| Allahü teâlâ, çok duâ edenleri sever
Yakûb bin Seyyid Alî hazretleri, Şir’a-tül-islâm şerhinde buyuruyor ki:
“Duâ ihtiyâcı gideren, saâdete kavuşturan kapının anahtarıdır. Bu anahtarın dişleri, helâl lokmadır. Duâ ederken, kalb uyanık olmalı, kabûl edileceğine inanmalıdır. Söylediğinden haberi olmayan gâfilin duâsı kabûl olmaz. Duânın kabûlü için acele etmemelidir. Duâya devâm etmeli, usanmamalıdır. Allahü teâlâ, duâ etmeyi ve duâ edeni sever. Kabûl ettiği hâlde, istenileni vermeyi geciktirerek, duânın ve sevâbının çok olmasını ister. Duâyı, hiç olmazsa, yedi kerre tekrâr etmelidir. Râhat ve huzûr zamânlarında çok duâ edenin, dert ve belâ zamânlarındaki duâları çabuk kabûl olur. Duâya başlarken, Allahü teâlâya hamd ve Resûlullaha salât ve selâm söylemelidir. Resûlullah efendimiz duâya başlarken;
(Sübhâne Rabbiyel aliyyil a’lel-Vehhâb) derdi.
Duâdan önce tövbe, istiğfâr etmeli, sonra bütün mü’minlerin sıhhat ve selâmetleri için duâ etmeli, her dileğini söyleyip, vermesini cân ve gönülden istemelidir. Kalbine gelen hayırlı şeyi istemeli, söylediğinin manâsını öğrenmelidir. Duâ, bir temennî olmamalı, istediği şeye kavuşturacak sebeplere yapışmalıdır. Sebeblere yapışmadan yapılan duâ, kabûl olmaz. Hadîs-i şerîfte;
(Çalışmadan duâ eden, silâhsız harbe giden gibidir) buyuruldu.
Sâlihleri vesîle etmelidir...
Abdest alıp, diz üstüne, kıbleye karşı oturup, elleri göğüs hizâsında ileri uzatıp, avuçları semâya karşı açıp, Peygamberleri ve evliyâyı vesile ederek, Onların hâtırı ve hürmetleri için istemeli, sonunda Âmîn demelidir.”
Hısn-ül-hasîn’de duâ âdâbını anlatırken;
“Duânın kabûl olması için, Peygamberleri ve sâlih kulları vesîle etmelidir. Buhârî’deki hadîs-i şerîfte böyle bildirildi” buyurulmaktadır.
Netice olarak, duânın kabul olabilmesi için, ağıza da, mideye de dikkat etmek lâzımdır. Ayrıca, Allahü teâlânın sevdiklerini vesile ederek duâ etmelidir. Alî Râmîtenî hazretlerinin buyurduğu gibi:
“Günâh işlememiş bir dil ile duâ ediniz ki, kabûl olsun!”
|