Üyelik tarihi: 02.08.2002 Teşekkür etti: 0
19 Teşekkür 17 Mesaja aldı
| Gayet tabii ki, hayat dolu dolu yaşanmalı; Rahman Rahim Allahin adi ile...
Allaha hamd olsun.
Selam olsun onun secmis oldugu kullarina
Gayet tabii ki, hayat dolu dolu yaşanmalı;
*******************************
***Ama bu doluluk hangi yöndedir?
Cenâb-ı Hakkın biz kullarına meccânen bahşettiği hayat nimeti, en büyük fırsattır. Aynı zamanda bir imtihandır. Öyle ise bu fırsatı, bu imtihanı iyi değerlendirmeli, sonradan pişmanlığı gerektirecek şekilde boşa harcamamaya gayret etmeliyiz.
Nitekim Kurân-ı Kerimde müminler, bu hususta ikaz edilerek, İnsanlar imtihandan geçirilmeden, sadece îman ettik demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar? (S. Ankebût, 2) buyuruluyor.
Evet, müminler cihad emriyle ve diğer bazı nefse güç gelen tekliflerle imtihan edilecek; öbür âlemde, itaat ve isyanları önlerine konulacaktır.
O bakımdan, sadece iman ettik demek kâfi değil; hayatın ondan sonraki safhalarına da katlanıp, sıkıntılarına göğüs gererek, her türlü kulluk vazifelerini îfa için gayret sarfetmek gerekiyor. Aksi halde sonraki pişmanlık, feryâd ü figân fayda vermez. Zira hayata bir defa gelinir, gidildikten sonra da, bir daha geriye dönüşü yoktur. Bizlere bunu hatırlatan âyet-i kerimede buyuruluyor ki:
Nihayet onların birine ölüm gelip çattığında, Rabbim, der, beni (dünyaya) geri gönder. Tâ ki boşa geçirdiğim dünyada iyi amel (ve hareketlerde) bulunayım. Hayır, onun söylediği bu söz, boş laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecek güne kadar (süren) bir berzah vardır. (S. Müminûn, 99-100) Onun için bu fırsat iyi değerlendirilmeli; en faydalı, en güzel tarzda kullanılmalıdır.
Âyette geçen berzah, mânia-engel demektir. Ölüm ile başlayıp, yeniden dirilmeye kadar geçen süreyi ifade eden dînî bir ıstılahtır.
Müslüman olsun olmasın, hemen her insan hayatını çok değişik ve farklı şekillerde değerlendirir.
Kendisine sorduğunuz zaman da, dolu-dolu bir hayat yaşadığını söyler.
Gayet tabii ki, hayat dolu dolu yaşanmalı; boş geçmemelidir.
****************************************
***Ama bu doluluk hangi yöndedir?
***Mühim olan bu! Müsbet mi, menfî mi?
***Öbür âlemde bize faydalı olacak neviden mi, yoksa bize bu hayatı bahşeden Yüce Mevlâmızın huzurunda, bizi mahcup edecek cinsten mi?
İşin bu yönü çok mühim!
*******************
Peki bu durumda hayat fırsatını en iyi, en faydalı şekilde nasıl ve ne türlü hizmetlerle değerlendirebiliriz? Yani bize verilen bu hayatı nerede harcamalıyız ki, sonunda pişman olmayalım.
Elhamdülillah, hayatımızı en iyi şekilde, en güzel yerlerde sarf ettik, diyebilelim. Evet böyle diyebilmek için bakacağız:
İnsana hizmet etmiş miyiz?
Şayet insana hizmet etmiş, ona yatırım yapmışsak, diyebiliriz ki; çok şükür Rabbimize... Hayatımızı en kıymetli hizmetlerde değerlendirme imkânı verdi. En makbul amelleri yapmaya muvaffak kıldı. Bahşettiği ömür sermayemizi boş ve lüzumsuz yerlerde tükettirmedi...
((((((((Çünkü insana hizmet, onun yetişmesi için sarfedilen gayret, hizmetlerin en büyüğüdür.))))))
***
Neden?
***Her şey insana bağlıdır da ondan. İnsanı yetiştirdiniz mi, her şeyi düzelttiniz; onu ihmâl ettiniz mi, her şeyi berbât ettiniz demektir. Maddeten de böyledir bu, mânen de...
Hayatını insanların selâmet ve hidâyeti için harcayan insan, ömür sermayesini boşa harcamamış demektir. Çünkü, bir milleti ıslâh eden de, ifsat eden de insandan başkası değildir. Bundan dolayıdır ki, mâneviyat büyüklerinin hemen hepsi de, her şeyden önce insana yani onun yetişmesine ehemmiyet vermişlerdir. Onların kafalarını, gönüllerini tenvîr etmekle meşgul olmuşlar, ömürlerinin son demine kadar bu hizmetin îfası ile alâkadar olmuşlardır.
İnsansız hiçbir dâvâ, hiçbir iş neticeye ulaşamamış, yetişmiş insanlarla da hiçbir hizmet sürüncemede kalmamıştır.
**Nerede bir kayıp varsa, yetişmiş insan yokluğundandır.
***Nerede bir kazanç varsa, yetişmiş insanların çokluğu ve onların iyi ve yerinde istihdâm edilmeleri bahis mevzuudur. Yetişmiş ve de gönüllerine hizmet şuuru yerleşmiş insanlar, başkalarına hizmet için onları ayaklarına beklemez. O daima hizmetin, hizmet olunması gerekenlerin ayağına gider.
Onun lugatinde; uzak-yakın, zor-kolay, doğu-batı, kuzey-güney mefhumları yoktur. O sadece yapacağı hizmeti düşünür, kendisine nerede ihtiyaç varsa, oraya koşar.
Şu halde, hayatını en iyi şekilde değerlendirmek isteyenler; insan yetiştirmeye ehemmiyet vermelidir. Bu fırsat iyi değerlendirilmeli, son pişmanlığın fayda vermediği akıldan çıkarılmamalıdır. Çünkü bu hayatı hepimiz bir defa yaşıyacağız, ikinci defa değil. Sözlerimizi bir Arap atasözü ile noktalayalım:
Fırsat, yaz bulutu gibidir, tez geçer., |