İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 25.03.2006, 17:29
out of order
 
Kudret - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.10.2003
Mesajlar: 10.867
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Batı’ya karşı etkili güç: Tasavvuf

[Büyük İslam alimi Prof. Dr. Seyyid Hüseyin Nasr Zaman için yazdı]

Batı’ya karşı etkili güç: Tasavvuf

Zaman, 24.03.2006

Tasavvuf İslâm’ın kalbinde yatar; onun deruni boyutudur. O Allah’ın yaktığı bir lamba gibidir, Müslümanlardan sayısız ruhu ve çok sayıda nesli ışığıyla aydınlatan ve kıyamete kadar da aydınlatacak olan bir lamba. İslâm tarihi boyunca her döneme uygun olmuş ve gelecekte de böyle olmaya devam edecek.


Yine de, günümüz açısından bakıldığında, İslâm dünyasının ve aynı zamanda daha genel bir çerçevede bir bütün olarak insanlığın karşı karşıya kaldığı problemler ışığında onun rolü bazı açılardan özellikle önemli hale gelmektedir. 13./19. yüzyıldan bu yana reformcu ve modernist olarak adlandırılanlardan pek çoğunun İslam toplumunda tasavvufu tahrip etmeye veya zayıflatmaya çalışmış olmaları İslâm dünyası açısından ne kadar dar bakışlı ve talihsiz bir olgudur. Yine de, çok şükür ki tam olarak başarılı olamamışlardır, zira Allah’ın aydınlattığı bir lamba insan tarafından söndürülemez.


Her şeyden önce İslâm, diğer dinler gibi laiklik, modernizm ve şimdi de post-modernizmin bozucu saldırıları ile karşı karşıya kalmıştır. İslâm açısından ancak Sufi hikmeti bu meydan okumanın derin köklerine ulaşıp -sadece duygusal değil- kapsamlı bir entelektüel ve manevi bir derinlik sağlayabilmiştir. Elbette ki siyasi, ekonomik ve askeri unsurlar da bulunmakla birlikte, Batı’nın İslâm dünyası karşısındaki meydan okuması temelde entelektüel düzeydedir, fakat bu meydan okuma felsefi ve ideolojik unsurlar tarafından yönlendirilmeyen Moğol İstilası’ndaki meydan okuma gibi değildir. Artık bu meydan okumaya karşı, yalnızca İslâm’ın etkilediği Sufi metafiziği ile düşüncesi, sadece fideist bir tavırla değil, aynı zamanda entelektüel açıdan da gerçek İslâmi cevabı sağlayabilir.
Tasavvufun gücünü keşfetmek


Öyleyse, Hıristiyan teolojisi ve hayatı üzerinde büyük bir yıkıma yol açmış olan ve aynı olumsuz etkiyi Batı’da görülenden daha farklı bir tarzda da olsa diğer dinler üzerinde de gösteren modern bilim ile bilimselci dünya görüşünün meydan okuması ortadadır. Tekrarlamak gerekirse, bu temel meydan okumaya karşı ancak geçen yüzyıl boyunca çoğu Müslüman düşünürün göz ardı ettiği sufi metafiziği ve kozmolojisi en derin İslâmi karşılığı sağlayabilir. Bu mesele ile yakından ilgili olan; fakat Müslümanlar açısından yakın zamana kadar vurdumduymaz kalınan bir husus insan varlığını tehdit eden çevre krizidir. Elbette ki tabiata nasıl muamele edileceği konusundaki şer’î kanunlar önemlidir, fakat daha da önemlisi tabiatın kutsal oluşunun ve yeryüzünde Allah’ın halifesi olarak insanın Allah’ın yarattıklarını koruma sorumluluğunun yeniden teyit edilmesidir. İslâm tarihi boyunca Kur’an’ın tabiat öğretisini hiçbir grup Sufiler kadar tefsir edememiştir ve bu izahın yapıldığı metinler arasında Arapça, Farsça, Türkçe ve diğer dillerdeki en güzel şiirlerden bazıları da bulunmaktadır. İslami açıdan tabiatın manevi öneminin ve insanın manevi hayatındaki rolünün çağdaş bir dilde yeniden formüle edilmesi ancak Sufi öğretilerine dayanılarak mümkün olabilir.


Dinin alanına dönecek olursak, bütün dinler açısından en ciddi meydan okumanın, kişinin kendi dininden başka dinlerin bulunması veya dini çoğulculuk olarak adlandırılan şey olduğunda pek kuşku yoktur. İslam tarihi boyunca, tasavvuf Kur’an’daki vahyin evrenselliği öğretisini esas alarak diğer dinlerin tabilerine karşı bir anlayış ve sempati geliştirmiş ve gerçekten de dini çoğulculuğun metafiziğini kapsamlı bir şekilde formüle etmiştir. Pratik düzeyde de ister İspanya ve Fas’ta olsun ister Mısır’da, Osmanlı Türkiye’sinde, İran’da veya Hindistan’da olsun sufiler diğer dinlerin tabilerine nasıl muamele edileceği konusunda bir model geliştirmişlerdir. Günümüzde İslâm dünyası evrensel bakış açısını yeniden ortaya koymak ve tasavvuf geleneğini içine almak konusunda şiddetli bir ihtiyaç içindedir. Gerçekten de tasavvufa karşı yapılan saldırılar İslam düşüncesinin belli başlı akım ve hareketlerinin tasavvufu nahoş bir şekilde dışlamalarına yol açmıştır ki, bu da farklı İslâm hukuk ve kelam ekolleri ile değişik siyasi birimler arasında birliğe son derece fazla ihtiyaç duyulduğu bir durumda ne dış dünyadaki ilişkilerinde ne de kendi içindeki ilişkilerinde İslâm davasına kesinlikle hizmet etmez.


İslâm tarihi boyunca tasavvuf İslâm sanatları ve biliminde olduğu gibi felsefede de merkezi bir rol oynamıştır. Günümüzde İslâm dünyası kendi entelektüel ve estetik mirasını yeniden canlandırma ihtiyacı içindedir ve bu çabada da yine tasavvufun rolü merkezi rol olmaya devam etmektedir. Aynı şekilde, İslâm tarihi boyunca Gazali, Abdülkâdir el-Geylânî ve Ebü’l-Hasan eş-Şâzilî gibi şahsiyetler ile pek çok diğer önder şahsiyetin çalışmalarında ve faaliyetlerinde de görülebileceği gibi, tasavvuf ahlakî uyanışta da önemli bir rol oynamıştır. Günümüzde, aynı şekilde İslâm toplumunun, özellikle şehir bölgelerindeki pek çok kesiminde ahlaki hayatın yeniden canlandırılmasına büyük ihtiyaç bulunmaktadır. Bu sonucu tasavvuf dışında hangi manevi kuvvet sağlayabilir ki? İlk Arap fetihlerinden sonra İslâm’ın Türkler arasında, Siyahî Afrika’da ve aynı şekilde Hindistan’da, Çin’de ve Güneydoğu Asya’da yayılmasında tasavvuf önemli bir rol oynamıştır. Günümüzde İslâm, Avrupa’da ve Amerika’da yayılmaktadır ve yine bu süreçte özellikle eğitimli sınıflar arasında tasavvuf önder bir rol oynamaktadır. Tasavvufun aynı zamanda geniş anlamda insanlık için de bir mesajı vardır ve bu mesaj tasavvuf metinlerine İslâm dünyasının dışında hem Batı hem de Doğu’da gösterilen büyük ilgiye bakıldığında daha kolay görülebilecektir. Günümüzde Amerika’da en çok satan şiirin büyük Farîsi Sufi şair ve üstâd Rumi’nin şiirleri olması ne kadar da dikkat çekicidir. Bunlar, tasavvuf öğretisi ve uygulamalarının yaşadığımız zamana büyük bir uygunluk gösterdiğine dair sadece belli başlı bazı örneklerdir. Fakat elbette ki, günümüz açısından tasavvufun en büyük katkısı, onun her zaman olduğu şeydir, yani insanı gaflet uykusundan veya unutkanlıktan uyandırması, hatırlamaya veya zikre yöneltmesi, bize kim olduğumuzu, niçin burada bulunduğumuzu ve nereye gidiyor olmamız gerektiğini hatırlatmasıdır. Allah’a ve onun yaratıklarına olan aşkın, muhabbetin ateşini tutuşturmak ve bizleri O’nun bilgisinin veya uğruna yaratıldığımız şeyin marifetinin ışığı ile aydınlatmak içindir. Tasavvufun rolü bizlere Allah ile olan ezeli ve ebedi ahdimizi, misakımızı hatırlatmak ve elest bezminde Allah’ın bize “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sorduğunda bizim bütün varlığımızla tasdik ederek verdiğimiz “evet” veya “elbette ki” cevabını bu hayatta tekrar göstermemize imkan sağlamaktır. Tasavvuf onun öğretilerini takip edenlere elest’in gizemlerini öğretmek ve insanın Allah’ın hakimiyetine tam bir teslimiyetle şahadet ettiği aslî tabiatına veya fıtratına, insan olmamız hasebiyle insani varlığımızın derinlerinde taşıdığımız aslî tabiatına dönmesini sağlamak için vardır.


(*) Seyyid Hüseyin Nasr, 7 Nisan 1933 tarihinde Tahran’da doğdu. Yükseköğrenimini ABD’de Massachusettes Institute of Technology’de fizik dalında yaptı. Harvard Üniversitesi’nde jeoloji ve jeofizik alanında yüksek lisans, bilim tarihi alanında da doktora yaptıktan sonra 1958 yılında İran’a döndü. Bir süre Tahran Üniversitesi’nde felsefe ve bilim tarihi profesörlüğü görevlerinde bulundu. 1962-1965 yılları arasında Harvard’da bilim tarihi dersleri verdi. Doğu ve Batı dillerinde 250 civarında makalesi bulunan Nasr, halen ABD’de George Washington Üniversitesi’nde İslâm araştırmaları profesörü olarak görev yapmaktadır.


Eserleri: İslam ve Modern İnsanın Çıkmazı, İslam’da Düşünce ve Hayat, İslam ve İlim, İslam Sanatı ve Maneviyatı, Bir Kutsal Bilim İhtiyacı, Kutsalın Peşinde, İslam’da Bilim ve Medeniyet, Üç Müslüman Bilge, Tabiat Düzeni ve Din, Genç Müslüman’a Modern Dünya Rehberi ile çok sayıda gazete ve dergilere yazılmış makalesi bulunmaktadır.

Thanx to otnemem
__________________
Die Schari'a agiert. Sie formt und entwickelt die Gesellschaft.
www.Koelner-Muslime.de
Kudret isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 25.03.2006, 18:31
Himmet ke Sultanimin...
 
HACEGAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2006
Yaş: 19
Mesajlar: 947
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Allah senden razi olsun kurban...
__________________
Gül Bahcesine Giren kokusunu almadan cikmaz!!!!
COK YAKINDA TV15-Bizim Kanalimiz
HACEGAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 28.03.2006, 12:31
Kayıt onayı eksik
 
ARMAGAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
ARMAGAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 28.03.2006, 14:17
 
delikanli55 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.08.2002
Mesajlar: 162
Teşekkür etti: 1
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Ne dinime küfr ettiririm nede benden teblig isteyeni hor görürüm! Bana vuranada diger yanagimi göstermem!
................................
“Ey Peygamber! Kâfirlerle ve münâfıklarla cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer ne kötüdür! ” (Tevbe: 73)


El- Cevab:
Kur’an-ı Kerimde bir Ayet-i Celileyi Tefsir ederken, Tefsir Alimleri, Siyak ve sibak bütünlüğünü kendilerine esas alırlar ! Yani, bir hususu tefsir ederken, bütün Ayeti Kerimelerde bu konu ile ilgili çerçeve tesbit edildikten sonra, gerçek anlamı ortaya çıkarılır !
Evet, bu Ayet-i Kerime açık bir ifade ile Kafir ve Münafıklara "Sert" davranmayı öğütlerken,başka Ayet-i Kerimelerde ise;

1-) Hz.Musa (AS) 'yı, Firavun gibi Kendisini –haşa- İlahlaştıran büyük bir Kafire gönderirken: “Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar.” (Taha, 44) demektedir.

2-) Efendimiz (SAV) ‘e Uhud Savaşı ve sonrasında hitab ederken, Efendimiz (SAV) ‘min yanında yer almayan, onun emir ve tavsiyelerini yerine getirmeyen hem Münafık hemde İmanları Tahkiki seviyede olmayanlar için: “Sen yalnızca Allah'ın rahmeti sayesinde onlara yumuşak davrandın. Eğer katı yürekli biri olsaydın kesinlikle etrafından dağılıp gitmişlerdi.' (Ali İmran, 159) demektedir.

3-) Yine Efendimiz (SAV) için: 'Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle davet etmeyi ” (Nahl, 16/125) vaz etmektedir.
4-) Allah’ın Ayetlerini inkar eden ve Efendimiz (SAV) ‘i yalanlayanlar için: “Şimdi sen onlara yumuşak davran ve güzel muamele et.” (Hicr, 85) demektedir.
5-) Hz.İbrahim’in (AS) Babasının Allah düşmanı olduğu vehyedilince, artık babası için tevbe etmediğini belirten Ayet-i Kerime, Hz.İbrahim (AS) mı bize tanıtırken 'Şüphesiz İbrahim, çok içli, yumuşak huylu bir kişiydi.' (Tevbe,114) demektedir.

Yani, Kur’anı Kerim bazı yerlerde Kafirler hakkında sert davranmaktan bahsederken, yine bazı Ayet-i Kerimelerine “yumuşak” ve “bağışlayıcı” davranmaktan, “güzel muamele” etmekten bahsetmesi, bahse konu “sert” davranma fiilinin bütün kafirleri kapsamadığını göstermektedir. O zaman hangi Kafir’e karşı “sert” hangisine karşı “yumuşak ve bağışlayıcı” davranacağız sorusu akla gelmektedir. Bunada yine Kur’an cevab veriyor:
A) 'Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan ve kâfirlerden, dininizi alay ve eğlence konusu yapanları dost edinmeyin.' (Maide:58)
B) ' İçlerinden zulmedenleri bir yana, ehl-i kitapla ancak, en güzel yoldan mücadele edin ve deyin ki: 'Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim İlâhımız da, sizin İlâhınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuzdur.' (Ankebut,46)
C) 'Allah sizi, din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara âdil davranmaktan men etmez. Şüphesiz Allah âdil davrananları sever.' (Mümtehina, 8)

Ayetleri bu Dengeyi vaaz ediyor ve diyorki:
Müslümanlarla Zulmeden, Alaya alan, savaşan ve İslam’a açıktan düşmanlığını ilan eden Kafir ve Münafıklara “SERT“ ol, diğerleri ile en güzel yoldan, “yumuşak ve musamaha yolu ile” yani İslamı sevdirerek Tebliğ etme yolunu açık tut! Umulurki, bu şekilde İslam’ın güzelliklerine şahit olurlar ve İman ile müşerreflenirler!

Editör Dr. Emin Şimşek
__________________
Olmak veya olmamak önemli olan bu degil, önemli olan inanmak veya inanmamak.Var olmak nesne ve az gelismis beyinliler (hayvanlar) icin önemlidir halbuki inanmak icin bir aklin var olmasi lazim gelir, ilimin var olmasi gelir vesair yani insanda halk edilen unsurlar gelir,nesne ve hayvanlardan bizi ayiranlar gelir....
delikanli55 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 28.03.2006, 14:36
out of order
 
Kudret - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.10.2003
Mesajlar: 10.867
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Evet, denge cok önemli. Allah razi olsun!
__________________
Die Schari'a agiert. Sie formt und entwickelt die Gesellschaft.
www.Koelner-Muslime.de
Kudret isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 28.03.2006, 14:42
 
delikanli55 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.08.2002
Mesajlar: 162
Teşekkür etti: 1
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
es selamu aleykum evvelen ve ahiran, unutmusum diger yazimda selam vermeyi...
Said Nursi Hz. bir gözel sözü var: Her sözüm bir makim var diye.
Ve her hareketin'DE bir makami var, her fetvanin bir makami....hem hersey kesip atiyoruz, herkezi ayni kefeye koyuyoruz....
Bilinen seylerin haricin bazen bosluklar oluyor bunlarida yanlis degerlendiriyoruz maalesef....tabiki kimse gayrimüslim birini dost edinemez ama gayrimüslim birine düsmanlik etmeside gerekmez...
Insanlara ulasmanin yolut asavvuf yolumu seriat yolumu o ayri....biz kendimizden uzagiz digerlerine yakin olmaya calisiyoruz....
Diyalog olmasi gerek,insanlari arasi olabilir veya kurumlar arasi...ama simdi zamani degil!
Kim diyalog kuracak!Kiminle kuracak! Cok basit örnek verecegim, burda kücük bir sehirde ikamet ediyorum 80 civarinda camii üyesi var, ama bu üyelerin tas catalsin 20-30 cumaya geliyor....vakit namazlarinda 5 kisi olursa oluyor....sohbetlerde anlasilyior'ki bilgi sifir.....ev ziyaretleri yapalim dedk,basladik....kac seneden beri kimse kimseye gitmezmis...cok dedikodu oluyormus....ama sasilacak is'ki camii burdaki kiliselerle diyalog pesinde...diyalog kuruyor....diyaloga girenlerin yarim yamalak almancalari var,karsi taraf küfr etse daha anlamazlar...bu tür diyalog olmaz olamaz...evde cenaze var ike komusa gecmis olsuna gidilmez...

Türkiye'de ve diger "islami ülkerde" insanlarin yüzde kacinca bu naziklik,bu sefkat, bu ilgi ve bu tevazu gösterildi islam anlatildi?
O kadar cahiliz'ki nelerin pesinden kosuyoruz....Diyalog'a evet ama simdi degil.Diyalog'a evet ama bu ise vakif kisiler yaparsa.....vs.

ALLAH sonumzu hayr eylesin..

Erdogan
__________________
Olmak veya olmamak önemli olan bu degil, önemli olan inanmak veya inanmamak.Var olmak nesne ve az gelismis beyinliler (hayvanlar) icin önemlidir halbuki inanmak icin bir aklin var olmasi lazim gelir, ilimin var olmasi gelir vesair yani insanda halk edilen unsurlar gelir,nesne ve hayvanlardan bizi ayiranlar gelir....
delikanli55 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 28.03.2006, 15:48
 
delikanli55 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.08.2002
Mesajlar: 162
Teşekkür etti: 1
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Es selamu aleykum,
iyi de neden okumuyorsun canim kardesim(ahi manasinda,yasim henüz 30 benim..), zamani degil yazdim bak yukari!
"islami ülke" neden tirnak icinde...kim koyacak senin yazdigin kanunlari!
En önemlisi kim uyacak o kanunlara???
O dedigin zamanda sabah namazlarinda saf saf hafiz olurmus cemaat'te simdi gidip baksinlar 2 saf oluyormu "dedelerimiz"....
adam hic kör,dogustan kör ama tedavisi mümkün...simdi sen tedavisi icin ugrasmiyorsun hic görmemis adamin.Ama ona renkleri anlatiyorsun?!?!
Koptuk diyorum koptuk, sen kime anlatacaksin bu kanulari, beynamaz adama gidipte namazin terki, üc mezhebe göre katli vacip bizim mehzebimize göre yani numan ebu hanefeye göre hapis gerektirir...hadi de bakalim....
Zaman yanlis, uslup yanlis ve secilen adamlar yanlis...

vesselam

erdogan
__________________
Olmak veya olmamak önemli olan bu degil, önemli olan inanmak veya inanmamak.Var olmak nesne ve az gelismis beyinliler (hayvanlar) icin önemlidir halbuki inanmak icin bir aklin var olmasi lazim gelir, ilimin var olmasi gelir vesair yani insanda halk edilen unsurlar gelir,nesne ve hayvanlardan bizi ayiranlar gelir....
delikanli55 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Tayyip"AJC(American Jewish Committee)Amerikadaki en etkili Yahudi organizasyonudur" refah Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 59 19.06.2008 09:30
Copy.exe,Autoron.exe,host.exe ve 10 larca trojana karşı % 100 etkili bir program DeLi AskeR Hardware ve Software konusunda Sorular, Cevaplar 4 29.05.2008 12:14
Sigarayı bırakmak isteyene 5 etkili yöntem jandarma Sağlıklı yaşam ve Spor 129 21.06.2007 19:45
Batı müslümanların birleşmesinden korukuyor gençüsküdar Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 1 10.07.2005 13:14
Dostoyevski'nin Batı tespiti. M. Ali Saral Önemli Şahsiyetler ve Eserleri 0 26.07.2003 18:37


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:43 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git