İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack (1) Seçenekler

  #1
Alt 24.01.2007, 14:46
 
suemeyye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22.11.2002
Mesajlar: 59
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Basörtüsü!

selam arkadaslar,

benim okul icin basörtüsü konusunda bi ders hazirlamaliyim..
pek fazla bisey bilmiyorum, aslinda bilmek isterim!
bu üc soruyu benim icin lütfen aciklarsaniz, cok mutlu edersiniz!
türkcem fazla iyi degil, lütfen biraz acik yazarsaniz..anlasilcak sekilde
cok sevinirim!


- neden bayanlar kapanmalilar?
- bu emir nasil ve niye geldi?
- bu emir nezaman geldi?


selametle..
__________________
Allah'im senden baska hicbir seyi olmayan ben, senden baska herseyi olanlara acirim!
suemeyye isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 24.01.2007, 23:13
 
XseldaX - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.12.2006
Yaş: 22
Mesajlar: 1.273
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Nur suresi 31.ayet Bismillahirrahmanirrahim Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz

Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir." (Ahzâb Suresi, 59)


bunlar kurani kerimde gecen bir kac ayet tessetür hakkinda. evet benim kendi bilgim de: kadinlarin tessetüre uygun giyinmelerini sebebi
- vucudunu tenini ve saclarini ona haram olan kisilerden saklamak icin,
daha dogrusu korumak icin. elbet acik sac ve görünen ten daha fazla ilgi
ceker

- vucut hatlari, ten ve saclar kadinin zinneti dir bunu korumali, yani nikahli
olmadigi erkekden haric bunu baskasi görmesi haramdir.


Bu emir ve tavsiye Kurani kerimin inmesiyle gelmisdir.
Ashab suresinde buyruldugu gibi kadinlarin korumak icin gemlisdir.

Bunlar benim azda olsa bilgilerim umarim yardimci olmabilmisimdir
XseldaX isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 25.01.2007, 10:27
 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.287
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
İslam İlmihali / Ömer Öngüt isimli eserden alıntı :

" ...
Kadınların giyimine gelince; kadınlara tesettür farzdır. Dinimiz kötü bakışlardan korunmak, fitne ve fesadı engellemek, şerefine dil, namusuna el uzatılmasını önlemek için müslüman kadınların örtünme ve korunmalarını açık ve kesin olarak emir buyurmuştur.

Örtünmeyi emreden hicab Âyet-i kerime’leri inmeden önce, müslüman kadınları başörtülerini omuzları arasından salıverirlerdi. Bu yüzden saçlarının bir kısmı, kulakları, boyun ve gerdanları açık kalırdı.

Örtünme emri geldiğinde, hiçbir kadın kalmayıp başlarından aşağı hemen örtündüler. Bu emir zaten fıtratlarına da uygundu.
]
Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz buyururlar ki:
“Allah Teâlâ Mekke’den Medine’ye ilk göç eden muhacir kadınların iyiliğini versin. (Başörtülerini yakalarının üstüne koyup örtsünler.) Âyet-i kerime’si indiği zaman, entarilerinin eteklerini keserek başlarını örttüler.” (Buharî)

Süs ve ziynet kadının yaratılışında olduğu için, ziynetten menetmek kadına ağır gelir. Dinimiz kadına bu hususta ruhsat vermiştir. Şu kadar var ki namahrem olan yabancı erkeklerden sakınmalarını, süslerini ve ziynet yerlerini göstermemelerini emir buyurmuştur.

Diğer taraftan kadının elbisesi, altındaki teni gösterecek kadar ince; göğüs, bel, kalça gibi tahrik edici uzuvlarını belli edecek kadar dar olmamalıdır. Böyle giyinmek haramdır.

Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde kadınların vücud hatlarını belli eden ve şeffaf elbiseler giymelerini yasaklamıştır:

“Cehennemlik bazı kadınlar vardır ki, örtülü fakat çıplaktırlar. Her iki tarafa salınırlar. Onlar cennete girmeyecek ve onun kokusunu da duymayacaklardır.” (Müslim)

Bir gün Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz’in kız kardeşi Esmâ -radiyallahu anhâ- üzerinde ince ve şeffaf bir elbise olduğu halde, kendisini ziyarete gelmişti. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz yüzünü çevirerek:

“Ey Esmâ! Büluğ çağına ermiş bir genç kızın, yüz ve ellerinin dışında vücudunun görünmesi doğru değildir.” buyurmuştur. (Ebu Dâvud)

Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz ise, ince ve şeffaf elbiseler giymiş oldukları halde yanına gelen kadınlara “Eğer siz mümin iseniz, bu elbiseler müminlerin elbisesi değildir.” demiştir.

Örtünme emri, kıyamete kadar baki kalacak bir hükümdür.

Erkeklerin kendilerini kadınlara benzetmeleri ve kadınlar gibi giyinmeleri, kadınların da kendilerini erkeklere benzetmeleri ve erkek kıyafeti giyinmeleri haramdır.

Abdullah ibn-i Abbas -radiyallahu anh- buyururlar ki:
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz “Erkeklerden kadınlaşanlar, kadınlardan erkekleşenleri evinizden çıkarınız!” buyurdu. Hatta falancayı falancayı evinden çıkardı. (Buharî. Tecrid-i sarih: 1954)
Yine aynı zât “Kendisini kadına benzeten erkeklere ve erkeklere kendisini benzeten kadınlara Resulullah lânet okudu.” buyurmuşlardır. (Buharî)

Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde ise şöyle buyururlar:
“Cehennem ehlinden iki sınıf vardır ki, onları henüz görmedim. Bir grup, ellerinde sığır kuyruğu gibi kamçılar vardır, onlarla halkı döverler. Diğer grup bir takım kadınlar ki, vücudlarını gösteren elbiseler giyerler. Kendileri yoldan çıktıkları gibi başkalarını da yoldan çıkarırlar. Başlarını deve hörgücü gibi yükseltirler. Onlar cennete giremezler, onun kokusunu bile alamazlar. Halbuki cennetin kokusu şu kadarlık mesafeden hissedilir.” (Müslim)

Allah-u Teâlâ bu hususta kullarını sakındırıyor:
“Ey Âdemoğulları! Şeytan ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak ana-babanızı cennetten çıkardığı gibi, sizi de şaşırtmasın.” (A’raf: 27)



"

Bir de:

Allah-u Teâlâ din-i İslâm’da tesettürü kesin şart koymuş, farz kılmış ve Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurmuştur:


“Resul’üm! Mümin kadınlara da söyle. Gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar, ırzlarını namuslarını korusunlar. Ziynet yerlerini açıp göstermesinler. Ancak bunlardan görünmesi zaruri olan (yüz ve eller) müstesnâdır. Başörtülerini (göğüs ve boyunları görünmeyecek şekilde) yakalarının üstüne koyup örtsünler.” (Nur: 31)


Allah-u Teâlâ, mümine hanımların şereflerinin muhafazası için tesettüre riâyet etmekle mükellef olduklarını beyan etmek üzere Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurmuştur:


“Resul’üm! Zevcelerine, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle. Zaruri bir ihtiyaçları olup dışarı çıkmak istedikleri zaman, dış elbiselerini üzerlerine giysinler.” (Ahzâb: 59)


“Cilbab”, kadınların elbiselerinin üstüne giydikleri, kadını tepeden tırnağa örten her çeşit büyük örtüdür.


Ümmü Seleme -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz buyururlar ki:
“Ahzâb sûresinin ‘Dış elbiselerini üzerlerine giysinler.’ âyeti nâzil olunca, Ensâr hanımları dışarı çıktılar. Giydikleri örtülerden dolayı sanki başlarının üzerinde siyah kargalar vardı.” (Ebu Dâvud: 4101)


Âyet-i kerime’nin devamında şöyle buyuruluyor:


“Bu onların ahlâksız kadınlardan olmadıklarının bilinmesi ve incitilmemesi için daha elverişlidir. Allah çok bağışlayandır, merhamet edendir.” (Ahzâb: 59)


http://www.hakikat.com/dergi/106/bsyz10606.html
egzotic1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 25.01.2007, 11:07
 
suemeyye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22.11.2002
Mesajlar: 59
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Allah sizden binkere razi olsun!
Tek bi sorun var..
Birisi bana demistiki,
bu basörtüsü emri bi olaydan sonra ayet olarak inmis..
hangi olaydan sonra?
Bunu ögrenmek isterim..LÜTFEN YARDIM EDIN
__________________
Allah'im senden baska hicbir seyi olmayan ben, senden baska herseyi olanlara acirim!
suemeyye isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 25.01.2007, 11:16
 
serra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23.04.2006
Mesajlar: 680
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
hz.aişeye iftira hadisesinden sonra olabilir...nur süresinde bu olay anlatıldıktan sonra bu ayetler gelmiş...mümin erkeklerin bakışlarını haramdan korumaları...mümin kadınlarında kendileri için ziynet sayılabilecek yerlerini örtmeleri gerektiği buyrulmuşturve kimlere helal olabilecekleri teker teker sayılmıştır.
serra isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 25.01.2007, 11:32
 
suemeyye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22.11.2002
Mesajlar: 59
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
peki bu hz. aise hadisesi..ne?
__________________
Allah'im senden baska hicbir seyi olmayan ben, senden baska herseyi olanlara acirim!
suemeyye isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 25.01.2007, 13:49
 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.287
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
ifk hadisesi Ayşe validemiz atılan bir iftiradır.
Bir seferden dönüşte Ayşe validemiz mola yerinde defi hacet için uzaklaşmış , geri döndüğünde gerdanlığını düşürdüğünü farkedip aramaya başlamıştı.
Bu sırada kafile de Hz. Ayşe yi hevdeçte sanıp uzaklaşmıştı.
Kafidenin geride bişey unututp unutmadığını kontrol için görevli olan biri Hz. Ayşe yi görüp onu diğerlerinde yetiştirmişti.
Bundan dolayı münafıklar iftira attılar Ayşe validemize.

Bildiğim kadarıyla bu olaydan sonra Hz. Ayşe validemizin masumluğuna dair ayeti kerimeler ,iftira edenlerin akıbeti, bazı sahabelerin daha farklı tutum takınmış olmalarının kendileri için daha iyi olacağını haber veren ayetler vs indi diye hatırlıyorum.
egzotic1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 25.01.2007, 13:53
 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.287
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Şimdi buldum ama ifk hadisesinden sonra inen ayetleri yalnızca:

Bu “İfk hadisesi” hakkında Hakk Celle ve Alâ Hazretleri şu Âyet-i kerime’leri inzâl buyurdu:


Nûr sûresi onuncu Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruluyor:


“Allah’ın size nimet ve rahmeti bulunmasa ve Allah tevbeleri kabul eden ve Hakîm olmasaydı suçlunun hemen cezâsını verirdi.”


Onbirinci Âyet-i kerime’sinde Allah-u Teâlâ münafıkların içyüzünü ortaya koyarak şöyle buyuruyor:


“O uydurma haberi getir(ip ortaya at)anlar, içinizden mahdut bir zümredir. Siz, onu sizin için bir şer sanmayın. Bilakis o, sizin için hayırdır. Onlardan her kişiye, kazandığı günah(ın cezası) vardır. Onlardan o (yalan)ın en büyüğüne elebaşılık yapana da büyük bir azap vardır.”


Onikinci Âyet-i kerime’sinde müminlerin hüsn-ü zan etmeleri ve iftiralara inanmamaları gerektiği şöyle buyuruluyor:


“Onu işittiğiniz vakit erkek ve kadın müminlerin kendiliklerinden hüsn-ü zanda bulunup ‘Bu apaçık bir iftiradır.’ demeleri lâzım değil miydi?”


Onüçüncü Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruluyor:


“Buna karşılık dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Madem ki onlar bu şahitleri getiremediler, öyle ise onlar Allah katında yalancıların tâ kendileridir.”


Ondördüncü Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruluyor:


“Eğer dünya ve âhirette size lütuf ve merhameti olmasaydı, içine daldığınız bu yaygaradan dolayı büyük bir azaba uğrardınız.”


Onbeşinci Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruluyor:


“O zaman siz o iftirayı dillerinize dolamıştınız, bilmediğiniz şeyleri ağızlarınıza alıyordunuz. Mühim bir şey değil sanıyordunuz, amma Allah katında önemi çok büyüktü.”


Onaltıncı Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruluyor:


“Onu duyduğunuz zaman ‘Bunu söylemek bize yakışmaz. Hâşâ bu büyük bir iftiradır.” demeniz gerekmez miydi?”


Onyedinci Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruluyor:


“Eğer siz mümin kimseler iseniz, böyle bir şeye bir daha dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor.”


Onsekizinci Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruluyor:


“Ve işte size âyetlerini açık açık bildiriyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”


Ondokuzuncu Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruluyor:


“Mü’minler arasında hayâsızlığın yayılmasını arzu edenlere, işte onlara dünyâ ve âhirette can yakıcı azâb vardır. Allah bilir siz ise bilmezsiniz.”


Yirminci Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruluyor:


“Allah’ın size lütuf ve merhameti bulunmasaydı, Allah şefkatli ve merhametli olmasaydı hemen cezânızı verirdi.”


Bu Âyet-i kerime’lerin nüzulünden sonra hakikat ortaya çıkmış, münafıklara uyup iftirayı tasrih edenlere de hadd-i şer’i tatbik edilmiştir.

http://www.hakikat.com/nur/risaleler/refah/refah10.html
egzotic1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 25.01.2007, 14:13
 
selimoglu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.11.2006
Mesajlar: 130
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
İfk Hadisesi:

Beni Mustalık seferinden dönüşte Medine’ye yakın bir yerde mola verilmişti. Gecenin bir kısmı orada geçirildi, daha sonra yola devam edildi.

Bu arada Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz def-i hacet için kafileden dışarı çıkıp biraz uzaklaşmıştı. Geri geldiğinde Yemen’in göz boncuğundan dizilmiş gerdanlığının koptuğunu ve düştüğünü farketti. Aramaya çıktığı sırada onun hevdeçte olduğu düşünülerek orduya hareket emri verilmişti. Konak yerine geri dönünce orada kimseyi bulamadı. Nasıl olsa aramak için dönerler diye düşünerek orada bekledi ve uyuyakaldı.

Safvan bin Muattal -radiyallahu anh- isminde bir zât ordunun ardından gelir, yolda bir şey düşmüşse onu alır sahibine iâde ederdi. Sabaha karşı konak yerine geldi. Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz’i görür görmez tanıdı ve:

İnnâ lillâhi ve innâ ileyhî râciûn.” dedi.

Başka bir şey söylemedi. Devesini çöktürdü. Bu ses üzerine uyanan Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz elbisesi ile yüzünü örttü, deveye bindi. Hızla oradan uzaklaştılar ve bir yerde konakladıkları bir sırada öğle sıcağında kafileye yetiştiler.

Durumu öğrenen münâfıkların reisi Abdullah bin Ubeyy: “Demek Peygamber’inizin âilesi bir adamla gecelemiş.” diyerek yaygara koparmaya başladı.

Allah-u Teâlâ onları bu hadise ile büyük bir imtihana tâbi tuttu. Bazı müslümanlar münâfıkların çirkin iftiralarına âlet oldular. Bazıları ise hemen kendilerine geldiler, kalplerine danıştılar, bu haberin apaçık bir iftira olduğuna daha ilk anda karar verdiler.

Meselâ Ebu Eyyûb Ensârî -radiyallahu anh- Hazretleri ile hanımının ilk andaki tutumları ne kadar arza şâyandır:

Eve geldi ve hanımına:

Halkın Âişe -radiyallahu anhâ- hakkında söylediklerini duyuyor musun?” buyurdu. O da: “Evet, fakat bu yalandır.” dedi ve akabinde: “Sen Safvan’ın yerinde olsaydın Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-in mahremiyetine sû-i zanda bulunur muydun?” diye sordu.

Ebu Eyyûb -radiyallahu anh- Hazretleri: “Hayır!” cevabını verince hanımı şu sözü söyledi. “Ben Âişe -radiyallahu anhâ-nın yerinde olsaydım, vallahi Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-e hıyanet etmezdim. Âişe -radiyallahu anhâ- benden hayırlı, Safvan -radiyallahu anh- ise senden hayırlıdır.”

Resulullah Aleyhisselâm ve Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz’in anne-babası dedikodular sebebiyle çok üzüldüler.

Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz dönüşte bir ay kadar hastalandığı için hadiseden haberi yoktu. Yirmi gün sonra tesadüfen haberi oldu, üzüntüsünden günlerce ağlayıp ıstırap çekti. Ne gözünün yaşı diniyordu, ne de gözüne uyku giriyordu.

Bu ibtilâ ile ilgili olarak der ki:

Yemin olsun ki ben o zaman suçsuz olduğumu biliyordum ve Allah’ın benim suçsuzluğumu teyid edeceğine inanıyordum. Fakat kesinlikle Allah’ın benim hakkımda bir vahiy indireceğini, bunun (kıyamete kadar) okunacağını hiç aklımdan geçirmezdim. Ben şahsımı ilgilendiren bir iş için Kur’an’da Allah tarafından dile getirilmekten kendimi çok uzak ve aşağı görüyordum. Şu kadar var ki Resulullah Aleyhisselâm’ın bir rüyâ göreceğini ve o rüyâ yoluyla Allah’ın beni isnadlardan uzak tutacağını ümit ediyordum.

Vallâhi Resulullah Aleyhisselâm daha oturmuş olduğu yerden kalkmamış ve ev halkından hiç kimse dışarı çıkmamıştı ki ona vahiy geldi. Kendisini vahiy sırasında her zaman gelen hâlet bürüdü
.

Vahyin ağırlığı üzerinden kalktığı zaman Resulullah Aleyhisselâm tebessüm içindeydi.

Bana ilk söylediği söz şu oldu:

Yâ Âişe! Allah’a hamdet. Zira seni yapılan iftiradan uzak kıldı.’

Annem de bana:

Kalk Resulullah Aleyhisselâm’a teşekkür et!’ dedi.

Ben ise:

Vallâhi hayır! Ona teşekkür etmeyeceğim, sadece Allah’ıma hamdediyorum. Benim suçsuzluğumu Rabb’im vahiy buyurdu.’ dedim.” (Buhârî - Müslim: 2770 - Tirmizî)

Bu Âyet-i kerime’lerin nüzulünden sonra hakikat ortaya çıktı ve münâfıklara uyup iftirayı tasrih edenlere de şer’i ceza tatbik edildi. İftirayı dilleriyle yaymakta en ileri giden Mıstah bin Üsâse -radiyallahu anh-, Hassan bin Sâbit -radiyallahu anh- ve Hamne bint-i Cahş -radiyallahu anhâ-ya seksener kamçı vuruldu. Vurulan bu haddler iftiracıların dünyadaki cezaları idi.
http://www.hakikat.com/dergi/121/bsyz12109.html
selimoglu isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 25.01.2007, 19:58
BIRDEN BIRE HAYATIMIN TÜMÜ OLDUN...
 
hayal_gözlü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.12.2006
Yaş: 19
Mesajlar: 1.673
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız suemeyye
Mesajı göster
Allah sizden binkere razi olsun!
Tek bi sorun var..
Birisi bana demistiki,
bu basörtüsü emri bi olaydan sonra ayet olarak inmis..
hangi olaydan sonra?
Bunu ögrenmek isterim..LÜTFEN YARDIM EDIN
cok güzel bir konu secmissin... hangi dilde olacak dersin?

rivayete göre peygamber efendimizin(sa) zamaninda hanimlarin yanina girip konusada biliyorlarmis...
hazreti ömer(ra) namusunu cok kiskanan bir erkekmis ve bir gün peygamber efendimize "ya rasulallah insanlar evimize girip cikiyor ,ara ya perde koysakta hanimlarla öyle görüseler" demis ( özet olarak yani) ve bu konudan cok kisa bir süreden sonrada tesettür ayeti nazil olmus...
basarilar...
hayal_gözlü isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 25.01.2007, 20:50
 
suemeyye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22.11.2002
Mesajlar: 59
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız hayal_gözlü
Mesajı göster
cok güzel bir konu secmissin... hangi dilde olacak dersin?

rivayete göre peygamber efendimizin(sa) zamaninda hanimlarin yanina girip konusada biliyorlarmis...
hazreti ömer(ra) namusunu cok kiskanan bir erkekmis ve bir gün peygamber efendimize "ya rasulallah insanlar evimize girip cikiyor ,ara ya perde koysakta hanimlarla öyle görüseler" demis ( özet olarak yani) ve bu konudan cok kisa bir süreden sonrada tesettür ayeti nazil olmus...
basarilar...
almancadan yapcam..
ama yazdiklarinizdan fazla bisey anliyamiyorum..
türkcem zayif:(
bana acik bi sekilde kendi dilinizle anlatamazmisiniz?
nasil indi bu emir? lütfen!:(
__________________
Allah'im senden baska hicbir seyi olmayan ben, senden baska herseyi olanlara acirim!
suemeyye isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 26.01.2007, 13:30
 
sisterE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.01.2004
Mesajlar: 25.849
Teşekkür etti: 2
30 Teşekkür 28 Mesaja aldı
masaAllah..cok güzel toplanmis bilgiler..hepsini bastan asagi okudum..
Allah razi olsun egzotic1 ve hepinizden...
sumeyye..was genau hast du jetzt nicht verstanden ?
die frau hat sich zu bedecken um die blicke fremder männer abzuwehren...nicht reizvoll zu wirken...um ihren anstand , ihre ehre zu wahren..
haare sind ein "schmuck der frau"...das wird wohl keiner bestreiten..
und all unsere "schmücke" dürfen wir nur bestimmten personen zeigen..
die alle im kuran aufgelistet sind..zb ehemann / bruder /vater/ schwiegervater / jungs die noch nicht in der pubertät sind../ sohn ...(kann sein dass da jetzt einige fehlen)...
allen anderen "fremden" männern ist es untersagt uns in enganliegenden reizenden durchsichtigen (seide tüll etc) klamotten zu sehen...oder unsere haare zu sehen...
es ist nicht als unterdrückung der frau anzusehen ..sondern als schutz dieser...
__________________
Hayat yasandigi kadardir. Ötesi ya hatiralarda bir iz, ya da hayallerde bir umuttur.
sisterE isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #13
Alt 26.01.2007, 13:33
 
sisterE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.01.2004
Mesajlar: 25.849
Teşekkür etti: 2
30 Teşekkür 28 Mesaja aldı
wenn du möchtest kann ich dir einiges auf deutsch kopieren..damit du es besser nachvollziehen kannst (würde nicht komplette seiten ausm net ziehen ...die lehrer sind auch klüger geworden )
__________________
Hayat yasandigi kadardir. Ötesi ya hatiralarda bir iz, ya da hayallerde bir umuttur.
sisterE isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #14
Alt 26.01.2007, 16:04
 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.287
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
cümlemizden Allah razı olsun kardeş, razı olduklarının yüzü hürmetine...
egzotic1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #15
Alt 26.01.2007, 16:11
 
Üyelik tarihi: 17.09.2006
Mesajlar: 592
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız suemeyye
Mesajı göster
almancadan yapcam..
ama yazdiklarinizdan fazla bisey anliyamiyorum..
türkcem zayif:(
bana acik bi sekilde kendi dilinizle anlatamazmisiniz?
nasil indi bu emir? lütfen!:(

Hazreti Zeyneb -radiyallahu anha- Validemizin düğün yemeğinde davetliler geliyor, yemeğini yiyor, çıkıp gidiyordu. Herkes dağıldıktan sonra bir topluluk konuşmaya daldılar ve oturup kaldılar. Resulullah Aleyhisselam -sallahu aleyhi ve sellem- kalkıp Hazreti Aişe -radiyallahu anha- validemizin odasına kadar gitti. Diğer hanımlarının odalaraına da uğradı. Ziyaretçiler gitmişlerdir düşüncesi ile dönüp geldi, fakat onlar hala oturuyorlardı. Haya ve edebinin üstünlüğünden ötürü zamansız oturuşlarının kendisine ağırlık verdiğini söylemekten çekiniyorlardı. Tekrar gitti geldi. Üçüncü defa gittiğinde çıktılar.

Hane-i saadetlerine geldiğinde Ayet-i Kerime nazil oldu:

"Ey müminler Bundan sonra Peygamber'inizin evlerine yemeğe davet olunmadıkça vakitli-vakitsiz girmeyin. Davet edildiğiniz zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın, söze sohbete dalıp kalmayın. Çünkü bu haliniz Peygamber'i üzüyor, o da size bir şey söylemekten utanıyor. Allah ise gerçeği açıklamaktan çekinmez." (Ahzab:53)

"Peygamber'in zevcelerine bir şey soracağınız vakit perde arkasından sorun: Böyle yapmakla hem sizin gönülleriniz hem de onların gönülleri daha temiz kalır." (Ahzab:53)

"Sizin Allah'ın Resul'ünü üzmeniz ve ondan sonra onun hanımalrını nikahlamanız asla caiz olamaz. Çünkü bu Allah katında çok büyük bir günahtır." (Ahzab:53)

"Bir şeyi açıklasanız da gizleseniz de muhakkak ki Allah her şeyi bilendir." (Ahzab:54)

Allah-u Teala "Hicab" Ayet-i Kerime'sini indirdikten sonra, mahremleri bu hükmün dışında tutarak şöyle buyurdu:

"O hanımlara babaları, oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınları ve cariyeleri hususunda vebal yoktur.
Allah'tan korkun!
Şüphesiz ki Allah her şeye şahittir." (Ahzab:55)

Allah-u Teala Reslullah Aleyhisselam'ın muhtereme hanımlarının kızlarının ve diğer mümine hanımların şereflerinin muhafazası için tesettüre riayet etmekle mükellef olduklarını beyan etmek üzere Ayet-i Kerime'sinde şöyle buyurdu:

"Ey Peygamber! Zevcelerine, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle!
Zaruri bir ihtiyaçları olup dışarı çıkmak istedikleri zaman, dış elbiselerini üzerlerine giysinler. Bu onların ahlaksız kadınlardan olmadıklarının bilinmesi ve incitilmemesi için daha elverişlidir." (Ahzab:59)


Ömer ÖNGÜT- Hazreti Muhammed Aleyhisselam
HAKİKAT isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #16
Alt 26.01.2007, 16:16
 
Kisakürek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 16.01.2005
Mesajlar: 381
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Es selam Liebe Schwester, ich empfehle dir vom Herzen, dass du eine gute Note bekommst, du hast ein schwieriges Thema gewählt, allah möge dir beistehen.

An deiner Stelle würde ich auf keinem fall auf die Gleichberechtigung der Frau eingehen,mehr über die gottesfurcht erzählen, wohlgefallen von allah zu erlangen, eben den Sinn und Zweck des ganzen zu erzählen, natürlich unter uns ist es eine Gleichberechtigung, aber der allgemeinheit so was klar zu machen ist schwierig in Deutschland.

Deswegen denke ich wird hete das KT als Symbol des Islams gesehen und nicht als Dschihad oder als Gebet, oder als wa sgutes eben, etwas religiöses...

Wir wollten kurz modern sein, aber haben es damit zu übertrieben...okay ich fang wieder an uns zu kritisieren, aber hoffenlich hast du mich verstanden.

Nicht auf die Gleichberechtigung der Frau eingehen, in vielen europäischen islamischen Büchern wird es aber erwähnt,aber ich denke nicht für unsere Gunsten.Das solltest du vermeiden...

Als schlussfolgerungmusst du eben auf Dschihad und auf Gottesfurcht, und dich distanzieren von dem symbolischen Qwatsch..

Es kommt natürlich drauf an wie du vorgehen möchtest , versuch es den menschen nur klar zu stellen, si emuessen deine schlussfolgerung selber begreifen könne, die Möglichkeit musst du ihnen geben.

Ich danke euch, wes Selam mit Dua ..
__________________
Deine Worte sind Zeichen eines Gesandten
Kisakürek isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #17
Alt 27.01.2007, 23:30
 
hursit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.09.2005
Mesajlar: 330
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
hatemül evliyacılar hakketen evliyalık lisaletinin sonu gelmişmi
__________________
http://www.semerkand.com.tr
içinizdeki kayıp ülkeye açılan kapı
hursit isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #18
Alt 28.01.2007, 12:53