İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 30.03.2007, 15:03
Alp

 
Alp - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23.02.2007
Mesajlar: 3.380
Teşekkür etti: 0
23 Teşekkür 20 Mesaja aldı
Thumbs up Dinde reform ne demektir?

Reform, ıslah etmek, bozulmuş bir şeyi düzelterek, eski doğru haline getirmek demektir. Hıristiyanlık bozulduğu için reform yapıldı. Müslümanlık bozulmadığı için böyle bir hareket bozmak olur. Bunun için reform yapmak isteyenlerin, dinimizi içten yıkmak istedikleri anlaşılmaktadır.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
(Bid’at ehli, yapacağı değişikliklerle, dini düzelteceklerini, olgunlaştıracaklarını zannederek bid'at çıkarıyor, bid'atlerin zulmetleri ile sünnetin nurunu örtmeye çalışıyorlar. Bunlar, dinin noksanlıklarını tamamladıklarını iddia ediyorlar. Bilmiyorlar ki din noksan değil, kâmildir. Dini noksan sanıp, tamamlamaya [çağa uydurmaya, çeşitli bid’atler çıkarmaya] çalışmak, Maide suresinin, (Bugün sizin için dininizi ikmâl eyledim. Üzerinize olan nimetimi tamamladım ve size din olarak İslamiyet’i vermekle razı oldum) mealindeki 3. âyetine inanmamak olur. (m.260)

Bugünkü anlayışa göre dinde reform üçe ayrılır:
Ehl-i sünnet âlimleri, cahiller ve din düşmanları tarafından dine sokulmak istenen hurafeleri düzelttiler. Çeşitli kıymetli kitaplar hazırladılar. Kendilerinden bir şey ilave etmediler. Eshab-ı kiramın bildirdiklerini naklettiler. Daha sonra gelen âlimler de bunların kitaplarından naklederek kitap yazdılar. Bunlara reformcu değil, Müceddid denir. Nitekim hadis-i şerifte (Benden sonra, her yüz senede bir âlim çıkar, dinimi kuvvetlendirir) buyuruldu. İmam-ı a'zam, imam-ı Şafii, imam-ı Gazali, imam-ı Rabbani ve ahir zamanda gelecek Hz. Mehdi bu müceddidlerdendir. (Rahmetullahi aleyhim)

Dinde reformun ikinci kısmı, İslam âlimlerinin bildirdiklerine inanmayıp, Kur'an-ı kerime ve hadis-i şeriflere, kendi anlayışlarına göre mana veren sapıkların tuttuğu yoldur. Bunların İslam âlimlerinin bildirdiklerinden ayrı söyledikleri şeylere bid'at ve kendilerine de bid'at ehli veya mezhepsiz denir. Peygamber efendimiz (Ümmetim 73 fırkaya ayrılacak. Bunlardan 72si Cehenneme gidecek, biri inanışı sebebiyle Cehenneme girmeyecek) buyurdu. Cehenneme girmeyen fırkanın ise (Ehl-i sünnet vel-cemaat) olduğu icma ile bildirilmiştir.

İbadette bid'at, Peygamber efendimizin ve dört halifesinin zamanlarından bulunmayıp, onlardan sonra dinde meydana çıkarılan, ibadet olarak yapılmaya çalışılan şeylerdir. İbadetlerde ilave ve çıkarma olmaz. Mesela TVdeki imama uyup namaz kılmak bid'attir.

Dinde değil, âdetlerde değişiklik ise bid'at ve günah değildir. Mesela çatal kaşıkla yemek yemek, kahve, çay içmek gibi şeyler âdet olduğu için bid'at değildir.

Dinde reformun üçüncü kısmı, dini ıslah ediyoruz, düzeltiyoruz diyerek İslamiyet’i içten yıkmaya çalışma hareketidir. Yakın tarihimizde camilere müzik aleti sokma ve sıra koyma gibi gayretleri olmuştur. Aynı sinsi gaye devam etmektedir. Dikkatli olmak gerekir.
Alp isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 30.03.2007, 15:06
Alp

 
Alp - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23.02.2007
Mesajlar: 3.380
Teşekkür etti: 0
23 Teşekkür 20 Mesaja aldı
Merkezî Ezan Tuzağı

EN ünlü Alman Müslümanı Murad Hofmann ile yapılan bir röportajı (Islamische Zeitung/24 Ocak 2002) www.enfal.de sitesinde okudum.

Önce Murad Hofmann’ı tanıtayım; 1931 doğumlu, yüksek hukuk tahsili yapmış, 31 yıl boyunca Alman hariciyesinde diplomat olarak çalışmış, en son vazifesi Cezayir ve Fas’ta Alman büyükelçiliği... 1980’de din olarak İslâm’ı seçmiş, defalarca hacca gitmiş. 1992’de “Der Islam als Alternative” (Alternatif olarak İslâm) kitabıyla büyük bir başarı kazanmış, daha sonra “Mekke’ye Seyahat” kitabını yazmış, “Üçüncü Bin Yılda İslâm” kitabını 2000 yılında yayınlamış,

Islamische Zeitung, Hofmann’a soruyor; Şu sıralarda İstanbul’daki durum, bilhassa günlük hayat bakımından nasıldır?

Hofmann’ın bu soruya verdiği cevapta ezanla ilgili şöyle bir görüş var:

“Benim anladığım kadarıyla ezanı kaldırmak istiyorlar ama yavaş yavaş. Başlangıçta merkezî ezan diye bir söylemleri oldu, yani merkezî bir yerde tek bir ezan okunacak, diğer bütün camilerde hoparlörler vasıtasıyla bu ezan yayınlanacak. Dediklerine göre böyle bir şey müezzinin kalitesi bakımından bir ilerleme olacakmış. Öte taraftan binlerce müezzin işsiz ve açıkta kalacak. Şimdi de Fatih’te altmış beş camide ezanın hoparlörle okunmasını yasakladılar. Gerekçeleri de şu: Aynı bölgede çok sayıda cami varmış ve hepsinden birden hoparlörle ezan okunursa kaos olurmuş. Fes şehrinde üç yüz otuz cami var, bunların hepsinden aynı anda ezan okunduğu vakit harika bir şey oluyor... Ezan sanki vadiden yükseliyor ve onu elle tutacakmışsınız zannediyorsunuz...”

Murad Hofmann 30 yıldan beri bir Türk hanımla evlidir. Yazları Türkiye’de, kışları Almanya’da geçirir. “Yazın yaz olduğunu, kışın kış olduğunu yaşamak istiyorum,,.” diyor.

Ünlü Alman Müslümanı “İslâmî Gazeteye” konuştuğunda Türkiye’de 28 Şubat baskıları, kâbusları, tabuları ve terörü hüküm sürüyordu. Gerçekten o zaman tedriç yoluyla ezanları susturmak istemişlerdi bir takım derin güçler. Yakın zamana kadar her camide bir imam, bir de müezzin vardı. Küçük camilerden müezzin kadrosunu kaldırdılar. Sonra birtakım reformcular, çokbilmişler, içten pazarlıklılar merkezî ezan diye bir bid’at çıkardılar. Diyelim şehirde 60 cami var, ezan bir yerde okunacak, bütün camiler bu ezanı hoparlörle duyuracak... Her şey birden bire olmaz, önce merkezî ezan... Müezzinlik kadrolarının kaldırılması, sonra vakti gelince punduna getirip ezanı büsbütün kaldırmak...

Beş, altı sene önce Orta Anadolu’nun büyük bir şehrine gitmiştim. Müftü Efendi işi gücü bırakmış merkezî ezan için çalışıyormuş. Belediye Reisi de ona çok kızıyordu.

O şehre Ramazan’da gitmiştim. Gece otelde sahura kalktım, imsak vakti geldi, ezanlar okunmaya başladı, civarda park gibi tepelik bir yerin içinde tarihî bir cami vardı. Sabah namazını gidip şurada kılayım dedim, cami geceleyin elektrik ampulleriyle pırıl pırıldı. Yaklaştım, bir de ne göreyim, içinde in yok cin yok, kapılar kapalı. Peki, ezan nasıl okunmuş? Merkezî ezan... Merkezî ezan... Merkezî ezan...

Aklı başında hiçbir Müslüman bu merkezî ezan tuzağına düşmemelidir. Müezzinlik dinimizde çok şerefli, çok feyizli, çok kudsî bir hizmettir. Resûl-i Kibriya Efendimiz müezzinleri övmüştür, onlara çok müjdeler vermiştir. Tabiî ki bu övgüler ve müjdeler, rızaenlillah, hasbetenlillah ezan okuyanlar içindir.

Bendeniz zevksiz ve sanatsız şekilde ezan okunmasından çok şikâyetçiyim. Şimdiye kadar bu konuda nice yazılar yazdım, teklifler getirdim. Bir yazımda, ezan enstitüsü kurulmasını, musîkiye istidadı olan, sesleri müsait bulunan gençlerin kaliteli müezzin olarak yetiştirilmelerini teklif etmiştim, tabiî hiç kimse ilgilenmedi.

Ezan okumaya hiç mi hiç ehliyeti olmayan bazı kimselerin, ezana eza verircesine kötü okudukları ezanlar beni çileden çıkartıyor. Çıkartıyor ama yine de kesinlikle merkezî ezan sistemini uygun bulmam. Merkezî ezan sistemi İslâm’a ve Müslümanlara kurulmuş bir tuzaktır. Alman Müslümanı Hofmann bu tuzağı anlamış, bizim de anlamamız gerekir.

Yemen seyahatimde başşehir Sana’aya gece yarısından sonra varmıştık. Otele geldiğimizde sabah ezanları okunmaya başladı. Ya Rabbi! Yüzlerce minareden yükselen o ezanlar ne kadar güzeldi! Ezandan önce kasideler, salâvat-ı şerifeler okuyorlardı.

Bu devirde başı çeken Müslümanlara ne oldu anlayamıyorum. Ezan İslâm’ın ve Müslümanların ses ile bayrağıdır. Çok önemli, çok hayatî bir İslâm şiarıdır. Bizim onu en güzel, en sanatlı, en duygulu, en heyecan verici, en titretici, en uyarıcı şekilde okumamız ve okutmamız gerekmez mi?

İstanbul’da öyle ezanlar okunmalı ki, dindar olmayanlar bile onların güzelliği, inceliği karşısında duygulanmalı, heyecanlanmalı, kendinden geçmeli.

Bizim, dünyanın en eski, en köklü, en ünlü, en vasıflı musîki okullarında ve merkezlerinde müezzinler yetiştirmemiz gerekir. Önce İslâm dünyasında öğrenip yetişecekler, sonra, gerekirse Batı ülkelerine gidecekler. Bizde bunu düşünecek kafa yok mu? Sualin cevabını bendeniz vermiyorum...

1950’li yıllarda Kızılay’da bir otele davet edilmiştim. Suudî Arabistan kralının cülus yıldönümü münasebetiyle açık büfeli ziyafet vardı. Uzun bir masa ve üzerinde onlarca çeşit en nefis yemekler. Kuzu dolmaları ve daha neler neler... Hem yiyoruz, hem sohbet ediyoruz. Bir ara üzerinde çok şatafatlı bir üniforma taşıyan İran askerî ataşesi ile yârenlik ettik. Söz döndü dolaştı ezana geldi. Mükemmel Türkçe konuşan ataşe (Azerî imiş) şöyle dedi:

- Bizim İran’da bilhassa sabah ezanları çok güzel okunur. Namaz kılmayanlar bile ezan başlayınca sabahleyin yataklarından doğrulurlar ve huşu içinde dinlerler. Ezan bitince yine yatarlar... Sizde ise genellikle o kadar kötü şekilde okunuyor ki, neredeyse namaz kılanlar bile ezan okunurken yorganı başlarına çekecekler... Artık bu bir Acem mübalağası mıdır, yoksa doğru mudur siz hüküm verin.

İstanbul’da sanırım 3000’den fazla cami var. Yenileri de harıl harıl yapılıyor. Bu büyük şehirde en az yüz büyük müezzin olması lazım. Büyük müezzin ne demektir? Şartlarını ve sıfatlarını sayayım:

* Kültür ve zihniyet bakımından şehirli yani medenî olacak.

* Sesi müsait olacak.

* Müezzinlik konusunda uzun yıllar ehliyetli üstatlardan ders almış ve yetişmiş olacak.

* İnce, nazik, içli, kibar, görgülü, hassas, heyecanlı bir Müslüman olacak.

* Kendini Bilal-i Habeşî -radıyallahu anh- Efendimizin halefi bilecek.

Sesi, ahlâkı, karakteri müsait birtakım zengin çocuklarının özel eğitim ve terbiye ile müezzin olarak yetiştirilmelerini temenni ve tavsiye ediyorum. Namaz vakti gelince evine veya işyerine yakın bir camiye gider ve Allah rızası için ezan okur. Bütün camilere ille de resmi müezzin tâyin etmek gerekmez.

Böyle fahrî müezzinler yetiştirilse acaba her yerde ezan okumalarına izin verilir mi? Bu hususta da şüphelerim var.

İstanbul’da son devrin en büyük, en kudretli müezzini Aksaray Pertevniyal Valide Sultan Camii’nde hizmet veren Cemal Efendiymiş (isim hatırımda böyle kalmış, inşallah yanılmıyorum). O ezan okuduğu zaman yer yerinden oynarmış. Bir gün yanına bir arkadaşını almış, Şehzadebaşı’ndaki Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Camii’nde ezan okumaya gitmiş. 1919-1922 yılları arasında, İstanbul’un işgal altında bulunduğu bir zamanmış. Caddeden tramvaylar geçiyor, o zamanın motorlu vasıtaları, at arabaları, yoğun bir trafik varmış. Şapkasında horoz tüyleri olan, işgal kuvvetlerine mensup bir İtalyan trafiği idare ediyormuş. Cemal Efendi “Allah u Ekber” diye ezana başlayınca İtalyan’ın o lahutî sadadan aklı, ihtiyarı elinden gitmiş, trafiği durdurmuş, ezan bitinceye kadar yolu açmamış.

Ezan çeşitli makamlarda, çeşitli üslup ve edalarla okunur. Hepsi de güzeldir, sadece bir makamda ezan okumak asla doğru değildir, büyük bir kerahattir, İslâm’a ve Ümmete ihanettir... Nefretî makamından okumak...

24 Mart 2007 Cumartesi
(Milli Gazete, Mehmet Şevket Eygi)
Alp isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 30.03.2007, 15:21
Alp

 
Alp - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 23.02.2007
Mesajlar: 3.380
Teşekkür etti: 0
23 Teşekkür 20 Mesaja aldı
Ayaklardaki mestin üstüne mesh edilir diye tırnaklara oje sürüp üstüne mesh caiz olmaz. Yahut naylon çoraplara mesh kolaylık ise de, dinin emri değişmiş olur, ibadet sahih olmaz.

Su bulunmazsa teyemmüm edilir. Fakat reformcuların dediği gibi sular kesilince hemen teyemmüm edin demek, dinde kolaylık değil, dini değiştirmektir.

Ramazan yaza gelince tutmayıp, kışa tehir etmek veya namazları vaktinde kılmayıp, hepsini gece yatarken kılmak da dini değiştirmek olur.

Hanefi’de gusülde ağzın içini yıkamak farz ise de, diğer iki mezhepte farz değil diye ağzın içini yıkamamak mezhepsizlik olur.

Dinde zorluk yok, kolaylık var demek, (Dinimizin verdiği ruhsatlardan faydalanın) demektir. Yoksa, (Herkes hoşuna giden şeyleri yapsın, hoşlanmadığı şeyleri yapmasın, ibadetleri keyfine göre değiştirsin) demek değildir. Dinde ufak bir değişiklik yapmak dinsizlik olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Dinimizde olmayan bir şey çıkarılırsa, o şey, merduddur.) [Buhari]
Âyet-i kerimede de mealen, (Dinlerini oyuncak ve eğlence edinenleri bırak!) buyuruldu. (Enam 70)

Her ihtiyaç zaruret değildir.
Mecelle’de diyor ki:
Zaruretler, memnu olanı mubah kılar. Yani yasak olan şeylerin, zaruret devam ettiği müddetçe yasaklığı kalkar. (Madde 21)

Bazı kimseler, Mecelle’nin bu maddesini gerekçe gösterip, (Her ihtiyaç zarurettir. Zaruret karşısında da haramlar mubah olur) diyerek haramları mubah gibi işliyorlar. Zaruret nedir, ne değildir?

Zaruret: Kendinin veya nafakasını vermesi gerekenlerin, aç, susuz, çıplak veya sokakta kalarak hasta olması demektir. (Eşbah)

Zaruret, zor ile, başka şey yapmaya imkan olmadığı hallerde olur. (Kamus tercümesi)

Görüldüğü gibi, insanı bir şey yapmaya zorlayan, insanın elinde olmayan semavi sebebe zaruret denir. Kısacası, dinimizin emrettiği veya yasakladığı bir işte, başka bir şey yapamama mecburiyeti zarurettir.
Alp isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 02.04.2007, 15:56

 
Üyelik tarihi: 06.03.2007
Mesajlar: 207
Teşekkür etti: 1
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
yakup isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Dinde Reformcular Cihad74 Önemli Şahsiyetler ve Eserleri 24 19.03.2007 17:40
Dinde On Esas Nelerdir? Alp Dini Bilgi ve Eğitim 0 17.03.2007 19:54
Islamda Reform Olmaz Zafera Islame Nèze Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 3 16.02.2007 15:27
Başka Dinlerde Olur, İslâm’da Reform Olmaz! _313_ Dini Bilgi ve Eğitim 0 31.08.2006 10:27
AKPnin dinde reform projesi ledunn Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 6 22.10.2003 23:31


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:14 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50