İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 16.09.2006, 17:00

 
Üyelik tarihi: 24.07.2006
Mesajlar: 303
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz

Bu başlık: Resulullah aleyhisselam efendimiz hakkında küçük başlıklar halinde yazı dizisidir.
(Kaynak: Hakikat Aylık islam Dergisi - Mart 2006 - 150. Sayı)

Âlemlere Rahmet

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde buyurur ki:

“Resul’üm! Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ: 107)

Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm bu ilâhî fermanının mazharı olmuştur.

Allah-u Teâlâ böyle buyuruyor, Yaratan böyle yapmış onu.

Varlığı bütün varlıklar için en büyük rahmettir. Rahmet-i ilâhî’nin tecessüm etmiş bir tecellîsidir. Hazret-i Allah’ın bütün âlemleri bir kimsede toplaması elbette mümkündür.

Allah-u Teâlâ Hadis-i Kudsî’sinde:

“Sen olmasaydın felekleri yaratmazdım.” buyuruyor. (K. Hafâ. c. 2, s. 164)

O: “Asluhu nur, cismuhu Âdem”dir. Âlemlere rahmet oluşu nurundan ötürüdür.

Burada apaçık görülüyor ki Allah-u Teâlâ nurundan onun nurunu yarattı ve o nurdan mükevvenatı donattı, onu yaratmasa idi, mükevvenatı da donatmayacaktı. Onun için Sebeb-i mevcûdât oluşu buradandır. Her canlının Allah-u Teâlâ’ya şükretmesi ve Resulullah Aleyhisselâm’a müteşekkir olması lâzım, çünkü onunla hayat bulmuştur.

Bir Âyet-i kerime’de de:

“O sizden iman edenler için bir rahmettir.” buyuruluyor. (Tevbe: 61)

Onun rahmet olduğunu tasdik edip ümmeti olanlara, zâhir ve bâtın her türlü rahmet kapıları açılır. O rahmetten nasibini alanlar; dünyada da ahirette de saâdet ve selâmete kavuşurlar, her türlü kötülüklerden sıkıntılardan kurtulurlar.
Müminlere rahmettir. Çünkü onlara doğru yolu göstermiştir. Kâfirlere de rahmettir, çünkü azaplarının ertelenmesine vesile olmuştur.

Ondan önce gönderilen herhangi bir peygamberi, ümmeti ısrarla reddettiği zaman; Allah-u Teâlâ onları yere batırma, suda boğma... gibi cezalarla helâk ediyordu. Fakat onu tekzib eden müşriklerin azâbı ise öldükten sonraya tehir edilmiştir.

Nitekim Âyet-i kerime’de:

“Sen içlerinde iken Allah onlara azâb etmez.” buyuruluyor. (Enfâl: 33)

Rahmet peygamberi olduğu için, aralarında bulunmasından dolayı Allah-u Teâlâ bir ikram olarak onlara mühlet vermiştir.

Ondan sonra bir peygamber gelmeyeceğine göre, dünyanın sonuna kadar âlemlere rahmettir. Hayatı rahmettir, memâtı da rahmettir.

(devam edecek inşaallahu teala...)
ibrahimem isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 20.09.2006, 21:04

 
Üyelik tarihi: 24.07.2006
Mesajlar: 303
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Nur Saçan Kandil

“Nur Saçan Kandil”


Onun aslı nurdur. Allah-u Teâlâ o nurda tecellî ettiği için: “Sirâc-ı münîr = Nur saçan kandil” olmuştur.

Allah-u Teâlâ kulu ve Resul’ü Muhammed Aleyhisselâm’ın bizzat mübarek şahsını; mücessem bir hidayet, bir rehber ve bir önder kılmıştır.

Mübarek vücudu serâpâ nurdur. Bu nur ile körler bile görür, duymayan kulaklar duyar, kapalı kalpler açılır, yolunu şaşıranlar yol bulur.

Bu hususta Allah-u Teâlâ, Zât-ı risaletpenâhî’yi muhatap kılarak şöyle buyuruyor:

Ey Peygamber! Biz seni bir şâhit, bir müjdeci, bir uyarıcı, Allah’ın izniyle Allah’a çağıran ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik.” (Ahzâb: 45-46)

Bunun içindir ki vücud-ı şerif’leri, ruhları, lisanları, kalpleri, ahlâk ve amelleri, ilim ve fehimleri nur kaynağıdır.

Bu öyle bir nur ki, bu nur Allah-u Teâlâ’nın nurudur. Bu öyle bir kandil ki, bütün âlemleri nurlandıran bir kandildir.

Her ne kadar görünüşü beşer ise de, fıtrî yapısı ayrıdır.

Cismin beşer oluşu hakkında Âyet-i kerime’de şöyle buyurulmaktadır:

“Resul’üm! De ki: Ben de sizin gibi bir beşerim. Ancak bana vahyolunuyor.” (Kehf: 110)

İşte onun hakkındaki bütün yanılmalar bu noktadan doğuyor.

“Ben de sizin gibi bir beşerim.” beyanı, onun beşer yönüdür, zâhirî görünüşüdür, dışıdır.

İşte bu perdenin ötesine geçemeyenler:

“Allah’tan size bir NUR ve apaçık bir kitap gelmiştir.” (Mâide: 15)

Âyet-i kerime’sinde geldiği haber verilen bu “Nur”u göremediler, cisimde takılıp kaldılar, “Nur”a inemediler, hidayete eremediler ve iman etmiş de olmadılar. Onlar öteye geçemedikleri için, ilâhî nurdan, rahmetten, merhametten mahrum kaldılar.

Âyet-i kerime’de geçen; “Nur” Muhammed Aleyhisselâm’dır, zira ancak onun vasıtası ile hidayete erilir.

“Kitap” ise Kur’an-ı kerim’dir, o da hidayet rehberidir.

“Ben de sizin gibi bir beşerim.”Âyet-i kerime’sini görerek: “O da bizim gibi bir insandır.” diyenler, onun:

“Asluhu nur, cismuhu âdem” olduğunu, “Sirâc-ı münîr” olduğunu, “Nur saçan kandil” olduğunu bildiren ve buna benzer Âyet-i kerime’leri görememektedirler. Nefisleri onlara onu göstermiş, diğerini göstermemiş. Hakikati göremediklerinden ötürü de Âyet-i kerime’lere iman etmediler ve imandan kaydılar. Bu ise Allah-u Teâlâ’nın onların kalplerini döndürmesinden ileri gelmektedir.

Resulullah Aleyhisselâm’ı hükümsüz ve hiçe sayanlar;

“Aslıhu kâfir, cismuhu necis”tir.

Bu necasetliklerinden ötürü o “Nur”a leke sürmeye çalışıyorlar. Bu necaset halleri ile o “Nur”u görmeleri mümkün değildir. Amma kendilerinin necis olduğunu da bilmiyorlar.

Hakikat
ibrahimem isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 20.09.2006, 21:39

 
Üyelik tarihi: 17.09.2006
Mesajlar: 584
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Angry En Büyük Delil

En Büyük Delil:

Allah-u Teâlâ bütün insanlık âlemine hitap ederek, onlara kendi katından hak bir peygamber, ilâhî bir burhan, büyük bir delil gönderdiğini Âyet-i kerime’lerinde haber vermektedir:
“Ey insanlar! Rabb’inizden size HAK BİR PEYGAMBER gelmiştir. O hâlde kendi hayrınıza olarak hemen ona iman edin.” (Nisâ: 170)
Allah-u Teâlâ’nın nuru, âlemlerin gurur ve sürûru olan Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm’ın gerek yüksek şahsiyeti, gerekse tebliğ ettiği esaslar ve prensipler, onun hak bir peygamber olduğunu göstermektedir.
Âlemlerin Rabb’i olan Allah-u Teâlâ’ya teslim olmak isteyenler için takip edilecek tek yol, onun getirdiği İslâm dinidir.“Ey insanlar! Size Rabb’inizden KESİN BİR DELİL geldi.” (Nisâ: 174)
Öyle bir “Delil” ki, karşı tarafa herhangi bir mazeret bırakmayacak, her türlü şek ve şüpheyi ortadan kaldıracak kadar kesin bir “Delil”dir.
“O Hakk’ın nurudur
İlim-irfan kaynağıdır.
Hakk’tır onun özü
Hakk’tan gelir onun sözü.”

HAKİKAT isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 20.09.2006, 21:40

 
Üyelik tarihi: 17.09.2006
Mesajlar: 584
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Angry Ahsen-i Takvim

Ahsen-i Takvîm:

Resulullah Aleyhisselâm aynı zamanda ebul-ervah’tır, bütün ruhların babasıdır. Allah-u Teâlâ kendi ruhundan ona ruh verdi, o ruhtan bütün ruhları yarattı.
“Ey insan!” (Yâsin: 1)
Hitabının muhatabı Muhammed Aleyhisselâm’dır. İnsan-ı kâmil, hülâsa-i insan odur.
Allah-u Teâlâ kendi lütfu ve keremi olarak ona:
“Yâsin! = Ey insan!” diye hitap etmiştir.
Bu ism-i şerif’i ona bizzat Allah-u Teâlâ bahşetmiştir. Zira O kendi nurundan nurunu yarattığı, o nurdan mükevvenâtı donattığı için, onu bu ism-i şerif’e mazhar etmiştir.
“Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.” (Tîn: 4)
Aslında bu hitab-ı ilâhî’ye mazhar olan ve Âyet-i kerime mucibince en güzel bir biçimde yaratıldığı belirtilen insan da yine odur.
Nurundan nurunu yarattığı, o nurdan mükevvenâtı donattığı için; nurun hülâsasını, hakikatın hülâsasını, bütün güzelliklerin hülâsasını Allah-u Teâlâ ona koymuştur. Güzeller güzelliğini ondan alır. O Rehber-i sâdık’tır.
Bunu böyle bilip iman edenin imanı kemâle ermiştir. Bu halde olmayanlar her ne kadar iman etmiş gibi görünüyor iseler de imanları surette kalmıştır, imandan mahrumdurlar.
HAKİKAT isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 20.09.2006, 21:41

 
Üyelik tarihi: 17.09.2006
Mesajlar: 584
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Angry Sırat-ı Müstakim

Sırat-ı Müstakim:


Onu en üstün şerefle müşerref eyleyen Allah-u Teâlâ, Kur’an-ı kerim üzerine yemin ederek Habib-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-inin doğru yolda olduğunu ve dosdoğru bir yolu gösterdiğini; bu nurlu yolda gönül huzuruyla, emin adımlarla yürümesini beyan buyuruyor:
“Yâsin. Kur’an hakkı için ey Resul’üm! Muhakkak ki sen gönderilmiş peygamberlerdensin ve doğru bir yol üzerindesin.” (Yâsin: 1-4)
Bütün inkârcıların, inatçıların, kâfirlerin inat ve küfürlerine rağmen, sen şüphesiz peygamberlik vazifesi ile gönderilen ve dinlenilmediği takdirde hesabının sorulması kesinleşmiş elçileri olan hak peygamberlerdensin.
Bu ilâhî beyanlar üç mânâ taşıyor:
Birincisi, bu ism-i şerif’i ona Allah-u Teâlâ vermiştir.
İkincisi, Allah-u Teâlâ Kur’an-ı kerim üzerine yemin ederek, onu en güzel hasletlere sahip olarak hususiyetle gönderdiğini beyan ediyor.
Üçüncüsü de, Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-inin doğru bir yol üzerinde bulunduğunu bildiriyor.
Onun yolundan sapan; kim olursa olsun, dinden sapmıştır, İslâm dâiresinden çıkmıştır. Ölçü budur. İmanı olana bu Âyet-i kerime’ler kâfidir.
Beşinci Âyet-i kerime’de ise şöyle buyuruluyor:
“Üstün ve çok merhametli Allah’ın indirdiği Kur’an yolu üzerindesin.” (Yâsin: 5)
Onu yaratan ve onu peygamber gönderen Allah-u Teâlâ, onun Allah yolunda olduğunu buyuruyor.
Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-ini uyarıyor ve şöyle buyuruyor:
“Resul’üm! Sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz ki sen dosdoğru bir yol üzerindesin.” (Zuhruf: 43)
Senin takip edeceğin yol Sırat-ı müstakim’dir. O yolu takip edenler cennetlere, ilâhî nimetlere kavuşacaklardır. O yoldan ayrılmanın neticesi cehennemdir.
Onu yaratan onu meth-ü senâ ediyor, onun doğruluğunu mühürlüyor, Kur’an yolu üzerinde bulunduğunu buyuruyor ve iman edenlere duyuruyor. Bu hakikatler karşısında bir münkirin söyleyeceği sözün ne hükmü olabilir?

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-inin insanları en doğru ve en güzel yola çağırdığını bizzat haber veriyor:
“Sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.” (Müminûn: 73)
Resulullah Aleyhisselâm’a gönülden teslim olan, bu Âyet-i kerime’nin şümulü içine girer. Amma buna tenezzül etmeyen kendisini İslâm haricine koymuştur, o zaman küfre sapmıştır.

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimize hitap ederek şöyle buyurmaktadır:
“Sen Rabb’ine dâvet et, şüphesiz ki sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin.” (Hacc: 67)
Resulullah Aleyhisselâm dâvet emrini en güzel şekilde yaptı. Hayat-ı saâdetlerinde de, ahirete intikallerinden sonra da o yolu iman edene bıraktı. Nasipdar olanlar hidayete erer, nasipdar olmayanlar küfürde kalır. İtaat eden kendisine, nankörlük eden yine kendisine.
HAKİKAT isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Hazreti Peygamberimizin Mektubu (sallallahu aleyhi ve sellem) padrocan Dini Bilgi ve Eğitim 0 06.05.2008 08:13
RESUL-İ EKREM -sallallahu aleyhi ve sellem- EFENDİMİZİN MÜBAREK DİLİNDEN DUÂLAR Gülru Dua'lar Hazinesi 5 25.11.2007 13:50
Sallallahü Aleyhi ve Sellem ( Manasi ) Fazilet Dini Bilgi ve Eğitim 5 11.03.2007 17:04
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in Hayat-ı Saadetleri - 1 ibrahimem Dini Bilgi ve Eğitim 2 06.10.2006 20:30
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz: "Rabbani Terbiye" ibrahimem Dini Bilgi ve Eğitim 1 26.09.2006 15:38


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:50 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50