İman, çarşıda, pazarda satılmaz
İman nimeti ile şereflenen bir kimsenin, doğru iman nimeti ile şereflenmesi ise, çok daha büyük bir nimettir ve nimetlerde zirvedir. Bunun dışında başka şeylere bakmak, aşağıya bakmak, aşağı, adi olanı istemek demektir ve kendini zelil etmektir. Allahü teâlâ; (Nimetlerimin kıymetini bilirseniz arttırırım, bilmezseniz elinizden alır, şiddetli azap ederim) buyuruyor.
Bunun için, kavuştuğumuz nimetlere şükretmek, elimizden gitmemesi için çok korkmak lazımdır. Bu hâl, vaadi ilahidir. Allahü teâlâ ise, vaadinden dönmez, onu mutlaka yapar.
Her şey para ile satın alınabilir ama, iman asla satın alınamaz. Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri, sevdiklerine sık sık; “Allah bir kuluna iman vermiş ise, ne vermedi? İman vermedi ise, ne verdi?” buyururdu.
Hakim-i Tirmizi hazretlerine;
-İmanın gitmesine en çok sebep olan günah nedir? diye sorduklarında, buyurdu ki:
-Üç günah vardır: Birincisi; iman nimetine kavuştuğuna şükretmemek. İkincisi; imanın gitmesinden korkmamak. Üçüncüsü; müminleri incitmek ve onlara eziyet etmek. Biliniz ki, Peygamber efendimiz; (Haksız yere bir Müslümanı incitmek, Kâ’beyi yetmiş defa yıkmaktan daha büyük günahtır) buyurdular.
Netice olarak iman nimetinin gitmemesi için çok korkmalı, imanı muhafaza etmeye çalışmalıdır. Zira iman ve iman nimeti ile şereflenen Müslüman, çok kıymetlidir ve bu nimetlerin kıymetini bilmelidir. Zira iman, çarşıda, pazarda satılmaz, miras kalmaz. İyiliğe elverişli olmayan kişi, Peygamberi görse de Müslüman olamaz. İman nimetine kavuşanları, Allahü teâlâ seçiyor. Müslüman demek, Cenab-ı Hakkın seçtiği, dost edindiği insan demektir, ona göre hareket etmeli, kıymetini bilmelidir.
|