![]() Üyelik tarihi: 23.02.2007
Mesajlar: 3,409
Konulara Teşekkür etti: 0
10 Teşekkür aldı 8 Mesajlar için
|
İnsanların haklarını gözetmek, nafile ibadetlerden, zikretmekten önce gelir. Mesela, bir kimse, Allahü teâlânın ismini söylerken, zikrederken bir görme özürlü kimse oradan geçse ve o a’manın önünde bir çukur bulunsa, bir adım atınca çukura düşecek olsa, bu kimsenin zikre devam etmesi mi, yoksa zikretmeyi bırakıp, o a’mayı çukura düşmekten kurtarması mı daha efdaldir? Şüphesiz önündeki çukura düşecek olan a’mayı kurtarması, zikr-i ilahiden daha iyidir. Çünkü Allahü teâlânın, ona ve onun zikrine ihtiyacı yoktur. Görme özürlü kimse ise, muhtaç bir kuldur. Bunu zarardan kurtarmak daha efdaldir. Hele, o a’mayı kurtarmayı dinimiz de emrettiği için, onu kurtarmak, zikirden daha mühimdir. Böylece dinin emrine de uyulmuş olur. Zikretmekte, yalnız Cenab-ı Hakkın hakkı vardır. Onun emri ile bir a’mayı önündeki çukura düşmekten kurtarmakta ise, iki hak birden yerine getirilmiş olmaktadır. Bu haklardan biri kul hakkı diğeri ise, Yaratanın yani cenab-ı Hakkın hakkıdır.
|
||
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 23.02.2007
Mesajlar: 3,409
Konulara Teşekkür etti: 0
10 Teşekkür aldı 8 Mesajlar için
|
Abdüllah ibni Mubarek hazretleri; “Haram olarak ele geçen bir kuruşu, sahibine geri vermek, yüz kuruş sadaka vermekten daha sevaptır” buyurmuştur. Din büyükleri de; “Haksız alınan bir kuruşu sahibine geri vermek, kabul olan altı yüz hacdan daha sevaptır” buyurmuşlardır.
Allahü teâlânın emirlerini yerine getirmeyen ve kendi nefsi için başkasının hakkını yiyen veya başkasını aldatanlar, hak sahipleri ile helalleşmedikçe affedilmeyeceklerdir. Yani, üzerinde kul veya hayvan hakkı bulunan kimseleri Allahü teâlâ affetmez ve bunlar ibadet etseler bile, Cehenneme girecekler, cezalarını göreceklerdir. |
||
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 23.02.2007
Mesajlar: 3,409
Konulara Teşekkür etti: 0
10 Teşekkür aldı 8 Mesajlar için
|
Her Müslümanın, ölüme hazırlanması lazımdır. Bunun için de, tevbe etmelidir. Kul hakkı altında kalmamaya dikkat etmelidir. Yani, hakları sahiplerine verip helalleşmelidir. Bir hadis-i şerifte; (Müsevvifler helak oldu) buyuruldu. Yani, ileride tevbe ederim, ileride helalleşirim diyenler, tevbeyi geciktirenler ziyan etti. Lokman hakim hazretleri oğluna nasihat ederek; “Oğlum, tevbeyi yarına bırakma! Çünkü, ölüm ansızın gelip yakalar” buyurmuştur.
|
||
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 23.02.2007
Mesajlar: 3,409
Konulara Teşekkür etti: 0
10 Teşekkür aldı 8 Mesajlar için
|
Sırat köprüsünde herkese 7 şeyden sual sorulacaktır, cevap veremeyen düşecektir. Bunlar; iman, namaz, oruç, zekat, hac, gusül ve kul hakkındandır. Yedinci soruya kadar gelebilmek çok zordur. Yedinci soru da çok zordur. Peygamberler masum oldukları halde, günahsız oldukları halde burada korkarlar.
|
||
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 23.02.2007
Mesajlar: 3,409
Konulara Teşekkür etti: 0
10 Teşekkür aldı 8 Mesajlar için
|
Kul hakkı, Allahü teâlânın hakkından önce ödenir. Kul hakkı, ne kadar az olsa da, Cennete girmeye manidir. Kul hakkına dokunmamaya, hakkı olanları ödemeye, titizlikle çalışmalıdır. Üzerimizde kimsenin hakkı kalmamasına çok dikkat etmeliyiz! Hakkı dünyada ödemek kolaydır. Nezaket ile, yumuşaklıkla haktan kurtulmak mümkündür. Fakat, ahirette, iş böyle değildir. Orada, hak altından kurtulmak çok güçtür, çaresi bulunmaz.
|
||
|
|
|
![]() ![]() Üyelik tarihi: 18.11.2005
Mesajlar: 152
Konulara Teşekkür etti: 1
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
üzerinde kul hakki olanin ibadetleri kabul olmaz görüsü yanlistir, kul hakki ayri üzerine farz olan borclar ayridir, kul hakki ile göcerse ondan ayri hesaba cekilecek farz borclari varsa ondan ayri hesaba cekilecektir insan, nitekim kul haklarini yetistigi takdirde üzerindeki sevablardan ödeyecegide peygamberimizden bize ulasmistir. Elbette nasuh tevbe eden kul hakkindan kacinmali ve üzerinde varsa onu iade etme yoluna gitmelidir.
Ama üzerinde kul hakki var diye namazini kilmasinmi, zaten kabul olmayacakmis diye, bunlar yanlis görüsler. kim zerre kadar hayir islerse karsiligini görür, kimde zerre kadar ser islerse karsiligini görür. |
||
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 23.02.2007
Mesajlar: 3,409
Konulara Teşekkür etti: 0
10 Teşekkür aldı 8 Mesajlar için
|
Alıntı:
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Şartları gözetilerek yapılan ibadet sahih olur, fakat, ihlas ile yapılmadı ise, kabul olmaz. Sevap verilmez. [Yani hasıl olan büyük sevapların hepsine kavuşamaz. İşlediği günahlar, kazandığı sevapları alır götürür. Elinde sevabı kalmadığı için, sevap verilmez, sevabı olmaz deniyor. Yoksa sahih ve ihlaslı olan her ibadetin sevabı olur.] Sahih olan bir ibadet, kabul olmayabilir. Mesela çaldığı ceket ile namaz kılan kimsenin namazı sahihtir, namaz borcundan kurtulur. Fakat sevabı noksan olur. Diğer bütün günahlar da böyledir. Mesela, oruç tutan kimse akşam orucunu içki ile açsa, orucu yine sahihtir, ama oruçtan hasıl olan büyük sevapların hepsine kavuşamaz. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Haram elbise giyinenin ibadetlerini Allahü teâlâ kabul etmez.) [Bezzar] (On dirhemlik elbisenin bir dirhemi haramsa, onunla kılınan namaz kabul olmaz.) [İ.Ahmed] (Haram cilbab [gömlek] ile kılınan namaz kabul olmaz.) [Bezzar] (Bir lokma haram yiyenin kırk günlük güzel ameli kabul olmaz.) [Taberani, Deylemi] (Şarap içenin kırk gün namazı kabul olmaz.) [Hakim, İ.Neccar] (Bir bid'at çıkaranın namazı, orucu, haccı, umresi, cihadı, tevbesi, farzı, nafilesi ve hiçbir iyiliği kabul olmaz, hamurdan [yağdan] kıl çıkar gibi, Müslümanlıktan çıkması kolay olur.) [İbni Mace] (Allahü teâlâ, bid'at ehlinin ne duasını ne zekatını ne haccını, ne namazını, ne de sadakasını kabul eder, yağdan kıl çıkar gibi dinden çıkar.) [Deylemi] (Bid'at ehli, bid'atini Allah rızası için terk etmedikçe, hiçbir ameli kabul olmaz.) [İbni Neccar] Hadika ve Berika’da (Bid'at işleyenin hiçbir ibadeti kabul olmaz) hadis-i şerifi, açıklanırken, (Bunların ibadetleri sahih olur. Fakat sevap verilmez) deniyor. Haram işleyenin ve bid’at ehlinin ibadeti sahih olsa da kabul olmaz. Fasıkın, yani açıktan büyük günah işleyenin, mesela içki içenin, zina edenin, faiz yiyenin ve bid’at ehlinin imam olması mekruhtur. Mekruh olarak kılınan namaz sahih olursa da kabul olmaz. Bid'at sahibinin arkasında namaz kılmanın mekruh olduğu (Hulasa) fetva kitabında da yazılıdır. Kabul olmaz demek, sahih olmaz demek değildir. Sahih olur, fakat sevabı olmaz [yani işlediği günahlar yüzünden sevabı azalır veya hiç kalmaz] demektir. (R. Muhtar) kaynak:www.dinimizislam.com |
|||
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | son Mesaj |
| Günahlar, denizlerin köpüğü kadar da olsa... | itimat | İbadet Hayatımız | 7 | 15.02.2008 01:08 |
| Hayatta En çok Yapmak Istediğiniz,fakat Bu Olsa Olsa Hayallerde Olur Dedğiniz Bir şey | fahrunnisa | Muhabbet Olsun | 29 | 29.12.2007 13:28 |
| Türkçeye girmeye aday sözcükler | elmnightmare | Muhabbet Olsun | 8 | 24.12.2007 12:45 |
| Türkiye Abd ile Çatışma Pahasına Kuzey Irak'a Girmeye Hazır | musabbinumeyr | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 0 | 30.07.2007 09:28 |
| Gunah Ne Kadar Buyuk Olsa Da... | TALHA-61 | Özgün Yazılarınız | 7 | 29.04.2003 13:09 |