İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 21.06.2006, 13:34

 
Üyelik tarihi: 30.03.2006
Mesajlar: 97
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Müslüman Olanlar Anlatıyor

Müslüman Olanlar Anlatıyor

Almanya’dan Mustafa Macit İsimli Arkadaşımız Anlatıyor:

“Freiburg Üniversitesi, kütüphane sorumlusu Prof. Dr. Raffelt’e Almanca Kur’an-ı kerim meali ve İlmihal takdim edildi. Uzun bir incelemeden sonra kütüphanenin oryental bölümüne koyacaklarını ve bu külliyattan daha Almancaya çevirilen kitapları beklediklerini bildirdiler.

15.04.2004 tarihinde Freiburg Hapishanesine Hakikat Yayıncılık’a âit olan 40 adet “Kalplerin Anahtarı” Külliyatı ile birlikte kitapçıklar hediye edildi. Hiçbir İslâmi kitaba sahip olmayan cezaevi yetkilisi kitaplar için çok teşekkür ettiler.

Bir sinek dahi giremeyen o cezaevine kapılar açılıp bu nurlu kitaplar içeri girdiğini gördüğüm zaman aklıma o ifşaat gelmişti. Abdulkadir Geylani Hazretleri şöyle beyan etmişti: “Bütün kapalı kapıların kanatları uçuşur, bütün yönler açılır.” O büyük iki kapı açıldı ve nur içeri girdi. Allah’ımıza hamd-ü senâlar olsun.

Görevli bayan Moyer’e kitaplar teslim edildi.

Tahminen 55 yaşlarında bir Almanın beyanı.

Ben diplomatım. Çok İslâm ülkelerinde gezdim ve görev yaptım, hâlâ da yapıyorum. İslâm’ı ve müslümanları küçük gören Almanlar ve Avrupa Birliği bilsin ki, İslâm temizlik dinidir. Çünkü Muhammed’den (s.a.v) beri müslümanlar taharet ediyor, temizleniyorlar. Ama bu hıristiyan alemi hâlâ tuvalet kağıdı kullanıyorlar. Bunlar beni üzüyor. Çünkü müslümanlar ve İslâm onların bildiği gibi değil.”

Almanya’nın Wuppertal şehrinin üniversitesinde görevli olan bir Profesöre Almanca Kur’an-ı kerim meali ve İlmihal teslim edildi. Çoktan beri İslâm’ı inceleyen bu Alman Profesör kitapları beğendiğini ve ayrıca kendi için de satın aldığını, okuyacağını söyledi ve kitapları üniversitenin görevlilerine teslim ettiğini bildirdi.

Gece saat bir sularında takside müşteri beklerken kapı açıldı. Tahminen 40 yaşlarında bir Alman bey arabaya bindi. Arabanın önünde her zaman duran Almanca Kur’an-ı kerim meali ve İlmihali gördü, bu kitapların nasıl kitap olduğunu sordu. Anlatınca hem ağlıyor hem kitapları yüzüne gözüne sürüyordu... “Yıllardır beklediğim kitap bunlar” dedi. Bana sarılıyor kitapları öpüyor öpüyordu. Sanki çölde kalan birinin suya kavuşması gibi seviniyor, ağlıyordu... Hemen kitapları aldı, bağrına basarak gözden kayboldu, arkasından baka kalmış, Allah’a nasıl şükürde aciz olduğumuzu gözlerimle görmüştüm.

Bir Alman bayan öğretmen İslâm’ı tanımadığı için yardım istedi. Ona Almanca İlmihal hediye edildi. Şimdi onu okuyarak öğrencilerine ders anlatıyor. (Waldkirch)”



Süleyman (Fransa):

İsmim müslüman olmadan önce Patrik C. idi. Müslüman olduktan sonra Süleyman ismini aldım.

Fransa’da papazlık eğitimi veren bir okulda teoloji (din) eğitimi aldım, bütün dinleri tedkik ettim ve dinlerin içinde hak din olarak İslâm’ı gördüm ve iman ettim. Fransızca’nın yanında Almanca ve İngilizce bilirim.

İslâm dinini yaşamak ve yaşayanı bulmak için Türkiye’ye, Suûdî Arabistan’a, Pakistan’a ve daha birçok İslâm ülkelerine gidip araştırdım. İslâm dinini öğrendiğim için; bir ilâhî hükümlere bakıyor, bir de müslümanım diyenlere bakıyordum ve “Hayır! Benim bildiğim İslâm bu değil.” diyordum.

Zira Allah-u Teâlâ dininin hükümlerini koymuş, emir ve yasaklarını beyan etmiş, hudutlarını çizmişti.

“Allah’a tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku ve secde edenler, iyiliği teşvik edip kötülükten vazgeçirmeye çalışanlar ve Allah’ın hududunu koruyanlar... İşte bu müminleri müjdele!” (Tevbe: 112)

“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” buyuruluyor. (Hud: 112)

Bu hükümlere bakıyor, gerçek İslâm’ı yaşayanları aramaya devam ediyordum.

Zaman sonra bir vesile ile Almanya’da bir kardeşimizle tanıştım, inceden inceye yaşayışını takip ediyor ve: “Galiba aradığımı buldum!” diyordum. Bu defa o kardeşin arkadaş çevresini araştırdım. Hepsinin de İslâm dinini yaşadıklarını görünce huzur buldum ve: “Senelerdir aradığımı buldum, elhamdülillâh.” diye şükrettim. Daha sonra onlara bu edebi, bu terbiyeyi, bu İslâm icaplarını nereden tahsil ettiklerini sordum. Onlar da yirmi adet büyük kitaptan meydana gelen külliyatı gösteriyorlar ve bu kitaplardan aldıklarını söylüyorlardı. “Bu kitapların hepsini bir kişi mi yazdı?” diye sordum, onlar da “Evet!” dediler. Türkçe bilmediğim için sadece İngilizce ve Almanca’ya çevrilen kitapları tetkik ettim ve “Tamam! Beni bu kitapların yazarına lütfen götürün!” dedim.

Böylece Adapazarı’na gittik ve Muhterem Ömer Öngüt’le tanışma bahtiyarlığına kavuştum. O günü unutamıyorum. Gözlerim boşaldı, içim imanla doldu. Aradığımı bulmuştum.

‘Ben de bu hizmetle müşerref olayım.’ ümidiyle Almancasını okuduğum kitabı Fransızca’ya tercüme ettim. Bu hizmeti nasip ettiği için Hazret-i Allah’a sonsuz şükürlerimi arzederim.




Ayşe SCHWAB (Almanya):

Es selamu aleyküm ve rahmetullah...

Din kardeşlerim ve bacılarım. Bu benim İslâm’a nasıl girdiğimin hikayesidir.

İsmim Ayşe Schwab 1941 yılında Almanya’nın Emmendingen şehrine bağlı küçük bir köy olan Endingen’de dünyaya geldim, hıristiyan olarak yetiştirildim.

1989’da bir taksi firmasının bürosunda işe başladım. Burada bir müslüman iş arkadaşım vardı. O, zaman zaman patronumuza İslâm’ı anlatırdı. Ben de kulak misafiri olurdum. Son zamanlarda hıristiyanlık dininin ve bağlı olduğum kilisenin icraatları, rahibin anlattıkları beni hem kızdırıyor hem de onlara karşı kınamaya itiyordu.

Bunun için İslâm’ı tanımaya karar verdim, müslüman olan iş arkadaşımdan bana yardım etmesini istedim. O da bana Hakikat Yayıncılık’a âit olan Almanca Kur’an-ı kerim meali ve İlmihali verdi. Artık hem okuyor hem de zaman zaman kafama takılan soruları o müslüman iş arkadaşıma soruyordum. Sonunda anladım ki bizim dinimiz ve İslâm birmiş meğer. Hemen bir dilekçe yazıp kiliseye verdim ve hıristiyanlık dininden çıktım, müslüman olduktan sonra bütün etrafımdakiler beni kınadı ve alay ettiler. Ama ben yolumu, doğru yolu bulmuştum. Artık başımı kapatıyor, namazımı yavaş yavaş kılıyordum. Öğrendiklerimi hemen yapmaya çalıyordum.

Bir zaman sonra iş arkadaşım beni Bischofsheim’a ilk defa camiye götürdü. Orada müslüman bacılarımla tanıştım. Bana çok hoşgörülü ve cana yakın davrandılar. Orada ilk defa zikir yapmıştım. Bir rüya gördüm, bana mânâda gaipten bir ses “Sen artık müslümanlardansın!” demişti ve çok sevinmiştim.

Daha sonra bir Allah dostu olan Ömer Öngüt Efendi’yi görmeye, Türkiye’ye gittim. Öyle bir zâtı görmek için çok uzun yolculuklara değer. Beni misafir ettiler. Bir gün huzurdayken bana bir arzumun olup olmadığını sordular. Bende bana mahşerde yardımda bulunmasını rica ettim. O zaman buyurdular ki, “Bu anı hiç unutma, ölene kadar.” Ne kadar merhametli, ne kadar nazikti. Ben orada kaynağı bulmuştum. Sorular soruyor cevapları kaynaktan alıyordum. Bu da beni çok memnun ediyordu. Efendimiz bana yeni müslüman olduğum için bundan önceki günahlarımın af olunduğunu söylediler. Çok sevindim. Çünkü Allah’ım bana bu hayatta tekrar bir fırsat daha vermişti. Huzurluyum, çünkü İslâm’a girdim, elimden geldiği kadar bu yolda yürümeye çalışıyorum.

Allah-u Ekber!..

Musa’ya Tevrat verildi. Birinci emir şöyleydi “Ben senin Rabb’inim. Yalnız bana ibadet et, yalnız bana yönel.” İşte bu emir İslâm’ın tek ve doğru bir din olduğu görüşüne inandırmıştı. Her şeyi yaratan Allah’ın bir oğul edinmeye ihtiyacı yoktu. Ondan önce gelenler gibi İsa da bir peygamberdir.

Hepsine Allah’ın selâmı olsun. Müslüman olunca kendimi iyi ve güvenli hissediyorum. Nihayet nereye âit olduğumu bildim. Müslümanlar yaratıcının önünde secde ediyorlar. Çünkü onun eşi ve benzeri yoktur. Allah birdir, bütün müslümanlar kardeştirler ve kardeşce yaşıyorlar. Allah’a şükür önceleri bu insanların (hıristiyanların) hep gösteriş ve şov yaptıklarını hissederdim. Politikacılar bile hıristiyanlık dinini bir ticaret sembolü yapmışlar. Okullarda baş örtüsü yasağında, okuduğum zaman sorardım kendime acaba bunların başka problemleri yok mu?Başını örten kadınlar Allah için örtüyorlar, politika için değil. Burada kötü olan nedir?

İslâm yolunda bana yardım eden kardeşlere tekrar içten teşekkür ederim. Allah’ımız cümlemizi korusun, selamete erdirsin ve imanımıza güç katsın, kuvvetlendirsin.



Yusuf (İngiltere):

Selamun Aleyküm,

“Selâm olsun hidâyete tâbi olanlara.”

Eski ismim Jarrad Bhalle. Yirmi üç yaşındayım. Henüz on dört yaşındayken budist sporlarına olan merakım beni budizm meditasyonuna itiyordu. Bu sayede bir süre meditasyonla ilgilendim. Bu süre zarfında müslüman arkadaşlarım da vardı ama İslâm’ı yaşamadıkları için ilk etapta İslâmiyet merakımı celbetmedi. İslâmiyet’i bize fanatik bir din olarak tanıttıkları için ürküyor ve biraz uzak durmaya çalışıyordum.

Tabi ki bu arada yaşantım çok kötüydü. Eğlence düşkünüydüm. Çünkü bizim kültürümüzde eğlenmek ve içmek çok normaldir. Bunları yapmasam âilem ve arkadaşlarım tarafından tuhaf karşılanırdım. Yirmi yaşına kadar hayatım bu şekilde geçti.

11 Eylül ikiz kule olaylarıyla ilgili olarak bir müslüman arkadaşım bana İslâmiyet’i sordu. İslâmiyet hakkında hiçbir bilgim yoktu, daha sonra arkadaşım bana İslâmiyet’i anlatmaya başladı. Daha sonra İslâmiyet’teki Hazret-i İsa’dan, Hazret-i Musa’dan, Hazret-i İbrahim Aleyhimüsselâm Efendilerimiz’den bahsetti. Ben o zamana kadar İslâmiyet’in çok değişik bir din olduğunu düşünüyordum.

Arkadaşım anlattıkça annemin dini olan hıristiyanlığa çok benzer tarafları olduğunu anlamaya başladım. Arkadaşım anlattıkça daha çok merak ediyor, arkadaşıma daha çok soru soruyor, sordukça heyecanlanıyordum. Aslında hıristiyanlığı da bilmiyordum, daha sonra hıristiyanlık ve yahudilik kitapları okumaya başladım ve üç dini araştırmaya başladım. Kur’an-ı kerim’i okumaya başladım.

Kur’an-ı kerim’de, Allah-u Teâlâ’nın insanlığa hitap şeklinden çok etkilendim. Çünkü âyetle hem uyarıyor hem de müjde veriyordu. Kur’an-ı kerim’deki bu denge benim çok hoşuma gitti. Üç dini araştırdığım için kafam çok karışmıştı, bu sırada müslüman bir arkadaşım bana “müslüman olmayan cehenneme gidecek” dedi. Bu beni çok korkuttu. Bu sırada üniversitede okuyordum. Arkadaşımın yanından ayrıldım ve bir odaya gidip Rabb’ime yalvardım ve ağlayarak “Allah’ım bana doğru yolunu göster” diye duâ ettim. Bu arada arkadaşlarım beni çok endişeli gördüler ve çok koyu hıristiyanken İslâm’la şereflenmiş bir genç İngilizle tanıştırdılar. O benim endişelerimi biliyordu. Onun anlatışı beni etkiledi ve İslâmiyet’e iyice yaklaştım.

Bu esnada hıristiyanlığın içindeki problemleri ve çelişkileri öğrendim, İslâmiyet’i öğrendikçe daha fazla sevmeye başladım, benim problemimim aslında İslâmiyet hakkında bilgisizlik olduğunu anladım. Daha İslâmiyet’i kabul etmeden, şu anda kendisine bağlı olduğum Şeyh Ömer Efendi’nin tasavvuf kitaplarını okudum, sonunda İslâmiyet hakkında yeterli bilgiye sahip oldum ve Allah’ın tek dini olan İslâmiyet’i kabul ettim.



Akif isminde mühendis bir kardeşimiz Medine-i münevvere’de İngiliz mühendislerle beraber çalışıyordu. Onlara İngilizce kitabımızı vermiş, onlar da bu kitabı okumuşlar. “İslâm bu mudur, yoksa onların yaşayışı mıdır?” diyorlar. “İslâm bu kitaplarda gördüğünüz gibidir.” karşılığını alınca, bir mühendis hemen o anda iman ediyor, diğerleri de büyük tesir altında kalıyor ve hemen tedkike başlıyorlar.




Avrupalıların kendi dinleri olan Hıristiyanlığa büyük bir ilgisizlikleri ve değer vermeyişleri var. Tabii ki bunun sebebi aradıkları huzuru bulamayışları ve hem de madde esiri oluşlarından kaynaklanıyor. Bundan sonraki gelecek nesil de Hıristiyanlıkla hiç mi hiç ilgilenmeyeceğe benziyor. Kendilerini bile tatmin etmeyen, kendilerinin bile değer vermediği bozulmuş bir dinin İslâm’la yoğrulmuş, şüheda diyarı olan vatanımıza yerleştirilmeye çalışılması bizleri derinden üzmüştür. Bizi bu konuda aydınlatan, dinimizin ve vatanımızın müdafiliğini yapan, gerçekleri net olarak ortaya koyan “HAKİKAT Aylık İslâm Dergisi”ne teşekkürlerimizi arzeder, Cenab-ı Allah’tan tevfik ve inayet dileriz.
Şu bir gerçektir ki yeni nesil genellikle dinsizliği tercih ediyor. İslâm’ı da ekseriyetle medyadan tanıdıkları için İslâm’a karşı ürkek bir tavırları var; ve fakat İslâm gerçek yönüyle takdim edildiği zaman ilginç, enteresan, İslâm’ı biz böyle bilmiyorduk gibi sözlerle karşılaşıyoruz. Bu yüzden elimizdeki Nur’u Almanca Kur’an-ı Kerim olsun, Almanca İlmihal olsun, hastahanelere, hapishanelere, kütüphanelere, üniversitelere, yani gerekli olan umumun istifade edeceği yerlere her halükarda bu kitaplar bedava verildi, verilmeye de çalışılıyor. Şu ana kadar aldığımız cevaplarda hep memnuniyetlerini dile getirdiler, teşekkürlerini izhar ettiler. Oluşan münasebetlerde ve karşılıklı müzakerelerden sonra varılan intibalara göre İslâm’a karşı ne kadar duyarlı oldukları ortaya çıkıyor.
Bundan böyle Allah-u Teala’nın izn-i keremi ile din yalnız Allah’ın oluncaya kadar İslâm’ın gerçek yüzünü yaşamaya yaşatmaya çalışacak, bu uğurda ilmi olarak yayımlanan ve çıkacak kitaplarımızı en ücra köşelere ulaştırmaya çalışacağız. Bu insanlığı boğan sahte sehâvetten gerçek Nur’a ulaşmaları için.





Hakikat Aylık islam Dergisi - Kasım 2004 - Sayı: 134
albayrak isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 21.06.2006, 14:25

 
Üyelik tarihi: 30.03.2006
Mesajlar: 97
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Hazret-i Allah bir ayet-i kerimesinde şöyle buyuruyor:

"İşte böyle, inkâra sapanlar bâtıla uydular, iman edenler ise Rabb'lerinden gelen Hakk'a uydular." (Muhammed: 3)
albayrak isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Başbakan Haniye anlatıyor gençüsküdar Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 0 02.10.2007 11:30
Sibel Eraslan Hz. Fatıma'yı anlatıyor @flok@ Kitablar ve Dergiler 1 21.05.2006 20:29
Her şey Allah’ı anlatıyor hizmet_ Özgün Yazılarınız 1 09.05.2006 00:07
Hz. Aişe(r.a.)anlatıyor.Rasulullahın(s.a.v)Yüz Güzelliği.. ledunn Hadis Köşemiz 15 08.04.2006 13:33
Bu resim çok şey anlatıyor. ZEGODAYI Resim ve Karikatür 4 06.04.2006 19:18


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:04 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50