| Kurbanı Arjantin’de geçirmiş... Dünyanın pek çok yerine seyahatleri olan arkadaşımız Sinan Bey'le görüştük. Onun son hatıralarından bazılarını sizlere aktaracağım... Dedi ki:
Bu Kurban Bayramı'nda Arjantin'e gitmiştik. Türkiye'den gelmiş bir Ermeni genciyle tanıştık. İstanbul âşığı... Kendi aralarında Türkiye üzerine münakaşa etmişler. Bu genç Türklere yapılan hakaretlere dayanamamış ve tabancasına sarılmış. On sene hapis yatıp çıkmış... Çıktıktan sonra çok yalnız kalmış... Bir grup Türk'le karşılaşınca onlarla arkadaş olmuş. Bir müddet sonra kız arkadaşlarıyla beraber bir camiye gidip beraberce Müslüman olmuşlar. Daha sonra da nikahlarını kıydırmışlar. Kendisine Muhammed ismini almış, doğan çocuğuna Suad ismini vermiş.
Kurban'da kurban etlerini, o Türk grubu ile beraber dağıtmışlar hatta 'izinsiz dağıtıyorsunuz' diyen Arjantin polisini bu hususta Muhammed ikna etmişti.
Bu Türk grubun kaldığı sitenin korumalarından Carlos isminde birisinin bunlar çok dikkatini çeker. Onların bu samimiyetleri bir başkadır. Onun için onlarla konuşmak ve sohbet etmek ister. Onlar da Carlos'u evlerine davet ederler. Hatta bazen orada kalmasını, istirahat için uzak bir mahalde olan evine gidip geleceğine orada istirahat etmesini isterler. Bütün bütün şaşırır. Sonra da onları bir gün çok uzakta ve dağlarda at yetiştiren ailesinin yanına götürür. Orada hep beraber anne ve babasını ziyaret ederler. "İşte, size bahsettiğim Türkler bunlar!.." diye takdim eder bizimkileri.
Bu güzelliğin İslamiyet'ten geldiğini idrak ve takdir ederler.
Şehirde gezerken bir gün SİLİN yazılı bir dükkan gördük. Bir kuyumcu dükkanı idi. Girip tanışmak istedik. Türkiye'den gitme Ermeni olan sahipleri çok şaşırdılar. Bizimle Türkçe konuştular. Kurban Bayramı'ndan bahsettik ve bir gün sonra onlara kurban eti getirdik. Çok memnun oldular. "Ah bizlere eski güzel günlerimizi hatırlattınız ve yaşattınız!." dediler.
İslam inancını anlatan bir kitap bastırmak için buradaki Türki arkadaşlar, bir matbaacı ile anlaşmışlar. Adam kitabı okuyunca "İşte yıllardır aradığım güzellik! Ben sizden ücret istemiyorum. Bu seferlik masrafları benden olsun..." diye ısrar etmiş. Belki yarın niceleri "Siz bugüne kadar nerelerdeydiniz?" diyecekler.
Açılacak bir okulun binası tutulduğu zaman, o mahallenin bazı Ermenileri bunun Türklere ait olduğunu öğrenince taşlamışlar. Fakat bizimkiler Kurban Bayramı'nda onların da kapısını çalıp kurban etlerinden ikram etmiş ve bu Hz. İbrahim'den kalma güzellikten haberdar etmişler. Bunun üzerine onlar, "Bizi çok mahcup ettiniz!" demişler ve daha sonra da iki çocuklarını getirip okula kaydettirmişler.
Sinan Bey'in Arjantin seyahatinden anlattıklarının bazılarını sizlerle paylaşmaya çalıştım... Yüzden fazla okuyucumuzun da kurbanlarını Pakistan'ın deprem bölgesinde kestiklerini biliyorum. Çünkü bazıları ile Türkiye'den dönerken Frankfurt Havaalanı'nda karşılaştık. Elhamdülillah güzel bir hareketlilik var. Harekette bereketin olduğunu biliyoruz. İnsan sadece iyi niyetle bir adım atsın yeter. Cenab-ı Hak, hayrını, bereketini veriyor. Bu hareketlerin içinde de günümüzde en güzeli eğitim gönüllülerinin hareketleri olsa gerek; çünkü artık dünyanın dört bucağından ses getirmeye başladılar. Elhamdülillah... Bu hususta, şâhit olduğumuz veya yaşayanların bizzat naklettikleri hatıralara ulaştıkça onları sizlere ulaştırmaya çalışacağız.
Abdullah Aymaz,Zaman,06.03.2006 |