İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 27.03.2007, 18:14
Alp
 
Alp - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23.02.2007
Mesajlar: 3.390
Teşekkür etti: 0
6 Teşekkür 6 Mesaja aldı
Exclamation Günahtan sonra hemen tevbe etmek farzdır

Tevbeyi geciktirmek de büyük günahtır. Bunun için de, ayrıca tevbe etmek lazımdır. Lokman Hakim hazretleri, oğluna nasihat ederek; “Oğlum, tevbeyi yarına bırakma! Çünkü ölüm, ansızın gelip yakalar” buyurmuştur.

Bir farzı yapmamanın günahı, ancak onu kaza etmekle affolur. Her günahın affı için, kalble tevbe etmek, dil ile istigfar etmek ve beden ile kaza etmek lazımdır. Yüz kere “Sübhanallah-il-azim ve bi-hamdihi” demek, sadaka vermek ve bir gün oruç tutmak, çok iyi olur. Hadis-i şerifte; (Günah işlemiş kimse, abdest alır, iki rekat namaz kılar, sonra istigfar ederse günahı affolur) buyurulmuştur.

Allahü teâlâ, tevbe edenleri sever, affeder. Tevbe eden kimse, daha sonra, o günahı tekrar yaparsa, tevbesi bozulmaz, ikinci bir tevbe lazım olur. Bir kimse, tevbe ettiği bir günahı hatırlayınca, günahı işlediğine sevinirse, tekrar tevbe etmesi lazım olur. Hak sahiplerine haklarını ödemek veya helal ettirmek, gıybet ettiği kimseden af dilemek ve rızasını almak, yapmamış olduğu farzları kaza etmek farzdır. Bunlar tevbenin kendisi değil, şartıdırlar. Bir lirayı sahibine geri vermek, bin sene nafile ibadet yapmaktan ve yetmiş nafile hacdan daha iyidir.

Günahı bir daha yaparsam tevbem bozulur diyerek, tevbe yapmamak doğru değildir, cahilliktir, şeytanın aldatmasıdır. Her günahtan sonra, hemen tevbe etmek farzdır. Tevbeyi bir saat geciktirince, günah iki kat olur.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: “Günahlarına tevbe etmek, herkese farz-ı ayndır. Hiç kimse tevbeden kurtulamaz. Nasıl kurtulur ki, Peygamberlerin hepsi tevbe ederdi. Peygamberlerin sonuncusu ve en yükseği olan Muhammed aleyhisselam buyuruyor ki: (Kalbimde envar-ı ilahiyyenin gelmesine engel olan perde hasıl oluyor. Bunun için her gün, yetmiş kere istigfar ediyorum.)

Yapılan günahta, kul hakkı bulunmayıp, yalnız Allahü teâlâ ile kendi arasında olursa, böyle günahlara tevbe etmek, pişman olmakla, istigfar okumakla, Allahü teâlâdan utanıp, sıkılıp, Ondan af dilemekle olur. Farzlardan birini özürsüz terk etti ise, tevbe için, bunlarla birlikte, o farzı da yapmak lazımdır.

Günahta kul hakkı da varsa, buna tevbe için, kul hakkını hemen ödemek, onunla helalleşmek, ona iyilik ve dua etmek de lazımdır. Mal sahibi, hakkı olan ölmüş ise, ona dua, istigfar edip çocuklarına, vârislerine verip ödemeli, bunlara iyilik yapmalıdır. Çocukları, vârisleri bilinmiyorsa, malı, parayı fakirlere sadaka verip, sevabını hak sahibine ve eziyet yapılana niyet etmelidir.”

Tevbe ettim demek, tevbe olmaz. Çünkü, tevbenin sahih olması için üç şart lazımdır: 1- Hemen günahı bırakmalıdır. 2- Günah işlediğine, Allahü teâlâdan korktuğu için, utanmak ve pişman olmak lazımdır. 3- Bu günahı bir daha hiç yapmamaya gönülden söz vermektir.

Allahü teâlâ şartlarına uygun olan tevbeyi kabul edeceğine söz vermiştir. Abdullah bin Menazil hazretleri buyurdu ki: “Allahü teâlâ çeşitli ibadetleri bildirdi. Sabrı, sıdkı, namazı, orucu ve seher vakitleri istigfar, tevbe etmeyi buyurdu. İstigfarı en sonra söyledi. Böylece kula, bütün ibadetlerini, iyiliklerini kusurlu görüp, hepsine af ve magfiret dilemesi lazım oldu.”

Günah işleyince, hemen tevbe etmelidir. Gizli işlenen günahın tevbesi gizli olur. Açık işlenmiş günahın tevbesi açık olur. Tevbeyi geciktirmemelidir. Kiramen katibin melekleri, günahı hemen yazmaz. Tevbe edilirse, hiç yazılmaz. Tevbe edilmezse yazarlar. Cafer bin Sinan hazretleri; “Günaha tevbe etmemek, bu günahı yapmaktan daha fenadır” buyurmuştur.

Dertlerin, belaların gitmesi için, istigfar okumak çok faydalıdır. Hadis-i şerifte; (İstigfara devam edeni, çok okuyanı, Allahü teâlâ, dertlerden, sıkıntılardan kurtarır. Onu, hiç ummadığı yerden rızklandırır) buyuruldu.

Ahmet Zerruk hazretleri; “Günah işlemek, insanı helak etmez. Günaha devam etmek, tevbeyi terk etmek, helak eder” buyurmuştur.

Netice olarak, bir yandan günah işleyip, bir yandan da, “Estagfirullah” demek, istigfar değildir. Asıl istigfar; Allahü teâlânın emirlerine uymak, yasak ettiği şeylerden sakınmak, günahları terk etmektir.
Alp isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 27.03.2007, 18:16
Alp
 
Alp - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23.02.2007
Mesajlar: 3.390
Teşekkür etti: 0
6 Teşekkür 6 Mesaja aldı
Ahmed Cami hazretlerine yirmi iki yaşında iken tevbe etmek nasip olur. O yaşa kadar arkadaşları ile zevk ü sefa içinde yiyip içer. Bir gün içki getirmek sırası kendisine gelir. Bulundukları yerde kırk küp içkileri vardır. İçki almak için gidip baktığında hiç birinde şarap bulamaz. Şaşırıp kalır. Sonra merkebi ile şarap almak için bağa gider. Oradaki şarapları merkebe yükler. Merkep yürümemekte inat eder. Hayvanı yürütmek için sertleştiği anda; "Ahmed niçin bu hayvanı incitirsin? Onu biz yürütmüyoruz. Biz irade etmeden yürümeyeceğini bilmiyor musun? Arkadaşların özrünü kabul etmezse, biz kabul ederiz" diye bir ses işitir. Hemen yere kapanır ve; "Ya Rabbi! Tevbe ettim. Bundan sonra hiç şarap içmeyeceğim. Emreyle merkep yürüsün. O insanlara mahcup olmayayım" diye yalvarır. Merkep yürümeye başlar. Arkadaşlarının yanına varıp şarabı önlerine koyduğunda, arkadaşları;
-Sen de iç derler.
-Ben tevbe ettim cevabını verdiği halde, arkadaşları içirmek için ısrar ederler. Tam o anda;
"Ya Ahmed! Ellerinden al, iç ve içtiğin bardaktan onlara da içir" diye bir ses duyar. Bunun üzerine hemen alıp içer. Fakat şarap, Allahü teâlânın kudreti ile bal şerbetine çevrilmiştir. Orada bulunanlara da tattırır ve arkadaşları da tevbe ederler.
Alp isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 27.03.2007, 18:18
Alp
 
Alp - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23.02.2007
Mesajlar: 3.390
Teşekkür etti: 0
6 Teşekkür 6 Mesaja aldı
Bayezid-i Bistami hazretleri bir gün talebeleriyle giderken, yollarının üzerinde aklen özürlü olanların tedavi edildiği bir yere rastlarlar. Talebelerden birisi, orada tedavi için bir şeyler yapmaya çalışan baştabibe yaklaşıp;
-Günah hastalığı ile hasta olanlar için bir ilacınız var mıdır? diye sorar. Baştabib cevap veremeyip susunca, ayağı zincirle bağlı bir hasta, Bayezid-i Bistami hazretlerinin dua ve teveccühü ile şöyle der:
-O derdin ilacı şöyledir: Tevbe kökünü istigfar yaprağıyla karıştırıp, kalb havanına koyarak, tevhid tokmağıyla iyice dövmeli. Sonra insaf eleğinden eleyip, gözyaşıyle hamur etmeli. Daha sonra Aşkullah ateşinde pişirip, muhabbet-i Muhammediyye balından katarak, gece gündüz kanaat kaşığıyla yemelidir.
Alp isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 31.03.2007, 10:27
Alp
 
Alp - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23.02.2007
Mesajlar: 3.390
Teşekkür etti: 0
6 Teşekkür 6 Mesaja aldı
Abdullah-ı Dehlevi hazretleri buyuruyor ki:
“İnsan daima Allahü teâlâya yönelmelidir. Her an ve zamanda, her ibadet ve işte kendisine gelen feyz ve nurları düşünmeli, nasıl bir berekete kavuştuğunu anlamalıdır. Mesela; namaza durduğunda gelen nurlar ve bereketlerin nasıl olduğunu, kıraat ile beraber bu feyz ve bereketlerin ne hâle döndüğünü, Allahü teâlâya hamdü senadaki feyzi, dil ve Kelime-i tevhid söylemekteki bereketi, hadis-i şerifleri okurken ihsan buyurulan sırları incelemeli ve bu suretle günahlardan hasıl olan manevi zararları gözleyip, anlamalıdır. Mesela; haram ve şüpheli lokmadan kalbe nasıl bir zulmet geliyor ve gıybet etmek insanın bâtınına nasıl zarar veriyor, yalan söylemek kalbde nasıl bir leke bırakıyor anlaşılır. Böylece, bütün haram, mekruh ve günahların zehir, zarar ve ziyan olduğu vicdanen bizzat fark edilir. Yani her halinde, her iş ve sözünü inceleyip, İslamiyet’e uygun olup olmadığını dikkat ile takip etmelidir. Eğer işi ve sözü İslamiyet’e uygun ise, bunun şükrünü yerine getirmelidir. Şayet, Allahü teâlâ muhafaza buyursun, Ona aykırı ve uymuyor ise, hemen tevbe etmeli, istigfarda bulunmalıdır. Açıkça işlenen günahın tevbesi, aşikâre yapılmalı, gizli günahınki de gizli yapılmalıdır. Tevbeyi geciktirmemelidir. Çünkü Kiramen katibin melekleri, işlenen günahı hemen yazmazlar, müminin tevbe etmesini beklerler. Tevbe edince bu günahı hiç yazmazlar.”
Alp isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Her günahtan sonra iyilik yapın itimat Bir oku bin düşün 0 11.05.2008 18:59
Cünüp Olduktan Sonra Hemen Gusul Abdesti Almamız Gerekir Mi? itimat İbadet Hayatımız 21 06.04.2008 02:26
Yemeklerden Hemen Sonra Yapilmamasi Gereken 7 şey!!!!!!!!!! _seyda_ Sağlıklı yaşam ve Spor 9 05.08.2007 12:00
Tevbe Etmek için neyi bekliyoruz, bunları mı ?!? _313_ Hadis Köşemiz 7 14.08.2006 16:07
TEVBE; Siz Hiç Makbul olan tevbe Yaptınız mı? ledunn Dini Bilgi ve Eğitim 18 04.03.2006 01:52


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:44 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git