![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.287
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Şimdi buldum ama ifk hadisesinden sonra inen ayetleri yalnızca:
Bu “İfk hadisesi” hakkında Hakk Celle ve Alâ Hazretleri şu Âyet-i kerime’leri inzâl buyurdu: Nûr sûresi onuncu Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruluyor: “Allah’ın size nimet ve rahmeti bulunmasa ve Allah tevbeleri kabul eden ve Hakîm olmasaydı suçlunun hemen cezâsını verirdi.” Onbirinci Âyet-i kerime’sinde Allah-u Teâlâ münafıkların içyüzünü ortaya koyarak şöyle buyuruyor: “O uydurma haberi getir(ip ortaya at)anlar, içinizden mahdut bir zümredir. Siz, onu sizin için bir şer sanmayın. Bilakis o, sizin için hayırdır. Onlardan her kişiye, kazandığı günah(ın cezası) vardır. Onlardan o (yalan)ın en büyüğüne elebaşılık yapana da büyük bir azap vardır.” Onikinci Âyet-i kerime’sinde müminlerin hüsn-ü zan etmeleri ve iftiralara inanmamaları gerektiği şöyle buyuruluyor: “Onu işittiğiniz vakit erkek ve kadın müminlerin kendiliklerinden hüsn-ü zanda bulunup ‘Bu apaçık bir iftiradır.’ demeleri lâzım değil miydi?” Onüçüncü Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruluyor: “Buna karşılık dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Madem ki onlar bu şahitleri getiremediler, öyle ise onlar Allah katında yalancıların tâ kendileridir.” Ondördüncü Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruluyor: “Eğer dünya ve âhirette size lütuf ve merhameti olmasaydı, içine daldığınız bu yaygaradan dolayı büyük bir azaba uğrardınız.” Onbeşinci Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruluyor: “O zaman siz o iftirayı dillerinize dolamıştınız, bilmediğiniz şeyleri ağızlarınıza alıyordunuz. Mühim bir şey değil sanıyordunuz, amma Allah katında önemi çok büyüktü.” Onaltıncı Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruluyor: “Onu duyduğunuz zaman ‘Bunu söylemek bize yakışmaz. Hâşâ bu büyük bir iftiradır.” demeniz gerekmez miydi?” Onyedinci Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruluyor: “Eğer siz mümin kimseler iseniz, böyle bir şeye bir daha dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor.” Onsekizinci Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruluyor: “Ve işte size âyetlerini açık açık bildiriyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Ondokuzuncu Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruluyor: “Mü’minler arasında hayâsızlığın yayılmasını arzu edenlere, işte onlara dünyâ ve âhirette can yakıcı azâb vardır. Allah bilir siz ise bilmezsiniz.” Yirminci Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruluyor: “Allah’ın size lütuf ve merhameti bulunmasaydı, Allah şefkatli ve merhametli olmasaydı hemen cezânızı verirdi.” Bu Âyet-i kerime’lerin nüzulünden sonra hakikat ortaya çıkmış, münafıklara uyup iftirayı tasrih edenlere de hadd-i şer’i tatbik edilmiştir. http://www.hakikat.com/nur/risaleler/refah/refah10.html |
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 03.11.2006
Mesajlar: 130
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
İfk Hadisesi:
Beni Mustalık seferinden dönüşte Medine’ye yakın bir yerde mola verilmişti. Gecenin bir kısmı orada geçirildi, daha sonra yola devam edildi. Bu arada Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz def-i hacet için kafileden dışarı çıkıp biraz uzaklaşmıştı. Geri geldiğinde Yemen’in göz boncuğundan dizilmiş gerdanlığının koptuğunu ve düştüğünü farketti. Aramaya çıktığı sırada onun hevdeçte olduğu düşünülerek orduya hareket emri verilmişti. Konak yerine geri dönünce orada kimseyi bulamadı. Nasıl olsa aramak için dönerler diye düşünerek orada bekledi ve uyuyakaldı. Safvan bin Muattal -radiyallahu anh- isminde bir zât ordunun ardından gelir, yolda bir şey düşmüşse onu alır sahibine iâde ederdi. Sabaha karşı konak yerine geldi. Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz’i görür görmez tanıdı ve: “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhî râciûn.” dedi. Başka bir şey söylemedi. Devesini çöktürdü. Bu ses üzerine uyanan Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz elbisesi ile yüzünü örttü, deveye bindi. Hızla oradan uzaklaştılar ve bir yerde konakladıkları bir sırada öğle sıcağında kafileye yetiştiler. Durumu öğrenen münâfıkların reisi Abdullah bin Ubeyy: “Demek Peygamber’inizin âilesi bir adamla gecelemiş.” diyerek yaygara koparmaya başladı. Allah-u Teâlâ onları bu hadise ile büyük bir imtihana tâbi tuttu. Bazı müslümanlar münâfıkların çirkin iftiralarına âlet oldular. Bazıları ise hemen kendilerine geldiler, kalplerine danıştılar, bu haberin apaçık bir iftira olduğuna daha ilk anda karar verdiler. Meselâ Ebu Eyyûb Ensârî -radiyallahu anh- Hazretleri ile hanımının ilk andaki tutumları ne kadar arza şâyandır: Eve geldi ve hanımına: “Halkın Âişe -radiyallahu anhâ- hakkında söylediklerini duyuyor musun?” buyurdu. O da: “Evet, fakat bu yalandır.” dedi ve akabinde: “Sen Safvan’ın yerinde olsaydın Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-in mahremiyetine sû-i zanda bulunur muydun?” diye sordu. Ebu Eyyûb -radiyallahu anh- Hazretleri: “Hayır!” cevabını verince hanımı şu sözü söyledi. “Ben Âişe -radiyallahu anhâ-nın yerinde olsaydım, vallahi Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-e hıyanet etmezdim. Âişe -radiyallahu anhâ- benden hayırlı, Safvan -radiyallahu anh- ise senden hayırlıdır.” Resulullah Aleyhisselâm ve Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz’in anne-babası dedikodular sebebiyle çok üzüldüler. Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz dönüşte bir ay kadar hastalandığı için hadiseden haberi yoktu. Yirmi gün sonra tesadüfen haberi oldu, üzüntüsünden günlerce ağlayıp ıstırap çekti. Ne gözünün yaşı diniyordu, ne de gözüne uyku giriyordu. Bu ibtilâ ile ilgili olarak der ki: “Yemin olsun ki ben o zaman suçsuz olduğumu biliyordum ve Allah’ın benim suçsuzluğumu teyid edeceğine inanıyordum. Fakat kesinlikle Allah’ın benim hakkımda bir vahiy indireceğini, bunun (kıyamete kadar) okunacağını hiç aklımdan geçirmezdim. Ben şahsımı ilgilendiren bir iş için Kur’an’da Allah tarafından dile getirilmekten kendimi çok uzak ve aşağı görüyordum. Şu kadar var ki Resulullah Aleyhisselâm’ın bir rüyâ göreceğini ve o rüyâ yoluyla Allah’ın beni isnadlardan uzak tutacağını ümit ediyordum. Vallâhi Resulullah Aleyhisselâm daha oturmuş olduğu yerden kalkmamış ve ev halkından hiç kimse dışarı çıkmamıştı ki ona vahiy geldi. Kendisini vahiy sırasında her zaman gelen hâlet bürüdü. Vahyin ağırlığı üzerinden kalktığı zaman Resulullah Aleyhisselâm tebessüm içindeydi. Bana ilk söylediği söz şu oldu: ‘Yâ Âişe! Allah’a hamdet. Zira seni yapılan iftiradan uzak kıldı.’ Annem de bana: ‘Kalk Resulullah Aleyhisselâm’a teşekkür et!’ dedi. Ben ise: ‘Vallâhi hayır! Ona teşekkür etmeyeceğim, sadece Allah’ıma hamdediyorum. Benim suçsuzluğumu Rabb’im vahiy buyurdu.’ dedim.” (Buhârî - Müslim: 2770 - Tirmizî) Bu Âyet-i kerime’lerin nüzulünden sonra hakikat ortaya çıktı ve münâfıklara uyup iftirayı tasrih edenlere de şer’i ceza tatbik edildi. İftirayı dilleriyle yaymakta en ileri giden Mıstah bin Üsâse -radiyallahu anh-, Hassan bin Sâbit -radiyallahu anh- ve Hamne bint-i Cahş -radiyallahu anhâ-ya seksener kamçı vuruldu. Vurulan bu haddler iftiracıların dünyadaki cezaları idi. http://www.hakikat.com/dergi/121/bsyz12109.html |
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 22.11.2002
Mesajlar: 59
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
ama yazdiklarinizdan fazla bisey anliyamiyorum.. türkcem zayif:( bana acik bi sekilde kendi dilinizle anlatamazmisiniz? nasil indi bu emir? lütfen!:(
__________________
Allah'im senden baska hicbir seyi olmayan ben, senden baska herseyi olanlara acirim! |
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 02.01.2004
Mesajlar: 25.849
Teşekkür etti: 2
30 Teşekkür 28 Mesaja aldı
|
masaAllah..cok güzel toplanmis bilgiler..hepsini bastan asagi okudum..
Allah razi olsun egzotic1 ve hepinizden... sumeyye..was genau hast du jetzt nicht verstanden ? die frau hat sich zu bedecken um die blicke fremder männer abzuwehren...nicht reizvoll zu wirken...um ihren anstand , ihre ehre zu wahren.. haare sind ein "schmuck der frau"...das wird wohl keiner bestreiten.. und all unsere "schmücke" dürfen wir nur bestimmten personen zeigen.. die alle im kuran aufgelistet sind..zb ehemann / bruder /vater/ schwiegervater / jungs die noch nicht in der pubertät sind../ sohn ...(kann sein dass da jetzt einige fehlen)... allen anderen "fremden" männern ist es untersagt uns in enganliegenden reizenden durchsichtigen (seide tüll etc) klamotten zu sehen...oder unsere haare zu sehen... es ist nicht als unterdrückung der frau anzusehen ..sondern als schutz dieser...
__________________
Hayat yasandigi kadardir. Ötesi ya hatiralarda bir iz, ya da hayallerde bir umuttur. |
|
|
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 02.01.2004
Mesajlar: 25.849
Teşekkür etti: 2
30 Teşekkür 28 Mesaja aldı
|
wenn du möchtest kann ich dir einiges auf deutsch kopieren..damit du es besser nachvollziehen kannst (würde nicht komplette seiten ausm net ziehen ...die lehrer sind auch klüger geworden
__________________
Hayat yasandigi kadardir. Ötesi ya hatiralarda bir iz, ya da hayallerde bir umuttur. |
|
|
|
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.287
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
cümlemizden Allah razı olsun kardeş, razı olduklarının yüzü hürmetine...
|
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 17.09.2006
Mesajlar: 592
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Hazreti Zeyneb -radiyallahu anha- Validemizin düğün yemeğinde davetliler geliyor, yemeğini yiyor, çıkıp gidiyordu. Herkes dağıldıktan sonra bir topluluk konuşmaya daldılar ve oturup kaldılar. Resulullah Aleyhisselam -sallahu aleyhi ve sellem- kalkıp Hazreti Aişe -radiyallahu anha- validemizin odasına kadar gitti. Diğer hanımlarının odalaraına da uğradı. Ziyaretçiler gitmişlerdir düşüncesi ile dönüp geldi, fakat onlar hala oturuyorlardı. Haya ve edebinin üstünlüğünden ötürü zamansız oturuşlarının kendisine ağırlık verdiğini söylemekten çekiniyorlardı. Tekrar gitti geldi. Üçüncü defa gittiğinde çıktılar. Hane-i saadetlerine geldiğinde Ayet-i Kerime nazil oldu: "Ey müminler Bundan sonra Peygamber'inizin evlerine yemeğe davet olunmadıkça vakitli-vakitsiz girmeyin. Davet edildiğiniz zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın, söze sohbete dalıp kalmayın. Çünkü bu haliniz Peygamber'i üzüyor, o da size bir şey söylemekten utanıyor. Allah ise gerçeği açıklamaktan çekinmez." (Ahzab:53) "Peygamber'in zevcelerine bir şey soracağınız vakit perde arkasından sorun: Böyle yapmakla hem sizin gönülleriniz hem de onların gönülleri daha temiz kalır." (Ahzab:53) "Sizin Allah'ın Resul'ünü üzmeniz ve ondan sonra onun hanımalrını nikahlamanız asla caiz olamaz. Çünkü bu Allah katında çok büyük bir günahtır." (Ahzab:53) "Bir şeyi açıklasanız da gizleseniz de muhakkak ki Allah her şeyi bilendir." (Ahzab:54) Allah-u Teala "Hicab" Ayet-i Kerime'sini indirdikten sonra, mahremleri bu hükmün dışında tutarak şöyle buyurdu: "O hanımlara babaları, oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınları ve cariyeleri hususunda vebal yoktur. Allah'tan korkun! Şüphesiz ki Allah her şeye şahittir." (Ahzab:55) Allah-u Teala Reslullah Aleyhisselam'ın muhtereme hanımlarının kızlarının ve diğer mümine hanımların şereflerinin muhafazası için tesettüre riayet etmekle mükellef olduklarını beyan etmek üzere Ayet-i Kerime'sinde şöyle buyurdu: "Ey Peygamber! Zevcelerine, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle! Zaruri bir ihtiyaçları olup dışarı çıkmak istedikleri zaman, dış elbiselerini üzerlerine giysinler. Bu onların ahlaksız kadınlardan olmadıklarının bilinmesi ve incitilmemesi için daha elverişlidir." (Ahzab:59) Ömer ÖNGÜT- Hazreti Muhammed Aleyhisselam |
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
![]() ![]() Üyelik tarihi: 16.01.2005
Mesajlar: 381
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Es selam Liebe Schwester, ich empfehle dir vom Herzen, dass du eine gute Note bekommst, du hast ein schwieriges Thema gewählt, allah möge dir beistehen.
An deiner Stelle würde ich auf keinem fall auf die Gleichberechtigung der Frau eingehen,mehr über die gottesfurcht erzählen, wohlgefallen von allah zu erlangen, eben den Sinn und Zweck des ganzen zu erzählen, natürlich unter uns ist es eine Gleichberechtigung, aber der allgemeinheit so was klar zu machen ist schwierig in Deutschland. Deswegen denke ich wird hete das KT als Symbol des Islams gesehen und nicht als Dschihad oder als Gebet, oder als wa sgutes eben, etwas religiöses... Wir wollten kurz modern sein, aber haben es damit zu übertrieben...okay ich fang wieder an uns zu kritisieren, aber hoffenlich hast du mich verstanden. Nicht auf die Gleichberechtigung der Frau eingehen, in vielen europäischen islamischen Büchern wird es aber erwähnt,aber ich denke nicht für unsere Gunsten.Das solltest du vermeiden... Als schlussfolgerungmusst du eben auf Dschihad und auf Gottesfurcht, und dich distanzieren von dem symbolischen Qwatsch.. Es kommt natürlich drauf an wie du vorgehen möchtest , versuch es den menschen nur klar zu stellen, si emuessen deine schlussfolgerung selber begreifen könne, die Möglichkeit musst du ihnen geben. Ich danke euch, wes Selam mit Dua ..
__________________
Deine Worte sind Zeichen eines Gesandten |
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 02.09.2005
Mesajlar: 330
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
hatemül evliyacılar hakketen evliyalık lisaletinin sonu gelmişmi
|
|
|
|
|
|