İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 31.01.2007, 20:27

 
Üyelik tarihi: 24.07.2006
Mesajlar: 303
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Şems-i Tebrizi -kuddise sırruh- Hazretleri

ŞEMS-İ TEBRÎZÎ -kuddise sırruh- HAZRETLERİ

Konya'ya gelen büyük velîlerden. İsmi Muhammed bin Ali'dir. Tebriz'de doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. Şems-i Tebrîzî lakabıyla meşhûr oldu. 1247 (H.645) târihinde Konya'da şehîd edildi. Mevlânâ'nın medresesinde defnedildi.

Şems-i Tebrîzî hazretleri, Ebû Bekr-i Kirmânî'den ve Bâbâ Kemâl-i Cündî'den feyz aldı. Onunla berâber, Bâbâ Kemâl'in yanında, Şeyh Fahreddîn-i Irâkî de ders aldı. Şeyh Fahreddîn, her keşf ve hâlini, şiirler hâlinde Bâbâ Kemâl'e arz eder bildirirdi.

Birgün Bâbâ Kemâl, Şemseddîn-i Tebrîzî'ye; "Sana esrârdan ve hakîkatlerden bir şey hâsıl olmuyor mu? Neden hiç söylemiyorsun?" dedi. Cevâbında; "Ondan daha çok oluyor. Fakat, ben onun gibi şiir söyleyemiyorum." dedi.

Bunun üzerine Bâbâ Kemâl; "Allahü teâlâ, sana öyle bir arkadaş ihsân eder ki, o senin adına her mârifet ve hakîkatleri söyler." buyurdu.Şems-i Tebrîzî hocalarını çok sever, derslerine çok çalışırdı. Bu bağlılık ve çalışmalarının sonunda, mânevî ilimlerde yüksek derecelere ulaştı.

Şems-i Tebrîzî hazretleri dünyâya hiç kıymet vermez, haram ve şüphelilerden son derece sakınır, mübâhların fazlasını terk ederdi. Bir yerde durmaz, talebelerin bulundukları yerlere giderek onları yetiştirirdi.

Bu şekilde bıkmadan, yorulmadan pekçok yerler dolaştı. Bunun için kendisine "Uçan güneş" dediler. Şems-i Tebrîzî hazretleri seyâhat ettiği yerlerde, uğradığı memleketlerde iyi bir dost bulunması için duâ ederdi.

Kendisi anlatır: "Bir zaman Rabbime, beni kendi velîleri arasına koyup onlara arkadaş et diye yalvarırdım. Bunun üzerine bir gece rüyâmda bana; "Seni bir velîye arkadaş edeceğiz." dediler. Ben de; "Peki o velî zât nerede bulunur?" dedim. Bana; "Aradığın velî Rum diyârındadır." dediler. Sonra onu bir zaman aradım. Bana rüyâmda; "Daha bulacağın zaman gelmedi." dediler. Bir zaman geçtikten sonra bana; "Ey Şems-i Tebrîzî! Senin en şerefli dostun ve arkadaşın Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretleridir." diye ilhâm edildi. Bundan sonra Rum diyârına gitmek ve o sevgili zât ile görüşmek ve yolunda başımı fedâ etmek üzere yollara düştüm."

Şems-i Tebrîzî hazretleri bu ilhâm üzerine tam bir doğruluk ve büyük bir aşkla Tebriz'den Anadolu'ya hareket etti. ÖnceŞam'a oradan Konya'ya geldiği de rivâyet edilmiştir. Bu yolculuğu esnâsında başından birçok hâdiseler geçti.

Şems-i Tebrîzî hazretleri uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra 1244 senesi Ekim ayında Konya'ya geldi.Büyük kapıdan şehre girerek bir han sordu. Gösterilen Şekerrîzân Hanına yerleşti.

Şemseddîn-i Tebrîzî önceleri çok riyâzet eder, nefsini ıslâh ile uğraşırdı. On veya on beş günde bir kerre iftar ederdi. Gıdâsı yarım bayat çörek parçasıydı. Onu da paça suyuna doğrar, tirid yapardı. Bir gün çorba pişiren onun bu hâlini öğrenip çorbaya biraz fazlaca yağ karıştırmıştı.Şemseddîn hazretleri bunu görünce o dükkan sâhibiyle bir daha alış-veriş yapmadı.

Mevlânâ'nın oğlu Sultan Veled, onların hâllerini şöyle anlatır: "Ansızın Şems-i Tebrîzî hazretleri gelip babam ile görüştü. Babamın gölgesi, onun nûrunda yok oldu. Onlar birbirlerine öyle muhabbet gösterdiler ki, etraflarında kendilerinden başkasını görmüyorlardı. Şems-i Tebrîzî, babama mârifetten, Allahü teâlânın zâtına ve sıfatlarına âit ince bilgilerden ve O'na muhabbetten bahsediyordu. Babam da bunları büyük bir haz ile dinliyordu.

Eskiden herkes babama uyardı, şimdi ise, babam, Şems'e uyar oldu. Şems babamı muhabbete dâvet ettikçe, babam, Allahü teâlânın muhabbetinden yanıp kavrulurdu. Babam artık onsuz yapamıyor, yanından bir ân ayrılmıyordu. Bu şekilde aylarca sohbet ettiler. Böylece babam pek büyük mânevî derecelere yükseldi.
"

Şems-i Tebrîzî, Peygamber efendimizin güzel ahlâkını örnek alıp, bütün işlerini, âdetlerini, ahlâkını O'na uydurmaya gayret ederdi. Şâyet bir kimseden rahatsız olsa; "Yâ Rabbî! Bu kimsenin malını ve çocuklarını çok eyle" derdi. Çünkü, Peygamber efendimiz de böyle duâ ederdi. Resûlullah efendimizin bedduâ etmek âdetleri değildi.

Şems-i Tebrîzî hazretleri; "Eğer bir kimse bana âhiretim ile ilgili bir defâ iyilik edip, dünyâ ile ilgili binlerce kötülük etse, ben onun bir defâ yaptığı iyiliğe nazar ederim. Çünkü iyi ahlâk bunu icâbettirir." buyururdu.

Şems-i Tebrîzî hazretleri her nerede bir cenâze görse; "Âh! Bu cenâzenin yerinde ben olsaydım. Onun yerine beni defnetselerdi." derdi. Bunu işitenler; "Niçin böyle söylüyorsun?" dediklerinde, onlara; "Âşık olanlar mâşuklarına bir an önce kavuşmak isterler. Maksatlarına en kısa zamanda ulaşmaları makbûl değil midir?" diye cevap verirdi.

Kendisine bir şey ikrâm etseler veya bir şey istediğinde getirseler, onlara mutlaka karşılığında bir şey verirdi. Ayrıca bu iyiliği yapanlara teveccüh ve duâ ederdi. Onun duâsına kavuşanların kalb gözleri açılır, keşif, kerâmet sâhibi olurlardı.

Şems-i Tebrîzî hazretleri güzel halleri ve kerâmetleri ile meşhûr oldu.

Şems-i Tebrîzî'nin kıymetli, hikmetli sözlerinden bâzıları şöyledir:

Şems-i Tebrîzî hazretlerine bir kimse; "Efendim! Mârifeti bana anlatır mısınız?" dedi. O da; "Bir gönül ki, Allahü teâlânın muhabbetiyle yanıp, onunla hayat buluyorsa, bu mârifettir." buyurdu.

Soruyu soran; "Peki ben ne yaparsam bu mârifeti elde edebilirim?" diye tekrar sordu. "Bedeni terk ederek. Çünkü Allahü teâlâ ile kul arasındaki perde, kişinin bedenidir. Allahü teâlâya vâsıl olmasına mâni olacak şey dört tânedir:
1) Şehvet,
2) Çok yemek.
3) Mal ve makam,
4) Ucb ve gurûr. İşte bu dört şey, kulun cenâb-ı Hakk'a ulaşmasına mânidir." buyurdu.

Bir defâsında da; "Velîler, Allahü teâlâyı zikretmekten yorulmazlar ve O'nun muhabbetine doymazlar. Onların yanında dünyânın hiçbir kıymeti yoktur. Onlar, her an Allahü teâlâyı zikrederler, şükrederler, ibâdete devam ederler. Bir kalpten bütün arzu ve istekler çıkarsa, orada Allahü teâlânın sevgisinden başka bir sevgi kalmaz." buyurdu.

"İlim üç şeydir: Zikreden dil, şükreden kalp, sabreden beden."

"Perhizi olmayan bir vücûd, meyvesiz bir ağaç; utanması olmayan bir beden, tuzsuz bir aş; gayreti olmayan bir vücûd, sâhipsiz bir köle gibidir." buyurdu.

Şems-i Tebrîzî hazretlerine; "İnsanların en üstünü, kıymetlisi kimdir?" dediler. Cevâbında; "Şu dört kimsenin kıymeti, Allahü teâlâ katında yüksektir:
1) Şükreden zengin,
2) Kanâatlı ve sabreden fakir,
3) İşlediği günâhlara pişmân olup, Allahü teâlânın azâbından korkan kişi,
4) Takvâ, verâ, zühd sâhibi; yâni haramlardan sakınıp, şüpheli korkusuyla mübahların çoğunu terkederek dünyâya zerre kadar meyletmeyen âlimdir." buyurdu.

"Bu kıymetli insanların içinde en üstünü hangisidir?" diye sordular. Buyurdu ki: "İlim ve hilm (yumuşaklık) sâhibi âlimlerdir."

Cömertliği sordular, buyurdu ki: "Dört türlü sehâvet, cömertlikvardır:

1) Mal cömertliği; zâhidlere, dünyâya kıymet vermeyenlere mahsustur. Onlar malı verirler, mârifeti, Allahü teâlâyı tanımayı alırlar.
2) Beden cömertliği; müctehid olan âlimlere mahsustur. Onlar da Allahü teâlânın yolunda vücutlarını harcarlar ve hidâyeti alırlar.
3) Can cömertliği; şehidlere mahsustur. Onlar da canlarını vererek Cennet'i alırlar.
4) Kalb cömertliği; âriflere mahsustur. Onlar da gönül vererek muhabbeti alırlar."

"Dünyâ, insanı hevâ ve hevesine kaptırır, nefsin arzularına uydurur. Netîcede Cehennem'e götürür."

"İnsanoğlunun edepten nasîbi yoksa, insan değildir. İnsan ile hayvan arasını ayıran edeptir."

"Âhireti kazanmak için çalışmak lâzımdır. Bu, insanı Cennet'e götürüp, Allahü teâlânın cemâlini görmekle şereflenmesine sebeb olur."
ibrahimem isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 01.02.2007, 12:45

 
Üyelik tarihi: 24.07.2006
Mesajlar: 303
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Kısaltılmıştır. Daha geniş bilgi için:

http://www.biriz.biz/evliyalar/ea1300.htm
ibrahimem isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 02.02.2007, 20:08

 
Dervisan_Esma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.08.2006
Mesajlar: 1.246
Teşekkür etti: 173
115 Teşekkür 90 Mesaja aldı
Mevlana (ks) hazretleri ile Sems-i Tebrizi (ks) hazretlerinin arkadasligi acayib ibretlik ....

Bizim sofilerden biri okadar Muhabbet beslemis ki rüyasina girmisler

Masallah

Allah razi olsun

vesselam
Dervisan_Esma isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 05.02.2007, 13:21
Essen / NEVSEHiR

 
dost_yol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22.03.2004
Yaş: 35
Mesajlar: 471
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
canab-i HAKK "seriati-tarikati-marifeti ve hakikati" sevdigi dostlarina verdigi gibi cümlenize nasip eylesin............


Allah razi olsun
bu miskin dostyol dua ediniz
__________________
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
~
âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun ~
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
dost_yol isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 11.02.2007, 11:01

 
virane - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.02.2007
Mesajlar: 418
Teşekkür etti: 0
8 Teşekkür 8 Mesaja aldı
ŞEMS-İ TEBRİZİ: Mevlana Muhammed bin Ali, ilk mektebe giderken Resulullahın aşkından, yemez, içmez olmuştu. Ebu Bekri Kermaniden ve Baba Kemali Cündiden de feyiz aldı. Baba Kemalin yanında şeyh Fahreddini Iraki de yetişmekte idi. Şeyh Fahreddin, her keşif ve halini, şiirler halinde, Baba Kemale bildirirdi. Baba Kemal, Şemseddine, Sana bu esrardan ve hakikatlerden bir şey hasıl olmuyor mu? Neden hiç söylemiyorsun? dedi. Ondan daha çok oluyor. Fakat, ben onun gibi şiir söyleyemiyorum dedi. Baba Kemal buyurdu ki, Allahü teâlâ, sana öyle bir arkadaş ihsan eder ki, o senin adına her marifet ve hakikatleri söyler buyurdu.

1244 de Konya’ya geldi. Şekerrizan hanına yerleşti. Celaleddini Rumi talebesi ile geçerken karşılaştılar. Celaleddine Resulullah ile Bayezidin derecelerini sordu. Aldığı cevaplardan bayıldı. Bir gün, Mevlana havz kenarında idi. Yanında kitaplar vardı. Şemseddin gelip, kitapları sordu. Sen bunları anlamazsın dedi. Şemseddin kitapları suya attı. Mevlana, ah babamın bulunmaz yazıları gitti, diyerek çok üzüldü. Şemseddin elini uzatıp herbirini aldı. Hiçbiri ıslanmamış görüldü. Mevlana Bu nasıl iştir? dedi. Bu zevk ve haldir. Sen anlamazsın buyurdu. Bir kâfir, Allah nerede, kendisi ve bulunduğu yer bilinmeyen şey yok demektir. O halde Allah yoktur dedi. Şeyh hazretleri, elindeki kerpiçi kâfirin başına attı. Başı çok acıdı. Seni mahkemeye vereceğim dedi. Ağrıyı ve başının neresinde olduğunu göster, sana hak vereyim buyurdu. Kâfir bunları gösteremeyince, Allah’ın var olduğuna inandım deyip, Müslüman oldu. 1247 de, bir gece Mevlana ile otururken, yedi kişi gelip dışarı çağırdılar ve şehit ettil
virane isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 11.02.2007, 19:17
Sabır acı, meyvesi tatlıdır.

 
jandarma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.01.2003
Mesajlar: 8.613
Teşekkür etti: 307
237 Teşekkür 137 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Dervisan_Esma
Mesajı göster
Mevlana (ks) hazretleri ile Sems-i Tebrizi (ks) hazretlerinin arkadasligi acayib ibretlik ....

Bizim sofilerden biri okadar Muhabbet beslemis ki rüyasina girmisler

Masallah

Allah razi olsun

vesselam
Bu dostlugu kiskanlar bazi dedikodular cikarmislardi.

Ibrahimem kardes Allah razi olsun.
__________________
Herşeyin doğrusunu Allah bilir !!!


İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
jandarma isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Niyazi Mısri -kuddise sırruh- Hazretleri ibrahimem Dini Bilgi ve Eğitim 2 14.06.2008 18:29
Mevlana Celaleddin-i Rumi -kuddise sırruh- Hazretleri ibrahimem Dini Bilgi ve Eğitim 1 10.02.2007 22:48
Bediüzzaman Said-i Nursi -kuddise sırruh- Hazretleri ibrahimem Dini Bilgi ve Eğitim 0 05.02.2007 13:55
Ahmed Yesevi -kuddise sırruh- Hazretleri ibrahimem Dini Bilgi ve Eğitim 2 05.02.2007 13:30
Bediüzzaman Said-i Nursi -kuddise sırruh- hazretleri albayrak Dini Bilgi ve Eğitim 14 07.04.2006 14:23


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:18 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50