Hakikatin altındaki taciz
Kanser hastası olan P.Y.'nin eşi, sekiz ay boyunca eşine yapılan tacizi anlattı: Öngüt eşimi özel hizmetine aldı. Bu tacizler önce sözlüydü ardından elle tacize başlamış. 13 yaşında bir kızla evlendikten sonra, eşimin büyü yaptığını iddia edip bizi cemaatten kovdu. Eşimin yaşadıklarını öğrendikten sonra cemaatten kovulmuş kişilerle görüştüm. Aynı şeyi yaşamışlar. Cemaat üyeleri Öngüt'ü peygamber olarak görüyor. Eşime, 'Sen peygamberimizi üzdün' diyorlar.

Türkiye'nin diğer İslami tarikat ve cemaatlerine karşı yürüttükleri sert muhalefetle tanınan Hakikatçiler cemaati, liderleri Ömer Öngüt'ün neden olduğu cinsel tacizlerle sarsılıyor. Hakikatçilerin şeyhi Ömer Öngüt, cemaatin merkezi Adapazarı'nda yaşıyor. Hakikat Vakfı adıyla örgütlenen cemaat; Öngüt'ün, Cemalettin Kaplan, Fethullah Gülen, Necmettin Erbakan, Süleymancılar, İsmailağa Cemaati ve Diyanet'e yönelik eleştiriler yönelttiği kitaplarıyla tanınıyor.
İslami hareketin önde gelen kentlerinden biri olan Sakarya'da son günlerde yaşayan ve yakalandığı kanser hastalığına karşın, ailesiyle birlikte onurlu bir yaşam mücadelesi veren P.Y. (42) bir tarikat gerçeğinin daha ortaya çıkması için hastalığına rağmen çaba harcıyor. Hastalığının geldiği nokta nedeniyle kimliğinin açıkça yazılmamasını isteyen P.Y., eşi aracılığıyla TEMPO'ya yaptığı açıklamalarla Hakikatçilerin şeyhi Ömer Öngüt'ün yüzündeki maskenin indirilmesine yardımcı oluyor.
Hakikatçilerin lideri Ömer Öngüt ile ilişkiniz nasıl kuruldu?
1983 yılında Hakikatçiler grubuna katıldık. Cemaatin çeşitli kademelerinde görev aldık. Canla başla, hiçbir maddi karşılık olmadan, manevi hizmet ordusunun bir üyesi anlayışıyla çalışmalarımıza devam ettik. Çalıştığım fabrikadan emekli olmamım ardından, yaklaşık altı ay boyunca, sürekli vakıfta kaldım. Bu sırada eşim de aynı istek ve arzuyla cemaatin kadınlarına hizmet ediyordu. Cemaate iki ayda bir Türkiye genelinden kadınlar gelir ve pazar günleri dini sohbet yapılır. Eşim, işte o kadınlara hizmet ederdi. Bu hizmeti canla başla yaptığı için kadınlar arasında sevildi. Kısa bir süre sonra eşim idarecilik görevine getirildi. Bu esnada eşimin özverili çalışmaları Ömer Öngüt'ün kulağına gitmiş. Ömer Öngüt, "Sen benim dairemin özel görevlisi olacaksın" emrini veriyor. Bu emirden sonra, ona hizmet eden diğer kadınlar uzaklaştırılıyor. Uzaklaştırınca, eşim tamamen o daireye hâkim oldu. Haftanın her günü sabah 08.00 akşam 18.00. Ben sabah 08.00'de işe giderken onu oraya bırakıyordum Akşam da 18.00'de alıp evime gidiyordum. Tam bir gönüllük aşkıyla hizmet ediyoruz. Bu hizmet esnasında Öngüt, bize çok mütevazı, dini bütün bir insan gibi gözüküyor.
O sıralarda mı gerçek yüzünü görmeye başladınız?
Evet. O, kendi dairesine çekildiği zaman başlıyor aileme sarkıntılık yapmaya. İlk önce bu, sözle başlıyor. Kendisinin ne derece erkek olduğunu, daha evvel yaşadığı kadınlarla ne gibi hikâyeleri olduğunu, fırsat buldukça onları nasıl taciz ettiğini anlatıyor. İlerleyen gülerde başlıyor elle tacize. Tabii bunu, eşim bana söyleyemiyor. Biz de efendimize çok bağlıyız, o nedenle kendisine inanmayacağımdan korkuyor. Bu süreç böyle sekiz ay devam ediyor.
Tüm bu sıkıntıları, taciz olaylarını eşiniz tek başına yaşıyor ve sorununu kimseyle paylaşamıyor...
Tek başına yaşıyor. Tam bu vakitlerde eşim rahatsızlandı. Ömer Öngüt, bizi İstanbul'a cemaate yakın bir doktora gönderdi. Tahliller neticesinde kanser olduğu ortaya çıktı. Biz tedaviyle ilgilendiğimiz sıralarda, Ömer Öngüt'ün Almanya'da yaşayan bir cemaat üyesinin 13 yaşındaki Ayşenur isimli kızıyla dini nikâhla evlendiğini duyduk. Hatta dini nikâhın şahitlerinden biri de benim ailemdendi. Bu esnada kadınlardan bir tanesi rüyasında Ömer Öngüt'e büyü yapıldığını gördüğünü ileri sürerek ortaya çıkıyor. Ömer Öngüt de, 13 yaşındaki eşinin kıskanıldığını, büyünün de eşim tarafından yapıldığını iddia ediyor. Bu nedenle, eşime artık yanına gelmemesini, kendisiyle işinin bittiğini söylüyor, yanından kovuyor.
Eşiniz, Ömer Öngüt tarafından uzun süre tacize uğradığını, kovulma olayı sonrası mı açıklayabildi?
Evet. Eşim, "Eğer büyü yaptıysam, sen
Allah dostusun ve ispat et" diyor. Öngüt köşeye sıkışınca, "Sen kafasına sıkılacak insansın, buradan git, bir daha da gelme" diye tehdit ediyor. Bu olayın ardından eşim bana, "Ben şimdi sana bir şey açıklayacağım. İster beni boşa, ister kov. Ben, uzun süre Ömer Öngüt tarafından taciz edildim. Benim sekiz ay ne çektiğimi bir
Allah bilir, bir de ben bilirim" itirafında bulundu. Hatta işi o kadar ileriye götürmüş ki, hastalığı bahane ederek bizi Mudanya'ya tatile götürdü. Orada, eşimi hasta olmasına rağmen sıkıştırıyor. "Bu akşam eşini uyut ve yanıma gel" diyor. Gece yatağına davet ediyor. Tabii eşim gitmeyince de suratı asılıyor.
Devamı Tempo'da
Haber: Okan Konuralp ....
atalay442 cevabina cok merak ediyorum dogrusu meydani bos görünce atip savuruyordun ...