![]() Üyelik tarihi: 02.08.2002
Mesajlar: 3,336
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
Rahman Rahim Allahin adi ile...
Allaha hamd olsun. Selam olsun onun secmis oldugu kullarina Silsile-i Sadat ********** Bu büyük veliler, Kuran-ı Kerimde Neml suresinde anlatılan, Yemenden Kudüse , göz açıp kapayıncaya kadar kısa bir zamanda Belkısın sarayını getiren Süleyman aleyhisselamın veziri gibi çok büyük salahiyet ve tasarruflara sahiptirler. ((((Sahabe-i Kiram bu hususta en öndedir. )))) Bu yüksek hallerin sahibi Allah dostları Sahabe-i Kiramdan sonra da devam etmiştir. Hatta, birbirleine bağlı zincir halkaları gibi bir silsile halinde, biri diğerine vazifesini devrederek günümüze kadar gelmişlerdir. Bu sebeple bunlara Silsile-i Sadat = Seyyidler zinciri denmektedir. Tasavvufta iki silsile mevcuttur. Biri, gizli zikir silsilesi, diğeri açık zikir silsilesi. Gizli zikir silsilesi Hazret-i Ebu Bekir Efendimize dayanır. Açık zikir yapan silsile de Hazret-i Ali Efendimize dayanır. Tasavvuf erbabı her fert, mutlaka bu iki silsileden birine dayanır. Bütün tarikatlar, bu iki ana koldan gelmiştir. Daha sonra bu iki kol, Nakşi Silsilesi ve Kadiri Silsilesi diye anılmıştır. Bu silsilelere Silsile-i Zeheb (Altun silsile), Silsile-i kibrit-i ahmer isimleri de verilmiştir. Mürşid-i Kamilin Vasıfları ************************ Her şeyin hakikisi ve sahtesi bulunduğu gibi mürşid-i kamilin de hakikisi ve sahtesi mevcuttur. Hakiki mürşid-i kamiller, bizden evvelki asırlarda yaşamış ve hakikiliklerinde ittifak edilmiş; Abdülhalık Gucdüvani, Şah Nakşıbend, İmam-ı Rabbani ve Abdullah Dehlevi (kaddesallahü esrarahüm) hazeratı gibi zatlardır. Bunların hayatları incelendiği zaman hakikilik vasıfları kolayca anlaşılır. Sahtesini hakikisinden ayırma işine gelince; bu oldukça zordur. Bunları ayırmak herkesin karı değildir. Sahtesinin şerrinden korunmak ve hakikisine kavuşmak için Cenab-ı Hakka çok iltica etmek lazımdır. Çünkü her devirde sahteleri, hakikilerinden kat kat fazla olmuştur. Sahtesinde bulunan en açık vasıflar şunlardır: Sahte mürşid, en başta şeriatın (dinin) emirlerine ve sünnet-i Resulullaha uymaz. Her devirde görülen en açık misali kadın erkek münasebetlerindedir. Kadın cemaatle bir arada bulunur. Kadınlara elini öptürür. Kendisine tabi olanlar görünüşte çoğalıyor gibi gözükür, fakat hakikatta çoğalmaz. Seneler geçtikçe sahteliği meydana çıkar; neticede de sönüp gider. Sahte mürşidin, sohbetlerinde rüyaya çok geniş yer verilir. Hadis-i şeriflere ve ayet-i kerimelere ulemanın verdiği manaların dışında manalar verilir. Sünnetler yanlış yorumlanır. Dinin yayılması için değil, kendi tarikatının yayılması için çalışır. İnsanların hidayete ermeleri için çalışmaktan ziyade istikameti düzgün insanlarla uğraşır ve onlarla meşgul olur. Mekruhlara ehemmiyet vermez. Nafile ibadetleri insanların gözü önünde yapar. Zamanlı zamansız, yerli yersiz insanların gözü önünde ağlar. Halbuki tasavvuf, insanların gözü önünde nafile ibadet yapmayı ve ağlamayı kati olarak yasaklamıştır. Üveysi İrşad ********** Bir de üveysi olarak irşad olma hali vardır ki, o da şöyledir: Bir mürşid-i kamil vefat ettikten sonra da istediği bir kimseyi irşad edebilir. Kendi ruhaniyetinden medet dileyen birine yardımlarda bulunur ve onu manen terbiye eder. Silsile-i Sadat-ı Nakşıbendiyye içinde büyüklerin kabirlerine giderek irşad olmuş, nice manevi derece ve makamlar elde etmiş zatlar mevcuttur. Bunların en meşhuru Ebül-Hasen Harkani Hazretleridir ki, tam 12 sene Ebu Yezid Tayfurul.Bestami Hazretlerinin kabr-i saadetlerine devam ederek onun ruhaniyetinden velilik hırkasını giymiş ve pek çok manevi bereketlerin sahibi olmuştur. Bu hadise tasavvuf kitaplarında aynen şöyle anlatılır: Bayezid-i Bestami Hazretleri, her sene bir defa, Dıhistanda şehitlerin kabirlerinin bulunduğu Kumtepeyi ziyarete giderdi. Harkandan geçerken durur ve havayı koklardı. Talebeleri kendisine: **Efendim, sizin bu şekilde havayı koklamanızdaki hikmet nedir? Biz herhangi bir şeyin kokusunu duymuyoruz. diye sorduklarında, buyurdu ki: **Evet öyledir. Fakat bu kasabadan öyle birisinin kokusu geliyor ki, onun adı Ali, künyesi Ebül.Hasendir. O, zamaanın kutbu olacaktır. Ebül-Hasen Harkani (k.s.) Hazretleri Cenab-ı Bayezidi manada gördüğünü ve irşada mazhar olduğunu söylemiştir. Oniki sene Harkandan Bestama hocasının kabrini ziyaret için gitti. Bu ziyarete giderken, yolda Kuran-ı Kerimi hatmederdi. Her gittiğinde ziyaret ile ilgili vazifelerini yaptıktan sonra: ***Ya Rabbi! Bayezide ihsan ettiğin, İlm-i Ledünden (Allaha ait olan ilimler))büyüklüğünün hakkı için, Ebül-Hasen kuluna da ihsan eyle diye yalvarırdı. Geri dönerken, hiç bir zaman Hazret-i Bayezidin türbesine arkasını dönmezdi. Oniki sene sonra, Allah-ü Tealanın lütfu ile Bayezidin ruhaniyetinden istifade edip olgunlaştı. Allah-ü Tealayı tanıtankalb ilimlerinde ve diğer ilimlerde talebe yetiştirmeye başladı. Şah Nakşıbend Hazretleri de kendinden evvel geçen evliyanın büyüklerinin kabirlerini birer birer ziyaret ederek ne gibi üstün hallere kavuştuğunu ifade etmiştir. İşte bu şekilde, cismen değil de manen terbiye olma haline tasavvufta „Üveysi olarak irşad olma hali denir. Bu hal, ilk defa Veysel.Karani Hazretlerine vaki olmuştur. Resülullah Efendimizi bizzat görmemiş ancak, ruhaniyetinden istifade ederek irşad olmuştur. Büyükleri Anlamak ve Kutb-ü İrşad ********************************* Başta Resülullah (s.a.v) efendimiz olmak üzere, manevi büyüklerin dereceleri hakkında söz söylemek, onların üstünlüklerini anlatmak çok zordur. Çünkü onların manevi halleri söze ve yazıya sığmaz. Onları azda olsa anlayabilmek için, onlara tabi olmak ve onların sohbetlerine iyi niyetle devam şarttır. Onlar madde ve mekanla alakası olmayan bir alemin habercisidirler. Anlattıkları, söz kalıplarıyla tam ifade edilemediği gibi, kendilerinden de kelime dizileriyle birşeyler anlatmak kolay değildir. Nitekim İmam-ı Rabbani (k.s.) Hazretleri bu büyük zatlardan asırlar içinde ancak bir tane gelen Kutb-ü İrşad hakkında buyuruyorlar ki: ...Kutb-ü irşad, çok az bulunur. Asırlardan, çok uzun zaman sonra, böyle bir cevher dünyaya gelir. Kararmış olan alem onun gelmesiyle aydınlanır. Onun irşadının ve hidayetinin nurları bütün dünyaya yayılır. Yer küresinin ortasından ta arşa kadar herkese; rüşd, hidayet, iman ve marifet onun yolu ile gelir. Herkes, ondan feyz alır. Arada o olmadan, kimse bu nimete kavuşamaz. Onun hidayetinin nurları, bir okyanus gibi, bütün dünyayı sarmıştır. O derya, sanki buz tutmuştur. Hiç dalgalanmaz. (((Yani şöhretten uzak olup, onu herkes tanıyamaz.)) O büyük zatı tanıyan ve seven bir kimse, onu düşünürse, yahud o, kimi sever ve onun yükselmesini isterse, o kimsenin kalbinde, sanki bir pencere açılır. Bu yoldan, sevgisi ve ihlasına göre, o deryadan kalbi feyz alır. Bir kimse Allah-ü Tealayı zikreder ve bu zatı hiç düşünmez ve tanımazsa bile, yine ondan feyz alır. (Mektubat-ı Şerife 1/260) Peygamberimiz Aleyhisselam ve onun varisleri Allah-ü Teala ile kulları arasında bir berzah mesabesindedirler. Allah-ü Tealanın kendilerine bahşetmiş olduğu ilahi nur ve feyz denizinde müstağrak (boğulmuş) haldedirler. Nur denizinde yüzerler. Cismani yüzleriyle, Allahın kullarıyle meşgul olurken, manevi yüzleriyle de Allah-ü Tealaya bağlıdırlar. Zahirleri halk ile, batınları Hak iledir. Bu sebeple bu zatlara biat, Allah-ü Tealaya biat, onlara bağlanmak, Allaha bağlanmaktır. „Onların yüzüne bakınca Allah hatırlanır. İlimleri ********* İsteyen herkes peygamber olabilir mi veya olabilmiş midir? Şüphesiz ki hayır. Peygamberler hususi yaratılmış zatlardır ve yine bunların kendilerine mahsus hususi hal ve sıfatları vardır. Allah-ü Teala Hazretleri, resullerini alelade kullarından değil, hususi olarak yarattığı tam ve mükemmel kullarından gönderir. Peygamberler söylediklerinden başka şeyler de bilir fakat, onları söylemeğe memur olmadıkları için söylemezler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)den sonra İslam şeriatını ve İslam nurunu yaymakla vazifeli büyük veliler de böyledir. Onlar da hususi seçılerek gönderilir. İsteyen herkes peygamber olamayacağı gibi, isteyen herkes de varis-i resül (Peygamber varisi) olamaz. Bu sebeple Allahla kulları arasında bir vesile olduğunu kabul eden bir kimsenin, bu vesileyi kendisi gibi alelade bir insan kabul etmesi doğru değildir. Peygamberler günah işlemeyecek şekilde yaratılmıştır. Hakiki varis ve vekilleri de gönahtan muhafaza edilirler. Hususi koruma altındadırlar. Fakat tekrar ifade edelim ki, „hakiki olması şarttır. Eğer bu zatlar, hata ve günah erbabı kimseler olsalardı, yaymak istedikleri şeyler hep hatalı olurdu. Allahın nurunu yaymakla vazifeli bu mübarek zatların adedi her asırda bir, iki veya üçü geçmez. (((Zamanımızda her mahallede bir tane (!) bulunuyor olması ayrı bir bahistir.)))) Bu zatların vazife yapmadıkları bir zaman ve asır yoktur. İslamiyetin yok olduğunun zannedildiği bir yerde, aynen Resulullaha gelen şekliyle İslamiyeti „bi iznillah yeniden diriltirler. Bu zatların ahlakları tamı tamına Kurana uygundur. Sünnet-i Resulullahdan karınca başı kadar ayrılmazlar. Çalışma ve irşad şekilleri Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sünneti üzeredir: Kuran-ı Kerimi ve Kuran ilimlerini talim, dini öğretmek ve fertleri irşad. |
||
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 02.08.2002
Mesajlar: 3,336
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
Rahman Rahim Allahin adi ile...
Allaha hamd olsun. Selam olsun onun secmis oldugu kullarina Nasip İşi... ************ Bir kimsenin, bu zatlara karşı içinde beliren bir sevgi, öbür alemde kurtuluşuna vesile olur. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.): ***Kişi sevdiği ile beraberdir. buyurmuştur. Yaşadıkları devirde bu zatları bulmak ve intisab etmek çok zordur ve nasip işidir. Bu sebeple bunlara Silsile-i Kibrit-i Ahmer (((kibrit-i ahmer: yeryüzünde çok az bulunan kırmızı kükürt taşı))) de denmiştir. Bunları, ancak ezelden nasibi olanlar anlayabilirler ve intisab edebilirler. Hayatlarında iken hemen hepsine ulema-i rüsum (((yani maaşlı din alimleri))) muhalefet etmişler, aleyhlerinde ileri geri sözler sarfetmişlerdir. Bu, Resulullah Efendimizin de, kitap ehli Yahudi ve Hıristiyan alimleri tarafında reddedilmelerine benzer. Bu kimseler kısa akıllarının almadığı her şeyi ya inkar ederler veya tevile kalkışırlar. İyilerle beraber olmak ve hakiki mürşid-i kamili bulup ona bağlanmak için Cenab-ı Hakka yalvarmak, çok dua etmek lazımdır. Abdülkadir Geylani (k.s.) Hazretleri bir sohbetinde dinleyenlerine şöyle diyor: ***Salih zatların peşine takıl. Kimin salih kimin münafık olduğunu bilemediğin için gece kalk; iki rekat namaz kıl ve ardından şöyle dua et: ***Ya rabbi! Bana salih kullarını göster. Beni sana getirecek kılavuzu göster. Gözümü sana yakınlık nuru ile nurlandırarak mükemmelleştir. Bana başkalarının gördüklerini anlatan değil, bizzat gördüklerini haber verecek bir kılavuzu bildir. Ve yine Abdülkadir Geylani (k.s.) Hazretlerinin bir duası da şöyledir: ***Allahım! Senden, bizi belalara uğratmadan kendine yaklaştırmanı istiyoruz. Bizleri kötülerin şerrinden facirlerin tuzağından koru... Senden bizleri iyi amellere ve amellerde de ihlasa muvaffak kılmanı istiyoruz. Amin. Vesile ve Mabud **************** Yalnız, vesile ayrı, Mabud ayrıdır. Vesileyi Mabud kabul etmek küfürdür. Fakat vesileyi Mabud manasında düşünerek ondan uzaklaşmak da nasipsizliktir ve hesapsız güzelliklerden mahrumiyettir. Vesile ve vasıtayı uluorta inkar, en büyük vesile ve vasıta, Allahın Resulünü (s.a.v.), Cebrail Aleyhisselamı ve Kuran-ı Kerimi inkardır. Çünkü bunların her üçü de Allah ile kulları arasında vesiledir. Bu hususa aklı ermeyenlerin hiç olmazsa sükutu tercih edip susmaları onlar için en doğru yoldur. Meşhur bir sözdür: **Men lem yezuk; vah bilmez yazık Tatmayan bilemez. Vah yazık! Gerçek Mürşid **************** Risalemizi, Şah Nakşıbend (k.s.) Hazretlerinin her şeyin özünü bir arada toplamış şu sözü ve bir dua ile tamamlayalım: Bunu daha önce aktarmıştım yeri gelmişken tekrarlıyayım inşaallah. Muhammed Bahaüddin Şah Nakşıbend (k.s.) Hazretleri buyuruyorlar: ***Biz, ilk zamanlar kendimizi aranan, başkalarını da arayan sanırdık. Yanılmışız; şimdi o görüşümüzden dönüyoruz. Gerçek mürşid, Allah-ü Tealadır. O, kimin içinde, bu yola karşı bir istek bulursa bize yolluyor. Bize gelince, nasibi neyse, bizim yolumuzdan ona kavuşuyor. Ve Bir Dua ************* Ya Rabbi! Son nefesimize kadar (son nefes dahil) bizleri sevgililerinin yolundan ayırma, bize onları sevdir ve bizleri onların kalblerinden düşürme. Bu mübarek zatların şefaatlerine bizleri de nail kıl. Hatalarımızı afvet. |
||
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 09.11.2002
Mesajlar: 51
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
ellerinden öperim..........
kurbanim evliyaullaha kurbanim allahi ask ile zikredene............ ne diyeyim evliyaya hor görene........... ![]()
__________________
NEFSINI BILEN RABBINI BILIR.. Gentoo 2006.1 Linux system kernel 2.6.18-kororaa1 Konu kuk-sol tarafından (14.02.2003 Saat 19:40 ) değiştirilmiştir.. |
||
|
|
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 31.08.2002
Mesajlar: 5,448
Konulara Teşekkür etti: 16
64 Teşekkür aldı 32 Mesajlar için
|
Perfectman, ne sana ne de muhataplarına bir fayda sağlamayacak bir işle uğraşıyorsun.
İlk yazına refleks bir cevap verilmiştir. Bu doğaldır. "Tasavvuf islamdan başka bir dindir" başlıklı yazılarla İslama fayda verilmeyeceğini anlaman lazım. Bu gruplaşma getirir. Niyyetinin düzgün olduğuna inananrak, iki taraf için de hayır murad edip bu işi noktalamak lazım. Bu konuda iki tarafında kalp kırmak için, söyleyecek çok sözü vardır.
__________________
" M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . " |
||
|
|
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 31.08.2002
Mesajlar: 5,448
Konulara Teşekkür etti: 16
64 Teşekkür aldı 32 Mesajlar için
|
Ben Allah'ın rızasını kazanmak için tasavvuftan başa metod yoktur demiyorum.
Böyle diyen varsa bunu da doğru bulmuyorum. Ancak tasavvufu önemsiyorum, amaca giden yolların en emin olanıdır diyorum. Sen de başka bir metodla bunu başarabilirsin. Bunu yapabilmen için de dua ederim. "Tasavvuf İslamdan başka bir dindir" görüşünü esas alırsan bu sağlıklı olmaz. O zaman tasavvuftan başka kurtuluş yolu yoktur diyenle bir olursun. Gönül işi nasip işidir. Bunu yadırgamamak lazım. Fakat bir mürşide bel bağlayıp yan yatarak, kimse cennete gidemez. Hiç bir mürşidde böyle bir iddiada bulunmaz.
__________________
" M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . " |
||
|
|
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 31.08.2002
Mesajlar: 5,448
Konulara Teşekkür etti: 16
64 Teşekkür aldı 32 Mesajlar için
|
"İBN HALDUN'UN TASAVVUF FETVASI :
Tarikatin (yolunun) iki türlü olduğunu, bunlardan birincisinin Kur'an ve sahih sünnet yolu (İslam yolu) olduğunu belirttikten sonra, ikincisi icin şöyle demektedir: İkinci tarikat (yol) bid'atlarla doludur. " Yukardaki yazınızdan aldığım bu kısım meselenin izahına yeter. Birincisine talip olanlara tasavvuf ehli diyoruz. ******************** Ayrıca "Kalbe gelen her vesveseyi Allah’tan gelen bir vahiy zannederler. " iddası da şık ve doğru değil. Tasavvuf ehli teslimiyetinden dolayı şüphe vesveseden uzaktır. Kalbte oluşacak tekamüller insanın kendini bağlar. Bu da doğaldır. Allah'a aşık olmuş biri ile günleri boş işlerle geçen gafilin kalb dünyaları bir olur nasıl denebilir. ******************** Bazı cemaat isimleri vererek bunların farklılıklar gösterebildiğini söylüyorsun. Bu doğrudur ve doğaldır. Senin dediğin gibi mesele bir olmak değil birlik olamaksa bu farklılıklar bir zarar getirmez. Burdan farklı bir konuya geçiliyor. Tasavvufun inasanlara faydalı olup olamadığı meselesinden, tasavvuf suistimale açıktır sahteleri var tartışmasına dönüyor. Din adına başı boşluk, her dini mevzumuzda olduğu gibi bu mevzuda da suistimali teşfik edici oluyor. Bu tasavvuf kurumunun meselesi değil. Müslümanların inançlarını yaşayabilecekleri ortamları oluşturamamasından kaynaklanıyor.
__________________
" M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . " |
||
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 02.08.2002
Mesajlar: 3,336
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
Alıntı:
Allahü Teala Razi ve memnun olsun. Kardeşim. |
|||
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 2,951
Konulara Teşekkür etti: 19
7 Teşekkür aldı 5 Mesajlar için
|
orta zeka ne biliyorsun cihad etmediğimi keşfenmi görüyorsun yoksa,salla salla hoşafın çıktığı içinmi cazırtıyorsun,hadi cihada hadi,çeçenler sizi bekliyor size birşey diyeceklermiş, hadi çeçenistana
|
||
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 2,951
Konulara Teşekkür etti: 19
7 Teşekkür aldı 5 Mesajlar için
|
biz korkağız ,hiçde kusurumuz yok senin gibilerle harcayacak vaktimiz de yok gülegüle sana arkadaşım başka kapıya.Ben size söylenmesi gerekenleri söyledim hadi bakalım gülegüle ....Çeçenistana,çeçenistana oradan korkuyorsanız,filistine,filistine oradada yapamayız diyorsanız afganistana afganistana orasıdamı olmaz peki oturun oturduğunuz yerdede en ucuz ve kolay olan tek varlık kaynağınız olan ve sizi zillet çukurundan anlık dahi olsa çıkaran tarikat,şeyh münkirliğine devam hemi ,peki sen bilirsin devam et bakalım başka varlığını ortaya koyma özelliği olmayan zavallılar .Yapın vazifenizide tatmin olun anlıkta olsa ne yapalım başka var olma malzemesi keşfedene kadar (ki nerde o akıl) tarikat ve şeyh münkirliğine devam ..
Arkadaşlar bunlar asla bıkmadan münkirliğe devam ederler bunu bilesiniz, bunları muhatap alıpta sakın olaki ayet hadis yazmayın ha orta zeka oldukları için kafa bu tip şeylere çalışmaz,birde bunların doğruyu öğrenmek gibi bir hedefleri yok sadece ama sadece o zillet çukurundan çıkarkenki aldıkları lezzettir hedefleri.O yüzden bunlara o lezzeti tattırmamak için bunları muhatap almadan kendi aramızda konuyudeğerlendirelim istiyorum.Gerçi denemesi bedava siz bilirsiniz.Bunlar iranda olsalar şia düşmanı olurlar ,arabistanda olsalar vahhabi düşmanı olurlar,türkiyedeler ehli sünnet düşmanılar.Bu tip zillet çukuruna düşmüş zevatın kaderi bu ille düşman olacak asla bir şeyi sevemez bunlar,sevdiklerini iddia edebilirler asla inanmayın bunların zerresinde sevgi namına ,güzellik namına birşey bulamazsınız.Bunlar müslüman kimliğine sahip olmasalar aynen işçi partililer veya satanistler varya hah öyle olurlar işte ne hikmetse ki müslüman kimliğiyle satanistlerin ip cilerin psikolojisi içindeler, farklı olan kıyafetleri bunlar müslüman kıyafeti giymişler o kadar ......... Allaha hamd olsun yakışıklı dalyangibi bir delikanlıyım,hiçte kusurum yok,çokta şanslıyım,Allahu Teala ne gerekiyorsa vermiş bu kuluna ve ben kapı kapı dolaşıp yüzüme kapılar kapansada 15 yıldır hergün insanlara Allahı ve Resulullahı anlatmaya,sarhoşu tövbeye,ateisti Allaha,deisti Resule,İbneyi tövbeye,zinakarı tövbeye davet ediyor talip olanlarıda elimden geldiğince hem düzeltmeye hemde yetiştirmeye devam ediyorum hemde her gün biliyormusun ne yaptığının farkında olmayan kardeşim,ayrıca senin dediğin yerlere destekte olmaya çalışıyorum biliyormusun hatta gitmeleri için teşvikte ediyorum hemde hergün yaaaa kendinizi siz ne zannediyorsunuz yahu.......................................Ben emribilmaruf nehyi anilmünker yapan bir camiayla beraberim senin ve senin gibilerin hayalinin yanından bile geçemeyeceğiniz hizmetlerin içinde 15 yıldır aktif bir şekilde en ön saflarda anadan babadan vatandan ayrı mücadele veriyorum sen biliyormusun,nerden bileceksin ki ,yazdıklarımın hepsini ben yaşıyorum .................................................. ..............Allah inşallah kabul buyururda en azından son nefesimde imanla canımı alırda şu pis dünyadan imanla giderim diye ümit ediyorum o lütfu sosuz merhameti sonsuz Rabbımdan.Ayrıca kendim gibi insanları arıyor ve yetiştirmeye gayret ediyorum |
||
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 02.09.2005
Mesajlar: 330
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
Alıntı:
kurbanım. |
|||
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 02.09.2005
Mesajlar: 330
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
Alıntı:
|
|||
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 2,951
Konulara Teşekkür etti: 19
7 Teşekkür aldı 5 Mesajlar için
|
Alıntı:
Bunlara benim tavsiyem şudur;hiç bir halta yaramıyorsunuz bari çeçenistana gidinde en azından bedeniniz bir işe yarasıın ...........Cihad çığırtkanlığı yapma,cihada git ve cihad et ,en azından bedeninle bir işe yara...... Nefs mücadelesi için kurulmuş ve sistematize edilmiş tek kurum tasavvuftur ve ille bir icazetli mürşid tasarrufundan nasiblenmeli insan. Fatihin Akşemseddini vardı,Osman gazinin Şeyh Edebalisi,Yavuz Selimin Şeyh Hasanı,2. Abdulhamidin kendisi Nakşi ve Şazeli meşayıhındandı ve ayrıca (bu bana ait bir tesbit) müceddid idi.Saidi nursi Hz.leri ilk zamanlar çok şiddetle karşı çıkmıştır fakat zamanla 2. Abdulhamidin büyüklüğünü anlayınca karşı çıktığı konulardan dolayı Tövbe etmiştir..... Ya sizin kiminiz var? Yoksa siz ben ne fatih olabilirim ne 2.Abdulhamid nede Osman Gazi mi diyorsunuz? Kendiniz de bir kabilkiyet görmüyorsanız yazık.... |
|||
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 30.03.2003
Mesajlar: 1,669
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
Alıntı:
__________________
Hiddetinden korkmuyorum ey Allahım, şefkatin titretiyor dizlerimi... |
|||
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 02.09.2005
Mesajlar: 330
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
Alıntı:
![]() |
|||
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 02.09.2005
Mesajlar: 330
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
Alıntı:
ALLAH C.C. OLSUN ![]() |
|||
|
|
|