İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 15.08.2006, 19:44
 
yeşil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.05.2006
Mesajlar: 184
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
Tasavvuf Nedir.....

tasavvuf,yeni bir din değildir.ini anlatmanın ve yaşatmanın en kolay yoludur.allah ve resulün öğrettiği edep üzere kurulmuş manevi ve ahlaki eğitim sistemidir.temel metodu,aşk ile gönülleri hakka baglamaktır.temel usülü,tövbe,ihlas,farzları eda,haramlara veda,zikir,rabıta,sohbet,hizmet ve edeple nefsi terbiye etmektir....
hedefi ,allahın rızasına ulaşmış,kamil insan yetiştirmektir...
tasavvuf terbiyesinin merkezinde,kamil mürşit bulunur.....tıpkı hz.resuallahın sav.kendisine tabii olan sahabelere feyiz verip aşk aşılayıp örnek olup kendilerini eğittiği,ve terbiye ettigi gibi.
i
yeşil isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 16.08.2006, 09:11
out of order
 
Kudret - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.10.2003
Yaş: 34
Mesajlar: 10,922
Konulara Teşekkür etti: 1
22 Teşekkür aldı 16 Mesajlar için

Şeriat neydır? Şeriatta olmayıp, Tasavvufta olanlar neler?
Kudret isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 16.08.2006, 09:15
 
Üyelik tarihi: 21.06.2006
Mesajlar: 219
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için

Tasavvufun Lüzumu:

Tasavvuf, İslâmî ilimlerin özü ve kaynağıdır. Esrar odasının ilâhî sırlarına mazhar olabilmek ve hakikatı anlamak için kurulmuş ilâhi bir ilim-irfan mektebidir. Bu tahsil sayesinde bütün ilimlerin özüne inilir.

Tasavvufun asıl gayesi süzülmektir. Tereyağının süzüldüğü gibi süzülmek, haddelerden geçmektir.

“Koca bir adam olarak girdim, zerre hakîr olduğumu bildim.”

Tasavvuftan gaye budur. Bu hale gelebilmek için, “Fenâ”ya varmak için tasavvuf elzemdir.

Tarikat-ı aliye münevver bir yoldur. Nefsi tezkiye, ruhu tâlim ve terbiye için lüzumlu olan bir yoldur. Kişinin varlığını dağıtması ve Var’ı bulması için yegâne âmildir.

Hiç şüphesiz ki bu da, Fenâfillâh’a ermiş bir Mürşid-i kâmil’in taht-ı terbiyesine girmekle gerçekleşir. Ezelî nasibini aldıkça nefis tezkiye olur, ruh tekâmül eder. Nefis derecelerini aştıkça, perdeleri bir bir kaldırdıkça Hakk’a yaklaşmış olur.

Çünkü Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde:

“İçinizde... Görmüyor musunuz?” buyuruyor ve inananlara duyuruyor. (Zâriyat: 21)

O’nu görünceye kadar bir bir perdeleri kaldırmak gerekiyor, ki O’na vâsıl olmuş olsun.

Her yolun çalışması dıştan olur, fakat hiç şüphesiz ki bu yolun çalışması içten olur.



Tarikat kelime mânâsı itibarı ile “Yol” demektir. Tasavvuf dilinde ise; “Allah-u Teâlâ’yı bilmek, bulmak ve O’na yaklaşmak için takip edilecek ibadet yolu” mânâsına gelir.

“Allah’a ulaşan yollar mahlûkatın nefesleri adedincedir.”

Lüzumu ise Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif’lerle ispat edilmiştir.

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde:

“Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol tayin ettik.” buyuruyor. (Mâide: 48)

Fahrüddin-i Râzi -rahmetullahi aleyh- Hazretleri ve diğer bazı müfessirler bu Âyet-i kerime’ye:

”Ey kullarım! Sizin her birinize iki şeyi vâcip ettim. Evvelâ şeriat, sonra da tarikat.” mânâsını vermişlerdir. Çünkü “Minhac”ın kelime mânâsı “Münevver bir yol” demektir.

“Minhac” kelimesinden kastedilen münevver yol “Şeriatın güzelliklerinin bütünü” olduğuna göre, şeriat yolun başı, tarikat da devamıdır.



Bilindiği gibi ümmet-i Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-in havassı derecesinde bulunan kâmil zevât-ı kiram’ın en son arzu ve isteği, Allah-u Teâlâ ile sevgi zinciri kurabilmektir.

Bu ise;

“Resulüm! Onlara söyle: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana tâbi olun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Âl-i İmran: 31)

Âyet-i kerime’sine göre, ancak Sünnet-i seniye’ye harfiyyen uymakla gerçekleşeceğinden, her hâl-ü kârda bir tarikata başvurmak zaruridir.

Ve buna benzer birçok Âyet-i kerime’ler vardır.
ertugrul25 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 16.08.2006, 09:58
 
Üyelik tarihi: 13.04.2006
Mesajlar: 120
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için

• Tasavvuf bir ilim-irfan mektebidir.

Esrar odasının ilâhî sırlarına mazhar olabilmek ve hakikatı anlamak için kurulmuş bir mektep. Bu tahsil sayesinde bütün ilimlerin özüne inilir. Asıl mânâ süzülmektir. Tereyağının süzüldüğü gibi süzülmek, haddelerden geçmek. Koca bir adam olarak girdim, zerre hakir olduğumu bildim. Tasavvuftan gaye budur. Bu hâle gelebilmek için tasavvuf elzemdir. Her müslüman için zaruri bir yoldur.

Lüzumu ise Âyet-i kerime’lerle ispat edilmiştir. Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde
:

“Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol tayin ettik.” buyuruyor. (Mâide: 48

İnsanların mizaçları yaratılış itibarı ile değişik olduğundan, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz zikrullah emrini alınca; Hazret-i Ebu Bekir -radiyallahu anh- Efendimiz’e kalbi zikir yapmayı, Hazret-i Ali -radiyallahu anh- Efendimiz’e de cehrî zikir yapmayı ve insanlara öğretmelerini emir buyurmuştur.

Ve bu yol o günden bu güne, Piran-ı izam Hazeratının el ve gönüllerinde zamanımıza kadar teselsülen gelmiştir. Bu silsile-i celile, tevatür ile sabit olmuştur. Her devirde büyük bir cemaat tarafından doğruluğu tasdik edilmiştir.

İmam-ı Rabbâni -kuddise sırruh- Hazretleri:


“Tevatür ile dinde sabit olanı inkâr etmek küfürdür.” buyurdular.

Bir Âyet-i kerime’de de:

“Namazı bitirdiğiniz zaman ayakta iken, otururken ve yanlarınız üzerinde yatarken de Allah’ı zikredin.” buyuruluyor. (Nisa: 103)


Bu emre uyan ve gereğini icrâ edenler Hakk’ın sevgisini kazanırlar.

Yani zâhirimizi süslemek için Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-in şeriatına, bâtınımızı ziynetlendirmek, iç dünyamızı nurlandırmak için de tarikatına ittiba eylemelidir. Şeriatla dış nizam, tarikatla da iç nizam tesis edilir.

İç âleme intikal ancak farz ve nafilelerle kazanılır. Çünkü farzların edası ile mükellef olan beden olduğu gibi, nafilelerle memur olan da ruhaniyettir.

Bir insan söz ve davranışlarına şer-i şerif çerçevesinde yön vermezse onun tarikattan feyz alamayacağı açık bir gerçektir. Doktorun verdiği ilaçları kullanıp, perhize riayet etmeyen bir hasta gibi olur.

Tasavvuf sadece kâl değil, bir hâl ilmidir, bir tatbikattır. Yaşanılmadıkça tadılmadıkça, hissedilmedikçe nazari bilgilerle anlaşılmaz ve anlatılmaz.

Tarikat-ı aliye’ye dehalet etmekten maksat, şeriatte inanılması gereken şeylere karşı yakin hasıl olmasıdır. Hakiki iman da budur.

Mesela Allah’ın varlığını önce işiterek inanan insan; bularak, anlayarak inanmaya başlar, imanı kemâle erer.

Diğer taraftan ibadetleri yapabilmek için nefs-i emmâreden ileri gelen güçlükler ortadan kalkar, ibadetler kolaylıkla ve seve seve yapılır.
seviyyen isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 16.08.2006, 10:01
 
Üyelik tarihi: 13.04.2006
Mesajlar: 120
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için

• Tarikat-ı âliye bir ordudur.

Muazzam bir teşkilatı vardır. Evvela nefisle mücadele, icabettiği zaman dalâlet ehli ile mücadele, maddi yardım yaparak mücadele... Fakat size ifşâ edeyim ki, en büyüğü kalemle mücadeledir. Buna cihad-ı ekber denir.

Nefisle mücadele çok mühimdir. Çünkü nefis ıslah edilmedikçe yapılan cihad yersizdir. Bu hususta demişizdir ki: “Ey zahid! Fethetmek için seni kuşanmış görüyorum. Fakat sen fethedildiğini bilmiyorsun. Evvela kendi içine dön, içindeki düşmanı öğren, evini ve odalarını işgaliyetten kurtar.”

Onun için insan evvela nefsini fethedecek, fetihten sonra yapacağı işleri rızâ yoluyla yapacak. Yoksa içindeki putla fetholunmaz. Evvelâ iç putunu kır, ondan sonra fethe çık.

Bir düşmanla çarpışırsın, beş kişiyle on kişiyle; fakat kalemle milyonlarla çarpışırsın. Onun için kalemle mücadeleye cihad-ı ekber demişizdir.

Bunu söylemekle sizi de bu cihada teşvik ediyorum. Ve bunu Allah namına yaptığın zaman, hiç şüphesiz ki O sana yardım eder, desteğin O olur, muhafazakarın O olur. Bütün kâinatı karşına alsan, murad ederse kılına halel gelmez.

Binaenaleyh böyle bir orduya giren insanın yapacağı işleri çok iyi bilmesi lâzım. Nefsiyle, bedeniyle, malıyla, kalemi ile cihad etmesi şarttır.

Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde:

“Cihad etmek üzerinize farz kılınmıştır.” buyuruyorlar. (Ebu Dâvud)

Bu yol öyle nizamlı, disiplinli bir ordudur ki, mânevî kumandanlar tarafından idare edilir. Başkumandanı da Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin vekâletini taşır.

Bu yolun önderlerine Hazret-i Allah öyle bir ikram ve ihsanda bulunmuştur ki, gayeleri ulaşmak değil ulaştırmaktır. Mânevî kumandan ordusunun selâmetini düşünür, kendi selâmetini değil.


Hakikat Aylık İslam Dergisi
seviyyen isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 16.08.2006, 10:03
 
Üyelik tarihi: 13.04.2006
Mesajlar: 120
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için

• Tarikat-ı âliye bir hastanedir.

Öyle bir hastanedir ki, sertabibi bizzat Seyyid-i Kâinat -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizdir. Vekili olan mürşid-i kâmiller de, o hastanenin doktorudurlar.

Bedenî hastalıkların teşhis ve tedavisi için hâzık bir tabibe müracaatı emir buyurmuş olan Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, mânevi hastalıklardan kurtulmak için de mânevi bir tabibe başvurmayı emir buyurmuştur.

Mühim olan bu mânevi hastalıklardır.


“Onların kalplerinde hastalık vardır.” (Bakara: 10)

Âyet-i kerime’si ile işaret buyurulan korkunç hastalıklar, tedâvi edilmezse hayat-ı ebediyeyi öldürdüğü için çok tehlikelidirler.

Hasta olan bir insan, güzel yemeklerin lezzetini anlayamaz. Ağız tadının geri gelmesi hastalığının tedavi edilmesine bağlıdır. Bunun gibi nefs-i emmâre’ye mağlup olan bir kimsenin kalbi hastadır, ibadet ve taatlerden lezzet alamaz.

Kin, kibir, gadap, şehvet, hased, riyâ, tamah, ucb... gibi kötü sıfatlar kalp hastalıklarıdır.

Güzel bir kâlple geldik. Kalbin o güzelliğini korumak için bu ahlâk-ı zemimelerden, hayvâni sıfatlardan sıyrılmak gerek.

Şifa bulmak için:


“Zikrullah kalplerin şifâsıdır.” (Münâvi)

Hadis-i şerif’i mucibince, Hazret-i Allah’ı çok zikretmemiz icap ediyor.

Zikrullah ile kalp, ruh, sır, hafa, ahfa odaları nefsin işgalinden kurtulur. En son nefs-i kül odası da kurtarılırsa, hakimiyet ruhun eline geçer, letaif ampülleri yanar, kişi bütün kötülüklerden nedamet eder, bir daha yapmadığı gibi düşünmekten de sıyrılır.

Artık o kişi ahlâk-ı zemimeden arınmış, hayvânî sıfatlardan kurtulmuş olur. Kemal yollarını bulur. Bütün âzâları ahkâm mucibince hareket etmeye başlar.

Bir de şu var ki, Allah-u Teâlâ’nın ezelden aldığı kimselerin ameliyata da ihtiyacı vardır. Bu ameliyatı da ancak Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin vekili olan Mürşid-i kâmiller yapabilirler. Operatörlüğe tayin edilen o doktor; ezelî nasibi olanlara nasibini vermek için, masiva köklerini kazımak için, şeytanı çıkarmak için, sadrın genişletilmesi için, marifet fidanlarının ekilmesi için... şart olan bu ameliyatı yapar.


Hakikat Aylık İslam Dergisi
seviyyen isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 16.08.2006, 10:06
 
Üyelik tarihi: 13.04.2006
Mesajlar: 120
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için

• Tarikat-ı âliye bir pazardır.

Öyle bir pazardır ki, gerçekten bu sahaya adımını atan bir kimse canını ve malını ortaya koyacak ki, Hazret-i Allah ile alış-verişe girişebilsin. Hâlik ile alış-veriş yapabilme şerefine nail olmak ne büyük bir saadettir!

Allah-u Teâlâ Hazretlerinin şöyle bir fermanı var:


“Hiç şüphesiz Allah yolunda savaşıp düşmanları öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını Allah cennet kendilerinin olma karşılığında satın almıştır.” (Tevbe: 111)

Bu pazara giren kişi “Allah’ım! Ben bu alış-verişi kabul ettim, bunu benden kabul buyur ve bana kolaylaştır.” diye Hazret-i Allah’a sığınması, sahaya girince de bir daha dönüş yapmaması lâzımdır. Madem ki Hazret-i Allah ile ahdlaştın, alış-verişi kabul ettin, artık işin biter.

Diğer Âyet-i kerime’lerinde şöyle buyuruyor:


“Ey iman edenler! Elem verici, can yakıcı bir azaptan sizi kurtaracak bir ticaret yolunu göstereyim mi size?” (Saf: 10)

Bu soru teşvik için sorulmuştur. Bundan sonra Allah-u Teâlâ şöyle buyurarak bu ticareti açıklamıştır:

“Allah’a ve Resulü’ne imanda sebat eder, Allah yolunda mallarınızla canlarınızla cihad edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok daha hayırlıdır.” (Saf: 11)

Ticaret; kişinin kazanç arzusu ile malını, emeğini, her türlü kabiliyetini ortaya koyarak kâr elde etmesidir. Bu bakımdan iman ve Allah yolunda cihad etmek, ticarete benzetilmiştir. İnanan, malı ve canı ile cihad eden kimse; elem verici azaptan kurtulmak için, Allah katındaki büyük mükafatı elde etmek için, sözde kalmamış, yapacağını yapmıştır. Maddi kazancını Allah yolunda sarfettiği için manevi kazanca dönüştürmüştür. Bu ticaretin asıl kârı ahirette görülecektir:

“İşte bu takdirde Allah günahlarınızı bağışlar, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki hoş ve güzel meskenlere yerleştirir.

İşte bu pek büyük bir kurtuluştur.” (Saf: 12)


Bu ticaret, dünya ticareti ile kıyas bile edilemez.
seviyyen isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 16.08.2006, 10:44
 
_313_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 19.02.2006
Mesajlar: 2,229
Konulara Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür aldı 4 Mesajlar için

Alıntı:
Kudret´isimli üyeden Alıntı
Şeriat neydır? Şeriatta olmayıp, Tasavvufta olanlar neler?

Seriat ve tasavvuf bir bütündür, seriat kabuk ise tasavvuf özüdür. Kabuksuz özü muhafaza edilemez, özü olmayan kabuk ta bir ise yaramaz.

Selametle...
_313_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar son Mesaj
Tasavvuf nedir? itimat Bilinmesi gerekenler 4 24.03.2008 21:13
Tasavvuf Nedir? acohsny Dini Bilgi ve Eğitim 83 23.01.2006 15:32
Tasavvuf nedir? Yazısını yazan kardeşimize kaynak ile yanıt. ledunn Dini Bilgi ve Eğitim 17 10.09.2005 20:58
Tasavvuf Nedir? dostme Dini Bilgi ve Eğitim 2 30.07.2005 21:04
Tasavvuf nedir? tarik167 Dini Bilgi ve Eğitim 0 17.09.2004 17:59


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:59 .
Powered by vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de

 
Anasayfa - Arşiv - Yukarı git