Geçmişin ve geleceğin bütün ahlak güzelliklerinin hepsini istisnasız üzerinde toplamıştır.
Bu Allah-u Teala'nın ona bahşettiği ihsan-ı ilahi'dir. Yalnız ona bahşetmiştir.
Kendisinden evvel peygamber kardeşlerinin dinlerinde bulunan ahlak ve fazilet gibi değerlerin eksikliklerini tamamlayarak kemale erdirmiştir.
Hadis-i şerif'lerinde: "Ben ancak ahlakın güzelliklerini tamamlamak için gönderildim." buyurmaktadır. (Ahmed bin Hanbel)
Diğer peygamberlerin mümeyyiz vasfı haline gelen fazilet ve meziyetlerin hepsi birden onda toplanmış, diğer fazilet ve meziyetler ise hepsinin üzerine çıkmıştır.
Allah-u Teala'nın ona verdiği ihsan nedir?
Bütün peygamberler onun nurunu taşıyorlardı. Onun zuhuru ile nur nura kavuştu. Nur nurun üzerinde. O nur ona bahşettiği ihsan-ı ilahi'dir. Bu ihsan hepsinin üstünde bir lütuftur. 'Nurun ala nur' olmuş oluyor.
Bir insanda bir veya bir kaç haslet en güzel şekliyle bulunabilir, fakat hepsi birden bulunmaz. Resulullah -sallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'de ise iinsanlarda bulunabilecek istisnasız bütün güzel huylar, fazilet ve keremler kemal derecesinde bulunmaktadır.
Bu güzellikler kendisi ile başkaları arasında taksim edilmiş de değildir. Böyle olmuş olsaydı, bir kısmı kendisinde kalır, diğerleri başkalarına verilirdi. Halbuki güzellikler bütünüyle kendisinde mevcuttur. Hiç kimsede onun güzel hasletlerinin benzeri ve dengi yoktur.
Allah-u Teala Cemal nurundan en evvela Habib-i Ekrem'inin nurunu yarattı. O nurdan alemleri halketti ve mükevvenatı o nur ile donattı. Nereye bakarsan hep o nur.
Ayet-i Kerime'de: "Allah'tan size bir nur gelmiştir." buyuruluyor. (Maide:15)
O nur bütün insanları da içine aldığına göre onun fazilet ve meziyetini bir mahluk nasıl anlayabilir?
Bir Ayet-i Kerime'de de şöyle buyuruluyor: "Allah'ın boyası ile boyanın! Allah'ın boyasından daha güzel boyası olan kimdir?" (Bakara:138)
Allah-u Teala'nın ahkamı ile ahkamlaşmış olduğu için, daha doğrusu Hazreti Allah'ta yok olduğu için, o manevi elbise kendisine giydirildiği için o boya ile boyanmış oluyor.
Allah'ın boyası ile boyanan, Kur'an ahlakı ile ahlaklanmış olan o nuru bir mahlukun anlaması, bilmesai mümkün değildir. Kaynak: Ömer ÖNGÜT |