İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack (1) Seçenekler

  #1
Alt 14.02.2007, 11:33

 
Üyelik tarihi: 24.07.2006
Mesajlar: 303
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
ORGAN NAKLi KESiNLiKLE CAiZ DEĞiLDiR, HARAMDIR!

ORGAN NAKLİ VE VASİYETİ CÂİZ MİDİR?

Ömer Öngüt efendi hazretleri buyuruyor ki:



Bu Hususta Mahlûkun Hükmü Yoktur.

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’lerinde Böyle Buyuruyor:

“Kendi kendinizi katletmeyin.” (Nisâ: 29)

Bu bir emr-i ilâhî’dir.

“Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın.” (Bakara: 195)

Bu da bir emr-i ilâhî’dir.

“Kim bir mümini kasten öldürürse, onun cezası, içinde devamlı kalacağı cehennemdir.” (Nisâ: 93)

Bu ilâhî bir hükümdür.

KİM BU ÂYET-İ KERİME’LERİ GÖRÜP CÂİZ OLDUĞUNU SÖYLERSE KÜFRE KAYAR.

...


İlahi Hüküm:

Bir kimse organlarının alınmasını vasiyet etmekle, kendisini katlettiği için bu bir intihardır.

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’lerinde şöyle buyuruyor:

“Kendi kendinizi katletmeyin!” (Nisa: 29)

Bu bir emr-i ilâhi’dir.

“Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın!”(Bakara: 195)

Bu da bir emr-i ilâhi’dir.

Bu mesuliyet organlarının alınmasını vasiyet edenlere âittir.

İkinci mesuliyet ise vasiyet etmediği halde, vârisin de haberi olmadığı halde, öldü diye organlarını alan doktorlara ve bu fetvâyı verenlere âittir.

Bu husustaki Âyet-i kerime’de ise Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Kim ki bir mümini kasten öldürürse, onun cezası, içinde devamlı kalacağı cehennemdir.”(Nisa: 93)

İşte bunlar bu Âyet-i kerime’nin kapsamına girmektedirler. Hem bu fetvayı veren, hem de bu katli yapan aynı mesuliyetin içine girer. Bu bir katldir, bunlar katildir.

İşte Âyet-i kerime! İtirazınız varsa Âyet-i kerime ile cevap verin! Bu böyledir!

...


Vasiyet Katliamdır:

Organ nakli ve vasiyeti hususunda mahlukun hükmü yoktur. Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde kesin olarak emir buyuruyor:

“Kendi kendinizi katletmeyin!” (Nisa: 29)

Kim ki bu Âyet-i kerime’yi görüp caiz olduğunu söylerse küfre kayar.

Bu doğrudan doğruya bir katliamdır. Kişi kendisine en büyük eziyeti yapıyor. Ve kendi eliyle kendini katlediyor.

Bir insan kendini katlederse ebedi cehennemdedir. Şöyle ki,

Organ nakli ve vasiyetinde bulunmak bir intihardır.

Bir kimse organlarının alınmasını vasiyet etmekle, kendisini katlettirdiği için, bu bir intihardır.

Zira organ nakli daha kişi ölmeden, organlar canlı iken yapılıyor. Beyin fonksiyonlarının durmuş olduğuna hükmedilerek nakil yapılıyor. Halbuki o anda kalb çalışır vaziyettedir. İşte bu kişinin takdir-i ilâhi ile bitkisel hayattan çıkma imkanı ve ihtimali de vardır. Misalleri de çoktur. Fakat daha kalb durmamışken organlar alındığı için, bu bir intihar oluyor.

Halbuki Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki:

“Bir adamın yarası vardı. (Istırabına dayanamayıp) kendisini öldürünce Allah-u Teâlâ:

‘Kulum acele ederek bana geldi, ben de ona cenneti haram kıldım.’ buyurdu.” (Buhari. Tecrid-i Sarih: 668)

Ashab-ı kiram’dan Câbir bin Semüre -radiyallahu anh- der ki:

“Resulullah Aleyhisselâm’a kendisini öldüren bir adam getirilmişti, üzerine namaz kılmadı.” (Müslim: 978)

Bununla birlikte Ashab-ı kiram’ına “Arkadaşınızın cenaze namazını kılın.” buyurduğu da rivayet edilmiştir.

Diğer bir Hadis-i şerif’lerinde ise şöyle buyuruyorlar:

“Her kim kendini bir demir parçası ile öldürürse, demiri elinde, onu karnına saplar bir halde cehennem ateşinde ebedi ve daimi olarak kalacaktır.

Her kim zehir içer de kendini öldürürse o kimse de zehirini cehennem ateşinde ebedi ve daimi kalarak içecektir.

Her kim de dağdan yuvarlanır da kendini öldürürse, o da cehennem ateşinde ebedi ve daimi olarak yuvarlanacaktır.”
(Müslim: 109)

“Cezâ amel cinsinden olur.” kaidesine göre, intihar eden kimse, ne suretle canına kıymışsa, o şekilde azaba maruz kalacaktır.

Bu gibi kimselerin cehennemde ebedî kalması, haram olan intiharı helâl saydığı takdirdedir.

Bir Hadis-i şerif’te şöyle buyuruluyor:

“Kendi kendini boğan kimse, cehennemde kendini boğa boğa, kendini vuran kimse de cehennemde kendine vura vura azab eder.” (Buhari. Tecrid-i Sarih: 669)

Kişi emr-i ilâhi gelmeden kendini öldürdüğü için Allah-u Teâlâ’nın takdirine karışmış oluyor. Bunun için de cehenneme giriyor. Çünkü O’nun verdiği canı ancak O alır.

Bir insan da organlarını vasiyet etmekle; ilâhî takdire müdahale etmiş, kendisinin öldürülmesine izin verdiği için takdire karışmış, Hazret-i Allah’ın emanetini çiğnemiş ve kendisini katletmiş, böylece de azaba müstehak olmuş olmaktadır. O’nun verdiği organı yine O alır. Kimin malını kime ve ne sıfatla veriyorsun? Halbuki Hazret-i Allah belki ona sıhhatini tekrar iade edecekti, sağlık verecekti. Diğer taraftan kendisinin adına karar veren varisleri de böyle bir işleme izin verdikleri için bu katliama sebep oluyorlar.

Binaenaleyh organ nakli organlar canlı iken yapılıyor, çünkü kalp durduktan sonra organlar işe yaramıyor. Nice insanlar bitkisel hayattan (beyin ölümü) çıktıktan sonra dirilmiş, yaşamışlardır.

Bu yüzden organın işe yaraması için kalp durmadan organların alınması icab ettiğine göre, insanın da hayata dönmesi muhtemel iken bu esnada alınan organlar veren kişi için intihardır, kişi vermediği halde zorla alınırsa katilliktir. Her ikisi de haramdır.

...


Hadis-i Şerif’e Dikkat!:

Câbir bin Abdullah -radiyallahu anh-den rivayet edilmiştir:

Tufeyl bin Amr ed-Devsî -radiyallahu anh- Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e gelerek “Yâ Resulellah! Muhkem bir kal’aya ve muhafızların yanına gitmek ister misin?” demiş. (Câbir ‘Cahiliye devrinde Devs kabilesine ait muhkem bir kal’a vardı.’ diyor.)

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buna râzı olmamıştı. Çünkü Allah muhafızlığı Medine’li Ensar’a ayırmıştı.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Medine’ye hicret edince Tufeyl bin Amr -radiyallahu anh- de Medine’ye hicret etti. Onunla birlikte kavminden bir zât da hicret etti. Fakat Medine’de sıkıldılar. O zât hastalandı ve sabırsızlık ederek oklarını aldı, onlarla parmak eklerini kesti. Derken ellerinden kan fışkırmaya başladı, sonra da öldü.

Daha sonraki günlerde Tufeyl bin Amr -radiyallahu anh- onu rüyasında gördü. Kılık kıyafeti güzel olmasına rağmen elleri sarılı idi. Tufeyl -radiyallahu anh- ona “Rabbin sana ne yaptı?” diye sordu. O da “Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-in yanına hicret ettiğim için beni affetti.” diye cevap verdi. Tufeyl -radiyallahu anh- “Neden seni ellerini sarmış görüyorum?” deyince:

Bana ‘Senin bozduğun bir organını biz düzeltemeyiz.’ denildi.” cevabını verdi.

Tufeyl -radiyallahu anh- bu rüyayı Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e anlattığında:

“Allah’ım! Onun ellerini de affeyle!” diye duâ etti. (Müslim: 116)

Bunca Hadis-i şerif’leri görüp organ nakli ve vasiyetinin caiz olduğunu söylerse küfre kayar. Çünkü bu bir intihardır, intihar ise hem katliamdır, hem haramdır.

...

Hakikat Aylık islam Dergisi

Devam edecek inşaallah-u Teala...
ibrahimem isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 14.02.2007, 11:43

 
Üyelik tarihi: 13.02.2007
Mesajlar: 174
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 1 Mesaja aldı
diri ve ölüden organ nakletmek caizdir. Çünkü bir organı kurtarmak, hayatı kurtarmak gibi zaruridir. Zaruret olunca birçok yasaklar mubah olur. Dirinin de, ölünün de bir yerini kesmek haramdır, ona eziyettir. Fakat, zaruret olunca, bu haramlık kalkar. Çünkü, “Zaruretler, yasak olan şeyleri mubah kılar.” (Mecelle)

Uzman ve Müslüman doktor, bir hasta için, diri veya ölüden organ naklinden başka çare olmadığını bildirdiği zaman, organ nakli caiz olur. Din ayrılığı gözetilmez. (El-Hedyül-İslami)

Ölmüş annesinin karnındaki canlı çocuğu, ameliyatla almak caizdir. Çünkü, imam-ı a’zam hazretleri, ölmüş bir kadının karnının yarılmasını ve çocuğun çıkarılmasını emretmiş, kurtarılan çocuk uzun yıllar yaşamıştır. (Eşbah)
serhendi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 14.02.2007, 13:08

 
Üyelik tarihi: 24.07.2006
Mesajlar: 303
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde:

“İnsanlar kabul edip girdikten sonra Allah’ın dini hakkında tartışmaya girişenlerin iddiâ ve delilleri Rabb’leri katında hükümsüzdür. Onlara bir gazab vardır ve çok çetin bir azab da onlar içindir.” buyuruyor. (Şurâ: 16)

Allah-u Teâlâ’nın emr-i ilâhî'si olduğu bir şeyde, mahlûkun hükmü yoktur.
ibrahimem isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 14.02.2007, 13:17

 
Üyelik tarihi: 13.02.2007
Mesajlar: 174
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 1 Mesaja aldı
Bir hak mezhebe uyan âlimlere uymuş olur. İctihad seviyesine yükselen âlim, ictihad yapar. İctihadında yanılsa bile sevap alır. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Müctehid, ictihadında hata ederse bir, isabet ederse iki sevap alır.) [Buhari]
Hatası bile sevap olan âlimlerin böyle farklı ictihadları Allahü teâlânın bir rahmetidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Âlimlerin farklı ictihadları rahmettir.) [Beyheki]
Farklı ictihadından dolayı bir âlim, öteki âlimin ictihadının yanlış olduğunu söylemez, söyleyemez. Çünkü Mecellede (İctihad ictihadla nakzedilemez) buyuruluyor. (Madde 16)
Farklı ictihadlar rahmet olduğu gibi, hadis-i şeriflerin farklı olması da rahmettir. Resulullah efendimiz, Müslümanlara rahmet olması için farklı hükümler bildirmiştir. Eğer tek hüküm olsaydı, mezhepler hasıl olmazdı. Kıyamete kadar, dünyanın her yerinde, her mevsimde, her şartta tek bir nizam olur, Müslümanların halleri, yaşamaları güçleşirdi. İmam-ı Şa’rani hazretleri, farklı ictihadların ve farklı hadis-i şeriflerin rahmet olduğunu bildirmek için koca bir kitap yazmıştır. Kitabına Mizan ismini vermiştir. Bu kıymetli eserinde birbirine zıt görünen hadis-i şeriflerin hikmetlerini açıklamıştır. Peygamber efendimiz, bazı emirleri zata mahsustur [kişiye özeldir,] mesela, erkeklere ipek yasak olmasına rağmen, Hz. Zübeyr ve Hz. Abdurrahman için, ipek giymelerine izin vermişti ve bu izin yalnız bunlara mahsustu. Hz. Arfece’ye de, altın burun takmasına izin vermişti. Bu hüküm umuma şâmil değildi. Bazı izin vermeler de, her ne kadar o şahsa ise de, herkes için geçerli idi. Bazıları da yalnız izin verilen şahsın durumunda olanlara mahsustu. Mesela hasta ise, secde edemeyene, ima ile kıl buyurmaları gibi. Bazılarına da zor işleri yapmasına izin verirlerdi, o da kuvveti yerinde olanlar içindi. Böylece birbirinden farklı birçok hadis-i şerif meydana çıkmıştır. İmam-ı Şa’rani, bunları teşdid ve tahfif olarak ayırmıştır. Farklı sahih hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
(Kan aldırmak abdesti bozmaz.) [Beyheki] (Hanefi hariç, üç mezhepte böyledir.)
(Akar kan abdesti bozar.) [Beyheki, Dare Kutni] (Hanefi’de böyledir.)
(Burnu kanayan abdest alsın.) [Beyheki] (Hanefi’de böyledir.)
(İmamın kıraati, cemaatin kıraatidir.) [Hatib] (Hanefi’de böyledir.)
(Fatihasız namaz olmaz.) [Buhari] (Şafiilerin ameli böyledir.)
(Zekerine dokunanın abdesti bozulur.) [Ebu Davud, Tirmizi, Nesai] (Maliki’de böyledir.)
(Zekerine dokunanın abdesti bozulmaz.) [Ebu Davud,Tirmizi, Nesai] (Hanefi’de böyle.)
(Fercine dokunan kadının abdesti bozulur.) [Beyheki, Hâkim] (Şafii’de böyledir.)
(Abdestte, ağzı ve burnu yıkayın.) Beyheki] (Sadece Hanbeli’de farzdır.)
(Ağzı ve burnu yıkamak sünnettir.) [Müslim] (Hanbeli hariç diğer üç mezhepte sünnettir.)
(Deve eti yemek abdesti bozar.) [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai] (Hanbeli’de böyle.)
(Besmelesiz abdest olmaz.) [E.Davud, Tirmizi, Beyheki, Hakim] (Hanbeli’de böyledir.)
(Ateşte ısınmış bir şeyi yiyip içmek abdesti bozar.) [Müslim, Ebu Davud, İbni Mace, Tirmizi, Nesai] (Dört mezhebin ameli böyle değildir.)
(Deniz hayvanları helâldir.) [Ebu Davud, Tirmizi, Nesai] (Hanefi hariç, 3 mezhepte böyle
serhendi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 15.02.2007, 08:06

 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.287
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Nihat Hatipoğlu nun caiz ya da değildir demesi ne kadar önemli ki...
Her doçent ya da her prof un sözüne bakacak olsak yandık...
İslam alimi olabilmenin kıstası bu değildir.

Ayrıca bu konuda Allahü Teala ne demiş, Allah REsulü ne demiş, gerçek İslam alimleri ne demiş biz ona bakmalıyız...

Ayet ve hadislerde önünüze serilmiş iken sizleri biraz daha şuurlu olmaya davet ediyorum.
egzotic1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 15.02.2007, 11:16

 
Üyelik tarihi: 24.07.2006
Mesajlar: 303
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı

Vasiyet İntihardır:

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde kesin olarak emir buyuruyor:

“Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın.” (Bakara: 195)

Allah-u Teâlâ’nın hükmü budur. Kim ki bu Âyet-i kerime’yi görüp organ naklinin caiz olduğunu söylerse küfre kayar.

Organ Nakli ve vasiyeti tehlikelidir. Çünkü kişi kendisine en büyük tehlikeyi kast ediyor. Bir kimse organının alınmasını vasiyet ederse, bundan büyük tehlike mi olur? Zira kimin malını kime veriyorsun? Böyle yapmakla kendilerini katletmiş olmaktadırlar.

İslâm dininde insanlara kendilerini tehlikeye atmamaları emredilmiş, hastalıklara çare ve tedavi aranması istenmiştir.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde:

“Allah-u Teâlâ derdi de devâyı da indirdiği gibi, her dert için bir devâ yaratmıştır. Binaenaleyh tedaviye devam ediniz. Fakat haram ile tedavi etmeyiniz.” buyuruyorlar. (Ebu Dâvud: 3874)

İnsan vücudu Allah-u Teâlâ’nın kullarına bahşettiği ilâhî bir emanettir. Şahsa ait değildir ki, organlarını başkasına bağışlayabilsin.

Birisi öldü diye onun evinden istediğin malzemeyi alıp kendi binana kullanabiliyor musun? Diyeceksin ki “Hayır kullanamam, çünkü onun vârisleri var.”

Beşerî bir insanı varis kabul ediyorsun da, yaratanı nasıl unutuyorsun? Satın mı aldın o organları?

Can Allah-u Teâlâ’nın bir emanetidir. Allah-u Teâlâ’nın verdiğini ancak Allah-u Teâlâ alır. Dilerse tekrar iade eder. Vasiyet edip kendi arzunla verdiğin o organını bir daha sana verecek mi acaba? O zaman kimden bulacaksın?

İnsanın hayatta olduğu müddetçe tehlikeli bir durum dahi olsa ölümüne sebep olabilecek bir organını alıp başkasına nakletmek caiz değildir. Bu katl’dir, çünkü ecelin ne zaman geleceğini kimse bilemez.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz yarasının ıstırabına dayanamayıp kendisini öldüren için Allah-u Teâlâ’nın:

Kulum acele ederek bana geldi, ben de ona cenneti haram kıldım.” buyurduğunu haber veriyorlar. (Buharî. Tecrid-i Sarih: 668)

Organlarının alınmasını vasiyet eden kişi, ölümünü Hazret-i Allah’ın takdirine değil, doktorların kararına bırakmıştır.

Şayet onlar ölümüne hüküm verirlerse organlarını alacaklar ve ölmemiş olan veya daha yaşaması muhtemel olan kendisinin hayatına son vereceklerdir.

İşte bu bir intihardır.

Artık kalbi, böbreği, gözü, ciğeri alınan biri nasıl yaşasın. Ama belki yaşayacaktı. Hazret-i Allah belki tekrar sıhhat verecekti.

Şimdi düşünün! Organlarını vasiyet etmekle; ilâhi takdire müdahale etmiş, Hazret-i Allah’ın emanetini çiğnemiş, emr-i ilahi gelmeden kendisini öldürdüğü için Hazret-i Allah’ın takdirine karışmış ve kendini katletmiş oluyor. Böylece de azaba müstehak oluyor.

O’nun verdiği canı vakti saati geldiğinde yine O alır.

Bir cümlenin noktasını virgülünü aldığında o cümle düzgün olmadığı gibi, o âzânın öz noktasını alınca; o âzâ da, âzâ olmaktan çıkıyor. Organ bir parçası, tamamı diye birşey olmaz.

Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:

“Onların çoğunu hakikaten söz dinlerler, yahut akıllanırlar mı sanıyorsun?” (Furkan: 44)

Daha evvel arzedilmişti; Profesör Saffet Solak, oğlunun geçirdiği trafik kazası sonucu kalbinin durduğunu, morga kaldırıldığını söyledi.

Bir şüphe üzerine masaj yapıla yapıla Allah-u Teâlâ yeniden hayata döndürüyor.

Başka bir hadise ise biri kendini diğeri için feda etmiş, böbreğini veriyor. Tek böbreğiyle bir müddet yaşıyor, sonra üzüntülü bir haber duyuyor, tek böbreği ile dayanamayıp o da vefat ediyor.

Şimdi bu adam da iyilik edeyim derken kendini feda ettiğinden en büyük tehlikeyi kast ediyor. Böylece kendi ebedi hayatını hiçe müncer ediyor.

Yine kalp krizi geçiren genç bir adam ölüyor ve hastaneye kaldırılıyor, doktorlar elektroşok uyguluyorlar. Gencin kalbi yarım saat sonra tekrar çalışmaya başlıyor.

Ölümün kalbin durmasından beş dakika geçmesi ile kabul edildiği söyleniyor. Burada ise yarım saat geçtikten sonra kişinin kalbini Cenâb-ı Hakk tekrar çalıştırıyor.

Ölüm olayı için kalbin durması hukuken kabul edildiği halde, yine de ölünün hayata dönmesi mümkün iken, tıbben beyin fonksiyonları durduğu için bu arada kalp çalışıyor olduğu halde organların alınması cidden çok düşünülmesi gereken bir durumdur. Büyük bir katliamdır.

Kalp durmasından sonra alınan organlar işe yaramıyor diye, bir başkasını kurtaralım derken hayata dönmesi bir çok misalleriyle muhtemel bir insanın canına, hayatına son vermek katl’dir. Katl ise haramdır.
ibrahimem isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

LinkBacks (?)
LinkBack to this Thread: http://www.delikanforum.net/dini-bilgi-ve-egitim/59011-organ-nakli-kesinlikle-caiz-degildir-haramdir.html
Konuyu Başlatan For Type Tarih
organ nakli - Sayfa 3 - ilahi-Tr Forum This thread Refback 04.03.2008 14:10

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Organ nakli caiz midir itimat Bilinmesi gerekenler 6 31.01.2008 17:30
organ nakli caiz midir? virane Dini Bilgi ve Eğitim 59 24.02.2007 00:48
ORGAN NAKLi CAiZ DEĞiLDiR! iNSAN MÜKERREMDiR. ibrahimem Dini Bilgi ve Eğitim 0 15.02.2007 12:30
ORGAN NAKLiNDE ÖLÜ ZEVK DEĞiL, ACI DUYAR! CAiZ DEĞiLDiR! ibrahimem Dini Bilgi ve Eğitim 2 15.02.2007 11:36
Hormon nakli caiz midir itimat Bilinmesi gerekenler 2 07.10.2006 13:45


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:43 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50