![]() Üyelik tarihi: 24.07.2006
Mesajlar: 303
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Milli Gazete Yazarı Ebubekir Sifil'in "Sefilname"sine Cevap
Milli Gazete yazarlarından Ebubekir Sifil, "Hâtemü'l-evliyâ"nın zuhûruna delâlet eden bir Hadis-i şerif'i inkâr etmiş; yarım asırdır irşad vazîfesini hiçbir kınayıcının kınamasından çekinmeden, tevâzu ve vakar ile yerine getiren büyük bir zâta kin kusarcasına türlü iftirâlarda bulunmuştur. (10, 15 Temmuz 2006)
Ebubekir Sifilin cevap verilen yazılarını burdan okuyabilirsiniz: http://www.ebubekirsifil.com/index.php?sayfa=detay&tur=gazete&no=507 http://www.ebubekirsifil.com/index.php?sayfa=detay&tur=gazete&no=508 http://www.ebubekirsifil.com/index.php?sayfa=detay&tur=gazete&no=509 Şimdi Ebubekir Sifilin bu yazılarına verilen cevabı arzediyoruz: "Sefilnâme"sine Cevap Allah-u Teâlâ bâtınî ilim verdiği kimseler hakkında Âyet-i kerime'lerinde şöyle buyurur: "Bu Allah'ın fazl-u ikramıdır, kime dilerse ona verir." (Cum'a: 4) "Kur'an kendilerine ilim verilen insanların kalplerinde parıldayan apaşikâr âyetlerdir." (Ankebût: 49) "Allah hikmeti kime dilerse ona verir, kime de hikmet verilirse ona muhakkak ki çok hayır verilmiştir. Bunu ancak akl-ı selim sahipleri düşünüp anlar." (Bakara: 269) "Allah dilediği kulunu Zât'ına seçer." (Şûrâ: 13) "Onlar o kimselerdir ki, Allah imânı kalplerine yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir." (Mücâdele: 22) "Yarattıklarımızdan öyle bir topluluk da vardır ki, onlar Hakk'a iletirler ve hakk ile hüküm verirler." (A'raf: 181) O ise, Allah-u Teâlâ'nın ihsân ettiği ilimle eserler neşreden bir zât-ı âlî'ye kısa bir yazı içerisinde "nefsani davrandığına delalet eder", "caka satarak ortalıkta dolaşmayı...", "Efendimiz (s.a.v)'e iftiradır", "cehalet ve cinayettir", "cehalet ve sefalet dökülüyor" şeklinde sayısız hezeyan ve iftirâlarda bulunmak cür'etini göstererek kendi cehâlet ve sefâletini ortaya koymuştur. Nihâyetinde Allah ehli bir zâta yaptığı bütün bu iftirâlar dönüp kendisini damgalamıştır. Buna göre kendisinin "Caka satarak ortada dolaşan, cehâlet ve cinayet dolu 'sefâletnâme'ler neşrederek Resulullah Aleyhisselâm'a iftirâ atan" bir kimse olduğu, yine böyle bir zâtın nesebini diline dolaması sebebiyle, gerçekte kendisinin nesebine dair araştırılması gereken noktalar bulunduğu anlaşılmıştır. Bu sefâletnâmenin yazarı olan Sifil, aşağıda izahı yapılacak olan Hadis-i şerif'i inkâr, râvîlerine iftira ile yetinmemiş; Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh-, Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî -kuddise sırruh- başta olmak üzere; altmışa yakın Evliyâullah Hazerâtı'nın da "Hâtemü'l-Evliyâ" hakkındaki, hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde neşrettikleri ifşaatlarını "Esasen 'velilik' mertebesinin/kurumunun herhangi bir zat ile son bulmasının –nass bulunması dışında– ne aklen, ne de naklen tatmin edici bir izahı olamaz." diye inkâr ederek kendi cehâletini ve kibrini ortaya koymuştur. "Hakikat Yayıncılık"ı ve "Hakikat Dergisi"ni bildiğini söylüyor. Dergilerimizi ve Hakikat Yayıncılık tarafından neşredilen eserleri okuyup da neşredilen hakikatlere iman etmiş olsaydı, bu cehâletten kurtulmuş olurdu. Ancak kendisinin hakikati bulmak ve iman etmek gayesiyle değil, iftirâ atmak gayesiyle kaleme sarıldığı ortadadır. İnkâr gayesiyle yola çıktığı için, kendisine Âyet-i kerime dahi gösterilmiş olsa yine inkâr edecektir. Nitekim Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî -kuddise sırruh- Hazretleri "Ankâ-i Muğrib fî Ma'rifeti Hatmü'l-Evliyâ" adlı kitabında; Hâtemü'l-evliyâ'nın apaçık alâmetlerinin ve yapacağı vazifeye dâir pek çok bilginin, Kur'ân-ı kerim'deki bâzı Âyet-i kerime'lere ve Resulullah Aleyhisselâm'ın bazı Hadis-i şerîf'lerine yerleştirildiğini haber vermiş, Hâtemü'l-evliyâ'nın zuhuruna işaret eden Âyet-i kerime'leri inanan ve iman edenlere duyurmuştur: "Bil ki Allah-u Teâlâ, kendisine tâbi olunan en büyük imamı; velâyet bayrağının ve mührünün taşıyıcısı, cemaatin ve hikmet ehlinin öncüsü olan bu kerem sahibi 'Hatm'i zikretmiş; Azîz Kitab'ının pek çok yerinde ondan haber vererek, bir ayırım ortaya koymak için onun mertebesiyle ilgili tenbihlerde bulunmuştur." ("Ankâ-i Muğrib fî Ma'rifeti Hatmü'l-Evliyâ ve Şemsü'l-Mağrib", s. 72-75, bas.: Muhammed Ali Sabîh Matbaası, Mısır, 1954) Eğer Âyet-i kerime'leri de gösterecek olursak, onu da inkâr eder. Sizi küfre sokmayalım. Gireceksen kendin gir! Esasen bu Evliyâullah Hazerâtı "Hâtemü'l-evliyâ"yı haber verdikleri gibi, onu inkâr eden bu Sifil gibi inkârcıları da haber vermişlerdir: "Hatmü'l-evliyâ üzerine inkârın çok ve fazla oluşu, tam mazhar oluşundandır." (İsmail Hakkı Bursevî, "Kitabu'n-Netice") Buradan açıkça anlaşılıyor ki, "Hatemiyyet" mevzuu ancak, bu Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif'lerden ilham alarak; doğrudan doğruya Allah-u Teâlâ'nın bildirmesi ve ilhâmı ile konuşan Evliyâ-i kirâm Hazerâtı'nın çözebileceği bir esrâr-ı ilâhîdir. Bu esrâr-ı ilâhî'yi diline dolayan kalbi ve kulağı hasta kimselerin iddiaları ise tamâmen boş ve yersizdir! Sifil'in İnkâr Ettiği Hadis-i şerif: Nuaym bin Hammâd'ın Ka'b -radiyallâhu anh-den rivayet ettiği Hadis-i şerif'lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: "Mehdi'nin çıkış alâmetlerinden bir tanesi de Batı'dan, başlarında Kinde kabilesinden ayağı sakat bir adamın bulunduğu Bayraklılar'ın çıkmasıdır." (Nuaym bin Hammâd, "Kitâbu'l-Fiten ve'l-Melâhim", s. 205; İmam-ı Suyûtî, "Kitâbu'l-Arfi'l-Verdi fî Ahbâri'l-Mehdî", Cârullah Efendi, nr.: 1494, vr. 98b, 7/13.) [Hadis-i şerif'in izâhı için bakınız: "Hatmü'l-Evliyâ'" Kitabı, Hakikat Yayıncılık, s. 20] Sifil bu Hadis-i şerif'i inkâr edebilmek için Hadis ilminin en temel kurallarını hiçe saydığı gibi; en meşhur ve muteber muhaddisleri, aslında Hadis olmayan bir sözü Hadis kitaplarına almakla itham etmiştir. Hattâ bununla yetinmeyerek, samimi bir müslüman olduğuna dâir Ashâb-ı kirâm'ın ve Hadis âlimlerinin ittifak ettiği bir "Tâbiîn"e, imân etmeden önce yahudi olduğu için "Ehl-i İslam'a ait rivayetler arasına girmiş birçok İsrailiyat onun eseridir." diyerek iftirâ etmiştir. Nitekim kendi yazısında bu çelişkisini ele vermiştir: "Her ne kadar şahsında güvenilir ise de, sonuçta böyle bir meselede Ka'b el-Ahbâr'ın sözünün herhangi bir kimsenin sözünden daha değerli olmasının hiçbir sebebi yoktur." Hem bu kıymetli "Tâbiîn"i herhangi biri gibi göstermeye çalışıyor, hem de güvenilir olduğunu itirâf ediyor. Bu ifâde ancak ifâde sahibinin "Tâbiîn"i küçük gördüğüne ve kibrine delâlet eder. 1. Sifil "Mürsel Hadis"in ne demek olduğunu bilmeyecek kadar câhil midir, yoksa sırf inkâr etmek için hakikati gizleyecek kadar gözünü karartmış bir kimse midir? Mürsel Hadis "Tâbiîn'in, Sahâbe'nin ismini yâd etmeksizin rivâyet ettiği" Hadis-i şerif'lerdir. Bu Hadis-i şerif'ler İmâm-ı Mâlik, İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfe, İmâm Ahmed bin Hanbel ve daha birçok âlim tarafından sahih kabul edilmişlerdir. İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfe ve İmâm-ı Mâlik "Mürsel Hadis"i kayıtsız-şartsız kabul eder, yalnız Hadîs'i rivâyet eden râvînin "sika" (güvenilir) olmasını yeterli görürler. İslâm'ın ilk devirlerinde Mürsel Hadis'lerle amel edilmiştir. Hattâ İbn Cerîr et-Taberî (ö. 310/922): "Mürsel haberi mutlak olarak reddetmek hicrî ikinci yüzyılın başında ortaya çıkan bir bid'attir." demiştir. Buhârî ve Müslim gibi mûteber Hadis'çiler eserlerinde Mürsel Hadis'lere yer vermişler, bunları delil olarak zikretmişlerdir. (Buharî, "Ezân", 95; Ebû Zehra, "Usûlü'l-Fıkh", s. 111) Ebû Hanîfe sahih Hadîs'i reddetmek bir yana, mürsel ve zayıf Hadis'leri bile kıyâsa tercih etmiştir. (İbn Hazm, "el-İhkâm fi Usüli'l-Ahkâm", nşr.: A. M. Şâkir, Mısır (t.y.), s. 929; el-Kevserî, "Te'nîb", s. 152; Mekkî, "Menâkıb", II, 96). [Hamdi Döndüren] Ka'bü'l-Ahbâr'ın "sika" (güvenilir) bir râvî olduğu hususunda ittifak vardır. Nevevî, İbn-i Hacer, Zâhid el-Kevserî gibi âlimler bu hakikati teslim etmektedirler. Ka'bü'l-Ahbâr Resulullah Aleyhisselâm hayatta iken imân şerefi ile müşerref olmuş, ancak Veysel Karânî Hazretleri gibi onu görmek saâdetine erişemediği için sahabe sıfatına nâil olamamış, ilmiyle müsemmâ bir şahsiyettir. ![]() Bayraklılar'la ilgili Hadîs-i şerif'i zikreden Nuaym bin Hammâd'ın "Kitâbu'l-Fiten ve'l-Melâhim" adlı eserinin iç kapağı ve ilk yaprağı. Âtıf Efendi Ktp., Genel, nr.: 602. 2. İmâm-ı Suyûtî -rahmetullâhi aleyh- Hazretleri gibi büyük bir muhaddisin Hadis kitabına aldığı bir rivâyete "Hadis değildir!" demek nasıl bir cür'ettir? Nitekim İmam-ı Suyûtî'nin değişik Hadis kitaplarındaki, Hazret-i Mehdi'nin zuhuruna dâir rivâyet ettiği Hadis-i şerif'leri bir araya toplayarak "Kitâbu'l-Burhân fî 'Alâmeti'l-Mehdiyyi'l-Âhiri'z-Zamân" adında bir eser neşreden Ali bin Hüsâmeddîn Muttakî el-Hindî, yazdığı mukaddimede şu ifâdeleri kullanmaktadır: "Asrın müctehidi olan Şeyhülislâm Celâleddin es-Suyûtî'nin 'Kitâbu'l-Arfi'l-Verdî fî Ahbâri'l-Mehdî' ismindeki eserini okudum. Bu kitab, Hazret-i Mehdi hakkındaki hadisleri toplayıp biraraya getirmiş... Ancak bölüm bölüm ayırmamış. Ben bu hadisleri bölümlere ayırarak tasnif ettim. Ve yine İmam Suyûtî'nin Cem'ül Cevâmi ismindeki kitabından bazı hadislerle, Ikdıddurer fi Ahbar'il Mehdiyy-il Muntazar adındaki diğer bir eserden aldığım değişik hadisleri de kitabıma ilâve ettim." ("Ahir Zaman Mehdi'sinin Alâmetleri", Gonca Yayınevi, İstanbul, 1986) Bu zâtların "Hadis'tir." dediğine Sifil neye dayanarak "Hayır, Ka'b el-Ahbâr'ın sözüdür." diyebiliyor? Asırlardır ehl-i İslâm'ı tenvir eden bu muhaddislerin doğruluğuna ümmet-i Muhammed şâhiddir. Senin şâhidin kim?.. Hazret-i Mehdî ve âhir zaman fitneleriyle ilgili yazılmış ilk ve en eski Hadis kitabı olan "Kitabu'l-Fiten ve'l-Melâhim"i derleyen Nuaym bin Hammad -rahmetullâhi aleyh- Hazretleri, iki yüz bin Hadis-i şerif'i sened ve metinleriyle ezbere bilen ilk devir Hadis hâfızlarından ve muhaddislerindendir; bu sahadaki en eski rivâyetlerden olan sözkonusu Hadis-i şerif'i de eserinin Mehdî Aleyhisselâm'la ilgili olan "Beşinci bâb"ında zikretmiştir. (Bkz.: "Kitâbu'l-Fiten ve'l-Melâhim", s. 205, nşr. Süheyl Zekkâr, Beyrut, 1993) Onun Ka'b -radiyallahu anh-den rivâyet ettiği bu Hadis-i şerif'i İmâm Celâleddin es-Suyûtî -rahmetullâhi aleyh- başta olmak üzere, Mehdi Aleyhisselâm ve âhir zamanla ilgili Hadis-i şerif'leri tasnif ve rivâyet etmeleriyle meşhur olan pek çok muhaddisler eserlerinde açıkça zikretmişlerdir. Bunlardan bâzıları; "Kitâbu'l-Arfi'l-Verdî fî Ahbâri'l-Mehdî": Yukarıda da izah edildiği gibi; İmâm-ı Suyûtî -rahmetullâhi aleyh- Hazretleri bu Hadis-i şerîf'i "Kitâbu'l-Arfi'l-Verdî fî Ahbâri'l-Mehdî" adlı eserinin 7. Bâb'ında, "Mehdî'nin Yardımcıları" hakkındaki delillerden on üçüncüsü olarak zikretmiş ve sıhhatinin zayıflığına dâir tek bir kelime sarfetmemiştir. (Bakınız: "Kitabu'l-Arfi'l-Verdi fî Ahbâri'l-Mehdi", Cârullah Efendi, nr.: 1494, vr. 98b, 7/13) Binâenaleyh İmâm-ı Suyûtî Hazretleri gibi, rivâyetleri herkesçe kabul görmüş büyük bir muhaddis bu Hadis-i şerîf'i sıhhatinde şüphe etmeyip, kitabında Mehdî'nin alâmetlerini bildiren haberler arasına almakta tereddüt etmezken; sen ve senin gibi câhillerin hiçbir delile dayanmaksızın bunları reddedip, kendi kendine büyüklük taslamaya ve "caka satmaya" kalkışmasının mânâsı nedir? ![]() Hâtemü'l-evliyâ ve Bayraklılar'la ilgili Hadis-i şerif'in İmâm-ı Suyûtî -rahmetullâhi aleyh- Hazretleri'nin "Kitâbu'l-Arfi'l-Verdî fî Ahbâri'l-Mehdî" adlı eserinde, Ka'b -radiyallâhu anh- tarafından tahriç edildiğini ve mürsel rivâyetlerden olduğunu gösteren yapraklar. Süleymaniye Ktp. Cârullah Efendi, nr.: 1494/3, vr. 98b-99a. "el-Kavlu'l-Muhtasar fî Alâmâti'l-Mehdiyyi'l-Muntazar": Muhaddislerin en meşhurlarından olan İbn-i Hacer el-Mekkî -rahmetullâhi aleyh- in "el-Kavlu'l-Muhtasar fî Alâmâti'l-Mehdiyyi'l-Muntazar" adlı eserinde de Hadis-i şerîf'in sıhhati hakkında en küçük bir şüphe ifâdesine yer verilmediği gibi; aksine eser muhtasar bir risâleden ibâret olduğu için, bu rivâyet Mehdî'nin alâmetleriyle ilgili meşhur rivâyetler kâbilinden zikredilmiştir. (İbn-i Hacer el-Mekkî, "el-Kavlu'l-Muhtasar fî Alâmâti'l-Mehdiyyi'l-Muntazar"; 13ª yaprağı, 3. Bâb, Had. no.: 22) "İkdu'd-Dürer fî Ahvâli'l-Mehdiyyi'l-Muntazar": Yahyâ bin Ali el-Makdisî -rahmetullahi aleyh- de Mehdi Aleyhisselâm'la ilgili Hadis-i şerif'leri toplu bir biçimde beyân etmek maksadıyla yazdığı "İkdu'd-Dürer fî Ahvâli'l-Mehdiyyi'l-Muntazar" isimli eserinin "Mehdi'nin Zuhûrunun Alâmetleri" adını taşıyan dördüncü bölümünde; Mehdi Aleyhisselâm'dan önce gelecek ve ona zemin hazırlayacak olan bu zâtın zuhur şekline, nesebine ve mânevî ordusu olan "Bayraklılar"la biraraya gelişine işâret eden Hadis-i şerîf'i sahih ve mütevâtir haberler arasında zikretmiştir: "İmam Mehdî Aleyhisselâm'ın zuhûruyla ilgili olarak, meydana gelecek olan alâmetleri beyân eden apaçık esaslar ve onun imamlığından önceki fitneleri, hâdiseleri ve işâretleri tâyin eden mütevâtir haberler gelmiştir. Nitekim; 'Kinde soyundan ayağı sakat bir şahsın batı cihetinden çıkıp, yardımcıları olan 'Bayraklılar'la birleşmesi' bunlardandır." ("İkdu'd-Dürer fî Ahvâli'l-Mehdiyyi'l-Muntazar"; Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr.: 1690, vr. 36b.) Gerek Hazret-i Mehdî, gerekse onun alâmetleri hakkındaki rivayetlerin kaynağı Resulullah Aleyhisselâm'dan başkası olmadığına göre; Ka'b -radiyallahu anh- gibi güvenilir bir tabîin bu bilgiyi kendisi mi uydurmuştur? İmâm-ı Suyûtî Hazretleri gibi büyük bir âlim ve diğer meşhur muhaddisler bu Hadis-i şerîf hakkında: "Mütevâtir Haber'dir." diyerek, Ümmet-i Muhammed'i tutup uydurma ve yalan bir söze mi bağlamışlardır? "Tahric" kelimesinin sözlük anlamına bakması bile kâfi iken bu iddia ile ortaya çıkması, eğer cehâletten kaynaklanmıyorsa doğrusu çok büyük bir yalan ve çok büyük bir iftirâdır! Çünkü zâten Hadis ilminde "Tahric"in mânâsı; "Resulullah Aleyhisselâm'dan gelen bir Hadis'i ilk râvîlerine dayandırıp, onların rivâyetlerinden çıkarmak"tır!.. 3. Sifil bu "sefâletnâme"lerle yetinmeyerek, hesap oyunları ile Hadis-i şerif'te râvî eksikliği olduğunu iddiâ etmekte; "Bu rivayeti nakleden Ebû Nuaym hicri 229 yılında vefat etmiştir. Ka'b el-Ahbâr ise Hz. Osman -r.a.-'in hilafetinin sonlarına doğru (yani hicri 35 yılından önce) vefat etmiştir. Dolayısıyla Nuaym b. Hammâd ile Ka'b el-Ahbâr arasında 194 yıl bulunmaktadır. Söz konusu rivayetin senedinde ise Nuaym b. Hammâd ile Ka'b arasında sadece iki ravi yer alıyor." demektedir. Sifil iki râvi ve Ebû Nuaym ile beraber, üç kişinin ömrünün 194 yıl sürmesinin imkânsız olduğunu iddia etmektedir ki, sırf inkâr için gayet mümkün bir hesabı bile mümkün değilmiş gibi göstermeye çalışmaktadır. Nitekim Ka'b -radiyallahu anh- Hazretleri de 100 yıldan fazla ömür sürmüş bir zât-ı muhteremdir. Konu ibrahimem tarafından (02.08.2006 Saat 14:30 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 21.06.2006
Mesajlar: 219
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
"Bu hususta Hakim et-Tirmizi ve Muhyiddin-i Arabi'nin eselerini referans gösteriyorlar" (Temmuz 10 daki yazısında)
Referansa rağmen ve kaynağını incelemeden yazması ; kendisini karacahil olarak damgalatmasına yetti ve arttı bile. Yazılarında kibir kokan bu zavallı hakkında bi araştırma yaptım internetten aşağıdaki link http://groups.yahoo.com/group/Arifle...ge/1508?%20l=1 onların bir başka rezilliğini ortaya döküyor |
|
|
|
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 21.06.2006
Mesajlar: 219
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Cevahirullah-2 eserde sayfa 147 ve 148 türklere gönderildiğini Şeyhul Ekber Muhyiddin İbnül Arabi Hz. beyanları mevcut.
oradanda bulabilirler |
|
|
|
![]() |
| Lesezeichen |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| selama cevap verirken "VE" ekini kullanmak gerekmekte midir? | itimat | Bilinmesi gerekenler | 13 | 21.01.2008 16:38 |
| Ebubekir Sifil'in İddialarına Cevab | Ninja-Kedi | Dini Bilgi ve Eğitim | 19 | 08.08.2007 09:15 |
| Seçim'in "en mor" 17 Köşe Yazarı :)) | musabbinumeyr | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 17 | 28.07.2007 16:25 |
| EbuBekir Sifil "Faydasiz ilim nereye götürür?" | by-bilvanis | Önemli Şahsiyetler ve Eserleri | 3 | 01.04.2007 16:02 |
| Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Erbakan : "Keşke her ülkede Milli Görüşçüler olsa" | gençüsküdar | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 22 | 08.05.2006 11:55 |