Mevlana, olaylara, esyaya ve insana bir bütün olarak bakmanin önemini vurgular. Olayin sadece bir parcasini, esyanin tek bir yanini, varligin ancak bize bakan tarfini görmek, eksikliktir. Bu eksiklik bizi yanlis bilgilere ve dolayisiylada ahatali hükümlere götürür. Bu konu, görmeyen kimselerin fil tarifine benzer.
Mevlana bu ibretli olayi söyle anlatir:
Hindliler karanlik bir ahira bir fil getirip halka göstermek istediler. Hayvani görmek icin o kapkaranlik yere bir hayli adam toplandi. Fakat o kadar karanliktiki gözle görmenin imkani yoktu. O göz gözü görmeyecek kadar karanlik olan yerde ellerini file sürmeye basladilar. Birisi, eline filin hortumunu gecirdi, ''fil bir boruya benzer'' dedi. BAska birinin eline, filin kulagi gecti ,''Fil bir yelpazeye benziyor dedi''.Bir baskasinin eline filin ayagi gecmisti. Dedi ki: ''Fil bir direge benzer.'' Bir baskasi da filin sirtini ellemisti, ''Fil bir taht gibidir'' dedi. Herkes nersini elledi, nasil sandiysa, Fili ona göre anlatmaya basladi. Onlarin sözleri, görüsleri yüzünden birbirine aykiri oldu: Birisi dal dedi, öbürü elif...;
ALLAH (cc) kitabinin aydinligi olmadan, arayan ve inceleyen insan akli da böyledir. Gercekleri asla bulamaz. Ulastigi bilgiler, yarim yamalak, eksik, hatali ve gerceginden uzakdir.