|
Kayseri de bulunan Talas ilçesinin mağaralarında yatıp kalkmakta olan bir mecnun, o zamanın müftüsüne gelerek bir fetva almak üzere şöyle bir soru sorar:
- Müftü Bey! Hayvanlar içerisinde çıplak dolaşmak caiz midir?
Şimdiye kadar böyle bir soruyla karşılaşmayan müftü efendi, birazda şaşkınca şu cevabı verir;
- Hayvanlar içerisinde çıplak dolaşmak caizdir, lakin edebe aykırıdır.
Bunu ısrarla bir kağıda yazıp imzalamasını isteyen delinin bu teklifine yanaşmak istemeyen müftüye sert bakarak, kötü niyetini göstermeye çalışan mecnunu teskin ederek, eğleşmesine rağmen mecbur kalarak yazar ve imzalar. Fetvayı alan mecnun o günden sonra çıplak olarak çarşıda dolaşmaya başlar. Her gün çarşıda gördükleri mecnunu, çıplak olarak gören Kayseri esnafı buna bir mânâ veremez. Zamanla ne de olsa delidir, deyip geçerler.
Bir müddet sonra devamlı gördükleri ve görmeye alıştıkları mecnunu çarşıda göremezler. Esnaftan birkaç kişi kalkarak Talas ilçesindeki yatıp kalktığı mağaraya gelirler. Mecnunun orada ölmüş olduğunu görürler. Çarşıda çıplak halde iken dolaştığından beri iki avucu da yumuk olan mecnun, öldüğünde de iki avucunun yumuk olması, hayretlerini daha da arttırır.
"Acaba avucunda ne var? Niçin yumuyordu? Şimdi de niye öyle?"
Bu düşünceler içerisinde iken, zorlada olsa avucunun birisini açan kişi şaşkınlık içerisinde kalır. Çünki avucunda bir ayna vardır ve ona baktığında kendisini hayvan şeklinde görmektedir. Ancak bir şey anlayamamıştır. Gözlerine inanamamaktadır. Kendisinin mi bir yanlışı var? diyerek arkadaşına da bakmasını söyler. Oda bir hayvan şeklinde ve diğeri de bir hayvan şeklinde görünmektedirler. Mübarek avucunun içi sanki bir hayvanat bahçesi!!
Derken öbür avucunun içerisini açıp baktıklarında, altında müftünün imza ve mührü bulunan fetvasıyla karşılaşırlar. Fetvada:
”Hayvanlar içerisinde çıplak olarak dolaşmak caizdir, ancak edebe aykırıdır.”
Bu durumu müftü bilir, düşüncesiyle müftüye gelerek durumu ona arz ederler. Mağaraya gelen müftü avucundaki bulunan aynaya birde kendisi bakar. Evet, birde o bakmış ve kendisini horoz şeklinde görmüştür. Düşünür ve etrafındakilere sebebini şöyle izah eder:
- Gördüğüm gerçektir ve beni yansıtmaktadır. Çünkü ben mesâi bitiminden sonra eve giderken sokak aralarından geçer, giderdim. Sokakta kapılarının önünde oturup, karşılıklı konuşan kadınların arasından geçerken, ayrı bir pozisyona girerdim. Tıpkı horoz gibi kendimde bir kabarma hissederdim... Bu bizlere Allahın bir ikazı ve bir ihtarıdır.
....
|