Üyelik tarihi: 30.03.2006
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Hücrelerdeki İlâhî Hikmetler
Hücrelerdeki İlâhî Hikmetler:
Canlıların en küçük bölünmeyen parçasına "Hücre" adı verilmektedir, en küçük yapı taşıdır. Canlılar tek hücreli ve çok hücreli diye iki kısma ayrılırlar.Çeşitli şekilleri vardır. Kemik, kas ve sinir hücreleri gibi özel yerlerde çalışan hücrelerin özel şekilleri bulunmaktadır. İnsanın bir santimetrekaresinde 250 bin tane hücre bulunur.
Hücreler tek başlarına yaşayabildikleri gibi toplu halde de yaşarlar. Bu durumda daha büyük vazifeler yaparlar. Trilyonlarca hücrenin beraberce çalıştığı bir insanı düşünün! Bu hücrelerin her biri kendisi için lüzumlu olan bütün işleri yaptığı gibi, diğer hücrelerle ortak olarak vazifesini de yapar. Böylece trilyonlarca hücre, hiç haberimiz olmadığı halde fevkalâde intizamlı bir ordu gibi çalışarak yaşamamıza hizmet ederler. Bunların hiçbirinin şuuru olmadığına göre, acaba bunları kim idare ediyor? İnsanı meydana getiren, hücrelerini idare eden, o insanlardan habersiz olur mu?
O ne güzel Yaratıcı, O ne güzel donatıcı!
Âyet-i kerime'sinde buyurur ki:
"Allah görünmeyeni de görüneni de bilendir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir." (Müminûn: 92)
Hücrelerin büyüklüğü mikronla ölçülür. Bir mikron, bir milimetrenin binde biridir. Beş mikronluk hücreler bulunduğu gibi, devekuşunun bir buçuk kilo gelen yumurtası da tek hücrelidir.
Elektron mikroskobunun keşfinden önce canlı bir hücrenin yapısı hakkında çok az şey biliniyordu. Bugün bile tamamiyle çözülmüş değildir. Normal mikroskop canlı bir hücreyi bin defa büyütürken, elektron mikroskop bir milyon defa büyütmektedir.
Canlı bir hücre; "Zar", "Stoplazma" ve "Çekirdek"ten ibarettir.
Hücre zarı canlıdır, hücreyi çepeçevre sarar, dağılmaktan korur, dış müdahaleleri de önler. Her şeyi almaz, aldıklarını da seçerek alır.
Zarın içinde stoplazma bulunur. Hücrenin esasını teşkil eden bu sıvı, kolloid bir maddedir. Kolloid, suda erimeyen çok küçük parçalara ayrılan sıvı demektir. Bu parçalar gelişigüzel serpiştirilmemiştir, her biri bir organdır. Beş mikron, yani bir milimetrenin binde beşi kadar küçük bir hücre ve bunun içinde yer alan iç organlar gözönüne getirilirse; büyük bir Yaratıcı'nın azameti, kudreti ve ilmi açıkça görülmüş olur.
Bu kadar küçük bir hücrenin içinde bulunan ve önemli kısımlarından sayılan çekirdek, hücrenin iç organlarından biridir, fakat başlıbaşına bir âlemdir. Bunun da içinde organlar bulunmaktadır. Çekirdek stoplazmanın ortalarında bulunur, zar ile stoplazmadan ayrılır. Çekirdeğin içindeki çekirdek özsuyu, stoplazmadan farklı yapıdadır. İçinde kromozom iplikleri vardır. Her çekirdekte farklı sayıda kromozomlar bulunur.
Hücrelerin üremesi, yani çoğalması bölünme suretiyle olmaktadır. Bölünme sırasında çekirdekteki kromozom iplikleri tam ortadan ve uzunlamasına öyle bir bölünür ki, akıllara hayranlık verir. Bölünen kromozom iplikçiklerinin yarısı bir tarafa, diğer yarısı da öbür tarafa giderek bölünme başlar ve devam eder. Bölünme mitoz ve amitoz olarak iki kısma ayrılır, mitoz bölünmede dört safha vardır.
Hücrelerin içinde bulunan ve kromozom iplikçiklerinin üzerinde noktalar şeklindeki, ancak elektron mikroskobuyla görülebilen ve "Gen" adı verilen varlıklar; gelecek olan insanın karakter ve kabiliyetlerini, bütün hususiyetlerini üzerlerinde taşımaktadırlar.
Erkek veya dişi olacağı, güzelliği, çirkinliği, boyunun kısalığı veya uzunluğu, aklî ve ruhî yapısı, sağlığı ve hastalığı, duygu ve emelleri, kabiliyet ve anormallikleri... hepsi bu bir zerrede gizli bulunuyor. Bunlar evlâdın anneye-babaya veya dedeye-dayıya benzemesini sağlarlar. Yeryüzüne gelmiş geçmiş iki insanı aslâ birbirine benzetmeyen hususiyetler güçsüz bir cisimcikte mevcut.
İnsan genini diğer genlerden ayıran farklılık ve özellik nereden geliyor? Her insan genini diğer insanların geninden ayıran özellik nasıl intikal ediyor? Bir zerre nerede, bir insan nerede? Kim der ki; bu zayıf, güçsüz, küçücük zerrede koca bir kâinat gizli?
Bir düşünürsek; milimetrenin binde beşi kadar küçük hücrenin içinde çekirdek, çekirdeğin içinde kromozom iplikçikleri ve kromozom iplikçiklerinin üzerinde de noktalar şeklindeki genler, bu genler de canlının fihristini taşıyor. Bu kadar küçük şeye, bu kadar büyük vazifeyi yüklemek sadece ve sadece kâinatı Yaratan'a âittir.
Âyet-i kerime'lerde şöyle buyuruluyor:
"Seni topraktan, sonra nutfeden yaratıp sonunda da seni bir insan şekline getiren Rabb'ini inkâr mı ediyorsun?" (Kehf: 37)
Düşünmeli ki; bir nutfe ne kadar değersiz bir sıvı, ne kadar güçsüz ve zayıf bir şeydir. Bu değersiz şeyden çok değerli bir insan yaratmak ne büyük bir kudrettir! Böyle bir yapıyı tanzim eden büyük kudret karşısında insan iki büklüm olur.
Fakat insan aslını unutuyor da Yaratıcı'sına karşı açık bir düşman oluyor, O'na karşı şirk koşmaya, mantık yürütmeye kalkışıyor.
"İnsanı nutfeden yaratmıştır. Böyle iken o nasıl oluyor da apaçık bir hasım kesiliyor?" (Nahl: 4)
Halbuki insan Yaratan'a karşı çıkmak için değil; O'na inanmak ve kulluk yapmak için yaratılmıştır.
Kullarını yaratan, yaşatan, nimetlerle donatan, öldüren, sonra yine hayata kavuşturacak o Hâlik-ı Azîmüşân'dır.
"Öldüren de O'dur, dirilten de O'dur." (Necm: 44)
Ne yaratmaya, ne de öldürmeye ve diriltmeye O'ndan başka kimsenin gücü yetmez.
•
"Sanatı karşısında akılların hayrete düştüğü Allah'ı tenzih ve tesbih ederiz!
Kudreti karşısında en güçlü kimselerin âciz kaldığı Allah'ı tenzih ve tesbih ederiz!"
•
Hakikat Aylık islam Dergisi - Temmuz 2006 sayısı...
|