![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 30.08.2006
Mesajlar: 1.052
Teşekkür etti: 49
50 Teşekkür 40 Mesaja aldı
|
Himmet Ya Gavs (ks) (Cezbe-Smile)
|
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 23.02.2007
Mesajlar: 3.390
Teşekkür etti: 0
6 Teşekkür 6 Mesaja aldı
|
Sultan III. Mustafa zamanındaki evliyanın büyüklerinden olan Abdülehad Nuri Efendi, Süleymâniye Câmiinde vâz ettiği bir gün, kürsüye bir kâğıt kondu. Vâzdan sonra, bu şekilde konan kâğıtları okurlardı. Kâğıdı okuyunca; "Sizin gavs olduğunuz söyleniyor. Gavs olan, Allahü teâlânın izni ile istediğini yaparmış. Eğer gavs iseniz, beni bu mecliste öldürün bakalım." yazıyordu. Abdülehad Efendi bu yazıyı okuyunca; "Taassub insanı nelere götürürmüş. Sübhânallah, biz âciz ve fakîr bir kuluz. Halk bizi gavs ve kutb bilir. Hak teâlâ onları tasdik eyleye. Kutb olanlar nefis ehli olanlar gibi, ben bunu yapamaz mıyım diye elinden geleni yapmaya kalkışmaz. Onlara sıkıntı ve cefâ verilse bile onlar affederler. Onun için yüksek mertebelere eriştiler. Fakat evliyâ, kınından çekilmiş bir kılıçtır. Bir kimse kendini kılıca vursa, kabahat kılıcın mıdır, yoksa kendini kılıca vuranın mı?" buyurduklarında, câminin içinde; "Aman, eyvah, eyvah." diye bir çığlık koptu. O kâğıdı yazan kişi o anda vefât etti.
alıntı- www.vehbitulek.com |
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 17.04.2007
Mesajlar: 141
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
İbn-i Arabi'den ilgili bölümü naklet ben göstereceğim sana. Pasta o kadar meraklısın... İbn-i Arabi'nin hatemlerle ilgili beyanatlarını ve Gavsı Geylani'nin mektubunu naklet, kinde kabilesinden çıkacak topal kimseyle ilgili Hadisi naklet. Birlikte bunların tümünü tek tek ele alıp konuşacağız seninle... Arkadaşım Hatem ifadesinin her kullanıldığı yerde son bulma anlamı doğrultusunda neden yaklaşıyorsunuz? Önce bi ''Hatem'' ifadesinin ne olduğunu öğrenin ondan sonra... Tasavvufta kemale erenlerin velayetini sen bi yaz bakalım nasıl açıklıyorsunuz bunları... Tasavvufta herkes meşrep meşreptir. Kimisi Hazreti Musa'nın velayeti, kalbi üzerinden Rasulullah'a (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) erişir, kimisi Hazreti İbrahim, kimisi Hazreti İsa... Hatem-ul Veli, ifşaatlara göre, direkt Rasulullah Efendimiz'in kalbi üzerinden velayete erecek kişidir tamam buna itiraz ediyor muyuz? Kardeşim bu zamana kadar gelen velilerin büyük kısmı zaten diğer peygamberlerin kalbi, velayeti üzerinden Efendimize'e eriştirler. (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) Ortada velilik makamının son bulması diye bir kesinlik yok. Yetmiş ifşaat diyorsun bunların onda birinde ancak Hatem ifadesi geçiyordur, ve Hakim et-Tirmizi'den evvel kimse bunu söylemiş değil... Muhyiddin-i Arabi Hazretleri'nin bahsettiği diğer hatemleri de yazın... Hemi Hakim et-Tirmizi'nin eserini şerh eden ve ondan nakilley yapan veliler var diyor, ifşaatlarını veriyorsunuz (sözde) ekleyin kardeşim ibn-i Arabi'nin saydığı hatemleri... |
|||||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||||
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 06.03.2007
Mesajlar: 487
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
|
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
|
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 8.448
Teşekkür etti: 348
378 Teşekkür 202 Mesaja aldı
|
Hatemül velaye hatemül hilafet HZ İSa(a.s) Hatemennübüvve ile peygamberlik bitmiştir. Hatemülvelaye ile kutbul irşad veli nihayete erecektir.Bu şu anlama geliyor.İrşad makamında ki veli gelmeyecek.Yoksa veli gelecek ama kendi çapında.İrşad makamında veli gelmeyecek.Burası karıştırılmasın. Hatemül hilafet Hz Mehdi ile sona erecektir. Hz İSa'nın nuzulünden sonra da kıyamet kopacaktır. Şimdi Atalay kardeş hiç veli gelmeyecek demedi.İrşad makamından sorumlu vekli gelmeyecek dedi. Önyargı ile baktığın için öyle algılıyorsun. Hiç bir velinin beyanlarının çarpıtıldığı yoktur.Takmışsın Abdulkadiri Geylaninin mektubunun nasıl çarpıtıldığı lafına.Neresini çarpıtmışız anlayamadık.abdulkadiri geylani orada irşad makamından sorumlu velinin özelliklerini sayıyor.O mektupda oraya o şekilde alındı. Muhyiddin-i Arabi hatemleri saymış demişsin ne hatemi saymış onu da bilemedik sen öğret bakalım. Gelelim hadis meselesine mürsel hadis nedir biliyor musun? O hadisin ravilerinden birinin 100 yıldan fazla yaşadığını biliyor musun? Velilerin hepsi ittifakla hatemül velayenin ahirzamanda gelecek bir velinin olduğunu ittifakla kabul etmişlerdir. Muhyiddini Arabi beyanlarında Türke indirileceğinden tutta arapça bilmediğinden ama arap soyundan geleceğini beyan etmiştir. Bu beyanların hangi biri çarpıtılmıştır? Şimdi sana buraya Cevahirullah 1-2 kopyalamamı isteme. O kitapları oku.Okumadığın sürece burda boş laf etmekten başka bir şey yapmış olmayız. Ömer Öngüt hatemül evliyadır.Seni inandırmak zorunda değiliz.İster inanırsın, ister inanmazsın.Çünkü ona inanan kişinin az buğzedenin ise çok olacağı yine veliler tarafından bildirildi. Gelelim tekfir meselesine.Sen bizi tekfir etmeye çok meraklı görüyorsun.Sanki biz keyfimizden tekfir ediyoruz.Tekfir ettiğimiz cemaatler bellidir.Onlar hakkında kitap yazılmıştır.Menzil gurubunu tekfir etmedik.Sadece yavaş yavaş dünyaya meylettiklerini anlatıyoruz. Tekfir konusunda sana bir cümle "“Yahudi ve hıristiyanları kınayan ve azarlayan âyetler ya Muhammed A.S döneminde yaşayan ya da kendi peygamberleri döneminde yaşayan bazı yahudi ve hıristiyanlar hakkındadır.” Cümlesini söyleyen bir kimsenin hükmü nedir?
__________________
|
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
![]() Üyelik tarihi: 17.04.2007
Mesajlar: 141
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Gavs-ı Geylani'nin mektubunun tamamını verin.
Kutb-ul İrşad'ın olduğu dönemde İrşad eden veliler ondan alıp müridlerine verirler. Bizim karşı çıktığımız nokta, bu zamanda Kutb-ul İrşad var ise, bu demek değil ki şeyhlerin hepsi sahtekardır... Biz bu noktada sizlerle anlaşamıyoruz. Hatta ben ifadelerimde Miftah-ul Kulub'de geçen ifadeye istinaden dedim ki, her zamanda bir kaç Kâmil Mürşid bulunur fakat mürşid çoktur, postnişin çoktur (Şeyh) bunlar manevi neseb yani silsileden gelen nispetle irşad ederler dedim... Tasavvufta her farz-ı ayn'dır demişlerdir âlimler, makamını daha büyük mütalaa ettiğin bir mürşide bağlanman senin terbiyen açısından daha evladır demişlerdir. Farz-ı Ayn olduğu hususunda ittifak yoktur... Hatta Meşayıh'tan bâzıları, bir mürşidin makamının, kendi mürşidinin makamından büyük olduğunu anlayıp da yine kendi mürşidinin hizmetine devam eden kimselerin manevi terbiyesini daha kolay tamamlayacağını ifade etmişlerdir. Bu bilgiler doğrultusunda baktığınız zaman, sizler Şeyhlere laf edemezsiniz. Hate-ul Veli'ye intisap eden kurtuldu, diğerlerinin işi bitti diyemezsiniz. Bunun yanında, ahir zamanda sahte şeyhler pek fazla türeyecek diye, her önünze gelen şeyh hakkında ileri geri konuşamazsınız. Sizlerle ayrıldığımız nokta bu. Mürşidinizi Medar Kutbu, İrşad Kutbu, Hatem ne olarak görürseniz görün bu kimseyi ilgilendirmez fakat başkalarına müdahil olmayın... |
|
|
|
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 06.03.2007
Mesajlar: 487
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Kardeş Allah razı olsun. irşad yapacak veliden bahsediyoruz adam hep ayrı telden çalıyor.
yahu Hz.Alinin Peygamber Efendimizin dilinden belirttiği iki hadisi o kadar açıkki evliyatullaha bile laf bırakmıyor. Biz diyoruz ki Hatemül velayeden başka irşad yapacak yoktur. evliyayı gösterdik. hata yapmış imasında laflar etmeye başladı. Biri evliyatullahın hakimi diğeri kendisinin daha ne olduğunu bilmiyor. Daha sonra keşif meşif lafları etti 70 evliyatullahın beyanları var dedik sonuç malum. Şu soruları sordum cevapta alamadım. 1-Alim kimdir. 2-şeyh kimdir. bu makamı nerede ve ne zaman alır. adam icazet almakla şeyh olunacağını zannediyor. Abdülkadir geylani ks hz daha doğduğunda onun evliya olduğunu anladılar. Ama icazet 20-30 sene sonra aldı.Şimdi almadan önce evliya değilmiydi. Bunlar Allahın kendisi için yarattığı kullardan daha haberleri yok. isterse icazet almasınlar Allahu Teala sevip seçmişse kendine kim ne diyebilir kim itiraz edebilir. Efendi Hz kafayı takmışlar. Mubareğin okuma yazması dışında hiçbiryerden ilim tahsil etmediği halde nasıl olduda 1997 yılında Hz.Muhammedi anlatan dünya birincisi ödülünü aldı birileri açıklasa bari. Şu anda bu kitap Pakistanda temel ders kitabı olarak okutulmaktadır. |
|
|
|
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 06.03.2007
Mesajlar: 487
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
bakalım bunuda inkar edecekler mi
Sultan Bahaeddin Veled -kuddise sırruh- Hazretleri’nin; "Onun tevâzusu bütün peygamberlerden fazla olduğundan, yerinde olarak ona ‘Hâtemü’l-evliyâ’ denilir... Bu yüzdendir ki Musâ Aleyhisselâm; ‘Yâ Rabb’i! Beni Muhammed’in ümmetinden kıl’ buyurmuştur." ("Ma‘ârif", s. 143) Ulü’l-Azm Peygamberlerin "Hâtemü’l-Velâye" Mertebesi’nde Gördükleri Kimsenin Durumu: "Tezkiretü’l-Evliyâ"da nakledildiğine göre; Bâyezîd-i Bestâmî -kuddise sırruh- Hazretleri yalnız velîlerin değil, peygamberlerin bile gıpta ettiği bir mertebe olan "Hâtemü’l-velâye" mertebesine vâris olan zâtın, ayakları yerin dibinde olduğu hâlde başı "A‘lâ-yı İlliyyîn"i aşan bir kimse olduğuna işaret etmiş; bâzı "Ulü’l-azm" peygamberlerin ise bu iki mesâfe arasında kalmaları nedeniyle, kendilerini ümmet-i Muhammed’e dahil edip bu makama eriştirmesi için Allah-u Teâlâ’ya duâda bulunduklarını haber vermiştir: "Ibrâhim, Mûsâ ve İsâ -aleyhimüsselâm-ın: ‘Allah’ım! Bizi Muhammed’in ümmetinden kıl!’ dedikleri rivâyet edilir. Sen zannediyor musun ki, onlar azıcık bir riyâset elde etmek uğrunda Hakk’ın huzûrunda rüsvay olmayı arzu ettiler? Hâşâ ve kellâ!.. Bilâkis onlar bu ümmet içinde öyle şahsiyetler görmüşlerdir ki, bunların ayakları yerin dibinde olduğu hâlde başları A‘lâ-yı İlliyyîn’i aşmış ve onlar da bu arada kaybolup gitmişlerdir." (Ferîdüddîn Attâr, "Tezkiretü’l-Evliyâ", s. 226) • Hazret’in hususiyetle İbrahim, Musâ ve İsâ Aleyhisselâm gibi "Ulü’l-azm" peygamberleri zikretmesi, "Hâtemü’l-evliyâ" olan zâta ihsan buyurulan makamın büyüklüğünü ve erişilmezliğini gözler önüne serdiği gibi; diğer peygamberlerin de bu has mertebeyi Allah-u Teâlâ’dan niyâz ettiklerini göstermektedir. Zîrâ ulü’l-azm peygamberlerin durumu böyle olursa, onlardan aşağıda bulunan diğer peygamberlerin durumu acaba nedir? Bâyezîd-i Bestâmî -kuddise sırruh- Hazretleri’nin bu sözü, İmâm-ı Rabbânî -kuddise sırruh- Hazretleri’nin "İrşad kutbu" olan Hâtemü’l-evliyâ hakkındaki; "Onun nûru yerin dibinden arşa kadar uzanır!" şeklindeki beyânının(1) ve Abdülkâdir-i Geylânî -kuddise sırruh- Hazretleri’nin; "Selvi dalları gibi yücelere çıkar, Arş onu kucaklar; kökü zemin derinliğinde saklıdır." ifşaatının(2) bir nevî şerhi ve izâhı mâhiyetindedir. (1) "Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî", 260. Mektup. (2) "Fethu’r-Rabbânî", 5. Meclis. Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî -kuddise sırruh- Hazretleri "Ankâ'-i Mugrib fî Ma'rifeti Hatmü'l-Evliyâ" adlı eserinde; Hâtemü'l-evliyâ'nın Hazret-i Mehdî ya da İsâ Aleyhisselâm olduğunu zannedenlerin, veya bu iki zâttan başka Hâtemü'l-evliyâ bulunmadığını iddiâ edenlerin, bu taassuba nefislerinin hastalıkları nedeniyle saplandıklarına dikkati çekerek; bu hususta avâm kimselerin boş iddiâlarına değil, ancak keskin görüş ve basîret ehli velîlerin sözlerine itibâr etmek gerektiğini haber vermiştir: "Bil ki Allah-u Teâlâ, kendisine tâbi olunan en büyük imamı; velâyet bayrağının ve mühürünün taşıyıcısı, cemaatin ve hikmet ehlinin öncüsü olan bu kerem sahibi 'Hatm'i zikretmiş; Azîz Kitab'ının pek çok yerinde ondan haber vererek, bir ayırım ortaya koymak için, onun mertebesiyle ilgili olarak tembihte bulunmuştur. İmam Mehdî, kendisine tâbî olunan bir imam olduğu vakit, Peygamber Aleyhisselâm'ın ehl-i beyt'ine mensup olacaktır. İşi duyanlar kimi zaman (onu), onun sıfatı üzere bir şahsa benzetirler ve ondan dolayı onun kim olduğunu karıştırırlar. 'İsâ Aleyhisselâm'a gelince; onun alâmetleri husûsunda ise herhangi bir ortaklık ortaya konulmaz. Zîrâ onun bir peygamber olduğunda hiçbir şüphe ve karışıklık yoktur. 'Hatm' ve 'Mehdî' ortaya konulduğu vakit, kimi zaman her iki velînin ikisinin birden karıştırıldığı vâki' olur ve nefsin hastalıkları nedeniyle bir taassup husûle gelir. Zira bu büyük işle ilgili olan şeyleri haber verebilmek, ancak keskin görüş ve basîret ehli olan için geçerlidir. Avâm'a gelince; onların sözü bizimkiyle bir değildir. Dolayısıyla onların parçaları birleştirip genişletmeleri mümkün de değildir." ("Ankâ'-i Mugrib fî Ma'rifeti Hatmü'l-Evliyâ' ve Şemsü'l-Mağrib", s. 72 bas.: Mısır, 1954) kalbin hasta olduğunu söylüyor. banada laf düşmez |
|
|
|