| sadakat
Üyelik tarihi: 10.07.2005 Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
| Iman Ile Amel Arasindaki Münasebet IMAN ILE AMEL ARASINDAKI MÜNASEBET Ehl-i Sünnet'in müctehid imamlari; imanin bir bütün oldugu hususunda ittifak etmislerdir. Iman, amelden bir cüz degildir. Imam-i Azam Ebû Hanife "El Vasiyye" isimli eserinde: "Sonra amel imandan, iman da amelden baskadir. Çünkü çogu zaman mü'minden amel yapma mükellefiyeti kalkabilir. Amel kalktigi zaman, iman da kalkar denilmesi caiz degildir. Zira hayiz halindeki bir kadindan; o hal içerisinde iken, namaz kalkar. Böyle bir kadin için iman da kendisinden kalkar diyemeyiz. Yahut kendisine imani da terketmesi emredilir denilemez. Yine fakire zekat yoktur denilir, fakat fakire iman gerekli degildir denilemez. Eger iman amelden bir parça olsaydi, amelin düstügü hallerde imanin da düsmesi gerekirdi. Halbuki durum böyle degildir"(34) diyerek, bu inceligi ifade etmistir. 117 Kur'an-i Kerim'de: "Kim Allah'a iman eder ve salih ameller (ve hareketler) de bulunursa (Allah) onu altlarindan irmaklar akan cennetlere koyar"(35) buyurulmaktadir. Burada Allahû Teâla (cc) imani amelden ayirmis ve insana amelden ayri olarak mü'min demistir. Ayrica Ayet-i Kerime'de "Salih amel isleyen" cümlesi, "Iman eden" cümlesine atfedilmistir. Arapça gramerinde; ancak ayri manada olan seyler birbirine atfedilir. Binaenaleyh ayette geçen imandan maksad, kalb ile tasdiktir. Bundan baska amelin imana dahil oldugu kabul edildigi takdirde, amelle ilgili hükümlerde oldugu gibi, iman esaslarinda da neshin caiz olmasi gerekirdi. Oysa imanla ilgili konularda böyle bir seyin sözkonusu edilmesi imkansizdir. Bu da gösteriyor ki, iman ile amel ayri ayri seylerdir.(36) 118 Ancak herhangi bir amelin makbul olabilmesi için iman sarttir. Nitekim Kur'an-i Kerim'de: "Kim bir mü'min olarak iyi ve güzel amellerde bulunursa o ne artirilmasindan, ne eksiltilmesinden endise etmez"(37) buyurulmustur. Bu Ayet-i Kerime'de, amelin makbul olabilmesi için imanin sart oldugu belirtilmistir. Mesrutun (yani amelin) sartta (yani imanda) olamiyacagi asikardir. O halde iman ve amel ayri ayri seylerdir. 119 Imam-i Maturidi: "Günah isleyenler günahlari sebebiyle imandan çikmazlar. Çünkü haber-i mütevatirle sabit olan husus, büyük günahlarin bagislanma ihtimalinin bulundugudur. Büyügü bagislaninca, küçügünün bagislanma ihtimali daha evladir"(38) hükmünü zikrediyor. Aliyyü'l Kari: "Ne kadar büyük olursa olsun, helal olduguna inanmadikça hiçbir müslümani, isledigi herhangi bir günah sebebiyle tekfir etmeyiz"(39) demektedir. Bütün bunlar, iman ile amelin ayri ayri seyler oldugunu göstermektedir. 120 Iman kalb ile tasdik oldugu için; hakikati ve mahiyeti fazlalik veya noksanlik kabul etmez. Imam Ömer Nesefi: "Amel ve taatler esas itibariyla (günbegün, anbean) artis gösterir. Halbuki iman ne artar, ne de eksilir"(40) hükmünü zikreder. Surasi da unutulmamalidir ki; Allahû Teâla (cc)'ya kulluk ve salih amel hususunda ihlasli olan kimselerin imani kuvvetli, bu hususlarda laubalilik gösteren kimsenin imani zayif olur. Meselâ; mü'minlerden herhangi bir kimsenin imani Resûl-i Ekrem (sav)'in veya Hz. Ebu Bekir (ra)'in imani kadar tahkik ve yakin degildir.(41) Dolayisiylâ Ilme'l yakin, Ayne'l yakin ve Hakka'l yakin arasinda derece farklari mevcuddur. |
| |