İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 09.04.2006, 11:26

 
gazibaba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.07.2005
Yaş: 36
Mesajlar: 419
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
’Hz. Muhammed’e sevdalıyız’ BTP lideri Prof. Dr. Haydar Baş

BTP lideri Prof. Dr. Haydar Baş, Mevlid Kandili münasebetiyle yayınladığı kandil mesajında, Türk milletinin Hz. Muhammed’e sevdalı bir millet olduğunu belirtti.
"Hz. Muhammed’e sevdalı bir milletiz"
Prof. Dr. Haydar Baş kandil mesajında şunları ifade etti: “Bu gece çok mübarek bir gece... Bu gece hepimiz için çok önemli bir gecedir... Çünkü bu gece, Kainatın Efendisi peygamberimiz Hz. Muhammed’in(sav) dünyayı şereflendirdiği bir gecedir. Duaların ve ibadetlerin kabul olduğu, ruhların cûşa geldiği, dostlukların pekiştirildiği, kırgınların barıştığı, yakınların ziyaret edildiği, şüheda başta olmak üzere tüm ölülerimizin hatırlandığı maneviyat yüklü bu gece, hepimiz için çok önemli bir fırsattır. Özellikle ülke olarak kritik bir dönemden geçtiğimiz şu günlerde, yüce milletimizin bu önemli fırsatı en güzel şekilde değerlendireceğinden şüphemiz yoktur.

Bu milletin en büyük özelliğidir bu
Çünkü Türk Milleti, peygamber aşığı yüce bir millettir; askerine, Peygamberi Hz. Muhammed’inin adını Mehmetçik olarak veren yüce bir millettir. Bu haslete bir başka millette rastlamak mümkün değildir. Milletimizin gözünü kırpmadan uğruna can verdiği Şehadet rütbesi, o kutlu Elçinin, yüce Allah’tan bize getirdiği en büyük rütbelerden biridir. O rütbe ile, o sevdayla Çanakkale’yi ecnebiye geçilmez kıldık; o rütbe ve o inançla Kurtuluş destanları yazdık. O rütbeye ve o inanca olan sevdasıyla daha nice destanlar yazar bu yüce millet.
Birliğe vesile olmasını temenni ediyorum
Bugün yüce milletimizi işte bu inançtan, bu rütbeden ve bu peygamber sevdasından kopartmak isteyenler, hakikatte vatanımıza, bayrağımıza, devletimize, namusumuza ve tüm yer altı ve yerüstü kaynaklarımıza göz dikenlerdir, onların taşeronlarıdır. Mevlid Kandili münasebetiyle yüce milletimize bu önemli gerçeği tekrar hatırlatmayı hayati bir görev kabul ediyorum. Bu duygularla, yüce milletimizin ve İslam âleminin Mevlid Kandili’ni tebrik ediyor; birliğe, beraberliğe, esenliğe ve berekete vesile olmasını ve tüm insanlığa güzellikler getirmesini Cenab–ı Hak’tan niyaz ediyorum.”
__________________
Selat ve Selam Allah Resulü (sav)'nün üzerine olsun....


İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
gazibaba isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 09.04.2006, 14:04

 
gazibaba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.07.2005
Yaş: 36
Mesajlar: 419
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Bugün Mevlid kandili... Kandiliniz mübarek olsun; haneniz, gönlünüz Alemlerin Efendisi Hz. Muhammed’in nuru ile, Ehl–i Beyti’nin ve dostlarının nuru ile dolsun.
Askerine Mehmetçik adını veren yüce milletin evlatları olarak peygamberimize olan sevdamızı hatırlamakta fayda var, diye düşünüyorum.

Zira gül, Muhammed’in gülüdür. Alemlere rahmet Hz. Muhammed’in kokusunu, rahmetini, şefkatini, adaletini taşıdık yedi mevsim üç kıtaya... Gönül medeniyetinin mensuplarıyız biz. Tevhid ehlidir bu yüce millet... Tevhid ehlidir bu medeniyet. Ay ve yıldız, tevhidi sembolü... Gülümüz Muhammed, sancağımız Hilal’di bizim. Şirke, Haç’a, teslise, küfre, kire, pasa, hele iki yüzlülüğe, namertliğe, kalleşliğe rastlanmaz bizim imanımızda, bizim sancağımızın gölgesi altında, bizim medeniyetimizde.

Gül, Muhammed’in gülüdür; “Hz. Muhammed” olarak nurlar yağdı semadan yeryüzüne... Rebiülevvel ayının 12 gecesi rahmet yağdı alemlere sağanak sağanak. “Alemlere rahmet” diye tanıttı onu Yüce Allah. İlk insan ve ilk peygamber Hz Adem’den beri en temiz nesillerden süzüle süzüle gelen peygamberlik nuru, son peygamber ve Alemlere rahmet olan Hz. Muhammed’e erişti. İlahi emanet, adeta sahibini buldu.
Son nefese dek, kıyamete dek, haşre dek, cennete vasıl oluncaya dek “Âlemlere rahmet” o.

Yüce Allah’ın hükmü açık, ölçüsü belli: “(Muhammed’im) de ki, ey insanlar, ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan, kendisinden başka ilah bulunmayan, yaşatan ve öldüren Allah’ın elçisiyim. O halde Allah’a ve O’nun ümmi peygamberi olan Elçisi Muhammed’ine inanın –ki o Allah’a ve O’nun sözlerine inanmaktadır; O’na uyun ki doğru yolu bulasınız...” (A’raf Süresi, 158).
O, “Ben, rahmet ve kılıç/mücadele peygamberiyim” (İbn Sa’d, 1/105) şeklinde kendini vasıflandıran Kutlu Elçi... Hayatın içinde, varlığın her alanında, insanoğlunun bulunduğu ve insanı ilgilendiren her işte aktif bir İlahi elçi.
Mescid–i Nebevi’sinde imam, cenk meydanında kumandan, hane–i saadetlerinde şefkat abidesi bir aile reisi, çarşıda dürüst ve cömert bir tüccar... Hülasa Müslüman için her yerde ölçü.
O Kutlu Elçi’nin örnek hayatı, “Sen evliya gibi adamsın siyasette ne işin var, sen evliya gibi adamsın ticarette ne işin var, sen evliya gibi adamsın toplumun içinde böyle aktif ne işin var!?” diyerek, Müslüman milleti toplumundan izole edip vatanı, bayrağı, dini ve devleti ecnebiye, AB’ye, ABD’ye veya IMF’ye satmak için seferber olmuş Müslüman kılıklı misyonerlerin suratına inen en büyük şamardır.

Mahşer günü “büyük şefaat”in sahibidir o. Mahşer günü bilcümle peygamberlerin dahi, kendi ümmetlerini “Gidin, Muhammed’e gidin, gün O’nun günüdür, söz O’nun sözüdür bugün” deyip kendisine gönderdikleri “kurtuluş ve şefaat” sahibidir o.
O’nun gelişine sadece annesi Hz. Amine şahit olmadı. Amine validemizi kaplayan Muhammedî nur, ta Basra’nın, Şam’ın, Buhara’nın, Semerkant’ın, İstanbul’un, Kurtuba’nın ve daha bilemem nerelerin karanlık sokaklarını aydınlattı, kasvetli gönüllerine aksetti. İran kisrasının zorbalıkla ve inkârla dikilmiş şatafatlı sarayının bütün kuleleri, bütün şerefeleri çöküverdi Muhammed’in şerefi karşısında. Birçok mahzendeki putlar yıkılıverdi secdeye kapanırcasına. Binlerce yıllık ateşleri söndü Mecusilerin.
Dicle Nehri şahid oldu O’nun nuruna; dayanamadı kavurucu sevdasına, cûş–u hurûşa geldi, kenarında Hıristiyan kralların yükselttiği azametli binaları çer–çöpe çevirip önüne katarak aldı gitti.
Çölün kupkuru dalları, deve dikenleri yeşeriverdi; memeleri şenlendi davarların. Reyhan kokuları sardı dünyayı. Kıtlık kalktı; evlere, gönüllere bereket geldi.

Peygamberlerin bile kendisini görmek için can attıkları... Mirac gecesi Mescid–i Aksa’da kendisini selamlamak için, “Hoş geldin Ya Muhammed!” diyebilmek için sıraya girdikleri... Kutlu Elçi’nin sevdalılarıyız fert olarak, millet olarak. Bundan daha büyük bir nimet, daha büyük bir izzet olabilir mi? Yedi mevsim üç kıtaya O’nun rahmetini taşıdık, Gül taşıdık asırlarca. Binlerce yıldan beri O’nun aşkıyla can verdik. Bugün yine O’nun aşkıyla teslim–i can ediyor şehitler er meydanında. Erlerimizin adına “Mehmetçik” dedik; Muhammedimizin yârânları bunlar, dedik.
Haçlı’nın korkusu ve hedefi, işte bu Muhammed’i nur ve şehâdet ruhudur.

O’nun nurundan aldı, Ehl–i Beytinden aldı kokusunu ve nispetini mezhep ve meşrep imamlarımız, Abdülkadir Geylani’miz, Ahmet Yesevi’miz, Mevlana’mız, Yunus’umuz, Hacı Bayram’ımız, Hacı Bektaş’ımız ve daha binlerce Velimiz... O’nun ölçüsünü sunar, O’nun nurunu aksettirir, O’nun kokusunu hissettirirler bugün, yine aynı halleriyle gerçek erenlerimiz, sadık–dosdoğru bilginlerimiz.
Haç’a, şirke, vaftizli suya bulaşmazlar, Hak ile batılları karıştırmazlar, “Allah katında yegâne hak din olan İslam” ile gayrılarını eşleştirmezler onlar. Sırat–ı müstakimin işaret taşları bu dostlar, kokularını ve nispetlerini Hz. Muhammed’den ve Ehl–i Beyt’inden, “Evliyaullah” adlarını ise Yüce Hakk’tan alırlar.
Medeniyetimiz bu, mayamız–hamurumuz–hamurâkarlarımız bu bizim... Asaletimiz bu, kimliğimiz bu bizim.

Henüz yüz–yüzelli yıl öncesine kadar sımsıkı tutunduğumuz asırların bu muhteşem irfan abidesini, İngiliz Lawrenslerinin, Humpherlerin Hicaz bölgemize göz diken öğretilerine kurban etmişiz. Ne hazin tecellidir ki, mukaddes bölgeleri bize kaybettiren bu öğretiyi, Hz. Muhammedi dışlayan, O’nun değil sünnetine kırıntısına dahi tahmmül edemeyen bu anlayışı, 1960’lı yıllarda günümüzün yaşı geçmiş ilahiyatçı akademisyenlerinin toyluk zamanlarında Arap dünyasından ithal etmişiz de etmişiz. Neticede ne ilahiyatlarımızda, ne imam hatiplerimizde, ne ekranlarda, ne gönüllerde Hz Muhammed’imize ait sevda bırakmışız.
Amerikancı olmuş, AB’ci olmuş, Vatikan’cı olmuş, IMF’ci ve mandacı kesilmiş koca koca adam, koca koca hoca zannettiklerimiz.

Dahası O’nun ve dostlarının izlerini kazırken her taraftan; topraklarımıza gözdiken misyoner temsilcilerini, kara cübbeli papazlarını örnek gösterdik gençlerimize toplantılarda, sempozyumlarda, ekranlarda... Ekümenik sevdalı Bartholomeus’un, Moon’un bedava avukatlığını ve Papalık Konseyi misyonunu üstlendiler kimi din adamlarımız, ilahiyatçılarımız. Hatta cami imamlarımıza kadar sirayet etti bu mikrop. Şimdi güya Diyanet İşlerimiz hayıflanıyor. Moon seanslarından geçip diyalog işlerinde tezgahtarlık yapanlardan kimisi, çark etti bugün...
Bütün bu kalbî ve kültürel kokuşturma cereyanlarına rağmen milletimizin mayası bozulmamıştır. Son ekonomik krizlere rağmen Türk Milleti, hala açlığını hissettirmiyorsa; bu kanaat, Hz. Muhammed’den, Kerbela’da günlerce bir damla suya hasret bırakılan O’nun Ehl–i beytinden ve adeta toplumun kalp atışlarını düzenleyen O’nun dostlarındandır.

İnsanlar ve özellikle Muhammedi ninnilerle büyümüş insanımız, robot değildir; ruhu vardır, gönlü, duyguları, sevdası vardır; en az midesi kadar bu yönü de düşünülmeye değerdir. Bu sebeple gün, bugündür. Gün Muhammed’in günüdür; gül, Muhammed’in gülüdür.
Hamdolsun ki, ekonomik darboğaz da “Milli Ekonomi Modeli” ile aşılmıştır, bu şaheserle artık aşılmayacak hiçbir ekonomik problemin olmadığı gösterilmiştir.
Prof. Dr. Haydar Baş beyin iki ciltlik ‘Rahmeten Li’l Alemin Hz. Muhammed’ adlı muhteşem eseri ile “Milli Ekonomi Modeli”ni tekrar tekrar başucu kitabı yapmanızı tavsiye ederek; yedi mevsim üç kıtaya Gül kokusu taşıdığımızı birkez daha hatırlatıyor, hepinizin kandilini tebrik ediyorum.
__________________
Selat ve Selam Allah Resulü (sav)'nün üzerine olsun....


İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
gazibaba isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmeddin Erbakan'ın İslama Hizmetleri gençüsküdar Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 55 18.07.2007 00:31
Milli Görüş Lideri prof. Dr. Necmettin Erbakan Muslimah Önemli Şahsiyetler ve Eserleri 3 17.11.2006 16:15
Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmeddin Erbakan : 6 milyar insanın saadetini istiyoruz gençüsküdar Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 1 16.01.2006 20:28
Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmeddin ERBAKAN Açıklamalarda Bulundu gençüsküdar Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 10 12.09.2005 13:55
Erbakan1 af edin Prof. Dr. Haydar Baş’ın AKP ve Cumhurbaşkanı’na çağrıda NHAND Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 4 23.08.2005 21:02


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:47 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50