| Kuran Ve Sünnette Namaz Ve Namazda Huşû
Rahman Rahim Allahin adi ile...
Allaha hamd olsun.
Selam olsun onun secmis oldugu kullarina
KURAN VE SÜNNETTE NAMAZ VE NAMAZDA HUŞÛ
Bazı âyetlerde emir, bazı âyetlerde hikâye sîgasıyla namazın ikâmesinden bahsedilmesi, onun gelişi güzel kılınması değil; dosdoğru, devamlı, huşû ile vaktine dikkat ederek, kısacası namaza ehemmiyet vererek kılınmasının istenmesi mânâsınadır. İşte bunu kitabımız Kurân-ı Kerîm, namazın ikâmesi olarak ifade etmektedir.
Namazların, bilhassa orta namazın muhâfaza edilmesini emreden, Namazlara ve orta namaza (vakitlerinde rükünleri ve şartları ile) devam edin. Allâhın (huzuruna) tam bir huşû ve tâatle durun (S. Bakara 238) âyet-i kerîmesinde, vakitlerin gözetilmesi ve eksiksiz kılınması, edâya devam edilmesi emredilmektedir.
Orta namaz ile alâkalı olarak da, İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe (r.h) hazretleri, ikindi namazıdır demektedir. Ekseriyet de bu ictihaddadır.
Çünkü Resûl-i zişân (s.a.v.) Efendimiz, Hendek muhârebesi günü, Düşmanlar bizi orta namazdan, ikindiden alıkoydular buyurmuştur. İbn-i Hacer (r.h) diyor ki: Bu hadîs-i şerif Kütüb-i Sittede Hazret-i Ali (r.a.)den rivâyet edilmiştir.
Namazlarını huşû ile kılan müminler, hakikaten felah bulmuştur (korktuklarından emin, umduklarına nâil olmuşlardır). (S. Müminûn, 1-2) âyetlerindeki huşû; aslı kalpte, tezâhürü bedende olan bir keyfiyettir.
Yani kalbin ve azâların huşûu olarak ikiye ayrılabilir.
Kalbin huşûu; Allâhın azâmet ve celâli karşısında kendi âcizliğini ortaya koyarak başka düşüncelere yer vermeden kalbin son derece tazim hissi ile dolu olmasıdır. Bunu temin için de, okuduğu ve dinlediği âyetlerin, duâların, tekbir, tehlil, tahmid ve tesbihlerin mânâsını düşünmek ve bunlara hakkını vermek lazımdır. Maksada ve matlaba uygun, makbûle karîn olan namaz, ancak böyle edâ edilir.
Âzaların huşûuna gelince; bu, kalbin huşuunun bedende tezahürü ile huzur, sekînet ve itminan hâsıl olması, gözlerin secde mahâlline bakması, diğer azâların sağa-sola iltifat etmemesidir. (İbn-i Abidîn, 1/641) Kalpte olan huşûun mutlâka âzâlara aksedeceği, mefhûm-i muhâlifi ile, sükûnet ve tadil-i erkan ile kılınan namazın huşûa delâlet edeceği, Tirmizîde Ebû Hüreyre (r.a.)den rivâyet edilen bir hadîs-i şerifte zikredilmiştir.
|