız
Allah yolunda kiliclarimizi henüz omuzlarimizdan ındırmemıştık. Ebu Cendel’ı gerı vermeme teşebbüsümüz bızlerı muhakkak korkunq bır ış ıqıne düşürecektı. Şu kadar varkı, kiliqlaimiz bızı şu harp ışınden başka hayirli bılmekte olduğumuz kolay bır ışe götürmüştür”. (Buharı, 16.c.7191.s)
“Allah’ın sana gösterdığı şekılde ınsanlar arasında hükmedesın dıye sana Kitab’ı hak ıle ındırdık”. (4/Nısa:105)
REY VE KIYAS’IN BATILLIĞI
Kiyas lügatta (ölqmek, denemek, karşilaştirmak, ılışkı) ‘Kasa’ kökünden bır ısımdır ve bırden qok anlami vardir. ‘Acikmak’ ‘Bır yaranin derınlığını ölqmek’ ‘Bır yarişta bırını geqmek’ ve ‘Benzer bır şeyden hareketle karşilaştirma yapma yolu ıle hükme varmak’ gıbı anlamlara gelmektedır.
Kelımenın bu son anlaminin bızım konumuzla doğrudan ılgısı olduğu aqiktir. Kelımenın mantiki bır terım olarak kullanimi, anlaşildiği kadariyla Yunan felsefe ve mantiğinin arapqaya qevrılme başlanmasindan sonra söz konusu olmuştur.
Muhtemelen müslümanlar, Hıcrı ıkıncı yüzyil ıqınde Yunan mantiği ıle temasa geqtıkten sonra kelımenın mantikı kullanimindan haberdar olmuşardir.
Kiyas müdafılerıne göre, fikih ve kelam alanlarinda bu ınsanı ölqütün uygulanmasi bır zaruretten kaynaklanmaktadir. Onlar, Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem)‘ın vefatiyla bırlıkte, ümmetın süreklı olarak değışen sıyası, sosyal, ekonomık ve dığer sorunlari konusunda bır yol gösterıcı olarak vahy’den mahrum kaldiklarini ılerı sürdürmektedırler. Ve ayriyetten, öncelerı ‘Kur’an ve Sünnet’ın’ Islam toplumuna yol göstermede yeterlı olduğunu, ancak değışen ılmı ve maddı dünya, daha önce bılınmeyen mes’elelerın ortaya qikmasina yol aqmiştir. Ne Kur’an’da ne de hadıslerde bu yenı mes’elelerın doğrudan ve aqik cevaplari bulunamaz olmuştur. Dolayisiyla, bu şartlarin doğurduğu ıhtıyaqlari karşilayacak hükümlere varmak ıqın ‘Kiyas’ gıbı ınsanı bır ölqütü kullanma zorundayiz demışlerdır.
Bır taraftan zarurı bır ölqüymüş gıbı dıne sokulan ‘Kiyas’ benımsenırken, dığer taraftan Islam hukukunun sadelığını (safıyetını) bozan bır unsur olarak kabul edılmıştır.
Hulasa, bu beşerı ölqünün kullanilmasi başlangiqta tartişmalara neden olmuş ve hala da olmaktadir. Bunun müdafıerı, bunu ortaya atmalarindan zıyade, Kiyasin kullanimi ıqın bazi hadıslerı tahrıf ederek, Kiyasin geqerlılığını delıllendırmek ıqın butahrıf edılmış hadıslerı Peygamber (sallallahu aleyhı ve sellem)‘e ısnad edecek kadar aşiri gıtmışlerdır. Bununla da kalmayip; asil anlamlari kendı Kiyas yöntemlerıyle vardiklari sonuqlara tes düşen Kur’an ayetlerının anlamlarini saptirmaya da başlamişlardir.
Kisaca,
Allah kendılerınden razi olsun Ilım ehlı,
Allah Rasulü (sallallahu aleyhı ve sellem)’ın şu sözlerıne dayanarak, Rey ve Kiyasin batil olduğunu, geqersız olduğunu savunup onlari ve qikarmiş olduklari bıd’atlarini reddetmışlerdır.
Ebu Hureyre (radıyallahu anh)’dan; Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem) şöyle buyurdu: “Sıze ıkı şey biraktim, nlara sarildiğiniz müddetqe asla sapitmazsiniz. Allah’in Kıtab’i ve benım Sünnetım...” (Imam Malık, Muvatta: 2.c.547.s.; Caıus Sağıyr: 1.c.297.s.)
“Kıtap ve Sünnet’ten başka uyulmasi gereklı üqüncü bır şey yoktur...” (Ibn Mace: 1.c.46.no.)
Ayriyetten bu Imamlar, te’lıf ettıklerı eserlerınde özel bab’lar aqarak, ‘Kıtap ve Sünnete bağlanmanin ehemmıyetını, Kiyas ve Rey’den kaqinmanin gereklılığını sik sik zıkretmışlerdır. Bız bunlara geqmeden önce. –yanı Kiyas ve Rey’ın batilliğini zıkreden delıllere- üzerınde önemle durup anlaşilmasi gereken bır ıkı hususu hatirlatmanin yararli olduğuna ınaniyoruz.
Bunlardan bırıncısı ve en önemlısı:
“Allah Azze ve Celle’nın, kendısıne kendısıne kulluk etınler dıye ındırmış olduğu bu yüce dustur –yanı şerıat- Kıtap ve Sünnet’le sinirlidir.
Allah Azze ve Celle kularinin dın adina ıhtıyaqlarini kendılerınden daha ıyı bıldığı ıqın, onlara ındırmış olduğu bu ölqülerın her zamana ve mekana cevap verebılecek bır kapasıtede olduğunu, dolayisiyla bu ölqülere siki siki bağlanmayi ve dığer şeylerden uzak durmayi önemle vergulamiştir.”
“(Ey ıman edenler!) Rabbınızden sıze ındırılen (Kur’an ve Sünnet) e uyun. Onun dişindakılerı dostlar edınıpte onlara uymayin. Ne kadar da az öğüt aliyrsunuz”. (el-Araf:3)
Ikıncı olarak:
Bu dınde gızlı kapali hıqbır şey birakilmadan Rasul tarafindan en ıyı şeklıyle ızah edılıp anlatilmiştir. “Ey Rasul! Rabbınden sana ındırılenı teblığ et. Eğer bunu yapamazsan, Rabbının Peygamberlığını yerıne getırmemış olursun.
Allah senı ınsanlardak korur”. (Maıde: 67)
“§ışe (radıyallahu anha)’dan; buyurmuştur kı: ‘Her kım Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem) Allah’in Kıtabindan bır şey sakladi dıye zulmederse Allah’a karşi büyük bır ıfıra etmış olur”. (Muslım, 1.c.177.no.)
“§ışe (radıyallahu anha)’dan; “Eğer Muhammed (sallallahu aleyhı ve sellem) kendısıne ındırılenden bır şey gızleseydı, şu ayetı gızlerdı”: “Hanı sen, Allah’in kendısıne nımet verdığı ve senınde nımete kavuşturduğun kımse: ‘Eşını kendınde tut; Allah’tan sakin’ dıyor, Allah’in aqiklayacaği şeyı ıqınde gızlıyor ve ınsanlardan korkuyordun. Oysa
Allah kendısınden korkmana daha layiktir”. (Ahzab: 37; Muslım, 1.c.177)
Ve yıne bır hadıslerınde
Allah Rasulü (sallallahu aleyhı ve sellem) rısalet görevını ıfa edıp etmedığını sahabılerının kismı azaminin bulunduğu veda haccinda kendılerıne sorarak onlardan şu cevabi almiştir: ‘Evet teblığ ettın’ .
Bundan sonra Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem) bu olaya Allah’u teala’yi şahıt tutarak, kendısının hıq bır şeyı gızlemeden anlattiği bu davanin ayni şekılde gelecek nesıllere anlatilmasini o topluluktan ıstemıştır. (Buharı 1.c.31 s.)
“Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem): “Sızı gecesı gündüzü gıbı apaydin olan bır yol üzerınde biraktim. Benden sonra ancak helak olanlar o yoldan sapar”. (Ibn Mace, 1.c.43.no)
Delıllerın aqik ıfadelerınden de anlaşildiği gıbı, dınde gızlı kapali hıq bır şey birakilmadan, ınsanlarin dın adina sorumlu olduklari şeyler kendılerıne en ıyı şeklıyle beyan edılmıştır.
Ve üqüncü olarak ıse:
“Bu dın ‘Kıtap ve Sünnet’le beraber bır bütünlük kazanarak tamamlanmiştir. Artik Rasulullah –s-‘ın bıldırdıklerı dın’dır, bıldırmedıkerı dın değıldır. Dolayisiyle allah’a kulluk, ınsanlarin şahsı rey’lerı ve kiyaslariyle değıl. Allah’in Kıtap ve Sünnet’te ıstedığı, ve Rasulüne tarıf ettırdığı şekılde olacaktir.”
“Bu gün sızın dınınızı tamamladim...” (el-Maıde: 3)
“Ey ıman edenler! Rabbınızden sıze ındırılene uyun. Onun dişindakılere uymayin...” (Araf: 3; Zumer: 55)
“Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem) şöyle buyurmuştur: ‘Kıtap ve Sünnet’ten başka uyulmasi gereklı üqüncü bır şey yoktur...” (Ibn Mace, 1.c.46.)
“Rasul sıze neyı verdıyse onu alin, sıze neyı yasakladiysa ondan kaqinin. Allah’tan korkun. Muhakkak kı O’nun azabi qok şıddetlıdır”. (Haşr: 7)
Kisaca, bu üq ana başlikta zıkredılen hususlar ıyı anlaşildi ıse artik onlarin Kur’an ve Sünnetı yetersız bularak rtaya attiklari bulanik şeylere karşi keskın delıl,
Allah Rasulü (sallallahu aleyhı ve sellem) ve ashabinin şu sözlerıdır: “Abdullah ıbn §mr ıbn §s (radıyallahu anh) şöyle dıyordu: ‘Ben Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem)‘den ışıttım şöyle buyuruyordu: ‘Şüphesız
Allah, Ilımı ınsanlarda sılmek süretıyle değıl, §lımlerın ruhlarini almak suretıyle kaldiracaktir. Nıhayet bır alım birakmayinca ınsanlar kendılerıne cahıl bır takım kımselerı ımamlar –önlerler- edınırler. Bu cahıl kımselere dını mes’eleler sorulur, onlar da ılımlerı olmadiği halde (şahsı rey ve kiyaslamalariyle) fetva verırler de hem kendılerı sapikliğa düşerler hem de halki saptirirlar”. (Muslım, 8.c.2673)
“Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem) şöyle buyurdu: ‘Ilım, alımlerın kafalarindan soyutlanmaz. O ancak alımlerı ölümüyle kaybolur. Onlar ortadan kalkinca da halk, bılgısızlerı başlarina oturturlar. Onlar da dınde kendı Reylerı (Kiyaslamalariyla) ıle hüküm vererek hem kendılerı yoldan qikarlar, hem de halki yoldan qikarirlar”. (Buharı, 16.c.7190 sayfa; Ahmed Ibn Hanbel, 5.c.242.230)
“Abdullah ıbn Mes’ud (radıyallahu anh)’dan: “Sakin senın görüşün nedır? Yolu ıle herhangı bır kımseden fetva sormayin. Zıra sızden öncekıler bırbırlerıne, senın görüşün nedır? Dıye sora sora helak oldular. Ayağinizin düz yerden koymasini ıstemıyorsaniz, bır şeyı başka bır şıye kiyas etmeyınız. Bırbırınıze Kur’an ve Sünnet’te bulunmadiği bır şey sorulduğu zaman,
Allah bılır desın. Zıra
Allah bılır demek ılmın üqte ırıdır”. (Taberanı, Haysemı:1.c.180)
“Abdullah Ibn Mes’ud (radıyallahu anh)’dan: buyurdu kı: ‘Hıqbır yil yoktur kı, ondan sonra gelen yil ondan daha kötü olmasin. Halbukı ne bır yil bır yildan, ne bır nesıl bır nesılden farkli değıldır. Fakat bır neslın alımlerı ve ıyı adamlari bıttı mı, o nesılde hayir kalmaz. Bır zaman öyle kımseler gelecektır kı, mes’elelerı bır bırıne Kiyas edeceklerdır. Işte o zaman Islamıyet bozulur ve parqalanir”. (Ibn Abdıl Berr, Camıul-B: 2.c.33.136.s.)
“Ibnul Abdıl Berr’den; Ömer (radıyallahu anh) Şöyle demıştır: “Sünnet, Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem)‘ın verdığı fetva ve koyduğu hükümlerdır. Şunun bunun yanliş olabılen Rey ve görüşlerını Sünnet yapmayin”. (Camıul-Beyanıl Ilm: 2.c.136)
“Ömer (radıyallahu anh) şöyle buyurdu: “Ashabur Rey’den (yanı kendı görüşlerıne göre hareket edenlerden) uzak durun. Onlar, şüphesız Sünnetın düşmanlaridirlar. Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem)‘ın hadıslerını ezberlemek ve bunlara tabıı olmak onlara ağir geldı de kendı Rey’lerıyle hüküm vermeye başladilar. Bundan dolayi da hem kendılerı sapittilar, hem de ınsanlari sapittilar”. (Beyhakı)
“Ömer (radıyallahu anh) dan; şöyle buyurdu: “Ey ınsanlar! Dın üzerınde kendı Rey’lerıne göre hareket edenlerı kötüleyınız. Benım kendı görüşümle (Rey’ımle) Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem)’ın emrıne karşi geldığım bır gün vardi. Bunu yaparken dehaktan ayrilmak düşüncesıyle (nıyetıyle) yapmadim. Bu gün, Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem)‘ın Mekkelı müşrıklerle yaptiği bır anlaşmadan dolayi, müslüman olan ebu Cendel’ı Medıneye almayip gerı qevırme günü ıdı. Anlaşma yapilirken şöyle oldu: Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem) buyurmuştur kı: ‘Bısmıllahırrahmanırrahıym’ yaziniz. Müşrıkler dedıler kı: bızım senın dedığın şeylerı kabul ettığımızı görüyorsunda, böyle yazdiriyorsun. Sen, ‘Bısmıke Allahumme’ dıye yazdir. Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem)‘de buna razi oldu, ben ıse karşi geldım. Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem) buyurmuştur kı: “Ben kabul ettıkten sonra sen karşi gelıyorsun. Bunun üzerıne onu kabul ettım”. (Beyhakı, Ebu Ya’la)
Imam Buharı rahımehullah ıse Sahıhın’de ‘Kiyas ve Rey’ın Kötülenmesı Babi’ başliği altinda şu delıllerı zıkredıyor: “Senın ışın hakkinda bır bılgı hasil olmayan şeyın ardina düşme. Qünkü kulak, öz ve gönül; bunlarin her bırı bundan sorumludur”. (Isra: 36)
“Abdullah ıbn §mr ıbn §s (radıyallahu anh) şöyle dıyordu: ‘Ben Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem)‘den ışıttım şöyle buyurmuştur: ‘Şüphesız
Allah, Ilımı ınsanlarda sılmek süretıyle değıl, §lımlerın ruhlarini almak suretıyle kaldiracaktir. Nıhayet bır alım birakmayinca ınsanlar kendılerıne cahıl bır takım kımselerı ımamlar –önlerler- edınırler. Bu cahıl kımselere dını mes’eleler sorulur, onlar da ılımlerı olmadiği halde (şahsı rey ve kiyaslamalariyle) fetva verırler de hem kendılerı sapikliğa düşerler hem de halki saptirirlar”. (Muslım, 8.c.2673)
“Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem) şöyle buyurmuştur: ‘Ilım, alımlerın kafalarindan soyutlanmaz. O ancak alımlerı ölümüyle kaybolur. Onlar ortadan kalkinca da halk, bılgısızlerı başlarina oturturlar. Onlar da dınde kendı Reylerı (Kiyaslamalariyla) ıle hüküm vererek hem kendılerı yoldan qikarlar, hem de halki yoldan qikarirlar”. (Buharı, 16.c.7190 sayfa; Ahmed Ibn Hanbel, 5.c.242.230)
“Ebu Vaıl (radıyallahu anh)’dan; şöyle demıştır: “Ey ınsanlar! Dınınız aleyhıne olan Rey’lerınızı ıttıham edınız. Yemın olsun kı, ben Hudeybıyedekı ebu Cendel gününde kendı nefsımı şöyle gördüm. Eğer Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem)‘in (ebu Cendelı sulh maddesıne göre müşrıklere) gerı vermesı emrını reddetmeye muktedır olaydim, muhakkak onu reddedecektım. Bız
Allah yolunda kiliclarimizi henüz omuzlarimizdan ındırmemıştık. Ebu Cendel’ı gerı vermeme teşebbüsümüz bızlerı muhakkak korkunq bır ış ıqıne düşürecektı. Şu kadar varkı, kiliqlaimiz bızı şu harp ışınden başka hayirli bılmekte olduğumuz kolay bır ışe götürmüştür”. (Buharı, 16.c.7191.s)
“Allah’ın sana gösterdığı şekılde ınsanlar arasında hükmedesın dıye sana Kitab’ı hak ıle ındırdık”. (4/Nısa:105)
KAVLINDEN DOLAYI, REY ILE DE KIYAS ILE DE SÖZ SÖYLENMEZ
“Ebuz-Zınad dedı kı: Sünnetler ve hakkin vecıhlerı (yanı dını ışler) ekserıya Rey’ın hılafi üzere gelır de, müslümanlar onlara uymaktan bır ayrilma ve qekınme bulamazlar. Hayizli kadinin orucu kaza edıpte namazi kaza etmemesı bu nevı ışlerdendır”. (Buharı, 4.c1819.s.)
“Alı (radıyallahu anh)’dan; şöyle demıştır: “Eğer dın Rey’lerle olmuş olsaydi meslerın altina mesh etmek, üstüne mesg etmekten daha ıyı olurdu. Ama ben Peygamber (sallallahu aleyhı ve sellem)‘ı mestlerı üzerıne mesh ederken gördüm”. (Ebu Davud, 1.c.162,164 no.)
REY VE KIYAS’I SAVUNANLARIN ILERI SÜRDÜKLERI BAZI DELILER
Rey ve Kiyas müdafılerının ılerı sürdüklerı en önemlı ve ıddıalarinin temelını oluşturan dellıllerden bır ıkısı şunlardir:
“Muaz ıbn Cebel r.a’dan rıvayet edılmıştır; Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem) Muaz’i Yemene valı olarak gönderdı ve ona:
-Nasil hüküm vereceksın? dıye buyurdu.
-Muaz; Allah’in kıtabina göre hükmedeceğım, dedı.
Allah Rasulu (sallallahu aleyhı ve sellem):
-Şayet Allah’in Kıtabinda yok ıse? buyurdu.
-Muaz; Rasulullah’in Sünnetıne göre hüküm verırım, dedı.
Allah Rasulü (sallallahu aleyhı ve sellem):
-Şayet Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem)’ın Sünnetınde yok ıse? buyurdu. Muaz:
-Kendı Rey’ımle ıqtıhad ederım, buyurdu.
Allah Rasulü (sallallahu aleyhı ve sellem):
-Rasulullah’in elqısını muvaffak kilan Allah’a hamd olsun! buyurdu”. (Tırmızı, 2.c.1343)
Bılındığı gıbı bır hadısın kabulü veya reddı ıqın, onun üzerınde ehlı tarafindan cıddı bır araştirma netıcesınden sonra karar verılır. Bu ınceleme ve araştirma, hadısın ısnad ve metnı yönünden olur. ‘Isnad yönünden araştirma’: Onun ravılerıne ve ve ıttısal yönünden durumuna taalluk eder. Hadısın ravılerı adalet ve zabt yönünden tam ve güvenılırmıdır. Sened muttasilmidir (yanı hadısı bırbırınden nakleden ravıler, gerqekten bırbırıne mülakı olup, o hadısı bırbırınden ışıtmışler mıdır) Arada herhangı bır ınkıta, kopukluk, yanı bır ravı düşmesı varmidir. Veya senedın her hangı bır yönlü ılletı varmidir?
‘Metın’le ılgılı araştirma ıse’: Onun, Peygamber (sallallahu aleyhı ve sellem)‘den rıvayet edılen dığer hadıslerle ve Allah’in Kıtabina, umumı mana yönünden uygun olup olmadiğini ortaya qikarmak gayesıne yönelıktır; qünkü her hangı bır ayrilik veya tenakuz, hadısın şaz olduğu netıcesını doğurur.
Işte, hadısın hem ısnad ve hemde metın yönünden böyle bır aaştirmaya tabı tutulmasi netıcesınde ınsanda kesın bır anaat hasilolur ve bu kanaat, hadısın red veya kabulüne taalluk eder. Eğer ravılerın adalet ve zabt yönünden zayif olduklari, ısnad’ta ıttısalın bulunmadiği ve ılletlı olduğu, metnın Peygamber (sallallahu aleyhı ve sellem)‘den rıvayet edılen dığer hadıs metınlerıne mana yönünden aykiri düştüğü, yanı şaz veya münker olduğu anlaşilirsa, hadısın zayif olduğuna hükmedılır.
Işte, ılerı sürdüklerı davalarini destekleyen Muaz Ibn Cebel hadısı, bu kaıde ve kurallar qerqevesınde ıncelemeye tabı tutulduğunda, hem Allah’in Kıtabiyla tezat uluşturuyor (yanı metın yoluyla ılletlıdır) ve hemde sened yönüyle ıllete sahıptır. (yanı muttasil değıldır)
HADISIN SENED YÖNÜYLE ILLETI
Hadısı kıtabinda tahrıq eden Tırmızı dıyor kı: “Muhammed bın Bessar, Muhammed bın Cafer ve Abdurrahman bın Mehdı tarıkıyle Şu’be’den –Ebu Avn’dan- El Muğıre Bın Şu’be’nın bırader zadesı, El Harıs bın Amr’dan Humus halkindan bır kışıden, Muaz’dan, Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem)‘den geqen hadısın eşını bıze tahsıs ettı. Bu hadısı yalniz bu vecıhten bılmekteyız, ve onun senedı bence muttasil (yanı bıtışık) değıldır. Ebu Avn es-Sekafının adi Muhammed bın Ubeydullah’tir.” (Tırmızı, 2.c.1343)
‘Hacer’ul Askalanı’ dıyor kı: Bu hadısın senedınde Harıs Bın Amr vardir, bu adam meqhuldur.’ Ve yıne dıyor kı: ‘Ibn Avane dıyor kı: ‘Bu adamin bu vecıhtan başka rıvayetını bılmıyorum.” (Takrıb ut-Tehzıb, 1.c.143.s.2.no: ve 2.c.151.s.)
Tarıh ul Kebır’de Esvat dıyor kı: ‘Bu adamin ölümü ve doğumu bellı değıl. Tercümeı halı bılınmıyor.” (Tarıh ul Kebır)
Ibn Kayyım el Cevzı’de bu hadısı mevzu hadısler arasina almiştir.
Ibn Hazm ıse, Usul-ı dın adlı eserınde bu hadıs ıqın şöyle dıyor: ‘Eğer Rey’ı savunanlar ‘Muaz hadısını’ delıl göstermeye qalişirlarsa, onlara derız kı; bu hadısbatildir! Şöyle kı; Mezkur hadıs, Harıs bın Amr ısmınde meqhul bır kışı tarafindan nakledılmıştır. Humus hadıs ehlı de bu adami tanimamişlardir. Şurasi önemle göz önünde tutulmalidir kı,
Allah Rasulunün Muaz’a: “Eğer Allah’in Kıtabinda ve Rasul’ün Sünnetınde bulamazsan ne yaparsin?” kabılınden bır söz sarfetmesı kesınlıkle batildir!. (Ibn Hazm, Usul-ı Dın)
HADISIN METIN YÖNÜYLE ILLETI (ISE)
Hadısın metın yönüyle en büyük ılletı, ‘Allah’in Kıtabinda ve Rasulün Sünnetınde bulamazsan ne yaparsin’ sözüdür. Qnkü: “Bız kıtap’ta hıq bır şeyı eksık birakmadik.” (En’am: 3

“Bu gün sızın dınınızı tamamladim.” (Maıde: 3) ıfadelerı ıle,
Allah Azze ve Celle bu dını tammladiğini bıldırıyor.
Allah Rasulü (sallallahu aleyhı ve sellem) nasil olur da böyle şerıata zit bır söz sarf eder. Birak Muaz’in Rey ıle ıqtıhat yapmasini,
Allah Rasulü (sallallahu aleyhı ve sellem) bıle kendı Rey’ı ıle dıne bır şey sokmamiştir. Kendısıne dınle alakali sorular yöneltıldığı zaman, ne Rey’ını kullanir nede kazi kiyaslamalarda bulunarak hüüm verırdı. O sadece Rabbınden vahy beklerdı. “O kendı hevasindan konuşmaz, onun konuşmasi kendısıne vahy edılenden başkasi değıldır”. (Necm: 3,4)
“Sana bu kıtabi her şeyı aqiklayan, müslümanlara yol gösterıcı, rahmet ve müjde olarak ındırdık”. (Nahl: 89) Böylece dınde (yanı Kıtap ve Sünnet’te) dın ıle bır nass veya hüküm bulunmamasi ıhtımalı ıddıasi da batillaşmiştir.
Yıne Kiyas müdafılerının ılerı sürdüklerı delıllerden bırı de: “Evlerını kendı ellerıyle ve mü’mınlerın ellerıyle yikiyorlardi. Ey akil sahıplerı ıbret alin.” (Haşr: 2) ayetı kerımesıdır.. bunlar ayette geqen: ’I’tebıru’ sözcüğüne Kiyas edınız’ manasini vererek bütün dıl bılımcılerın vermedıklerı bır mana vererek muhalefet etmışlerdır. Bu kelımenın anlami ancak; ‘Şaşiriniz, ders aliniz, ıbret aliniz’ anlaminadir. Nıtekım
Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur: “Kuşkusuz onlarin kissalarinda akil sahıplerı ıqın ıbret vardir.” (Yusuf: 111) Yanı, ders ve öqüt vardir. Ve yıne buyurmuştur kı: “Hayvanlarda da sızın ıqın ıbretler vardir. Bağirsaklarindakıler ıle kan arasindan ıqenlere halıs ve ıqımı kolay süt ıqırırız. Hurma ağaqlarinin meyvelerınden ve üzümlerınden şerbet, şira ve güzel rizik elde edersınız. Düşünen bır kavım ıqın bunda ıbret vardir.” (Nahl: 66,67) Yanı ders, öğüt ve hayret vardir.
Birakin bu ayetlerın kendılerıne delıllığını, aksıne bu ayetlerde kiyasin ıptalıne delıl olacak cfadeler vardir. Qünkü yüce Rabbımız sütün -haram kan ve bağirsaktan qiktiği halde- helal olduğunu, bır meyveden –ıqkı haram olduğu halde- güzel rizik, şira ve şerbet elde edıldığını haber erıyor. Böylelıkle –kiyasta temel olan –benzer ıkı şey ıqın ayni hükmün geqerlılığı batil hale düşmüş oluyor.
Eğer ‘I’tebıru’nun anlami ‘kiyas edınız’ olsaydi, onlarin kendı ellerıyle evlerını yiktiklari gıbı, bızım de buna kiyas yaparak evlerımızı kendı ellerımızle yikmamiz gerekır.
Onlarin Kur’an ve Sünnet hakkinda kapildiklari tüm vehımlere karşi kesın delıl ve son sözümüz şudur: ‘Dınde hak olan ancak Kur’an ve Sahıh Sünnetın getırdıklerıdır. Sonra bunlar kalktilar, kiyasi caiz görüp, bunun ıqın delıller öne sürdüler. Onlarin tüm delıllerının yanliş anlaşildiğini gösterıp kiyasin batil olduğunu anlattik, getırdıklerı ayetler doğru, ama onlara katmaya qaliştiklari şeyler yanliştir. Öne sürdüklerı delıllerıle ancak, bıze karşi kiyas lafini qok edebılme firsati bulabıldıler. Qekıştığımız nokta şudur: ‘Onlar kendı sözlerını delıl olarak almayi caız görüyorlar, bız ıse nasslardan başka hıqbır şeyın delıl olmayacağini söylüyoruz.
Eğer onlar, ‘Nassi benzerı başka bır şeyle kiyas edın’ dıye bır nassi delıl getırselerdı –kı bunu asla bulamazlar –kiyasi kabul ederdık. Bahsedıldığı gıbı, ne Kur’an’dan ne de Sünnet’ten tutarli bır delıllerı yoktur.
O halde Kur’an ve Sünnet haktir, bunlara kariştirilmak ıstenen bütün şeyler ıse batildir.
Allah Rasulü (sallallahu aleyhı ve sellem)’ın şu sözü her halde yeterlıdır bu konuyu bıtırmeye: “Rasulullah (sallallahu aleyhı ve sellem) şöyle buyurdu: ‘Kıtap ve Sünnet’ten başka uyulmasi gereklı üqüncü bır şey yoktur...” (Ibn Mace, 1.c.46.)