Üyelik tarihi: 13.04.2006 Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| Birinci Bölüm
Hakkıllah Veli,Allah'ın Velisi ve Hakk'ın Davetine Kulların İcâbeti Veliler bize göre iki sınıftır: ''Hakıllah velileri'' sınıfı ve ''Allah'ın velileri'' Her iki tarafta şüphesiz ki Allah'ın velileridir.
Şu kadar var ki,hakkıllah olan veli sarhoşluktan ayılmış,Azîz ve Celîl olan Allah 'a tövbe etmiş ve bu tevbe ile Allah'u Teâlâ'ya bağlı kalmaya azmtmiş bir kişidir.Bu sayede şu yedi azasını;dilini,kulağını,gözünü,elini,ayağını,içini ve fecrini koruduğunda,bu bağlılığı ayakta tutmaya karşı kendisinde bir istek görür.Tâ ki istikamete yönelinceye kadar bunun dışında kalan ,bununla ilgisi olmayan herşeyden yüz çevirip yalnız buna yönelerek,fikir ve himmetini bu korumada toplar.
O büyük tehlikeler üzerinde bulunduğu zaman,kendisini kesilen dalları yerine gelmiş bir ağaç halinde ve ağacın o hâliyle kalakalmış olarak görür.Halbuki bilmelidir ki,ağacı tamamen kökünden de sökmedikçe arkasında bırakacağı şerden kurtulamaz;ancak onu kökünden sökerse rahata kavuşabilir.
İşte bu kul da âzâlarına baktığı zaman onları dosdoğru bulur,bu âzâları nefsin şehvetiyle dolduğunda ise hemen kendi içine yönelir.''Bana bir kısmı mübah,bir kısmı
zararlı bulunan bu şehvet aslında birdir.ben gerçekten de büyük bir tehlike üzerindeyim!Mübahtan başkasına bakmayıp ,kendisi için sakıncalı bir şeyle karşılaştığı vakit kapanıp,yön değiştirinceye kadargözümü korumak zorundayım.Dil ve bütün âzâlar da böyledir.Şayet onları korumaktan bir saat dahi gafil bulunursam,beni helake sürükleyen vâdilerde dolaştırır durular.''
Nitekim kendi içinden der ki:''Ömrüm boyunca kalbimi nefsimden korumak için uğraştım.Allah'ın nimet ve ihsanlarını ve O'na karşı yapmam gerkenleri düşünmeye ne zaman güç yetirebileceğim?Kalbimi bu kötü huylardan ne zaman temizleyeceğim?Ehl-i yakîn kalplerin bir takım işlerinden bahsederler.ben ise onlardan ne kadar uzağım.''
Zâhirini temizleyip onuna istikameti bulduktan sonra,bu sefer bâtınını temizlemeye girişir.Kendisi için ister serbest,isterse yasak kılınmış bir şey olsun;Bu yedi âzânın her arzusunu gidermeye azmeder.Ve;''Bana serbest kılınan yerde de benim için sakıncalı olduğu yerde de bu şehvet birdir.Nefsimden onu yoketmedikçe ondan kurtulamam;onu tamamen terk etmek için onu öldürmem gerekiyor!'' de.Allah da kulunun terk hususundaki sıdkını ve buna karşı duyduğu isteği bilir.
İşte burada irade ayrılır.
Bir de şu var ki,O kendine varan yolu kendisine açtığı bu kimseyi indirdiği Âyet-i kerime'de şöyle zikretmektedir:
''Bizim uğrumuzda,bizim için mücâhede edenlere elbette yollarımızı gösteririz'' (Ankebût:69)
O' na varan yol kendisine açılınca gönlünde ki nur alabildiğine parıldar,yolun rahatlık ve kolaylığı kendisine erişir,şehvetleri terk hususunda bir kuvvet bularak,terkini ve uzaklaşmasını artırır.
Yeme arzusunu terk ettiğinde,kendisi için içme arzusunu terkin de gerektiğini;bunu terkettiğinde giyinme şehvetini terkinde kendisi için gerekli olduğunu öğrenir.B u şeyleri terk edince;kulak,göz,dil,el ve ayakla ilgili olan şehveti de terk eder.
İşte bu kapıları kapatmak ve bu şehvetleri yok etmek için uzlete gereksinim duyar.Rabbine olan yakınlığı artar yakınlığın rahatlığından ileri gelen güç kendisini isabet alır;arzusu çoğalır,kalbi genişler ve göğsü açılır.En büyük tehlikede işte burdadır!
Burası kötülükten uzaklaşan ve tek başına kalıp aşağı düşenin buluştuğu noktadır.Bu ise buradan düşen bir kimsenin ve burada yalnızlığa terkedilen herhangi bir kişinin ,bu yolda ayağının kayıp düşmesinden ileri gelir.işte asıl korman gereken budur!
Onunla konuşan dedi ki:Bu nasıl olur
Buyurdu ki:Kalbin içine yerleştirilen nurlar çoğaldığı vakit,kişi onu açığa vurur.onun kalbi genişler ve gönlü açılır.Tevhidin gerektirdiği genişliğe ulaşıp,bu sıkıntıların kendinden çıkartılmasıyla,yolu ilim, fayda ve hikmetlerinden kendisine gösterilen her hangi bir şeyi diline dolayark,bu âzâlara uzleti bıraktırır.Bununlada insanalrın arasına karışır.Hürmet görür ve yüceltilir.Onların tanzim ve saygılarını kabul eder.Sonra bununla,verilen yiyecek ve bahşişleride geri çevirmez.Nefsi onu aldatırken işte bununla aldatır.
onun nefsi artık ağda çırpınıp duran bir balığın yerini almış olur.O suya dalmak için can atar ve ızdırap çeker,tutulduğundan emin de değildir.işte nefiste sahibi tarafından susuz bir yerde bırakılan bu balık gibi olur ki,onun da bundan kurtulması mümkün değildir.
İşte sakınılması gereken nokta budur!Ben bu yolu bozan herkesi gördüm ve gözetledim;burada düşen ve ayağı kayan kimse kaçınmaktan sırt çevirerek gerisingeri döner.İşte bunlar zillet ve alçaklık içinde bulunmaya devam ederler.Sâdıkların kalpleri onlardan uzaklaşır,cumhur ulemâ onlardan nefret
eder.
Onların birbirlerinden kaçımalarının sebebi budur. |
| | |
| |