İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 15.11.2006, 15:04

 
Üyelik tarihi: 24.07.2006
Mesajlar: 303
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
"Levlake Sen olmasaydın Felekleri Yaratmazdım." Hadis-i Kudsi Hakkında

قال رسول الله صلى الله عليه و سلم قال الله تعالى



Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu; Allah-u Teala buyuruyor ki:

"Sen olmasaydın, felekleri yaratmazdım."

(El-Leali-l Masnua Suyutî 1/272; >-; -Esrar-ül Mertüa Aliyy-ül Kari sh: 295-296; aynı eser Tahkik Muhammed Said Zalûl sh: 194; El- Feraid-ül Mecmua fevkani sh: 326; Keşf-ül Hafâ-Aclunî 2/164; Şerh-üş Şifa Aliyy-ül Karî 1/6)

...


Bediuzzaman Said-i Nursi -kuddise sırruh- hazretleri Emirdağ Lahikası-1 isimli eserinin 123. mektubunda buyuruyor ki:


"Hem meselâ: لَوْلاَكَ لَوْلاَكَ لَمَا خَلَقْتُ اْلاَفْلاَكَ beyanında "Bu hitab zâhiren Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'a müteveccih ise de, zımnen hayata ve zevilhayata raci'dir." fıkrası, ta'dile muhtaçtır. Çünki küllî hakikat-ı Muhammediye (A.S.M.) hem hayatın hayatı, hem kâinatın hayatı, hem İsm-i Azam'ın tecelli-i azamının mazharı ve bütün zîruhların nuru ve kâinatın çekirdek-i aslîsi ve gaye-i hilkati ve meyve-i ekmeli olmasından, o hitab doğrudan doğruya ona bakar. Sonra hayata ve şuura ve ubudiyete onun hesabına nazar eder."


...


Bu hadis-i kudsi'yi Mevlana Cami, Ahmed-i Cezeri, Mevlana Halid, İmam-ı Rabbani, Bediüzzaman Said Nursi gibi nice İslam alimleri bu hadis-i kudsiyi eserlerine alıp tevhid inancına uygun izahlar getirmişlerdir.


...




Konu ibrahimem tarafından (18.03.2007 Saat 12:55 ) değiştirilmiştir..
ibrahimem isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 17.03.2007, 14:44
Alp

 
Alp - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23.02.2007
Mesajlar: 3.380
Teşekkür etti: 0
8 Teşekkür 7 Mesaja aldı
Allah razı olsun
Alp isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 17.03.2007, 15:00
Alp

 
Alp - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23.02.2007
Mesajlar: 3.380
Teşekkür etti: 0
8 Teşekkür 7 Mesaja aldı
(Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım) kudsi hadisi, Marifetname’nin ön sözünde, Yusuf-i Nebhani hazretlerinin Envar-ı Muhammediyye kitabının 13. sayfasında ve imam-ı Rabbani hazretlerinin Mektubat’ının 122. mektubunda vardır.

Mektubatın farisi haşiyesinde, bu hadisin Deylemi’nin Firdevsinde bulunduğu bildirilmektedir. Deylemi de, Buhari ve diğer muhaddisler gibi, meşhur ve muteber bir hadis âlimidir.

Mektubat-ı Rabbaninin 3.cildinde, (Sen olmasaydın Cenneti yaratmazdım), (O olmasaydı kâinatı yaratmaz, rububiyetimi izhar etmezdim) kudsi hadisleri de bildirilmektedir.
Alp isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 17.03.2007, 16:25

 
VİLDAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.03.2007
Yaş: 29
Mesajlar: 4.643
Teşekkür etti: 386
182 Teşekkür 115 Mesaja aldı
ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞ.
__________________
affet efendim!!has ümmet olamadım....
VİLDAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 17.03.2007, 21:43

 
Tevhid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.11.2006
Yaş: 32
Mesajlar: 428
Teşekkür etti: 1
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Hatta Bursevi, hiçbir yerde aslı bulunmaya n birbirine zıt iki sözün ikisine de keşfen hadistir demektedi r . Bu iki hadis(!); “Allah buyurdu ki; Ey Muhammed! Sen olmasaydın kainatı yaratmazdım” sözü ile “Allah buyurdu; Ben gizli bir hazineydi m. Bilinmeyi istedim ve halkı yarattım” sözüdür.
Bu durumda Allah Azze ve Celle kainatı bu ikisinden hangisi için yarattığı çelişki gibi oluyor. Allahı bundan tenzih ederiz. O buyuruyor ki; “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım”(Zariyat 56) buyurmaktadır. Rasulullah sallallah u aleyhi ve sellem ile uyanık iken görüştüğü söylenen imam Suyuti’nin, bu iki hadisin de uydurma olduğunu söylemesi ayrı bir dikkat çekici husustur. Yine Abdulaziz ed Debbağ “Gizli bir hazineydim” hadisinin keşfen batıl olduğunu söyler.


10- ( لما اقترف آدم الخطيئة؛ قال: يا رب! أسألك بحق محمد لما غفرت لي. فقال الله: يا آدم! وكيف عرفت محمدا، ولم أخلقه؟ قال يا رب! لما خلقتني بيدك، ونفخت في من روحك؛ رفعت رأسي، فرأيت على قوائم العرش مكتوبا: لا إله إلا الله محمد رسول الله، فعلمت أنك لم تضف إلى اسمك إلا أحب الخلق إليك. فقال الله: صدقت يا آدم! إنه لأحب الخلق إلي، ادعني بحقه، فقد غفرت لك، ولولا محمد ما خلقتك)
( Adem (a.s.) günahı işlediğinde şöyle der: « Ya Rabbi, Muhammedin hakkı için beni affetmeni istiyorum ». Allah, « Ey Adem onu yaratmadığım halde Muhammedi nasıl tanıdın » deyince, « Ey Rabbim! beni elinle yaratıp, ruhundan bana üflediğinde başımı kaldırdım ve arşın sütunlarında Lâ ilâhe illallâh Muhammedun Resulullâh yazılı olduğunu gördüm. Bildim ki, Sen Kendi ismine en sevgili yaratığını izâfe ettin ». Bunun üzerine Allah; « Doğru söyledin ey Adem! Çünkü o beşer içerisinde bana en sevgili olanıdır. Bana onun hakkı ile dua ettiğinde seni bağışlarım, eğer Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım » der)[10]. el-Hâkim, Mustedrek (2/615); İbn Asâkir (2/323), el-Beyhâki, Delâil’un-Nübuvve (5/488) .

Uydurmadır.
Râvilerinden olan Abdurrahm an b. Zeyd b. Eslem hakkında İbn Hibbân şöyle der: «Hadis uydurmakl a itham olunmuş, Leys, Malik ve İbn Lehi’a üzerine hadisler uydurmuştur. Dolayısıyla imâm ez-Zehebî rivâyet hakkında uydurma ve batıl derken, İbn Hacer el-Askalânî de ona katılır.
Rivâyetin batıllığına delil olan bir yönüde, Adem (a.s.)’ın Nebî (s.a.s.)’i, kendi yaratılışından sonra cennette iken yer yüzüne inmeden bilmesidi r. Halbuki zayıf, ancak daha iyi bir senedle gelen başka rivayette:
( Adem (a.s.) Hindistana iner ve yanlızlık hisseder, bunun üzerine Cebrâil inerek; Allâhu Ekber, Allâhu Ekber, Eşhedu En Lâ İlâhe İllallâh (iki defa), Eşhedu Enne Muhammeden Resûlullâh (iki defa) deyip ezan okur. Adem şöyle der: «Muhammed de kim»? Cebrâil: «Peygamberlerden son oğlundur» der.)[11] İbn Asâkir (1/323/2).

Râvilerinden Ali b. Behrâm bilinmeme kte, diğer bir râvi olan Muhammed b. Abdullâh b. Süleyman aynı şekilde bilinmeme ktedir.
Bir önceki rivâyette Âdem (a.s.) daha cennette iken Peygamber (s.a.s.)’i tanıyordu, bu ikinci rivayette ise, Âdem (a.s.) yer yüzüne indiği halde Muhammed (s.a.s.)’i tanımamıştır.
__________________
Ben şüphesiz müslümanlardanım. deyip dürrüstlükle çalışarak Allah'a davet eden kimseden daha güzel sözlü de kim olabilir? FUSSİLET(41) suresi 33. ayet
Tevhid isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 17.03.2007, 22:11

 
Murat Yazıcı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.09.2006
Mesajlar: 670
Teşekkür etti: 9
133 Teşekkür 69 Mesaja aldı
Mezhepsiz Elbani'nin kitabından aşırmışsın.

Utanmadan kendi yazın gibi gönderiyorsun.

İşin doğrusunu yazalım, burada bir kaydı bulunsun.

Hafız İbni Hacer-i Mekki hazretleri (vefatı m. 1566) Cevher-ül-munzam kitabında diyor ki:

"Hadîs âlimlerinden Hâkim-i Nişâpûrînin bildirdiği hadîs-i şerîfde, (Âdem “aleyhisselâm” hatâ edince, yâ Rabbî! Muhammed aleyhisselâm hakkı için beni afv ve mağfiret et dedi. Allahü teâlâ da, Muhammed aleyhisselâmı dahâ yaratmış değilim. Sen Onu nasıl tanıdın buyurdu. O da, yâ Rabbî! Beni yaratıp rûh verdiğin zaman, başımı kaldırdım. Arşın kenârlarında, lâ ilâhe illallah, Muhammedün resûlullah yazılmış gördüm. Kullarının içinde en çok sevdiğinin ismini, kendi isminin yanına koymuş olduğundan anladım dedi. Allahü teâlâ da, yâ Âdem! Doğru söyledin. Kullarım arasında en çok sevdiğim Odur. Onun hakkı için benden afv dileyince, seni hemen afv etdim. Muhammed aleyhisselâm olmasaydı seni yaratmazdım buyurdu) buyurulmuşdur."

İbni Hacer hazretlerinin sahih olduğunu bildirdiği bu hadis hakkında, Allame Ebu'l-Hasan es-Subki (vefatı m. 1355) Şifaü's-Sekad kitabında özet olarak şöyle diyor:

“Bu hadis İmam-ı Hakim'in Müstedrek adlı eserinde ve İmam-ı Beyheki'nin Delailü'n-Nübüvve kitabında mevcuttur. İmam-ı Hakim "Bu, isnadı sahih olan bir hadistir" buyuruyor. Beyheki dahi bu hadisi rivayet etmiştir. Taberani de bu hadisi zikretmiş ziyade olarak (O -aleyhisselam- zürriyetinden olan Peygamberlerin -aleyhimüsselam- en sonuncusudur) cümlesini de rivayet etmiştir.”

Bu hadise mevdu diyen Ali el-Karî (vefatı m. 1607) bile şunları yazıyor: "Fakat manası sahihtir. ed-Deylemî, İbn Abbâs (r.a)'dan merfu (Hz. Peygamber (s.a.v)'in sözü) olarak şöyle rivayet etmiştir: "Cibrîl bana geldi ve şöyle dedi: "Ey Muhammed! Eğer sen olmasaydın Cennet yaratılmazdı. Eğer sen olmasaydın Cehennem yaratılmazdı." İbn Asâkir'in rivayetinde ise "Sen olmasaydın dünya yaratılmazdı" şeklindedir."[4]

Kadızade Ahmed Efendi (vefatı m. 1783) şu bilgileri veriyor:

“İmam-ı Beyheki bildirir ve İmam-ı Hakim doğrular ki, hazret-i Ömer bin Hattab (radıyallahü anh) anlatır: Allahü teala, Adem aleyhisselama (Ey Adem, eğer Muhammed aleyhisselamı yaratmıyacak olsaydım, seni yaratmazdım.) buyurdu. İbni Asakir (rahimehullah) Selman-ı Farisi’den (radıyallahü anh) bildirir: Cebrail aleyhisselam, Resulullah efendimize (sallallahü aleyhi ve sellem) indi ve dedi ki, rabbin (sübhanehü ve teala) buyuruyor: (İbrahim’i Halil edindiysem, seni Habib edindim. Katımda, senden kıymetli kimse yaratmadım. Dünyayı ve dünyadakileri, benim yanımdaki senin kerametini, kıymetini, faziletini ve mertebeni bilmeleri için yarattım. Sen olmasaydın, dünyayı yaratmazdım.)” [5]

İmam-ı Kastalani (vefatı m. 1418) hazretleri de (Ey Adem, eğer Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım) hadisini bildirmektedir [6]

Yine İbni Hacer-i Mekki hazretleri şöyle buyuruyor:

“Abdüllah ibni Abbâsın “radıyallahü anhümâ” bildirdiği hadîs-i şerîfde buyuruldu ki, (Allahü teâlâ Îsâ aleyhisselâma, yâ Îsâ! Muhammed aleyhisselâma îmân et! Senin ümmetinden, Onun zamanına yetişecek olanların, Ona îmân etmeleri için de ümmetine emr et! Muhammed aleyhisselâm olmasaydı, Âdem Peygamberi yaratmazdım. Muhammed aleyhisselâm olmasaydı, Cenneti, Cehennemi yaratmazdım. Arşı su üzerinde yaratdım. Hareket etdi. Üzerine, Lâ ilâhe illallah yazınca durdu, buyurdu.) Bu hadîs-i şerîfi, Hâkim sahîh senedlerle haber vermişdir.”

İmam-ı Sübki de yukarıda bahsettiğim kitabında bu hadisin sahih olduğunu bildirmektedir.

Yukarıda adı geçen muhaddislerin (Hakim, Beyheki, Taberani, Deylemi, İbni Asakir, es-Sübki, İbni Hacer-i Mekki) hepsi meşhur hadis alimleridir. Ayrıca İmam-ı Kastalani Mevahib kitabında [6] ve İmam-ı Rabbani Mektubat'ta [7] yukarıda geçen hadisleri yazmışlardır.

[1] Hakim, Müstedrek, II, 615.
[2] Beyheki, Delâilü'n-Nübüvve, V, 488, 499.
[3] Tabarani, el-Mu'cemü's-Sağır, II, 82-83.
[4] Ali el-Karî, el-Esrâru'l-Merfû'a, 288.
[5] Kadızade Ahmed Efendi, Amentü Şerhi, Berekat Yayınevi, İstanbul; s.166.
[6] İmam-ı Kastalani, Mevahibü Ledünniye, Hisar Yayınevi, İstanbul, sayfa 22.
[7] İmam-ı Rabbani, Mektubat, c.1, m.44.


Not: İngilizce bilenler şu bağlantıdaki bilgilerden de istifade edebilirler:

http://hadithproofsfortawassul.blogs...sion-with.html

Burada bildirildiğine göre yukarıdaki ilk hadisin sahih olduğunu bildiren alimler arasında şunlar da mevcuttur:

1. Kadı İyaz (eş-Şifa)

(Bu kitap kütüphanemde mevcuttur: Kadı İyaz hazretleri ayrıca Ebülleys Semerkandi ve Ebu Muhammed el-Mekki gibi meşhur alimlerin de bu hadisi zikrettiklerini bildiriyor.)

2. İbni Cevzi

3. Ebu Nuaym

Öte yandan İbni Teymiyye ve iki öğrencisinin (Zehebi ve İbni Abdülhadi) bu hadise mevdu dedikleri izah edilmiş. Bu zatların bu itirazları zaten muteber değildir, kabul görmemiştir. Buna rağmen İbni Teymiyye'nin Mecmuat-el Feteva kitabında bu hadisin manasını doğru kabul ettiği zikredilmiş. Acluni ve Aliyyülkari ise es-Sagani'ye dayanarak hadisin mevdu olduğunu ama "manasının sahih olduğunu" yazmışlar. Her durumda, İbni Teymiyye, Acluni ve Aliyyülkari gibilerin sözlerinin, İmam-ı Hakim, İmam-ı Taberani ve İmam-ı Beyheki hadis imamlarının sözlerine karşı bir ağırlığı yoktur.

İngilizce veya Arapça bilmeyenler için not: Bu hadis İmam-ı Taberani'nin Mucemus-Sagir isimli eserinin Türkçe tercümesinde "Peygamberimizin Allah indindeki kıymeti" başlığı altında 684 nolu hadis olarak yazılıdır.

Son söz: Bu hadis cumhuru ulema ve ümmet indinde kabul görmüştür. Hadis imamlarımız onu sahih olarak bildirmiştir. Bazılarının ısrarla onu zayıflatmaya çalışmasının sebebi, tevessülü ispat eden hadislerden olmasıdır.
Murat Yazıcı isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 17.03.2007, 22:33

 
Murat Yazıcı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.09.2006
Mesajlar: 670
Teşekkür etti: 9
133 Teşekkür 69 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Tevhid
Mesajı göster
Dolayısıyla imâm ez-Zehebî rivâyet hakkında uydurma ve batıl derken,
Demek sen Zehebi'yi muteber kabul ediyorsun.

Malum, İmam-ı Zehebi İbni Teymiyye'nin meşhur talebelerindendir.

Oku bakalım...

Bir Tel Saçı

Şimdi size Kainatın Gülü'nü koklama fırsatını kaçıran bir büyük gönül adamının Fahr-i Cihan Efendimize ait maddî bir hatıraya sahip olamayışının üzüntüsünden bahsetmek istiyorum. Bu zat büyük tabiîlerden fakih ve muhaddis Abîda b. Amr es-Selmanî' dir (ö. 72/691). Aslen Yemen'li olan Abide, Efendimiz'in vefatından iki yıl kadar önce, Mekke fethi sıralarında müslüman oldu, fakat içinde bulunduğu şartlar sebebiyle Medine'ye gelip de Resulullah Efendimiz'i göremedi. Ancak Hz. Ömer devrinde Küfe'ye gelip yerleşti ve birçok fütühata katıldı. Fıkıh dediğimiz İslam Hukuku'nda öylesine büyük bir şöhret kazandı ki,Küfe'nin meşhur dört fakîhinin en üstünü olarak o gösterildi. Devrinin en büyük kadılarından biri olan Kadî Şüreyh bile içinden çıkamadığı meseleleri gelip ona danışırdı.

Kendisinden en çok faydalanan talebesi Enes İbni Malik'in azatlı kölesi olan şöhretli fıkıh alimi Muhammed İbni Şirin ile bir gün Efendimiz'e dair sohbet ediyorlardı. İbni Şîrîn, efendisi Enes İbni Malik sayesinde Resûlullah'ın bir tel saçına sahip olduğunu söyledi. Böyle bir devleti elden kaçıran Abide es-Selmanî üzüntüsünü şöyle dile getirdi:
- Resûlullah'ın bir tel saçına sahip olmayı, yeryüzünün bütün altın ve gümüşlerine sahip olmaya tercih ederdim.

Abide es-Selmanî'nin gönül zenginliğini gösteren bu özlü sözler, büyük Türk alimi, şöhretli muhaddis ve tarihçi Zehebî'yi (ö. 748/1348) çok duygulandırmıştır. 23 ciltten meydana gelen Siyerü a'lami'n-nübela adlı eserinde (IV , 42-43) bu sözleri naklettikten sonra, büyük bir duygu seli halindeki hislerini şöyle dile getirmiştir:

''Resûlullah'ın bir tel saçını, insanların sahip olduğu bütün altın ve gümüşlere tercih eden Abîde'nin bu sözleri, doruk noktasındaki bir muhabbetin göstergesidir.
O büyük alim, Hz. Peygamber'in vefatının üzerinden yalnızca elli sene geçmişken böyle söylerse, onun usülünden yedi yüz sene sonra şayet güvenli bir şekilde onun bir tel saçını veya pabucunun kayışını, yahut kesip attığı bir tırnağını, hatta su içtiği toprak kabın bir parçasını elde edecek olsak, acaba bizim ne söylememiz gerekir!

Şayet zengin bir adam servetinin büyük bir kısmını böyle bir şeyi elde etmek için sarf etse, sen ona saçıp savuran veya akılsızca para harcayan biri gözüyle mi bakarsın? Hayır, hayır. Resulullah'ın mübarek elleriyle yaptığı Mescid-i Nebevi'sini ziyaret edebilmek, onun aziz şehrinde Hücre-i saadet'inin yanı başında kendisine selam verebilmek için varını yoğunu harcamaktan çekinme! Medine'ye vardığında onun sevgili Uhud'una doya doya bak ve onu sen de sev!

Çünkü Uhud'u senin Peygamber'in aleyhisselam da çok severdi. Onun ravzasına ve oturup kalktığı yerlere defalarca giderek ruhunu iyice doyurup kandırmaya gayret et! Zira Kainatın Efendisi olan o zatı canından, yavrundan, sahip olduğun her şeyden, kısacası bütün insanlardan, daha çok sevmedikçe mü'min olamazsın.

Cenetten yeryüzüne inen o mübarek Hacerülesved'i öp! Kainatın Efendisi'nin öptüğü yeri öğrenerek oraya dudağını yapıştır!

Cenab-ı Mevla'nın sana lütfettiği bu saadet sebebiyle haydi gözün aydın olsun. Dünyada bundan daha büyük bir bahtiyarlık yoktur. Şayet Resül-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'in Hacerülesved'e doğru kaldırıp işaret ettiği, sonra da öptüğü bastonu bugün ele geçirmîş olsaydık, o bastonu görüp öpebilmek için bütün gayretimizi sarf etmemiz gerekirdi.

Artık şunu kesin olarak biliyoruz ki, Hacerülesved'i öpmek, onun bastonunu ve pabucunu öpmekten daha değerli ve faziletlidir.

Tabiî alimlerinden Sabit el-Bünani, Enes b. Malik'i görünce elini tutar ve "bu el, Resulullah'ın eline dokunmuş bir eldir" diye öperdi. ...

Şayet hacca gidememişsen, hacdan dönenlerden birini kucakla ve "bu ağız, sevgilim aleyhisselam'ın öptüğü taşı öpmüştür" diyerek sen de onun ağzını öp!"

Kaynak: Altınoluk Ocak 95
Murat Yazıcı isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 17.03.2007, 22:42

 
Murat Yazıcı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.09.2006
Mesajlar: 670
Teşekkür etti: 9
133 Teşekkür 69 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Tevhid
Mesajı göster
Dolayısıyla imâm ez-Zehebî rivâyet hakkında uydurma ve batıl derken,
Dur dur, daha bitmedi...


Yine bu tarz kitaplar bize, İmam Ahmed b. Hanbel'in durduğu yerin, "Selefî".kardeşlerimizin çizgisiyle örtüşmediğini görme imkânı veriyor. Mesela ez-Zehebî'nin Siyeru A'lâmi'n-Nübelâ'sında (XI, 212) naklettiğine göre İmam Ahmed'in oğlu Abdullah, babasının, Efendimiz (s.a.v)'in saçıyla "tevessül"de bulunduğunu; onu öptüğünü ve içine daldırdığı kaptaki suyu şifa niyetiyle içtiğini söylemiştir.

Yine aynı kaynaktan (XVI, 400-1) öğrendiğimize göre İmam et-Tebarânî ile –kendisi gibi Hadis imamı olan– Ebû Bekr b. Mukrî ve Ebu'ş-Şeyh, Medine'de bulundukları zamanlardan birinde, açlık içinde geçen birkaç günün sonunda Ebû Bekr b. Mukrî, "kabr-i saadet"e giderek, "Ey Ellah'ın Resulü! Açlık bizi perişan etti!" diye serzenişte bulunur. Medine'de oturanlardan birisi aynı günün akşamı kapılarını çalar ve "Bizi Hz. Peygamber (s.a.v)'e şikâyet etmişsiniz. Rüyama geldi ve size yardım etmemi emir buyurdu" diyerek elindeki yiyecek dolu sepeti kendilerine verir...

http://www.ebubekirsifil.com/index.p...r=gazete&no=77
Murat Yazıcı isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 17.03.2007, 22:53

 
Tevhid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.11.2006
Yaş: 32
Mesajlar: 428
Teşekkür etti: 1
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Murat Yazıcı
Mesajı göster
Mezhepsiz Elbani'nin kitabından aşırmışsın.

Utanmadan kendi yazın gibi gönderiyorsun.
değerli kardeşim, bu hiç benim yazım gibi gözüküyormu, benim doğru dürüst türkcem bile yok. O yazı alıntıdır ortalardan alıntı yaptığım için gercek yazar yazmadım.

şimdi bir alıntı daha:
Alıntı:
PEYGAMBERİ TANRILAŞTIRMA

Şeytan, Allah’a şöyle demişti: "And olsun, insanlar için senin doğru yolunun üstünde oturacağım. Sonra onlara; önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım. Göreceksin, çoğu sana teşekkür etmeyecektir." (Arâf 7/16-17) Şeytan, doğru yola girenleri engellemeye çalışır. Peygamberi, insan üstü konumda göstermek, onun en önemli tuzaklarındandır. Bu konuda ona destek veren insan şeytanları da vardır. Peygamberi insanüstü göstermek kolaydır Çünkü insanlar, onların kendileri gibi biri olmasını kabulde zorlanmışlardır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

"İnsanlara doğru yolu gösteren bir elçi geldiği zaman inanmalarına tek engel, onların şu sözleri olmuştur: "Allah elçi olarak bir insanı mı gönderir?" De ki: "Yeryüzünde dolaşanlar melek olsaydı ve oraya yerleşmiş bulunsalardı, biz de onlara elçi olarak gökten bir melek indirirdik." (İsra 17/94-95)

Mekkeliler Peygamberimizle ile ilgili şaşkınlıklarını şöyle dile getirmişlerdi: "Bu elçinin özelliği ne ki? O da yemek yiyor, o da sokaklarda geziyor!. Ona bir melek indirilse de birlikte uyarıcılık yapsa olmaz mı?" (Furkan 25/7)

Bu gün bir çok kimse, şu ayet karşısında şaşkına dönüyor: "De ki, ben de tıpkı sizin gibi bir insanım. Bana, tanrınızın bir tek tanrı olduğu vahyediliyor." (Kehf 18/110) Çünkü Peygamberimiz insanüstü bir varlık sanılıyor.

Hıristiyanlar İsa aleyhisselamı tanrı yaptılar. Bu konu daha önce geçti. Mesela Katoliklere göre "İsa olmasaydı kainat yaratılmazdı." Göklerde ve yer yüzünde görünen ve görünmeyen şeyler, tahtlar, egemenlikler, yönetimler ve hükümranlıklar… Her şey onun aracılığıyla ve onun için yaratılmıştır.

Bu yanlış inanç, müslümanların inancına da karışmıştır. Halk tarafından kabul gören bir uydurma hadiste Allah Teâlâ’nın Peygamberimiz için şöyle dediği iddia edilir: “Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım". Kimi tarikatlara göre Muhammed aleyhisselam, var oluşun başlangıcıdır. Allah’tan başka hiçbir şey yokken ilk defa hakîkat-i Muhammediye var olmuş, bütün yaratıklar ondan ve onun için yaratılmıştır. Hakîkat-i Muhammediye nur olması bakımından âlemi yaratma ilkesi ve onun aslıdır. Bu nur ölümsüz ve ebedi olduğundan Peygamber için "öldü" denmez. Allah, var veya yok, ezeli ve hadis (sonradan olma) diye nitelenmediği halde hakîkat-i Muhammediye var ve ezelî diye nitelendirilir. Hakîkat-i Muhammediye bütün peygamberlerin ve velilerin ledünnî ve bâtınî bilgileri aldıkları kaynaktır. Bu hakikat Hak’tan gelen feyzin halka ulaşmasında aracı olur.

Katoliklere göre "Mesih İsa, gerçek Allah ve gerçek insandır. İşte bu nedenle insanlarla Allah arasında tek aracıdır.

Kimi tarikatçılara göre de Allah ile hakîkat-i Muhammediye aynı gerçeğin ön ve arka yüzleridir. Bu konuda şöyle bir şiir söylerler:
"Ahad Ahmed’dir, kim mim eder fark,
Bütün âlem o mîm içre olur gark.
Ahad yani Allah’tır."
Ahmed, Muhammed aleyhisselamın Kur’ân’da da geçen isimlerindendir. “Ahad Ahmed’dir” “Ahad Allah’tır” sözünün tabii sonucu, “Allah Ahmed’dir yani Muhammed’tir” olur. Bu şiire göre, Ahad (أحد) ile Ahmed (أحمد) arasında farklı olarak sadece bir mim harfi vardır. Bu fark yazılıştadır ve Ahmed’in lehinedir. Çünkü onlara göre bütün alem o mimin içindedir!.. Bu inancın İslam ile ilgisinin olmadığı açıktır. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Muhammed, başka değil, sadece bir elçidir; ondan önce de nice elçiler gelmiştir.” (Al-i İmran 3/144)

"De ki: ‘Ben başka değil, tıpkı sizin gibi bir insanım. Bana; Tanrınızın bir tek tanrı olduğu bildiriliyor. Artık ona karşı dürüst olun ve ondan bağış dileyin. Yazık o eş koşanlara.” (Fussilet 41/6)

"De ki: "Benim size ne zarar vermeye gücüm yeter, ne de sizi olgunlaştırmaya.
De ki: "Beni Allah’ın azabından hiç kimse kurtaramaz. Ben ondan başka bir sığınak da bulamam.
Benimkisi yalnız Allah’tan olanı, onun gönderdiklerini tebliğdir, o kadar." (Cin 72/21-23)

Kur’an Işığında Aracılık ve Şirk
Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır Kitanindan alinmistir
Bu yazıdaki Kuran ayetlerine dikkat edin!
__________________
Ben şüphesiz müslümanlardanım. deyip dürrüstlükle çalışarak Allah'a davet eden kimseden daha güzel sözlü de kim olabilir? FUSSİLET(41) suresi 33. ayet
Tevhid isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 17.03.2007, 23:10

 
Murat Yazıcı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.09.2006
Mesajlar: 670
Teşekkür etti: 9
133 Teşekkür 69 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Tevhid
Mesajı göster
değerli kardeşim, bu hiç benim yazım gibi gözüküyormu, benim doğru dürüst türkcem bile yok. O yazı alıntıdır ortalardan alıntı yaptığım için gercek yazar yazmadım.

şimdi bir alıntı daha:


Bu yazıdaki Kuran ayetlerine dikkat edin!
Sen kafadan çatlak mısın?

Peygamberimizi (aleyhisselam) haşa kim tanrılaştırmış?

Hakim, Beyheki, Taberani, Deylemi, İbni Asakir, es-Sübki, İbni Hacer-i Mekki, Kadı İyaz, İbni Cevzi, Ebu Nuaym, Kastalani, Ebülleys Semerkandi, Ebu Muhammed el-Mekki, İmam-ı Rabbani... gibi muhakkik İslam alimleri mi?

Yukarıda yazdıım hadisleri sahih bilip kitaplarına alan binlerce Ehl-i sünnet alimi mi?

Bütün bunlara bu çirkin çamuru atarsan, güvenecek İslam alimi kalmaz.

Hatta, mezkur hadise "mevdu" dediği halde manasına karşı çıkmadığı anlaşılan şeyhiniz İbni Teymiyye bile güme gider.

Senin yazdığın zırvaları ancak misyonerler, siyonistler yazar. Edeb yahu!

Konu Murat Yazıcı tarafından (21.06.2007 Saat 14:05 ) değiştirilmiştir..
Murat Yazıcı isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 18.03.2007, 12:55

 
Tevhid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.11.2006
Yaş: 32
Mesajlar: 428
Teşekkür etti: 1
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Murat Yazıcı
Mesajı göster
Sen kafadan çatlak mısın?
Senin edeb anlayışın bumu ?

Alıntı:
Peygamberimizi (aleyhisselam) haşa kim tanrılaştırmış?
Hiristiyanlar ! Sizde onların kullandığı sözlerin değiştirilmişini kullanıyorsunuz, Tanrı demiyorsunuz yanlız Kuranda allah yanlız bana dua edin dediği halde Peygambere veya başka bir evliyaya dua ediyorsunuz.


Alıntı:
Hakim, Beyheki, Taberani, Deylemi, İbni Asakir, es-Sübki, İbni Hacer-i Mekki, Kadı İyaz, İbni Cevzi, Ebu Nuaym, Kastalani, Ebülleys Semerkandi, Ebu Muhammed el-Mekki, İmam-ı Rabbani... gibi muhakkik İslam alimleri mi?
Alıntı:
Levlake...hadisini sahih bilip kitaplarına alan binlerce Ehl-i sünnet alimi mi?

Bütün bunlara bu çirkin çamuru atarsan, güvenecek İslam alimi kalmaz.
Bir önceki rivâyette Âdem (a.s.) daha cennette iken Peygamber (s.a.s.)’i tanıyordu, bu ikinci rivayette ise, Âdem (a.s.) yer yüzüne indiği halde Muhammed (s.a.s.)’i tanımamıştır.

hadisler gördüğün gibi celişkili, ayrıca Kuran ayetlerinede aykırı.
__________________
Ben şüphesiz müslümanlardanım. deyip dürrüstlükle çalışarak Allah'a davet eden kimseden daha güzel sözlü de kim olabilir? FUSSİLET(41) suresi 33. ayet
Tevhid isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 18.03.2007, 13:12

 
Üyelik tarihi: 24.07.2006
Mesajlar: 303
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Burdaki rumuzu Tevhid olup, hakikati örtmeye çalışan bu gibiler hakkında Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz bir hadis-i şeriflerinde buyuruyor ki:

Sakın sizden birinizi emrettiğim veya nehyettiğim hususlardan biri kendisine ulaşınca, koltuğuna yaslanıp: ‘Bilmiyorum! Biz Allah’ın kitabında ne buluyorsak ona uyarız.’ derken bulmayayım.” (Tirmizi)

Bütün bu izahlardan anlaşılıyor ki, Kur’an-ı kerim ve Sünnet-i seniye’yi birbirinden ayırmak mümkün değildir.

Tevhid ismini takan kişi diyor ki:

Bu durumda Allah Azze ve Celle kainatı bu ikisinden hangisi için yarattığı çelişki gibi oluyor.

Bu sözüyle cahilliğin doruğuna çıkmış oluyorsun. İşte inkarcı zahir ehli, batın ehlini çekemiyor, hased ediyor. Bunca evliyaullaha rağmen Ben bilirim demek istiyor. İlmini Hakk'tan alanlara çelişki diyor. Bu ne büyük cehalet böyle...

Allah-u Teala bir ayet-i kerimesinde buyurur ki:

"Kalplerinde bir hastalık mı var bunların? Yoksa şüphe mi ediyorlar? Veya Allah’ın ve Resul’ünün kendilerine haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır! Onlar zâlimlerin tâ kendileridir." (Nur: 50)
ibrahimem isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #13
Alt 18.03.2007, 13:31

 
Üyelik tarihi: 24.07.2006
Mesajlar: 303
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Tevhid isimli kişi bundan önceki sözünde daha da ileri giderek:

...hiçbir yerde aslı bulunmaya n birbirine zıt iki sözün...

diyerek küfre düşmüştür. Allah-u Teala'nın beyanlarına itiraz edip dinden çıkmıştır. Bu sözümüz hayretinize gitmesin. işte Tevhid isimli şahsın sözü, işte Allah-u Teala'nın hükmü. Bunu böyle bilin.

Burda hadis-i kudsilere zıt diyeceksiniz de, inkar edeceksiniz de ben size neden kafirsin demeyeyim? Bunda hayret edilecek ne var?!

Allah-u Teala Nur sure-i şerifi 57. ayet-i kerimesinde buyuruyor ki:

"İnkâr edenlerin bizi yeryüzünde âciz bırakacaklarını sanma. Varacakları yer ateştir. Ne kötü bir gidiş yeridir o!"
ibrahimem isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #14
Alt 18.03.2007, 14:08

 
Tevhid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.11.2006
Yaş: 32
Mesajlar: 428
Teşekkür etti: 1
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Lâ Havle Velâ Kuvvete İllâ Billahi

4687... İbn Ömer (r.a.)'den (rivayet edildiğine göre) Rasülullah (s.a.) şöyle buyurmuştur:
"Bir müslüman diğer bir müslünıanin kâfir olduğunu söylerse (bakılır); eğer (kafir dediği kimse gerçekten) kâfirse (bu sözün vebalinden kurtulur. Fakat kâfir) değilse kendisi kâfir olmuştur."

Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları yapmadıkları bir fiilden dolayı suçlayanlara gelince, onlar iftira atma suçu işlemiş ve böylece açık bir günaha girmiş olurlar." (Ahzab: 33/58)
  1. O yazıları ben yazmadım, onlar alıntı
  2. ilk gönderdiğim yazıyı okursan Celişkileri anlarsın, Haşa Allahın söylediği celişkiler olarak görmüyorum, onlar insanlar tarafından uydurulmuş olarak görüyorum.
  3. Ben ne Kuranı İnkar ediyorum ne Sahih Hadisleri
  4. Bunları yapan Bidatlarınizla, uydurma hadislerinisle sizlersinis.
Hamd, ancak Allah içindir. O'na hamdeder, O'ndan yardım ve mağfiret dileriz.
Nefislerimizin şerrinden, amellerimizin kötülüğünden O'na sığınırız. Allah kimi
hidayete erdirirse onu saptıracak yoktur, kimi de saptırırsa onu hidayete erdirecek yoktur.

Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet ederim. O, tektir ve ortağı yoktur. Ve şehadet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve Rasülü'dür.

"Ey iman edenler! Allah'tan sakınılması gerektiği şekilde sakının ve ancak müslüman
olarak ölün." (Al-i îmran: 102)


"Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden bir çok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir." (Nisa:1)

"Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin. Ki Allah işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah ve Rasulüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur." (Ahzab: 70-71)

Bundan sonra:

"Muhakkak ki, sözlerin en doğrusu Allah'ın Kelam'ı, yolların en hayırlısı Muhammed
(s.a.v.)'in yoludur. İşlerin en kötüsü ise sonradan uydurulanlardır. Sonradan uydurulup dine sokulan her amel bid'at, her bid'at sapıklık
ve her sapıklık da ateştedir."

__________________
Ben şüphesiz müslümanlardanım. deyip dürrüstlükle çalışarak Allah'a davet eden kimseden daha güzel sözlü de kim olabilir? FUSSİLET(41) suresi 33. ayet
Tevhid isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #15
Alt 19.03.2007, 09:58

 
Üyelik tarihi: 21.02.2007
Mesajlar: 116
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Murat yazıcı , sahih hadis diye kabul ettiğiniz bu hadisin senedini , ravilerini ve hangi hadis kitabında bulabileceğimi yazarmısınız !