![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 4.927
Teşekkür etti: 4
132 Teşekkür 91 Mesaja aldı
| Bismillah... muhterem kardeşim ...zihniniz o kadar karışık ki kurduğunuz cümlelerin ne anlama geldiğinin idrakinde değilsiniz.... Diyorsunuz ki;"sen itikadi nasıl maturidiyim eş'ariyim diyorsan"....Evet,biz ehl-i sünnet itikadıyız diyoruz zira akaide dair meselelerde imam maturidinin,imam eş'arinin Kur'an ve sünnet eksenli içtihadlarına ittiba ediyoruz. Siz ise "Selefiyim" diyemezsiniz.Zira Selefilik akaidi diye bir akaid yoktur. Selefi olduğunu söyleyen bir kelam alimi de yoktur. Zira Selefilik çıkışıında itikadi meselelerde ehl-i sünnet olup ameli meselelerde kişilerin kendi içtihadı ile hareket etmesi olarak ortaya çıkmıştır.Fakat sonraları kişiler itikadi meselelerde de kendi reyine başvurmaya başlamıştır. Bu nedenle Selefilik diye bir akaid oluşmamıştır. Selefilik diye ameli bir mezhebte yoktur. ZİRA FERTLER İTİKADİ VEYA AMELİ MESELELERDE KENDİ DÜŞÜNCESİNE GÖRE HAREKET ETMEKTEDİR. Mesela Maturidi itikadı olarak İmam Azam'ın Fıkh-ı Ekber adlı kelam kitabında maturdidinin itikad esasları yer almaktadır. İttiba ettiğinizi söyleyebileceğiniz bir tek selefi kelam kitabı var mıdır?Sizin "selefiyim" demeniz, BEN MESELELERDE KENDİ AKLIMA GÖRE AHKAM VERİR VE ONA UYARIM anlamına gelmektedir. Akabinde "sahabenin,tabiinin,tabe-i tabiinin,müçtehid imamların" izinden gittiğinizi söylüyorsunuz. Bu takdirde herkes selefidir. Lakin "selefilik" diye adlandırılan akım bu değildir. Zira "selefiyim" diyen kişiler bir meselede İmam Azamın veya başka bir müçtehid imamın içtihadı yerine kendi aklının çıkardığı hükme tabi olmaktadır. Dolaysı ile eğer yukarıdaki zincirin izinden gittiğinizi söylüyorsanız ameli ve itikadi bir mezhebe ittiba ettiğiniz anlamına gelirki bu anlamda hepimiz selefiyiz...Yok eğer bilinen anlamı ile "selefiyim" diyorsanız yukarıda saydıklarınız sizin öncünüz değil naslardan anlayabildiğiniz kadarı ile kendi aklınız sizin öncünüzdür. Buyrunuz Ebu Hureyre hangi kitabı yazmış söyleyiniz?Allah Rasulu hayatta iken hadislerin yazılması yasaktı.Zira ayetlerle karıştırılma ihtimali vardı. Ve hadisler tabiin döneminde Abdullah İbni Abbas ile birlikte yazılmaya başlanmıştır. Ayrıca hadisler Allah'ın himayesi altında değildir. Allah'ın koruması altında olan tek kitap Kur'andır..Tek kelam ayetlerdir. Sonradan birçok hadis uydurulmuştur fakat sonradan bir tek ayet uydurulmuş değildir. Şu hadistir diye bir çok söz ortalığa atıldı ancak şu ayettir diye bir tek cümle ortaya atılmış değildir. Zira Kur'an koruma altındaydı. Fakat hadisler değildir. Sizin yazmanızla veya imla bilginizle dalga geçilmemektedir. Fakat hakkında yorum yaptığınız ahkam verdiğiniz meselelerin bırakın muhtevası adını dahi bilmiyorsunuz.Bunu bir küçümsemek olarak algılamayınız.İmla hatası,yazım yanlışı bir olur iki olur.Fakat siz itiraz ettiğiniz fiil ve terimlerin adını hep aynı şekilde telafuz ettiniz.Ki bu o fiillerin adını da muhtevasını da bilmediğinizi gösterir."dabıta" dediğiniz fiilin "rabıta" olduğunu yeni düzelttiniz. Risale okumaktan başka bir şey yapmamamız ve hadis ıstılahından haberimiz olmamasına gelince....muhterem bizim davetimiz açıktır....buyrunuz her mevzuda sizinle ve dahi kiminle olursa olsun biiznillah münazaraya hazırız...buyrunuz hadis ıstılahında münazara edeceksek edelim....usul derseniz buyrunuz....kelam veya fıkıh derseniz buyrunuz....fakat bu ilimler üst seviye ilimlerdir....isterseniz başlangıç olan okuma yazma diyebileceğimiz arapça,sarf,nahiv ilimlerinde münazara edelim.........alim olduğumuzu iddia etmiyoruz fakat biiznillah biz hazırız.... Allah Rasulunun sahabeleri hadis yazmaya teşvik ettiğini yazan, ifade eden bir tek kaynak gösterebilirmisiniz????Bir tek hadis...Bir tek nakil.....Biz bilmiyor isek bilen sizin bunu söylemeniz bizim sizin üzerimizdeki hakkıdır...Buyrunuz gösteriniz bakalım nerede Allah Rasulu hadislerinin yazılmasını teşvik etmiş...Buyrunuz söyleyiniz bakalım yasaklamasına ragmen yasarken kim Allah Rasulunun hadislerini yazmaya yeltenmiş????? Birşeyin varlığını ispat etmek yoklugunu ispat etmekten çok çok kolaydır.Bizim "Allah Rasulu sahabeye hadislerinin yazılmasını buyurmamış" ifadesini ispat etmemiz çok zordur...Zira bütün hadis külliyatını tarayıp tek tek yok oldugunu göstermemiz gerekir.Fakat sizin bunu ispat etmeniz çok kolaydır."Allah Rasulunun hadislerinin yazılmasını emrettiği bir tek hadis gösterirsiniz ve ispat edersiniz.Tersten bakacak olursak bir tek hadis Allah Rasulunun hadislerinin yazılmasını yasakladığına delildir. İşte size bir hadis; "Benden Kuran dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden Kuran dışında bir şey yazmışsa imha etsin.” (Müslim, Sahihi Müslim Kitabı Zühd, Hanbel, Müsned 3/12, 21, 33) Buyrunuz izah,tevil ve sıralayacağınızı söylediğiniz delillerinizi bekliyoruz. vesselam |
| | |
| Arife Her Gün Kadir Gecesidir ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 11.115
Teşekkür etti: 779
825 Teşekkür 465 Mesaja aldı
| Rasulullah sahabelere önce yazmayın demiştir fakat sonra yazabilirisiniz demiştir. Abdullah bin Amr bin As, her hadisi yazar, Resulullah efendimiz buna mani olmazdı. Hatta bazıları, (Sen her şeyi yazıyorsun. Ama Resulullah da insandır. Öfkeli iken de söz söyler) dediler. Durumu Resulullaha arz edince, mübarek parmağını ağzına götürüp, (Yaz! Allah’a yemin ederim ki, bu ağızdan hak sözden başkası çıkmaz) buyurdu. (Ebu Davud, Hakim)
__________________ ÖLENLE ÖLÜNMEZ MİRASINA KONULUR:) |
| | |
| Arife Her Gün Kadir Gecesidir ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 11.115
Teşekkür etti: 779
825 Teşekkür 465 Mesaja aldı
| HADİSLER HZ. PEYGAMBER’DEN İKİYÜZ SENE SONRA MI YAZILDI? SORU 28. Biz başlangıçtan beri bu sayfayı takip edip faydalanan, İmam-Hatiplik görevi yapan, bir kısmımız da okuma meraklısı kimseleriz. Öncelikle size teşekkür ederiz. Bazılarının ikide bir tekrar edip durduğu ve sizin yazılarınızı yorumlarken de gözümüze ilişen “Hazret-i Peygamber’den iki yüz sene sonra yazılan hadislere ne kadar güveneceğiz?” sorusu gerçekçi bir soru mudur? Bu konuda yeterli açıklama yapmanızı ve okuyabileceğimiz kaynaklar göstermenizi bekliyoruz? Arapça da olabilir. CEVAP: Uzun zamandır çeşitli şekillerde sorulan benzeri sorulara, bunların zihinlerde oluşturduğu tereddütlere, şüphelere cevap verme ihtiyacı olduğunu biliyorum. Daha önce çeşitli vesilelerle bazı soruları cevaplandırırken bu konuya temas ettiğim olmuştu. Benim şahsî kanaatim, bu tür soruların bir kısmı, bilgi edinme maksadı taşımayan ve içinde itham, inkâr, körü körüne taklit, entelektüel geçinme hevesi taşıyan, genel olarak da üslûp nezaketinden uzak cinsten sorular sınıfından sayılabilir. Bir kısmı ise gerçekten bilgi edinmeye yönelik sorular niteliğindedir. Söze başlarken hemen şunu ifade edeyim: Sizin bana yönelttiğiniz, hadislerin Peygamberimizden iki yüz sene sonra yazıldığı yönündeki sorunun ihtivâ ettiği düşüncenin gerçekle ve ilimle hiçbir ilgisi yoktur, tamamen bir yalandan ibarettir. Bu düşünce sahipleri, görüşlerini ispat edebilecekleri tarihî bir bilgi ve belgeden mahrumdurlar; yegane dayanakları bazı oryantalist/müsteşriklerin maksatlı tahrifleridir. Hadislerin henüz Resûl-i Ekrem Efendimiz hayatta iken yazılmaya başlandığı, bazı sahâbîlerin bizzat Peygamberden izin alarak hadis yazdıkları bilinen bir hakikattir. Şu kadar var ki, bütün hadislerin yazıldığını iddia etmek veya yaygın olarak sahabenin hadis yazdığını söylemek gerçeğe uygun olmaz. Peygamberimizin kendi sözlerinin yazılmasını yasakladığına dair rivayet sahih bir hadistir. Ancak onun kadar sahih başka rivayetler, bazı sahabenin peygamberin özel izni ile hadis yazdığına şahadet ettiği gibi, yazmayı emreden pek çok rivayet de vardır. Bu durumda daha çok olan rivayetleri hesaba katmayarak, sadece yasakla ilgili rivayet üzerine bina kılınan fikrî yapı, ilmîlikten ve ilim ehlinde bulunması gereken ahlâkî duruştan uzak olmaz mı? Ashap arasında Abdullah İbn Amr İbn Âs, Enes İbn Mâlik, Hz. Peygamber’in azatlısı Ebû Râfi’, Amr İbn Hazm, Câbir İbn Abdullah hadisleri yazdığı bilinenlerin birkaçıdır. Öte yandan hadislerin yazımının yasak oluşu daima şahıslarla ve zamanla sınırlı bir yasaklama olarak görülmüştür. Çünkü târihî gerçekler ve belgeler, hadislerin yazımının (kitâbet) ve derlenişinin (tedvin) hicrî ikinci asırda hemen tamamen bittiğini ve en geç ikinci asrın ikinci yarısından yani Hicrî 150 senesinden sonra tasnîfin (konulu kitaplar yazımı) başladığını çok açık ve net olarak ortaya koymaktadır. Tasnifin, hadisleri konularına göre kitaplaştırmanın “altın çağı” hicrî üçüncü asır, yani meşhur el-Kütübü’s-Sitte diye anılan Buhârî ve Müslim’in “Sahih”’leri, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve İbnu Mâce’nin “Sünen”’lerinin tasnif edildiği asır olmuştur. Fuad Sezgin’in de isabetle kaydettiği gibi, müsteşrikler bizim ilk temel kaynaklarımızda geçen “evvelu men devvene’l-hadîs=hadisleri ilk derleyen”, “evvelu men sannafe’l-hadîs=hadisleri ilk tasnif edip konularına göre kitap yazan” ve “evvelu men sannafe’s-sahîh=sahîh hadislerden oluşan ilk kitap tasnif eden” ifadelerini maksatlı olarak karıştırıp tahrif etmişler ve hadislerin iki yüz sene sonra yazıldığı gibi hiç de inandırıcı olmayan muharref bilgiyi onlar ileri sürmüşlerdir. Çünkü bu tabirlerin karıştırılması yüz senelik bir süreyi görmezden gelmeyi ifade eder. İlk yazılan ve ilk tasnif edilen kitaplardan bir kısmı günümüze kadar gelmiş ve yayınlanmış bulunmaktadır. Şayet yazım sürekli bir yasak olsaydı bu kısa dönemde böyle bir gelişme sağlanması mümkün olamazdı. Resûl-i Ekrem’in yazdırdığı mektuplarından bir kısmı günümüze kadar ulaştığı gibi, sahâbenin yazdığı hadis cüzlerinin de hangi ellerde, hangi yolla, hangi zamana kadar geldiğini biliyoruz. Onların asıl nüshalarının elimize ulaşmamış olması bizler için önemli bir târihî vesika kaybı ise de, içlerindeki hadislerin bugün en sahih hadis mecmualarında yer aldığından şüphe etmemizi gerektirecek bir sebep yoktur. Elde mevcut en eski hadis kitabı olarak anılan ve elimizde iki ayrı yayını bulunan “Hemmâm İbni Münebbih Sahîfesi”, meşhur sahâbî Ebû Hüreyre’nin (ölümü hicrî 57) talebesi Hemmam’a yazdırdığı hadislerden oluşan ve 138 rivayeti havi bir kitaptır ki, bunun ne kadar erken dönemin bize kadar gelmiş bir belgesi olduğu hayranlıkla görülür. Bunun içindeki hadislerin daha sonraki musannefatta çeşitli tariklerle ne kadar güvenli şekilde nakledilmiş olduğunu görmek gurur vericidir. Halife Ömer İbni Abdülaziz’in resmen hadis tedvinini emredip takip ettiğini, ondan önce ise gayr-i resmî tedvîn faaliyetinin yaygın olarak devam ettiğini biliyoruz. Ömer İbn Abdülaziz’in hicrî 101 senesinde vefat ettiği dikkate alınırsa, hadislerin tedvininin ne kadar erken dönemde kitaplarda toplanıp derlendiği anlaşılır. Demek ki, ashabın birçoğu hayatta iken, özellikle ashabı ilk ağızdan duyup dinleyen tâbiîn tabakasının büyükleri henüz sağken, hadislerin büyük oranda yazıya geçirildiğini söylemek sadece bir gerçeğin ifadesi olur. Kaldı ki, Arap toplumunda o günkü şartlarda hafızanın ne kadar büyük rol oynadığı ve güvenilir bir dayanak olduğu bilenlerince izahtan varestedir. Şu kadarını ifade etmemiz bu gerçeğin sadece bir yönüdür: Arapların tarihi (eyyâmu’l-arap), edebiyatı, Cahiliye dönemi divanları, etnoloji bilgileri, nesepleri ve benzeri birçok alanın bugün elde bulunan yazılı belgeleri, kitapları, yazılıp kitaplaştırıldıkları güne kadar tamamen hafıza yoluyla aktarılmıştır. Bu kadar malzemeyi hıfzında tutan, zihninde muhafaza eden bir toplumun peygamberlerinin kendileri için altın değerinde olan sözlerini muhafaza etmemiş olması düşünülemez. Diğer bütün bilgi ve belgelere güvenenlerin, sadece sıra hadislere gelince aksi davranışlar ve olumsuz tavırlar göstermesini düşünmeye değer bulmamız tabii değil midir? Kaldı ki, tarihi seyri içinde hadislerin naklinde aranan inanılmaz derecede hassas kıstası bilenler, yazının ne kadar güvenilir olduğunu münakaşa etmeye değer bir konu olarak görürler. Çünkü elde yazılı olarak bulunan hadis malzemesinin nakli bile birçok şartla mukayyettir. Müslümanlar açısından bir başka önemli nokta, Kur’an ile Sünnet’in, hadislerin konumunun, birtakım çevrelerin abartılı bir biçimde takdim ettikleri gibi, hiçbir zaman eşitlenmediği ve Allah kelâmı olan Kur’an’ın başka hiçbir metinle asla kıyas edilmediği gerçeğidir. Sahih sünnet ve hadisler daima Kur’an’ın yanında, onun müfesserini açıklayan, mücmelini beyan eden, mutlakını takyîd eden, âmmını tahsis eden, müşkilini halleden vb. konumda kabul edilmiştir. Kur’an’da hakkında açıkça hüküm bulunmayan konularda sünnet hüküm kaynağıdır. Bundan daha tabii ne olabilir? Kendisine vahiy gelen ve Allah’ın elçisi olan bir peygamberden başka Allah adına kim hüküm koyucu olabilir? Hz. Peygamber’e bu yetkiyi verenin Cenâb-ı Hak olduğunda asla şüphe edilemez. Çünkü Kur’an, Resûlullah’a imanı, itaati, ittibaı ve iktidayı emreder. Bu konuları okuyabileceğimiz çok geniş bir kaynak zenginliğine sahibiz. Bütün hadis usulü ve hadis tarihi kitaplarının ilgili bahislerinde bu konuda bilgi bulabilirsiniz. Ben konu ile ilgili kitapların basılı olan ve önemli gördüklerimden sadece birkaçına işaret etmekle yetineceğim: El-Hatîbu’l-Bağdâdî, Takyîdu’l-ilm; İbnu Abdülberr, Câmiu beyâni’l-ilm; Muhammed Accâc el-Hatîb, es-Sünnetu kable’t-tedvîn; Muhammed Ebû Zehv, el-Hadîs ve’l-muhaddisûn; Münâzır Ahsen el-Keylânî, Tedvînu’l-hadîs; Muhammed ez-Zehrânî, Tedvînu’s-Sünneti’n-Nebeviyye; Fuad Sezgin, Buhârî’nin Kaynakları; Muhammed Ham’idullah, Muhtasar Hadis Tarihi ve Hemmâm İbni Münebbih’in Hadis Sahîfesi, terc. Talat Koçyiğit; Muhammed Mustafa el-A’zamî, İlk Devir Hadis Edebiyatı, terc. Hulusi Yavuz; Talat Koçyiğit, Hadis Tarihi; Ali Yardım, Hadis I-II.
__________________ ÖLENLE ÖLÜNMEZ MİRASINA KONULUR:) |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 4.927
Teşekkür etti: 4
132 Teşekkür 91 Mesaja aldı
| Bismillah... Hadisler tabiin devrinde Abdullah ibni Abbas ve Abdullah bin Amr bin As tarafından tabiin döneminde yazıya alınmaya başlanmıştır. 2 asır sonra Buhari Müslim gibi zatlar bu yazılı ve sözlü nakledilen hadisleri tahric edip muteber olanları derlemişlerdir. Dolaysı ile hadisler 200 yıl sonra yazıldı beyanatı nakıstır. vesselam |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 01.02.2007
Mesajlar: 4.449
Teşekkür etti: 11
6 Teşekkür 6 Mesaja aldı
| yaa ninja yanlışsın bak ebu hureyrenin hammad adındaki tabiuna yazdığı kitap var araştır yaa hala çiğ kofte yemekten bıkmadınmı bu arada eşeri ve maturudi ehli bitattır ehli sunet olanlar seleflerimiz olan rasulullah svs ashab ve onların yoluna tabi olanlardır hidayetle |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 4.927
Teşekkür etti: 4
132 Teşekkür 91 Mesaja aldı
| Bismillah.... muhterem rica ederiz bakınız daha okuma yazma bilmiyorken söylediğiniz kelamlara bakınız.Rica ederiz islami ilimleri tedrisiniz nedir???İslamı ne kadar biliyorsunuz??? Kelam ilmi nedir bilir misiniz???? Ehl-i sünnet ismi Maturidi ve Eş'arinin adıdır. Ehl-i dalalet olan Cebriye,Mutezile gibi mezheblerdir. Denildiği gibi "selefiye" diye bir akaid usulü yoktur. Lütfen yukarıdaki yazıyı okuyunuz. Kreşe giden bir çocuğunun tıp hakkında söyledikleri ne kadar ise söylediklerinizin ciddiyet ve doğruluk payı o kadardır.Zira herhangi bir ıstılaha vakıf olmadığını gibi herhangi bir islami ilmide tedris etmiş değilsiniz.Ne karşı çıktığınız meselelerin ne de savunduğunuz meselelerin ismini ve muhtevasını bilmiyorsunuz. Neyi savunduğunuzun neyi tenkit ettiğinizin dahi farkında değilsiniz. Lütfen kelamlarınıza dikkat ediniz.Kreşe giden bir çocuk tıp hakkında konuştuğunda gülüp geçilir.Ne faydası ne zararı yoktur. Lakin kelamlarınız imanınıza hafizanallah halel getirebilir. vesselam |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 01.02.2007
Mesajlar: 4.449
Teşekkür etti: 11
6 Teşekkür 6 Mesaja aldı
| bak kerdeşim ben ne dediğimi iyi biliyom lakin hadis ıstılahı diye bişeyyoktur diyebilen bi insana ne anlatıla bilir onu bilmiyom varsen bildiğinle amel et nasıl olsa hakkın karşısında hangisi eğri hangisi doğru çııkaçak ozaman haliniz nice olacak onuda bilemiyorum hidayetle |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 4.927
Teşekkür etti: 4
132 Teşekkür 91 Mesaja aldı
| Bismillah... "Hadis ıstılahı yoktur"...Kim nerede demiş??? Dediğiniz gibi eğri doğru açığa çıkacak.Lakin eğri ve doğru şimdi de gün gibi ortadadır. vesselam |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 01.02.2007
Mesajlar: 4.449
Teşekkür etti: 11
6 Teşekkür 6 Mesaja aldı
| ama kor heryerde kordur beyefendi elini bi sallasana bakalım perdeyi tutabilecekmisin |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 4.927
Teşekkür etti: 4
132 Teşekkür 91 Mesaja aldı
| Bismillah... Haklısınız,kör her yerde kördür. vesselam |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 08.04.2006
Mesajlar: 1.205
Teşekkür etti: 0
5 Teşekkür 3 Mesaja aldı
| Vehhabi tabanlı kullanıcıların birbirlerine"sevgili kardeşim.Çok hoş yazmışsın v.s"sözlerini okuyunca aklıma mevlana celaleddin-i rumi hazretlerinin sözü geldi; Birgün dervişleri ile giderken yolda köpekleri birbirlerine sarılmış bir şekilde yatarken görürler.dervişlerden birisi derki"efendim şunların kardeşliğine bakarmısınız.Ne kadarda güzel.Ne kadar hoş".. Mevlana hazretleri derki"aralarına bir kemik atarsan nasıl kardeş olduklarını görürsün"..!!
__________________ ( Şüphesiz İnsan Aldandı) |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 12.04.2007
Mesajlar: 56
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
| ||||||||||||||||||
| | | ||||||||||||||||||
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 08.04.2006
Mesajlar: 1.205
Teşekkür etti: 0
5 Teşekkür 3 Mesaja aldı
|
H.z mevlanaya sapık diyen bir zihniyetle tartışmaya bile girmem. Çünkü tartıştığınız karşı taraf zaten zayıf.. Zaten aciz... Zaten mecalsiz.. Zaten Takatsiz.. Zaten basiretsiz.. Kendi nefsinden başka kimsesi yok... Böyle birisi ile tartışmaya girmek onu iyice azdırmaktan başka bir işe yaramaz.. O yüzden herzamanki gibi bu konudada susuyorum.. Söz bitmez..
__________________ ( Şüphesiz İnsan Aldandı) | ||||||||||||||||||
| | | ||||||||||||||||||
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 23.03.2007
Mesajlar: 2.049
Teşekkür etti: 0
13 Teşekkür 9 Mesaja aldı
| ya sayın canım arkadaşlarım bırakın konuşsunlar. İmam Eşari ve İmam Maturudi hakkında söyledikleri yeterlidir. bu görüşte olanları değiştirmeyiz en azından bu konular hakkında konuşmayarak hiç değilse konuşmadıklarından dolayı günah yazılmaz. Sözü Hadis-i şerifle noktalayayım Allah'ın Resulu mübarek parmaklarını Necid istikametine dödürüp buyuruyorlar. - Fitne, münafıklık, fesat, dinsizlik, karışıklık, bozgunculuk, işte bu yönden gelecektir!!! Başka bir kıymet hükmüne ne hacet. Allah cümlemizi ıslah etsin bizleri hideyete erdirsin Yüce Rabbim |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 08.04.2006
Mesajlar: 1.205
Teşekkür etti: 0
5 Teşekkür 3 Mesaja aldı
|
Allah razı olsun kardeşim..
__________________ ( Şüphesiz İnsan Aldandı) | ||||||||||||||||||
| | | ||||||||||||||||||
![]() |
| Lesezeichen |
| Seçenekler | Arama |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Harika Resimlerle Hadis-i Şerifler... | _EzheR_ | Resim ve Karikatür | 0 | 26.02.2008 20:40 |
| Hadis-i Şerifler Delilmidir? | @flok@ | Dini Bilgi ve Eğitim | 11 | 19.05.2007 11:56 |
| Hadis-i Şerifler | Fatihsultan | Hadis Köşemiz | 2 | 14.02.2006 08:45 |
| Sûrelerin Fazileti Hakkında Hadis-i Şerifler | cihad2 | Hadis Köşemiz | 0 | 11.12.2005 00:12 |
| Kardeşlik üzerine Hadis-i Şerifler | M. Ali Saral | Dini Bilgi ve Eğitim | 0 | 07.09.2002 19:57 |